kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
Günümüz Avrasya Ekonomilerine Stratejik Bakış | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Günümüz Avrasya Ekonomilerine Stratejik Bakış

Avrasya; Orta Asya, Kafkasya, Karadeniz, Balkanlar ve Akdeniz’i kapsayan geniş bir coğrafyayı temsil etmektedir. Bununla birlikte, Avrasya coğrafyasının sınırlarının tam olarak ne olduğunun hala tartışıldığını da ifade etmek gerekir. Tarih boyunca bu bölgenin sahip olduğu ayrıcalıklar, stratejik konumu, ekonomik potansiyeli ve mevcut kaynakları bölgeyi dünyanın jeopolitik ekseni haline getirmiştir. Çoğu zaman Hem Doğu’nun hem de Batı’nın potansiyel tehlike olarak gördüğü ve bu anlamda ortak kaderi paylaşan Rusya ve Türkiye bölgenin en önemli aktörleridir. Her iki ülkede bu bölgede ayrıcalıklı stratejik öneme sahip kilit ülke konumundadır. Rusya için Avrasya coğrafi olmanın dışında ideolojik bir kavramdır. Rusya bölgedeki etkin gücünü her zaman muhafaza etmek amacındadır. Türkiye ise, Avrupa ve Asya’da bir bağlantı noktası olmanın yanında Karadeniz’de istikrarı sağlamakta, Rusya ve Kafkaslarda denge unsuru oluşturmakta, Akdeniz’e geçişi elinde bulundurmakta ve bütün bunların ötesinde bölgede demokratik yönetimi ve liberal ekonomisi ile bir model oluşturmaktadır. Türkiye’nin AB’ne yakınlığı ve güvenlik sağlama ve koruma gücüne sahip olması da bölgedeki özel konumunu belirleyen önemi faktörlerdendir. Türkiye bu anlamda geliştireceği stratejilerle tüm Avrasya bölgesinde istikrarı sağlayacak, güvenlik risklerini azaltacak ve işbirliği ile oluşacak ekonomik gücü yönetebilecek liderlik ve yönetim birikimine ve potansiyeline sahiptir. Sosyalist sistemden sonra liberal sisteme geçişte, “geçiş ekonomileri” olarak adlandırılan ve piyasa mekanizmasına uyum sağlamaya çalışan bölge ülkeleri için Türkiye serbest piyasa ekonomisini uygulayan bir model olmuştur. Hem geçiş sürecinin başarısında, hem de ikili ilişkilerin geliştirilmesinde Türkiye tarafından verilen desteklerin ve işbirliğinin olumlu sonuçları açık bir şekilde görülmüştür.

Özel bir konuma sahip olan bu bölgeyi Doğu’nun ve Batı’nın tarih boyunca önemsemesinin en önemli nedenlerinden birisi zengin enerji ve petrol kaynaklarının bulunmasıdır. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla Yeni Dünya Düzeni’nin ilan edildiği doksanlı yıllarda, dünyada enerji ve petrol kaynaklarının el değiştirmesi ve yeniden paylaşım mücadelesi yaşanmıştır. Bunun gerçekleştiği alan Avrasya bölgesidir. Yeni dünya düzeni ve yeni coğrafya yeni hedeflerin belirlenmesini de zorunlu kılmıştır. Türkiye burada mevcut petrol ve doğal gazın uluslararası pazarlara ulaşması ve diğer ticari ilişkiler açısından Avrasya ülkelerinin Orta Doğu, Afrika ve Avrupa ile bağlarını sağlayan ekonomik köprüsü görevini üstlenmektedir. Türkiye’nin hem Avrupa, hem de Asya ile kültürel, tarihi ve ekonomik bağları olan bir ülke olarak bu gelişmeler karşısında yeni hedefler belirleyerek stratejiler
oluşturması kaçınılmazdır. Bu anlamda Türkiye’nin çift kültürlü ve kimlikli olma özelliği ve avantajı iyi değerlendirilmelidir.

Malların, hizmetlerin, sermayenin ve bilginin serbest dolaşımının sözkonusu olduğu yeni dünya düzeninde küreselleşme denilen olgu dünya ticaretindeki ilişkilerin ve rekabetin anlamını ve boyutlarını değiştirmiştir. Küreselleşmeyi ortaya çıkaran ve belirleyen artık ülkelerin politikaları değil uluslararası firmalardır. Mallar ve hizmetler ile sermayenin, sınırları aşarak dolaşımı yeni ekonominin yetirdiği olanaklarla inanılmaz bir süratle gerçekleşmekte ve tüm dünya coğrafyasına yayılmaktadır. Bu durum ülkelerin globalleşmeye uyumunun yanında firmaların uluslararasılaşmasını ve bu gelişime uyum sağlamasını gerekli kılmaktadır. Artık ülke politikaları sadece firmalar için politik ve hukuki altyapıyı oluşturan bir fonksiyon görmekte ve ortak hedefler çerçevesinde ekonomik işbirliklerinin
kurumsallaşmasını belirlemektedir. Son yıllarda yaşanan krizlerin boyutlarının ülke sınırları dışına çıkması, sistemik risk etkisi ile bütün dünyaya yayılmasını hükümet politikalarının engelleyememesinin nedeni de bu akımın ülkelerin kontrolleri dışına çıkmış olmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle yabancı sermayenin el değiştirmesinin kontrol edilememesi bu krizlerin en önemli sebepleri arasında gösterilmektedir. Bu düzende ülkeler rekabet güçlerini arttırmak için küreselleşmenin getirdiği olanaklara açık olmak, fakat yaratacağı sorunlara karşı da hazırlıklı ve dayanıklı olmak durumundadır. Başka bir ifade ile, global rekabet ortamının fırsatları yanısıra kayıpları ile de ülkeleri tehdit ettiği gözardı edilmemelidir.

Bu anlamda, globalleşen ekonomik düzenin özellikle gelişmekte olan ekonomileri hem zorlayan hem de sürükleyen bir rolü vardır. Gelişmekte olan ülkelerdeki sektörler ve uluslararası firmalar hem hızla gelişebilecekleri bir ortam bulmakta, hem de bu dünya pazarında rekabet üstünlüğü sağlamak zorunda kalmaları nedeniyle ciddi olarak bocalamaktadırlar. Avrasya ülkeleri için de durum çok farklı değildir. Bu ülkelerin en büyük avantajı sosyalist sistem sonrasında serbest piyasa ekonomisine geçişte zengin doğal kaynaklara ve önemli bir potansiyele sahip olmalarıdır. Bu potansiyelin doğru değerlendirilmesi ve ülke ekonomilerinin rekabet güçlerinin arttırılması için ittifakların oluşturulması arayışları son derece doğal ve gereklidir. Bölge ülkeleri kendi iç dinamiklerinin farkında olmalı fakat oluşturacakları ortak ticari stratejilerle yeni ekonomik düzende yerlerini de almalıdır. Güçlü AB ekonomisi Avrasya ve Orta Doğu pazarına girerek bu bölgelerde etkinlik sağlamayı hedeflemektedir. Bu hedefe ulaşmak için ise, her üç bölgenin kilit ülkesi durumundaki Türkiye stratejik önem taşımaktadır. Öte yandan, Avrupa Türk Dünyasıve Asya’ya ulaşmada ABD’yi bir tehlike olarak görmektedir. Bu düzende Türkiye oluşturacağı stratejilerde çeşitli avantajlara sahip olduğu kadar, karşısına alacağı bazı Orta Doğu ve Arap ülkeleri nedeniyle tehditlere maruz kalacağını da hesaba katmalıdır.

Bugün Avrasya ülkelerinin kendilerine soracağı soru şu olmalıdır: Dünyadaki yeni ekonomik düzende yerimiz nedir ve ne olmalıdır? Rekabet gücümüzü artırmak için ne yapmalıyız? Bu sorunun yanıtı, ülkelerin bireysel avantajları ile yeterli bir güce sahip olamayacakları, bölgesel işbirlikleri ile dünya ekonomisinde bir yer edinmek zorunda olduklarıdır. Zira yeni ekonomik düzende kendine yer edinemeyen ülkelerin rekabet açısından çok fazla şansları yoktur. Bunun varlığına baktığımızda bazı gerçeklerle yüzleşiyoruz. Avrasya ülkelerinin çok önemli ekonomik potansiyelleri ve dünya pazarlarında rekabet güçleri olmasına karşılık bireysel çabaların zayıflığı ve bu konudaki altyapının yetersizliği bu varlığın ortaya çıkarılmasını engellemekte ve ekonomik anlamda da gerekli geri dönüş sağlanamamaktadır. Bilindiği gibi, bölgeye yönelik politikaların temel çıkarı petrol ve doğalgaz üzerine yoğunlaşmıştır. Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonrasında dünya enerji ve petrol kaynaklarının paylaşım sahnesi Avrasya olmuştur. Zira dünya petrol kaynaklarının %67’si, doğalgazın ise %40’ı bu bölgede bulunmaktadır. Öte yandan, ekonomileri ve siyasi politikalarının petrol ve doğalgaza odaklanmış olması bölge ülkelerinin gerçek ekonomik kimliklerinin vepotansiyellerinin ortaya çıkarılamamasına ve değerlendirilememesine neden olmaktadır. Üstelik petrol ve doğalgazın üretimiyle ilgili Amerikan şirketleri büyük paya sahiptir.

Bölge ülkelerinin henüz tam istikrara sahip olmaması, kırılgan ekonomik yapısı, kötü yönetilmeleri gerek içeride gerekse dışarıda oluşan krizlere karşı da son derece savunmasız kalmalarına sebep olmaktadır. Orta Asya Cumhuriyetlerinin ekonomileri 1995 itibariyle iyileşmeye başlamıştır. Ancak bu ekonomiler 1998 Rusya ekonomik krizinden olumsuz etkilenmiş ve bölge ülkelerinde GSMH yüzdelerinde %9’lar düzeyinde ciddi azalışlar görülmüştür.

Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından bu ülkelere yönelik ekonomik politikalar geliştiren ve ciddi gayret içinde olan Türkiye zaman içerisinde bu potansiyeli, planlı ve kurumsallaşan bir zeminde gerektiği gibi değerlendirememiştir. Başlangıçtan bu yana Türk Cumhuriyetleri ve diğer Avrasya ülkeleri arasında ekonomik ve ticari ilişkilerde farklı bir durum sözkonusudur.

Bağımsız Türk Cumhuriyetlerinde yatırımlar ve girişimler çok büyük ağırlıkla Türk girişimcilerinden gelmiş ve altyapı ve mevzuat eksikliği nedeniyle çoğu işler karşılıklı güvene dayalı ve çoğu zaman el yordamıyla yürütülmüştür. Bunun en önemli nedeni bu genç cumhuriyetlerin henüz gelişmiş bir kurumsal yapı, uygun mevzuat ve müteşebbis anlayışına sahip olmamasıdır. Şu an için amaç ekonomik ilişkilerin kurumsal ve organize bir zeminde geliştirilmesi ve ileriye dönük bölgesel bir kolektif güç oluşturulması olmalıdır. Bu ülkeler kendilerini doğal enerji kayaklarının üzerinde hesapların yapıldığı ve çatışmalara sürüklendiği ortamdan kurtarmalı ve olanaklarını potansiyellerini çok daha etkin kullanmalıdır. Avrupa ekonomik olarak rekabet için önemli bir güç iken şimdi önemli bir diğer ülke olan Çin faktörü ortaya çıkmıştır. Artık Avrasya ülkeleri de 2005 yılından sonraki beklenen yeni düzende Çin’le rekabete hazır olmak zorundadır. Bunun yolu öncelikle ülkelerin kendi içlerindeki ekonomik istikrarı sağlamaları ve ardından da uluslararası alanda rekabet güçlerini artırabilmek için ortak hedefleri olan ülkelerle bir ekonomik güç oluşturmalarıdır.

Türkiye jeostratejik önemi yanısıra kalifiye işgücü, zengin doğal kaynakları, teknolojiye uyumu, önemli girişimci potansiyeli, liberal ekonomisi ve sahip olduğu 70 milyonluk pazarı ile bölgenin öncüsü olma görevini yerine getirecek durumdadır. Şu an bölge ülkeleri ile işbirliği açısından mevcut potaniyelin çok az bir kısmının değerlendirildiği açıktır. Yıllar itibariyle gelişme gözlense de Dünya ülkeleri ile rekabet edebilmek, uluslararası entegrasyonlar ve bölgeselleşme süreçleri ile baş edebilmek için Avrasya ülkelerinin mevcut fırsatları değerlendirerek yaratacakları sinerji ile çok daha büyük güç kazanmaları olanaklıdır. Tüm dünyanın ilgisini çeken bir bölgede temel amaç potansiyeli somut projelere, yatırımlara ve kalıcı işbirliklerine dönüştürebilmektir. Bu hem ülkelerin refahlarının artmasına neden olacak hem de bölgede daha önemi bir stratejik güç oluşturularak diğer bölgeselleşme hareketleri ile rekabet edilebilecektir.

Türkiye’nin bölge ülkeleri ile son bir yıldaki ticaret hacmi 7 milyar dolardan 9 milyar dolara ulaşmıştır. Ancak iş hacminin mevcut potansiyelin yanında son derece düşük olduğu bir gerçektir. Gelişmiş ülkelerde dış ticaretin yarısı komşu ülkelerle gerçekleştirilirken bu oran Türkiye’de %6-7’yi geçmemektedir. Öte yandan, Türkiye’deki işletmelerin %98.5’i KOBİ ölçeğindedir. Bu nedenle, KOBİ’ler arasındaki işbirliği ortamının geliştirilmesine önem verilmesi ülkelere ticari ve ekonomik anlamda ciddi katkı sağlayacaktır. Her şeyden önce girişimcilerin önündeki engellerin kaldırılması, KOBİ’lere uygun finansman imkanları sağlamak, bölgedeki finans sektörünü güçlendirmek, yatırımlardaki bürokrasiyi azaltmak, bankacılık ve finans piyasalarında özel sektör ihtiyaçlarının karşılanmasını kolaylaştırmak için uygun düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Ticaret hacminin artırılması ve çeşitlendirilmesinin ortak yatırım çabalarlıyla güçlendirilmesi gerekir. Türkiye bu süreçte Avrasya ülkeleri yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik mevzuat, bankacılık, ulaştırma ve diğer hizmet sektörlerinde işbirliği ve iyileştirmeye yönelik somut adımlar atmış, işbirliklerini arttırmıştır.

Şu an sadece Türk Cumhuriyetlerinde faaliyet gösteren 2000’in üzerinde Türk firması bulunmaktadır. Firma sayısı itibariyle yabancı yatırımcılar arasında ilk sırayı alan Türkiye yatırımların büyüklüğü açısından aynı performansı gösterememiştir. 1992 yılından itibaren artarak süren ticari ilişkilerde Türkiye son dönemlerde ihracattan fazla ithalat yapar duruma gelmiştir. Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri’nden daha çok hammadde ithalatı yaptığı ve bu ülkelere mamul maddeler ihraç ettiği görülmektedir. Ticari ilişkilerin geliştirilmesi için önemli çabalar gösterilmiştir. T.C. Merkez Bankasının etkin muhabirlik ağları ile bankacılık konusundaki yetersizlikler ve problemler zaman içinde aşılmıştır. Üye ülkelerin menkul kıymet piyasaları arasında işbirliğini geliştirerek, bölgedeki uluslararası borsaların entegrasyonunu sağlamak amacıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası öncülüğünde 1995 yılında Avrasya Borsalar Federasyonu kurulmuştur. Türkiye, mali ve hukuki konularda verilen sürekli danışmanlık hizmetleri, odaların ve birliklerin işbirliği çabaları, küçük sanayii ve KOBİ’lerin geliştirilmesine yönelik destekler, sağlanan Eximbank kredileri ve ikili ticari ve ekonomik işbirliği anlaşmaları ile bu bölgede üzerine düşen görevi yerine getirmek için 90’ların başından itibaren ciddi çabalar içinde olmuştur. Bunların sonucunda önemli mesafe alınmıştır. Uzun vadede asıl arzulanan Avrasya ülkeleri arasında kurumsal zemine dayanan ve stratejik planlaması yapılmış kalıcı bir işbirliği oluşturulmasıdır. Ülkelerin karşılaştırmalı üstünlüleri, birbirini tamamlayan yönlerinin ve ortak hedeflerinin bulunduğu açıktır. “Avrasya Ekonomik İşbirliğinin” oluşumu, bu bölgede oluşturulacak bölgesel işbirliğinin kurumsal temelini oluşturarak, gelecekte bu bölgedeki ülkelerin rekabet gücünü artıracak ve bölgenin dünya ekonomisindeki rolünü belirleyecek girişimlerin başında gelmektedir.

Son dönemde buna yönelik somut bir adım olarak, Eylül 2003’de imzalanan ve Nisan 2004 tarihinde Rusya Federasyonu, Belarus, Ukrayna ve Kazakistan parlamentoları tarafından onaylanan anlaşma ile Bağımsız Devletler Topluluğu “Ortak Ekonomik Alan” (OEA) oluşturulmuştur. Bu oluşumun ekonomik amacı, üye ülkeler arasında gümrüklerin kaldırılması, mallar, hizmetler ve sermayenin serbest dolaşımının sağlanması olarak belirtilmiştir. Bazı kesimler tarafından bu oluşumun Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra kültürel ve ekonomik bağların tekrar kurulması ve Rusya’nın Avrasya bölgesindeki etkinliğinin arttırmasını amaçladığı ileri sürülmektedir. Bu oluşuma bütün bağımsız devletler topluluğu üyesi ülkelerin de sıcak baktığı bilinmektedir. OEA’nın AB örneğinde olduğu gibi Avrasya entegrasyonuna doğru kademli olarak gelişmesi beklenmektedir.

Bugün global anlamda ülkelerin gerçek gücü ekonomik, teknolojik, askeri ve kültürel anlamda üstünlüğe sahip olmakla ölçülmektedir. Dünya ticaretinde yaşanan büyük rekabet artık ortak hedefler için güçlerin birleştirilmesini ve ülkeler arasında işbirliklerini de zorunlu hale getirmiştir. Dünyada son yıllarda büyük firma birleşmeleri akımı da globalleşmenin getirdiği rekabet sonucu pazarda hakim ve lider olma amacını taşımakta ve bu stratejinin de başarılı olduğu görülmektedir. Zira, ülkeler arasında mevcut fırsatları değerlendirmek için ülkelerin kendi aralarında daha yakın ve kalıcı işbirlikleri oluşturma çabası içinde olmaları kaçınılmaz olduğu gibi, birbirlerini daha yakından ve hızla yeniden keşfetmeleri için daha fazla zaman kaybetmemek durumunda oldukları da açıktır. Uluslararası alanda ülkelerin gücünün ekonomisi ile ölçüldüğü günümüzde ilişkilerde artık ekonomi siyasetin önüne geçmiştir. Aynı bölgede yer alan, aynı hedeflere yönelmiş olan ve aynı kaderi paylaşan ülkeler işbirliği içerisinde daha büyük bir ekonomik güç haline geleceklerdir. Üstelik Bölge ülkeleri arasında kurulacak kurumsal işbirliğinin sadece ekonomik değil aynı zamanda stratejik olarak da büyük önem taşıdığı üzerinde birleşilen görüştür. Önemli olan bu aşamalı gerçekleşecek süreci istikrarlı ve sağlam bir zemine oturtmaktır. Bunun içinde bölge ülkelerinin ideolojik ve duygusal davranışları bir kenara bırakıp rasyonel hareket etmesi gerekmektedir.

Yazar: Gamze Güngörmüş Kona

Kaynak: Jeopolitik Hakemli Dergi, Yıl 4, Sayı 17, Haziran 2005

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Nationalism in Russia After Crimean Crisis

Becoming an arena of serious struggle for influence between great powers, Ukraine has been main …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle