Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

NATO-AB-Türkiye İlişkileri Açısından Avrupa’da Güvenlik Politikaları

Tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen olaylardan edinilen tecrübelerin yol açtığı temkinli davranma tutumu, insan hayatında olduğu kadar Devlet ve Toplum yaşamında da özel önem teşkil etmektedir. Çeşitli milletler arasında ortak kültürel mirasa sahip olmanın getirdiği birliktelik duygusu, Avrupa’da ancak II. Dünya Savaşı’nın yaşanmasından sonra hissedilecektir. Bu suretle, hayli geç denebilecek bir zamanda gerçekleşen veya gerçekleştirilmeye çalışılan Birleşik Avrupa ideallerinin bu denli gecikmesinin arkasında da hiç şüphesiz ki, Avrupa tarihindeki kanlı savaşlar bulunmaktadır. Aşırılık noktasına varan tarihsel bir hassasiyete sahip olmanın milletler üzerinde yarattığı mağduriyet psikolojisi, Avrupalı halkların Soğuk Savaş Dönemi’ndeki temkinli davranışlarını yansıtır niteliktedir.

Öte yandan, sahip çıkılması gereken kültürel miras ve oluşumu kaçınılmaz bir realite olarak nitelenen Avrupa’nın Birliği hayallerinin pratik uygulama zeminiyle 1945 sonrası dönemde tanışılmıştır. Avrupa’nın bütünleşme çalışmalarında “entegrasyon” deyimi kimileri tarafından bir “süreç” olarak nitelendirilirken, kimilerince de bir “sonuç” olarak değerlendirilmektedir.  Soğuk Savaş Dönemi,  güvenlik bağlamında NATO ile ortak hareket ederek geçiren Batı Avrupa’nın kendine özgü bir güvenlik mimarisi geliştirme çabalarına tanıklık etmiştir. Ekonomik ortaklıkla başlayan Batı Avrupa’daki işbirliği süreci, ortak güvenlik politikaları geliştirme boyutlarına kadar ulaşmıştır. Ancak, güvenlik politikalarındaki ihtiyaç duyulan somut adımlar iki kutuplu sistemin çözülüşüyle birlikte gerçekleşecektir.

Varşova Paktı’nın dağılma süreciyle ideolojik anlamda birbirine düşman iki savaşçının Doğudaki temsilcisinin mağlubiyeti, global anlamda gergin olan psikolojik durumun gevşeyeceği doğrultusunda değerlendirilmiştir. Soğuk savaş sonrası dönem, tek süper güç olarak ayakta kalan Batı’daki savaşçı ABD’nin sonu gelmeyen arzularına sahne olurken; son zamanlarda Çin’in kendisine rakip olarak belirmesi ve Sovyetler Birliği’nin temel direği Rusya’nın da uluslararası literatürde yeniden rol alışı uluslararası sistemde yeni bir rekabetin yaşanacağını göstermektedir. Yeni başlayan bu yarıştan geri kalmak istemeyen Avrupa da 1991 sonrası dönemde ekonomik, siyasi ve güvenlik politikalarında takdire şayan ilerlemeler kaydetmiş aktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne var ki, özellikle 11 Eylül olaylarının global ölçekli terörizm korkusu, Avrupa’da ortak güvenlik ve dış politika geliştirme bağlamındaki ihtiyacın aciliyetini ortaya koymuştur. Söz konusu çalışmanın amacı, Avrupa’yı ve AB’yi bir güvenlik modeli olarak değerlendirmektir. Bu noktada, söz konusu modelin oluşum sürecine tarihsel bir perspektiften bakılacak, güvenlik politikalarının oluşum aşamalarında atılan adımlar değerlendirilecek ve son olarak da bu sürecin AB-NATO-Türkiye ilişkileri açısından durumu analiz edilip, konu genel bir sonuca bağlanacaktır.

Yazar: Kader ÖZLEM

Kaynak: http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?kat=21&yazi=699

Makaleyi indirmek için buraya tıklayın.

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Dünya Bankası Politikaları

1944 yılında Uluslararası Para Sisteminin esaslarını belirleyen Bretton Woods anlaşması gereğince kurulmuş olan Dünya Bankası’nın (DB) …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret