Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

İsrail ve Yeni Yüzü Olmert

İsrail iki hafta önce Salı günü (28 Mart) seçime gitti ve seçimden Knesset’teki 120 sandalyeden 28’ini alan Kadima birinci parti çıktı. Kadima’yı 20 sandalye ile ilk kez bir Seferad’ı (Amir Peretz) başkan seçen İşçi partisi izledi. Binyamin Netenyahu liderliğindeki Şaron ve Olmert’in eski partisi Likud, bir önceki seçime oranla 27 sandalye kaybederek 11 sandalye kazandı. İsrail’in uyguladığı nisbî temsil seçim sisteminde bütün ülke tek bir seçim çevresi kabul ediliyor ve belirlenen baraj %2. Bu sebeple parlamentoya bu seçimde 12 parti girdi. Bu durumda Kadima tek başına hükümet kurma yeter sayısına(61) sahip olmadığından parlamentodan güvenoyu almak için başta İşçi Partisi olmak üzere birçok partiyle koalisyon arayışına girmesi gerekecek. En az iki koalisyon ortağına ihtiyacı var.

Liderliğini Ehud Olmert’in üstlendiği Kadima Partisi’nin kuruluşunu hatırlayalım. Yahudi yerleşimciler Gazze Şeridi’nden çekilmeye zorlanmasından sonra Likud Partisi milletvekilleri içinde bölünmeler başlamış ve bu süreç sonunda Kasım 2005’te Şaron Likud Partisi liderliğinden ayrılarak Kadima Partisi’ni kurmuştu. Olmert de kendisini takip eden isimler arasındaydı. Şaron’un 4 Ocak’ta beyin kanaması geçirmesi ardından da hem hükümetin hem de Kadima’nın liderliğini Olmert üstlenmişti.

Ehud Olmert kimdir? Ariel Şaron’un rahatsızlığı ardından siyasi sahnede ön planda görülmeye başlayan Olmert, aslında milyoner bir avukat ve işadamı olarak biliniyor. İsrail’in sınırlarını belirleme gibi hayli hırslı bir politikayla sandığa giden Olmert’i diğer liderlerden ayıran bir diğer önemli fark ise kendisinin askeri bir geçmişe sahip olmaması. Ehud Olmert, İsrail devletinin kurulmasından üç yıl önce dünyaya geldi. Siyonist militan İrgun grubunun kurucusunun oğlu olan Olmert, Kudüs’teki Hebrew Üniversite’sinde hukuk eğitimi aldıktan sonra, 1973 yılında Likud Partisi’nden İsrail parlamentosu Knesset’e seçilerek, ‘en genç milletvekili’ ünvanını kazandı. 1993 yılında Kudüs Belediye Başkanlığı’na seçilen Olmert, Kudüs’ün Yahudi halkının ‘bölünmez ve ebedi başkenti’ olduğunu savunuyor ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi üzerinde de hakları olduğunu söylüyordu. Nitekim Doğu Kudüs’teki İsrail kontrolünü kuvvetlendiren de kendisi oldu; Yahudilerin yerleşimlerini teşvik ederken, çok sayıda Filistinli’nin evinin yıkım emrini veren de yine o oldu.

Ariel Şaron’a dönüp baktığımızda, başbakanlık görevine dönüp dönmeyeceği meçhul. 77 yaşındaki lideri tarih nasıl hatırlayacak bir de ona bakalım. Şaron’un başta, Gazze’deki Yahudi yerleşimlerinin boşaltılması kararıyla anılacağı kesin olduğu gibi güvenlik duvarının mimarı olarak da anılacağına şüphe yok. Tarih kitapları, Ariel Şaron’un yaptığının İsrail’i içine kapatarak, daha kolay savunulur hale getirmek maksadını taşıdığını da yazabilir. Ancak Şaron’un, çözümün sadece işgalle olamayacağını, sonunda anlamış olduğunu da kabul etmek gerekir. Daha da geçmişe gittiğimizde 1982’deki Beyrut’a saldırısı, siyasi bir felakete yol açmış ve geçici de olsa Şaron’un düşüşünü hızlandırmıştı. Birçok Filistinli ise Şaron’u daha kötü hatırlayacak: 1950’lerdeki Batı Şeria baskınını gerçekleştiren 101’inci birliğin komutanı olarak. Savunma Bakanlığı sırasında Sabra ve Şatilla katliamlarının sorumlusu olarak ve Batı Şeria’yı binalarla ve yerleşimcilerle dolduran bakanlığı ile hatırlanacak.

İsrail’de Başbakan vekili Ehud Olmert, Hamas örgütünün İsrail’i tanımasını süresiz beklemeyeceğini söyledi. Bu, İsrail ile barış görüşmelerinin yeniden başlaması için bir ön şart olarak sunulmuştu. Olmert, İsrail’de genel seçimlere bir hafta kala televizyonda yayımlanan konuşmasında, müzakere umudu tükendiği takdirde İsrail’in sınırlarını yeniden şekillendireceğini belirtti. Bugün İsrail’de hükümeti kurma görevi alan Kadima partisi, hatırlanacağı üzere seçim kampanyasını “Filistinlilerle müzakere olmasa da sınırları dört yıl içinde tek taraflı olarak belirleme” ilkesine oturtmuştu.

İsrail’de seçimlerin galibi olarak çıkan Kadima Partisi’nin sınırları tek taraflı olarak belirleme politikasına ABD’den destek geldi. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Filistinliler ile İsrail arasında bir uzlaşıya varılmaması halinde, İsrailin sınırlarını tek başına belirlemesi ihtimalini gözardı etmediklerini söyledi. “Tabii ki herkesin dileği müzakere edilmiş bir çözüm görmektir” diyen Rice, sorunun Filistinliler’de olduğunu zira müzakerelere yanaşmayan bir hükümet seçtiklerini öne sürdü. Hamas’ın ve Filistin Yönetimi’nin dünyaya mesajı ise şu oldu: “İsrailliler toprağımızdan çekilmedikçe ve haklarımızı tanımadıkça, bize artık İsrail’in ‘var olma hakkını’ tanımaktan veya direnişi sona erdirmekten falan söz etmeyin.”

Bu seçimin önemli bir hususiyeti var. O da Şaron ve Olmert’in İsrail’in nihai ve kalıcı sınırlarını Filistinli yetkililerle görüşmeksizin tek taraflı olarak çizme planı üzerinde bir nevi referandum niteliği taşımasıydı. Seçim sonuçları gösteriyor ki, seçmen tabanında bu düşünce hayli destek görüyor. Kadima’nın tek taraflı çekilme politikasına göre, 2010 yılına dek İsrail’in kalıcı sınırlarının belirlenmesi planlanıyor. Bu plana göre, İsrail Batı Şeria’da işgal ettiği bazı topraklardan çekiliyor, fakat en kalabalık yerleşim birimlerini ilhak ediyor. Filistinlilerle görüşmeye hazır olduğunu belirten Başbakan vekili Ehud Olmert, gerekirse tek taraflı hareket edeceğinin de altını çiziyor. Hamas ise planın taraflar arasındaki ilişkileri ancak daha kötüye götüreceğini belirtiyor. İsrail’in nihai sınırlarının ne olması gerektiği ve gelecekteki Filistin devletinin yapısı hala yanıt bekleyen sorular. İsrail’in bu konuda bir taviz vermemesi durumunda, Filistinliler çözüme yanaşacak mı? Buna pek kimse ihtimal vermiyor. Eski general Şaron’un da bunu gayet iyi bildiğini ve İsrail’i Filistin’den ayıran duvarı inşa etmeye tam da bu nedenle başladığını tahmin etmek güç olmasa gerek.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Azerbaycan bir demokrasi mi?

Cumhurbaşkanlığı makamı babadan oğla geçen bir rejim demokrasi olabilir mi? Olamaz tabii ama Aliyev, demokrasi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret