istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Kırgızistan ve Demokrasi | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Kırgızistan ve Demokrasi

Kırgızistan beşer yıl ara ile iki halk ayaklanması tecrübe etti. Bunlardan ilki, ‘Lale Devrimi’ olarak adlandırılan ve 2005 yılında ülkenin ilk lideri olan Askar Akayev’in iktidardan düşmesine yol açan ayaklanmaydı. İkincisi ise 2010 yılında Bakiyev’in iktidardan olmasına sebep oldu. İkinci halk ayaklanması 2005 yılında yaşanandan daha sert ve kanlı geçti. Ancak etnik çatışmaların da yaşandığı 2010 yılında, Kırgızistan demokrasiye geçiş için ‘gerçek bir adım’ atıyordu. Roza Otunbayeva’nın öncülüğünde kurulan yeni geçici hükümet 2011 yılı Kasım ayında yapılan seçimlerle misyonunu başarı ile tamamladı.

Seçimlerin ardından Cumhurbaşkanlığı koltuğuna Almaz Atamabayev oturdu. 2010 yılında yaşanan çatışmalar hala zihinlerdeki yerini korurken, Kırgızistan bu kez yaşadıklarından ders almış görünüyordu. Nitekim 2005 yılından sonra önceki rejimi otoriteryanlıkla suçlayan Bakiyev yönetimi, iktidara geldikten sonra gerekli olan yapısal değişiklikleri gerçekleştirmeyince kendileri de hızla otoriteryanizme kaymışlardı. Ancak geçmiş deneyimlerden ders çıkaran geçici hükümet, Anayasal sistemin değişmesi gerektiğini düşünerek, başkanlık siteminden parlamenter sisteme geçişi sağlamak amacıyla referanduma gitti; sonuç %90’lık bir halk desteği ile yeni reformlar için harekete geçildi.

Orta Asya’da demokrasiye ilk geçiş yapan ülke konumundaki Kırgızistan’ın gidişatı ve halkın beklentileri uluslararası kamu oyununda da yakın ilgi uyandırdı. Örneğin bu yıl Mart ayında International Crisis Group, 2010 yılındaki etnik çatışmaları analiz eden bir rapor yayınladı. Yine, geçtiğimiz günlerde International Republican Institute tarafından Kırgızistan halkının yeni dönemdeki sosyal, siyasal ve uluslararası ilişkiler alanındaki görüşlerini irdeleyen bir kamuoyu araştırmasının sonuçları açıklandı. Yapılan çalışma ilginç sonuçlar içermekle birlikte, Kırgızistan’ın gidişatı ve gelinen nokta ile ilgili birçok ipucu veriyor.

Demokratikleşme ve İç Siyaset

Öncelikle Kırgız halkının demokrasiye inancının arttığını gözler önüne seren araştırma kuzey ve güney bölgesindeki çelişkileri de açığa çıkarıyor. 2005 yılında Akayev’in ardından kuzeyli ve güneyli liderler bir koalisyon oluşturarak ülkenin başına geçmiş, ancak güneyden gelen Bakiyev zamanla iktidar ortaklarını tasfiye ederek yönetimde güneyi baskın kılmıştı. Bu durum ülkenin kuzey tarafında hoşnutsuzluk yaratmış ve 2010 yılında yaşanan halk ayaklanmasının tetikleyici unsurlarından biri olmuştu. Bugünkü anket sonuçları kuzeydeki halk arasında demokratikleşmeye olan inancın yaklaşık %67 oranında olduğunu gösteriyor. Ancak bu durum güneyde %46 düzeyinde kalıyor. Dolayısıyla Kırgız siyasetinde hala kuzey-güney ayrımının önemli bir faktör olarak devam ettiği görülüyor. Öte yandan 2011 Eylül ayından bu yana % 42 oranında demokrasinin ülkede gelişiyor olduğuna dair kanı son ankette %11 oranında artarak %53 noktasına ulaşıyor. Bu durum, demokrasi konusunda yeni hükümetin kamuoyuna umut verdiğini gösteriyor.

Diğer taraftan ülkede aktif bir muhalefetin bulunmasını demokrasinin gelişimi için faydalı bulanların oranı 2011 yılında %62 iken, bu oran 2012’de %74’e yükseliyor. Demokrasinin gelişiminde önemli unsurlardan biri olan muhalefetin varlığına olan destek, Kırgız halkı arasında demokratik bir bilincin giderek gelişmekte olduğunu gösteriyor.

Anket sonuçları Kırgızistan’ın karşılaştığı en önemli sorunların başında işsizlik, yolsuzluk ve ekonomik kalkınmışlık olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu üç sıcak meseleye olan bakış 2011’den bu yana çok fazla bir değişiklik göstermiyor. 2012 yılında %96’lık kesim hala yolsuzluğun ülkede ciddi bir sorun olduğunu ifade ediyor. Bu oran seçim öncesinde de yakın oranlarda seyrediyordu.

Ülke vatandaşlarının yine seçimlerden önce en çok endişe duyduğu konular sırasıyla, ülkede iç savaşı çıkması (%54), işsizlik (%33) ve ülkenin geleceği (%28) olarak görülüyordu. Seçim sonrasında ise iç savaş endişesi %10 oranında azalarak %44’e geriliyor. Ancak bu kez istikrarsızlık %36 oranıyla ikinci sırada geliyor ve işsizlik %35 ile yine Kırgız halkının ülkede en çok endişe duyduğu konular arasında üçüncü sırada yerini alıyor.

Kırgızistan Dış Politikası

Çalışmada Kırgızistan’ın dış ilişkileri ile ilgili olarak en dikkat çeken unsur halkın önemli bir bölümünün kriz ve çatışma anlarında Rusya’ya bağlanma eğilimi. Büyük bir çoğunluk ilk seçenek olarak bağımsız bir devlet olma arzusunu dile getirirken olumsuz bir durumda Kırgızistan’ın Rusya’ya katılabileceği görüşü % 63 civarında. Ancak bu oranın bir önceki ankette %75 olduğu göz önüne alınırsa Kırgızistan’ın zorlu bir coğrafyada bağımsız bir devlet olarak devam edebileceğine olan inancın giderek arttığı da gözlemlenmektedir.

Kırgız halkına göre ülkenin en iyi ilişkiye sahip ve en önemli partneri konumundaki ülke Rusya. Bu sıralamada Rusya’yı, Kazakistan ve Türkiye takip ediyor. 2011 yılında Türkiye’nin yerinde %68’lik bir oranla Avrupa Birliği (AB) yer alırken, seçim sonrasında Türkiye %80 oranında (önceki ankette %66 oranından, %14’lük bir artışla) yükselerek Kırgızistan’ın dostu ve ortağı olan üçüncü ülke konumuna geçiyor. Bu durum, Türkiye’nin seçim sonrasında Atambayev’e verdiği aktif destek (ilk resmi ziyaret Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılmıştı), ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almaz Atambayev’in Türkiye’ye olan son derece sıcak ilgisi (Atambayev ilk resmi ziyaretini Ankara’ya gerçekleştirdi) ile kamuoyunda yaratılan etkinin bir sonucu olarak açıklanabilir.

Ülkede tartışmaların odağında olan ve sık sık gündeme gelen bir askeri hava üssü bulunduran ABD ile ilgili görüşler de oldukça ilgi çekici. Anket sonuçlarına göre ABD’den algılanan tehdit %34’ten(2011) %42’ye (2012) çıkarken; ülkedeki siyasi süreci en çok etkileyen ülkeler arasında Rusya ve Kazakistan’dan sonra ABD’nin üçüncü ülke olduğu görülüyor.

Sonuç

Kırgız halkının görüşlerini rakamlara yansıtan bu çalışma Kırgız iç ve dış siyaseti konusundaki tabloyu net olarak açığa çıkarıyor. Bu sonuçlar genel olarak yorumlandığında, öncelikle yaşanan parlamenter sistem deneyiminin Kırgızistan’da demokrasinin kökleşmesine ve demokrasiye olan inanca giderek daha çok katkıda bulunduğu söylenebilir. Demokrasilerin olmazsa olmazı olarak bilinen aktif muhalefet partilerine olan destek ülkede demokrasinin zihinsel düzeyde de giderek yer edinmeye başladığının bir işareti. Bugün Kırgızistan’ın kurduğu demokratik sistemde olumlu bir gidişatın varlığı öncelikle Kırgızistan ve sonrasında da bölge için kayda değer bir gelişme olarak yorumlanabilir. İstikrarsızlık algısının azalması da demokrasinin kök salması adına olumlu bir işaret. Bu açıdan Kırgızistan otoriter rejimlerin arasında 1990’ların başında çokça bahsedildiği gibi yeniden bir “istikrar ve demokrasi adası” olarak çıkma potansiyeline sahip ancak bu aynı zamanda bölgedeki diğer otoriter yönetimler açısından da kendi rejimlerine potansiyel bir “tehdit” olarak algılanabilir.

Yazar: Gülay MUTLU

24 Nisan 2012 Salı

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

American Politics

How do you approach the disputes about secularism in the United States and evaluate it …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle