ankara escort
Güncel Yazılar

İslamofobi ve Sarkozy İkinci Dönem Devlet Başkanlığı

Nicolas SARKOZY’nin politik geçmişinde Fransız Müslümanlarının önemli bir yeri bulunmaktadır. Daha içişleri bakanlığı yaptığı yıllarda ülkedeki Müslümanları tek bir çatının altında toplama gayretiyle öne çıktığı hatırlardadır. Hırsı onu, radikal dini akımların önüne geçmek amacıyla bulunduğu girişiminin amacından saptırdı. Politik kazancını öne çıkarmak gayreti Müslüman temsilcilerin tepkilerine yol açtı. O günlerde kurulmasına çalışılan Fransız İslam Dini Konseyi’nin (Conseil Français du Culte Musulman-CFCM) dini temsilcilerinden bazıları SARKOZY’nin medyatikleşme amacında olduğunu öne sürdüler. Fransız kamuoyu ise farklı değerlendirerek,  CFCM’deki kurucu rolü nedeniyle SARKOZY’i takdirle karşıladı.

Aynı günlerde artan suç nedeniyle giderek yükselen tepkiler üzerine SARKOZY, polisin yetkilerini ve ceza yasalarının kapsamını genişleterek halkın sempatisini kazandı. 11 Eylül olayının etkisiyle ülkede Müslümanlara karşı artan hoşnutsuzluk, adi suçlarla birleştirilince SARKOZY adeta kurtarıcı gibi görülmeye başlandı. Halkın daha çok polisiye önlem arzusunu kamçılamak amacıyla yazılı ve görüntülü medyada suçlular ve onlarla yapılan mücadele sıkça işlendi. İslamla özdeşleştirilen suç ve şiddetle mücadele ona sempati kazandırdı.

Her İsrail-Filistin çatışması Fransa’daki Müslümanlar ile toplumun diğer kesimleri arasındaki gerginliği biraz daha arttırdı. Bu ve dışlanmışlık nedeniyle Evry’de, Clichy sous Bois’da, Marsilya’da ülkenin tamamını etkisi altına alan şiddet olayları yaşandı. Sonu gelmeyen sürtüşmelere bir yenisi olarak eklenen başörtüsünün yasaklanması Müslümanları biraz daha öfkelendirdi. Artan işsizliğin ve ekonomik sıkıntılardan Müslümanların en çok etkilenen kesim olması huzursuzluğa katkıda bulundu.

Müslümanların dışlanmışlık duygusunun etkisi altında, toplumun diğer kesimlerinin ise toplumsal huzursuzluğun kaynağının Müslümanlar olduğuna inandığı bir ortamda yapılan 2007 Başkanlık Seçiminin galibi Nicolas SARKOZY oldu.

Üç hafta sonra yapılacak seçimin hemen öncesinde Fransa yine benzeri bir ortamı yaşıyor. Toulouse’da yaşanan olay nedeniyle Müslümanlara duyulan hoşnutsuzluk yine belirleyici bir etki haline dönüşüyor. Dışlanmışlığın, doyumsuzluğun ve eğitimsizliğin etkisi altındaki Mohammed MERAH’ın silaha sarılması ve polis tarafından öldürülmesi Müslüman ve diğer kesimlerin birbirlerine olan duygularını tekrar olumsuz etkiliyor.

Polisin yaptığı operasyona duyulan kuşku nedeniyle M. MERAH’ın öldürülmesinde yargısız infazın izleri aranıyor. M. MERAH ile ilgili olarak Fransız makamlarının yaptıkları açıklamalarla, ailesinin ve tanıyanların onun hakkında söyledikleri birbirine tamamıyla zıt. Resmi açıklamalarda; ülkedeki Selefi grubuna ait “Forsane Alizza” örgütünün üyesi olduğu, Afganistan ve Pakistan’da eğitim aldığı, istihbaratın kendisini izlediği, suç dosyasının kabarık olduğu iddia ediliyor. Yakından tanıyanlar ise, kibar bir kimse olduğunu, beş-altı yıl kadar önce bir arkadaşıyla beraber cüzdan çalma suçundan bir süre hapis yattığını bunun dışında kendi halinde işsiz bir genç olduğunu, İsrail karşıtı tek kelime etmediğini, sakal bile bırakmadığını söylüyorlar.

Rouen’deki bir lisede M. MERAH için öğrencilerinden saygı duruşunda bulunmalarını isteyen bir öğretmenin açığa alınması örneğinde olduğu gibi kişisel de olsa bazı tepkiler görüldü. Bu arada sırası gelmişken; bizim ülkemizde teröristler için tören düzenleyenlerin, saygı duruşunda bulunanların ve hatta şehitlikler bile kuranların ne kadar özgür olduklarını bilmediklerine de değinmekte yarar var.

Paris savcısı François Molins’nin basın toplantısındaki sözleri resmi tavrın ne olduğunu ortaya koyuyor. Savcı; radikalizmin ölçüsünü arttıran Merah’ın cezaevinde daha katılaştığını, bu sonucun cezaevi koşullarından değil, kendisini okuduğu Kuran’a adamasından olduğunu iddia etti. Bu sözler açık bir şekilde, bizim Fransa olarak bir kusurumuz yok, bütün kusur onun kendisinde anlamına geliyor.

Nicolas Sarkozy ise “aşırı uçlardaki ideolojilerin savunulması ve yayılması saldırı suçu olarak cezalandırılacaktır” sözleriyle aynı tavrı sergiledi. Radyo ve televizyonlardan duyurulan bu konuşmasında; terörü özendiren veya şiddet ve nefret körükleyen web sitelerini gezenlerin, terörle bağlantısı olan ideolojinin peşinden yurt dışına çıkanların suçlu olarak cezalandırılacaklarını söyledi. Teröre karşı olarak var olan ceza kanunları dahilinde aşırı uç ideolojilerini savunan ve yayanların cezalandırılacaklarını ilan etti.

Mükemmel bir zamanlamayla, yasaklandığı halde bir köşede el altında tutulan Selefi Forsane Alizza’ya sıra geldi. K. Afrikalı göçmenlerin yoğun olduğu kentlerde gerçekleştirilen operasyonlarda bu örgüte üye oldukları ileri sürülen on yedi kişinin gözaltına alındıkları duyuruldu. Basının örgüt hakkında verdiği bilgilerde; yüz kişilik çekirdek bir kadrosunun bulunduğu, 2000 yılından sonra Nantes şehrindeki başörtüsü protestolarıyla adını duyurduğu, örgüt üyelerinin açıklamalarında terörizmden uzak durduklarını özellikle vurguladıkları, tahrik edici ama zararsız bir örgüt olarak görüldüğü, 2011’de izlenmeye başlandığı ve 1 Mart tarihinde de silahlı militan yetiştirdiği gerekçesiyle faaliyetinin yasaklandığı belirtiliyor.

Gelişmelerin SARKOZY’e kazanç olarak değerlendirilmesiyle Fransız halkının ekonomik sıkıntıları unutturulması, toplumsal hayatın huzurunun çok daha önemli olduğu kanısının yerleştirilmesi çabaları başarılı bir şekilde yürütülüyor. Görünen odur ki Fransa’daki seçim ortamının 2007 yılındakinden fazlaca bir farkı bulunmuyor. Sosyalistlerin adayıyla neredeyse başa baş giden SARKOZY, Fransız seçmenlerine medyatikleştirilen olaylarla güven aşılıyor. Olağanüstü bir gelişme olmazsa ikinci turda aşırı sağın hiç de küçümsenmeyecek oylarını alarak rakibine fark atması kaçınılmaz gibi görünüyor.

Gelişmelerin bu doğrultuda seyretmesi halinde ikinci bir dönemle devlet başkanlığına devam edecek olan SARKOZY’nin, bizimle ilişkilerinde önceki döneme oranla daha sorunlu olması şaşırtmayacaktır. Türkiye dostu Fransızların seslerinin bastırılmasına çalışılması, diaspora Ermenilerinin ve Kürtçülerin rollerini daha etkili bir şekilde oynamaları beklenen bir sonuç olmalıdır.

Yazar: İbrahim Çevik

02 Nisan 2012

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) ve Büyük Britanya

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nın Avrupa’ya sayısız faydaları olacaktır. Yaklaşık 13 milyon iş istihdamı sağlayacak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir