Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

İç Politikada İstikrar Eşittir Dış Politikada Başarı

Geçtiğimiz hafta ülke içinde ve dışında tüm dikkatlerin kesifleştiği Anayasa Mahkemesi’nin AKP ile ilgili kararı, neticesi itibariyle rahatlatıcı bir etki yarattı. Fakat bu durum Türkiye’nin siyasi arenasında süregelen temel kavganın bittiği anlamına gelmiyor. Hâlâ sürtüşme ve karşılıklı atışmalar siyasetin tepe noktasında devam ediyor. Arzu edilen bu siyasi kutuplaşmanın tabana yayılmadan, bölücü fraksiyonlar yaratmadan sona ermesidir.

Hayli zamandır iç politikasında düğümlenen krizlere ve siyasi açmazlara giren Türkiye, dış politikasında da belirsizliklere sürüklenmiş ve adeta dış ilişkilerde kilitlenme noktasına gelmişti. Çok kritik bir eşikten geçmekte olan ülke, bu karamsarlık içeren tablodan mahkemenin kararıyla oluşan iyimser havayla biraz olsun kurtuldu diyebiliriz.

Toplumu ciddi anlamda geren son siyasi sorunlar kısmen aşılsa da sosyo-politik birliktelik, siyasi liderlerin anlaşıp uyuşabileceği zeminler bulmasına bağlı. İktidar ve muhalefet kanadı, özellikle de şu hassas dönemde, içeride ne kadar güçlü ve demokratik duruşu tesis ederse, dışarıda da o kadar etkili ve başarılı politika yürütüleceğinden şüphe yok.

Yaşanan son siyasal süreçte, gündemden düşmeyen parti kapatma davası, Avrupa ve ABD nezdinde Türkiye’yi anormal bir ülke olarak göstermiş ve demokrasi sınavından geçtiği sık sık vurgulanmıştır. Yine aynı süreç, Avrupa Birliği ile ilişkilerde çatlaklar yaratırken, iktidar partisinin kapanması halinde üyelik görüşmelerinin duracağı ve hatta Türkiye’nin Birlik’ten uzaklaşacağı tartışılır olmuştu.

Türk siyasi hayatında yaşanan askeri darbeler ve müdahaleler siyasi rejimi yeniden tanımlayıp düzenlerken, hukuki değişikliği de beraberinde getirmiştir. Bilindiği üzere son anayasamız da bir “darbe anayasası”dır. Bu anlamda sivil bir anayasanın insan hakları, özgürlük ve demokratik işlerliğin esas alındığı düzeyde gerekliliği yadsınamaz.

Türk siyaseti ve demokrasisi her inkıtaya uğradığında Birlik ile olan ilişkilerimiz de zora girmiştir. Türkiye’nin siyasal belirsizlikleri, Cumhurbaşkanı Gül’ün Türkiye için “Avrupa Birliği’yle bütünleşmek bir devlet politikasıdır, stratejik bir karardır.” diye nitelediği AB’nin Türkiye’yi üyeliğe kabul etmedeki kararsızlığını ve kafa karışıklığını güçlendirmenin yanında ilişkileri iki taraflı dondurma etkisine sahip olduğunu söyleyebiliriz. AB üyelik süreci müzakere aşamasına ulaşmış olan Türkiye’nin siyasi kaosa itilen son evresi AB-Türkiye ilişkilerini kaygı verici bir dereceye taşımıştı. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nden çıkan karar, AB çevrelerinde memnuniyet verici bir haber olarak karşılandı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan köşke çıkan Cumhurbaşkanı Gül, hatırlı bir gazeteciyle* yaptığı görüşmede, tam da bu rahatlamışlık döneminde söyledikleri Türkiye’nin dış politikasına ışık tutar mahiyettedir. Alıntılamakta fayda telakki ediyorum. Sayın Gül: AB hedefine kararlılıkla sarılmak gerekiyor. Parça parça reform süreci olmaz. Türkiye’yi AB hedefine kilitleyerek topyekun bir reform sürecine sokmak, Türkiye’de topyekun bir reform seferberliği başlatmak gerekiyor. Bunun için güçlü bir irade, sıkı bir takip ve herkesin katılımını sağlayacak bir kararlılık gerekiyor.”** ifadeleriyle, AB hedefinin önemini aleni ortaya koyuyor. İktidarın da Cumhurbaşkanı Gül’ün düşüncelerinden ve dış politika hedeflerinden ayrı düşündüğünü sanmıyorum. Dolayısıyla şu sonuca varmak mümkün: Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin dış politika önceliği ve diplomasi yoğunluğu AB üyelik sürecinin gerekleri olan reformlar çerçevesinde şekillenecektir. En azından bunun sinyalleri en üst düzey devlet temsilcisinden gelmiştir.

Tüm bu yazılanlardan çıkarılacak sonuç; dış politikanın iç politikadan bigane düşünülemeyeceğidir. Hatta iç politikanın dış politikaya yön ve hız verdiği gerçeği bu noktada not edilmelidir. Bir ülkenin dışarıdaki başarısı yine ülke içindeki yönetim başarısıyla da yakından ilişkilidir. Ülke içi politik istikrar ve toplumun kuvvetlendirilen moral değerleri, ülkenin dış politika kararlarında olumlu ve doğru neticeler almasının nedeni olacaktır.

Son bir hatırlatma yapalım. Putnam’ın dış politika oluşturma sürecini “iki düzeyli bir oyun” olduğunu ileri süren görüşüne göre, bir ulusun lideri dış politika alanında yaptığı her hamle ile hem uluslar arası bir oyunda hem de kendi ülkesi içindeki bir oyunda oynar.*** Bu görüş, iç politika ve dış politika etkileşiminin lider düzeyinde nasıl ortaya konulduğunu bize gösteriyor.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

04 Ağustos 2008


* Hasan Cemal, Milliyet yazarı
** Hasan Cemal, Milliyet, 2 Ağustos 2008 Cumartesi, s.19
*** Valerie M. Hudson, Christopher S. Vore, “Dış Politika Analizinin Dünü, Bugünü ve Yarını”, Uluslararası İlişkilerin Psikolojisi, Der. Erol Göka, Işık Kuşçu, ASAM, Ankara, 2002.

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Uluslararası İlişkiler Bölümünü Kazananlara Tavsiyeler

Öncelikle uluslararası ilişkiler bölümünü tercih edip, sonrasında öğrenime hak kazanan herkese başarı ve kolaylıklar diliyorum. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret