ankara escort
Güncel Yazılar

İngiltere AB üyesi mi?

AB genişlemesi, 1973’teki İrlanda, İngiltere ve Danimarka genişlemesinden bugüne belli dönemlerle süreklilik arz eden bir AB politikası olmuştur.  Hırvatistan’ın 2013’te olası üyeliğiyle 28 ülkeli bir Birlik haline gelecek olan AB, gelecekte de genişlemesini sürdürecektir. Her genişleme süreci, kendi içerisinde bazı amaçlar taşımaktadır. Bu durumun en iyi örneği, 2004 ve 2007 genişlemelerinde görülmüştür. SSCB’nin etki alanından çıkan Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinde nüfuz alanına yaratmak diğer bir deyişle, güç boşluğunu doldurmak ve yeni pazarlar yaratmak AB için bu genişlemelerin temel amacı olmuştur. Ayrıca, her genişleme beraberinde derinleşme süreciyle paralel yürümüş, derinleşme olmadıkça genişlemenin çok parçalı bir bütün yaratacağı sonucu çıkmıştır.

Bu bağlamda, İngiltere özelinde bakıldığında karşımıza ilginç bir tablo çıkmaktadır. Üyelikteki 40. yılını dolduracak bir ülkenin 40 yıldır AB’ye bakış açısının değişmemesi önemlidir. Öyle ki, İngiltere üye olduğunda Avrupa Tek Senedi’nin imzalanmasına 14 yıl vardı. Sonraki tarihlerde birçok değişiklik geçiren Birlik, bugün çok farklı bir şekilde varlığını korumaktadır. Ancak, AB’nin değişmesi İngiltere’nin AB’ye bakış açısını değiştirmemiştir. 1963 ve 1967’deki iki üyelik girişimi de Gaulle Fransa’sı tarafından reddedilen İngiltere, üye olduktan sonra Birlik dışında kalmayı temel tercih olarak görmüştür.

Üye olduktan sonraki bütün süreçler dikkate alındığında bu durum daha net görülebilir. Tek Senet, Maasricht Antlaşması, genişlemeler, AB Anayasası, Lizbon, birkaç yıldır yoğun bir şekilde devam eden Euro krizi ve daha birçok önemli konu arka arkaya sıralandığında, İngiltere’nin bu konularda neler yaptığı sorgulandığında, durum daha net ortaya çıkacaktır.

AB, kurulduğu günden bugüne kadar siyasi ve ekonomik olarak güçlü üye devletlerin sırtında güçlenmiştir. Almanya başta olmak üzere, Fransa, İtalya bu süreçlerde önemli roller oynamıştır. İngiltere’nin ise, Sosyal Şart’tan Lizbon’a, Euro krizinden, ortak para birimi kullanmaya kadar sürekli olarak sahanın dışında kaldığı görülmektedir. Bu noktada, İngiltere’nin gözden kaçırdığı husus hiçbir kriz zamanında yanında olmadığı AB’nin her krizden derinleşmesini güçlendirerek çıkması, yanında olmadığı kriz zamanından daha güçlü bir Birlik ile yüzleşmek zorunda kalmasıdır. Euro krizine bakıldığında, Almanya tek başına krizi sırtlanmaya çalışırken Fransa bile kimi noktalarda geri çekilirken İngiltere’nin zaten Euro kullanmamasından kaynaklanan “beni ilgilendirmez” tavrı, son zamanlardaki AB’den gelen haberler incelendiğinde İngiltere’nin hiç istemediği daha fazla derinleşmiş bir AB’yi ortaya çıkarmaktadır. İstikrar Mekanizması’ndan, bankalar birliğini, ülkelerin Maastricht Kriterleri’ne uymalarının denetlenmesinden, finansal işlemlerdeki vergilere kadar birçok gelişme AB’nin derinleşme yolunda önemli adımlar atacağını göstermektedir. Nihai olarak, İngiltere kriz zamanında destek olmadığı Birlik’ten daha güçlü bir yapı ile karşılaşacaktır.

ABD ile yakın işbirliği ve ortak politika alanlarına yönelik “katılmama” tercihi, İngiltere’yi futbol takımına dahil olan ama sürekli kenarda bekleyen yedek oyuncaya dönüştürmüştür. AB, hiç kuşkusuz İngiltere’den destek geleceğini ümit ederek politika geliştirmemekte ancak üye olmanın bazı anlamları da olmalıdır.

AB, aday ülkelere yönelik geliştirdiği ilerleme raporu (bir anlamda karnesi) faaliyetini aslında mevcut üye devletler için de yapsa çok olumlu sonuçlar verebilir. Aday ülkeye “üye olmak için şunları yapmışsın” diyen AB, mevcut ülkenin karnesine bakarak da “üye olduktan sonra şunları yapmışsın” diyebilir. Böylece üyelik sonrası performans da ortaya çıkmış olur.

Son zamanlarda, İngiltere’nin üyelik konusunu referanduma götürmesi yönündeki haberleri, İngiltere’nin 40 yıllık üyelik sürecindeki karnesiyle birlikte değerlendirmek gerekmektedir. Bu 40 yıllık karne dikkate alındığında, AB üyeliğinden çekilmeyi düşünen İngiltere’ye “sahi siz üye miydiniz?” diye sorulabilir.

İlhan ARAS (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

25.01.2013

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir