ankara escort
Güncel Yazılar

Siyahın Beyaza Yenildiği Coğrafya

Afrika… Dünya Müslümanlarının en fazla bulunduğu bir coğrafya. Neden gündemimize Afrika’yı taşıdık? 30 milyon m2lik alanda 53 ayrı ülkenin iç içe barındığı bu kara kıta son 40 yılın en büyük kuraklığını yaşıyor çünkü. 850 milyon nüfusun 40 milyonu içecek su dahi bulamıyor. Üstelik inanması çok zor olsa da Afrika’da en büyük sorun eğitim. Kıtanın coğrafi konumuna bakarak denize kıyısı olmasına rağmen bu derece her şeyden geri kalmış olmasını anlamak çok zor. Bu toprak parçasının bugünkü çaresiz ve yoksulluk içinde çırpınışlarının nedenini araştırmaya yıllar öncesinden başlamak “çünkü”lerin “için”leri için büyük önem arz ediyor.

Rengi siyah olduğu için hakir görülen binlerce insan Batı Afrika’da kurulan köle pazarlarında satıldı. Kazanç elde etmek için Batı ile işbirliği yapan onlarca insan bu zavallı insanların evlerini basıp, onları zorla pazarlara götürdüler. Amerika ya da Avrupa’da açılan köle pazarlarına ayaklarında prangalarla deniz aşırı ülkelere götürüldüler. Sağlıksız koşullarda okyanus üzerinde kıtalar aşan bu insanlar aslında hiçbir insani müdaheleye tabi tutulmadılar. Rahatsızlanan ya da ölmek üzere olanlar için tıbbi müdahelede bulunmak yerine onları okyanusun derin sularına bırakılıyordu. Bugün Brazilya’da 70 milyon Amerika’da ise 60 milyonu bulan zenci insanların varlığı işte bu köle pazarlarının “mirası”dır.

Afrika’da söz sahibi olmak “şurası benim, burası senin” demek kadar hem kolay hem karışık bir halde iken Berlin’de yapılan antlaşmaya göre ülkeler artık sadece işgal ettikleri topraklarda söz sahibi olmaya başladılar. Bu ruhsatı alan İlgiltere 70 ülkeyi Fransa da 18 ülkeyi işgal etti. Bugün 53 ülkesi bulunan kara kıtayı her ne kadar paylaşamasalar da % 10 u işgal altında olan Afrika, bu antlaşma sonrası %90 lık dilimini işgalci güçlere bırakmak zorunda kaldı. Söz işgale ve istilaya gelince iki hususa değinmek gerek: Biri varolduğundan beri işgal ve katliamı misyonunun ana maddesine yazmış Amerika ve bir diğeri de yıllarca her türden insanı bağrında barış içinde yaşatmış ve iskan politikasına önem vermiş Osmanlı Devleti’ dir. Bilindiği gibi 2.5 milyon Kızılderili katliam edildi ve Amerika bu katliama gerekçe olarak onların barbar ve vahşi insanlar olduğunu öne sürüldü. Yine biz biliyoruz ki Amerika’nın hala değişmeyen “evcilleştirme ve ıslah çalıştırmaları” bugün olduğu gibi o gün de yalanlarla dolu idi. Osmanlı bu topraklarda 3 asır hükmetti ve özellikle kuzey Afrika’da hala izleri bulunan bu medeniyetin önem verdiği iskan politikasının ne kadar başarılı bir taktik olduğunu bir kez daha idrak edebiliyoruz.

200 yıl önce başlayan fitne oyunları bugün de etkisini artırarak devam ediyor. Batının sömürgeci devletleri buraları terk etmeye başlarken aslında sadece göz boyuyorlardı. Kendilerinin bıraktıkları koltuklara diktatör rejimi yerleştiriyor, ülkelerde iç savaş çıkarıp halkı birbirine düşürüyorlardı. Ne hazindir ki onların bu fitne oyunlarına kanan Afrika halkının şu anki nesli o günlerin ızdırabını çekiyor. Somali Zemzem Vakfı temsilcisi Hassan Moallim Omar konu ile alakalı olarak şunları söylüyor : ” Afrika’da en önemli problem mevcut hükümetlerin çoğunun Batı devletlerinin kuklaları olmaları, Batı’nın ve kendi çıkarlarının doğrultusunda hareket etmeleridir . Afrika hükümetleri de para yardımı alabilmek için batılı devletlerin, Dünya Bankası ve İMF gibi kuruluşların yaptırımlarını kabul etmek zorundadırlar. Kuzey Afrika ülkelerinin ekonomik problemleri Sahra altı ülkelerininki kadar kronik değildir. Bununla birlikte genel problem , yönetimlerin halkın iyiliği için çalışma ilkesinden uzak olmalarıdır .”

Yer altı ve üstü pek çok zengin kaynakları bulunan Afrika yıllar öncesinden içine düştüğü girdaptan kurtulamadığı için bugün sadece açlık ve kuraklık çarelerine çözüm arayabilmektedir. Ancak hedefimiz, bu açlık ve susuzluk probleminden ziyade kara kıtayı etkisiz hale getiren sebeplere değinmektir. En önemli sebep , Afrika halkının bilinçli bir şekilde zihinsel körelmeye itilmesidir. Yapabileceklerinin en iyisinin memur olmak olduğunu sanan ve bu anlamda tembelleştirilmiş ve kendine güvenini kaybetmiş bir halkı kalıcı projeler ancak kendine getirebilir. Hassan Moallim Omar de elbetteki bu durumun farkında ve durumu şöyle özetliyor : “Afrika ülkelerinin çoğunda ilkokuldan üniversiteye kadar özgür bir eğitim sistemi yoktur. Eğitim yetersizliği insanların sahip oldukları zenginlikleri kullanmalarında atıl kalmalarına neden olmaktadır. Şu an Afrika’da susuzluktan basetmekteyiz. Örneğin Somali ‘de şu an susuzluk diye bir sorundan bahsedilmemeli. Çünkü Somali’de yeraltında birçok su kaynağı bulunmakta. Toprağı maksimum 200 metre kazdığınızda suya ulaşmaktasınız. Fakat insanlar suyu nasıl elde edeceklerini bilmiyorlar. Bu yüzden Afrika’da ilk önce insnaların bilinçlenmesi gerekiyor. Yönetimler bu problemi halletmede yeterli güce sahip değil çünkü batı ülkeleri için çalışıyorlar. Burada görev sivil kuruluşlara düşüyor.”

Dünya’nın en önemli yer altı ve üstü kaynaklarına sahip, yüzölçümü olarak da mühim bir sayısal değere sahip üstelik dünya Müslümanlarının çoğunun en fazla bulunduğu Afrika topraklarını içinde bulundukları dehlizden nasıl kurtaracağız? Çoğumuz yüzümüzü Batı’ya dönmüş oradaki refah hayat standartlarına erişme hayallerini kurarken hiç düşünüyor muyuz ki Batı nüfusunun çoğunu bu insanlar oluşturuyor. Latin ülkelerine, Kuzey Amerika ‘ya ve Batı’da çeşitli ülkelere başlayan bu zoraki yolculuklar sonucu bugün Afrika büyük bir siyasi ve sosyal bunalımın içindedir. Dünya haritasına bakın, bütün kıtaları dolaşın, fanusa benzeyen rengi kara bir şekil görürseniz bilin ki orası Afrika’dır.

Afrika’da zaman…

Ne senin saatin ,
Ne de takvimin ;
Uymaz bizim zamanlara !

Çok uzak kalır,
Zamanın gösterdiği zamanlara !

Ben kara Afrika’da
İçi boş kara bakracında
Bir avuç pirinç
Bir avuç su
Rüyası peşindeyken
Sen
Atalarımdan aldıklarınla ,
Karnı tok zamanların içindeyken ;

Ne senin zamanların
Ne benim zamanlarım
Uymaz anlatmaya
Ne bugünü
Ne yarını
Ne de gelecek zamnaları!
Ve ben hala siyah
Ve sen hala beyaz !
Senin bilmem kaçıncı yüzylında

Bekir Necati

15 Haziran 2007

Yazar: Ayşenur Bulut

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

The League of Arab Societies

It’s high time for a new Arab League — one that reflects and supports the …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir