Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

İyi-Kötü Polis Sahnede

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, nükleer çalışmalarını askıya alması için İran’a tanıdığı bir aylık mühlet 28 Nisan’da sona erdi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu(UAEK) Başkanı Muhammed El Baradey, İran’ın BM’nin çağrısına uymadığını belirten raporunu, BM Güvenlik Konseyi ile başında 35 ülkenin üye olduğu kuruma sundu. Beklendiği gibi İran’ın geri adım atmayan net duruşuyla karşılaşılan raporda, İran’ın Konsey’in uranyum zenginleştirme programının 28 Nisan’a kadar askıya alınması çağrısına uymadığı, çalışmalarına hız verdiği ve nükleer programıyla ilgili tüm sorulara yanıt vermediği not ediliyor.

Nükleer programından asla vazgeçmeyeceğini ilan eden İran, raporda teyit edildiği üzere 11 Nisan’da 164 santrifüjde yüzde 3,6 oranında uranyum zenginleştirmiş ve santrifüj sayısını da her geçen gün artırma yoluna gitmiştir.

Rapor sonrasında ABD cephesinden gelen Bush imzalı açıklamalar ise şöyle: “İran’ın nükleer silah elde etme isteği tehlikeli. İranlıların, birçok ulusun ortak arzusunun, onları nükleer silah isteklerinden barışçıl şekilde vazgeçmek zorunda olduklarına ikna etmek olduğunu anlamaları çok önemli” Beyaz Saray’dan seslenen Bush,“Müttefiklerimize bu konuda danışacağım ve danışmayı sürdüreceğim. Diplomatik seçeneklerin henüz yeni başladığını düşünüyorum” demeyi de ihmal etmiyor. Irak’a müdahale öncesini hatırlatıyor bu ‘diplomatik seçenek’ safsatası bize. Diplomasi yolunun tercih edildiği görünümü veren bu sahte izahlar, İran üzerinden ikinci bir Irak sendromuna yaklaştığımızı düşündürüyor. Britanya’nın derdi ise İran’a baskıyı artırmak. İyi ve kötü polis yine sahnede. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, “İran’ın UAEK ve Konsey’le tam işbirliği yapmaması çok ciddi. Bu yüzden Konsey’den uluslararası toplumu nükleer programın barış ve güvenliği tehdit etmediği konusunda ikna etmesi için İran’a baskıyı artırmasını isteyeceğiz” diyor. Diplomasi mi istibdat mı? Bunu hepimiz göreceğiz. Aslında tarihi tecrübeden ikinci şıkkın daha geçerli/gerçek olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

İran cephesinde durum nasıl bir de ona bakalım. İran’ın meydan okuması ve yetkili ağızlardan gelen açıklamalar, Bush’un ekmeğine yağ sürer cinsten. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, ABD başta olmak üzere uluslararası topluma, “İran’ı haklarından mahrum bırakmak isteyenler bilsin ki, bu tür faydasız kararlar bize vız gelir. Hoşlanın ya da hoşlanmayın İran nükleer bir devlettir. Bu teknoloji kötüyse sen neden vazgeçmiyorsun?” sualini de açıklamalarına ekleyerek seslendi.

Diğer bir önemli gelişme de İran’ın nükleer krizinin devam ettiği bir dönemde Washington’a kritik bir ziyaret gerçekleştiren Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ve ABD Başkanı George W. Bush’un bir araya gelmesiyle yaşandı. İran’a karşı düzenlenebilecek hiçbir operasyonda yer almayacağını söyleyen Aliyev’i Bush ikna etmeye çalıştı. ABD’ye dert olan İran problemini, Bush diplomatik ve barışçı yönden çözme arzusunu dile getirse de, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memedyarov İran ile olan ortak bağlarını şöyle açıkladı: “İran büyük komşumuz. Ortak tarihi, kültürel ve dini bağlarımız var. İran Azeri ürünlerine transit geçiş tanıyor. Ermenistan ve Karabağ’ın kestiği Nahçıvan’a doğalgaz sağlıyor.”

Bu önemli görüşmede Bakü’den Irak ve Afganistan işgaline askeri destek gören ABD’nin en azından İran’a mal ve silah transferini önlemek için Azeri sınırının kapatılması istediği yorumu yapılıyor. Azerbaycan’ın 2005’de gerçekleştirdiği seçimleri demokratik bulmayıp Bakü’ye mesafeli duran Bush yönetimi, acaba neden şimdi en üst düzeyde Aliyev’i ağırlıyor?

İki hafta önce İran’ın sergilediği direncin sonuçlarıyla yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Rice, Konsey’in nükleer programının 30 günde askıya alınması çağrısı yapan başkanlık açıklamasıyla yetinmeyeceğini ve ayrıca Irak için devreye alınan BM Sözleşmesi’nin 7. Bölümü’ne bakmak zorunda kalabileceklerini belirtmişti. Bugün gelinen noktada İran’ın uyarıları hiçe sayan, nükleer faaliyetlerini daha da hızlandıran korkusuz tavrı karşısında yaptırımların yolu açılacaktır. Gerek Bush ve Rice’ın yaptıkları ikili görüşmeler, BM Sözleşmesinin 7. bölümün 41. maddesi gereğince ekonomik, ulaşım ve diplomatik yaptırımları kapsayan bir çerçeveye oturmaktadır. Uluslararası toplumu ikna çabaları, İran’ı uygulanacak yaptırımlarla izole edip, yalnız ve çaresiz bırakmak üzerinedir. Irak’ta uygulanan ambargo uygulamalarını hatırlatmak isterim. İnsanların ve özellikle çocukların açlığa, sefilliğe terk edildiği bir uygulama. Bunların yaşanmasını ne İran’da ne de başka bir ülke de insanlık adına istemiyor ve bu yaptırımları doğru bulmuyorum.

Ankara bu gelişmelerin neresinde duracak? Bakü kadar net bir tavır takınabilecek mi? Bunlarda merakımızı dillendiren sorular.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’nun Siyasal Sosyolojisi

Hamit Bozarslan, tarih ve siyasal bilimler alanında doktora yapmış olup, tarihçi, siyaset bilimci kimliği ile …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret