Güncel Yazılar
https://www.paykasabozdurmaa.com/
bodrum escort
kuşadası escort
alanya escort

Güneyin Stratejik Bölgesi: Kuzey Afrika

Kara kıtanın kara bahtlı insanlarına dair kaleme aldığım birinci Afrika yazısının ardından, bu konuyu biraz daha derinleştirmeyi ve kıt’a hakkında birikimim ölçüsünde birkaç yazı daha kaleme almayı düşündüm. Afrika kıtası, yüzölçümü büyük bir kıta ve günümüzde Müslümanların da en çok yaşadığı yer; yeraltı kaynakları bakımından da oldukça zengin. 19.yy sanayileşmesi’nin getirdiği “kapital hırsızlık” kıtayı feci şekilde yağmalamıştır. Bir önceki yazımda Afrika hakkında genel bir tablo çizmeye çalıştım ve daha sonra da Afrika’yı bölgelere ayırarak incelemeye karar verdim.

İncelemeye çalışacağım ilk Afrika Bölgesi Kuzey Afrika; özgür ansiklopedi Vikipedia bölgeyi şu şekilde açıklamaktadır: “Afrika kıtasının kuzeyindeki bölgeye verilen isim. Bugün Kuzey Afrika’da Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Sudan devletleri bulunmaktadır. Bölgede Müslümanlar çoğunluktadır. Yaygın olarak kullanılan dil ise Arapça’dır. Kuzey Afrika’nın büyük bir kısmı 16. asırdan itibaren uzun yıllar Osmanlı Devletinin hâkimiyetinde kaldı. Trablusgarp Savaşı’ndan sonra İmzalanan Uşi Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Kuzey Afrika’daki son toprak parçasını kaybetti. Kuzey Afrika’da 19. asrın sonu ile 20. asrın başlarında Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya tarafından sömürge yönetimleri kuruldu. Bölgedeki ülkeler 2. Dünya Savaşından sonra bağımsızlıklarını kazandı.”

Avrupa, 19. yy’da başlattığı sömürü politikalarında iki şeye önem verdi: petrol ve su kaynakları. Daha çok “petrol savaşları” olarak nitelendirilen sanayileşme, su kaynaklarından bağımsız gelişme gösteremezdi şüphesiz. Keşfedilen yeni yollar ve okyanus bağlantıları sonucu bugün “ global” ve “evrensel” gibi sözcükleri kullanır olduk. Günümüzde Amerika ve Avrupa, Ortadoğu eksenli petrol savaşlarına neden olsa da, aslında bu emperyalist harbin coğrafyası daha da geniş. Pergelin bir ayağı Ortadoğu ‘da olsa da diğer ayağı “petrol ve su kaynakları” olan her yerde(Afrika, Güney Amerika, Asya ) geziyor. Söz konusu kıtada Amerika-Avrupa çekişmeleri de yaşanır oldu. Stratejik bir öneme de sahip olan Kuzey Afrika bölgesi Batı tarafından ziyaret edilen (!) bir coğrafya olmuştur ve ziyaretçiler gitmeye hiç de niyetli görünmüyor.

Öncelikle bölgedeki petrol noktalarını ve bazı şirketlerin varlığını inceleyelim: Kuzey Afrika’da Mısır’da Batı Çölü’nde, Libya’da Sirte Basili’nde, Cezayir’de ve Libya’da petrol yatakları bulunmaktadır. (Avrupa tarih boyunca bu petrol yatakları üzerinde sürdürdüğü sömürgeci emperyalist politikaları, günümüzde değişik bağlantılar ile sürdürmektedir.) En önemli petrol yataklarından birisi de Libya’dadır. 1985 yılında bu petrol yatakları üzerinde üretim yapan şirketlere baktığımız zaman Arabian Gulf Oil, AGIP, Aquitaine Libya, Bulgaria Oil, Coastal Libya, Deminex of Libya, Mobil Libya, Oasis Oil Co. of Libya, Occidental of Libya vb. şirketleri görmekteyiz. Cezayir’de bol miktarda petrol yatakları mevcuttur.* Çok daha fazla bilgiler Batı dünyası tarafından keşfedildiğinde, teknoloji ve daha fazla ilerleme (!) için her şey mübah oldu ve Batı, Afrika ‘nın sırtına basarak yükseldi.

“Avrupa bu stratejik kıtayı keşfetmiş ve derhal nimetlerinden yararlanmaya başlamış ancak bölge genelindeki ülkeler bu nimetlerinden farkında değil mi?” sorusu zihnimizi işgal ediyor. Cevap teşkil etmesi bakımından birkaç hususa değinmekte fayda var. Sömürü devletleri, Afrika kıtasına, kendilerine daha yakın olan kuzey ülkelerinden giriş yaptıklarında kendi dil, örf ve eğitimlerini de Kuzey Afrika ülkelerine empoze ettiler. Arapça olan lisan değiştirildi ve Fransızca konuşulur oldu. Okullardaki müfredat Batı endeksli yapılmaya başlandı. Kuzey Afrika diğer Afrika ülkelerine göre refah seviyesi daha yüksek; bu yüzden de açlık ve susuzluk problemleri yok. Kültürel emperyalizmin etkisinin çok yoğun görüldüğü bölgede asimile edilmeye çalışılan bir halk ve tarihlerini bilmeyen gençler yetişmektedir. Bu da bilinçsiz bir toplumun varlığını oluşturmaktadır. Öte yandan Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Sudan gibi Kuzey Afrika ülkelerinde kasıtlı olarak oluşturulan siyasi buhranlar ve diktatör rejimler de bölge gelişimini olumsuz etkilemektedir. Henüz genç sayılan Afrika ülkeleri “ böl, parçala, yut” mantığının kurbanı olmuştur.

Türkiye de, güneyinde yer alan ve birliktelikleri tarihi bir sürece dayanan kıta ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Son birkaç yıldaki olumlu gelişmeler diğer Afrika ülkeleri için de umut taşımaktadır. Türkiye ile Fas arasındaki serbest ticaret anlaşması, 27 Ocak 2004!te Ankara’da imzalandı. Devlet Bakanı Tüzmen: “Bu, Türkiye’nin bir Afrika ve Arap ülkesi ile imzaladığı ilk serbest ticaret anlaşmasıdır ” dedi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi ile Türkiye, Fas’tan sanayi ürünleri ithalatında gümrük vergilerini kaldırdı. Bakan Abdullah Gül’ün bu yılki Tunus ziyaretinin ardından 18 Mart tarihli yazısında Fehmi Koru konuya dair şu bilgileri veriyor: “Geçmişte, Osmanlı döneminde, donanması ve yönetici sınıfıyla belli ettiği varlığını, Türkiye, bugünün dünyasında, işadamları ve kültür adamlarıyla sağlıyor. Kahire Havaalanı’nı yenileme projesini hızla gerçekleştiren TAV firması Tunus’taki Enfidha Havaalanı’nın yapımına da talip; ön elemeyi geçen firma ihaleyi üstlenmeyi başarabilirse, Türkiye’nin Tunus’la ilişkilerine başka bir boyut daha eklenecek.”

Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Alpha Oumar Konare, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak 21–22 Kasım 2005 tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etmiş, resmi ziyaretini takiben, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) isimli düşünce kuruluşu tarafından 23–24 Kasım 2005 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 1. Uluslararası Türk- Afrika Kongresi’ne katılmıştır. Türkiye-Afrika ilişkilerine değinen Konare, geleceğe dair olumlu bakıyor: “Türkiye, çok boyutlu dış politikası çerçevesinde Afrika ülkeleriyle siyasi, ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel alanlardaki ilişkilerinin geliştirilmesine büyük önem atfetmektedir. Günümüzde, kıta genelinde bulunan 12 büyükelçiliğimiz ve 20’yi aşkın fahri başkonsolosluğumuz ile ilişkilerimizin derinlik kazanması yönünde çalışmalar artarak sürmektedir. Afrika’ya açılım politikamız neticesinde, kıta ülkelerine yatırım yapan işadamlarımızın sayısında önemli bir artış olmuştur. Ayrıca, çeşitli Afrika ülkelerinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarımız da mevcuttur.”

Köşe yazısı hacmi, Afrika eksenli bir yazı için yeterli değil. Yine de bihaber kalmada ısrarlı davrandığımız kıtayı daha yakından tanımak için yeni açılımlar kazandırdığım temennisini taşıyorum. Kara bahtlı kara tenli insanların coğrafyasına ilişkin bilgilere bir sonraki yazımda da değinmeye çalışacağım. Hacim yeterli kalmıyor belki ama ne demişler: “Damlaya damlaya göl olur…”

(*) türksolu dergisinden alınmıştır.

15 Haziran 2007

Yazar: Ayşenur Bulut

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

The League of Arab Societies

It’s high time for a new Arab League — one that reflects and supports the …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

https://www.paykasabozdurmaa.com/