Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Kafkasya’dan İran’a İki Gündem Maddesi

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin dış politika gündeminde iki önemli gelişme yakından izlendi ve yorumlandı. Bu gelişmelerden ilki, Gürcistan’daki ayrılıkçı bölgeler nedeniyle Moskova ile Tiflis’i karşı karşıya getiren ve sıcak çatışmaların yaşanmasıyla oluşan gerginliği gidermek üzere Türkiye’nin de arabuluculuk görevini üstlenmesi, diğeri de İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın iki günlük Türkiye ziyaretiydi.

Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin Batı’nın yakın desteğini umarak yaptığı hesap hatasının faturası tartışmasız ağır oldu. Ateşkes istemek zorunda kalan Gürcistan, Güney Osetya ve Abhazya’yı elinden kaybetti. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un “Gürcistan’ın toprak bütünlüğü artık fiilen bitti” açıklamasının ardından Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev Güney Osetya ve Abhazya liderlerini davet ederek “Rusya her iki halkın alacağı karara saygı gösterecektir” mesajıyla Gürcistan’ı çok zor durumda bıraktı.

Rusya’ya dünyadan tepkiler gelmeye devam ederken, Moskova’nın geri adım atacağı uzak bir ihtimal. Halihazır durumda Rusya istediğini elde etti. Almanya Başbakanı Merkel, tıpkı Türkiye gibi soruna yönelik çözümün, Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini belirtse de iş işten geçti.

Sarkozy’nin arabuluculuğunda geçici ateşkes anlaşması, iki tarafın prensipte kabul etmesiyle onaylandı. Fakat bu anlaşma metni Güney Osetya ve Abhazya’nın geleceğine ilişkin bir düzenleme getirmiyor. Rus askerlerinin Gürcü topraklarından çıkmasını sağlamakla sınırlı bir etkiye sahip. Bu iki bölgenin geleciğine BM Güvenlik Konseyi’nin karar vereceği vurgulanıyor.

Geçici ateşkes kısmi bir rahatlama etkisi yaratsa da sorunun halli için köklü bir çözüm getirmeyeceği kesin. Tam da bu noktadan hareketle Türk dış politikası harekete geçti ve Başbakan Erdoğan iki ülke liderleriyle görüşmeler yaptı. Olumlu ve uyumlu bir havada geçen diplomatik görüşmelerde Türkiye’nin gündeme getirdiği “Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu” dikkate alınmış görünse de benimsenmiş bir proje değil. Diplomatik nezaket gereği ilgi uyandırsa bile uygulanma ve hayat bulma imkanı en azından şu konjonktürde pek mümkün görünmüyor.

Rusya’nın Gürcistan müdahalesi, ABD’nin Irak müdahalesiyle simetrik benzerlik göstermesi ve uluslar arası hukuka meydan okuyarak ilginç derecede meşrutiyet zeminini zorlaması şöyle bir kaygıyı beraberinde getiriyor: Uluslar arası hukuk kurallarını hiçe sayarak dominant ülkenin kontrol altında olan ülkeye güç uygulama yoluyla müdahalesi, uluslar arası çevrede kanıksanan örtülü bir meşrutiyete zemin hazırlar mı?

Güçlü ülke lehine devletlerarası kurallar eskiden olduğu gibi günümüzde de görmezden gelinebiliyor ya da yok sayılabiliyor. Böyle olunca da arzu edilen barış belirsiz bir geleceğe tehir ediliyor.

**

Türkiye’nin gündemindeki diğer konu, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın İstanbul’da ağırlanmasıydı. İki günlük ziyareti kapsamında birçok görüşme ve temas gerçekleşti.

Bu ziyaretin merkezinde bir ortaklık arayışı söz konusu diye düşünüyorum. Tahran’ın nükleer programı çerçevesinde Avrupa ve Amerika’nın tutumları arasında farklılıkların artan bir seyir izlemesi, Türkiye’ye İran’la Avrupa Birliği arasında arabuluculuk rolü yüklemektedir.

Türkiye’nin AB’ye katılmasının hem Avrupa’nın hem de bölgenin lehine olduğunu vurgulayan Ahmedinejad, “Türkiye çok büyük ve uygar bir ülke. Bu bölgenin çok önemli ve güvenli bir köprüsü.” Türkiye’nin Birlik üyeliğine açık destek veren İran, stratejik tercihini, Türkiye’nin bölgede rakip değil, ortak olarak algıladığını son ziyaretiyle ve bu sözleriyle ortaya koymuştur. Ayrıca iki ülkenin çok köklü ve derin ilişkileri olduğuna dikkat çeken Ahmedinejad, “İran ve Türkiye, ortak hareket ederse bölgede çok büyük bir güce sahip olacak.” diyerek bölgenin istikrarına katkı sağlayacağı ifade etmiştir.

Türkiye yakın komşusu İran’ın nükleer güç olma mücadelesinde nasıl bir diplomatik tavır sergileyecek bunu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

17 Ağustos 2008

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Soğuk Savaş Sonrası Gürcistan’daki Güç Mücadelesi

SSCB’nin Aralık 1991’de çöküşü ile birlikte ciddi bir boşluk doğmuştur. Daha önceleri Doğu Avrupa, Orta …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret