Güncel Yazılar

NATO Genişlerken

NATO 2-4 Nisan’da Romanya’nın başkenti Bükreş’te 3 gün süren ve dünya ölçeğinde dikkatlerin kesifleştiği bir zirve gerçekleştirdi. İttifak üyelerini en üst düzeyde bir araya getiren ve önemli gündem maddesi Afganistan olan zirvede kayda değer gelişmeler yaşandı.

NATO bilindiği üzere II. Dünya savaşı sonrası 1949 Nisanında hayat bulan bir örgüt. BM anlaşmaları çerçevesinde üye ülkelerin güvenliğini sağlamak ve bu bağlamda aralarındaki işbirliğini güçlendirmek amacı üzerine bina edilmiştir. Merkezi Brüksel olan örgütün bugün 26 üyesi vardır ve genişleme stratejisi, Bükreş’te yapılan bu son zirve toplantısında da gözlerden kaçmamıştır. Ve hatta Rusya ile İttifak arasında Ukrayna ve Gürcistan’a uzanan bu genişleme ve yayılma siyaseti gerilim hattına dönüşmüştür.

NATO kurulduğu yıllarda ve özellikle Soğuk Savaş yıllarında Doğu Bloku’na karşı askeri bir ittifak olarak faaliyet göstermiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile görevsizlik/hedefsizlik boşluğuna düşen İttifak, amaçlarını gözden geçirmiş ve düşman ve/veya tehdit algısını yeniden tanımlama çabası içine girmiştir. Bu yönelim ve arayış İttifak’ı aktif ve radikal bir genişleme politikası izlemeye sevk etmiştir. İroniye bakınız ki, bir zamanların en ciddi düşman devleti olarak kabul edilen ve hatta NATO’nun varlık sebebi olan Rusya ile artık NATO-Rusya Konseyi düzenlenebiliyor. Dolayısıyla karşımızda Soğuk Savaş dönemi stratejik amaçlarından uzaklaşan ve form değiştiren bir örgüt var. Bu sebepledir ki, bugün Afganistan’da ve Kosova’da kısaca Balkanlar’dan Kafkasya’ya çok geniş bir coğrafyada askeri ve siyasi eylemler gerçekleştirebiliyor. Şimdi önümüzde genişleme yönü ve sınırları ile askeri ve siyasi müdahale alanları netlik arz etmeyen bir örgütün varlığı söz konusu.

Zirve’nin nihai bildirisinde, Arnavutluk ve Hırvatistan’la üyelik müzakerelerine Haziran 2008’de başlanacağı vurgulandı. Beklenen ise bu iki ülkenin 2009 zirvesine tam üye olarak katılacağı. Diğer yandan Rusya’nın kaygıları dikkate alınarak Ukrayna ve Gürcistan beklemeye alındı. Ama NATO’ya alınacakları güvencesi verildi. Rusya’nın bu iki ülkenin üyeliğine karşı katı tutumu biliniyor. Almanya ve Fransa’nın da adı geçen iki ülkenin üyeliğine karşı çıkmasında, ikili ilişkilerden daha önemli bir neden var: Enerji bağımlılığı. Fosil yakıtlar (petrol-doğalgaz-kömür), Avrupa Birliği’ndeki enerji tüketiminin %80’ini karşılar. Bunun %50’si ithal edilmektedir. Bu bağımlılığın 2030 yılına gelindiğinde %70’lere çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu gerçeklerin farkında olan AB’nin iki önemli aktör ülkesi, enerji bağımlılığının büyük oranda bağlı olduğu Rusya’ya karşı temkinli olma siyaseti gütmektedir. Çünkü şunu çok iyi biliyorlar; enerjide kesintilere ve uluslar arası krizlere yol açacak fiyat yükselmelerinde AB daha kırılgan ve zarar gören olacaktır.

Zirveden hayal kırıklığıyla çıkan ülke Makedonya oldu. Yunanistan’ın ülke ismine olan itirazı yüzünden üyeliğe davet edilmeyen Makedonya’ya, Yunanistan ile olan isim sorununu çözer çözmez üyelik yolunun açılacağı belirtildi. Türkiye’nin AB üyelik sürecine Kıbrıs’la taş koyan Yunanistan benzer tavrı bu kez Makedonya’nın NATO üyeliğinde göstermiş oldu. Yunaistan yine yaptı yapacağını.

Zirvede bir diğer önemli gelişme, Fransa’nın Afganistan’daki NATO askeri gücüne 700 kişilik bir muharip güç göndermesi oldu. 1966 yılında NATO üzerindeki Amerika etkisini protesto ederek İttifak’tan çekilen Fransa, 2009 yılı başı itibariyle NATO’nun askeri kanadına geri döneceğini bildirdi. Bu kararda Sarkozy etkisi olduğu açık. Fransa Sarkozy ile dış politikasında radikal dönüşümler yaşıyor.

Türkiye’nin zirvedeki net tavrı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ifadeleriyle “Afganistan’a asker göndermeye niyetimiz yok” şeklinde tezahür etti.

Putin’in uyarıları da bence önemli. Putin NATO’ya, “Başkalarının güvenliğini tehlikeye atarak kendi güvenliğinizi sağlayamazsınız” , NATO’nun genişlemesi işbirliğimiz önünde engel” , NATO, otomatik olarak demokratikleştirmeyi sağlayan bir kuruluş değil” uyarılarında bulunarak NATO hakkındaki görüş ve duruşunu ortaya koymuş oldu.

Her ne kadar zirvenin ana mesajı Afganistan konusunda güçlü bir kararlılık ve birlik olsa da, kanaatimce zirve daha çok NATO’nun genişleme ve yayılma siyaseti ekseninde hatırlanacak.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et – Tumblr’dan takip et)

07 Nisan 2008

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Politika Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Literatürünün Türkiye-AB Mukayeseli Analizi

Sosyal bilimlerin alt kategorisinde yer alan “politika bilimi ve uluslararası ilişkiler” literatürüne ilişkin Türkiye’nin yayın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir