Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Politik Psikoloji

Politik psikolojiyi ulusların birbirine karşı yahut bir ülkede yer alan farklı grupların oluşturabileceği güvensizlik ortamı veya barışı tehdit edebilecek durumları psikoloji ilminden yararlanarak anlamaya ve çözmeye çalışan bir disiplin olarak tanımlayabiliriz.

Psikopolitik yaklaşımı bilimsel anlamda dünyaya kazandıran Prof. Dr. Vamık Volkan olmuştur. Politik psikolojinin uygulama alanları ise özetle kimlik, etnik ve ulusal kimlik, terörizm ve teröristlerin psikolojisidir. Dünya genelinde bu branşa özel bir eğilim gösterilerek son otuz yılda uzmanların ciddi bir uğraş alanı olmuştur. Türkiye bazında ise henüz ideal bir derinlik kazanmayan bu alanda yapılanlarla ilgili olarak, 1992’de kurulan Türkiye Politik Psikolojik Merkezi ile Vamık Volkan’ın çalışmalarını zikredebiliriz.

Kürt Açılımı’nın ülkemizin gündeminde yoğun bir şekilde yer aldığı hepimizin malumu. Bana göre bu mesele herkesin dürüstlük, adalet ve merhamet sınavlarını verdiği bir süreçtir. Öyle bir zaman ki, Türkiye, kendisini yıllardır atıl ve ezik hale getiren yüklerinden kurtulacak, “devlet ve millet barışacak” diye umuyorum.

Konunun daha iyi anlaşılması için seçilmiş travma ve seçilmiş zafer tanımlarına ve psikolojik açıdan Türk Tarihi’ne bakalım.

“Bir olayın seçilmiş travma özelliği kazanması için bu olayı yaşayan grubun ya da ulusun bu ulusu oluşturan bireylerin olayla ilgili kayıp duygularını ve bununla bağlantılı olarak ortaya çıkması gereken yas durumunu yaşayamaması gerekmektedir. Kayıpla ilgili yas ve acı yaşandığında travmanın etkileri sonuçlanır ve seçilmiş travma oluşmaz.” Tarihinde zaferlerin oldukça yer tuttuğu Türkiye gibi bir ülkede ise başarı ve zafer ile gelen “seçilmiş zafer” psikolojisini görmek mümkündür. Örneğin, Hristiyan dünyasının Malazgirt mağlubiyeti ve Sırpların I. Kosova savaşı yenilgisi sonrası günümüze gelindiğinde, hala o günlerin intikamının taşındığını görmekteyiz. Yasın tamamlanamaması ve yenilginin kabullenmemesiyle oluşan bu durum bugün uluslararası ilişkilerde ciddi bir yaptırım gücü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yakın tarihimize baktığımızda “demokrasiye ara verdiğimiz” günlerde Türkiye Tarihi’ndeki seçilmiş zafer psikolojisinin yerini travmalara bıraktığını görmek mümkün. 1980 ihtilaliyle gelen kimlik tehdidi, ırkçı söylemler, farklı uygulamalar, yükselen PKK tehlikesi, bölücü faaliyetler, 1983’den sonraki ekonomik düzenlemelerin ülkemizde meydana getirdiği çifte standartlı ekonomik ve idari yapı gibi durumlar terörizmi radikal bir boyuta taşımıştır. İşte bu tarihten itibaren içinde bulunduğumuz psikolojik durumu çok iyi anlamamız gerekiyor.

Terörist eylemlerin bir yönü, bu grupların siyasal amaçlarına ulaşmaları için yaptıkları illegal faaliyetlerdir. “Siyasal amaçlarına ulaşmak için şiddet olaylarına başvuran alt gruplara karşı nasıl bir tavır takınılacağı konusunda henüz dünya kamuoyunda oluşmuş bir tutum yoktur. Bu konuda belirsizlik vardır. Kanımızca bu belirsizlik bir ölçüde terörün ve teröristin gözle görülmeyen ancak insanları etkileyen psikolojik özellikleriyle bağlantılıdır. ”Teröristlerin genellikle içine bulundukları durum mağdurluk, bölünmüşlük ve ezilmişlik duygularıdır. Yaşadıkları hayal kırıklıkları ki bu özellikle devlet baba tarafından gelir, etnik terörizme ivme kazandırır. Yıllardır terörizmle beraber anılan coğrafyaya, Güneydoğu’ya ve bölgenin sosyo-psikolojik durumunun tahliline bakmak, “dağın arkasına bakmak” çözüm için öncelikli şartımızdır.

Bölge halkının konuştuğu Kürtçenin yasaklanması, mahallerinin isimlerinin değiştirilmesi, ekonomik refaha ulaşamama, “biz ve onlar” ayrımına uğramaları, devlet kademelerinde yer alamamaları, “üvey evlat” muamelesi görmeleri yaşanan eziklik ve mağduriyetin terörizmi besleyen nedenler olduğunu kabul etmek gerekiyor. Sadece uzaktan beylik laflarla oturduğumuz rahat koltuklarda, bir ülkenin terör meselesini konuşamayız. Hele bu ülkede bu insanları yüzyıllardır bir arada tutan dini ve kültürel faktörler varken bu sağlam iplerin nasıl koptuğuna yakından bakmalı, elimizi taşın altına koymalıyız.

Devlet düzeyinde çözülmesi hedeflenen terörizmin diplomasiden ibaret bir konu olmadığı politik psikoloji okumalarıyla anlaşılmış oluyor. Nasıl ki zaferlerimizi beraber sahipleniyor isek acılarımızı da beraber sahiplenmeli, yasımızı beraber tutmalıyız. Terörün, ülkede bir avuç “burjuva ve asil sınıfından” başka herkesi arkadan vurduğunu, asıl terörizmin “ötekileştirme” olduğunu bilirsek daha samimi davranmış oluruz.

Politik psikoloji alanında benim de bu yazıyı yazarken yararlandığım Abdulkadir Çevik’in “politik psikoloji” isimli çalışması, bu konuda önemli hizmetleri bulunan ve bu alana öncülük eden Prof. Dr. Vamık Volkan’ın “kan bağı” isimli kitabı ve “ekopolitik” araştırma merkezi çalışmaları incelenebilir. Bu multi-disipliner çalışmalar sayesinde her birimizin “ büyük çadır”da toplanacağını umuyorum. En büyük endişem “Türk ve Kürt aydınlarının” bu samimiyet sınavını nasıl vereceği noktasındadır.

16 Aralık 2009

Yazar: Ayşenur Bulut

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

İktisat-Neoklasik İktisat-Fizik

Modern iktisadın öyküsü Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği yazması ile başlamıştır. Sıkı bir Newton hayranı olan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret