istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Ortadoğu İçin Çok Kritik Bir Soru | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Ortadoğu İçin Çok Kritik Bir Soru

Lübnan krizi nereye gidiyor?

Bu soruya cevap bulmaya çalışmadan önce gelin filmi biraz başa saralım.

Bilindiği üzere Refik Hariri suikastından sonra ABD ve Fransa, Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesi için çağrıda bulundu. 15 Şubat 2005’ten sonra bu çağrılar baskılara dönüştü ve iyice yoğunlaştı. Ayrıca, Hariri suikastı için uluslararası bir ekip tarafından araştırma yapılması yönünde çağrı yapıldı. 3 kişiden oluşan bu BM ekibi Lübnan’a gelerek Hariri suikastının kimler tarafından gerçekleştirildiğini araştırmaya başladı ve mesuliyeti Suriye yönetimine yükledi. Baskılar iyice artınca daha fazla dayanamayan Suriye, 3 Mayıs 2005’te son askerinin de sınırı geçmesi ile “arka bahçesi” Lübnan’dan çekildi.

İsrail, Hamas tarafından kaçırılan askerini kurtarmak için Gazze’de operasyon yaparken 12 Temmuz 2006’da Hizbullah da iki İsrail askerini kaçırdı ve iddialara göre yedisini de öldürdü.

Şimdi gelelim kritik soruya:

“İsrail gerçekten Lübnan’daki askerlerini kurtarmaya mı çalışıyor?”

İsrail’in Lübnan’a müdahale şekline bakılırsa bu soruya cevap olarak “evet” demek saflık olur. Askerlerini kurtarmaya çalıştığını ve kendini savunduğunu iddia eden İsrail, Lübnan’ın uzun yıllar süren iç savaş sonunda zorlukla kurduğu alt ve üst yapısını yerle bir etti. İsrail’in özellikle köprü,elektrik iletim tesisleri,televizyon ve cep telefonu vericileri ile akaryakıt tesisleri gibi sivil hedefleri vurması amacının meşruiyetini ortadan kaldırırken, bu süreçte şimdiden 400’e yakın sivilin hayatını kaybetmesi bu müdahaleyi vahşete dönüştürüyor.

“Kasabayı vuracağız, siviller terk etsin” diye uyarı yapan İsrail’in, minibüslerle kaçmaya çalışan sivillerin içinde bulunduğu araca nokta atışı ile füze atarak onlarca kişiyi katletmesi, bu durumu bölgeyi “temizlemek” için bir fırsat olarak kullandığını gösteriyor.

ABD’nin, “kendini savunmaya hakkı var” diyerek desteklediği İsrail, bu fırsatı sonuna kadar kullanacak gibi gözüküyor. Uluslararası kamuoyunun da çok cılız tepki vermesi İsrail’i cesaretlendiriyor.

Bu süreç Hizbullah’ı güçlendiriyor mu?

İsrail’in Lübnan’a müdahalesinin Hasan Nasrallah’ı ve lideri olduğu Hizbullah’ı Lübnan’da ve İslam dünyasında daha popüler yaptığı bir gerçek; fakat yüzlerce sivil kayıp, yıkılmış bir Beyrut göz önüne alındığında bu kazanca büyük bir gölge düştüğü de yadsınamaz. Hizbullah iki İsrail askerini kaçırarak stratejik bir hamle yaptığını düşünüyor; ama bakın Lübnan hükümetindeki iki Hizbullah temsilcisinden biri olan Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanı Muhammed Freiş neler diyor:

“Bu savaşı asla aklımızın ucundan bile geçirmedik. Biz iki İsrail askerini kaçırarak sadece alışılagelmiş direniş eylemlerinden birini yapmayı düşündük. Yani İsrail cezaevlerindeki tutuklularımıza karşılık birilerini rehin almayı. 

İsrail’in Hizbullah’ı yok etmek için fırsat kolladığını, planlarını çoktan hazırladığını düşünemedik. İsrail’in asıl amacının Ortadoğu’daki statükoyu değiştirmek olduğunu yeni fark ediyoruz!”

Önce baskılar sonucu Suriye’nin Lübnan’dan çekilmeye mecbur edilmesi, daha sonra İsrail’in kaçırılan iki askerini bahane ederek Hizbullah hedeflerini vurması.

Acaba İsrail, içinde Suriye ve İran’ın da olacağı Büyük Ortadoğu Savaşı öncesi “evinin önünü temizleyerek” uğrayacağı kaybı minimuma mı indirmek istiyor?

ABD -İsrail ittifakının bu durumu, hedefledikleri yeni Ortadoğu için kaçırılmayacak bir fırsat olarak gördükleri dillendirilmeye başlandı bile.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da bu hedefi gizlemiyor:
“Ortadoğu artık eskisi gibi olamaz. Statüko geri getirilemez. Kalıcı barış için yeni Ortadoğu yaratmalıyız.”

Ve bu “Yeni Ortadoğu” vizyonun altyapısını hazırlamak için İsrail operasyonunun durdurulmasını reddediyor: “Ateşkes istemek, teröristlerin (Hizbullah) yeni saldırılar için kendilerini toparlamalarına imkan vermekten başka işe yaramaz.”

Önümüzdeki günlerde Ortadoğu kazanı daha şiddetli kaynayacağa benziyor.

15 Haziran 2007

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’nun Siyasal Sosyolojisi

Hamit Bozarslan, tarih ve siyasal bilimler alanında doktora yapmış olup, tarihçi, siyaset bilimci kimliği ile …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan