Güncel Yazılar

Kara Kıtada Beyaz Gelişmeler

Afrika ile ilgili olarak hazırlamaya çalıştığım küçük çaptaki yazı dizisinin son yazısını kaleme alıyorum. Bu son yazımda Afrika’ya dair olumlu gelişmelerden bahsedeceğim için sevinçliyim. Yani bu benim ve yazıyı okuyanlar için ‘mutlu son’ olacak. Afrika hakkında bütün sorunları hallolmuş demek istemiyoruz elbet ama atılan olumlu adımlar güzel günlerin habercisi adeta. Hayret ki, bir gün Afrika hakkında olumlu bir yazı yazacağımı düşünmezdim!

Paylaşacağım ilk güzel haber şöyle: Diyanet İşleri Başkanlığı, Balkanlar, Kafkasya ve Asya’daki İslam ülkelerini içine alan Avrasya İslam Şurası’ndan sonra Afrika İslam Şurası’nı da topladı. Toplantı 2 Kasım’da başladı. 32 Afrika ülkesinden, en üst seviyede dini temsilciler katıldı, Sudan toplantıya bakan düzeyinde iştirak etti. Diyanet İşleri Başkanlığı, bir devlet kurumu. Dolayısıyla bu faaliyetin, tıpkı Avrasya İslam şurası gibi, Devlet’in bilgisi dâhilinde bir Devlet faaliyeti olduğunda kuşku yok.

Haberin burasında değinmek istediğim bir husus var ki, Türkiye gerçekten büyük bir önem arz ediyor. Yazar Ahmet Taşgetiren Afrika İslam Şurası genelinde İslam’ın Türkiye için gerçek bir zenginlik teşkil ettiğini yazmış aynı tarihli yazısında;

“Hep yazıyorum, İslam, elbette bir dindir, ülkemiz insanının manevi dokusudur ama aynı zamanda İslam, Türkiye için pozitif bir enerji kaynağıdır. Türkiye İslam’la bir büyük coğrafyanın, dünyanın şu andaki tek süper gücü olan Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi ile stratejik anlamda tanzim etmeye, yani kendi çıkarları için düzenlemeye yöneldiği bir coğrafyanın merkez ülkelerinden birisi, belki de en merkezi ülkesi olma durumundadır.

Bunu İslam ağı ile gerçekleştiriyor Türkiye.

O zaman İslam alakasının Türkiye’ye nasıl bir açılım sağladığı üzerinde iyi durulmalıdır.

Türkiye’de ne yazık ki İslam, bir gerilim alanı olarak telakki ediliyor veya öyle bir alanda bulunduruluyor. Oysa işte Türkiye’nin en temel zenginliği olarak duruyor İslam. Balkanlar’dan Asya’ya, Kamçatka’ya kadar uzanabilirsiniz İslam’la, Çin’de dostlar bulabilirsiniz, isterseniz Afrika’nın bakir dünyasına ulaşabilirsiniz.

Afrika bugün belki yokluklarla boğuşuyor.

Su yok, ekmek yok, ilaç yok, eğitim yok.

Ama bugün oraya yoklukları imkânlar ölçüsünde ortadan kaldırmak için giderseniz, koca bir kıtada dost bir dünya oluşturmuş olursunuz.

Doğrusu Taşgetiren’e katılmamak mümkün değil. Burada amacım İslam’ın güzelliklerinden bahsetmek değil elbette ama şu da ihmal edilmemelidir ki, Türkiye dünya nezdinde saygın bir konuma sahiptir; bu saygınlık da İslam’ın getirdiği adalet ve barıştan kaynaklanmaktadır. Türkiye yine bir güzelliğe imza atarak, Dünyanın kaderine terk ettiği Afrika için şura düzenlemiş, aç ve yoksul olan ülkeye ekmek-su götürmekten daha fazla yardımlar yapılması gerektiğine kanaat getirmiştir. Diğer bir değişle Türkiye, Afrika’ya vefa borcunu ödemeye başlamaktadır.

Sayın Taşgetiren yazısının devamında, Diyanetin Afrika için de din görevlisi yetiştirip, kıtaya alaka ve hizmetin yoğunlaştırılması gerektiğinden bahsediyor. Taşgetiren’in böyle düşünmesine sebep olan etki şüphesiz Afrika kıtasındaki Türk okullarıdır.

İkinci olumlu haberimiz de Türk okulları sayesinde Türk halkını tanıma imkanı bulan Afrika halkının dini liderlerinin İslam şurasındaki “Afrika ülkelerinde dini bilgi eksikliğinin giderilmesi için Türkiye’den yardım istemesidir.” Türkiye’yi bu anlamda birleştirici bir güç olarak gören Afrika halkının devlet nezdinde düzenlenen bir toplantıda böyle bir talepte bulunmaları, kara bahtlı Afrika için uyanış ve harekete geçiş zamanının geldiğini göstermektedir.

Yeraltı ve yer üstü pek çok zenginliğe sahip olan Afrika son günlerde Çin hükümeti tarafından da değerlendirilmektedir. Ajanslara düşen Afrika-Çin ilişkileri, Afrika bölgesinde yeni bir sömürgecilik endişesi yaratsa da, karşılıklı anlaşma ve mülakatlarla doğru adımlar atılabilir. Konuyla ilgili olarak dunyabulteni.net’te yayınlanan haber şöyle: “Çin, Afrika ülkelerinin petrol rafineri tesislerini kurarak, rafinaj kapasitesini yükseltmelerine yardım etti. Bu, Afrika ülkelerinin kaynak avantajlarını ekonomik sürdürülebilir gelişme gücüne dönüştürmesine yardım etmeyi amaçlıyor. Bununla birlikte Çin, sivil projelere büyük önem veriyor. Batılı ülkeler Çin’in Afrika’da kaç petrol havzasının işletme hakkını kazandığını konuşuyor ama Çin Afrika ülkelerinin altyapı tesislerinin inşasına 4 milyar ABD doları yatırdı. ‘Kazan-kazan’ düşüncesini izleyen Çin, sadece kendisinin faydalanmasını değil, aynı zamanda Afrika ülkelerinin de bu süreçte ekonomik güçlerini ve üretim teknolojisi seviyelerini yükseltmesini de arzuluyor.”

Şafak, karanlığın en yoğun olduğu zamanın ardından gelir. Kara bahtlı, kara talihli, kara tenli insanların ‘karanlık hayatları’ artık güneş ışınlarını görüyor. Önceki yazılarımda da değindiğim gibi Afrika için her şeyden öncelikli olan konu, zenginliklerinin farkına varılmasıdır. Bu zenginliklerin değerlendirilmesi ve hayata geçirilecek olan eğitim faaliyetleri sayesinde Afrika için ne açlık, ne susuzluktan bahsedilecek. Hatta Doğu Afrika’da gittikçe hızlanan siyasi çatışmalar bile bu uyanış ile çok kısa bir zamanda son bulacaktır. Türkiye’de düzenlenen şura, Afrika’daki okullar ve Çin’in Afrika’ya yönelmesi, önümüzdeki yıllarda Afrika’yı daha dik ve sağlam göreceğimizin sinyalleri. Olumlu gelişmeler kıtadaki kötülükleri ve vahim tabloları görmeyeceğimiz anlamına gelmemektedir. Ferd ferd üzerimize düşeni yaparsak, Afrika için iyi günler çok kısa zamanda gelecektir.

15 Haziran 2007

Yazar: Ayşenur Bulut

Print Friendly, PDF & Email

Nedir

İlginizi Çekebilir

The League of Arab Societies

It’s high time for a new Arab League — one that reflects and supports the …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir