ankara escort
Güncel Yazılar

İrlanda’dan Avrupa Birliği’ne Çelme

Şu sıralar Avrupa Birliği ikinci kez yaşanan anayasal krizini aşmanın çabasında. Şaşırmış ve kafası karışmış AB’li liderler, İrlanda’nın AB’nin siyasal bütünleşmesi yolunda hayati öneme sahip olan Lizbon Antlaşması’nı referandumla reddetmesi sonucunda ortaya çıkan krizi aşmak amacıyla bir araya geldiler, ama muvaffak olamadılar.

Çek Cumhuriyeti’nden gelen itiraz sebebiyle, Lizbon Antlaşması’nın onay sürecinin devam etmesi noktasında kararlı bir duruş sergileyemeyen AB, sorunun hallini bu yılın ekim ayında düzenlenecek zirveye havale ederken, aradaki süre içerisinde bir taraftan İrlanda referandum sonucunu analiz edecek diğer taraftan AB, durumu değerlendirip, mevcut krizden nasıl çıkılacağının arayışına odaklanacak. Bu süre zarfında 27 üyeli Birlik içerisinde şu ana kadar anayasa belgesini onaylayan 19 ülkenin dışındaki ülkelerin de ‘hayır’ deme riskinin izale edilmesi gerekecek. Zira henüz Lizbon Antlaşması’nı onaylamamış ülkeler arasında Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi belgeye onay vermeme riski yüksek olan ülkeler mevcut. Önümüzdeki günlerde Birliği zor ve gergin günlerin beklediği kesin. Bu sıkıntılı dönemi aşma kapasitesinin olup olmadığını hep birlikte göreceğiz.

Bu kriz durumundan kendine vazife çıkaran Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Lizbon Antlaşması yürürlüğe girmeden AB’nin yeni bir üye almasının söz konusu olamayacağını” söylemekten kendini alamadı. Sarkozy’i Lüksemburg ve Almanya Başbakanları yalnız bırakmayarak, Sarkozy’e açık destek verdi. Tabiî ki bu durum Türkiye’yi değil Hırvatistan’ı tedirgin etti. Nihayetinde üyelik için önünde uzun yıllar olan Türkiye gelişmeleri soğukkanlılıkla takip ediyor.

İrlanda’dan çıkan bu beklenmedik sonucun, AB’nin kamuoyu araştırma birimi olan Eurobarometre’ye göre iki nedeni olduğu rapor edildi. Bu nedenler “bilgisizlik” ve “korku”. Bir ülkenin “hayır” derken gösterdiği çekinceyi bu iki kelime ile özetlemek elbette yetersiz. İrlanda’daki halkoylaması bize gösteriyor ki, ulusal kaygılar AB’deki bir çok ülkede olduğu gibi İrlanda toplumunda da giderilebilmiş değil. Bu anlamda AB’nin hedeflediği birlik olma seviyesine ulaştığı söylenemez.

Hatırlatmakta fayda var, AB anayasası yarım asırlık bir süredir şekillenmekte ve tedrici bir yapılanma içerisindedir. Topluluk kurucu anlaşmaları birincil kaynak olarak Birliğin hukuki zeminini oluşturmaktadır. Birlik kendini hukuki metinler üzerinde inşa ederken, dış politika alanında etkinlikten yoksun olduğunun ayırdındadır. Anayasa çalışmaları Birliğin siyaseten içeride ve dışarıda bütünlük gösterebilmesi için kaçınılmaz bir durumdu. Ancak AB’nin geleceğini güvence altına almak ve birlikteliğini sağlamak amacıyla hazırlanan anayasa metni, 2005 yılının 29 Mayıs’ında Fransa’da ve 1 Haziran’ında Hollanda’da yapılan referandumlarla reddedilince, Birlik büyük hayal kırıklığı yaşamış ve aynı zamanda AB’nin tabandaki seçmen kitlesinden kopuk ve bu kitlenin fikir ve onayı olmadan inşa edilen temelsiz bir yapı olduğu düşüncesini kuvvetlendirmiştir. İrlanda’nın “hayır”ı, Birlik üyesi ülkelerin henüz ulusal kimliğini bırakıp Avrupa kimliğine sarılmaya ve sahiplenmeye hazır olmadığını bir kez daha göstermiştir.

Enteresan bir gelişme ise İngiltere’den geldi ve Brüksel’i biraz olsun rahatlattı. İngiltere anayasa belgesini parlamento düzeyinde onayladı, fakat İngiltere’de bir mahkeme, hükümetin Lizbon Antlaşması’nı referanduma götürmemesi üzerine dava açtı. Onay askıya alınırken yargının kararı merak konusu oldu.

Diğer yandan AB’nin siyaset terminolojisine mefhum üretmedeki mahareti biliniyor. “İki vitesli” bir AB, bu kriz için gündeme getirildi, fakat bu tasarı henüz olgunlaşmış ve genel kabul görmüş değil. Bu seçenek kabul edilirse, o zaman anayasal bütünlük/birlikten söz etmek de zor demektir.

Avrupa kanadında tüm bu gelişmeler yaşanırken tek aklı karışan Birlik ülkeleri değil. Epeydir devam eden Türkiye’nin siyasi çalkantıları da ciddi kafa karışıklığına neden olmakta. Her ne kadar İrlanda’daki siyasi durum bizi çok etkilemese de, Türkiye’de yaşanacak siyasi bir kriz AB’yi yakından etkileyecektir.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

23 Haziran 2008

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir