chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip düşük hapı antalya escort bayan antalya escort
Psikolojik Savaş Tekniği Olarak Terörizm, Terör Eylemleri | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Psikolojik Savaş Tekniği Olarak Terörizm, Terör Eylemleri

20. yüzyılda dünya daha da küçülen bir yer olurken, bu durum etkileşimi ve tepkiselliği de beraberinde getirmiştir. Küreselleşmenin ve teknolojik gelişimin karşısında statükocu ve muhafazakâr algı sistemi de kendini güncelleyerek 20. yüzyıl dünyasında yer edinmiştir. Soğuk Savaş dönemi boyunca yaşanan rekabet ve gerginlik ortamı teknolojik gelişmelerin önünü açarken karşı tepki olarak, yeni olmayan fakat bir o kadar da farklı bir metot olan terörizm düşüncesi gelişmeye başlamıştır.

Geçtiğimiz yüzyıl boyunca küresel sistemin kilit unsuru olan terörizm üzerinde henüz ortak bir tanımlama yapılamamakla beraber; şiddet, baskı ve tedhiş yoluyla toplum üzerinde korku ve endişe yaratmayı amaçlayan bir eylem olduğu kabul edilmektedir. Bu noktada psikolojik savaş kavramı ile beraber anılmaya başlayan terörizm, bu kavrama önemli katkılar sağlamıştır. Psikolojik savaş ortamında elde edilmek istenen durum olan toplum kontrolünün terörizm ile sağlanabileceği görülmüştür. Terör olayları sonrasında toplumda oluşan atmosfer, güvenliği ve korunma güdüsünü ön plana çıkarmış ve gündelik hayatın önemli bir dilimini etkisi altına almıştır. ‘Her an ölebilirim’ duygusu ile hareket eden kitlelerin tek amacı güvenliği sağlamak olmuştur. Güvenlik duvarları ören toplumlar iletişim ve etkileşim sağlayamamıştır.

1. Psikolojik Savaş Kavramı ve Amacı

Psikolojik savaş; klasik anlamdaki savaşın kazanılması veya kaybedilmesinde; savaştan sonra da üstünlüğün devam etmesinde yahut sorunların çözülmesinde insanların ruh haline etki ederek sonuç almak olarak tanımlanır(1).

Ruhların, kişiliklerin ve düşüncelerin kontrol edilmesi psikolojik savaşta mutlak bir öneme sahiptir. Yön verme isteği, kontrol altında tutma güdüsü ve toplumları mekanize bir yapı haline sokma düşüncesi psikolojik savaşın önemli argümanlarıdır. Psikolojik savaş ile toplum belli bir yöne doğru kanalize edilebilir. Özellikle ayrışmaların ve sorunların çok olduğu toplumlar bu yöntemin direkt etkisi altında kalırlar. Kimlik arayışında olan ve bu arayışı subjektif bir bakışla gerçekleştiremeyen topluluklar psikolojik savaş tekniklerinin uygulanması halinde geri dönüşü zor olan bir yola girebilirler. Soğuk Savaş sürecinde yaşanan anarşi ve terör olayları bu yöntemin ne kadar etkili olabileceğini gözler önüne sermektedir. Türkiye örneği üzerinden gidecek olursak; Sağ – Sol, Sünni – Alevi, Türk – Kürt ve hatta ideolojilerin kendi içerisindeki ayrışmaları, anarşi ve terör eylemleri ile birleşince bölünme tehlikesinin yaşandığı bir Türkiye modeli karşımıza çıkmaktadır. Bu modelde psikolojik savaş unsurları toplumlara uygulanırken, toplum yapılan yönlendirme ile istenilen noktaya çekilmektedir. Düşmanlıkların körüklenmesi, var olan siyasi gerginliğin daha da arttırılması, tahammül sınırlarının minimum seviyelere düşürülmesi psikolojik savaş kavramının temel dayanak noktalarından birisidir.

Psikolojik savaşın ilk etabı, karşısında yer alan düşmanı iyi tanımlamak olmalıdır. Bu tanımlama işlemi gerçekleştirildikten sonra düşmanın zayıf noktaları tespit edilerek yıpratma faaliyetleri başlamalıdır. Yapılan yıpratma faaliyetleri sonucunda karşı tarafta yer alan toplum, psikolojik bir çöküntü içerisine girecektir. Bu yöntem ile hedeflenen toplumsal kontrol sağlanmış olmaktadır. Çünkü toplum, içinde bulunduğu ortamda zayıflıklarını tartışmaya başlayacak ve bu tartışmanın sonunda karşı taraf lehine bir durum yaşayacaktır. Bu da toplumu bir arada tutan unsur olan ortak davranış kalıplarının sarsılmasına sebep olurken, ayrışmalara da neden olabilecektir.

Psikolojik savaş geçtiğimiz yüzyılda uygulanan, günümüzde ve gelecekte uygulanacak olan bir etkileme ve kontrol silahı olarak varlığını sürdürmektedir. Soğuk savaş atmosferinin en canlı olduğu dönemlerde yapılan mücadeleler daha çok psikolojik üstünlük esasına dayalı olmuştur. İki kutuplu dünyada siyah ve beyazın dışında başka hiçbir rengin olmadığı bu dönem, psikolojik unsurlara dayalı savaş metotları ile harmanlanmıştır. Süper güçler birbirleri ile karşılıklı savaşmazken, uydu ülkeleri ve terör örgütlerini çatışma sahnesine sürmüşlerdir. Terör örgütlerinin bu sahnedeki rolü sistemin devamını sağlamak olmuştur. Soğuk Savaş dönemi terörünün belirgin özelliği, terörün bu dönemde devletler tarafından sıklıkla kullanılmasıdır. Doğu ve Batı Bloğunda yer alan devletlerin karşılıklı savaşları göze alamamaları sonucunda, hasım ilan ettikleri taraflara karşı mücadele eden terör örgütlerinin yoğun bir şekilde desteklenmeleri söz konusudur. Adeta her terör örgütünün bir hamisi veya adına eylem yaptığı bir ülkesi vardır(2).

II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni sistemde terörizm düşüncesi hem devletleri hem de toplumları önemli ölçüde etkilemiştir. Kurulmaya çalışılan yeni dünya düzeninin en büyük tehdidi uluslararası terörizm olarak ortaya çıkmıştır. Kurulan yeni sistemin önemli bir kozu, caydırıcı etkisi ve yıldırma harekâtı özelliği kazanan uluslar arası terörizm bazen kendisi için bazen de devletler için çalışmıştır(3). Terörizm bu özellikleri ile psikolojik savaş unsuru olarak kullanılabilen etkili bir enstrüman olmuştur.

Toplum kontrolü amacına dayanan psikolojik savaş, teknikleri itibariyle iyi çalışılması gereken ve dikkatli uygulanması zaruri olan bir yöntemdir. Temel amaç etkileme gücü ile savaşı uygulayan tarafa üstünlük sağlamaktır. Üstünlük sağlamanın yanı sıra toplumları yönlendirmeyi de amaçlayan bu savaş, terörizm ile yakın ilişki içerisindedir. Amacını gerçekleştirebilmek için, kendisinde var olan teorik boyutu terörün pratik yönü ile birleştiren psikolojik savaş yöntemi toplulukları etkisi altına almaktadır.

2. Terörizm Kavramı

Terör kavramı Fransız İhtilali ile birlikte literatüre girmiş bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. İhtilal sonrasında Jakoben yönetiminin toplum üzerinde kontrolü sağlamak amacıyla uyguladığı baskı dönemine verilen isim ‘Terör dönemi’ olmuştur. Sistemli terörü ilk uygulayanlar ise Roma dönemine kadar uzanmaktadır. Sicariiler denilen örgüt kargaşa ortamında yaptıkları eylemler ile adlarını duyurmuşlardır. Bugünkü terör örgütlenmelerine temel oluşturan yapıyı ise Hasan Sabbah’ın örgütü olan Haşhaşinler oluşturmuşlardır. Hücre yapılanması ile çalışan bu örgütte elemanlar tam bir sadakat ile liderlerine bağlıdırlar. Terör kavramının yoğunlaştığı Soğuk Savaş süreci bu kavramın gelişimini sağladığı bir dönem olarak gözükmektedir. Uluslararası terör örgütlerinin sistem üzerinde etkili oldukları Soğuk Savaş dönemi korkular yüzyılı olurken, terör örgütleri korku atmosferinin oluşumunda ve devamında başat rol oynamışlardır.

Küresel sistemde etkili olan bir olgu olmasına rağmen üzerinde net bir tanım yapılamayan terör kavramı, korku ve şiddeti siyasal amaçlarla kullanmak olarak tanımlanabilir. Ayrıca sistemli şiddet olarak da görülebilir; Sistemli şiddetin bir amacı da, nitelikli insanları öldürmek, karşı tarafı mantığıyla değil duygularıyla hareket ettirmek, insanları sindirmek, birbirlerinden kuşkulandırmaktır(4). Terörizm ile psikolojik savaş arasındaki bağlantı da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Bu noktada önemli bir diğer unsur da gelişen ve değişen dünyada terörizmin birçok değişikliğe uğramış olmasıdır. Terörizmin geçirdiği dönüşüm beraberinde ortak bir tanımda anlaşılması zor ve son derece karmaşık bir ‘terörizm’ sorunsalını getirdi. Bu noktada özellikle ‘Terörizm nedir, kim tarafından uygulanır ve kime karşıdır?’ ve ‘Hangisi terör, hangisi bağımsızlık mücadelesidir?’ şeklinde soru(n)lar ortaya çıktı(5). Tanımlamanın zorluğu etkilediği kesimlerin ortak duyguları paylaşmamasından ileri gelmektedir. Kime göre ve neye göre tanımlanacağı belli olmayan terörizm, toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Yeni bir kavram olmamasına rağmen netliğin sağlanamaması terörizmi oldukça etkileyici bir görünüme kavuşturmaktadır. Terörizm yeni bir şey değil ama etkisi yeni ve kendini uluslararası farkındalığın odağı haline getiriyor(6). Yapılan tanımların bazılarında; Terör, herhangi bir amaca ulaşmak için, sivillerin veya güvenlik görevlilerinin, propagandaya yönelik, ses getirici eylemlerle öldürülmesidir(7) şeklinde geçerken, güvenlik eksenli bu tanımın dışında bir başka tanımlamada şu şekilde yapılabilmektedir; Terörizm ‘hesaplı’ bir şiddettir. Amacı olabildiğince çok insan öldürmek değil, kitlelerin ‘eylemlerinden etkilenmesini’ sağlamaktır. Kitlelerin ‘dehşete’ kapılmasını, bir umutsuzluk içinde ‘teröristin isteklerine boyun eğilmesi’nden başka çare olmadığını düşünmesini sağlamaktır(8). Teröristin de arzu ettiği sonuç budur. Otoritenin zayıflatılması, insanların geleceklerini görememesi, tedirginlik ve sisteme inançsızlık(9).

Sosyolojik ve güvenlik boyutu ortaya konulduktan sonra terörün diğer işlevleri de çeşitli tanımlamalara tabi tutulmuştur; Teröristler sürpriz unsurlar kullanarak etkileyici olurlar. Ne zaman ve nerede saldıracakları belli değildir. Herkes ve her yer potansiyel hedeftir(10). Bir diğer değerlendirmede ise terörün genel amaç ve işlevi ortaya konulmaktadır; Halkı veya hedef bir topluluğu korkutmak, dehşete düşürmek, yerleşik otoriteyi tahrip etmek, onun terörist ile masum kitle arasında ayrım yapmadan baskı yöntemlerine başvurmasını sağlamak, otoriteye veya düzene karşı olan güçleri harekete geçirmek, yerleşik otoritenin güçlerini ve kurumlarını etkisizleştirmek, işlemez kılmak, kamuoyunu olumlu (kendi lehinde) veya olumsuz (düzene karşı) yönde etkilemek, yönlendirmek, siyasal güç odaklarını ele geçirmek ve/veya var olan yönetimi devirmek(11). Yapılan değerlendirmeden çıkarılacak sonuç terörün bir güvensizlik ve kaos ortamı yaratmak istediğidir. Bu gibi ortamlarda terörizm varmak istediği amaca daha kolay ulaşabilecektir. Terörün belki de en önemli amacı, bir güvensizlik ve belirsizlik ortamı yaratmaya çalışmasıdır. Güvensizlik, terörün seyircisi durumundaki insanlarda geleceğe yönelik kaygıları artırırken, belirsizlik ise buna ek olarak bir kontrolsüzlük duygusu verir(12). Ortaya çıkan bu kontrolsüzlük duygusu toplumlar arasında ayrışmayı derinleştirirken, zihinlerde de güvenlik sağlama duygusunu arttırmaktadır. İnsanoğlu, doğduğu andan itibaren, o ilk ağlama sesinden itibaren bir güvenlik ihtiyacı içindedir ve bu ölümüne kadar sürer(13). Bu durum terörizmin de olumsuz katkıları ile katlanarak artar. Bu da insanların tüm enerjisini savunmaya harcamalarına sebep olur ve insanlığın gelişimini sekteye uğratır.

3. Terör Eylemleri ve Toplum Psikolojisi

İnsan psikolojisi ile yakından ilgili olan terörizm kavramı çeşitli tanımlamaların ardından zihinlerde yer etmeyi başarmıştır. Büyük kitleleri etkileme ve onlara negatif dinamizm kazandırma potansiyeli ile etkili bir silah görünümü sergilemektedir. Yapılan bir terör eylemi ile birlikte toplumlarda oluşan ilk algı ‘şok’ durumudur. Eylemin etkileme isteği, şiddeti ile birleşince karşısında muhatap olan kitle yaşadığı şokunda etkisiyle terörün yönlendirmek istediği noktaya doğru yönelir. Şokun etkisi yavaş yavaş geçmeye başladıktan sonra verilen yeni tepki bir kızgınlık durumudur. Kızgınlık, muhatap(lar)ın duyduğu ve duyacağı haberler ile birlikte nefret krizine doğru yönelmektedir. İşte bu noktada psikolojik savaş kavramı devreye girmekte ve terörden etkilenmiş olan toplumun hassas noktalarını ortaya çıkarmakta ve toplumu kışkırtmaktadır. Aşırı uçlu düşünceler, ülke içindeki ve dışındaki çeşitli unsurlar tarafından provoke edilmekte ve toplum içerisinde ayrışmalar yaratılmaktadır. Yapılan terör eylemi bütün bir topluluğa mal edilirken, karşı tarafta oluşan dışlanmışlık duygusu aynı ülkede yaşayan faklı unsurları birbirinden daha da koparmaktadır. Bunun yanı sıra provokasyona uğrayan bütün duygular akil davranışı olumsuz yönde etkilerken, toplumda bir infial yaratmaktadır. Kızgınlık, sinir harbi, öfke, nefret ve daha birçok olumsuz duyguyu bünyesinde barındıran kitleler birbirlerini anlamazken, düşmanlıkları artar ve yaşanan bu süreç kanlı bir atmosfere doğru sürüklenir.  Terör eylemleri toplumlara korku ve telaşı gösterir. Eylemlerin ardından ortaya çıkan görüntüler, toplumları endişeye sevk ederken, güvenlik duygusunu maksimum seviyeye çıkartır. Güvenliğini sağlama içgüdüsü ile hareket eden toplumlar, birbirlerine güvenmemeye başlarlar. Çünkü her an tehdit algılaması ile yaşamaktadırlar. Kimseye güvenmeden, herkesi düşman ya da tehdit algılamasına koyarak yaşamını sürdürmeye çalışan kitleler tüm enerjilerini korunmaya ayırırken dünyalarını küçültmekte, ayrıca kendi içerisinde farklı olan unsurlara tahammül gösterememekte, içine kapanık toplumlar meydana gelmekte ve bir arada yaşabilme şansı terörizm sebebiyle azalmaktadır.

Terör eylemleri kendi içine kapanmayı oluştururken, kitlelere bir diğer etkisi de provokasyona açık birliktelikleri de meydana getirmesidir. Birbirinden ayrı binlerce kişi, günün birinde bazı şiddetli heyecanların, mesela milli bir olayın etkisiyle bir araya gelerek psikolojik bir kitle meydana getirebilirler. Bunları bir araya toplayan herhangi bir tesadüf, bunların davranışlarının kitlenin hareketlerine özel bir şekil almasına sebep olabilir(14). Terör eylemlerinden sonra tepki göstermek amacı ile toplanan kitleler atılan sloganlarında etkisiyle sert, şiddete özenen duygulara kapılabilirler. Söylenen sözler, bu kitleyi tehlikeli bir yola sokabilir. Psikolojik savaş uygulayıcılarının en çok faydalandığı alanlar olan bu kitleler, içlerinde bulunan kışkırtıcı unsurların da etkisi ile aşırı uçlu kutuplara sürüklenirler. Böylece toplum içerisinde oluşmuş bulunan sıkıntılı hava patlamaya hazır bir hale gelmektedir. Tepkiler aşırı uçlara kayabilirken, ayrılıklar ve farklılıklar keskinleşmektedir. Terör olaylarına bağlı gelişen organize toplumsal olaylarda oldukça önemli hileler yer almaktadır. Bu toplantıları düzenleyen sınırlı sayıdaki profesyonel ajan militanların, arka planda son derece hazırlıklı ve antrenmanlı bir şekilde toplumu ve onun güvenliğinden sorumlu devleti karşı karşıya getirme girişiminde bulunmuşlardır(15). Bu durumda otorite ve sivil halk ilişkisi bozulmaktadır.

Psikolojik harekâtta arzulanan, birbirinden kopuk kitleler ve bireyler güvensizliğin ve kaosun hüküm sürdüğü bir ortama sebebiyet verirler. Birbirine güvenmeyen bireylerden oluşan toplum parçalanmaya mahkûm bir hale gelir. Bu tabloda toplumu bir arada tutan değerlere yapılacak olan bir başka psikolojik harekât saldırısı ile halkalar birer birer kopartılarak aradaki bağ daha da inceltilir.

Terör eylemleri ile oluşan atmosfer toplumları birbirinden ayırmayı amaçlayan psikolojik savaş atmosferi haline dönüşmektedir. Eylemi yapan terörizm olurken, eylemin devamında toplumda oluşan duyguların aşırılıklara kaydırılması psikolojik savaşın görevi olmaktadır. Toplum kontrolünü amaçlayan bu kavram hassas noktayı yakaladığı anda vurmaya başlamaktadır. Terörün etkisi ile kızgın ve öfkeli kalabalıklar yaşadıkları alanda her an patlayabilecek basınçlı bir atmosfer oluşturacaklardır. Ayrıca karşı taraf olarak gördükleri kitlenin de psikolojik saldırıya uğraması söz konusudur. İki grup arasında tahrik edici ve kışkırtıcı davranışların körüklenmesi, karşı karşıya gelmekten de öte durumlar yaratacaktır. Bu noktadan sonra kitle birbirine girmeye hazırdır. Eylemin kendisi ne kadar küçük olsa da yarattığı etki çok büyük boyutlara ulaşırken, psikolojik savaşın en önemli amacı olan ayrışmış toplum ortaya çıkmıştır.

Sonuç

Terör bir yıldırma hareketidir. Terör psikolojik savaşın etkileme sanatıdır. Terör üzerinde tanım yapılamayan ve her unsura göre değişebilen bir kavramdır. Terör, toplumlara yön vermede önemli bir silahtır.

Psikolojik savaş tekniği olarak terörizm, toplumları etki altına alarak istediği doğrultuda yönlendirmeyi amaçlar. Yaptığı eylemler ile topluma korku, telaş ve güvensizlik yaymayı amaçlamaktadır. Yarattığı bu ortamda terör toplumu belli bir yöne sürüklemektedir. Eylemleri ile terörizm, toplumların içerisinde bulunan farklılıkları negatif anlamda geliştirirken, ayrılıkları ve tahammülsüzlükleri körüklemiştir. Terörizm ile psikolojik savaş birbirini tamamlar nitelikte iki unsurdur. Terörizm topluma korku getirirken, psikolojik harp teknikleri bu korkuları sürekli hale getirmektedir. Korkunun dışında, şiddet ve nefret duygularını da kitlelere yaymaktadır. Aynı anda iki etki oluşturan terörizm, toplumları birbirinden koparan en etkili kavram olmuştur. Sistemin devamını sağlamak için gerekli olan korkuyu terör yaratmaktadır. Ayrıca sistem içerisinde kaos ortamından beslenen unsurlar da terörün şiddetini desteklemektedirler.

Terör eski fakat kendisini en iyi şekilde güncelleyebilen bir kavramdır. Toplum kontrolünde en etkili olan unsurdur. Aynı anda insanların hem duygularına hem de zihinlerine etki ederek onları kontrol altına almayı başarır. Bu noktadan sonra terörizm misyonunu psikolojik savaşa teslim etmektedir.

NOTLAR:

1) Nevzat TARHAN, Psikolojik Savaş Gri Propaganda, Timaş Yayınları, 11. Baskı, İstanbul, 2008, s. 15

2) İhsan BAL, Terör, Terörizm ve Tarihsel Süreç, BAL(Der.), TERÖRİZM Terör, Terörizm ve Küresel Terörle Mücadelede Ulusal ve Bölgesel Deneyimler, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınları, I. Baskı, Ankara, Nisan, 2006, s.9

3) Eren OKUR, Uluslararası Sistemin Vazgeçilmez Aktörü; Terörizm, www.bilgesam.org, 15.01.2009

4) TARHAN, a.g.e. s. 117

5) Serhan YALÇINER, Soğuk Savaş Sonrası Uluslararası Terörizmin Dönüşümü ve Terörizmle Mücadele, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl 2, Sayı 4, Güz 2006

6) Franco FERRACUTI, A Sociopsychiatric Interpretation of Terrorism, Annals of the American Academy of Political and Social Science, Vol. 463, International Terrorism, Sep., 1982, pp. 129-140,

7) BAL, a.g.e. s.8

8) Funda Erzurum KILIÇLIOĞLU, ve Uğur DEMİRAY, 15 Kasım 2003 – 20 Kasım 2003 HSBC ve İngiliz Konsolosluğu Saldırılarının Terör Bağlamında İrdelenmesi, GÖKÇE, Orhan ve DEMİRAY, Uğur(Ed), Terörün Görüntüleri Görüntülerin Terörü, Çizgi Kitabevi, 2. Basım, Konya, Şubat, 2006, s. 128

9) Deniz Ülke ARIBOĞAN, Terör Korku Hali, Profil Yayıncılık, 3. Baskı, İstanbul, Temmuz, 2007, s. 85

10) Charles P. MONROE, Addressing Terrorism in the United States, Annals of the American Academy of Political and Social Science, Vol. 463, International Terrorism (Sep., 1982), pp. 141-148

11) Doğu ERGİL, Uluslararası Terörizm, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi Cilt 47, Sayı 3, s.139 – 143

12) Doğan KÖKDEMİR, Bir İnsan Davranışı Olarak Terör, PİVOLKA SAVAŞ ÖZEL SAYISI, Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, ELYAD – DAL Araştırma Laboratuvarları, s. 17 – 18 Nisan, 2003

13) Ahmet DAVUTOĞLU, Küresel Bunalım 11 Eylül Konuşmaları, Küre Yayınları, 10. Baskı, İstanbul, Mart, 2009, s.

14) Gustave Le BON, Kitleler Psikolojisi, Hayat Yayınları: 6, 1. Baskı, İstanbul, Kasım, 1997, s. 20

15) İhsan BAL, PKK Terör Örgütü Tarihsel Süreç ve 28 Mart Diyarbakır Olayları Analizi, Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi, Cilt 2, No: 8, s.75-89, 2007

Yazar: Eren OKUR

Perşembe, 11 Mart 2010

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Radical Dimenson of Making Policy: “TERRORISM”

This writing has been designed to analyze terrorism as a up to date and growing …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle