Güncel Yazılar

Komisyon Başkan Adaylarının İlk Canlı Yayın Tartışması

Lizbon Antlaşması sonrası ilk Avrupa Parlamento seçimleri (24-25 Mayıs 2014) neyin değişip neyin değişmeyeceğinin ilk göstergesi olacak. Yeni oluşacak olan Avrupa Parlamentosu, Komisyon Başkanı seçimini de etkileyecek. Avrupa Komisyonu açıkça belirtilmese de Avrupa Birliği’nin yürütme organı gibi hareket eder. Yetkilerini bazen Avrupa Parlamentosu bazen de Bakanlar Konseyi ile paylaşır. Ancak en önemli özelliği yasa taslağı hazırlamasıdır ki bu onu Birliğin itici gücü konumuna getirir. Bu noktada Avrupa Komisyonu’nun başına geçecek olan kişiyi de daha önemli kılar. Avrupa Parlamentosunu tamamıyla doğrudan seçimler, yani üye ülkelerin kendi ülkelerinde kullandıkları oylamalar belirlerken Avrupa Komisyon Başkanı Avrupa Konseyi tarafından belirlenir. Ancak Lizbon Antlaşması buna yeni bir düzenleme eklemiştir. Madde 17(1)’e göre;

“Avrupa Konseyi’nin Komisyon Başkanlığı için nitelikli çoğunlukla Avrupa Parlamentosuna bir aday önerip, öneriyi yaparken Avrupa Parlamentosu’nun seçim sonuçlarını dikkate alır.”

Görüldüğü üzere yeni düzenlemeyle, Komisyon Başkanlığı seçimlerinde Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları da dikkate alınacak ve bu durum Komisyon Başkanına “politik bir nitelik” kazandıracaktır. Mevcut düzenleme ilk defa Komisyon Başkan adayları arasında hararetli bir adaylık yarışını başlatmıştır. 27 Nisan 2014 Türkiye saati ile 20.00’da Euronews ekranlarından canlı olarak sunulan tartışmaya Maastricht Üniversitesi ve öğrencileri ev sahipliği yapmış, izleyiciler de sosyal medya aracılığıyla sorular yöneltme fırsatı bulmuşlardır. Katılımcılar ise ilk dört büyük partinin adayları Jean-Claude Juncker (Avrupa Halkın Partisi), Martin Schulz (Avrupalı Sosyalistler Partisi), Guy Verhofstadt (Avrupa için Liberal ve Demokratlar İttifakı Partisi) ve Ska Keller (Avrupa Yeşiller Partisi)’dan oluşmuştur.

Peki adaylar arasındaki bu ilk canlı tartışmada neler konuşuldu? Öncelikle son dönemin gündemi olan Avrupa Birliği- Ukrayna ilişkileri ve gelecekte Ukrayna’nın Birliğe katılımı, bunun yanı sıra “dinleme skandalı” ve Avrupa’daki ekonomik kriz tartışmanın merkezini oluşturdu. Bunun yanı sıra genç nüfusun işsizliği, euroseptizm gibi konular üzerinde de duruldu. Birliğin geleceği, derinleşmesi ve kurumların durumu konularına yeteri kadar  yer verilmese de bu durumda tartışma süresinin kısalığı da göz ardı edilmemelidir.

Üzerinde durulan bir diğer önemli konu da göç politikası. Bir izleyicinin sorusu üzerine beliren göç sorununa ilişkin Avrupa Birliği’nin nasıl hareket edeceği sorusu Avrupa Yeşiller Partisi adayı Ska Keller  tarafından “şuanda 12.500 kadar Suriyeli Mültecinin Avrupa’da ağırlandığı ancak daha fazlasının ağırlanabileceği” şeklinde cevaplanmış, Avrupa Halkın Partisi adayı Jean-Claude Juncker ise daha etkin eve dönüş programlarının yapılması gerektiği üzerinde durmuştur.

Yapılan bu ilk Komisyon Başkan adaylığı tartışmasında, Avrupa için Liberal ve Demokratlar İttifakı Partisi adayı Guy Verhofstadt’ın gündeme getirdiği bir önemli husus da, Avrupa Birliği’ndeki çok seslilik olmuştur. Özellikle Verhofstadt’ın şimdiki Komisyon Başkanı Jose Manuel Barosso’nun Birlikle ilgili bir durumda önce Berlin’e sonrasında da Paris’e danıştıktan ve bu iki yerden onay aldıktan sonra faaliyete geçebildiği yönündeki eleştirisi Birliğin liderlik yönündeki sıkıntısını gündeme taşımıştır.

Ayrıca Jean-Claude Juncker’in Avrupa’nın dış politikada yumuşak bir politika izlediği yönündeki soruya “Yumuşak güç bir güçtür, zayıflık değildir” şeklinde yanıt vermiş. Avrupa Birliği’nin uzlaşmadan yana olduğu ve bu nedenle ılımlı bir politika izleyeceğini vurgulamıştır.

Dinlemelerle ilgili olarak Ska Keller sert tepki göstererek ABD’nin yalnızca Merkel’i değil, herkesi dinlemekten vazgeçmesi gerektiğini” açıkça söylemekten çekinmemiştir.

Avrupa Birliği siyasi hayatı için bir ilk niteliğindeki tartışma, adayların sorulara 30’ar saniyelik süre sınırı içerisinde verdikleri cevaplarla son bulmuştur. Sürenin darlığı her ne kadar Birlikle ilgili soru işaretlerinin giderilmesini sağlamış olmasa da, bu tartışma Birliğe açıklık ve demokratik meşruiyet kazandırması açısından önemli bir adım olarak görülmelidir. Kapalı kapılar ardından yapılan tartışmalar artık halka açılmıştır. 15 Mayıs da tekrardan bir araya gelecek olan adayların bir sonraki tartışması merakla bekleniyor.

Didem SAYGINAraştırma Görevlisi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü, İstanbul Üniversitesi  A.B.D. doktora öğrencisi. Yazar hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Nedir uiportal

ULUSLARARASI İLİŞKİLER PORTALI, Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Tartışma Platformu

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir