Rusya’nın Avrasya Birliği Projesi ve Türkiye

Rusya’nın Avrasya Birliği Projesi ve Türkiye

0 14

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya’nın yeniden Avrasya bölgesinde bir güç olabileceği öngörülmektedir. Ancak Rusya’nın bu kapasiteye sahip olup olmadığı dünya kamuoyunda tartışılmaktadır. Bundan dolayı, Rusya’nın son 20 yıl sürecinde yaşadığı iç ve dış kaynaklı gelişmelerin fütüristik açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir.

Rusya devletinin gücünün ve çıkarlarının öncelikle objektif biçimde değerlendirilmesi gerekir. Batılı uzmanlar Rusya’nın yeniden kendini ispatlamasının zor olduğunu ve önemli bir güç olarak geri dönüşünün geçici olduğunu öngörmektedir. Bu kanaatteki uzmanlar, SSCB ve ’nun 1980’li yıllardan 2012 yılına kadar batılı devletler karşısında siyasi ve ekonomik olarak geride kalmasına işaret ederek Kremlin’in dönüşünün geçici olduğunu öne sürmektedir.

1980 ve 1990’lı yıllarda Mihail Gorbaçov’un “Açıklık” (- ) reformları sürdürmesi, SSCB’yi zor ekonomik durumundan çıkaramamıştır. Sovyetler Birliği ekonomik krizle birlikte siyasi anlamda yapısal uyuşmazlık krizi de geçirmiştir. Kuşaklar arasındaki uyuşmazlıklar, merkez liderleri ile çevre elitleri arasında kopma yaşanmasına neden olmuş, bunun sonucunda Sovyet siyasi sistemi sosyalist birlik devletleri üzerinde etkisiz hale gelmiştir. Geçmişte Avrupa tarafından Osmanlıya yakıştırılan “hasta adam” tabiri bu dönemde SSCB için geçerli hale gelmiş, çöküş 1991 yılında beklenmedik biçimde gerçekleşmiştir. 1991 yılında 14 Sovyet cumhuriyetinin SSCB’den ayrılması ve bağımsızlığını ilan etmesi aynı zamanda dünya düzeninin iki kutuplu yapıdan on yıllık bir süreç için tek kutuplu bir yapıya dönüşmesine yol açmıştır. Bu çöküşle birlikte yeni dünya düzeninde Rusya artık önemli bir kutup değil, yarı çevre (semi-periphery) ülkesine dönüşmüştür.

Rusya tarihi açısından değerlendirildiğinde, Sovyetler Birliği’nin dağılmasına benzer bir tarihi sarsıntı 1917-1918 yıllarındaki Çarlık Rusyası’nın “” ile çökmesinde bile yaşanmamıştır. Bu süreci analiz eden Cengiz Çandar’a göre “dağılmak üzere olan Çarlık Rusyası, komünizmi ilaç kabul ederek yeniden hasta yatağından kalkabilmiştir.”(1) Fakat 1991 yılında dağılan Sovyetler Birliği’nin yeniden ayağa kalkması ve bir güç olması için gerekli ilacın henüz bulunamadığı anlaşılmaktadır. Rusya’nın geleceğine dair yorum yapan birçok uzman iki farklı bakış açısı ortaya koymuştur: Birincisine göre, Rusya daha da parçalanacak ve Moskova merkezli devletler yanında başka yeni devletler kurulacaktır. Rusya’nın dağılması durumunda kurulacak devletlere dönük CIA öngörüsünü ortaya koyan harita dipnotda verilmiştir.(2) İkinci bakış açısına göre, özellikle siyasi elitin yolsuzluklardaki rolü nedeniyle Rusya’nın Latin Amerika devletlerinin durumuna düşmesi ve sonuçta toplumsal ve siyasal düzlemde istikrarsız bir ülke olacağı öngörülmektedir.

Rusya’nın geleceği ile ilgili yorumlar ve öngörülere göre; Sovyetler Birliği’nin çökmesinin diğer olumsuz tarafı ise siyasi ve askeri elitin ’ta “mağlubiyet” kompleksi yaşamasıdır. Bu durum, Kremlin’deki siyasi elitin Washington’a karşı rövanş hisleri beslemesine ve Rusya’nın yeniden küresel bir güç olarak öne çıkmasının amaç olarak belirlenmesine neden olmuştur.

Birbiri ile çelişkili olan yolsuzluğun ve toparlanma sürecinin Rusya’da aynı anda görülmesidir. Bu çelişki yeniden kendini küresel bir güç olarak kabul ettirmek isteyen Rusya için temel zorluk durumundadır. Çünkü yolsuzluk ekonomisi, teknolojik gelişimi geriletmiş, askeri sistemi çökertmiş ve otoriter bir yönetim biçiminin oluşumuna yol açmıştır. Rusya’da siyasi rejim, yolsuzluğun toplumun tabanına kadar yayılmasına engel olacak politikalar üretmekte başarısız olmuştur. Bu noktada yolsuzluk devlet ve toplum yapısına o kadar yerleşmiştir ki artık bir değer olarak algılanmaya başlanmıştır. Meselenin dramatik olan yanı ise bu durumun bir yönetim metodu olarak bu güne kadar gelmiş olmasıdır. Rusya’da her yıl yolsuzluğa karşı mücadele edildiği ve yeni programlar geliştirildiği ifade edilse de gerçekte bu programlar uygulama başarısız olmuştur. Bütün bu sorunlarla birlikte altı çizilmesi gereken diğer nokta, Rusya’da toparlanma sürecinin milli ideolojik bir altyapısının bulunmamasıdır. Bunun yerine, topluma sunulan batı düşmanlığı ve her sorunun nedeninin batı olduğu düşüncesi daha egemendir.

Rusya’nın toparlanma döneminin ’in 2000 yılında iktidara gelmesiyle başladığı söylenebilir. Nitekim ilk on yıllık süreçteki Yeltsin iktidarı döneminde iç istikrarsızlık derinleşmiş ve ülkede yeniden güvenliğin tesis edilmesinin oldukça zor olduğu algısı yerleşmiştir. Bu nedenle 1990-2000 yıllarını belirsizlik dönemi olarak görmek mümkündür. Putin, Rusya’nın ilk on yılda geçirdiği belirsizlik döneminin ardından iç istikrardaki zafiyetin dış politikayı da etkilediğini görmüştür. Putin, kısa zamanda ilk on yılda oluşmuş oligarşiyi denetimini altına almış, Kuzey Kafkasya bölgesinde Çeçenistan, Dağıstan ve diğer özerk yönetimlerde yerli elitler ile ortak dil oluşturup, güvenliği sağlayabilmiştir. Putin iktidarı, ülke ekonomisini petrol ve gaz ihracatı ile ayağa kaldırmış ancak ülkedeki birçok ekonomik sorunu çözememiştir. ’nda genel Petersburg ve Moskova bölgeleri yani ülkenin batı kısmı gelişmiş durumdadır. Diğer bölgelerin ekonomik durumu daha geridedir.

2012 yılı bütçe görüşmelerinde Rusya’nın Ekonomi Kalkınma Bakanı Andrey Klepaç bölgesel/federatif yönetimlerin bütçe açığının 1.65 milyar ABD doları olduğunu açıklamış, bu açığın 2015 yılında yaklaşık 11 milyar, 2018 yılında ise 60 milyar ABD doları olacağını öngörmüştür.(3) İktidarının ikinci döneminde Putin, yönetimi tam otoriter şartlarda oluşturarak “” modelini başlatmıştır. Bu sistem “liberal demokrasi” den farklıdır ve kısıtlı bir demokrasi modeli söz konusudur. modeli, Batının demokrasi modeline alternatif olarak Rus aydınları tarafından geliştirilmiştir.(4) “”(5)  modelinin aydınlarından Mikhail Surkov, Dimitri Ragozin, V.V. İvanov ve Vitali Tretyakov bu tür yönetimleri “kontrollü demokrasi” olarak da açıklamaktadır.(6) modelinin, teorik olarak gelecekte milli elit olacak siyasilerin yetiştirilmesinin bir aracı olduğu ifade edilebilir. Bu model sayesinde milli siyasi elitlerin iktidara geleceği döneme kadar hükümetler korunmak istenmekte ve batı yanlısı siyasi elitlerin iktidara gelişi engellenmektedir.

Eski Sovyet ülkelerinin batı tarzlı demokrasi modelinden korunması için, Rusya bu modeli eski ittifak ülkelerine de önermektedir. Eski Sovyet devletlerinde bu yönetim modeline olumlu yaklaşımın sebebi; yetmiş yıllık tarihi süreçte aynı siyasi kültüre sahip olunmasıdır. Bu kültürel havzada Rusya’nın önerdiği kısıtlı demokrasi modeli batı tarzı demokrasiden farklı olarak kendine özgü bir gelişim sürecine sahiptir. Eski Sovyet coğrafyasında aynı siyasi sorunları yaşayan devletlerin olması, mevcut yönetimleri birbirine yaklaştırmıştır. Rusya bu ülkelerin otoriter yönetimlere dönüşmesine göz yummaktadır ve batı karşıtı bir duruş sergilemelerini desteklemektedir. Nitekim bu devletlerin bazı iktidarları da kendi iktidarlarını korumak için halka dayalı meşruiyet yerine Moskova’dan onay görmeyi tercih etmiştir. Burada altı çizilmesi gereken husus, SSCB sisteminin çökmesine rağmen bağımsızlığını kazanan bazı devletlerin Moskova tarafından denetiminin sağlanabilmesidir.

Meşruiyetin Moskova’dan temin edildiği sistemin ayakta kalmasını sağlayan ve farklı devlet yönetimlerini birbirine yaklaştıran unsur elitlerin aynı siyasi sistemde yetişmeleridir. Eski Sovyet devletlerinin benzer zihin yapılarına ve çıkarlara sahip olması, bu devletlerdeki iktidarların batılı güçlerden gelebilecek tehditlere karşı ortak bir menfaat paydasında toplanmalarını sağlamıştır. Rusya son yirmi yılda eski Sovyet ülkeleri için bir güvenlik şemsiyesi oluşturmuştur. 8 Aralık 1991’de Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulmasında asıl amaç aynı şemsiye altında eski Sovyet devletleriyle etkileşimi sürdürmek ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ile de bu ülkelerin NATO’ya üye olmalarını engellemektir. Rusya dış politika stratejisi çerçevesinde Ukrayna, Beyaz Rusya, Kafkasya ve devletlerini nüfuz alanı olarak görmekte, statükoyu mümkün mertebe koruyarak zaman kazanmayı hedeflemektedir. Rus dış politika algısında “kırmızı çizgiler” kavramının yer almasının nedeni bu yaklaşımdır.

Yakın gelecekte, Asya bölgesinin ekonomik ve siyasi gelişmeyle birlikte rekabet alanı olacağı beklenmektedir. Rusya kendisinin “yumuşak karnı” olarak adlandırdığı ’da ve “arka bahçesi” olarak adlandırdığı Kafkasya bölgelerinde ABD, AB, İngiltere, Çin, Hindistan ve Türkiye ile rekabete girmektedir. Bu rekabetin Avrupa bölgesindeki rekabetten ve denge politikasından daha sert bir kıvamda seyredeceğini fark eden Kremlin, Asya’daki rekabet ve denge oyununa hazırlıksız yakalanmaktan edişe etmektedir.

Rusya, tek kutuplu dünya düzeninin 2008’de ABD’de ve AB’de başlayan ekonomik kriz ve Çin’in yükselişinden sonra devam edemeyeceğini anlamış, Avrupa’da kendi denge politikasını kurarak arka planda güçlenmeyi ve küresel bir güç olarak kabul edilmeyi hedeflemiştir. Rus politika geleneğinde güçlenme, eski Sovyet sınırlarında toparlanmak anlamına gelmektedir. Çarlık Rusyası zamanı 1856-1882 yıllarında, Dışişleri Bakanlığı yapan Aleksander Mikhayloviç Gorchakov bu stratejiyi şu şekilde ifade etmişti: “Rusya’nın geleceği Asya’dadır. Rusya, Avrupa’da izlediği güç dengesini koruma politikasını ve İstanbul’u kuşatma hayallerini terk etmeli, tüm enerjisini ulusal çıkarları adına ve en büyük rakibi olan İngiltere’yi dengelemek amacıyla Asya’ya yöneltmelidir.”(7)

Rusya ekonomik kalkınma düzeyi ve teknolojik gelişmişlik seviyesi açısından Hindistan, Çin ve Japonya gibi Asya güçlerinin gerisindedir.(8) Moskova bu nedenle yakın gelecekte oluşabilecek tehditleri önlemek maksadıyla eski etki alanlarında kısa zamanda ekonomik bir birlik kurmayı hedeflemektedir. Rusya böylece AB benzeri bir sistemle merkezi Avrasya bölgesinde yeniden toparlanma politikasını yürürlüğe koymayı amaçlamaktadır. Rusya tasarladığı bu birliği Avrasya Birliği biçiminde tanımlamaktadır. Eski Sovyet ülkelerini kendi çevresinde toparlamayı amaçlayan Moskova, ilk olarak 2012 yılında Kazakistan ve Beyaz Rusya ile gümrük birliği anlaşması imzalamıştır.

Siyasi analist Dmitry Trenin, Avrasya Birliği oluşumunu değerlendirirken bu birliğin eski Sovyet ülkelerine milli kimliklerinin üzerinde bir kimlik sağlayacağını ifade etmiştir. Trenin, birliğin aynı kültürü paylaşan devletlerden oluşacağını ve ortak ekonomik çıkarlar çerçevesinde kurulacağını belirtmiş, aynı zamanda birliğin eski Sovyet halkları nazarında ne kadar meşru olabileceğini sorgulamıştır. Eski Sovyet coğrafyasında birçok ülkede otoriter yönetimler vardır ve gelecekte Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev veya Beyaz Rusya Başkanı Mikhail Lukaşenka yerine geçebilecek yeni liderlerin bu projeyi askıya alabilme tehlikesi vardır. Nazarbayev ve Lukaşenka bugün Rusya’nın dostudur ancak gelecekte bu kişilerin yerine geçen kişilerin aynı dostluğu devam ettirmeme ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.(9)

Avrasya Birliği projesinin sürdürülebilir bir yapı arz etmesi için kurumsal yapılar tesis edilmelidir. Eski Sovyet toplumlarında Avrasya Birliği gibi bir yapı meşruiyet kazanabilir mi sorusu üzerinde düşünülmelidir. Rusya bu sorunlara rağmen Avrasya Birliği projesinin gerçekleştirilmesini ve eski-yeni ittifak ülkelerinin bu projeye katılmasını talep etmektedir. Özbek uzmanlardan Panaramen, konuyu Nezavisimaya gazetesinde değerlendirirken “Rusya’nın bir stratejik amaç mı, yoksa Avrupa ve Asya dengeleri üzerinde kendi çıkarlarını sağlamak için bir taktik mi?” sorusunu sorarak Özbekistan’ın Rusya’nın böyle bir taktiksel oyununa katılmak istemeyeceğini ifade etmektedir.(10)

ülkelerinden Kırgızistan’ın ağır ekonomik şartları bu ülkenin Avrasya Birliği’ne katılmasını sağlamaktadır. Aynı durum Tacikistan için de geçerlidir. Türkmenistan net olarak kendi tutumunu sergilemese de, Aşkabat için önemli olan mesele Hazar’da Azerbaycan’la olan gaz yatakları sorunu gibi konularda Rusya’nın desteğini sağlayabilmektir. Türkmenistan, eğer bu konularda tavizler alabilirse Avrasya Birliği’ne katılabilir.(11) Azerbaycan ve Gürcistan bu birliğe katılmaya açık şekilde itiraz etmekte, hatta kendi milli güvenlikleri açısından bu oluşumu bir tehdit olarak algılamaktadır. Ermenistan’ın tutumu ise daha nettir. Çünkü bu ülkenin ekonomisi Rusya’nın denetimi altındadır. Ermenistan’ın Avrasya Birliği’ne katılması her zaman söz konusundur. Ancak Erivan, birliğe katılma sürecinde Yukarı Karabağ gibi konuları ve ekonomik yardımları Moskova ile müzakere etmektedir.

Ukrayna, Rusya’ya olan gaz bağımlılığının sona ermesi ve ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik Avrupa Birliği’ne katılma sürecinin ne getireceğini ve Avrasya Birliği’nin Kiev’e neler sağlayacağını tartışmaktadır. Ekonomik açıdan Rusya’ya daha çok bağımlı olması ve AB’de yaşanan ekonomik krizin devam etmesi Ukrayna’yı Avrasya Birliği’ne yaklaştırabilir. Diğer yandan Türkiye-Rusya arasında imzalanan Güney Akım projesi Kiev-Moskova yakınlaşmasında etkilidir. Çünkü Türkiye-Rusya arasında gerçekleşecek olan Güney Akım gaz projesi Ukrayna’da Sovyet zamanında yapılan boru hattına alternatiftir. Ukrayna topraklarından transit olarak Avrupa’ya geçen boru hattı üzerinden pazarlık yapamayacak duruma gelecektir. Bunun yanında Moskova Kiev’e, Avrasya Birliği’ne katıldığı takdirde gaz fiyatlarında indirime gideceği mesajını da vermektedir.(12)

Neticede, bölgede yeniden Sovyetler Birliği’ne benzer bir yapılanma olduğu gözlemlenmektedir. Türkiye’nin Rusya’nın bu yapılanma hedefini kendi çıkarları açısından değerlendirmesi gerekmektedir. Türkiye, Asya ve Avrupa dengelerinde bu Birliğin oluşmasını engellemek için eski Sovyet ülkeleri Azerbaycan, Gürcistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Ukrayna ile ayrı ayrı görüşmeler yapmalı ve gerekli ekonomik ve siyasi desteğin bu ülkelere verilmesi için dünya kamuoyuna yönelik çaba sarf etmelidir. Bu süreçte Türkiye için eski Sovyet coğrafyasında tarihi açıdan kaçırılmaması gereken fırsat Türk dilli konuşan Özbekistan ve Türkmenistan’la ilişkileri geliştirmek ve olgunlaştırmak olmalıdır. Bu devletler için AB’nin ve Türkiye’nin güvenlik şemsiyesi oluşturulması da mümkündür. Böylelikle Türkiye’nin Türk dili konuşan devletlerle ilişkilerini daha fazla geliştirme şansı da doğacaktır.

Dipnotlar:
1) 21 Yüzyıl’a Doğru Türkiye; Tarih ve Jeopolitiğin İntikamı, Cengiz Çandar, Türkiye Günlüğü: Üç Aylık Fikir ve Kültür Dergisi Sayı: 19; Yaz 1992.
2) Rusya’nın Dağılımına Analitik Bakış, Yuriy Lukşic,  Khvilya gazetesi 21.10.2012  Распад России. Аналитический взгляд, Юрий Лукшиц,     http://hvylya.org/analytics/raspad-rossii-analiticheskiy-vzglyad.html
3) Borç Çukuru Daha da Derinleşecek, Natalya Juravleva, 20 Kasım 2012, Vzglyad Delovaya Gazeta  Долговая яма станет глубже  20 ноября 2012, Наталья Журавлева, ВЗГЛЯД,  ДЕЛВАЯ ГАЗЕТА http://vz.ru/economy/2012/11/20/607988.html
4) ’nin Sosyal Siyasi ve Fonksiyonel Konsepti,  Andrey Kazançev, Андрей Казанцев «Суверенная демократия» Структура и социально- политические функции концепции.  http://www1.ku-eichstaett.de/ZIMOS/forum/docs/5Kazancev.pdf
5)  Real Sovereignty and Sovereign Democracy,   Andrei Kokoshin 13 october 2006
6) : Çağdaş Rusya Yapısı ve İdeolojisi,  A. A. Kazançev  (А. А. Казанцев «Суверенная демократия»  в современной России: структура концепта и идеологемы) http://www.civisbook.ru/files/File/Kazanzev_suv.pdf
7) Türk Dış Politikası Açısından Kafkasya ve Orta Asya, Mesut Hakkı Caşın, Hazar Raporu OCAK-MART 2013, Sayı 2, sayfa 53. www.hasen.org
8) Öngörülmemiş Olaylar Dünyası, Yoksa Kanun Yoksa Mörfi Düzeni, Fedor Lyukanov, Rusya 2020 Gelişim Senaryoları, (Ed.: Mariya Lipman, Nikalay Petrov), Moskova Carnegi Vakfı Rosspen 2012 Мир непреднамеренных последствии, или закон или порядок Мерфи Федор Лукьянов,  Россия-2020: Сценарии развития Мария Липман, Николай Петров МОСКОВСКИЙ ЦЕНТР КАРНЕГИ, РОССПЭН, 2012
9) Lavrov Kerimov’un Zayıf Noktalarına Basacak, Viktoriya Panfilov, Nezavisimaya Gazetisi, 12.18.2012 Лавров надавит на болевые точки Каримова  Подробнее: http://www.ng.ru/cis/2012-12-18/1_karimov.html
10) “Post Avrasya” Kitabının Sunum Konuşması (Rusça), Dimitry Trenin, Carnegi Vakfı, 15 Şubat 2012 http://carnegie.ru/events/?fa=3632
11) Тürkmenistan, Beyaz Rusya, Rusya ve Kazakıstanla gümrük ittifakına giriyor.
Туркменистан вступает в Таможенный союз Беларуси, Казахстана и России http://abc.az/rus/news/70177.html
12) Rusya gaz fiyatlarının indirilmesine hayır olarak cevapladı.
Россия отказалась снизить цену газа для Украины

http://glavred.info/archive/2013/01/01/140008-5.html

Yazar: Orhan GAFARLI

8 Ocak 2013

Kaynak

 

Anahtar kelimeler: , , , , , , , , , ,

BENZER MAKALELER

YORUM YOK

Yorum Yaz