chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip düşük hapı antalya escort bayan antalya escort
Türkiye-AB İlişkileri | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Katlanılması ve Vazgeçilmesi Zor Bir Birliktelik: Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri

Egemenlik, ekonomi temelinde kısa bir okuma denemesi… 1959 Ortaklık başvurusundan günümüze kadar ki sürecin bilindiği varsayımı üzerine…

Avrupa Birliği (AB), 20. yüzyılın en cesur girişimidir. Öyle ki, bugün dahi az ya da çok bir benzerinin oluşturulamaması, buna cesaret edilememesi bu durumun göstergesidir. Bu noktada, belki de bu tür bir üyeliğe gerek olmadığı şeklinde argüman geliştirmek pekala mümkündür. Ancak bu söylem dünya politikasının/ekonomisinin gittiği yerin anlaşılamadığını gösterir.

Bilindiği gibi, AB diğer (BM, NATO) gibi uluslararası değil, ulusüstü bir oluşumdur yani egemenlik devri diğer örgütlerle kıyaslanmayacak kadar fazladır. Egemenlik ki, yüzyılların değişmeyen gerçeği… AB, inatla bu gerçeğin üzerine gitmeyi sürdürüyor. Hemen hemen yaşanan tüm krizlerde bu egemenlik olgusuyla savaşını anlatır. Zamanında General Motors için iyi olanın ABD için iyi olduğu bir dünyada, çok uluslu şirketlerin devletlerin GSMH’sini geçtiği bir dünyada egemenlik… Egemenlik, 21. yüzyılın en soyut kelimesi…

Yaşanan bütün süreçler sonucunda gelinen noktada, 27 üyeli bir Birlik, 17 üyeli bir Parasal Birlik… El sürdürülmeyen egemenliğin yamalı bohçaya dönmesi…  AB üyesi devletlerin Birlik’le olan kavgası “tamam, bu konuda yetki devrettim ama şu konuda bana karışma” kavgası üzerinden yürümeye devam etmektedir.

Egemenlik konusundan Türkiye konusuna geçerken şu noktada belirtilebilir. 2004-2007 genişlemelerindeki ülkeler “egemenliklerinin tadını tam çıkarmadan” birden bunu devretmeleri gereken bir sistemin içine girdiler. Türkiye ise, bu noktada AB’nin son genişlemelerinden ve muhtemelen bundan sonraki genişlemelerinden ayrılan bu özelliği ile adeta “sert bir ceviz” olarak dönüşümü zaman alan bir ülke olagelmiştir.

Türkiye’nin mevcut durumda cazibesini kaybettiği görülen AB ile yaşanan bütün çifte standartlara rağmen hala neden ilişkilerini koruduğu/sürdürdüğü sorusuna Türkiye-AB ilişkilerini egemenlik üzerinden okumak yerine ekonomi üzerinden okuyarak cevap bulabiliriz diye düşünmekteyim. Eğer bir ülke ihracatının ve ithalatının yarısını AB ile yapıyorsa, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yaklaşık %80’ini AB’den geliyorsa her ne olursa olsun ilişkiler sürmek zorunda kalıyor. Ekonomik ilişkilerin mutlak belirleyici olduğu Türkiye-AB ilişkilerinde (dünya genelinde de bu söylenebilir) konuyu egemenlik veya çifte standart üzerinden okumak gerçeklikten kopuşa neden olabilir.

Katlanılması zor bir ilişki çünkü; AB’nin hazmetme kapasitesinin çok üzerinde bir Türkiye, her geçen yıl ekonomik olarak gelişmekte bu durumda AB’ye karşı “artık size ihtiyacımız yok” söylemleri doğmasına neden olmaktadır. Bu durum tehlikeli bir bakış açısıdır, bunun bir yansıması da gittikçe büyük/güçlü ülke söylemlerini arkasına alarak Orta Doğu’ya, Orta Asya’ya abilik yapma gibi ifadelerde görülmektedir. “Çıkar” kelimesinin mutlak belirleyici olduğu uluslararası ilişkilerde bu ifadelerle yol almak, kuyruğunu yakalamaya çalışan kedinin katettiği mesafe kadar yol alınmasına neden olacaktır. Yeni pazarlara, siyasi nüfuz alanlarına etki edebilecek potansiyele sahip olan Türkiye bunun için en doğru zamanı beklemek ve kendini içinde bulduğu bir düzende değil, tasarlanmasında yer aldığı bir düzende olmalıdır.

Vazgeçilmesi zordur çünkü; Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hakkında en çok dava açılan ülke olma “başarısını” Rusya’yla rekabet ederek birinci ya da ikinci olarak elde etmektedir. On yılların öğrettiği bir şey varsa o da, dış baskı (AB, IMF vb.) olmadan Türkiye siyasi, ekonomik, hukuki dönüşümlerini tek başına yapmamıştır. Yakın komşuları gelişmiş sanayiye, teknolojik üretim kapasitesine saihp ülkeler değillerdir. Avrupa’ya nazaran istikararlı bir ekonomik düzeni bozacak karşılıklıklara gebedirler. AB, bir alternatiften ziyade yüzyılı aşan bir evrilme sürecinin günümüzdeki halidir. Ekonomik yapı güçlü bir şekilde, alternatif geliştirilemeyecek kadar AB ile bağlantılıdır.

Türkiye-AB ilişkileri ne ucuz siyasi söylemlere, ne konu hakkında malumatı olmayanların birkaç cümlelik demeçlerine kurban edilmeyecek kadar önemlidir. İçi boş söylemler birkaç gün içinde unutulacağından çok da ciddiye almamak gerekir.

Bazen, bir şey olma yolunda o kadar çok çaba harcanır ki artık geriye dönüp kendi olma pratiği unutulur hale gelir.

İlhan ARAS (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

22 Mart 2012

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği Düşüncesinin Kökenleri: Bir Bütünleşmenin Anatomisi

Avrupa Birliği (AB) bugün uluslararası politikada üzerine düşen sorumluluk payını üstlenmeye hazır, küresel bir oyuncudur. …

Tek Yorum

  1. bana göre aşık usandıran hastalıklı bir birliktelik bu. Türkiye tez zamanda bu ilişkiyi bitirmeli bence.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle