Güncel Yazılar
escort bayan escort beylikdüzü bayan bursa escort escort istanbul bayan samsun escort bayanlar istanbul escort bayan marmaris escort kayseri escort bursa escort mersin pozcu escort bursa escort ataşehir escort bayan escort bayan

Şanghay İşbirliği Örgütü ve Çin

Şanghay Beşlisi Ve Şanghay İşbirliği Örgütü:

Sovyetler Birliği’nin üç Slav Cumhuriyeti olan Rusya Federasyonu, Beyaz Rusya (Belarus) ve Ukrayna’nın liderleri 8 Aralık 1991 de bir araya gelerek Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) resmen dağıldığını ve bu siyasi öznenin yerini alacak yeni bir birliğin, Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulduğunu açıkladı. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra, Baltık Cumhuriyetleri ve Gürcistan hariç Sovyet Cumhuriyetlerinin tamamı 21 Aralık 1991 de Kazakistan’ın Alma-ata şehrinde Alma-ata Deklarasyonu olarak bilinen Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kuruluş bildirgesini imzaladı. Böylelikle SSCB’nin uluslararası bir varlık oluşu hukuki olarak sona eriyordu.

Sovyetler Birliği’nin dağılması, dünyanın soğuk savaş dönemindeki denge düzenini altüst etti. Yeni bir dünya düzeni kurulacaktı, fakat ülkelerin bu düzen içindeki yeri neresi olacaktı? Bu yerler nasıl belirlenecekti? Dünya, tek gücün ve tek kutubun ABD olacağı bir düzene ne kadar tahammül edebilecekti? Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinin hızlanması, NATO’nun yeni bir stratejik konsept tespiti ve doğu Avrupa ya doğru genişleme politikası, Türkiye nin girişimi ile oluşan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, Rusya Federasyonu’nun BDT’nin diğer üyeleri ile ilişkilerini güçlendirme çabaları; Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin stratejik ortaklığa varan ilişkileri; BDT içinde Gürcistan, Ukrayna, Özbekistan, Azerbaycan ve Moldavya’nın (GUVAM) ayrı bir birlik oluşturma çabaları; Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın oluşturduğu Şanghay Beşlisi ve bu örgüte 2001 zirve toplantısında Özbekistan’ın katılımı ile adı Şanghay İşbirliği Örgütü’ne dönüşen siyasi ve ekonomik mahiyetteki bir araya gelmeler yukarıdaki sorulara / sorunlara cevap arayan ülkelerin çabalarını göstermektedir.

Sovyetler birliğinin dağılması ve bu coğrafya üzerinde geçmişte birliğin bir parçası olarak anlam ifade eden cumhuriyetlerin dünya sahnesinde uluslararası politikanın bağımsız birer aktörleri olarak yerlerini almasıyla birlikte, bölgesel ya da küresel güç olma iddiasındaki devletlerin iddiasındaki devletlerin ilgi ve çıkarları, bu yeni bağımsız devletlerin bağımsız olmakla birlikte bağımsız bir politika izlemelerinin önünde ciddi bir engel olarak belirmiştir. Rusya ve Çin arasındaki stratejik alana yayılmış bulunan Orta Asya bu sorunun en fazla göze çarptığı bölgelerden biri olmuştur. Diğer taraftan Amerika birleşik devletleri eski ulusal güvenlik danışmanı Zbigniev Brezinski nin ABD için ana jeopolitik ödül Avrasya’dır sözü dikkatle incelenmelidir.

Küreselleşme olgusunun bütün gerçekliğine rağmen 21.yüzyıl, yine bir güçler mücadelesine sahne olacak ve bu güçler yüzyılın ilk yarısında mevcut tek süper güç olan ABD’nin karşısında yer almaya başlayacaktır.

ABD’nin dışında süper güç olma iddiasında bulunacak devlet veya siyâsi birliktelikler Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği olacaktır. Diğer devletler şu ya da bu şekilde bu mücadelede bir tarafta olmak durumunda kalacaktır. Soğuk savaşın üçüncü dünyacılık siyâseti 21.yüzyılda rağbet görmeyecektir.

21.yüzyılın güçler mücadelesi 20.yüzyılda görüldüğü gibi sıcak/soğuk savaşlar şeklinde olmayacak, yeni ve alışılmışın dışında yöntemler bulunacaktır.

Dünya olayları, 500 yıl boyunca bölgesel güvenlik için birbirleriyle dövüşen küresel iktidar peşindeki Avrasyalı güçler ve halklar tarafından belirlenmişti. Şimdi Avrasyalı olmayan bir gücün dünyadaki etkisi, doğrudan doğruya Avrasya kıtasındaki hakimiyetin ne kadar süreyle ve nasıl bir etkiyle sürdürülebileceğine bağlıdır.

ABD ye karşı ittifak oluşturabilecek Avrasya’nın altı büyük stratejik oyuncusu vardır. Bunlar; Almanya, Fransa, ve Japon üçlüsü ile Rusya Çin ve Hindistan üçlüsüdür. ABD için bu ittifakların önlenmesi şart görülmelidir, biçimindeki ifadesi ile formüle edilebilecek olan bu bölgeye yönelik amerikan çıkarlarının korunmasına duyulan gereksinim, bölge üzerindeki nüfuz mücadelesini artırıcı bir etken olmuştur.

Amerika’nın önderliğinde tek kutuplu bir dünyaya giden süreçte, Rusya ve Çin’in bu süreçten duydukları kaygılar, pragmatik bir işbirliğinin hazırlayıcısı olarak kendini göstermiştir.

Bu çerçevede, ortak bölgesel sorunların varlığının yanında, uluslararası güç dengelerinin gerektirdiği politika arayışları, Rusya ve Çin’i Orta Asya devletleriyle birlikte ortak bir takım faaliyetlere sevk etmiştir. Bu nokta da geçmişi 1996 yılına kadar dayanan Şanghay beşlisi bu işbirliğinin sahneye konduğu bir girişim olarak yerini almıştır.

Bu girişim adını Rusya ve Çinle birlikte üç Orta Asya ülkesi Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ı bir araya getiren 26 Nisan 1996 da zirvenin yapıldığı Çin’in Şanghay kentinden almıştır. Tüm bu ülkelerin devlet başkanlarının bir araya geldiği bu ilk zirve sınır bölgelerindeki askeri güvenliğin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma ile sonuçlanmıştır. Söz konusu anlaşmayla taraflar birbirlerine karşı askeri tatbikatlar yapmamayı, askeri tatbikatları alan ve sayısı itibari ile sınırlandırmakla ve sınır bölgelerine yakın 100 km’lik alanda askeri hareketler dahil önemli durumları birbirine rapor etmeyi yükümlenmişlerdir. Anlaşmada ele alınan noktalardan da anlaşılacağı üzere taraflar öncelikle bölgede bir güven ve istikrar alanı oluşturmayı amaçlamışlardır.

Bu zirveyi taraflar arasında sürekli gidip gelen heyetlerin yanında, devlet başkanları düzeyinde her yıl bir kez tekrarlanan ve bölgesel sorunların ele alınmasının yanı sıra, stratejik ortaklığa doğru giden bir eğilim gösteren zirveler izlemiştir. Nitekim 24 Nisan 1997 de Moskova’da toplanan ikinci zirve, imzalan yeni bir belgeyle sonuçlanmıştır. Moskova’da imzalanan sınır bölgesinde askeri kuvvetlerin azaltılmasına ilişkin antlaşma ile beş ülke karşılıklı olarak sınır bölgelerindeki askeri kuvvetleri, halkın menfaatine uygun en alt düzeye indirerek sadece savunmayı gerektiren bölgeleri korumak, tek taraflı olarak askeri üstünlük sağlamaya çabalamamak, sınır bölgelerinde yer alan kuvvetlerin birbirlerine saldırmaması ve sınırın her iki tarafında 100 km.lik alanda kara ve hava kuvvetleri ile sınır muhafızlarının sayısının ve önemli nitelikteki silahların miktarının sınırlandırılması konularında anlaşmaya varmışlardır.

31 Aralık 2020 ye kadar yürürlükte kalacak anlaşmanın süresinin tarafların anlaşması halinde uzatılabileceği de ön görülmüştür.

3 Temmuz 1998 Şanghay beşlisinin Alma-Ata da yaptığı üçüncü zirve sonunda tarafların beyan ettikleri deklarasyonla içişlerine karışmama ve karşılıklı toprak bütünlüğüne ve egemenliğe saygı prensipleri üzerinde durulmuş, ayrıca her türlü bölücülük, terör, kökten dincilik, uyuşturucu ve silah kaçakçılığına karşı işbirliğinin artırılması hedef olarak ortaya konmuştur. Tüm bu siyasal nitelikli hususların yanında üçüncü zirve ile ilişkilerin ekonomik boyutu da ayrıntılı olarak ele alınmış ve taraflar arasında ekonomik işbirliğinin özellikle de enerji ve ileri teknoloji alanında geliştirilmesi üzerinde durulmuştur.

Şanghay işbirliği örgütünün gerçekleştirmiş olduğu söz konusu zirveler sınır sorunları, bölücülük, terör, ya da silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi esas itibari ile daha çok bölgesel açıdan bir anlam taşıyan sorunların ele alındığı bir forum olmanın ötesinde, dünya siyasetinde değişen koşullar çerçevesinde biçimlenen Rusya ve Çin arasındaki olası bir stratejik ortaklığın prova edildiği mekanlar haline gelmiştir.

Nitekim zirvelerde tüm tarafların katılımıyla yapılan görüşmelerin yanında, Rusya ve Çin devlet başkanlarının birbirleriyle yaptıkları görüşmelerde, küresel düzeyde meydana gelen ve söz konusu devletleri rahatsız eden uluslararası gelişmeler dile getirilmiş ve Amerika’ya karşı bir mesaj vermeyi amaçlayan nitelikte açıklamalar yapılmıştır.

Bu açıdan, 25 Ağustos 1999 da Bişkek’te yapılan son zirvede  ele alınan noktalar  ve yapılan açıklamalar bakımından  özellikle dikkat çekicidir.

Şanghay İşbirliği Örgütünde Çin Faktörü:

Şanghay işbirliği örgütünün ana kurucu iki üyesinden biri olan Çin halk cumhuriyeti, bu örgütün diğer üyeleriyle sınır sorunları, siyasal ve ekonomik sorunlarını belli bir anlaşma mesafesine taşıdıktan sonra Japonya ve ABD’nin de tasarladığı Asya-Pasifik’te üstün olma planlarını uygulamaya yönelmiştir.

Soğuk savaşın sona ermesinin ardından ABD ile Rusya’nın bölgeden çekilmesiyle bölgede bir boşluk alanı yaratılmış ve bu boşluğu doldurabilecek adayın Çin olabileceğinden söz edilmektedir. Bununla birlikte Asya ülkeleri batılı siyasal ve toplumsal değerleri(insan hakları, demokrasi v.b.) yargılanmaya başlamışlar ve Asya tarzı demokrasi ve insan hakları kavramını yaratmaya çalışmakla birlikte batılılara karşı koymaya başlamışlardır. Asya’ya özgü demokrasi ve insan kaynaklarının kaynağı konfüçyüzm olmuştur. Dünya ekonomisinin küreselleşme süreci ve bu süreci getiren bazı alanlardaki etkilerin getirdiği baskılara karşı ortak savunma mekanizmasının ortaya çıkarılmasına ihtiyaç duymuşlardır. Bu dayanışma örgütünün ideolojik temeli konfüçyüzmdür. Uzantısı ve ekonomik temeli ise Çin, Japonya, Malezya gibi ülkelerin başını çektiği BAF örgütü olmuştur. [Çin’in BAF’ın sekretaryasına sahip olmasının nedenleri:

Çin’in etkisinin büyük olması Asya’daki ekonomisi en hızlı gelişen ve dünyanın en büyük pazarının birisi olması Çin’in dünyadaki ülkeler ve bölgeler ile olan ticari ve yatırım ilişkisinin gün geçtikçe artması.

Asya’daki ve uluslararası ticaret sektörleri Çin ekonomisini, siyasetini, ilgili sektörleri, pazarını ve ticaret fırsatlarını yakından takip etme arzusundadır. Bu nedenle uluslar arası ticaret fırsatlarını yakından takip etme arzusundadır. Bu nedenle uluslar arası ticaret diyalog merkezinin Çin’de tesis edilmesi ile bu arzularına kolaylıkla ulaşabileceklerdir ]. Çin’in BAF’ın daimi ev sahibi olmasının istenmesi yalnızca ekonomik, siyasi güvenlik açısından değil, aynı zaman da büyümekte olan Çin’in Asya şuuru ve Asya değeri düşüncesi altında Asyalıları  bütünleştirebileceği de sanılmaktadır. Bu durum Asya- Pasifik te ve hatta dünya da ağırlığını koymak isteyen Çin için uygun bir gelişmedir. Ancak kalkınmakta olan Çin bu süreci açıkça belirtmek istememekte ve batılı ülkelerin sermaye ile teknolojisini çekmeye devam etmektedir.

Çin’in uygulamak istediği genel stratejisi önce kuzey ve kuzey batısını emniyete almak, ardından güneyde ve Pasifik te hakimiyeti sağlamak ve bu oluşum içinde ekonomik açıdan güçlenerek Asya’ya hakim olup yine dünya sahnesinde süper güç olarak yerini almaktır.  Fakat Çin bu idealleri yolunda dünyanın subranasyonal güçleri karşısında çıkar çatışmalarıyla baş başa kalmaktadır.

Çin i en çok endişelendiren stratejik işbirliği ortağı olan Rusya’nın NATO ile entegrasyon atağı ve NATO’nun Orta Asya da konuşlanmasıdır. Çin’in, Rusya ve Orta Asya ülkeleriyle oluşturduğu Şanghay işbirliği örgütü ve hatta Hindistan ve Pakistanı da içine alarak oluşturmak istediği güç merkezi, bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliği yapma dışında küresel sorunlarla da ilgilenmeye gayret göstermiştir. Özellikle ABD’nin hegemonyasına ve NATO’nun kendilerinin çıkar bölgelerine kadar genişlemesine karşı çok kutuplu dünya düzeni politikasını ortaklaşa uygulamaya çalışmışlardır. Bazı araştırmacıların ABD ve NATO’nun gücünü kırmayı amaçlayan yeni Varşova paktı olarak adlandırılan bu ittifak ve Çinin Rusya ile oluşturduğu stratejik ortaklık işbirliği ilişkileri Yeltsin den sonra zayıflamaya başlamıştır. 11 eylül sonrası Rusya dahil Şanghay işbirliği örgütü ülkeleri ABD ve NATO güçleriyle işbirliğine girmesi sadece Çin’in Orta Asya’daki çıkarlarını tehdit altında bırakmakla kalmamış, aynı zamanda Çin’i Doğu-Batı ekseninde kuşatılmışlık endişesini de berberinde getirmiştir. Pekin, Rusya’nın NATO ile entegre olma politikasını olumlu olarak karşılamışsa da, değişen konjonktürden endişeli olduğu da bir gerçektir.

Bazı Çinli uzmanlar Rusya- ABD yakınlaşmasının Çin i zor durumda bırakmasına rağmen, aynı zamanda Çin içinde bazı fırsatlar yarattığını ileri sürmektedir. Ancak bütün bu gelişmeler, zamanın ABD başkanı Nixon’un Çin ziyaretinden sonra ABD-Çin stratejik ilişkisiyle SSCB’yi yalnız bıraktığı gibi bugün ABD-Rusya yakınlaşması Çin’i yalnız bırakmaktadır.

Çinli uzmanlar Orta Asya’da, ABD ve NATO gücünün karşısında Rusya’nın olacağına inanıyorsa da soğuk savaş sonrası Çin’in güvenliğinin en büyük ölçüde tehdit altında kaldığını algılamaktadırlar. Pekin ise ABD ve Rusya ile olan ilişkilerine devam etmekle birlikte, Afganistan’a maddi destek vermekle etkisini tekrar inşa etmekle ve Kırgızistan ile ortak askeri tatbikat yapmakla Orta Asya’daki ABD ve NATO gücünü dengelemeye çalışmaktadır. Ancak değişen uluslar arası konjonktürde Pekin yeni bir kadro ve perspektifte gelişmelere yaklaşmak zorundadır. Yani güç merkezi olan NATO ile de yeni ilişkilerini geliştirmek mecburiyetindedir.

Son zamanlarda ABD-Çin ilişkilerinin ısınması dolaylı olarak Pekin in NATO’ya olan bakışını da değiştirmiştir. Böylece Pekin NATO’ya şüpheli yaklaşmadan yakınlaşmaya doğru gitmektedir. Pekin, NATO’dan uzak kalma yerine yakın ilişki kurarak diyolağa girmeyi benimsemiştir. ABD nin askeri haber yorumcularından BATES GİLL ve Matthew ORESMAN’e göre, Çin artık gerçekçi ve dengeli bir şekilde NATO’ya bakmaya başlamıştır.

ABD ve müttefiklerinin güçleri Orta Asya ya uzanınca Çin NATO ile daha yapıcı ve işbirliğine açık olmaya yönelmektedir. Çünkü Pekin, NATO’nun kendi arka bahçesinde daha büyük etki yaratabileceğini tahmin ederek akıllıca NATO ile temas kurmakta, bölgeden izole edilmekten kurtulmak istemektedir. Pozitif açıdan bakıldığında, Çin’in bu değişimi dış politikasının daha olgun ve geleceğe daha güven içinde baktığını göstermektedir. Temkinli açıdan bakıldığında ise, yapıcı bir ayarlama vizyonu dışında daha çok bir deneme ve kısa vadeli çıkarların sonucu şeklinde yorumlanabilir. Çin in NATO ile diyalog girişimi bu bakımdan romantik denemedir.

 

Kaynakça :

1. Yarın Dergisi  Nisan 2002, Mayıs 2002,Haziran 2002 Ağustos 2002

2. Zbigniev BREZİNSKİ, Büyük Satranç Tahtası,Çev. Ertuğrul DİKBAŞ, Ergün   KOCABIYIK, İstanbul, Sabah Yay.,1998

3. Stratejik Araştırma Dergisi  Mayıs 2000, Haziran 2000, Nisan 2001, Mayıs 2001,  Haziran 2001,Şubat 2002,  Kasım 2001,Aralık 2002, Ocak 2003

4. ASAM Mayıs 2000 Raporu

5. International Herald Tribune 22 Kasım 2002

6. 27-29 Nisan 1996 Hürriyet Gazetesi

7. Asia Times 24 mayıs 2002

8. Xinhua Ajansı Raporları,26 Şubat 2001

9. www.china.com.cn/chinese/ch-yuwai/237005.htm, 20 kasım2002

Hazırlayan: İsmail ÇELİK

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

NATO, master of the world

Meeting in Washington for the 50th anniversary of the North Atlantic Treaty Organisation, the member …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret