istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Kıbrıs'ta Düğümlenen AB-Türkiye Müzakereleri | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Kıbrıs’ta Düğümlenen Avrupa Birliği-Türkiye Müzakereleri

12 Haziran 2006 günü Avrupa Birliği (AB)-Türkiye müzakereleri fiilen başladı. Ve daha ilk safhasında Kıbrıs Türkiye’nin önüne getirilip kondu. Kıbrıs endeksli düşünen AB, Türkiye’nin üyeliğini savsaklamak için kendince önemli ve geçerli bir mazeret bulmuş olmanın kurnazlığında. Birliğin Türkiye’yi hazmetme kapasitesine nispetle Kıbrıs, daha somut duran ve kriz düzeyinde aşılması gereken bir seçenek olarak algılanması yönündeki gayretler, ilişkinin dozajını belirlemeye başladı.

Rum kesimi çözümsüzlüğü kamçılarken, Atina’dan çelişik açıklamalar gelmeye devam ediyor. Uzunca zamandır AB’nin sorunları aşmadaki kifayetsizliği de aşikar. Hal böyle olunca Türkiye’nin tam üyelik süreci ciddi anlamda baltalanıyor. Geçtiğimiz haftalarda yapılan Avrupa Birliği zirvesi de, genişlemenin meşakkatinin arttığını ve Türkiye’nin üyelik ihtimalinin zayıfladığı gerçeğini açığa çıkardı. Hırvatistan’ın bile hazmedilebileceği açıklamasından sonra ‘hazmetme’ meselesinin merkezinde Türkiye kaldı.

Müzakerelerin başladığı ilk anda bile, Kıbrıs Rum yönetimi tarafından ifade edilen “Katma Protokol’ün tüm üyelere genişletilmesi” başka bir deyişle Türk limanları ve havaalanlarının Rum tarafına açılması, bir veto konusu haline geldi. Kıbrıs, AB-Türkiye ilişkilerinin temel belirleyicisi olma yolunda. Türkiye AB’nin adanın kuzeyine uyguladığı, AB’de Türkiye’nin Rum tarafına uyguladığı izolasyonun kaldırılmasını istiyor. Meselenin iki tarafı da geri adım atmadığı sürece ilişkilerin krize gireceği bariz. AB yetkilileri müzakerenin duracağını söylerken, Türkiye “durarsa dursun” karşılığını vermekten kaçınmıyor.

Müzakere süreci teknik düzeyde yürütülmesi gereken bir süreç olmasına rağmen siyasal ve kararsız bir zeminde başladı. AB, Kıbrıs’ı Türkiye’nin üyeliğindeki ilerlemeyi bloke etmek için kullanıyor. Stephen F. Szabo*’nun da yerinde tespitiyle “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki Türk toplumu, AB ve BM’nin bir çözüm bulunmasını kolaylaştırmaları için istenilen her şeyi yerine getirdi, bunun aksine Papadopoulos hükümeti bir uzlaşı önündeki başat engel oldu.” AB üyeliğini garanti eden Kıbrıs Rum yönetimi, Kuzey’e AB yardımının gitmesini engelledi ve uzlaşıya dönük atılan her adımı veto gücüyle bloke etme tehdidinde bulundu.

Diğer yandan Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni’den gelen ve birbiriyle çelişen açıklamalarda gösteriyor ki, çözümden uzak Bizans entrikalarıyla örülü dayatmacı bir yol tutuyor Yunanistan. AB ise henüz statüsü belli olmamış, yapısal sorunu çözülmemiş, ikiye bölünmüş bir adanın güney kesimini birliğe üye kabul ederek aymazlık göstermiştir. Rum tarafı bu yolla Türkiye ile doğrudan yüz yüze gelmekten kurtularak ve Annan planı ile bilinen Birleşmiş Milletler bağlayıcılığından sıyrılmış oldu. Sorun AB’ne havale edildi. Oldukça başarılı ve rasyonel bir politika.

AB, adayı bu haliyle kabul edip, ardından da statüsünün meşruiyetini Türkiye’nin kabulüne yükleriz ve bu yolla sorundan kurtuluruz hesabı yapmış görünüyor. AB ne zamana kadar, etnisite temelinde bölünmüş aday bir devletin bir kısmındaki nüfusu izole etmeye izin vererek ve bunu aleni destekleyerek taraflı bir Avrupa’nın yolunu tutabilir ki? Meselede tarafgir ve siyasi yaklaşan AB, birlik şuurundan yola çıkarak bütüncül Avrupa’yı nasıl inşa edecek?

AB-Türkiye münasebetinde, sorunları ve soruları bitmeyecek bir ilişki boyutu söz konusu olmuştur hep. Bir yanda hevesleri ve hayalleri yıpranan Türkiye, diğer yanda siyasal ve kararsız bir Avrupa durmaktadır. Dış politikada ‘öngörü’ler yanıltıcı olabilir. Tam anlamıyla kesin hükümler çıkartmak zordur. İnişli ve çıkışlı bir düzlemi vardır genelde dış ilişkilerin. ‘Tamam’ denilen noktalarda kopmalar yaşanabileceği gibi, ‘bitti’ denilen zamanlarda yeni açılımlar sağlanabilir. Kıbrıs merkezinde gelecek günlerde nasıl gelişmeler olacak hep birlikte takip edeceğiz. Türkiye’nin AB ve Kıbrıs ile olan geçmişini tekrardan gözden geçirip, dış politikasında sağduyulu ve teenni ile hareket etmesi gerekecek. Hamasi nutuklar bu noktada netice vermeyeceği gibi çıkmazı derinleştirecektir.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

* Prof. Dr. Stephen F. Szabo, Johns Hopkins Üniversitesi, Avrupa Birliği ve Uluslararası Çalışmalar Bölümü Öğretim Üyesi

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle