istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Soğuk Savaş Dönemi Yunanistan Dış Politikası | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Soğuk Savaş Dönemi Yunanistan Dış Politikası

Soğuk Savaş dönemi Yunanistan gibi jeostratejik öneme sahip bir ülke açısından oldukça sancılı ve çalkantılı bir dönem olmuştur. Yunanistan önce İtalya’nın, daha sonra da Almanya ve Bulgaristan’ın istilasına uğradı. Bu işgallere karşı Yunan halkı önemli bir direniş sergilemekle birlikte savaş sona erdiğinde ülke hem ekonomik çöküntüye uğramış, hem de daha sonra iç savaşa varacak bir siyasal parçalanmışlığın içerisine düşecekti. Yunanistan’ın içerisinde bulunduğu bu karışık durum soğuk savaş dönemi boyunca Yunanistan dış politikasının belirlenmesinde en belirleyici unsur olmuştur. Böylelikle Yunanistan, uzun bir  süre Balkan coğrafyasına yayılma arzusu içinde olan Sovyet bloğu ile İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslar arası sisteme yön vermek isteyen ABD arasında bir seçim yapma ikilemiyle yüz yüze kalmıştır. Bu dönemde Truman Doktrini, NATO ve AB üyeliği ile sürdürülen Yunanistan dış politikası özellikle Kıbrıs ve Ege Denizi üzerinde Megola İdea emellerini gerçekleştirmek en öncelikli dış politika hedeflerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmamızda Yunanistan’ın uluslar arası sistemdeki rolü ve öneminden yola çıkarak Yunanistan’ın Soğuk Savaş dönemindeki dış politika hedeflerini analiz etmeye çalışacağız.

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslar arası sistem, Balkan ülkelerinde komünist rejimlerin kurulması ve Sovyetlerin izlediği yayılmacı politikayla paralel olarak Sovyet etki alanının bu coğrafyada artması açısından son derece önemlidir. Sovyetlerin uyguladığı bu politikadan Balkan coğrafyasının en önemli ülkelerinden birisi  olan Yunanistan’ın etkilenmesi kaçınılmaz olmuştur. Sovyetlerin Balkanlarda komünist blok kurması planı doğrultusunda gelişen politikaların etkisiyle 4 Aralık 1944 günü Yunanistan’da iç savaş başladı. Nazilere karşı direnmek üzere 28 Eylül 1941 tarihinde kurulan ve içerisinde sol unsurları barındıran Ulusal Kurtuluş Ordusunun(ELAS) silahlarını bırakıp Atina’yı terk etmesi istendi.Bu örgüt verilen ultimatomlara uymayınca Atina’da devlet güçleriyle çatışmaya başladı.

1944, Yunanistan’ın geleceğini belirleyen kader yılı oldu. Stalin ile Churchill arasında Yüzdeler Antlaşması yapıldı ve Moskova’dan baskı gören komünistler ulusal hükümetle anlaşmak zorunda kaldı. 18 Ekim 1944’te, Yeorgios Papandreu(Andreas Papandreu’nun babası) Albay Scobie’nin komutasındaki İngiliz birliklerinin koruyuculuğunda Atina’ya girdi. İç savaşın ilk aşaması 12 Şubat 1945 Varkiza Antlaşması ile sona erdi. Bu antlaşmaya göre ELAS silahsızlanacak, siyasi suçlular için genel af ilan edilecek, monarşi için halk oylaması yapıldıktan sonra seçimler gerçekleştirilecekti.[i] Yapılan oylama sonucunda halkın %70’i ülkenin krallıkla yönetilmesinden yana oy kullandı. Varkiza Antlaşmasına hükümetin uymaması ve aşırı sağ terörün artması sonucunda komünistler tekrar dağlara çıktı ve iç savaşın ikinci aşaması fiilen başladı. Yunan komünistlerin ülkedeki faaliyetleri kuzeydeki üç komşu devleti oluşturan Bulgaristan, Makedonya, ve Arnavutluk tarafından destekleniyordu.[ii]

İç savaşı yalnız başına durduramayacağını anlayan Yunan Hükümeti soluğu Birleşmiş Milletler’de aldı. Ancak burada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi üyesi olan ve Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkelerin koruyuculuğunun üstlenen Sovyetler Birliği’nin vetosu ile karşılaştı.[iii] Yunanistan’ın içinde bulunduğu bu durum, Yunanistan’ın Soğuk Savaş Dönemi’nde ABD ile akınlaşmasına sebep olmuştur. Yunan iç savaşı 1949 yılına kadar sürdü. Bu süre zarfında Yugoslavya’da Tito’nun Sovyet Bloğundan çekilmesi ve ilkenin ABD yanlısı tutumu krizden çıkılmasında etkili olmuştur. 1949 başında General Papagos ABD’den gelen yardımla komünistleri ağır yenilgiye uğrattı. Komünist güçlerden arta kalanlar Arnavutluk’a çekildiler ve iç savaş fiilen sona erdi.

Soğuk Savaş Dönemi ve Yunanistan’ın Dış Politika Hedefleri

1- Sovyet Tehditi ve Truman Doktrini

ABD Başkanı Truman, soğuk savaş döneminde ülkesinin izleyeceği dış politika stratejileri doğrultusunda Amerikan kamuoyunu ikna etmek için 12 Mart 1947 tarihinde yapılan kongrede çok ağır bir konuşma gerçekleştirmiştir. Konuşmada Yunanistan’daki savaşın Yunanistan iç meselesi olmadığı, Moskova’nın öncülüğünü yaptığı uluslar arası komünizmin önüne geçilememesi durumunda Yunanistan’daki komünist ayaklanmaların diğer ülkelere örnek teşkil edeceği ve bu durumun ABD çıkarlarına aykırı olduğunu belirten uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma uluslar arası ilişkiler disiplinine Truman Doktrini olarak geçecek ve ABD’nin Soğuk Savaş dönemi dış politikasını belirleyen en önemli kilometre taşlarından birisi olacaktır.[iv] Başkan mesajında, Yunanistan ile Türkiye’ye ekonomik yardım için 400 milyon dolar istedi. Ayrıca bu iki devlete hükümetlerin isteği üzerine sivil ve askeri personel gönderme izni de istemiştir. Kabul edilen Truman Doktrini sonucunda ABD tarafından Yunanistan’a 300 milyon dolar verildi.

Truman Doktrini, dünyayı resmen iki bloka ayrılıp Sovyet-Amerikan mücadelesi ile birlikte soğuk savaş dönemine girilmesinin başlıca nedeni olmuştur. Truman Doktirininden 3  ay sonra Marshall Planı gündeme  gelmiş ve bu sayede Avrupa’daki kapitalist finansal sistemin güçlenmesi sağlanarak Sovyetlerin etki alanı daralmıştır. ABD, Truman Doktrini ve Marshall Planı ile başlattığı bu süreç sayesinde verdiği paraların kontrolü için bazı tedbirleri Yunanistan’a kabul ettirmiştir. Her Yunan bakanın Amerikan denetçileri oluşturulmuştur. Askeri operasyonlarda bile Yunan-Amerikan ortak konseyi tarafından yönetilmekte ve alt seviyelerde bile Amerikan gözlemciler bulundurulmaktaydı. Yunanlılar tamamen Amerikan malzemeleri kullanmaktaydı. Silah ve operasyon yapısı tamamen Amerika tarafından belirlenmekteydi.[v] Böylelikle Yunanistan tam anlamıyla ABD tarafında yer almış ve Soğuk Savaş dönemi boyunca bu safta yer alacaktı.

2- Yunanistan’ın NATO Üyeliği

Kuzey Atlantik Antlaşması 4 Nisan 1949 tarihinde Washington’da kuruldu. NATO antlaşması tüm üyeler için ortaklaşa savunma ilkesine dayanmıştır. Bu ortaklaşa savunma antlaşmasına göre bu antlaşmayı imzalayan devletlerin herhangi birine yapılmış bir saldırının bütün taraflara yöneltilmiş bir saldırı olarak kabul edilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. NATO’nun en önemli özelliği, ABD’nin barış zamanında Avrupa ülkeleri ile yaptığı ilk askeri ittifak olmasıdır. NATO sadece askeri bir anlaşma olmakla sınırlı kalmamış, üyeleri arasında ekonomik ve siyasal istikrarı sağlamayı temel ilke edinmiştir.[vi] NATO’ya her fırsatta dahil olmak isteyen Yunanistan’a karşı ABD’nin tutumu Kore Savaşı sonrasında değişmiştir.Bu savaşla beraber ABD’nin Sovyetleri çevreleme politikası uluslar arası sisteme damgasını vurmuştur.

Yunanistan, Kuzey Atlantik ülkesi olmamasına rağmen mevcut politika değişikliği nedeniyle başvurdukları NATO ittifakına 1952 yılında kabul edildiler. Ancak NATO’ya giriş öncesinde Yunanistan da tıpkı Türkiye gibi Kore’ye asker göndererek kanlı bir bedel ödedi.[vii] Bu dönemde soğuk savaşın kendi ülkesinde cereyan ettiğine inanan Yunanistan, soğuk savaşta ön saflarda olmasına güvenerek farklı bir dış politika içerisine girmiştir.[viii] Yunanistan, Birinci Dünya Savaşı sonrasında özellikle ülke içi karışıklıklar sebebiyle ertelediği Megali İdea  hayallerini gerçekleştirmek üzere harekete geçti. Yunanistan için 1955 yılı sonrası dönem, Büyük Yunanistan’ı yaratma çabasının ağır bastığı bir dönem olacaktır.

3- Soğuk Savaş Döneminde Yunanistan’ın Megali İdea Doğrultusunda İzlediği Dış Politika Stratejisi

Kıbrıs’ı Ele Geçirme Çabaları

Yunanistan,, geçirdiği iç savaş sonrasında dünyanın soğuk savaşa girdiği dönemde Rusya tehdidine karşı ABD’nin kanatları altına giren ve yapılan ekonomik yardımlarla palazlanan Yunanistan, 1950’li yılların başından itibaren Kıbrıs ile ilgileneceğini belli etmiş ve ABD, bu devlete destek olanların başında gelmiştir. Bunun başlıca nedeni, bu dönemde ABD ve İngiltere’nin Kıbrıs’ı da içine alan Ortadoğu bölgesine ilişkin politikalarında uyum sağlayamamalarıdır.[ix] Kıbrıs’ta meydana gelen Enosis Hareketi iki lidere sahip idi.Bir yanda savaş sırasında güçlenen işçi sınıfını arkasına alan AKEL, diğer yanda yüzyıllardır Rum halkının yöneticisi konumundaki kilise.[x] Bu dönemde seçimleri kazanan Mareşal Papagos, self-determinasyon ilkesinin arkasına sığınarak Kıbrıs’ı ilhak etmenin hesaplarını yapmıştır.

16 Ağustos 1954 tarihinde BM Genel Sekreterliği’ne başvuran Papagos, dokuzuncu genel kurulun gündemine ‘Eşit haklar ve Self determinasyon ilkelerinin, BM koruyuculuğu altında Kıbrıs adasında yaşayan nüfusa uygulanması’ maddesinin konulmasını talep etti. Böylece Kıbrıs sorunu uluslararası bir sorun olarak dünya kamuoyuna intikal etti. 17 Aralık 1954 tarihinde Türkiye’nin girişimlerinin de etkisiyle 50 aleyhte ve 8 çekimser oya karşı çoğunlukla ‘şimdilik’ konuyu müzakere etmeme kararı alınmıştır. BM’nin aldığı bu karardan kısa bir süre sonra 20 Haziran 1955 tarihinde İngiliz hükümeti, Türk ve Yunan hükümetlerine başvuruda bulunarak Kıbrıs meselesinin görüşüleceği bir konferansın Londra’da yapılması için çağrıda bulundu. 29 Ağustos-7 Eylül 1955 tarihleri arasında gerçekleşen Londra Konferans’ında herhangi bir sonuç alınamamıştır. Bu durumdan İstanbul’daki gayri Müslimlere yönelik yapılan 6-7 Eylül olaylarının etkisi büyüktür.

1957 yılında ABD, artan şiddet olaylarının yanı sıra, Ortadoğu’ya ilişkin Eisenhower doktrininin başarıya ulaşması için Kıbrıs sorununun BM dışında taraf olan üç ülke arasında kısa süre içinde çözülmesini istemiştir. Çünkü ABD Doğu Akdeniz’de Sovyet etkisinin genişlemesini önlemek ve Nato’daki uyumu azaltacak Yunanistan ve Türkiye arasındaki sorunları çözmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle ABD, Kıbrıs sorununun çözümüne Sovyetler Birliği’nin ortak olmasını önlemek için sorunun BM yerine Nato içerisinde çözülmesini sağlamaya çalışmıştır.[xi] Bu kapsamda taraflar çözüm önerilerini ortaya koymuş ve pek çok diplomatik görüşme gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler sonucunda iki ülke Dışişleri Bakanları, Zürih’te 6-11 Şubat 1959 tarihlerinde toplandılar ve Makarios ile Dr. Fazıl Küçük’ün katılımıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu Antlaşması 19 Şubat 1959’da imzalandı ve Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi.

Kıbrıs Cumhuriyeti Dönemi(16 Ağustos 1960-Aralık 1963)

Kıbrıs Adası’nda federasyona dayalı bir yönetimin hüküm sürmesi kararlaştırılmış, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere Kıbrıs’ın bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir saldırıya karşı garantör devlet olarak tayin edilmişti. Bu garantör ülkeler, kurulan statüde bir değişiklik olması halinde bu durumu eskiye çevirebilmek için gerekli tedbirleri alma hakkına sahip kılınmıştır. Kısa bir süre sonra Enosis yanlıları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını, adayı Yunanistan’a bağlamak için bir basamak olarak gördüler ve bu antlaşmayı delmenin yollarını aradılar. Nitekim cumhuriyetin kurulmasından kısa bir süre sonra Makarios 13 maddelik bir anayasa değişikliği hazırladı. Bu talepler Türk tarafının haklarını kısıtlayan maddeler olması nedeniyle Türkler tarafından reddedildi.

Bu durumun ardından Yunan subayları tarafından gizlice eğitilip silahlandıran 5000 kişilik gizli EOKA gücü harekete geçti. Yunan ve Rum birlikleri Erenköy bölgesindeki Türklere saldırmaya başladı. Yunan uçakları Türklerin yaşadıkları yerleri bombaladı. Türkiye bunun üzerine hava kuvvetleri ile sınırlı bir harekat düzenledi. Bu gelişmelerle beraber Yunanistan, Türkiye ile uzlaşı yollarını tamamen kapadı. ABD ise meşhur Johnson mektubu ile Türkiye’nin ABD’den aldığı silahları olası bir Kıbrıs müdahalesinde kullanamayacağını belirterek safını belli etti. Yunanistan’da devam eden iç karışıklıklar sonucu 21 Nisan 1967’de albaylar cuntası Yunanistan’da darbe yaparak yönetimi ele geçirmiştir.[xii] Böylece İkinci Dünya Savaşı sonrası diktatörlük ile yönetilen ilk Batılı ülke Yunanistan olmuştur.

Kıbrıs’ta Yunan Darbesi

15 Temmuz 1974 tarihinde Yunan cuntası Makarios’a karşı bir darbe yaparak onu yönetimden uzaklaştırdı. Makarios, 1964’te Türkiye’nin Erenköy’e saldıran Yunan-Rum birliklerine karşı kararlı tutumu, Makarios’u strateji değiştirmeye yöneltti. Ona göre Türkiye silahlı yoldan Enosise izin vermeyecekti. Bu nedenle uzun vadeli bir strateji benimsedi. Bu strateji Türklerin ekonomik olarak çökertilmesine, adadan göçe zorlanmasına ve direnişin kırılarak enosisin zaman içinde gerçekleşmesine dayanıyordu.[xiii] Ekonomik olarak oldukça zor durumda bulunan Yunanistan’da Papadopulos, sekiz yıl süresince seçilmiş başkan olabilmek için seçim isteyince[xiv] 1973’te ihtilalci Papadopulos hükümeti, Loannides önderliğinde başka bir cunta tarafından devrildi. Bu yeni cunta eskisinden daha fanatik subaylardan oluşuyordu. Yeni Yuna cuntası Enosise en kısa ve sert yoldan gerçekleştirerek milli bir kahraman olma arzusundaydı.

Yeni cunta, EOKA’yı, EOKA-B adı ile yeniden örgütledi. Makarios, EOKA-B’yi yasa dışı ilan etti. Cunta idaresi, enosise ulaşma konusunda Makarios ile farklı stratejiler benimsedikleri için ayrı düştüler ve bu nedenle onu darbe ile indirdiler.[xv] 15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’ta darbe olduktan sonra işler iyice çığrından çıktı ve Türklere yönelik etnik temizlik operasyonları başlatıldı. Türkiye bu duruma karşılık garanti antlaşmasıdan doğan meşru hakkını tek başına kullanma kararı alarak 20 Temmuz 1974 tarihinde barış harekatını başlattı. Buna paralel olarak yürütülen diplomatik görüşmelerden bir sonuç alınamayınca Türk birlikleri 14 Ağustos 1974 tarihinde ikinci barış harekatını başlatmak zorunda kaldı. Bu harekat sonucunda Batıdan beklediği desteği bulamayan Yunanistan Nato’nun askeri kanadından ayrıldı.

İkinci harekat sonucunda Türk askeri bugünkü KKTC sınırlarını kontrol altına aldı ve 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu.[xvi] Uun süren diplomatik görüşmelerden herhangi bir sonuç alınamayınca 15 Kasım 1983 tarihinde Türk toplumu bağımsızlığını ilan ederek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurdu. Yunansitan’ın Megola İdea çerçevesinde adada tam bir Rum hakimiyeti kurmak üzere çabaları ve desteği halen devam etmektedir.

Yunanistan’ın Megali İdea Çerçevesinde Ege Politikası

– Karasuları ve Kıta Sahanlığı Sorunu

Lozan Barış Antlaşması ile beraber her iki devletin karasuları genişliğinin üç deniz mili olması, iki devletin karasuları dışında kalan mevcut açık denizlerin ise Türkiye ve Yunanistan arasında oluşturulan Lozan dengesinin bir parçası olması karara bağlanmıştır. Lozan Antlaşması sonrasında iki ülke arasındaki ilişkilerin en iyi olduğu dönemdir. 1930 yılında imzalanan Türk-Yunan Dostluğu Ticaret antlaşması bu durumun en somut göstergesidir. Ancak belli bir süre sonra Yunanistan bu barışı bozarak uygulamaya koyduğu yayılmacı politikalar çerçevesinde 17 Eylül 1936 tarihinde karasularını tek taraflı 6 mile çıkardığını ilan etmiştir. Yunanistan’ın bu hamlesi 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nden hemen sonra meydana gelmiştir. Türkiye’nin Musul, Hatay ve Boğazlar sorunu ile uğraşmasını fırsat bilen Yunanistan’ın bu tutumu sonucunda 1964 yılına kadar Yunan karasuları 6 mil olarak kalmıştır.

1982 yılında yapılan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı’nda karasuları genişliğinin üst sınırı konusunda 12 milin kabul edilmesine yönelik bir hüküm çıkmıştır. Türkiye, bu konferansa katılmakla beraber yapılan antlaşmaya taraf olmamıştır. Bu nedenle bu hüküm Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bağlamamaktadır. Ancak Yunanistan bu konferansta alınan kararları gerekçe göstererek karasularını tek taraflı olarak 12 mile çıkartma kararı aldı. Böyle bir uygulama Türk-Yunan dengesini bozacağından dolayı ABD, Rusya ve Nato, Yunanistan2ın bu uygulamasına itiraz etti. Türkiye ise Yunanistan’ın böyle bir uygulamayı gerçekleştirmesini savaş sebebi(Casus Belli) sayacağını ilan etmiştir.

– Hava Sahası ve Fır Hattı Sorunu

Yunanistan yıllardır Türk askeri uçaklarının Ege’de Yunan hava sahasını ihlal ettiğini  iddia etmekte, Türkiye ise her seferinde bu durumu reddetmektedir. Yunanistan 1931 yılında sivil amaçlı polisiye tedbirleri bahane ederek hava sahasını tek taraflı olarak 10 mile çıkartmıştır. Ancak daha sonra 1944 yılında imzalanan Şikago Sözleşmesi gereği bir devletin hava sahası ile deniz sahasının aynı olması gerekmektedir. Oysa bu tarihte Yunansitan’ın deniz sahası 3 mildir ve Yunanistan’ın aldığı bu karar uluslar arası hukuka aykırıdır.

Karasuları dışına taşan Yunan hava sahasına üçüncü taraflar da karşı çıkmıştır. İngiltere 1940 yılında durumu protesto etmiştir. ABD, özellikle 1997’den itibaren Yunanistan’ın bu tutumunun kabul edilebilir olmadığını resmi ağızlarla belirtmiştir. Ege’de NATO tatbikatlarına katılan ABD uçakları Yunanistan’ın bu  tek taraflı kararını dikkate almamıştır. Yunanistan’ın 10 mil deniz sahası iddiasını kabul eden hiçbir devlet bulunmamaktadır. Bilakis, ABD doğrudan NATO ise dolaylı yollardan bu kararı tanımadığını belirtmiştir.[xvii] Yunanistan tüm bunlara rağmen Ege’de 10 mil hava sahası olduğu konusunda ısrar etmekte ve çeşitli hava sahaları ve koridorları oluşturarak konuyu sürekli gündemde tutmaya çalışmaktadır.

4- Soğuk Savaş Döneminde Yürütülen Diğer Politikalar ve Avrupa Entegrasyonu

Uluslararası Arenada özellikle Avrupa, Yunanistan2daki albaylar cuntasına büyük tepki gösterdi. Cunta döneminde 1961 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ile yapılan antlaşmalar donduruldu. Cunta yönetimi sadece Amerika’dan destek görmüştü. Cuntanın Yunan limanlarını ABD’ye açmış olması ve komünizm karşıtı politikaları ABD’yi memnun etmişti. Yunanistan her ne  kadar Amerikan yanlısı bir tutum sergilese de Balkanlardaki komünist rejimlerle Türkiye karşıtlığı konusunda ortak bir politika izlemeye başladı. Romanya, Yugoslavya ve Bulgaristan ile yakın  temas sağlanmasında Türkiye karşıtlığı önemli bir faktör olmuştur.

Karamanlis tarafından AET’ye tam katılım için ilk başvuru 12 Temmuz 1975 yılında yapıldı. Yunanistan AET’ye üye olarak hem ekonomik açıdan rahatlamayı, hem ABD’ye olan bağımlılığını azaltmayı hem de bölgede Türkiye karşıtı konumunu güçlendirmeyi amaçlıyordu. Yoğun diplomasi trafiği sonucunda Yunanistan 1981 yılında AET’ye katıldı. Kısa bir süre sonra Papandreou, Yunanistan’da ilk sosyalist hükümeti kurdu. Bu hükümet Balkanlarda, Akdeniz’de, Batı Avrupa ve Ortadoğu’daki ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini ve daha bağımsız bir dış politika izlenmesini hedeflemiştir.[xviii] Bu süreç zarfında Yunanistan ilk olarak ABD ve NATO’dan ziyade AET’ye iyice yakınlaştı. İkinci olarak birçok Balkan, Doğu Avrupa ülkesi ile Sovyetler Birliği ile ilişkilerini güçlendirdi. Üçüncü olarak ise uluslar arası sistemde bağımsız bir dış politika izlemeye gayret göstermiştir.[xix]

Yazar: Çağdaş DUMAN

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü

Kaynak: Bu makale ilk Politik Psikoloji Derneği‘nde yayınlanmıştır.


[i] Baskın Oran, Türk Dış Politikası, Cilt-1, Sayfa:582

[ii] Başak Karacan Akın, Yunanistan’ın Kuruluşundan Günümüze Genel Dış Politikası, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Gebze, 2006

[iii] Oral Sander, Balkan Gelişmeleri ve Türkiye 1945-1965, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, No:276, Ankara, 1969, Sayfa:38-40

[iv] Mcwilliams Wayne C. And Piotrowski Harry, The World Since 1945, A History Of International Relations, Third Edition, Lynne Rienner Publishers, 1993, Sayfa:40

[v] Keith R. Legg, Politics in Modern Greece, 1969, s:73

[vi] Oral Sander, Siyasi Tarih Birinci Dünya Savaşının Sonundan 1980’e kadar, İmge Kitapevi Yayınları:4, 1. Baskı, Ankara, 1989, sayfa:212-213

[vii] Semih Vaner, ‘Türkiye, Yunanistan ve Süper Güçler:Biri diğerine, Üçü Birine Mi Karşı Yoksa Herkes Kendisi İçin Mi?’, ‘Türk-Yunan Uyuşmazlığı’, Derleyen: Semih Vaner, Metis Yayınları, Birinci Basım, İstanbul, 1990, Sayfa:174

[viii] Greece is the hot spot in the Cold War, Republished April 1949 with permission of the New York Times

[ix] Şükrü Sina Gürel, Tarihsel Boyut İçinde Türk-Yunan İlişkileri 1821-1993, Ümit Yayıncılık, Ankara, 1993, Sayfa:55

[x] Baskın Oran, Türk Dış Politikası, Cilt-1, Sayfa: 596

[xi] Dimitris Keridis, Charles M. Perry, ‘Greek-Turkish Relations In The Era Of Globalization’, The Institüte for Foreign Policy Analysis Inc., U.S.A., 2001, Sayfa:231

[xii] Şükrü Sina Gürel, Tarihsel Boyut İçinde Türk-Yunan İlişkileri 1821-1993, Ümit Yayıncılık, Ankara, 1993, S:61

[xiii] Sabahattin İsmail, Kıbrıs’ta Yunan Sorunu(1821-2000), Akdeniz Haber Ajansı Yayınları-5, KKTC, Sayfa:95

[xiv] R.J. Crapton, The Balkans Since The Second World War, Longman, First Published, Great Britain, 2002, Sayfa:219

[xv] Başak Karacan Akın, Yunanistan’ın Kuruluşundan Günümüze Genel Dış Politikası, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Gebze, 2006, Sayfa: 126

[xvi] Siyasi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Dış İlişkiller ve Savunma Araştırmalar Grubu(SİSAV), Sayfa:33

[xvii] Sertaç Hami Başeren, Ege Sorunları, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, Yayın No:15, İstanbul, 2003, Sayfa:150

[xviii] J. George Tsoumis, Defence Policies of PASOK, Greece Under Socialism, Orpheus, New York, 1988, Sayfa:103-104

[xix] Nikiforos P. Diamandouros, Politics and Culture in Greece 1974-1991:An Interpretation, Greece 1981-1989, The Populist Decade, St. Martins Press, New York, 1993, Sayfa:9

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

American Politics

How do you approach the disputes about secularism in the United States and evaluate it …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan