ankara escort
Güncel Yazılar

Ombudsmanlık Kurumu ve Türkiye’de Ombudsmanlık

Kurumun Tarihi Gelişimi

Uluslararası/üstü mali ve ekonomik örgütlenmelerin, ulusların kendi iç sorunu olarak gördükleri yolsuzlukların, uluslararası sistemin global bir nitelik kazanmasıyla, paranın ve sermayenin ulusal sınırları aşmasına paralel olarak hem dünya kaynaklarını ve beraberinde getirdiği olumsuz etkilerini tüm dünya devletlerinin ortak sorunu olarak görmeye başlamakta, hem de insan kaynağı başta olmak üzere yoksulluğun küreselleşmesiyle mücadele sürecini devam ettirebilmek için, gelişmiş ülkelerin de desteğiyle bir takım yeni uluslar arası ve ortak düzenlemelerin oluşturulması yoluna gitmektedirler. Bunların başında gelişmekte olan ülkelere yapılması gereken mali yardımların, ülke içerisindeki şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve etkin yönetişimin sağlanması gibi bir takım oluşumlara ve önkoşullara bağlanması gelmektedir. Ancak böyle bir uygulamadan önce yapılması gerekenlerin başında ülkeler nezdindeki yolsuzluk ve rüşvet gibi istenmeyen durum ve uygulamaların denetlenmesinde etkinliğin sağlanması ve gerektiğinde uluslar arası aktörlere da hesap verilmesinin sağlanarak gerekli denetim mekanizmaların oluşturulması gereği üzerinde durulması gerekmektedir.

Bu çerçevede Türkiye’de ise yolsuzluğun önüne geçilmesinde alınması gereken önlemler arasında görülen denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve geliştirilmesinde dört etken sayılmaktadır:

a. Yetki alanının açıkça tanımlanması,
b. Bağımsızlık,
c. Yeterli mali kaynak ve Personel,
d. Bilgi paylaşımı (Özsemerci, 2003, s. 133).

İşte ombudsmanlık kurumu da bir denetim mekanizması olarak bu süreçte yerini almıştır.

Ombudsmanlık (kamu denetçisi), en genel tanımıyla şeffaflık mekanizmalarının oluşturulmasında oluşturulması gereken birimlerden veya kurumlardan biridir. Ombudsman idari konularla ilgilenerek, yönetişim kalitesinin artmasına katkıda bulunmakta herhangi bir kamu kurum veya kuruluşundaki yönetim sürecini denetlemektedir (Demirbaş, Haziran 2006, s. 77). Ülkelerin kamu kurumlarını denetlemek üzere oluşturdukları denetleme mekanizmalarının işlevselliğinin sorgulanması ombudsmanlık kurumunun oluşturulmasına zemin hazırlamış ve uluslararası örgütlerin bu kurumun oluşturulmasında, ülkeleri desteklediği görülmüştür.

Ombudsman kurumu ilk olarak 1713 tarihinde İsveç’de oluşturulmuş, 1809 yılında da İsveç anayasasına girerek anayasal bir kurum haline getirilmiştir. İsveç Kralı Şarl’ın sürgün dönemi süresinde Osmanlı Devleti hukuk sisteminde gözlemlediği başkadılık yapılanmasını, kamu çalışanlarının görevlerini kötüye kullanmasını engellemek suretiyle ülkesinde uygulatması yoluna gittiği savunulmaktadır (Küçüközyiğit, 2006). Bugün ise bu kurumun altı farklı kıtada ve doksandan fazla ülkede var olduğu bilinmektedir. Ülkeler itibarı ile bakıldığında, ombudsman atanmasında veya seçilmesinde, görev alanlarında ve türlerinde farklılıklar göze çarpmaktadır. Ayrıca bir dış denetim mekanizması olan ombudsmanlık kurumu işlev ve etkileri dolayısıyla da ülkeler arasında farklı niteliklere sahip olmaktadır.

Genel uygulamada yaptırım gücü ve aldığı kararların bağlayıcılığı olmayan ombudsman, halkın şikayetleri doğrultusunda bunları araştırarak, ilgililerle görüşüp bir rapor hazırlamakta ve raporu atandığı makam ile birlikte kamuoyuna duyurmaktadır. Ancak bu kurum yönetim kararlarını değiştirememekte, kaldıramamakta ve yönetim adına işlem gerçekleştirememektedir. (Sezen, Aralık 2001, s. 72-77). Dolayısıyla şikayetler üzerine ve gerekli gördüğü durumlarda harekete geçerek, ilgili kurum, kuruluş veya kişilere hazırlamış olduğu raporu sunarak ve kamuoyunu bilgilendirerek,  gerekli önlemlerin alınmasını tavsiye edebilir, eleştirilerde bulunabilir ve bir aracı görevi üstlenebilir.

Ombudsman kurumunun, yargı mekanizmalarına göre daha hızlı ve etkin olarak yapılandırılmaktadır. Ayrıca yargı denetiminin hukuka uygunlukla sınırlanan alanın dışına çıkarak, yerindelik denetimi de gerçekleştirebilmektedir. Kurum, keyfi uygulamalar ve hukuk dışılıkların tespitinde ve bunlara karşı önlemlerin alınmasında, hak ve özgürlüklere karşı sınırlama ve tehditlere karşı önlemlerin alınmasında önemli rol üstlenmektedir. (Sezen, Aralık 2001, s. 79-80). Yani bağımsız ve tarafsız olarak, her türlü belge, bilgi ve kaynağa ulaşarak, ilgililerle görüşebilme yetkisine sahip olan ombudsman, hem saydam yönetimin oluşturulmasında hem de yargı mekanizmalarının yükünün hafifletilerek, halkın bilinçlendirilmesinde önemli bir role sahip olmaktadır. Nitekim araştırma ve bilgilendirme yetkisinin sınırları, kamuoyunun etkisi ve kullanılabilme derecesi, halkın ombudsmana ulaşabilirliği ve başvuruların doğrudan yapılabilmesi ombudsmanın etkinliğini önemli ölçüde etkilemektedir.

Üzerinde durulması gereken diğer bir noktayı da, devlet vatandaş ilişkileri oluşturmaktadır. Hukuka uygunluk, vatandaşın yönetime katılımı ve bilinçlendirilmesi de ombudsman kurumunun verimli olmasının ölçütlerinden sayılmakla birlikte (Sezen, Aralık 2001, s. 82) ombudsman, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin, devlet görevlileri tarafından yapılan haksız fiil ve eylemleri, hukukun ihlal edilmesi ve eylemlerin yasalara uygunluğunu araştırmak ve incelemekle yükümlüdür (Toprak, 2008, s. 176).

Türkiye’de Ombudsmanlık

Ombudsmanın Türkiye’deki yapısı ise, 5548[1] sayılı kanunla Meclise bağlı olan, bir tüzel kişiliği bulunan, Anayasada belirtilmiş niteliklere haiz, her türlü idari davranış, işlem ve tutumları, insan haklarına saygı çerçevesinde, demokrasinin koşulu olarak hakka ve hukuka uygunluğunu inceleyen, denetleyen ve bağımsız olarak her türlü belge ve bilgiye ulaşması mümkün kılınan bir kurumu ifade etmektedir (Kuluçlu, Aralık 2006, s. 13).

Türkiye’de ombudsmanlık kurumuna benzer kurumların gerek anayasa önerilerinde gerekse de kalkınma planlarında kurulmasının tavsiye edildiği görülmektedir. Avrupa Birliği (AB) sürecinde ve 1995 yılında gümrük birliğine üye olmasıyla Türkiye’de yargı mekanizmalarının hantallığına dikkat çekilmiş ve yönetim dışında yer alacak ancak bağımsız bir mekanizmanın gereği üzerinde durulmuştur. (Sezen, Aralık 2001, s. 83-84). 1999 yılında Helsinki Zirvesiyle Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakereleri başlamış ve AB’nin her yıl yayımladığı üyeliğe aday ülkelere ilişkin ilerleme raporlarında Türkiye’nin bu alandaki sorunları belirtilmiş ve yapılması gerekenlerle ilgili bir takım önerilerde bulunulmuştur. Yine uyum sürecinde Adalet Bakanlığının girişimi ile oluşturulan komisyonun hazırladığı ve bakanlar kuruluna sunduğu “Kamu Denetçiliği Kurumu Kanun Tasarısı” 2000 yılında bakanlar kurulu tarafından kabul edilip TBMM’ye gönderilmiştir. Hazırlanan tasarıda kamu başdenetçisi ve denetçilerin seçimi yasama organına ait olmakla birlikte, bunların sayısı Meclis Genel Kurulunda belirlenmekte, adayların belirlenmesi Meclis Dilekçe Komisyonu ve TBMM’ye ait olmaktadır.

15.6.2006 tarihinde 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile TBMM tarafından kabul edilen Ombudsmanlık Kurumu, Türk Kamu Yönetimi içerisindeki yerini almıştır (Parlak & Sobacı, 2008, s. 298). Tasarıda yer alan hususlarla birlikte Kamu Denetçiliği Kurumunun amacı, görevleri, yapısı, statüsü, mali yapısı ve personel ile ilgili düzenlemeler aynı kanunun ilgili maddelerince düzenlenmiştir. Buna göre Kamu Denetçiliği Kurumu, Başdenetçilik ve Kamu Denetçiliği Kurulundan oluşmakla birlikte, meclis başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip ve özel bütçeli bir kurumu ifade etmektedir. Başdenetçilik, başdenetçi ve vekilinden oluşurken, kurul; başdenetçi ve vekiliyle birlikte denetçilerden meydana gelmektedir. Kurul beşte üç katılımla toplanmakta ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar almaktadır. Denetçiler hiçbir makam, organ veya kişiden emir ve tavsiye al(a)mazlar. Üçüncü derece hısımlarının şikayetlerini inceleyemeyen denetçiler, görevlerinden sonra bile ombudsmanlık görevi sürecinde edinmiş oldukları bilgileri açıklayamaz ve kullanamazlar. (Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu, 2006).

Denetçilerin görevlerine son verilmesi meclis tarafından gerçekleştirilir. Bu arada belirtilen kanunun ilgili maddesine göre denetçi, 5 yıllığına Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğu ile seçilmekte, seçilen başdenetçi ve kamu denetçileri tekrar seçilebilmektedir. Denetçinin TC vatandaşı olması, kırk yaşını doldurması, en az dört yıllık yüksek eğitim görmesi, on beş yıllık kamu ya da özel sektörde çalışmış olması, siyasi partilere üye olmaması ve son olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki koşullara sahip olması seçilebilmesindeki şartlar olarak tasarıda yer almaktadır.

Kuruma başvuruyla ilgili esaslar itibarıyle bakıldığında, Kamu Denetçiliği Kurumuna gerçek ve tüzel kişilerin yanında yabancılar da başvurabilmekte, ilgili düzenlemelere ve başvuru usulüne ilişkin bilgilere 5548 sayılı kanunun 17. Maddesinde yer verilmektedir. Öte yandan idari işlemlerde tebliğ tarihinden doksan gün içerisinde kişiler kuruma başvurmak zorundadırlar. Kurum ilgili çalışmaları yaptıktan sonra başvuru tarihinden itibaren altı ay içerisinde araştırmasını sonuçlandırmak zorundadır.

Tasarıya göre denetçi, TSK’nın işlemlerini, Bakanlar Kurulu kararlarını, Cumhurbaşkanının tek başına yapmış olduğu işlemleri, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kararlarını, TBMM kararlarını ve yargı organlarının karar ve işlemlerini denetleyememektedirler.[2]

Kurumun toplam yüz kadro sayısına sahip olmasının yine bürokrasinin hantal yapısını beraberinde getireceği düşünülmekte, bağımsız, hızlı karar verebilen ve etki gücünü kendi elinde tutan bir mekanizma olamayacağı varsayılmaktadır. (Sezen, Aralık 2001, s. 85-90).

Kurum personelinin seçimi, atanması ve görev süreleri yanında, başdenetçi ve denetçilere getirilen yasaklar, genel sekreter, uzman, uzman yardımcıları ve diğer personel içinde geçerli olmakla birlikte, görevleri itibarıyle suç işleyen veya işledikleri öne sürülen personelin (başdenetçi ve denetçiler haricinde) soruşturulması ve gerekirse kovuşturma işleminin başdenetçinin iznine tabi olması da oldukça dikkat çekicidir. Oysa suça karışan başdenetçi ve denetçilerin ceza soruşturma ve kovuşturması TBMM’nin iznine bağlı olmaktadır. (Parlak & Sobacı, 2008, s. 301-302).

Gerek dünyada gerekse de Türkiye’de genel itibariyle, Ombudsmanlık kurumunun özelliklerini veya sağlıklı ve verimli bir şekilde çalışmasında gerekli koşulları şu şekilde özetlemek mümkündür (Küçüközyiğit, 2006):

a.      Ombudsmanın pozisyonu ve fonksiyonları Anayasada veya ayrı bir kanunda açıkça belirtilmelidir
b.      Politik veya siyasi görüşten bağımsız olmalıdır
c.       Ombudsmanlık kurumuna halkın desteği olmalıdır
d.      Kamu kurumları Ombudsman ile işbirliği içerisinde olmalıdır
e.       Ombudsman yüksek standartlara sahip olmalıdır
f.        Ombudsmana masrafsızca ve kolayca ve doğrudan ulaşılabilmelidir
g.      Medya ile aktif ilişki içinde olmalıdır
h.      Ombudsman personeli nitelikli olmalıdır
i.        Kararlarında bağımsız olabilmelidir.

Yukarıdaki nitelikler incelendiğinde Türkiye’deki kamu denetçiliği kurumunun ve yasasının belirtilen özelliklerin tamamına sahip olduğu tartışmaya açıktır. Ombudsmanlık kurumunun ülkemizdeki ömrüyle kıyaslandığında bir takım eksiklikleri olması normal karşılanmakla birlikte, Türk kamu hayatındaki varlığı oldukça kısa süreli olmuş, dolayısıyla niteliklerinin tartışılmasından çok varlığı bir sorun teşkil etmiştir.

Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumunun ve ilgili kanunun iptali özetle şu şekilde gerçekleşmiştir:

Kamu Denetçiliği kurumun oluşturulmasını öngören kanun tasarısı Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosundan sonra, anayasa mahkemesinin kararıyla iptal edilmiştir. Gerekçe olarak Türk Anayasal Sisteminin TBMM’ye bağlı “idare”nin eylem, işlem, tutum ve davranışlarını inceleyip, araştıran bir kurum oluşturulmasına olur vermemektedir.” denmiştir. Ayrıca bahsi geçen Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun güçler ayrılığı ilkesine uygun bulunmaması da mahkeme kararında belirtilmiştir. Yani meclise bağlı bir kamu denetçiliği kurumunun oluşturulması Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aykırı bulunmuştur. Bu nedenle ilgili kanunun Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulmasına ve iptaline 25.12.2008 tarihinde karar verilmiştir. İptal kararı 4 Nisan 2009 Tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış, böylece Kamu Denetçiliği Kurumu yasası ile birlikte, 2012 tarihine kadar Türk Kamu hayatından çıkarılmıştır.

Son Düzenlemelerle Birlikte Ombudsmanlık Kurumu

TBMM Anayasa Komisyonu’nda kabul edilerek, 29 Haziran 2012 tarihinde resmi gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile Kamu Denetçiliği Kurumu. 12 Eylül referandumunda kabul edilen anayasa değişikliği çerçevesinde hazırlanan tasarının sonucunda, gerçek ve tüzel kişilerin idarenin işleyişiyle ilgili şikayetlerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasada belirtilen nitelikleri çerçevesinde idarenin her türlü eylem ve işlemleriyle tutum ve davranışlarını, adalet anlayışı içinde, insan haklarına bağlılık, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak ve uzlaşmaya davet etmek üzere oluşturulmuştur (Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu, 2012).

Ancak kanunun 5. Maddesinde;

a. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler,
b. Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler,
c. Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar,
d. Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, kurumun görev alanı dışında bırakılmıştır.

Baş denetçinin görevleri ise ilgili kanunun 7. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

a. Kuruma gelen şikâyetleri incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmak.
b. Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikleri hazırlamak.
c. Yıllık raporu hazırlamak.
d. Yıllık raporu beklemeksizin gerek gördüğü konularda özel rapor hazırlamak.
e. Raporları kamuoyuna duyurmak.
f.  Yokluğunda kendisine vekâlet edecek denetçiyi belirlemek.
g. Birisi kadın ve çocuk hakları alanında görevlendirilmek üzere, denetçiler arasındaki iş bölümünü düzenlemek.
h. Genel Sekreteri ve diğer personeli atamak.
i.   Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’na göre, TBMM Başkanlığı’na bağlı, kamu tüzel kişiliğine haiz, özel bütçeli ve merkezi Ankara’da bulunan Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmasına karar verilmiştir. Kurum; başdenetçilik ve genel sekreterlikten oluşmaktadır. Kuruma 1 başdenetçi, 5 denetçi ve genel sekreter, uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personelden oluşan 246 kadro ihdas edilmiştir. Kurum, gerekli gördüğü yerlerde büro açabilme yetkisine sahip kılınmıştır.

Başdenetçi ve denetçilerin görev süreleri 4 yıl olarak belirlenmiştir. Başdenetçinin seçilmesi ile ilgili süreç kısaca şu şekilde olmaktadır:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon, aday adayları arasından üç aday belirleyerek, bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulmak üzere Meclis Başkanlığı’na bildirir. Genel Kurula sunulan adaylar arasından gizli oy ile seçilir. Başdenetçinin seçiminde üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu aranır.

Bir dönem Başdenetçi veya denetçi olarak görev yapan bir kimse sadece bir dönem daha Başdenetçi veya denetçi seçilebilir. Başdenetçinin görevden alınması ise Karma Komisyon’un kararıyla olmaktadır.

Denetçiler hiçbir makam, organ veya kişiden emir ve tavsiye al(a)mazlar. Üçüncü derece hısımlarının şikayetlerini inceleyemeyen denetçiler, görevlerinden sonra bile ombudsmanlık görevi sürecinde edinmiş oldukları bilgileri açıklayamaz ve kullanamazlar.

Genel itibariyle bakıldığında 2006 yılındaki Ombudsmanlık Yasa Tasarısıyla, 2012’de yürürlüğe giren Ombudsmanlık Yasası büyük oranda benzerlik göstermektedir. Görülen farklılıklar, kurumun işlevinden ziyade, yapısı ve görev süreleriyle sınırlı gözükmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, günümüzün en büyük sorunu olan yolsuzlukla mücadelede ve hesap verebilirliğin hemen her alanda ön plana alınmasında ombudsmanlık kurumu, diğer denetim mekanizmalarına yardımcı olmak amacını taşımaktadır. Bu kurumun göze çarpan en önemli özelliği özel ve tüzel kişilerin kurumu harekete geçirebilmeleridir. Bu anlamda bürokrasiden ve siyasal erkten olabildiğince sıyrılmış yapısıyla halka en yakın denetim kurumudur. Türkiye’de uygulama aşamasında kurumun işlerliği ve verimliliği daha iyi gözlemlenebilecektir.


[1] Bu kanun daha önce 5521 sayılı kanun idi.

[2] Bahsi geçen görev alanları 5548 sayılı kanunun 9. maddesinde yer almaktadır.

Kaynakça

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu. (2006, Eylül 28). 5548 no.lu Kanun .
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu. (2012, Haziran 14). 6328 no.lu Kanun .
Kuluçlu, E. (Aralık 2006). Yönetimin Denetiminden Denetimin Yönetimine. Sayıştay Dergisi , 3-39.
Küçüközyiğit, G. H. (2006). Ombudsmanlık Kurumu. Uluslararası Hukuk ve Politika , 90-111.
Parlak, B., & Sobacı, Z. (2008). Kamu Ynetimi. İstanbul: Alfa Aktüel.
Sezen, S. (Aralık 2001). Ombudsman: Türkiye İçin Nasıl Bir Çözüm? . Amme İdaresi Dergisi , 71-97.
Toprak, B. (2008). Türkiye’de Farklı Olmak . İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi.

Yavuz YÜCE

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

İktisat-Neoklasik İktisat-Fizik

Modern iktisadın öyküsü Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği yazması ile başlamıştır. Sıkı bir Newton hayranı olan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir