chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip düşük hapı antalya escort bayan antalya escort
Huzur-Tesis (Peace-Building) Stratejileri | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Huzur-Tesis (Peace-Building) Stratejileri

Ülke toprakları içerisinde huzursuzluk yaşayan tek ülke Türkiye değil ve tek de olmayacaktır. İç huzursuzluklar Habil ve Kabil’den günümüze hep süregelmiştir ve tamamen ortadan kalkması da bir ütopyadır. Günümüzde sert güç kullanımı sebebiyle ortaya çıkan huzursuzluklarda taraflar tıkandıkları noktalarda gerilimi tırmandırma ve düşürme stratejilerini hep dış kaynaklı modellerden esinlenerek geliştirmişlerdir.

Günümüzde Huzur-Tesis kavramı denilince tanım olarak şu anlaşılmaktadır. “Etnisiteler, dinler, sınıflar, halklar ve ırklar arasında şahsi, grup ve politik boyutlu yapıcı ilişkiler geliştirilmesi.” (1) Bununla amaçlanan şiddeti oluşturan şartları ve adaletsizliği şiddete dayanmayan yöntemlerle çözmektir. Bu kavram, çatışmaların önlenmesini, çözümünü, dönüştürülmesini ve uzlaşılmasını da içermektedir. BM Güvenlik konseyi bu sürecin bir amacının da bu çatışma ortamının tekrar ortaya çıkmamasının tesisi olarak belirmiştir.(2)

Huzur-Tesisi sürecinde elle tutulabilen ve tutulamayan boyutlarının olduğunu belirtmekte fayda var. Elle tutulabilen boyutu, silahların imhası, silahlı grubun tasfiyesi, iş imkanlarının ve diyalogun tesisi gibi mevzular sayılabilir. Elle tutamadığımız boyutta ise, düşmanca bakışların ortadan kaldırılması için uzlaşı, kamu kurumlarına olan güvenin yeniden tesisi gibi mevzular sayılabilir.(3) 

Dünyada Uygulanan Huzur-Tesis Stratejileri

Uluslararası çatışmaların önlenmesi üzerine literatürde “Disarmament, demobilization, and reintegration (DDR)” olarak adlandırılan ve huzurun tesisinin elle tutulur öğelerine yönelik aktiviteleri içeren“Silahsızlanma, Tasfiye, Tekrar Kazanma (STTK)”, çatışma sonrası huzurun tesisinde önemli roller oynadığı görülmektedir.(4) STTK, huzurun temininde uygulamaya yönelik adımlar içeren ve çoğu çatışma sonrası ortamda başarılı bir şekilde uygulama alanı bulmuş bir stratejidir. Silahsızlanma, silahlı gruplardaki her türlü silah ve mühimmatın teslim alınarak imhasını öngörür. Tasfiye, silahlı grupların tasfiye edilerek normal hayata dönmelerini öngörür. Tekrar Kazanma ise silahlı gruplar içerisinde çarpışanların sivil hayata tekrar entegrasyonlarını temin etmeye yönelik faaliyetleri içerir. Bu aşamaların tamamlanamamış olması çatışmanın tekrarlanma ihtimalini ortaya çıkarır.

STTK faaliyetleri oldukça komplekstir ve uygulanacağı her bölgeye göre dizayn edilmesi ve adapte edilmesi gerekmektedir. STTK’nın sihirli bir değnek olmadığı da unutulmamalıdır. Eğer bu süreç diğer ekonomik, politik ve sosyal reformlarla desteklenmezse kesin çözüm getirmeyecektir. Bu bağlamda bu süreç geniş bir dönüşüm çatı stratejisindeki en önemli parçalardan biri olarak görülmeli ve uygulanmalıdır.(5)

Silahsızlanma Süreci

Silahsızlanma sürecin en önemli ve ilk aşamasıdır ve hafif silahların tasfiyesinin yanı sıra kara mayınlarının da imhasını öngörür. Çoğunlukla silahlı gruplarca teslim edilen silahlar polis ya da askerin denetimine bırakılır. Merkezi Afrika Cumhuriyeti, Burundi ve Fildişi Sahili örneklerinde görüldüğü gibi sembolik olarak çatışmaların sona erdiğini göstermek adına halka açık silah yakma seremonileri düzenlendiği de olur. Silahların yakılması seremonisinde çıkan bu ateş “barış ateşi” olarak da adlandırılır. Bu aşamanın amacı güvenli bir ortam oluşturmak suretiyle Huzur-Tesisi sürecinde ileri aşamalara geçiş sağlamaktır.

1998 yılında varılan “İyi Cuma Anlaşması” IRA’nın silah bırakmasını öngörse de ilk başta IRA buna yanaşmamıştır. Bu durum taraflar arasında güven inşa edilmesi ortamının oluşumuna bir engel teşkil etmiştir. IRA normalleşmeye karşılık olarak silah bırakmayı öngörürken İngilizler IRA’nın silah bırakması durumunda normalleşme taahhüdünde bulunuyorlardı. En nihayetinde silah bırakmadan bir yol alınamayacağını anlayan IRA, ABD’nin de araya girmesiyle 2001 yılında gönüllü olarak silahlarını teslim etmeye başladı.(6) Kademeli olarak devam eden süreç 2005 yılında sona erdi. Silahların tesliminden sonra süreç daha hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı. Liberya’da devlet teslim edilen her bir silah için 300$ (ki bu silahın değerinin üzerinde bir fiyat) teklif etti. Sonuçta silahlar teslim edildi ancak teslim edilen silahların %60’ının kar amaçlı olarak halk tarafından teslim edildiği tahmin edilmektedir.(7)

Silahlı Grupların Tasfiyesi

Tasfiye aşamasında silahlı kanadın tasfiye süreci ortaya çıkmaktadır. Silahını bırakan silahlı grup mensuplarının toplanması, kayıt işlemleri, oryantasyonu ve yeni lokasyonlarına taşınmaları bu sürecin içerisinde ele alınması gereken işlemlerdir. Bu aşamada devletin güvenlik aparatlarının da normal seviyeye çekilmesi öngörülmektedir. 

IRA örneğine baktığımızda, ideolojik, taktiksel ve stratejik sebeplerle tasfiye işlemlerini yürütmede bir isteksizlik gösterdikleri değerlendirilebilir. Tasfiyeye yanaşmayan IRA, 2001 yılında silah bırakmaya başlanılmasıyla birlikte kademeli olarak tasfiye işlemlerine de başladı.(8) IRA’nın tasfiye işlemelerine mütekabil İngilizler de askeri varlığını normal seviyeye çekerek 15.000’den 5.000 askere düşürmüştür.(9) Aynı şekilde bölgedeki polis varlığı da 12.000’den 7,500 gibi normal bir seviyeye çekilmiştir.

Silah Bırakanların Topluma Tekrar Kazandırılması

Silah bırakanların topluma aileleriyle birlikte tekrar kazandırılması da oldukça kompleks bir süreç. Bunların ekonomik, psikolojik ve politik boyutlarda topluma tekrar entegre olması ve hayatını idame ettirmesi için destek programları bu sürecin sağlıklı tamamlanabilmesi için bir şarttır.

Ekonomik olarak topluma entegrasyon için bu sürece kayıt yaptıranlara kamu hizmetlerinde iş ve eğitim imkanlarında ayrıcalıklar tanınabilmektedir. Zimbabwe örneğinde, devlet eski silahlı grup mensuplarına iş imkanı vermiş, ancak kalifiye eleman olmadıklarından yetersiz kalmışlar ve bu yetersizliklerini iş ortamında şiddet ve yıldırma yaparak güçlerini artırmak suretiyle gidermeye çalışmışlardır. Bunun üzerine hükümet bu desteğini çekmiş başlangıçta tüm dünyaya bir başarı hikayesi olarak lanse edilen bu uygulama fiyaskoya dönüşmüştür.(10) Mozambik, Bosna ve Uganda gibi örneklerde silahlı gruplarda üst düzey görevlerde bulunanlara sus payı babından daha fazla mali destek sağlandığı görülmüştür.

Topluma yeniden entegre olma genellikle ekonomik perspektifken ele alınsa da psikolojik entegrasyon daha önemli bir problem olarak görülmektedir. Bu durumun aşılmasında silah bırakanlara ve ailelerine yeniden normal hayata dönmelerine destek sağlamak amacıyla psikolojik destek verilmesi önemlidir.

Çoğu silahlı gruplar ideolojik ve politik bir amacın uğruna mücadele verirler. Bu amaçlar bu süreç içerisinde değerlendirilir ve bir siyasi parti şemsiyesi altında çalışma yaparak sürdürmesi bu süreçte beklenen bir sonuçtur. Bu tür süreçler El Salvador, Nikaragua, Guatemala, Mozambik ve Kosova gibi ülkelerde gerçekleşmiştir.

Türkiye’deki Sürece Dair

Türkiye’de yaşanan probleme baktığımızda sağlıklı bir STTK süreci yaşadığımız söylemek oldukça zor. Hükümetin tüm iyi niyetli yaklaşımlarına İmralı’daki liderlerine rağmen PKK/KCK terör örgütü yine bildiği yolda ilerliyor. Sayın Başbakan’ın Mart sonunda ’PKK silah bırakıp çekilsin’ çağrısına örgütün ’Silahları bırakıp çekilme gündemimizde bile değil’ cevabı doğrusu kafa karıştırıcı bir husus olarak karşımızda. Şuanda örgütün 8 Mayıs’ta Kuzey Irak’a çekilmesi 1992 ve 1999 yıllarındaki gibi taktiksel bir ateşkes hamlesi mi sorusunu akıllara getiriyor. 2012 yılında 1500 civarında zayiat veren örgüt şehir yapılanmalarında da görev verecek adam bulamaması örgütü, geri adım atıp 1999-2004 yılları arasında yaptığı gibi bir bakım-onarım ve yeniden palazlanma yolunu mu seçmeye mi itti acaba? Bu süreci de stratejik ve taktiksel olarak kullanıyor mu? Bu tür sorular tüm Türkiye’nin aklından geçiyor.

PKK/KCK’nın Silah Bırakması

Günümüzde yaşananlar IRA ve İngiltere arasında yaşananlarla paralellik arz ediyor. IRA normalleşmeye karşılık olarak silah bırakmayı öngörürken İngilizler IRA’nın silah bırakması durumunda normalleşme taahhüdünde bulunuyorlardı. Karayılanın “Normalleşmeden sonra silah bırakma” açıklamaları da IRA’nın başlangıçtaki tavrıyla paralellik arz ediyor. Başbakan Sn. Erdoğan’ın Siyasi Başdanışmanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, Karayılan için “Süreci doğru anlamamış” sözü örgüt için önemli bir uyarı teşkil ediyor. KCK/PKK eğer gerçekten çözüm istiyorsa hükümetin attığı samimi adımlara samimi cevap verir. Sıralamayı bozmaz ve önce STTK sürecinin birinci aşaması olarak silahını bırakır ve alıp gitmez. Bu ikinci aşamaya geçilmesini sağlar.

PKK/KCK’nın Kendisini Tasfiyesi Etmesi

Bu aşama da örgüte düşen görev tasfiye sürecini başlatmaktır. Sırrı Süreyya Önder’in “Silah bırakan eve gitmeyecek, Kandil’de siyaset eğitimi alacak” açıklaması örgütün kendini tasfiye gibi bir niyetinin varlığı konusunu şüpheli hale getiriyor. IRA örneğinde de görüldüğü gibi başlangıçta silahlarını teslim etmede 5 yıl direnç gösteren örgütün sonunda buna razı olması huzurun temin edilmesi yönünde samimi niyetleri olduğunu göstermektedir. PKK/KCK’ya da düşen samimiyetlerini gösterip IRA gibi direnç gösterip sonunda yapacaklarına direnç göstermeden bu sürece başında dahil olmak ve süreci hızlı işletmektir. Örgüt samimiyse Kandil’e çekilmek yerine silahını bırakır ve kendisini tasfiye eder.

Bu bağlamda devletin güvenlik aparatlarını normal seviyeye çekmesi elbette ki beklenen bir durumdur. Hükümetin iktidara geldiği ilk yıllarda OHAL’i kaldırması. Tüm Türkiye’de hukukun üstünlüğü prensibine dayalı bir yönetim tarzını ortaya koyması önemli adımlardır. Bölgeden bazı birliklerin orijinal konumlarına çekileceğine yönelik ortaya çıkan söylentiler güvenlik güçlerinin normal seviyeye çekileceğinin bir habercisi olarak kabul edilebilir.

PKK/KCK’lıların Topluma Yeniden Kazandırılması

Demokrasinin tüm unsurlarıyla halka inmesi yönünde bir paradigma değişimini yakalayan ve bunu realize etmeye çalışan devlet artık eski devlet değildir. Devlet konusunda yanlış bilgilendirmelere ve yanlış önyargılara sahip örgüt üyeleri toplum hayatına yeniden döndüklerinde onları bağırlarına basacak bir devlet ve toplumla karşılaşacaklardır. Böylesi bir durum da, hayata yeniden dönüşün hızlı ve arızasız olacağı yönünde umut vermektedir.

Sonuç

Ülkemizde 30 yılı aşkın süredir yaşadığımız bu ayrılıkçı terör problemi çözüm sürecine girmiştir. Bu süreçte tüm ilgili taraflar süreci bozmadan sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak çalışmalar dünyada genellikle başarıyla uygulanılan “Huzur-Temin” stratejilerindeki atılması gereklilik arz eden adımların da atılmamasına engel teşkil etmemelidir. Örgütün de Devletin de atması gerekli adımlar ortadadır ve sürece yönelikmiş gibi görünüp sürece katkı sağlamayan adımlar çözüm sürecine katkı sunmaktan ziyade vakit kaybettirmektedir.

IRA örneklemi göz önüne alındığında gereksiz tıkanıklıklar huzurun gelmesini 15 yıl gibi bir sürece yaymıştır. Geçte olsa çözüm herhangi uluslararası bir girişim gerekmeksizin gelmiştir. Türkiye’nin yaşadığı bu problemde de farklı örneklerdeki iyi ve kötü tecrübeler göz önüne alınarak tıkanıklıkların üstesinden gelinmesi taraflar için bir gerekliliktir. Böylece başka örneklerdeki gecikmelerin önü alınarak süreç kısaltılır ve ülkemizde normalleşme başlayabilir.

Dipnotlar

(1)What Is Strategic Peacebuilding? http://kroc.nd.edu/about-us/what-peace-studies/what-strategic-peacebuilding

(2)Statement by the President of the Security Council http://www.undemocracy.com/S-PRST-2001-5.pdf

(3)Peacebuilding includes both tangible and intangible dimensions http://www.peacebuildinginitiative.org/index.cfm?fuseaction=cmc_printall.print&pageId=1681&printview=true&printchild=1

(4)Robert Muggah, “Managing Post-Conflict Zones: DDR and Weapons Reduction,” in Small Arms Survey Yearbook 2005: Weapons at War (Small Arms Survey, 2005), 276.

(5)UNDP, Practice Note on Disarmament, Demobilization and Reintegration of Ex-combatants (2005), 11.

(6)Priority to DDR (Disarmament, Demobilization and Reintegration) or Internal Peace ?  http://cahiers.cerium.ca/Priority-to-DDR-Disarmament

(7) Paes, Wolf-Christian (2005) ‘The Challenges of Disarmament, Demobilization and Reintegration in Liberia’, International Peacekeeping 12(2): 253–61.

(8) Bill Rolston (2007) Demobilization and Reintegration of Ex-Combatants: the Irish Case in International Perspective http://statecrime.org/wp-content/uploads/2011/10/rolston2007a.pdf

(9)https://peaceaccords.nd.edu/matrix/status/6/demobilization

(10)Irma Specht, “Jobs for Rebels and Soldiers,” in Jobs After War: A Critical Challenge in the Peace and Reconstruction Puzzle, Eugenia Date-Bah, ed. (Geneva: International Labour Organization, 2003), 101

Yazar: Ahmet Çelik

4 Mayıs Cumartesi, 2013

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle