Güncel Yazılar

İran’dan Hamleler

Son dönemde dünya jeopolitiğinin ana merkezini oluşturan İran, elini güçlendirmek için yeni açılımlar yapıyor. Bunlar içinde askeri hamleler olduğu gibi sosyal ve kültürel ağırlıklı olanlar da var. Tabii ki bunların en önemlisi ve ABD tarafından en fazla tepki alanı nükleer çalışmaları. İran, nükleer bomba yapımına giden en kısa yol olan plütonyum üretimini sağlayacak ağır su reaktörünü devreye sokarak nükleer silaha giden yoldaki en önemli dönemeçlerden birini daha geçti. Ayrıca BM’nin nükleer faaliyetlerini askıya alması için kendisine tanıdığı son süre olan 31 Ağustos’ta da kendisinden beklenen cevabı vermedi ve sorunun müzakere yolu ile çözülmesi gerektirdiğini bildirdi.

İran böylelikle acil yaptırım isteyen ABD ile müzakere taraftarı ülkelerin(özellikle Rusya ve Çin) ihtilafının sürmesini ve 6’lar Cephesi’ni (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Almanya) parçalamayı hedefliyor.

Bu açıklamayı izleyen günlerde Ortadoğu ziyareti çerçevesinde Tahran’a gelen BM Genel Sekreteri Annan, Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki ile yaptığı görüşmede, bölgesel ve uluslararası konuların yanı sıra İran’ın nükleer sorununa da değindi ve İran’ın nükleer sorununun müzakere yoluyla çözülmesinden yana olduklarını belirtti. Bu açıklama işlerin İran’ın istediği yönde ilerlediğinin bir göstergesi.

Ayrıca AB’nin güvenlik ve dış politika şefi Javier Solana’nın, İran’ın nükleer müzakerecisi Ali Laricani ile yakın bir dönemde buluşacak olması da 7 ay önce hiçbir ödün vermediği gerekçesi ile İran ile görüşmeleri kesen AB’nin şartsız olarak masaya dönmesi de İran’ın bir diğer dış politika başarısı olarak görülüyor..

İran’ın açılımları içinde bizi daha yakından ilgilendirenler de var. İran, Kandil Dağı’nı vurmayı sürdürüyor ve Times’ın haberine göre PKK, bölgeyi terk etmeyi kabul etmediği sürece bu saldırıların hedefi olmaya devam edecek. PKK yöneticisi Murat Karayılan da, Türkiye ve İran’ın PKK’yı vurmak için bir ittifak kurduğunu ve İran’ın Türkiye’nin dostluğunu kazanmak ve Amerika’ya bir mesaj göndermek için Kandil’i bombaladığını öne sürdü. Peki İran’ın bu hamlesinin karşılığı ne mi oldu? Alman Marshall Fonu’nun 13 ülkede yaptığı bir araştırmaya göre, İran için olumlu düşünenlerin oranı Türkiye’de (%43) en yüksek çıkarak, Avrupa’daki ortalamanın (%20) çok üstünde kaldı.

Bunların dışında İran, kendi ülkesinde üniversite eğitimi alamayan türbanlı öğrencilere burs vereceğini açıkladı. Fransa ve Türkiye’den 5 öğrenci eğitim için kayıt yaptırdı. İran Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Hasan Müslüm Naini “İran, Müslümanların haklarını Batı tarzı hayata karşı korumak istiyor” diyerek İran’ın sadece Ortadoğu’nun değil aynı zamanda İslam Dünyası’nın da liderliğine oynadığını göstermiş oldu.

Yani; Şah döneminde ABD’nin çift sütunundan* birisi olan İran, günümüzde Amerika’nın Ortadoğu’daki çıkarlarına karşı en büyük rakip. Öyle ki; İran’ın bu mücadelede önde olduğunu söyleyenler hiçte az değil. Mesela, İngiltere’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, İran’ın Ortadoğu’da halen Amerika Birleşik Devletleri’nden daha fazla nüfuz sahibi olduğunu bildirdi. Kurumun, “İran, komşuları ve bölgesel krizler” adını taşıyan kapsamlı raporunda ayrıca İran’ın Ortadoğu’da Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük rakibi haline geldiği belirtiliyor. Raporda; Irak’ta Saddam Hüseyin, Afganistan’da Taliban rejimlerinin son bulmasının İran’ın çıkarına olduğu vurgulanıyor ve İran’ın Irak’ı arka bahçesi olarak gördüğüne dikkat çekiliyor. Aynı raporda nükleer programıyla ilgili olarak İran’a karşı askeri bir harekata girişilmesinin, Irak’taki Şii milislerin Irak’ta yabancı askerlere saldırılarını arttırabileceği ve Hizbullah ile Filistinli militanların da bu durumda İsrail’e saldırılarını yoğunlaştırabileceği belirtiliyor.

Kısacası, İran kartlarını sağlam oynuyor; ama görünen o ki; bu oyun daha çok hamle kaldırır.

—————–
* Çift Sütun politikası, 70’li yıllarda ABD Başkanı Nixon’un Sovyet Rusya’sının nüfuzunun Ortadoğu’ya yayılmasını engellemek amacıyla Henry Kissinger yardımı ile geliştirdiği bir doktrindir. Bu doktrine göre, Suudi Arabistan Sovyetlerle mücadelenin ekonomik ayağını oluştururken, İran askeri ayağını oluşturur. 1979’daki İran İslam Devrimi’nden sonra bu doktrin çökmüş ve ABD Sovyet Rusya’sı ile olan Ortadoğu’daki nüfuz mücadelesine ekonomik partneri Suudi Arabistan ile devam etmiştir.

15 Haziran 2007

Print Friendly, PDF & Email

Nedir

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’nun Siyasal Sosyolojisi

Hamit Bozarslan, tarih ve siyasal bilimler alanında doktora yapmış olup, tarihçi, siyaset bilimci kimliği ile …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir