Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Seçim Sonrası Dış Politik Eğilimler

22 Temmuz 2007 Genel Seçimi’nden % 47 gibi hiç de azımsanamayacak bir oy oranıyla Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) galip parti olarak çıktı. Seçimden Türkiye Cumhuriyeti’nin 60. hükümetini kurma hakkını kazanan ve bir önceki hükümetin de iktidarı olan AKP, şu günlerde 59. hükümetin Bakanlar kabinesinde ‘Dışişleri Bakanı’ görevini yürüten Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak köşke göndermenin gayreti içersinde. Beklenmedik bir durum meydana gelmez ise anayasal seyrinde devam eden ve 28 Ağustos’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçimi 3. tur oylamasında hedefine ulaşmış olacak. Seçim sonrası genel durumu özetledikten sonra yazımın başlığından da anlaşılan ana konuya geçebilirim artık.

Ankara’nın geçtiğimiz ay içersine girdiği seçim süreci hem dış dünyada hem de iç basında dikkatle takip edildi. Seçim sonuçlarının biraz sürpriz içerdiğini söylersek sanırım bu yanlış bir değerlendirme olmaz. 59. hükümetin siyasi erki AKP, Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkilerinde sergilediği ‘reform yanlısı’ çalışmalarıyla takdir edilmiş ve dış politika sorunlarında ılımlı taraf olmuştur. Bu anlamda 60. hükümeti kurma görevi yine kendisine verilen AKP, AB cenahında iyi ilişkilerin devam edeceği kanaatini güçlendirmiştir.

Brüksel merkezli bağımsız düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu’nun 22 Temmuz seçimlerini değerlendirdiği 17 Ağustos tarihli ‘Türkiye ve Avrupa’ başlıklı raporunda, seçimlerin Türkiye’nin tam üyelik sürecinin canlanmasında fırsat olduğu vurgulanıyor. 2005 yılında Birlik içindeki genişleme yorgunluğu ve neomilliyetçi tepkilerden ötürü Türkiye-AB ilişkileri gerileme sürecine girdiği bilinen bir gerçek. ICG(İnternational Crisis Gruop), raporunda seçimlerin, Türkiye’nin AB katılım sürecinin yeniden harekete geçirilmesi için bir şans olduğuna atıfla seçim sonuçlarının ilgili çevrelerce iyi okunması gerektiğini belirtiyor. Diğer yandan adı geçen Grup, Türkiye’nin üyeliğene karşı çekinceleri olanları rahatlatmak adına raporda şu değerlendirmelere de yer veriyor: “Avrupalıların, Türkiye’nin üyelik hedefinden korkmasına gerek yok. Türkiye tam olarak hazır değil. Üyelik için en erken tarih 10 yıl. Türkiye, yalnızca gerekli şartları sağladıktan sonra katılabilir.”

Grubun raporundaki bir diğer saptama, Türkiye’nin üyelik beklentisine karşı çıkanların, AB’nin bu noktadaki çıkarlarını küçümsedikleri tespitine yönelik: AB’nin güvenlik politikası, enerji güvenliği gibi alanlarda karşılaşabileceği sorunlar dikkat edilmesi gereken önemdedir. Aynı vurguyu İngiliz The Economist Dergisi de son sayısında, Türkiye’nin İran ile mutabakata vardığı doğalgaz anlaşmasının Ankara’nın AB üyeliği için çok önemli olduğunu yazarak yaptı. Söz konusu anlaşmanın Türkiye’yi Batı’dan uzaklaştırdığı yönündeki eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını yazan dergi, iki ülke arasında gerçekleşecek doğalgaz transferinin iddia edilenin tam aksine Türkiye’nin AB’ye üyelik şansını artıracak yorumunu yapıyor. Türkiye’nin Ortadoğu ve Orta Asya enerji kaynaklarının Avrupa’ya transferinin gerçekleşmesinde jeostratejik ve jeopolitik konumu itibariyle enerji koridoru olma vasfı kendisine kilit ülke olma hususiyetini vermektedir. Bu gerçeği gören ve Birliğin çıkarlarına yorumlayan AB’li bazı yetkililer, Türkiye’nin Birlik için ne kadar önemli bir ülke olduğu hakikati noktasında birleşiyorlar.

ICG’nin raporundan önemli gördüğüm bir başka rapora geçmek istiyorum. ABD’de 16 istihbarat kuruluşunun ortaklaşa hazırladığı Irak konulu bir rapor. Raporda Türkiye’nin Irak’taki çıkarlarını koruyacağı ve Türk ordusunun, terör örgütü PKK’ya karşı sınır ötesi operasyon düzenlemesi ihtimalinin sürdüğü ifade ediliyor. Ayrıca Şiiler, Sünniler ve Kürtler arasında uzlaşma sağlanamadığı ve Nuri el Maliki hükümetinin geleceğinin belirsiz olduğu belirtilen diğer hususlar. Şuan Irak’ta yaşanan hükümet krizi belirsizliğini koruyor. Sünni gruplar bilindiği üzere Şii olan Maliki hükümetinden çekilme kararı almıştı. Ankara’nın yürüttüğü diplomasi, Şii ve Kürtlerin oluşturduğu hükümete Sünnilerin de katılımını sağlamak üzerine oluşturulmuş durumda. Ve ayrıca Dışişleri Bakanı sıfatıyla gerçekleştirdiği Irak görüşmelerinde Gül; Irak’ta birlikten yana olduğunu ve cumhurbaşkanı olduğunda Irak’ın meşru cumhurbaşkanları, başbakanları ve dışişleri bakanlarıyla görüşme(muhatap alma) sinyallerini verdi.

ABD, Irak’a ‘sözde’ demokrasi getirmek hedefinden gittikçe uzaklaşırken, Irak’taki bölünme derinleşiyor. Normal bir günün yaşanmadığı Irak’ta istikrarsızlık ülkeyi kaotik bir çıkmaza sürüklemeye devam ediyor. Türkiye’nin güney komşusundaki bu belirsizlik hali tehdit algısını kuvvetlendirmekle beraber Ankara’nın sınır ötesi operasyon seçeneğini de canlı tutuyor. İran’ın Kandilli’ye gerçekleştirdiği operasyonu ülke güvenliği bakımından haklı olarak yorumlayan Ankara’nın tavrının sınır ötesi bir operasyona sıcak baktığının da açık işaretleri şeklinde okunması sanırım doğru bir saptama.

Muzaffer AKDOĞAN (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

27 Ağustos 2007

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Suriye Krizi Sonucu Türkiye Rusya İlişkileri

Darbe sonrası halk oylamasıyla devlet başkanı seçilen Hafız Esed ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiştir. Hafız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret