kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
Ortadoğu Yangını | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Ortadoğu Yangını

Ortadoğu’da yangını çıkartan hepimizin malumudur. İsrail her geçen gün saldırılarını şiddetlendirerek genişletirken amacının Hizbullah’ı değil Lübnan’ı yok etmek olduğu yine birçoğunuzun malumudur(1 milyon insan yerinden oldu, Lübnan’ın üçte biri göçtü, sivil kayıp bine yaklaştı). Meşru müdafaa ya da ABD’nin ifadesiyle savunma hakkı diye bir ülke yok edilemez. Ve bu mazlum ve savunmasız halk üzerinden kesinlikle yapılamaz. Böyle bir müdahale ne savaş hukuku ne de savaş etiğiyle bağdaşır. Orantılılık ilkesini, savaş hukukunu hiçe sayarak çiğneyen İsrail’in soykırıma maruz kalmış soykırım kurbanı bir ülke olarak bunları yapması doğrusu ilginç. Kendi halkından olan kimilerine göre ise utanç verici. Eğer tarihinden gelen bir kin ve intikam hırsındaysa İsrail, adres yanlış. Acizane hatırlatmak isterim, şer devleti İsrail Yahudilerine soykırımı Naziler gerçekleştirme çabasındaydı. Ve yine bilinir ki, Yahudi jenosidini konu edinen her film Oscar’la taçlandırılır(Piyanist, Hayat Güzeldir…). Bakalım soykırıma maruz kalmış bir milletin soykırım yaptığı halkların çilesini konu alan filmler Oscar Ödülü alabilecek mi?(Bence böyle bir film olmayacak)

Bugün İsrail, Nazilerin Yahudilere yaptığının aynısını, yani etnik temizliği(temizlik ifadesini burada kabul etmediğimi söylemek isterim, siz bunu ‘etnik kıyım’ olarak okuyun), toplu katliamları, malların müsadere edilmesi ve işgali Filistinli ve Lübnanlı Müslüman toplumlar üzerinde yapmakta. İsrailli Yahudilerin çoğu, Filistinlilerin verdiği savaşı, özgürlük ya da işgale karşı verilen bir savaş olarak değil, Arapların ya da Müslümanların İsrail devletini ortadan kaldırmak için verdiği bir savaş olarak görüyor. İsrail kendini mitolojik olarak bu toprakların doğuştan sahibi sanıyor. Bu topraklar kendilerine vaat edilmiş. Bu kendi inancı. Biz siyasi tarihe bir bakalım. Bu devlet burada nasıl kurulmuş.

Yahudilerin bu topraklara giriş iznini İngiliz Dışişleri Bakanı Lord James Balfour 1917’de yaptığı bir bildiri ile vermiştir. Filistin’de Yahudiler için bir yurt oluşturulmasını desteklediğini bildiren mektup, meselenin dönüm noktasıdır. I. Dünya Savaşı’nda ekonomik açıdan sıkıntıya düşen İngilizler, bu bildiri(Balfour Declaration) ile bir yandan Amerika’daki Yahudi sermayesinin desteğini almayı, diğer yandan da rakibi Almanya’daki Siyonistleri yanına çekmenin hesabındaydı. Bu çerçevede hareket eden İngiliz manda yönetimi 1920’de Filistin bölgesini işgal ederek Yahudi göçü önündeki engelleri de kaldırmış ve bugünün Ortadoğu meselesinin temellerini atmıştır. Günümüzde de İsrail’in güvenliğinin sağlanması konusunda ABD gibi hemfikir olan Avrupa, işlenen cinayetlerden İsrail kadar sorumludur. AB’nin Brüksel toplantısında “acil ateşkes” çağrısı İngiltere’nin baskısı ile metinden çıkartılmıştır. Şaşırmamak gerekir. Ortadoğu’da şiddet ve kaosun temellerini atan İngiltere için bu durumu devam ettirmek menfaatleri icabıdır. Mazlum kanından nemalanan bu ülkeler için ahlak, insaf ve merhamet beklemek saflıkla karışık ahmaklık olsa gerek.

Gelelim İslam dünyasına ve Araplara. 3 Ağustos günü İslam Konferansı Örgütü(İKÖ)’nün Malezya’da yapılan toplantısına Arap ülkeleri bakanlık düzeyinde iştirak etmişti. Ne hazindir ki bu tavırlarıyla İslam ülkeleri, Lübnan ve Filistin dramında hem tarihi hem de vicdani bir sorumluluk altında olduklarının bilincinden uzak hareket etmiştir. En çok birlik olunması gereken bir zamanda böylesi bir şuursuzluk nasıl izah edilebilir doğrusu bilemiyorum. Arap liderlerin, Amerika ile ters düşmemek için Lübnan Krizi’nde sessiz kaldığı hakim görüş. Daha da ilginç olanı ise Amerika’yı tek çözüm adresi olarak görmeleri. Yazımın başlarında Ortadoğu’daki yangını çıkartanı bildiğimizi varsaymıştım. Arapların ve dahi dünyanın bu krizi çözecek olarak gördükleri ABD’den başkası değildir bu yangını çıkartan. Hep öyle olmamış mıdır zaten, önce yangını çıkartıp daha sonra itfaiye elbisesini giyip koşa koşa yangın söndürmeye gelen ABD değil de kimdir sorarım size. Körfez Savaşlarını hatırlayın. Irak’ı adeta bir Frankeştayn gibi teçhiz edip yaratan ve İran üzerine saldırtan daha sonra da azgınlaşıp Kuveyt’i işgal ve ilhak eden Irak’a yine müdahaleyi kendisi yapan ABD’den başkası mıydı? Elbette hayır. Sanırım Arapların zihinlerinde Kuveyt’i Irak’tan kurtaran büyük kurtarıcı Amerika imajı hâlâ hakim. Sanmasınlar ki bugün Filistin ve Lübnan’ın başına gelenler yarın kendi başlarına gelmeyecek. Irak’ın sürüklendiği iç savaş kimin eseri bir daha düşünsünler.

Barış ve adaletin tesis edildiği bir dünya dileklerimle.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’nun Siyasal Sosyolojisi

Hamit Bozarslan, tarih ve siyasal bilimler alanında doktora yapmış olup, tarihçi, siyaset bilimci kimliği ile …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle