Güncel Yazılar

Nedir Bu Avrupa Birliği’nden Çektiğimiz

Geçtiğimiz hafta Brüksel’de Avrupa Birliği (AB)’nin devlet ve hükümet başkanları, 2004 yılında reddedilen “anayasal antlaşma”yı daha basit ve minimize edilmiş hali üzerinden uzlaşmaya varmak için bir araya gelmişlerdi. Polonya’nın ikna edilmesi için verilen çaba ise zirveye damgasını vurmuştu. Mini anayasa metninin netleşmesi için Hükümetlerarası Konferans’ın bu senenin Temmuz sonunda bir araya gelerek anlaşması ve metnin 2009’da yürürlüğe girmesi bekleniyor. Fakat bunun gerçekleşmesi de düşük bir ihtimal. Çünkü bazı uzmanlara göre Fransa ve Hollanda’nın reddettiği anayasa metninin %95’i mini anlaşmada muhafaza edilmekte. Ayrıca 27 üye ülkenin bu anlaşmayı onaylaması gerekiyor. Danimarka, İrlanda ve Hollanda’nın referanduma gitmesi de kuvvetle muhtemel.

Bu zirveden çıkarılan sonuç; ulusal çıkarların “Birlik ruhu”ndan çok daha diri ve güçlü olduğudur. Dolayısıyla milli çıkarların kısa vadede esnemesi ve çözüme yönelik adımlar atılması zor görünmektedir.

Anayasa görüşmelerine aday ülkelerin katılması Sarkozy’nin şiddetle karşı çıkmasından dolayı engellenmiştir. Aslında Sarkozy’nin karşı olduğu aday ülkeler değil, sadece Türkiye’dir. Hali hazırda iki aday ülke kaldı Birlik içersine girmek için müzakereleri sürdüren: Türkiye ve Hırvatistan. Hırvatistan’ın müzakere süreci çok hızlı ilerliyor ve 2010’da AB’ye üye olması bekleniyor. Diğer yandan Türkiye için, Sarkozy marifetiyle 26 Haziran’da AB ekonomik ve mali konular faslının açılması önlenerek, katılım müzakerelerinde frene basıldı. Genişlemenin Türkiye halkası gittikçe daraltılırken, dönemsel olarak yapılan “Eurobarometre yoklaması”nda AB genelinde Türkiye’ye olumsuz bakanların sayısında artış olduğu gözlenmektedir. Aynaya Türkiye tarafından bakıldığında AB’ye olumlu bakanların sayısı 2004’te % 58 iken şimdi % 28’lere düşmüş durumdadır. Bu düşüşteki en etkili amilin Sarkozy gibi Türkiye’nin üyeliğine menfi tavır alan AB’li politikacıların olduğu kesin.

Ayrıca Türkiye karşıtı bu tutum, Türk milletinde Avrupa’dan dışlanma ve yalnızlaşma psikolojisini uyandırmakla beraber kamuoyunda ve siyasi elitte Avrupa’ya yönelik kuşkulu bakışı yoğunlaştırmaktadır. Daha da vahim bir durum ise; Kürt ve Kıbrıs meselelerinin Türkiye-AB müzakerelerinde Avrupa’nın ön şartları şeklinde yorumlanması bu kuşkuyu milli bütünlüğümüze yönelik bir tür tehdit algılanmasına dönüştürmüştür. AB üyesi hükümetlerin en üst düzey temsilcilerinin bazısından gelen bilinçli ya da değil Türkiye karşıtı söylemlerin, Türkiye-AB ilişkilerinde fiili tıkanmalara zemin hazırladığı da bir gerçek.

Niçin Avrupalı seçkinler ve siyaset yapımcıları nezdinde Slovakya’nın, Estonya’nın, Romanya’nın, Bulgaristan’ın üyelik süreci bir medeniyet tartışması başlatmıyor da Soğuk Savaş süresince AB’nin merkez ülkeleri ile stratejik anlamda kader birliği yapmış olan Türkiye’nin üyeliği bir medeniyet problematiğini beraberinde getiriyor? Hatta ve hatta niçin AB-Japonya ya da AB-Çin ilişkilerinde çok daha rasyonel bir süreç egemen olabiliyor da doğrudan temas içinde olan ve üyelik süreci içinde bulunan Türkiye ile olan ilişkilerde medeniyet ve kültür farklılığı olumlu bir etkileşimden çok olumsuz bir dışlama konusu olarak gündeme getiriliyor?* Yunanistan ile başlanılan AB üyelik yolculuğunda Yunanistan 1981’de üye olurken niçin hâlâ Türkiye’nin üyeliği bin bir gayret ve maharetle geciktiriliyor?

Nedir bu AB’den çektiğimiz başlığını koyduğum bu yazıyı tersine çevirerek bir de AB tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum. Derdi çeken Türkiye’mi yoksa AB mi? Bu kadar sabrı ve direnci başka bir ülke gösterir miydi doğrusu merak ediyorum. İkileme giren, dengesini yitiren bu hastalıklı ilişkiyi büyük bir itina ile devam ettirme çabasını gösteren, en hassas dönemlerde bile heyecan ve şevkini yitirmemeye azami önem veren Türk Dış Politikası’nın politika yapıcılarını kutluyorum.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

02 Temmuz 2007

——–
* Ahmet DAVUTOĞLU, Stratejik Derinlik, Küre Yayınları, 2001 Baskı, s.542

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle