Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Rusya’da Yine Putin Dönemi

Rusya’da 4 Mart 2012’de yapılan seçimlerde oy sayma işlemi devam ediyor. Rusya Merkez Seçim Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre sandıkların % 99’u açılmış durumda. 45 milyon kişinin oy kullandığı seçimlerde an itibarıyla Vladimir Putin oyların % 63,9’unu aldı. En yakın rakibi Komünist Parti liderli Genadi Zyuganov % 17,17, milyarder iş adamı Mihail Prohorov %7,65, Liberal Demokrat Parti Lideri Vladimir Jirinovski % 6,24 ve Adaletli Rusya Partisi lideri Sergey Mironov da % 3,83 oy aldı.

4 Aralık 2011’de yapılan Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı olan Duma seçimleri sonrasında yüz binlerce Rus “Putinsiz Rusya” sloganıyla sokaklara dökülmüştü. Duma seçimlerine hile karıştığı gerekçesiyle örgütlenen Putin karşıtları bir tarafa, Putin’i destekleyenler de sokaklara döküldü. Başkanlık seçimleri böylesi bir atmosferde gerçekleşti. Putin ve ekibi, seçimlerin hileli olacağı iddialarına karşılık 90 binden fazla seçim sandığına internet üzerinden takip olanağı sağlayan kameralar yerleştirdi.

Seçim sonuçları kimse için sürpriz olmadı. Zira yapılan anket çalışmalarında Putin’e verilen destek % 58 ile % 66 arasında değişmekteydi. En yakın rakibinin (Komünist Parti lideri Zyuganov) alması beklenen oy oranı % 20 civarında olduğu için Putin’in ilk tur sonrasında zaferini ilan etmesi bekleniyordu. Başkanlık seçimi adaylarından Sergey Mironov, kurmaylarının anket çalışmalarında benzer sonuçlar çıktığı için seçimin tarafsız olduğunu kaydetti. Komünist Parti Lideri Zyuganov ise seçimin adil ve tarafsız bir şekilde yapılmadığını, medyanın sadece Putin için çalıştığını savundu ve seçim sonuçlarının meşru olmadığını belirtti. Muhaliflerin önümüzdeki günlerde yine sokakları doldurması bekleniyor. Esasında Putin’i destekleyen kesimlerin de, “Putinsiz Rusya” söylemiyle meydanları dolduranların da dayandıkları temeller var.

Neden Putin?

2000 yılında Putin’in Yeltsin’den aldığı miras ekonomisi çökmüş, siyasi ve toplumsal olarak ise istikrarsız bir ülke idi. 1992’de uygulanmaya başlanan ve liberal ekonomiye geçişi amaçlayan Şok Terapi ile ülkede enflasyon bir ayda % 250 oranında artmış, orta sınıfın tüm birikimleri kısa bir süre içinde erimişti. 1998’de yaşanan ekonomik kriz de, toparlanma sinyalleri veren ekonomiyi bir kez daha derinden sarmıştı. Ekonomideki çöküşe ek olarak Birinci Çeçen Savaşı’nın yarattığı siyasi istikrarsızlık ve Yeltsin yönetiminin ateşkes anlaşmasını imzalamak zorunda kalması da eklendiğinde ülkenin içinde bulunduğu durum daha iyi anlaşılabilecektir.

Bu noktadan hareketle 2000-2008 yılları arasında devlet başkanlığı koltuğuna oturan Putin, Rusya için sadece siyasal değil, ekonomik olarak da istikrarı simgelemiştir. Aşırı güç kullanılan İkinci Çeçen Savaşı ile iç istikrarsızlığa son verilmiş, artan petrol fiyatlarının da etkisiyle Rus ekonomisi içinde bulunulan buhran dönemini atlatmıştı. Dahası Rus toplumunda orta sınıf yeniden ortaya çıkmıştı. Benzer şekilde dış politikada da Rusya’nın itibarının tekrar kazanılması, ekonomik gücün uluslararası alana yansıtılması ile birlikte yine Putin döneminde mümkün olmuştur. Söz konusu gelişmeler neticesinde Putin’in kendisinden sonra koltuğa oturması için seçtiği isim olan Medvedev, 2008 yılında yapılan seçimlerde % 70 oranında oy almıştır. Gelinen noktada ise Putin hala pek çokları için istikrar ile eş değer.

Dün (4 Mart 2012) gerçekleşen seçimlerde halkın bir kez daha Putin’i seçmesinin bir diğer açıklaması ise Putin’in neredeyse alternatifsiz olması durumudur. Seçime katılan Komünist Parti lideri Zyuganov 1991’den bu yana yapılan Başkanlık seçimlerinde daha önce üç kez, Liberal Demokrat Parti lideri Jirinovski ise dört kez aday olmuştu. Kemikleşmiş bir oy potansiyeline sahip söz konusu iki liderin söylemleri, 1990’lardan bu yana kendilerine yönelik halk desteğinin artmasına ve güçlü birer alternatif isim olarak ortaya çıkmalarına yarar sağlamadı. 2012 seçimlerinde ilk kez yarışan milyarder iş adamı Mihail Prohorov ile Adaletli Rusya Partisi lideri Sergey Mironov ise aldıkları oy oranları itibarıyla hâlihazırda güçlü birer rakip olmaktan oldukça uzak görünüyor.

2000 yılında yapılan Başkanlık seçimlerinden % 53, 2004 yılında ise % 71 oranında oy alan Putin’in altı yıl sonunda hala güçlü bir lider olarak kalması, 2004 yılında ikinci kez başkanlık yarışına katıldığı dönemde olduğu kadar kolay olmayabilir. Zira gerek Rusya’nın içinde bulunduğu koşullar, gerekse de toplum yapısı ve talepler değişiklik gösteriyor.

Putin’siz Rusya Söylemini Anlamak

4 Aralık 2011’deki Duma seçimlerinden bu yana halkın bir bölümü meydanları doldurarak Putin karşıtı gösteriler yapıyor. Söz konusu gösterilerin temelinde gelirin adaletli dağıtılamaması ve sistemin bir parçası haline gelen yolsuzluk ve rüşvetle mücadelede etkin politikalar izlenmemesi yatıyor. Ülke içinde Putin, sistem ile özdeşleştiğinden “Putin’siz Rusya” söylemleri tercih ediliyor. Ancak Putin karşıtlarının en zayıf yanı, muhalefetin henüz olgunlaşmamış olması. Zira Putin’in yerini kimin alacağı ya da sistemin ne şekilde evrileceğine ilişkin sorula henüz cevaplanmış değil.

Gelir adaletsizliği ve yolsuzluklara ek olarak “Putinsiz Rusya” sloganının arkasında, halkın siyasi tercihlerinin yönetim üzerindeki belirleyiciliğine ilişkin sorular da olabilir. Eylül 2011’de Putin’in başkanlık içim adaylığını açıklaması ve dönemin Devlet Başkanı Medvedev’in de bunun çok önceden alınan bir karar olduğunu belirtmesi halkın bazı kesimlerinde bir rahatsızlık yaratmıştı. Ancak siyasi talepleri anlamak bir yana, seçim sonuçları söz konusu kesimlerin siyasi tercihlerinde dağınık bir yapı olduğunu gösteriyor.

***

Sonuç olarak, Rusya’da yeni bir Putin dönemi başlıyor. Anayasaya göre iki kez üst üste seçilme hakkı olan Putin’in ikinci dönemi garantilemesi için önümüzdeki altı yılda farklı alanlarda önemli reformlar yapması gerekiyor. Putin’den beklentiler yolsuzlukla mücadele ve gelirin adaletli dağılımının yanı sıra toplumun siyaseti belirleme/değiştirme gücünü hissetmesi. Esasında yapılması muhtemel reformla ile tam da bu mesaj verilebilir. Diğer taraftan ekonominin siyasetteki en belirleyici etmenlerden biri olduğu düşünüldüğünde 2000’lerden bu yana dillendirilen Rus ekonomisinin çeşitlendirilmesi söyleminin hayat geçirilmesi artık zaruri. Son olarak 2008 krizinde Rus ekonomisinin dış etkenlere fazlaca duyarlı olduğu anlaşıldı. Bu yönüyle de Putin’i yoğun bir mesai bekliyor gibi görünüyor.

Yazar: Habibe Özdal

08 Mart 2012

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

American Politics

How do you approach the disputes about secularism in the United States and evaluate it …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret