Güncel Yazılar
https://www.paykasabozdurmaa.com/
bodrum escort
kuşadası escort
alanya escort

Parlamento Seçimlerinin Ardından Ukrayna’da Durum

Aylardır dünyanın sonucunu merakla beklediği Ukrayna Parlamento seçimleri 26 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirildi. Rusya Federasyonu’na katılan Kırım Özerk Bölgesi ve Tek taraflı bağımsızlıklarını ilan eden Donetsk ve Lugansk gibi önemli bölgelerin seçime katılmamasıyla Ukrayna, Sovyetler Birliğinden ayrılışının ardından en düşük seçim katılımını yaşadı. Seçimlerde başbakanlık yürüten Arseniy Yatsenyuk’un “Halk Cephesi Partisi”  %22 oyla birinci sırayı alırken, Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun “Poroşenko Bloğu”  %21.6 ile ikinci sırada kaldı. Seçim öncesi yapılan analizlerde Poroşenko’nun iktidarını daha da güçlendirerek çıkacağı düşüncesi gerçekleşmedi. Seçimlerin ardından Yatsenyuk ve Poroşenko’nun bir koalisyon kuracağı güçlü bir şekilde dile getirilmektedir. Ukrayna basını bu iki ismin şu an için arkadaş olduklarını  ama uzun süre birlikte çalışıp çalışamayacakları?[1] Sorusunun cevabını arıyor.

Seçimlerin hemen ardından koalisyon tartışmaları yaşanırken Ukrayna’daki artan milliyetçilik de kendini gösterdi. Rus ve Rusya karşıtı Ukrayna milliyetçisi “Partiya Obyednaniya Samopoviç” (Kendine Güven Partisi)  %11 oy alarak üçüncü sırada yer aldı. Donbas bölgesindeki Ukrayna Ordusuna ait “Donbas Tümeni”nin komutanı olan Semen Semençenko partinin önemli figürlerinden biri. Ayrıca Oleg Lisyashko’nun “Radikal Parti”si % 7,5 oy alarak beşinci sırada yer aldı. Kendilerini ultra Ukrayna milliyetçisi olarak tanımlayan parti, Aydar Taburu’nun komutanı Sergey Melnuçak ve eski bir Nazi komutanı olan Roman Şukheviç’in oğlu Yuri Şukheviç’i aday olarak göstermişti.[2] Gerçekleşen seçimlerle birlikte Ukrayna’da güçlü bir milliyetçi kesimin oluştuğunu söyleyebiliriz.

Bir önceki seçimlerde ikinci olarak çıkan Ukrayna Komünist Partisi(KPU), ciddi engelleme ve dava süreçlerinin ardından “Muhalif Blok” olarak seçime katıldı ve %10’a yakın bir oy alarak dördüncü sırada kaldı. Özellikle Rus etnisitesinin yoğun olarak yaşadığı bölgelerden ciddi bir oy alması Ukrayna’daki derin problemi göstermesi adına önemlidir. Adı yolsuzluk davalarına karışan Timoşenko’da %5.7 oy alarak beklenen bir hezimet yaşadı.

Seçimlerin ardından merakla beklenen bir diğer soru da Rusya’nın tutumuydu. Rusya Dışişleri bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna’da yapılan Parlamento seçimlerini tanıdıklarını belirtti.[3] Ayrıca Lavrov 2 Kasım’da Donetsk ve Luhanks’ta yapılacak seçimlerin o bölgelerdeki otoriteyi meşrulaştırmak için önemli olacağını ve seçimleri tanıyacaklarını söyledi.[4]

Yaşanan “Turuncu Devrim” ve Rusya ile yaşanan önemli kriz Ukrayna’daki ekonomiyi de önemli şekilde etkiledi. Seçimlerin sorunsuz geçmesine rağmen Ukrayna ekonomisi  problemler yaşamaya devam ediyor. Son açıklanan verilere göre Ukrayna ekonomisi hızlı bir şekilde daralmayı sürdürüyor. Aslında çatışmalar önceside kötü olan ekonomi, çatışmaların ardından daha da kötü duruma geldi.  Ayrıca Rusya ve Ukrayna arasında süren doğal gaz krizi çözüldü ve “kış paketi” olarak adlandırılan sevkiyatın başlaması ile ilgili anlaşma imzalandı. Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak, Ukrayna Enerji Bakanı Yuriy Prodan ve Avrupa Komisyonu Enerji Komiseri Guenther Oettinger’in imzaladığı anlaşmaya göre Rusya, Ukrayna’ya ön ödemeli formül olmaksızın doğalgaz sevkiyatı yapacaktır. Ayrıca Ukrayna’nın eskiden kalan 3,1 milyarlık borcunu yıl sonuna kadar ödemesi bekleniliyor. Rusya’da “Kış Paketi” boyunca bin metreküp doğalgazda 100 dolarlık indirim yapacak.[5] İki ülke arasında yaşanan doğal gaz krizi sadece bu iki devleti değil bir çok Avrupa devletinide yakından ilgilendiriyordu. Avrupa’ya Ukrayna üzerinden gelen gaz akışının durması, kış aylarında birçok insanın soğuktan etkilenmesine yol açacak iken, fabrika üretimlerininde durmasına neden olacaktı. Nitekim Türkiye’nin Enerji Bakanı Taner  Yıldız’da bu iki ülkenin anlaşamaması durumunda Türkiye’nin alternatifi olmadığını belirtmişti. Gerçekleşen anlaşmayla birlikte Türkiye’de böyle bir sıkıntıdan kurtulmuş oldu.

Yapılan anlaşma kriz sonrası iki ülke arasındaki ilk yumuşama olarak nitelendirildi. Ayrıca anlaşmanın  mali piyasalardaki istikrarsızlığın giderilmesi ve iki ülke arasındaki diğer sorunlarada olumlu yansıması bekleniliyor. Ancak çözümün o kadar basit olduğunu söylemek yanlış olur. Ukrayna’yı bu günlere getiren ülke içi çatlaklar çok derin ve kapanması da oldukça zor. Soğuk Savaş sonrası dönemde Ukrayna’nın Rusya ve Batı arasında denge politikası izlemeye çalışması yarardan çok zarar getirmiştir. Ukrayna’da karar vericilerin değişmesi  ülkeninde yön değiştirmesine neden olmuş bu da bir çok probleme yol açmıştır. Ukrayna sağlam bir ekonomik yapıya kavuşamazken, dış politikada da bağımsız hareket etmekte zorlanmıştır. Yön değişiklikleri halk arasında da ikililik çıkmasına neden olmuştur. 90’lı yılların başında Rusya’nın yaşadığı Avrasyacılık-Atlantikçilik tartışmalarının bir benzerini Ukrayna, Avrupa ve Rus taraftarları arasında yaşamış. Gelinen süreç bize gösteriyor ki Ukrayna’da bu tartışmalar halen güçlü bir şekilde devam etmektedir.

Kırım Özerk Bölgesi’nin Rusya Federasyonu’na bağlanması, Donetsk ve Lugansk bölgelerinde çatışmaların devam etmesi  Ukrayna’nın ciddi bir karar almasını gerektiriyor. 26 Ekim’de gerçekleştirilen erken Parlamento seçimlerinin de gösterdiği gibi Rus etnisitesine bağlı insanların yaşadığı bölgelerde “Muhalif Blok” ciddi bir oy aldı. Bu noktada ülkenin batı ve orta kesimi Avrupa Birliği ile entegrasyonu ciddi bir şekilde desteklerken, doğu kesimi buna karşı çıkarak Rusya ile yakınlaşmak istiyor diyebiliriz. Krizin çözülmesi adına yapılan görüşmelerde Ukrayna’nın federal bir devlete dönüştürülmesi fikride tartışıldı. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Pierre Noel, federalleştirmenin arkasında bir mantık olduğunu, ülkeyi bölmeden, doğudaki bölgelere özerklik verilerek Rusya’yla özel bağların korunması amaçlandığını belirtti.

SSCB’nin dağılmasından bugüne kadar bir çok Rus stratejist, “Güçlü Rusya” için Ukrayna’yı hayati önemde görmüş, ülkeyi kendine yakın tutmaya çalışmıştır. Batı’dan gelebilecek tehlikelere karşı da önlem anlamaya çalışmıştır. Kırım Özerk Bölgesi’nde bulunan Rus donanması iki ülke arasında ciddi krizlere yol açarken, bu problem çeşitli anlaşmlarla dondurulmuştur. Ancak Ukrayna’da yaşanan “Turuncu Devrim” ve AB eğilimi Rusya’nın kaygılarını iyice arttırmıştır. Bu kaygıları tüm uluslararası baskılara rağmen Kırım Bölgesi’ni ilhak ederek gidermeye çalışan Rusya, bu sayede hem donanmasını sağlama almış hem de çok stratejik bir bölgeye sahip olmuştur. Ayrıca Donetsk ve Lugansk’ın oluşturduğu “Donbas Bölgesi”de Rus stratejistler açısından Batı’ya karşı bir tampon bölge olarak tahayyül edilmektedir.  Bütün bu söylemlerin ardından Ukrayna toprak bütünlüğünü korusa da Federasyon fikrinin güçlü bir şekilde zikredileceği özellikle Batı Ukrayna’da özerk bölgelerin oluşacağını söyleyebiliriz.

Burak Çalışkan, Uludağ Üniversitesi/ Uluslararası İlişkiler Bölümünden 2014 Temmuz ayında mezun oldu. Yaklaşık beş aydır SETA’nın İstanbul şubesinde stajer. Yazar, Avrasya üzerine özellikle Rusya-Ukrayna krizi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

7 Kasım 2014

[1] http://www.kyivpost.com/content/ukraine/can-poroshenko-yatseyuk-work-together-370145.html

[2] http://www.radikal.com.tr/dunya/ukraynada_sandiktan_ne_cikti-1222174

[3] http://rt.com/news/199903-russia-lavrov-ukraine-election/

[4] http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/10/141028_rusya_ukrayna_secim

[5] http://www.bbc.com/news/business-29842505

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

https://www.paykasabozdurmaa.com/