Güncel Yazılar

KKTC Eksenli Türkiye-İKÖ İlişkileri

İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) 31. Dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda KKTC’nin Annan planında öngörüldüğü gibi ‘Kıbrıs Türk Devleti’ adıyla tanınması çeşitli tepkilere neden oldu. 1979 yılından beri “Kıbrıs Türk Toplumu” adıyla ve gözlemci sıfatı ile temsilden, “Kıbrıs Türk Devleti” statüsüne(ama hala gözlemci sıfatı ile) geçmeyi bir başarı olarak görenler olduğu gibi başarısızlık olarak görenler de az değil. Mesela “İKÖ toplantısında KKTC’nin Kıbrıs Cumhuriyeti bünyesinde bir eyalet statüsünde tanımlanmasının başarı olarak takdimi mümkün değildir.” diyen DYP Genel Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanlığı Eski Müsteşarı Nüzhet Kandemir bu durumun başarı olarak sunulamayacağını savunanlardan. Kaldı ki KKTC’nin Kıbrıs Türk Devleti adıyla tanınması “Öyle bir devlet var mı?” eleştirilerini de beraberinde getirmekte.

İsrail’in 21 Ağustos 1969 tarihinde Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’yı kundaklayıp yakması sonucu tüm Müslüman ülkelerin başkanlarının harekete geçmesi ile kurulan İslam Konferansı Örgütünün bu kararını kuruluş amacı ile bağdaştıramayanlar da var. 57 üyesi bulunan ve İslam aleminin tek çatı altında toplandığı yegane kurum kurum olan İKÖ’nün Müslüman bir devleti daha açık bir şekilde sahiplenip destekleyememesi de ayrı bir eleştiri kaynağı. Hele birde 2005 yılından beri Genel Sekreterliğini bir Türkün (Ekmeleddin İhsanoğlu) yaptığı düşünülürse.

Gerçekten “Kıbrıs Türk Devleti” diye bir devlet var mı? 

24 Nisan 2004’te referanduma sunulan ve Rumların “hayır”, Kıbrıslı Türklerin ise “evet” dediği planda adanın kuzeyinden “Kıbrıs Türk Devleti” diye söz edildi. Fakat planın uygulamaya geçememesi sonucu bu devlet daha doğmadan öldü. Bu açıdan düşünüldüğünde İKÖ’nün Kıbrıslı Türkleri “Kıbrıs Türk Devleti” adıyla tanımlamasının çok ciddi bir kazanım olduğu söylenemez.. Yani İKÖ, KKTC’yi değil olmayan bir “Kıbrıs Türk Devleti”ni tanıyor. Bu durumu “Bu karar, İKÖ’de KKTC’nin bir devlet olarak tanınması anlamına gelmiyor. Henüz o aşamada değiliz.” diyen Meclis Başkanı Bülent Arınç da kabul ediyor. Ama yine de bir ilerleme olduğu da bir gerçek.
Peki bundan sonra bizim İKÖ’den haklı beklentilerimiz ve aşamalı hedeflerimiz neler olmalı?

-İKÖ üyesi ülke makamlarının, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un yaptığı gibi Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret etmesini sağlamak.
-Türkiye dışındaki 56 üyenin KKTC’ye uygulanan tecridi kaldırması. En azından Ercan havaalanına düzenli sefer düzenlenmesi ve doğrudan ticaretin sağlanması.
-KKTC’yi “Kıbrıs Türk Devleti” olarak tanımlayan İKÖ’nün, Kıbrıslı Rumlar’dan da “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak değil, “Kıbrıs Rum Devleti” olarak söz etmesi.
– “Kıbrıs Türk Devleti”nin hiç olmazsa gözlemci sıfatı ile değil, asil üye sıfatı ile tanınması.(1969 yılından beri tanıdığı“ Filistin Devleti gibi)
-Tabi ki çözümsüzlüğün sürmesi halinde KKTC’nin Türkiye’nin tanıdığı gibi tanınması.
Türkiye’nin bu isteklerini gerçekleştirebilmesi için avantajları hiç de az değil. İKÖ Genel Sekreteri’nin bir Türk olması, son dönemde Arap aleminde Türkiye’ye olan bakışın oldukça olumlu olması gibi(bkz. Türkiye ve Arap Birliği- Fahrettin Tepealtı).

İKÖ üyelerinden en azından İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un gösterdiği cesareti beklemek hakkımız.

15 Haziran 2007

Print Friendly, PDF & Email

Nedir

İlginizi Çekebilir

Suriye Krizi Sonucu Türkiye Rusya İlişkileri

Darbe sonrası halk oylamasıyla devlet başkanı seçilen Hafız Esed ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiştir. Hafız …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir