ankara escort
Güncel Yazılar

Hizbullah Terör Örgütü Analizi

Hizbullah, 22 ayrı mezhebin bulunduğu Lübnan’da 1982 yılında örgütlenmeye başlayan 1985’te de resmi olarak kuruluşunu ilan eden hem askeri hem de siyasi kanada sahip radikal İran ve Suriye ile stratejik ve ideolojik olarak güçlü bağları olan bir örgüttür. Lübnan’da bir İslam devleti kurmak, ülkeyi İsrail işgalinden kurtarıp Batı emperyalizminden uzak tutmak örgütün ana amaçlarıdır. Örgüt, kurulduğu 1982 yılından beri yüzlerce eylem yapmış, binlerce insanın ölümüne yol açmıştır. Hizbullah, Washington’un “En Tehlikeli Terör Örgütleri” listesinde ilk sırada yer almasına rağmen Arap Dünyası ve Ortadoğu’da büyük kesimlerce kurtarıcı, koruyucu bir askeri güç, insanlara yardım eden bir sivil toplum kuruluşu olarak görülmektedir.

I- Şiilik ve Tarihsel Gelişimi

“Şia” sözcüğü Arapça bir kelimedir ve ‘yandaş’ anlamına gelmektedir. Şiilik de Şia kelimesinden türemiştir. “Şiatül Ali” yani Ali yandaşları anlamında kullanılmaktadır.

Şiilik, Hz. Muhammed’in 632’de halefini tayin etmeden ölmesi ile oluşmaya başlamıştır. 657 Sıffin Savaşı ise Şiiliğin net olarak ayrılmasının ilk aşamasını teşkil eder. Sıffin Savaşı ile mücadeleye girişen Hz. Ali ve Emevi ailesinden Muaviye, Emevi askerlerinin mızraklarının uçlarına Kur’an sayfaları asıp “ Bu konuda Allah karar versin” diye slogan atmaları üzerine hakem tayin etme yolunda anlaştılar. Bu hakem tayinini doğru bulmayan Ali taraftarlarının bir kısmı onu terk ettiler. Bunlar daha sonra dışta kalanlar anlamına gelen “Hariciler” olarak anılacaklardır.[1] Haricilere göre, Müslüman imama uymalıydı ancak imam hata ederse cemaat ondan ayrılmalıydı. Ali de hakemliği kabul ederek Allah’a karşı gelmiş yani hata etmişti. 661’de Hz. Ali’nin bir Harici tarafından şehit edilmesi üzerine 750’ye kadar sürecek olan Emevi Dönemi başladı. 680’de Muaviye’nin oğlu Yezid’in Kerbela’da Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin ve yanındakileri öldürmesi Müslümanlar arası ayrılığın temellerini kesin olarak attı.

Şiilik ile Sünnilik arasındaki farklar genel olarak şu şekildedir: Sünniler; Ebubekir, Osman ve Ömer’i halife olarak görürken Şiiler Ali’ye kadar olan 3 halifeyi tanımamakta Hz. Muhammed’in ölmeden önce Hz. Ali’yi halife olarak tayin ettiğini ve halifenin sadece Ali ve onun soyuna ait olduğunu söylerler. Şiilerin halifeliği bu kadar ciddiye almasında ise etkili olan Sünnilerin halifeyi bir şef, Şiilerin ise ruhani lider olarak görmesidir. Kısacası Sünnilere göre halifelik bir zorunluluk değilken Şiiler için ise imamlık doktriner bir koşuldur. [2] Sünniler, Hz. Ali’yi Hz. Muhammed’in soyundan geldiğinden, ilk Müslümanlardan olmasından ve İslam’ı yaymaya çalışmasından dolayı severler. Şiiler de Hz. Ali’nin bu özelliklerini severken zamanla onun daha çok maddi kişiliğini sevmeye yönelmişlerdir. Bugün Şiiliğin ana gövdesini “Oniki İmamcılar” (Twelvers) oluşturur. 12. İmam’ın hala ölmediği ve kayıp olarak yaşadığına inanılmaktadır. (9. YY’de soy kesintiye uğramıştır.)

Şiiler arasında Sünniliğe en yakın olan gruplar İbadiler ve Zeydiler’dir. Dürziler ve Nusayriler ise Şiiliğin aşırı grupları olup, görüşleri Hz. Ali’yi ilahlaştırmaya kadar gitmektedir.

Şiilik bugün 5 ülkede hakim mezhep durumundadır. Bu ülkeler ; İran (% 90) , Azerbayca n(% 85) , Bahreyn (% 75) , Irak (% 65) ve Lübnan (% 35)’dır.

II- Lübnan

a- Ana Hatlarıyla Lübnan Siyasi Tarihi

Lübnan, 636’da Hz. Ömer tarafından ele geçirilip Şam Eyaleti’ne bağlandı. Sırasıyla Emevi, Abbasi, Mısır, Selçuklu, Eyyubi, Memluk hakimiyetine girdi. 1517’de Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı egemenliğine alındı ve yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kaldı.

Dinlerin ve mezheplerin, coğrafyaya göre olağandışı bir çokluk arz ettiği Lübnan, Ahmed Cevdet Paşa tarafından “Nuh’un Gemisi” olarak adlandırılmıştır. [3] Osmanlı’da bölge “Cebel-i Lübnan” olarak anılmıştır.

Ülkenin mezhepsel karışıklığını fırsat bilen Avrupalı devletlerin giderek artan Maruni desteği 1860’da ülkeyi iç savaşa sürükledi. Genel olarak Maruni-Dürzi çatışması yaşanan iç savaş 1861 “Cebel-i Lübnan Nizamnamesi” ile sona erdi. Fransa, İngiltere, Prusya, Avusturya ve Rusya’nın da katıldığı konferansta imzalanan anlaşmaya göre Lübnan, Sayd ve Şam Eyaletlerinden ayrılıp doğrudan merkeze bağlı mümtaz bir sancak oldu. Mezhepler arası yakınlaşma ve kaynaşma da sağlanmaya çalışıldı. Bu düzen 1. Dünya Savaşı’na kadar sürmüştür.

1918’de Lübnan, Fransa denetimine girdi. 1920 San Remo ile de Fransa, Lübnan’ın kendi manda yönetimine bırakılmasını sağlamakta başarılı oldu. 1926’da ülkenin ilk anayasası yapıldı. Ancak siyasi beklentileri karşılayamaması üzerine 1932’de Cumhurbaşkanının Maruni , Başbakan’ın Sünni, Meclis Başkan’ının Şii olmasını düzenleyen değişiklik kabul edildi. 2. Dünya Savaşında Fransa’nın Alman işgaline uğramasını fırsat bilen Lübnan 1941’de bağımsızlığını ilan etti lakin bunun fiilen gerçekleşmesi 31 Aralık 1946’da mümkün olabildi.

1975 – 1989 arası dönem Lübnan’da iç savaş dönemidir. Filistinli gerillaların Güney Lübnan’da artan varlığı ve İsrail’e saldırmaları Lübnan’ı İsrail’in karşısına çıkararak güvenliğinin riske girmesine sebebiyet vermiştir. Güney Lübnan’da Filistinliler o kadar arttı ki bu yıllarda bölgeye “Fetihistan” denilmekteydi. [4] İç savaşın diğer bir sebebi ise, Müslümanların demografik açıdan Hıristiyanlardan hızlı artmasıydı. Bu sebeple Müslümanlar artık Marunilerin politik üstünlüklerini kabullenmemeye başlamışlardı. 1975’de Falanjistler ile FKÖ Militanları arasındaki çatışmalar tüm ülkeyi sardı. 1976’da Suriye birlikleri Lübnan’a girdi. 1978’de İsrail Güney Lübnan’ı işgale başladı. Tüm bunlar olurken aynı zamanda Hıristiyan-Müslüman çatışması da şiddetlenmişti. 1982’de İsrail işgali ilerledi. 1983’de ABD arabuluculuğuyla ateşkes sağlandı. BM Barış Gücü (MNF) Lübnan’a konuşlandırıldı. Ancak savaş o kadar kompleks bir hal aldı ki savaşın tamamen durması mümkün olmadı. İç Savaşın aktörlerini sayacak olursak; Hıristiyanlar (Maruniler, Ermeniler, Rum-Ortodokslar), Müslümanlar (Sünniler, Şiiler, Dürziler), Suriye Birlikleri, Falanjistler, Emel Örgütü, İsrail Birlikleri, Filistinli Mülteciler’dir. Bu aktörlerin amaçları, politikaları, stratejileri de düşünüldüğünde savaşın karmaşası açıkça ortaya çıkmaktadır. Tüm bunların üzerine istikrar ancak 1989 Taif Andlaşması’yla sağlandı.

Taif Antlaşması ile İsrail, Lübnan’ın büyük bölümünden çekildi ancak Suriye antlaşmaya uymadı ve ülkede ki askeri varlığını korudu. 1 Şubat 2005’te Refik Hariri suikasti ülkeyi yeni bir kaosa sürükledi. Suikastin sorumlusunu Suriye olarak gören Lübnan toplumu ve ABD ‘nin baskıları sonucu Nisan 2005’te Esad askerlerini ülkeden tamamen çekti.

b- Lübnan’ın Sosyal Yapısı

Lübnan halkı, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın 22 mezhebine bölünmüştür.[5] Belli başlı mezhepler ve ülkedeki durumları şu şekildedir: Marunilik: Lübnan’daki Maruni grup ülkenin yaklaşık % 19’unu oluşturur. Batı dünyası ve özellikle Fransa ve Vatikan ile iyi ilişkileri vardır. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı, Maruniler arasından seçilmektedir. Yoğun olarak Cebel-i Lübnan ve Beyrut’ta yaşarlar. En önemli Maruni aileler Cemayel ve Chamoun aileleridir.

Dürzilik: Dürzi inancı Mısır’ın Fatımi Halifesi Hakim’e dayanır.[6] Müslümanlar çoğunlukla Dürzileri Müslüman olarak görmezler. Bugün Lübnan nüfusunun % 8’ini oluştururlar. Lübnan’da Batı Beyrut ve dağlık bölgelerde yaşarlar. Canbolad ve Yazbak aileleri bugün Lübnan’da Dürzilerin liderliğini yaparlar. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’yi de ziyaret eden Velid Canbulad, İlerici Sosyalist Parti’nin başında olup Hizbullah’ın İran ve Suriye adına hareket ettiğini savunarak örgütün silahsızlandırılmasını desteklemektedir.

Şiilik: Lübnan’da % 34 ile en büyük çoğunluğa sahip gruptur.[7] Genel olarak Güney Lübnan ve Bekaa’nın kuzey kesimlerinde ikamet eden Şiiler, iç savaş sonrası Beyrut’un kenar mahallerine göçmüşlerdir.[8] Hizbullah’ın tabanını oluşturan gruptur. Berri ve Asad aileleri Lübnan’da önde gelen Şii ailelerdir.

Sünnilik: % 20 ile Şiilerden sonraki en büyük topluluktur. Genel olarak şehir merkezleri ve sahil kesimlerinde yaşarlar. Önemli Sünni aileler Karami, Hariri ve Selam aileleridir.

Diğer önemli mezhepler ve çoğunlukları ise şu şekildedir: Rum Ortodoks % 6, Ermeni % 6, Rum Katolik %5, diğer %2.

Etnik dağılım % 95 Arap, % 4 Ermeni, % 1 diğer şeklindedir.

c- Lübnan’ın Siyasi Yapısı

Politika, Lübnan’da bir aile işidir.[9] Daha önce de belirtildiği şekilde ülkedeki mezhep grupları belli aileler tarafından siyasi ve sosyal olarak temsil edilirler. Ayrıca “Zaimlik” denilen ve Avrupa’da ortaçağda hüküm sürmüş “derebeylik”e benzeyen bir yapı görülür. Ailelerin başındaki kişiler de “zaim” olarak adlandırılır.

Ülkede Cumhurbaşkanı Maruniler, Başbakan Sünniler, Meclis Başkanı Şiiler arasından seçilmektedir. İç karışıklıkların en önemli sebebi de budur. Hıristiyanların Müslümanlardan az olmasına rağmen iktidarı ellerinde tutuyor olmaları Sünniler ve özellikle Şiiler arasında rahatsızlık verici bir unsur olarak ortaya çıkmıştır.

Parlamento 128 sandalyeden oluşup Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında yarı yarıya bölüşülmüştür.[10] Meclis seçimleri 4 yılda bir yapılmaktadır. 2009 seçimlerine göre mezhep, grup ve partilerin parlamento temsil oranları şu şekildedir:[11]

PARTİ ADI LİDERİ/GRUBU SANDALYE SAYISI
Gelecek Hareketi Saad Hariri

30

İlerici Sosyalist Parti Velid Canbulad

10

Direnişe Sadakat Hizbullah

11

Lübnan Güçleri Samir Geagea

5

Kataip Partisi Amin Cemayel

5

Kalkınma veÖzgürlük Bloğu Emel-Nebih Berri

13

Değişim ve Reform Partisi Michel Aoun

19

Demokratik Birliktelik Bloğu Walid Jumblatt

12

Zgharta Suleiman Franjiye

4

Ermeni Bloğu

2

Ulusalcı Parti

4

Kalpteki Zahle

3

Dağın Birliği Talal Arslan

4

Tripoli Bloğu

2

Bağımsız

11

Bugün Lübnan’da Cumhurbaşkanı Michel Suleiman, Başbakan Najib Miqati, Meclis Başkanı Nebih Berri’dir.

III- Hizbullah’ın Tarihsel Gelişimi

Etimolojik olarak Hizbullah , “hizb” ve “Allah” kelimelerinden türemiştir.[12] Hizb’in anlamı parti, grup, taraftardır. Yani Hizbullah’ın isminin Türkçe karşılığı “Allah’ın Partisi” , “Allah’ın Taraftarları” dır. İsim, Maide Suresi’nin 55-56. ayetlerinden ilham alınarak konulmuştur.

“55 – Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resulüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü’milerdir. 56 – Kim Allah’ı, O’nun peygamberini ve inananları dosta edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.”[13]

Örgütün isim babası İran’da şah rejimine karşı savaşan Molla Muhammed Gaffari’dir.

Çok partili rejime, demokrasiye ve batılı kurumlara şiddetle karşı olan Gaffari, hapiste yazdığı yazılarında “Tek parti vardır o da Allah’ın Partisidir (Hizbullah)” diyerek Tahran’daki Şiiler arasında efsaneye dönüşmüş ve bu sözü Şah rejimine karşı mücadele edenlerin sloganı haline gelmiştir.[14]

Hizbullah, 1973 yılında İran’ın Kum kentinde Gaffari tarafından Şah rejimini devirme amaçlı kurulmuştur. Örgütün Lübnan’a girişi ve tarihsel aşamaları aşağıda alt başlıklar halinde incelenecektir.

a-      Emel Örgütü

Lübnan, 1946’da bağımsızlığını kazansa da ülke de Fransa sömürge döneminden kalan politik konjonktür değişmedi. Ülke nüfusunun % 35’ini oluşturan Hıristiyanların politik ve sosyal imtiyazları Müslümanları örgütlenmeye sevk etti. Müslümanlar arasında da Şiiler Lübnan’da refah düzeyi en düşük sınıftı. (Ülkede % 34 ile en büyük çoğunluğa sahip olmalarına rağmen). Şiiler, gecekondu mahallelerinde yaşayan, politik olarak ezilen, kamu malları ve hastaneler için devlet bütçesinin % 7’sinin ayrıldığı topluluktu.[15] Şiiler’de örgütlenmenin ilk aşamasını 1974’te bir Şii Mollası olan İmam Musa Sadr’ın kurduğu “Şii Emel Örgütü” oluşturur. Sosyo-ekonomik durumu içler acısı olan bu mezhep grubu daha önce sosyalist-komünist örgütlere ilgi gösterirken 1974’te Emel’in kurulması ve 1975 iç savaşıyla birlikte dinci örgütlere yönelmeye başladılar.[16]

1978 yılında ziyaret için gittiği Libya’da ortadan kaybolan Musa Sadr bir daha görülmedi. (Kaddafi tarafından öldürüldüğü düşünülmektedir.) Aynı yıl İsrail’in Lübnan işgali sonrası Şiilerde radikalleşme eğilimi arttı. Hedef ikiye çıkmıştı: Lübnan’daki Hıristiyanlar ve İsrail.

1979 İran Devrimi’nin de etkisiyle Emel Örgütü’nün Bekaa bölge sorumlusu olan ve Emel’in daha radikal olmasını savunan Hasan Nasrallah, 500 kadar adamıyla Güney Lübnan’a Humeyni tarafından gönderilen 3000 Devrim Muhafızınca oluşturulmaya başlanmış Hizbullah’a katıldı.

İsrail işgali ve Musa Sadr’ın ortadan kaybolması zaten radikalleşme eğiliminde olan Şiilerin ılımlı Emel Örgütü’nden ayrılmaya sevk etti. Yeni yeni örgütlenmeye başlamış ve daha sert bir ideolojiye sahip olan Hizbullah Şiilerin yeni adresi oldu. 1975-89 iç savaşında Emel’in Filistinli mültecilerle de savaşa girişmesi Hizbullah’ın bu örgütle bağlarını tamamen koparmasına sebebiyet verdi. 1988-89 yıllarında iki örgüt çatışmaya girmiş, kazanan ise Hizbullah olmuştur. Emel, bugün Lübnan’da Kalkınma ve Özgürlük Bloğu adıyla ve Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri liderliğinde varlığını sürdürmektedir. 2009 seçimlerinde parlamentoda 13 sandalye kazanmıştır.

b- Hizbullah

1982’de Lübnan’da örgütlenmeye başlayan Hizbullah, Humeyni’nin de desteğiyle kısa zamanda güçlenmeye başladı. O yıllarda camilerde imamlık ve vaizlik yapıp Musa Sadr’dan da pek hoşlanmayan Şeyh Muhammed Hüseyin Fadlallah, Hizbullah’a sıcak bakıyordu. Hizbullah’ın davetini kabul etti ancak savaşmak yerine örgüt içinde ruhani bir lider gibi tavsiye ve öğüt vermek amacındaydı. Kısa sürede de bu amacına ulaştı. Fadlallah örgütün manevi iskeletini oluşturan adamdır.[17] Öldüğü 2010 yılına kadar örgütün iki numaralı ismi sayılmış ve basın yayın organlarında vaazlar vererek adeta örgütün bel kemiği olmuştur.

Lübnan’da Baalbek ve Beka bölgelerinde Humeyni’nin gönderdiği Devrim Muhafızları ve Emel’den kopan radikallerin de desteğiyle örgütlenmeye başlayan Hizbullah ilk zamanlar kolektif bir yönetime sahipti. Nasrallah, örgütün güney kanadını örgütledi. Fadlallah fikri yapıyı şekillendirdi. Hüseyin Abbas Musavi ve Suphi El Tufeyli de teşkilatın her kademesinde emeği geçmiş, köylerden tek tek savaşçı toplamış kişilerdi.

Emel’den 1982’de ayrılan ve Lübnan’da İslami bir devlet kurulmasını isteyip İran’ı örnek alan Suphi El Tufeyli örgütün ilk genel sekreteridir. 16 Şubat 1985’te “Hizbullah Programı” okuyarak örgütün resmi olarak kuruluşunu ilan etmiştir.[18] Sert, tavizsiz ve savaşçı tutumuyla tanınan Tufeyli örgütte isyan bayrağı açan ilk kişidir. Örgütün siyasi değil savaşçı kimliğiyle ön plana çıkmasını istiyordu. Seçimlere girmeyi reddetti ve kendi isteğiyle partiden ayrıldı.

Örgütün 2. Genel Sekreteri Şeyh Hüseyin Abbas Musavi’dir. 1952 doğumlu olan Musavi 1992’ye kadar genel sekreterliğini sürdürdü. 1992 Şubat’ında içinde bulunduğu aracın bir İsrail helikopterinden atılan roketle vurulması sonucu öldü.

c- Şeyh Seyid Hasan Nasrallah

1960’ta Lübnan’ın güneyindeki El-Bazuriye köyünde doğdu. Nasrallah’ın Emel’e ilgisi babasının manav dükkanının duvarında asılı olan Musa Sadr posteri ile başladı. 1976’da İslami Bilimler eğitimi almak için Necef’e gitti. 1978’de Lübnan’a döndü ve Emel’e katıldı. 1992’de Musavi’nin öldürülmesi üzerine örgütün 3. Genel Sekreteri oldu. Nasrallah da Tufeyli ve Musavi ile aynı ekolden gelen radikal bir Şii Mollasıydı.[19] Bugün direkt kendine bağlı 3.000 silahlı mücahide sahip bir örgütün başındadır. Şiiliğin “Oniki İmamcı” ekolünü benimsemiştir.[20] İran’daki Velayet’i Fakih teorisine inanmaktadır. Hatta örgütte Hamaney’in emirlerine kayıtsız şartsız uyma zorunluluğu getirmiştir.

Nasrallah liderliğindeki Hizbullah, İsrail’in “Gazap Üzümleri Operasyonu” adını verdiği 1996 saldırılarında ülkeyi iyi örgütlemiş ve 2000 yılında İsrail’i Şeba Çiftlikleri hariç Lübnan’dan çıkarmaya muvaffak olmuştur. Örgütün bu başarısı Nasrallah’ın Arap toplumu arasında benzersiz bir kahraman olarak anılmasına sebep oldu.[21] Ayrıca parlamentodaki temsilini artırdı ve Fuad Sinyora kabinesinde bakanlıklar elde etti. Tüm bunların yanında ülkede okullar, hastaneler, yardım kuruluşları açıp fakirlere yardım ederek de halkın gözünde saygınlığını ve meşruiyetini artırdı. Bu politikaları sayesinde örgüt, Lübnan’da Sünniler ve Maruniler dahi çoğunluğun desteğini kazandı. Onun Şiilerden başka destekçisi olmadığına dair sözler asılsızdır.[22]

2006’da Suriye’nin de Lübnan’dan çekilmesi üzerine Lübnan’da seçimler yapıldı. Hizbullah hem hükümet hem parlamentoda hatırı sayılır bir başarı sağladı. Ancak Nasrallah’ın hükümet toplantılarına katılmaması diğer kesimler tarafından “kibirli” olarak anılmasına sebep oldu ve bu başarıya gölge düşürdü. Dahası müttefiki olduğu ortaklarından hiçbirine danışmadan 8 İsrail askerini öldürüp 2’sini esir alınca İsrail Temmuz 2006’da Lübnan’a operasyon başlattı. Çatışmalar 33 gün sürdü. Nasrallah 27.08.2006’da Lübnan Televizyonuna verdiği bir röportajda “ İsrailli askerleri kaçırmanın, o dönemde, bu ölçüde bir savaşa yol açabileceğine yüzde 1 bile ihtimal vermemiştik. Bana “Bunun savaşa neden olacağını bilseydiniz yine de o emri verir miydiniz” diye sorsanız, cevabım “kesinlikle hayır” olurdu.” diyerek savaş hakkındaki düşüncelerini dile getirmiştir. Ancak 2006 savaşından karlı çıkan taraf yine Hizbullah oldu. İsrail operasyon ile Hizbullah’ı Lübnan halkından koparmayı amaçladıysa da örgütün halk nezdinde toplumsal meşruiyetini ve güvenilirliğini artırmaktan başka bir şey yapmadı.[23] Ayrıca yapmış olduğu saldırılar İsrail’in uluslararası toplumdaki imajını da önemli ölçüde zedeledi.

Savaşın ardından Lübnan’da daha da güçlenen Hizbullah liderliğindeki Şiiler ülkede daha fazla temsil hakkına sahip olmalarının vaktinin geldiğini düşünerek Sinyora’yı istifaya çağırdılar. Hizbullah ve Emel’e bağlı 5 Şii bakan istifa etti. Başbakan Fuad Sinyora istifaları kabul etmese de hükümet krizine engel olamadı.[24] Sinyora çekildikten sonra Saad Hariri başbakanlığında da istikrar sağlanamadı. Daha sonra göreve gelen ılımlı Başbakan Najib Miqati taraflar arası gerginliği büyük ölçüde azaltmayı başardı.

Hizbullah birçok açıdan ilklerin ve enlerin örgütüdür. Modern zamanların ilk Şii tabanlı radikal örgütü, Ortadoğu’da intihar saldırıları düzenleyen ilk örgüt, en çok ABD vatandaşını öldüren örgüt… Bugün batıda terör listelerinde ilk sıralarda yer almasına rağmen Arap dünyası ve Ortadoğu’da kurtarıcı ve koruyucu bir silahlı güç ve sivil toplum örgütü imajı oluşturmayı başarmıştır.

IV- Amaçlar, Politikalar ve İdeoloji

1985 Şubat ayında yapılan Hizbullah’ın genel kurulunda alınan kararlar örgütün amaçlarını büyük ölçüde belirtir:[25]

a- Lübnan’ı problemlerinden kurtarmanın ilk yolu İslami bir devlet kurmaktan geçer. Ancak İslami bir sistem Lübnan halkı arasında eşitliği ve adaleti sağlayabilir.

b- Hizbullah, Batılı emperyalist güçlerin Lübnan’ı terk etmesi için elinden geleni yapacaktır.

c- Ülkenin İsrail tarafından işgal edilmiş olması asıl problemdir. İşgal sona erinceye ve Siyonist düşman yok edilinceye kadar direniş sürecektir.

d- Bütün Dünya Müslümanları bu mücadele de Hizbullah’ın yanındadır.

Kısacası örgütün genel amacı Lübnan’da adil ve özgür bir toplum kurma noktasında Lübnanlı diğer güçlerle bir dayanışma sağlayıp ülkede bir İslam devleti kurmaktır. Ayrıca Araplarla ilgili konular ve İslami konulara ve özellikle de Filistin sorununa büyük önem vermektedir. Amaçlarına ulaşmak için medeniyetler arası uzlaşma çağrıları yaparak Hıristiyanların ruhani liderleriyle diyaloglar tertip eden ve ulusalcı akımlarla eşgüdüm kurmaktan kaçınmayan Hizbullah sosyal yardımlar, okullar, hastaneler yoluyla meşruiyet ve destek kazanmaya çalışıyor. İran ve Suriye ile yakın ilişkiler kurarak da uluslararası destek ve yardım sağlıyor.

Hizbullah’ın ideolojisi ise İran’a büyük oranda benzerlik gösterir. 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra Hizbullah’ın felsefesi, İran Devleti’nin yarı resmi ideolojisi haline gelmiştir.[26] Örgüt ideolojisine göre iki taraf vardır: Hak ve Batıl taraf. Bu sebeple kendilerinden olmayan herkes batıldır. ABD ve İsrail ise batılın ta kendisidir. Ortadoğu’daki diğer radikal örgütler gibi anti-emperyalist bir oluşumdur.

V- Hizbullah’ın Terör Eylemleri

Hizbullah, batılı ülkelere ait hedeflere karşı ilk saldırısını İsrail İstihabaratına karşı hedef çoğaltmak için kurduğu İslami Cihad ile 24 Mayıs 1982’de Beyrut’taki Fransa Büyükelçiliği’ni bombalayarak gerçekleştirdi.[27]

Örgütün yaptığı diğer saldırı ve eylemler aşağıda kronolojik olarak sıralanmıştır:

1- 19 Temmuz 1982: Suriye-Lübnan sınırında Lübnanlı askerlere saldırı

2- 15 Mayıs 1983: BM Barış Gücü’ndeki İtalyan askerlere baskın

3- 9 Nisan 1983: Fransız askerlere saldırı

4- 18 Nisan 1983: ABD’nin Beyrut Büyükelçiliğinde otomobil infilakı sonucu 9’u istihbaratçı 63 kişi öldü.

5- 23 Ekim 1983: İç savaş sırasında Lübnan Hükümetinin ABD’den yardım istemesi üzerine 2000 ABD Beyrut Havalimanı’na konuşlandırıldı. 5400 kg TNT yüklü kamyonetin havalimanına girmesiyle 241 ABD, 58 Fransa askeri öldü.(Eylemden sonra Mossad’ın birkaç hafta önce olaydan haberi olduğuna dair tartışma ve haberler çıkmış ancak kanıtlanamamıştır.)[28]

6- Kasım 1983: İsrail askeri binasının kundaklanması

7- 17 Ocak 1984: Beyrut Marble Town Oteli’nde patlama

8- 18 Ocak 1984: Beyrut Amerikan Üniversitesi Rektörü Malcolm Kerr’in kaçırılması

9- Haziran 1985: 847 sefer sayılı TWA yolcu uçağı kaçırıldı. Yolculardan biri öldürüldü.

10- Mart 1992: Arjantin Buenos Aires’teki İsrail Büyükelçiliği, eski genel sekreter Musavi’nin öldürülmesine misilleme olarak bombalandı.

11- Temmuz 1994: Arjantin-İsrail İşbirliği ve Yardımlaşma Derneği binası bombalandı. 100 kişi öldü.[29]

VI- Örgütsel Yapısı

Hizbullah’ın örgütsel yapısının en üst kademesinde yedi Lübnanlı; İran’ın çıkarlarını gözetmek amacıyla da iki İranlı üyenin yer aldığı, toplam dokuz üyeli ’’ Meclis El-Şura ‘’ bulunmaktadır. Örgütün karar mekanizması ve komuta birimi niteliğindeki bu yapının görevi:

Genel Sekreteri seçmek ve Hizbullah’ın kolları olan askeri kanadı (İslami Direniş Hareketi) ve siyasi kanadı (Direniş’e Sadakat) denetlemek ve yönetmektir.[30]

Meclis El-Şura, önceki Genel Sekreter Abbas Musavi’nin bir suikast sonucu 1992’de öldürülmesinden sonra 1993’de -görevini hala sürdürmekte olan- Hasan Nasrallah’ı Genel Sekreter olarak seçmiştir.

Şura Meclisi’nin, Hizbullah’ın çeşitli faaliyet alanlarına bakmakla sorumlu, bu alanlardaki gelişmeleri Şura Meclisi’ne rapor eden ve başkanlarının Şura Meclisi üyeleri içinden seçildiği beş tane alt-meclisi/konseyi bulunmaktadır:[31]

1- Siyasi Meclis: İç politikadaki aktörlerle olan ilişkileri denetleyen ve yöneten birimdir.

2- Cihat Meclisi: Örgütün; teçhizat, militan toplama, eğitim, güvenlik vb. konularını içeren terör/direniş eylemlerini yönetir.

3- Parlamento Konseyi: Hizbullah’ın Lübnan parlamentosundaki faaliyetlerini yöneten ve yasama göreviyle ilgili analizler sağlayan birimdir.

4- Yürütme Konseyi: Sosyal, kültürel ve eğitimsel faaliyetleri de içeren siyasi parti yönetimine dair işleri denetlemekte ve yönetmektedir.

5- Şer’i Meclis: Dini kuralları belirleyen ve Hizbullah üyeleri arasındaki anlaşmazlıkların çözümü konusuna bakan birimdir.

Kuruluşundan bu yana Hizbullah’ın örgütlenme yapısı hakkında dikkat ettiği en önemli husus, gizlilik prensibi olmuştur. Örgütün üyelerinin isminin yer aldığı herhangi bir liste bulunmamakla birlikte, toplantılar da hiçbir zaman kayda geçirilmemiştir.[32] Lübnanlı genç bir doktor, kardeşinin birkaç yıldan beri Hizbullah militanı olduğunu ancak örgütün kendisine kardeşinin ölüm haberini vermesi üzerine öğrendiğini belirtmiştir. Benzer bir biçimde Lübnanlı bir adam, kardeşinin Hizbullah’ta üst düzey askeri yönetici olduğunu yine örgütün kardeşinin ölüm haberini kendisine ulaştırmasıyla anlayabilmiştir.[33]

VII- Siyasi Profili

Hizbullah’ın 1992’de ulusal seçimlere katılma kararı vermesi, Lübnan siyasi hayatında etkin bir rol oynama konusundaki dönüşüm sürecinin, yani askeri vasfını önceleyen siyasal bir vasıf kazanmasının başlangıcını temsil etmektedir. Günümüzde Hizbullah’ın siyasal kanadını,

Hizbullah’la birlikte 14 bloktan müteşekkil Lübnan Parlamentosu’nda, “Direniş’e Sadakat” bloğu temsil etmektedir.[34]

İran’ın da uygun bulmasıyla, Hizbullah 1992 seçimlerine katılmış ve ilk kez girdiği bu seçimlerde 128 üyeli parlamentoda 8 koltuk kazanmıştır. 2009 seçimlerinde ise 10 sandalye kazanmış ve Tarım Bakanlığı ile İdari Reform Bakanlığı’nı elinde tutmuştur. Örgüt, hala hem ulusal seçimlerde hem de belediye seçimlerinde aday çıkarmaya devam etmektedir.[35]

Hizbullah ve müttefikleri, Batı destekli Saad Hariri hükümetiyle, Saad Hariri’nin babası ve önceki başbakan olan Refik Hariri suikastını araştıran BM Destekli Lübnan Özel Mahkemesi konusunda anlaşmazlığa düşmeleri nedeniyle Saad Hariri hükümetini düşürmüşlerdir. Sonrasında Najib Miqati 2011 Ocak’ında başbakan olarak atanmıştır. Haziran’da ise Lübnan’ın yeni başbakanı N. Miqati, Hizbullah üyeleri ve müttefiklerinin ağır bastığı bir hükümet kurmuştur.[36]

Haziran 2011’de Lübnan Özel Mahkemesi, Hariri suikastına ilişkin, savcılara, ikisi Hizbullah üyesi olmak üzere dört kişinin isminin yer aldığı iddianameleri teslim etmiştir.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise bunun, Lübnan’daki mezhep çatışmasını ( bilhassa potansiyel Şünni-Şii çatışmasına vurgu yapmıştır ) körüklemek için kurulmuş bir komplo olduğunu ileri sürerek Hizbullah’ın suikast ile hiçbir ilişkisinin olmadığını söylemiş ve suçlamaları reddetmiştir.[37] Ayrıca, suikastin arkasında İsrail’in bulunduğunu; bu durumu kanıtlayan birçok delil sunmalarına rağmen bu delillerin dikkate alınmadığını, İsrail’in soruşturmaya tabi tutulacağı yerde bu devletle suikastın aydınlatılması konusunda ‘dayanışma’ya gidildiğini söyleyerek; hem soruşturmanın hem de mahkemenin en başından beri siyasi olduğunu, hukuksal bir tarafının bulunmadığını belirtmiştir. [38]

VIII- Askeri Profili

Hizbullah’ın askeri kanadının adı “İslami Direniş Hareketi”dir ve bu silahlı güç, Lübnan hükümeti tarafından da tanınmaktadır.[39] İslami Direniş Hareketi, Lübnan ordusundan kayda değer bir biçimde daha güçlüdür.[40]

Militan Şii karakterli İslami hareketlere şiddetle karşı olan ve yirmi yılı aşkın bir süredir. Hizbullah hakkındaki istihbaratları inceleyen ismi açıklanmayan bir Lübnanlı uzmana göre ise, Hizbullah dünyadaki en iyi gerilla gücüdür.[41] 2006 yılında İsrail ve Hizbullah arasında yapılan ve 33 gün süren savaşta Hizbullah’ın, dünyanın 4. büyük ordusu olarak gösterilen İsrail ordusuna 120’den fazla Merkava tankı, 5 helikopter, 3 savaş gemisi, 2 casus uçağı ve yüzlerce asker kaybettirmesi[42] Lübnanlı uzmanın tezini büyük ölçüde doğrular niteliktedir.

2006 savaşının çıkış sebebi olarak gösterilen iki İsrailli askerin Hizbullah tarafından kaçırılması konusunda, savaş başında İsrail, bu iki askerin ‘kayıtsız-şartsız’ serbest bırakılmasını istemiştir. Ancak ateşkesin yürürlüğe girdiği 14 Ağustos tarihinde dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’nin “Esir değişimi konusunda Hizbullah’la görüşmeye hazırız.” demesi[43] Hizbullah’ın askeri gücünün İsrail’in politikalarını ciddi ölçüde etkilediğinin/değiştirdiğinin bir göstergesidir.

Hizbullah’ın savaş alanındaki dayanıklılığı, aslında her gerilla hareketinin sahip olduğu, ‘kendi evinde bulunma’ avantajından kaynaklanmaktadır. Bu sayede kendi köylerine saklanabilmekte ve akrabalarından veya o yöredeki örgüt destekçilerinden yardım alabilmektedirler. Hasan Nasrallah, “Biz düzenli bir ordu değiliz ve düzenli bir ordu gibi de savaşmayacağız.” diyerek Hizbullah’ın gerilla stratejisini çok net bir biçimde özetlemiştir.[44]

Hizbullah’ın savaş alanında avantajlı konuma gelmesinin ikinci bir sebebi, SSCBvmenşeili “Katyuşa füzeleri” ne sahip olmasıdır. Bu füzeler, önceleri Şimona ve Karyut gibi sınıra çok yakın yerlere düşerken artık İsrail’in aklına bile gelmeyecek şekilde ülkenin üçüncü büyük şehri olan Hayfa’yı hedef alabilmektedirler. Kısacası 10-15 km lik menzil bugün için 40-45 km ye kadar çıkmış görünmektedir. İsrail ise Hizbullah’ın elinde 200 km menzile sahip ‘Zelzele füzeleri’nin olduğunu iddia etmektedir.[45]

Üçüncü neden, Hizbullah’ın askeri liderlerinin, Vietnam Savaşı da dahil olmak üzere harp tarihini çok dikkatli bir biçimde çalışması ve 1980’lerdeki İran-Irak savaşının bilgi ve tecrübesine sahip İranlı askeri ve istihbarat görevlilerinin de yardımıyla, bir eğitim programı kurmuş olmalarıdır. Eğitimde, gelişmiş bir zırhı olan savaş tankı Merkava da dahil olmak üzere, İsrail tanklarına karşı etkisini kanıtlayan silahlar kullanılmaktadır.[46]

Son sebep ise büyük ölçüde manevi niteliklidir: Militanların İslami itikatları ve yoğun telkine maruz kalmaları, bu kişilerin ölüm korkusunu azaltmaktadır. Böylece hava saldırılarında savaş malzemelerini bir cepheden diğer cepheye taşıma ve yakın muharebe konularında cesaret açısından önemli avantaj sağlamaktadırlar. Ayrıca Hizbullah liderleri, -Tahran’da da bir bürosu olan- cephede ölen veya yaralanan militanların ailelerinin geçim masraflarını ve eğitim giderlerini karşılayan Şehit Enstitüsü’nü kurarak militanların ölüm riski almalarını (diğer bir deyişle gözlerinin açık gitmemesini) büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır.[47]

IX- Sosyal Profili

Aynı zamanda bir parti olarak Hizbullah, Lübnan’ın diğer dini/mezhepçi partilerinin yaptığı gibi, -büyük bölümünü Şiiler’in oluşturduğu- kendi seçmenin desteğini alabilmek için yarışmaktadır. Bu bağlamda Beyrut’un çevresi, Beka Vadisi ve Lübnan’ın güneyindeki Dahiye Bölgesi gibi Şiilerin çoğunlukta olduğu yerlerde okullar, hastaneler, gençlik programları gibi geniş bir alanda sosyal faaliyetler göstermektedir. Ayrıca İsrail ile yapılan savaşlarda yaralanan veya ölen/şehit olanların ailelerinin geçim masraflarını, çocuklarının ise eğitim giderlerini karşılayan hayır cemiyetlerine de sahiptir.[47] Bu durum ise birçok Lübnanlı’nın Hizbullah’ı devlet içinde devlet olarak görmesine sebep olmaktadır. Aslında Hizbullah’ın gücünün önemli bir kısmının ve bazı konulardaki dokunulmazlığının, elde ettiği bu devlet içinde devlet statüsünden kaynaklandığı biline gelen bir gerçektir.[49]

Lübnan’da Hizbullah’ın mevcut durumunu daha iyi anlamak için Omid Townsend’in verdiği bir örnek aslında yeterli görünmektedir: “Hizbullah’ın çocuklar için kurduğu gündüz okulları, İslami ahlak ve değerleri çocuklara aşılamaya odaklanmıştır ve eğitim standartları açısından devlet okullarını utandıracak niteliktedirler.”

X- Propaganda Araçları

Lübnan’da büyük bir maddi ve stratejik güce sahip olan Hizbullah, kendi eliyle kurmuş olduğu radyo, televizyon ve gazeteler aracılığıyla hem İsrail’e karşı yürüttüğü savaşın siyasi propagandasını yapmakta hem de kendi dünya görüşünü insanlara ulaştırabilmektedir. Birçok alanda Lübnan devletinin kurumlarına alternatif kurumlar oluşturan örgüt basın ve propaganda işi için de ayrı bir birim oluşturmuştur. Birimin başında Naif Krayem adlı bir militan bulunmaktadır. [50]

Örgütün basın-yayın organları:[51]

  • El-Manar: Örgütün televizyon kanalıdır. 1991’den bu yana yayın yapmaktadır. Militanlar eylemlere giderken yanlarında götürdükleri kamerayla yaptıkları operasyonları kaydetmekte ve bu görüntüleri hem Al-Manar’da yayınlamakta hem de uluslararası haber ajanslarına göndermektedirler. İsrail’e yapılan saldırıları destekleyen Lübnan halkı da defalarca yayınlanan bu görüntüleri alkışlayarak izlemekte, böylece de propaganda zinciri tamamlanmış olmaktadır. Bu kanalda sık sık ekrana çıkan Hizbullah yöneticileri, partilerinin siyasi görüşleri çerçevesinde, Lübnan iç politikası ve Ortadoğu bölgesi hakkında yorumlar yapmaktadırlar. Dini programların, ilahiler ve felsefi nitelikli sohbet programlarının ağırlıklı olarak yer aldığı kanalda müziğe rastlamak pek mümkün değildir.
  • Radyo Nur: Özellikle Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’ta dinlenen radyo, İsrail ile yapılan savaşlarda, savaşın şiddetlendiği dönemlerde çaldığı marşlarla mücahitleri ve Lübnan halkını cesaretlendirmektedir. Yayınlarda tüm dünya Müslümanlarına sık sık birlik olma çağrısı yapılırken, İsrail’in gerek Lübnan gerekse Filistin’de yapmış olduğu katliamlardan kesitler anlatılmaktadır.
  • Lahit Gazetesi ve El Mukaweme Dergisi: Hizbullah’ın gazetesinde ve aylık olarak çıkardığı dergisinde, örgütün sahip olduğu silahlardan örnekler sergilenmekte, savaşçılarından ve şehitlerinden övgüyle söz edilmektedir.

Ayrıca örgüt, yurtdışındaki gazete ve televizyonları da yakından takip etmekte, kendisiyle ilgili yapılan haber ve yorumları basın-yayın ve halkla ilişkilerden sorumlu bölümüne dosyalatmaktadır. Gerçek dışı olduğuna inanılan haberler resmi açıklamalar yapılarak yalanlanmaktadır. Eğer konu ciddi ise örgütün Genel Sekreteri bu açıklamaları bizzat yapmaktadır.[52]

Mevcut Genel Sekreter Hasan Nasrallah ise, Hizbullah’ın prestijini yükseltmek amacıyla, konuşmaları boyunca düzenli olarak nükteli ve mizah unsuru içeren sözler söylemekte ve Arapça’yı mükemmel bir biçimde kullanmaktadır. Youtube gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden yapılan halka yönelik konuşmalarda daha iyi erişim sağlanmakta ve Nasrallah’ın bireysel olarak kamera karşısına geçtiği görüntüler yarım milyon kişi gibi büyük bir izleyici kitlesine ulaşabilmektedir.[53]

XI- İran-Hizbullah İlişkisi

İran’ın Hizbullah ile olan ilişkisi hem ideolojik hem de stratejik açıdan değerlendirilmelidir. Hizbullah’ı desteklemedeki ideolojik motivasyon, İran’ın da Hizbullah gibi Şiiliği benimsemesinden ve Lübnan’ın güneyindeki Şii Müslümanlarıyla irtibat kurmanın, İran’ın ideolojik nüfuzunu yayma çabalarının bir parçası olmasından kaynaklanmaktadır. Bu ideolojik motivasyon, İsrail’in kuzey sınırında ona karşı fiili bir güç ortaya koyabilme stratejisi ile birleşmiştir.[54]

Amerikalı yetkililere göre; İran İslam Cumhuriyeti, Hizbullah’ın başlıca dışsal maddi, parasal ve siyasi destek kaynağıdır. Obama yönetiminin 2010 yılındaki İran’ın askeri gücü hakkındaki raporuna göre:[54]

İran, İslam Cumhuriyeti’nin ilk günlerinden itibaren Lübnan’da varlığını göstermiş ve özellikle ülkenin geniş Şii nüfüsu ile olan bağlarını güçlendirmenin yolunu aramaya başlamıştır … İran Devrim Muhafızları Birliği (İDMB) 1982 yılında Hizbullah’ın kurulmasında etkili bir rol oynamıştır ve örgütün gelişimi açısından hayati önemini hala sürdürmektedir. İDMB-Kudüs Güçleri, Hizbullah’a finansal, silahsal, eğitimsel ve lojistik destek sağlamaktadır. Hizbullah ise karşılığında Irak, İran ve Lübnan’da Iraklı ayaklanmacıları (Şii militanlar kastediliyor) eğitmektedir. Kudüs Güçleri, Lübnan’daki 3.000 veya daha fazla Hizbullah militanını eğiten eğitim kamplarını yönetmektedir.

Hizbullah ve İDMB-Kudüs Güçleri, Hizbullah karşıtlarının çözülmesini sağlamak için Ortadoğu ve Avrupa’da rutin olarak uluslararası operasyonlar ve suikastler de düzenlemektedirler.[56] Yine Batılı kaynaklara göre, Hizbullah genellikle ‘’ezilmiş’’ Şii nüfusa hizmet veren geniş bir hastane, okul ve çiftlik ağını, bir inşaat şirketi ile sayısız sosyal yardımlaşma kuruluşunu İran’ın her yıl sağladığı 200 milyon dolara varan cömert destek sayesinde finanse etmektedir.[57]

XII- Suriye-Hizbullah İlişkisi

Suriye’nin Hizbullah ile olan ilişkisi ise, İran’ın birbiriyle kaynaşmış ideolojik ve stratejik amaçlarının aksine, yalnızca stratejik açıdan değerlendirilmelidir.

Bilindiği gibi, Suriye’deki mevcut Esad rejimi Nusayrilik’i benimsemiştir. Nusayrilik ise, İslam’ın yorumu ve dünya görüşü açısından İran Devrimi’ni gerçekleştiren din kadrolarının sahip olduğu Şii ideoloji ile taban tabana zıttır.[58]

Ancak bu durum Suriye ile İran’ın, haliyle Hizbullah’ın, birçok konuda ortak politikalar benimseyip işbirliğine gitmelerinin önünde – “ulusal çıkarların” söz konusu olması hasebiyle herhangi bir engel teşkil etmemektedir.

Suriye, Altı Gün Savaşları’nda stratejik önemi haiz olan Golan Tepeleri’ni İsrail’in işgaline bırakmak zorunda kalmıştır. Önceleri İsrail karşıtlığının bayrağını taşıyan Mısır’ın, Enver Sedat döneminde İsrail ile yapılan 1979 tarihli nihai barış andlaşmasıyla İsrail’i tanıyan ilk devlet olmasından sonra Suriye, Golan Tepeleri’ni geri alma konusundaki en önemli müttefikini kaybetmiştir. Fakat aynı yıl, İran’da radikal İsrail karşıtı bir rejim iktidara gelmiş ve Hafız Esad, bu yeni rejimin lideri Humeyni’yi tebrik eden ilk Arap lideri olmuştur. 1980’de başlayan Irak-İran savaşında ise Suriye, İran’ı destekleyen tek Arap devleti olarak bu desteğinin gerçek olduğunu kanıtlamıştır.

Bu bağlamda Suriye -yine stratejik bir gereklilik olarak- 1982 yılında İsrail’in Lübnan’ın güneyini işgaline karşı bir direniş hareketi olarak kurulan Hizbullah’ı, İsrail’le Golan Tepeleri konusunda yapılacak müzakerelerde daha fazla siyasi kazanım elde etmek ve İsrail’e karşı bir baskı unsuru olarak kullanabilmek için[59] İran’ın da onayını alarak Hizbullah’ı kendisine önemli bir paydaş haline getirmiştir. Hizbullah, ise Lübnan’daki gruplar arasındaki siyasi dengenin korunması için Suriye’nin varlığını gerekli görmektedir.[60]

2009 yılında Obama yönetiminin Ulusal İstihbarat Başkanı Dennis Blair, Suriye’nin son beş yılda, özellikle de 2006 savaşından sonra, Hizbullah’a sağladığı askeri desteğin kayda değer bir biçimde artmış olduğunu belirtmiştir.[61] Suriye bugün de, İran’dan Hizbullah’a yapılan silah ve eğitim transferlerinin sağlanabilmesi bakımından kilit konumunu sürdürmektedir.[62]

Hizbullah ise, Suriye’de rejim muhalifleri ile Esad güçleri arasında yaşanan çatışmalara, Suriye ve İran hükümetlerinin perspektifinden bakmaktadır.

Hasan Nasrallah 2011 Aralık’ında yaptığı bir konuşmada Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a olan desteğini yinelemiş; mevcut hükümeti bir ‘mukavemet rejimi’ olarak adlandırarak Esad karşıtlarına ( bilhassa Türkiye’de organize olan Suriye Ulusal Konseyi’ne ) tepki göstermiş ve bunları Suriye’yi yıkıma uğratmak için ABD ve İsrail’le birlikte çalışmakla suçlamıştır.[63] Direniş’e Sadakat Bloğu da, Lübnan Parlamentosu’ndan Suriye’yi kınamaya yönelik çıkabilecek olası bir karara şiddetle karşı çıkmaktadır.[64] Hizbullah’ın Suriye’de yaşanan olaylara yönelik bu şekilde bir politika benimsemesinin en önemli nedeni, Esad rejiminin devrilmesini müteakip Sünni karakterli bir yapının iktidara gelme olasılığının yüksek olmasının yarattığı endişedir.

Çağlar SÖKER, Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencisi

1 Tayyar Arı, Geçmişten Günümüze Ortadoğu, 4. Baskı, Bursa, MKM, 2008, ss.44.

2 Alain Gresh, Dominique Vidal , Ortadoğu: Mezopotamya’dan Körfez Savaşına, çev. Hamdi Türe, İstanbul, Alan, Yayıncılık, 1991, ss. 25-26.

3 Siyaset , Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Lübnan Raporu, Proje Koor.: Talha Köse , ss.8

4 Armaoğlu F., Arap-İsrail Savaşları ve Filistin Meselesi, ss.505-506.

5 Boran Yıldırım, Lübnan’daki İran Hizbullah , 1.Baskı, Siyah Beyaz Yay., 2007, ss.128.

6 SETA, Ibid, ss15.

7 Güngörmüş Gamze, Ortadoğu Merkezli Radikal Örgütler ve Türkiye’ye Etkileri, ss.4.

8 lubnan.ihh.org.tr/genelbilgiler/demografik/mezhepler.html

9 Arı, Ibid, ss.178.

10 Beyrut.be.mfa.gov.tr/ShowInfoNotes.aspx?ID=121398

11 Veysel Ayhan, 2009 Lübnan Seçimleri ve Etkileri, ORSAM, ss.7.

12 Boran, Ibid , ss.149.

13 Kuran-ı Kerim, Maide Suresi, 55-56. Ayetler

14 Murat Erdin, Hizbullah ve Hamas, 2. Baskı, İstanbul, Kastaş Yayınevi, 2002, ss.10.

15 Halil Çelik, Hizbullah, 1. Baskı, İstanbul, Biray Yayıcılık, 2006, ss.58.

16 Erdin, Ibid, ss.11.

17 Erdin, Ibid, ss.16.

18 SETA, Ibid, ss.14.

19 Erdin, Ibid, ss.19.

20 Rağıp El Sergani, Şii Hizbullah Hareketi, İran Analiz Grubu, Temmuz, 2011, ss.18.

21 Çelik, Ibid, ss.31.

22 Sami Moubayed, Nasrallah ve üç Lübnan, ss.2.

23 Kevin Peraino,“Winning Hearts and Minds : The new war in Lebanon is a propaganda battle-and Hizbullah is coming out on top. some tips from a master”, Newsweek, October 2, 2006.

24 www.yenisafak.com/Dunya/?t=12.11.2006&i=14561&k=m2.

25 Erdin, Ibid, ss.27.

26 Boran, Ibid, ss.157.

27 Erdin, Ibid, ss.36-37.

28 terortakvimi.wordpress.com/1983/10/23/1983beyrut-havalimanında –abdvefransız-askerlerine-yönelik-saldırılar/

29 Erdin, Ibid, ss.37.

30 http://www.velfecr.com/siyonist-dusman-hizbullahi-nasil-tanimliyor-5634-haberi.html

31 http://www.velfecr.com/siyonist-dusman-hizbullahi-nasil-tanimliyor-5634-haberi.html

32 Townsend, Omid, Hezbollah and Iran: The New Resistance Model and Why It Will Fail, ss.13.

33 http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/08/13/AR2006081300719.html

34 http://beyrut.be.mfa.gov.tr/ShowInfoNotes.aspx?ID=121399

35 Hezbollah: Background and Issues for Congress, ss.9

36 http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

37 http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

38 http://ebuhaditv.com/seyyid-hasan-nasrullah-hariri-mahkemesi-iddianamesini-cevapladi-111-haberi.html

39 lubnan.ihh.org.tr/siyasihayat/siyasihayat/siyasihayat.html

40 http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

41 http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/08/13/AR2006081300719.html

42 Çelik, Ibid, ss.122.

43 Çelik, Ibid, ss. 122.

44 http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/08/13/AR2006081300719.html

45 Çelik, Ibid, ss. 34.

46 http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/08/13/AR2006081300719.html

47 http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/08/13/AR2006081300719.html

48 Çelik, Ibid, ss.22.

49 http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

50 Erdin, Ibid, ss.41.

51 Erdin, Ibid, ss.41-42.

52 Erdin, Ibid, ss.42.

53 Townsend Omid, Ibid, ss.20.

54 http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

55 Hezbollah: Background and Issues for Congress,…., ss.19.

56 Townsend, Ibid, ss.20.

57 http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

58 http://www.sde.org.tr/tr/haberler/1749/iran-suriye-hattinda-hizbullah.aspx

59 Çelik, Ibid , ss.25.

60 Çelik, Ibid, ss.25.

61 Hezbollah: Background and Issues for Congress, ss.17.

62 http://www.sde.org.tr/tr/haberler/1749/iran-suriye-hattinda-hizbullah.aspx

63 http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

64 http://www.ecetemelkuran.com/kategori/yazilar/28011/bahari-gormeden-yaz-geldi-gecti

KAYNAKÇA

-ARI TAYYAR, Geçmişten Günümüze Ortadoğu, 2. Baskı.

-ADDIS Casey, BLANCHARD Christopher, , “Hezbollah: Background and Issues for Congress”, Congressional Research Service, 2011.

-BORAN YILDIRIM, Lübnan’daki İran Hizbullah, Siyah Beyaz Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2007.

-ÇELİK HALİL, Hizbullah/İşgalcilerin Korkusu Ortadoğu’nun Yeni Ordusu, Birey Yayıncılık, İstanbul, 2006.

-ERDİN MURAT, Hizbullah ve Hamas, Kastaş Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2002.

-GÜNGÖRMÜŞ Gamze, Ortadoğu Merkezli Radikal Örgütler ve Türkiye’ye Etkileri.

-KÖSE Talha,” Lübnan Raporu” , SETA(SETAV), 2006.

-SERGANİ Rağıb El , “Şii Hizbulah Hareketi” , İran Analiz Grubu, 2006.

-TOWNSEND Omid , “Hezbollah and Iran: The New Resistance Model and Why It Will Fail, International Affairs Review”, 2011.

-ICANAS Uluslar arası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi, 2007.

-http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/h/hezbollah/index.html

-http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/08/13/AR2006081300719.html

-http://www.sde.org.tr/tr/haberler/1749/iran-suriye-hattinda-hizbullah.aspx

-http://ebuhaditv.com/seyyid-hasan-nasrullah-hariri-mahkemesi-iddianamesini-cevapladi-111-haberi.html

-http://www.velfecr.com/siyonist-dusman-hizbullahi-nasil-tanimliyor-5634-haberi.html

-www.yenisafak.com/Dunya/?t=12.11.2006&i=14561&k=m2.

-terortakvimi.wordpress.com/1983/10/23/1983beyrut-havalimanında –abdvefransızaskerlerine-yönelik-saldırılar/lubnan.ihh.org.tr/genelbilgiler/demografik/mezhepler.html

-Beyrut.be.mfa.gov.tr/ShowInfoNotes.aspx?ID=121398__

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir