istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Sarkozy mi Daha Tehlikeli Darbe mi | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Sarkozy mi Daha Tehlikeli Darbe mi?

Nicolas Sarkozy, Fransa’nın cumhurbaşkanlığı seçiminden zaferle çıkan muhafazakar bir politikacı. Chirac’tan farklı bir cumhurbaşkanı olacağını ve radikal adımlar atmaktan çekinmeyeceğini söyleyen Sarkozy, bunu yeni oluşturduğu hükümette kadınlara ve solcu isimlere yer vererek şimdiden ispatlamış durumda. 15 kişiden oluşan kabineye, içerisinde İçişleri ve Adalet Bakanlığı gibi önemli bakanlıkların da bulunduğu 7 kadını bakan tayin etti. Adalet Bakanlığı’na Kuzey Afrika kökenli Müslüman bir aileden gelen hukukçu Rachita Dati’yi ve Dışişleri Bakanlığı’na da solcu Bernard Kouchner’i getirmesi Fransa’yla birlikte tüm dünyayı şaşırttı.

Önemli görevlerin erkeklere verildiği Fransız usulü yönetim tarzından uzaklaşan Sarkozy, bilindiği üzere seçim sürecinde sıklıkla Türkiye karşıtı olarak basınımızda hayli yer işgal etmişti. Seçim propagandasında Türkiye’nin Avrupalı olmadığını savunarak Avrupa Birliği (AB) üyeliğine karşı çıkan Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Sarkozy, Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen Kouchner’i hükümetinin yeni dışişleri bakanı yapması ile tutumunu yumuşatmışa benziyor. Ya da bu durum, dışsal faktörlerin belirleyici rolünü ortaya koyduğu gibi, liderlerin normatif ve kurumsal sınırlamalara karşı duyarlılıklarının, kendi liderlik stilleri üzerindeki etkisini gösterdiği şeklinde de yorumlanabilir.

Hatırlanacağı üzere Almanya Başbakanı olmadan önce Angela Merkel, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmış ve ‘imtiyazlı üyelik’ teklifini getirmişti. Başbakan olduktan sonra bu düşüncesini pek gündeme getirmemiş, AB’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı genel politik yaklaşıma uygun görüşler beyan etmiştir. Bu tutum Sarkozy’nin bugün içerisinde bulunduğu durumla da aynen örtüşmektedir.

Fransız elitinin görüşü, Türkiye’nin AB ile müzakerelerini Sarkozy değil askeri darbelerin durduracağı yönündedir. Asıl çekince unsuru, Türkiye’nin iç dinamikleridir. Yakın tarihinde birkaç kez inkıtaya uğrayan demokrasisi ve/veya siyasal hayatı, AB’nin en derin kaygılarının kesifleştiği hassas noktayı teşkil etmektedir. Burdan yola çıkarak şu soru aklımıza geliyor: Sarkozy mi Türkiye için daha tehlikeli yoksa darbe mi?

Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü’nün yardımcı direktörü Didier Billion, Paris’in politikasında sert bir kötüleşme ya da değişim olmayacağını ve Sarkozy’nin kısa dönemde AB içerisinde bir çatışmaya girmeyeceğini savunuyor. Genel kanaat Sarkozy’nin de Merkel gibi hareket edeceğidir. Devletler de insanlar gibi durum ne olursa olsun daima kendi gruplarının çıkarlarını düşünürler. Şu gerçeği de unutmayalım ki, politikacılar genellikle diğer ülkelere kendi algılayışlarına göre davranırlar ve tavır alırlar.

İroniye bakın ki, bir göçmen çocuğu olan Sarkozy, göçmenlerin düşmanı ve Fransız ulusal kimliğinin en büyük savunucusu. Öyle ki Fransa’da ilk defa göç, uyum ve ulusal kimlikten sorumlu bir bakanlık ihdas edildi.

Nicolas Sarkozy, Jacques Chirac’ın uyguladığı De Gaulle’cülükten* kopuşun ismi olarak hatırlanacak sanırım. Amerikan yanlısı tutumuyla uluslararası ilişkilerdeki yaklaşımı Amerikan Musevi ittifakına yakın duracağının sinyallerini vermekte. Sarkozy, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le ve Tony Blair’in yerini alacak Gordon Brown’la birlikte Avrupa’nın Washigton’la sıkı diplomatik ilişkiler kuracak kadrosunun içinde yer alacaktır. Bu da demektir ki, ABD’nin demokrasi ihracatına(!) daha güçlü çanak tutulacak ve bu politika her zamankinden daha fazla desteklenecek.

Sarkozy’nin geçen yıl George Bush’la görüştüğü gibi Amerikan Musevi cemaatinin önemli temsilcileriyle de teması olduğu biliniyor. Ayrıca bu seçimlerde Fransa Musevilerinin açık desteği ve propaganda siyaseti gözlerden kaçmayan bir gerçek.

Blair’in İngiltere Başbakanı sıfatıyla gerçekleştirdiği Irak ziyaretinde ifade ettiği gibi, ABD’nin Irak’a müdahalesinde birlikte hareket etmekten pişmanlık duymadığını ve İngiltere’nin kendisinden sonra da bu desteğini devam ettireceğini söylemesi bu yapılanmanın bir hatırlatması olsa gerek.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

————
* De Gaulle, teorik olarak sömürgeciliğe son vererek Fransa’ya bağlı denizaşırı ülkelerin kendi kaderlerini kendilerinin özgürce belirlemelerini istemiştir. De Gaulle’cü anlayış bu prensip üzerine kurulmuştur.

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları

Literatürde terörizm kavramının ortak bir tanımına rastlamak mümkün değildir. Terör ve terörizm kavramları çoğu zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan