ankara escort
Güncel Yazılar

Rusya ve Asya Politikasındaki Atılımlar

Putin ile başlayan iddialı dönemin bir zamanlar kımıldayacak hali kalmamış Rusya Federasyonu’na her alanda yeni bir soluk verdiği apaçık ortada. Dış politikasına enerjiyi silah olarak kullanma konseptini akıllıca monte eden Putin’in başarılı hamlelerini Asya politikasında da görüyoruz. Belki de bir Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) benzeri kuruluşun Rusya’nın gayretleriyle değil de Türkiye tarafından ön ayak olunarak Asya’da politik bir güç merkezi şeklinde yürürlüğe geçirilmesi gerekirken bu örgütün başarılı adımlarla kurulmasını Putin sağladı. Örgütün Asya’da ABD’ye karşı kullanılma ihtimalinin de hesaplanmasının ŞİÖ’yü zamanla daha da önemli bir noktaya getirebileceği ve bunun da özellikle Asya’daki dengeleri süreç içinde değiştirebileceği hususu ayrıca değinilmesi gereken bir konudur.

Rusya’nın Asya politikasından bahsederken bölgedeki, özellikle Orta Asya bölgesindeki Rus etkinliğinin etnik, kültürel unsurlara ve Rusların bölge halklarıyla olan ve asırlardır süren ilişkisine ve deneyimlerine dayandığına değinmeden geçmek yanlış olur. Çünkü Ruslar hem Orta Asya Cumhuriyetleri’ndeki yeni yönetimlerin başındakilerin kendi eski bürokratları olması olgusundan hem de ideolojik açıdan hemen bütün Asya’daki çeşitli güçteki komünist partilerin ve Marksist ideolojiye bağlı kadroların kendileriyle eski ilişkilerinden başarıyla yararlanabilmektedirler. Asya’daki deneyimsiz yeni Cumhuriyetlerin politik rehberlik etmesi açısından yönlerini Rusya’ya çevirdikleri gerçeği inkâr edilemez. Kaldı ki bu yeni Cumhuriyetlerin bir kısmında hala Kiril alfabesinin kullanılması, ikinci resmi dilin Rusça olması, Rusya’ya politik alanda etkinlik yaratmak açısından kültürel alandan yakalanmış bir avantaj yaratmaktadır ve daha uzun yıllarda da yaratacaktır. Türkiye’nin bu olguyu çeşitli stratejik ve taktik açılardan değerlendirmesi gerekirken uzun vadede buna karşı bizim lehimize hamleler yapacak vizyonu geniş devlet adamlarımızın eksikliği bu bölgedeki potansiyel avantajlarımızı uzun bir süre daha hayata geçiremeyecektir.

Çin-Rusya Yakınlaşması 
ABD’nin 11 Eylül olaylarından sonra Taliban’ı hedef alarak Afganistan’ı işgal etmesi bu köktendinci oluşumun Orta Asya’daki etkilerinden tedirgin olan Rusya ve Çin’i baştan memnun etmişse de daha sonra ABD’nin bölgedeki süregelen ihtiraslı adımları bu iki ülkeyi uyandırmış ve ŞİÖ’de bunları ortak çıkar ve endişeler bağlamında bir araya sıkıca bağlamıştır. ABD’nin Orta Asya’da Afganistan’la başlayan mevcudiyetinin çeşitli bölge ülkelerinde rejim değişikliği çabalarına dönüşmesi bu bağlılığı arttırmıştır. Asya’ya ait iki dev güçten Rusya süreç içinde politik etkinliğini bölge sınırlarının da ötesinde bir küresel güç özlemiyle arttırırken Çin’de ekonomi alanında dev adımlar atmıştır.

Rusya’nın Satranç Hamleleri
Bu bağlamda özellikle bölgedeki politik dizginlerin Çin’den de destek alan Rusya’ya geçtiğini ve ABD’ye karşı başarılı Rus hamlelerinin birbiri ardına geldiğini görüyoruz.

ABD etkisiyle bölge ülkelerinde yaratılmak istenen rejim ve kadro değişikliklerinde Kırgızistan’daki duruma yumuşak ve gizli müdahalelerle hâkim olup uzlaşma sağlayan Rus diplomasisi aynı beceriyi daha sonra Özbekistan’da göstermiş ve ABD’nin bu ülkeden de çıkarılmasında etkili olmuştur. Rusya’nın kendini ABD’ce dört yönden kuşatılmış hissetmesi Çin ile işbirliği yaparak ABD’ye Orta Asya’da ağır bir darbe vurulmasını sağlamış ve Rusya ABD’nin vezirini satranç oyununda yemiştir. Bu bağlamda, Rusya Çin’i de yanına alarak ve ŞİÖ’nün öteki üyelerinin de desteğiyle dünyaya, Bush’un tek taraflı, agresif politikasına karşı daha adil ve insaflı bir seçenek sunma siyasetini başlatmıştır. Bu politikanın ABD’nin çeşitli ülkelerde yeni arayışlar ve değişiklikler yapmasına set çekmeye başladığını artık görmekteyiz. Putin’in şahsında Rusya’nın önderlik ettiği bu başarı inkâr edilemez bir gelişmedir.

Satır arasında değinilmesi gereken ve ABD’nin Rus politikasından olumsuz etkilenmesini en iyi şekilde gösteren başka bir örnek de ABD-İran ilişkilerinin aldığı şekildir. İsrail’in baskısı ve kendi enerji egemenliğini kurma planları çerçevesinde İran’a müdahalesi kaçınılmaz gibi gözüken ve hâlihazırda İran’a komşu iki ülkeyi işgal etmiş olan ABD, Rusya’nın ŞİÖ’yü de arkasına alarak meydan okumasına karşı İran’ı şimdilik rahat bırakmaktadır. Bu bağlamda, Rusya’nın önemli politik hedeflerinden birinin İran’ın ABD’nin kucağına düşmemesini sağlamak olduğu da söylenebilir.

Rusya’nın Asya’daki Diğer Hamleleri
Rusya’nın Asya diplomasisindeki en önemli unsur Çin ile işbirliğidir. Özellikle bu işbirliği 2001 yılındaki Çin-Rus Dostluk ve Barış anlaşmasıyla güçlendirilmiş ve ŞİÖ çerçevesinde de daha somut alanlarda eyleme geçirilmiştir. Rusya’nın Asya politikasındaki en önemli rakibi Çin olabilecekken, daha güçlü rakibe karşı birleşen bu iki dev bölgesel gücün işbirliği kendini ABD tarafından kuşatılmış hisseden Rusya’ya ABD’ye karşı bir mücadele alanı yaratmıştır.

ABD’nin son bir yıl içinde geleceğin önemli ekonomik gücü haline gelecek Hindistan ile ilişkilerini geliştirme çabaları, bu ülkeyle eskiden beri yoğun ilişkileri olan Rusya’nın gözünden kaçmamış ve Rusya’yı karşı hamleler aramaya itmiştir.

Bu bağlamda Soğuk Savaş döneminde bir üçüncü dünya ülkesi olması nedeniyle ve anti Amerikan politikaları sonucu ciddi ölçüde Rusya’ya yakınlaşmış olan Hindistan, ABD’nin kendisine dönük politikalarında özellikle nükleer alanda ani bir değişiklikle hoşgörülü yaklaşımı tercih etmesine karşın geleneksel silah alım politikasını Rusya ile sürdürmeye ağırlık vermiştir. Rusya’nın da bu yaklaşımı sonuna kadar değerlendireceğinden bir şüphe yoktur. Rusya’nın Hindistan’ı Asya’daki önemli bir satranç taşı olarak değerlendirmesi daha birkaç on yıl sürebilir. Bu noktada Rusların “Hindistan’ın savunmasını güçlendirmek, bizim savunmamızı güçlendirmemiz demektir” şeklinde açığa vurdukları görüşlerinin altı dikkatlice çizilmelidir. Putin’in Asya politikasında Hindistan’ın ABD’ye terk edilmeyeceği yönünde belirlenmiş çizgisi ve kararlılığı da bu açıdan ele alınmalıdır. Yine Rusya’nın her ülkeye vermek istemeyeceği SU–30 savaş uçakları, T-90S ana muharebe tankları ve beraber geliştirdikleri BrahMos tipi süpersonik cruise füzesi gibi teknolojik açıdan sofistike silahlar ile yine bu bağlamda bir nükleer denizaltı ve uçak gemisi de bu açıdan değerlendirilmelidir. ABD’nin bütün girişimlerine karşın Hindistan’ın silah alımlarının hala yaklaşık yüzde 80’inin Rusya Federasyonu’ndan sağlandığı da unutulmamalıdır.

Rusya, Hindistan ile ilişkilerinde oynadığı silah kartını başta İran olmak üzere başka Asya ülkeleri için de oynayabilir. Gereksinim hisseden ülkelere ucuz silahlarını ve silah teknolojilerini verebilir. Ama Rusların Asya politikalarındaki en önemli silahlarının enerji açlığı çekenlere enerji, ABD’ye karşı müttefik arayanlara da siyasal destek olacağı hep dikkate alınmalıdır.

Yazar: Ali Külebi

Kaynak : http://www.tusam.net/makaleler.asp?id=989&sayfa=0

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Azerbaycan bir demokrasi mi?

Cumhurbaşkanlığı makamı babadan oğla geçen bir rejim demokrasi olabilir mi? Olamaz tabii ama Aliyev, demokrasi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir