istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Son Dönem Türk Dış Politikasında Ortadoğu | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Son Dönem Türk Dış Politikasında Ortadoğu

Türkiye bulunduğu stratejik ve jeopolitik konumu dolayısıyla dış politikada diğer aktörler arasında dikkat çeken bir bölgedir. Bölgenin içinde barındırdığı kültürel, etnik, geleneksel, tarihi farklılık değerine zenginlik katmaktadır. Türkiye Balkanlardan, Karadenizden, Akdenizden, Kafkaslardan, Asyadan birçok insanın oluşturduğu laik bir toplumdur. İttifak ilişkileri gözetilirken bölgenin jeopolitik ve coğrafi konumları dikkate alınır. İlişkiler kurulurken ulusal çıkarlar, politik hedefler, ekonomik işbirliklerinin yanı sıra ülkelerin coğrafi konumlarından bağımsız hareket edilemez. Çünkü iç ve dış politika, ekonomik unsurlar değişkenlik gösterirken jeopolitik konum sabittir ve uluslararası ilişkileri düzenleyen en temel öğedir. Aktörler sınır anlaşmazlıkları, enerji kaynakları, su sorunları, ekonomik güçlenme gibi kaynak arayışına girdiklerinden ittifak ilişkilerinde akraba ilişkilerini, ırkçılığı, dindaşlığı, dostane tavırları dengeli ölçüde bırakıp hedefleri için mücadele ederler.

Diplomaside diğer ülkelerin disiplinlerinden yararlanırken gayet gizli ve kimlik belli edilmeden yürütülen stratejiler işlenir. Ülkelerin içişlerine karışıldığını hissettirmeden doğru yerde, doğru zamanda ulusal çıkarları korumak adına seviyeli bir pozisyon belirlenir. Başka ülkelerin muhalif gruplarını doğrudan desteklemek yerine görünmez el gibi münasebetlerle karışılabilir. Barışçıl temayla yürütülen politikalar tercih edilmelidir.

Arap Baharı Sürecindeki İlişkiler

Topraklarında üç semavi dinin doğduğu, üç kıtanın birleştiği stratejik bir konumda bulunan Ortadoğu petrol kaynakları bakımından zengindir. Petrolün yanı sıra doğalgaz ve hızla artan nüfus artışı, diktatörlerin, toplumsal eşitsizliklerin, dinsel-mezhepsel çatışmaların yaşandığı, şeffaf yönetimin olmadığı bir bölgede demokrasi olgusunun işlemesi hayli güçtür. Bu nedenle tarihten günümüze kadar emperyalist güçler, Ortadoğu’ya yönelik politikalarında enerji ve jeopolitik konumundan dolayı sıkı bir mücadele içindedir.

2010 yılı sonlarında başlayan Arap Baharı süreci Suriye’deki Esad, rejimin değişimi reddetmesi ve Mısır’da meydana gelen askeri darbe sonrasında bahar olmaktan çıkmış bölgede iç karışıklık meydana getirmiştir. Arap Baharı ile demokratik gelişmelerin yaşanılacağı düşüncesi Arap Baharı yaşayan Libya, Mısır, Suriye ve Tunus ülkelerinde iç karışıklıklar artmış ve istikrarsızlıkların yaşanmasıyla beklenenden farklı gelişmeler kendini göstermiştir. Bölgede yaşanan gerilimler demokrasi yanlısı gelişim ve değişim bekleyen ülkeleri umutsuzluğa düşürmüş ve dış politikada yalnızlaşmalarına sebep olmuştur. Türkiye mi müttefiklerinin terk etti yoksa terk mi edildi sorusuna cevap ise 2013 yılında yaşanan gelişmeler eşiğinde Türkiye’nin kendine aşırı güvenmesi bölgesel aktörlerin Türkiye karşıtı siyaset geliştirmesine neden olmuştur. Burada müttefiklerinin Türkiye’yi terk ettiği açıkça görülmektedir. Türkiye Arap Baharı süresince Arap ülkelerinin süreci sabote etmesini engellemek adına atılımlarda bulunmuştur. Suriye’de yaşanan katliamlarda binlerce Müslümanın ölmesine sebep olan rejime karşılık Batılı ülkeler beklenen tepkiyi vermemiştir. Suriye; Rusya, İran ve Çin’in desteği ile insanlık suçu işlemiştir.

Suriye ile İlişkiler

2011 yılına kadar Türkiye-Suriye ilişkileri karşılıklı anlaşmalarla, kardeşlik mesajlarıyla ilişkiler gelişme gösterirken Esad rejimin değişime karşıt tavırlar takınması ikili ilişkileri gerilimli kıvama dönüştürmüştür.

Türkiye’nin komşusu olan Suriye’deki gelişmeler ülkemizde çokça hissedilmektedir. Suriye’nin içinde bulunduğu iç savaş durumunu eleştiren Türk hükümetine karşı Esad yönetimi, Türkiye’ye cephe almış, diplomatik ilişkiler kesilmiş ve gerginlik yaşanmıştır. Aynı şekilde Türkiye Suriye’ye karşı yaptırım kararı almış Suriye Merkez Bankası ile ilişkilerin dondurulması ve finansal varlıklarının durdurulması şeklinde tavır takınmıştır.

Suriye kolu olan terör örgütü PYD, Baas Partisi’nin egemenliği devrettiği noktalarda egemenlik kurma çabası içine girdi. PYD, hem terör örgütü El Kaide’ye bağlı El Nusra’ya karşı hem de Özgür Suriye Ordusuna karşı çatışmaktadır. Irak ve Şam İslam Devleti ( IŞİD) grubu da PYD ile benzer şekilde sınırda egemenlik kurma çabalarındadır. Türkiye ve benzer bölge ülkeler için önemli sorunlar teşkil etmektedir. Baas rejiminin güçlü ordusu ile uluslararası toplumdan destek göremeyen, zayıf konumdaki muhalif grup çatışma halindedir. Çin, Rusya ve İran’ın Suriye’ye destek vermesi, aynı şekilde Hizbullah’ın da Suriye yanında yer alması Esad’ın güçlenmesine neden olmaktadır.

Ülkemiz Suriye krizinin etkilerini göğüslemeye çalışırken bir yandan da Suriyeli mültecileri barınmaları için AFAD tarafından kurulan kamplara yerleştirmekle uğraşmaktadır. Türkiye’yi yakından ilgilendiren bu gelişmeler Suriye toprakların Türkiye’ye yakınlığı dolayısıyla güvenlik sorununu ve terör saldırılarını da beraberinde getirmiştir. Buna karşılık Suriye’deki Baas rejimi, sınırımızda da saldırılarını hissettirmeye başlamıştır. Cilvegözü sınır kapısındaki patlama ve Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde meydana gelen patlamalarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Yaşanan bu olaylar Esad’a alınan tavırlara karşılık apaçık gözdağı vermek niteliğindedir.

Suriye’deki kimyasal silah kullanımını “kırmızı çizgi” olarak ilan eden ABD, Rusya’nın arkasına yaslanıp Baas rejimiyle anlaşma yoluna gitti. Bu olay uluslararası camiadan olumlu bir etki göremeyen Türkiye gibi muhalifleri destekleyenler açısından oyun değiştirici bir adım atılamamasına sebep oldu. ABD’nin Rusya ve İran politikasına Türkiye çözüm için Cenevre 2 toplantısını hedef seçti.

ABD İran yakınlaşması ve Kimyasal Anlaşma Türkiye’yi Körfez ülkeleriyle birlikte hareket etmeye sürüklemiştir.

Suriye krizi etkisiyle Türkiye- Irak Merkezi Hükümet arasındaki yakınlıkla birlikte Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye krizinin çözümü için Irak ile işbirliğine girdi. Artık Türkiye, PYD ve IŞİD’in bölgesel hakimiyet çabalarına ve işlenen insanlık suçuna karşı çözüm yolları arayacak ve krizin kendi toprakları üzerindeki etkisini hissettirmemeye çalışacaktır.

Mısır ile İlişkiler

Mısır’da 25 Ocak 2011’de meydana gelen devrim sürecinde Türkiye Mısır’da demokrasi yanlısı tavır takınmış ve Mısır halkının iradesiyle hareket etmiştir. Türkiye seçimlerle iktidara gelmiş halkın özgür iradesiyle yürütülen rejimi desteklemiş ve böyle bir rejimin Türkiye-Mısır ilişkilerini geliştireceğini düşünmüştür. 2013 yılında da Türkiye-Mısır siyasi ve ekonomik ilişkiler arttırılmıştır. İki devlet arası ekonomik bağlılık, hammadde, enerji ihtiyacı Türk ve Mısır yatırımlarına teşvik etmektedir. Türk yatımcılar Mısır’da ekonomiye katkı sağlarken iki ülke arasında turizm ve askeri ilişkilerde önemli adımlar atılmıştır.

Mısır’da meydana gelen Cumhurbaşkanı Mursi’ye karşı halkın ayaklanması ve iktidarın devrilmesiyle askeri yönetim başa geçmiştir. Mısır yönetimi ve Müslüman kardeşler arasındaki anlaşmazlıklara çözüm bulunamamış ABD, AB ve Katardan oluşan arabuluculuk çabaları sonuç vermemiştir. Halk ikiye bölünmüş, uygulanan şiddetle birçok kişinin ölümüne neden olmuşlardır. Ülkede tam bir kaos ve istikrarsızlık söz konusudur.

Türkiye’nin Mursi’nin devrilmesini sert bir şekilde kınaması uluslararası sistemde sert eleştirilere maruz kalmasına neden oldu. Darbe karşıtları tarafından Türkiye’nin tutumu destek görmüş olsa da darbe yanlıları tarafından imaj zedelenmesine yol açmıştır. Öldürülen masumlara karşı insanlık suçu işlendiğini açıkça dile getiren Ankara, Mısır’dan büyükelçisini geri çekmiştir. Sisi içişlerine karışıldığı iddiasıyla Türk hükümetine tepkili olduğunu, Türkiye’den özür beklediğini dile getirmiştir.

İki ülke darbe sonrasında gerginlik yaşamış olsa da karşılıklı bağımlılık dolayısıyla kriz faktörü ekonomiyi fazla etkilememiştir. İki ülkenin stratejik konumu, enerji ve hammadde kaynakları ortak bir pazar ortamı yaratıp ilişkilerinde birbirlerini tamamlayıcı rollere bırakmaktadır. Türk hükümetine göre bu ilişkiler halk iradesi ve demokrasi ile desteklenirse karşılıklı diplomatik ilişkiler daima gelişme gösterecektir.

Irak ile İlişkiler

Ortadoğuda son yıllarda meydana gelen değişimle birlikte Ortadoğu’daki bölgesel mücadele alanı olan Kürt sorunu gündeme geldi. Kürtlerin bir takım idealleriyle birlikte Türkiye’nin korkuları depreşti. Kürtler yaşanan rejim değişiklini bir fırsat olarak görüp güçlenmeye başladılar ve artık bölgesel Kürt sorunu Ortadoğu’daki muhtemel bir sorun haline dönüşmeye başladı.

Irak’ta yaşanan bölünmüşlük tehlikesi, bölgede kendi halkının bütünlüğünü korumaya çalışan Maliki hükümetine büyük sorunlar oluşturmaktadır. Irak’ın kuzeyinde bölgesel Kürt devleti kurmak isteyen grubu destekleyen ABD’nin Taliban’a yaptı yardım göz ardı edilemez bir gerçektir. ABD Irak’ın bölünüp Kürt devleti kurmasını istiyor. Böylece Irak’ın uzun süre ayakta kalamayacağını düşünüyor.

1991 Körfez Bunalımı’ndan sonra yaşanan gelişmeler en çok Kürtlerin işine yaramıştır. Türkiye Irak’a yönelik politikasında değişiklik yaparak kurulacak olan bölgesel Kürt devletine destek vermiştir. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Barzani ile Türkiye’ye taşınacak petrol boru hattı çalışmaları için harekete geçilecek böylece Türkiye’den Kuzey Irak ekonomisine katkı artacaktır. Türkiye’nin uyguladığı Ortadoğu ve Suriye politikasını eleştiren Irak başbakanı Maliki, Türkiye’nin Kuzey Irak’ın bağımsızlığına destek vermesinin bölgeye büyük zararlara yol açacağını belirtmiştir. Irak hükümeti Türkiye’yi içişlerine karışmasıyla suçlayıp Barzani ile yaptığı anlaşmaların geçersiz olduğunu belirtmiştir.

İran ile ilişkiler

İran, Türkiye’ye karşı nükleer bir tehdit unsuru oluşturacak rejim diretmemiştir. Türkiye ve Avrupa ülkelerine karşı her zaman dengeli diplomatik ilişkiler çerçevesinde hareket etmiştir. İran; ABD ve İsrail konusunda aynı istikrarı sağlamamıştır. Ekonomik ambargo etrafında çevrelendiğini düşünmektedir. İsrail’de bulunan nükleer silahların karşısında kendi nükleer faaliyetlerinin haklı olduğunu savunmaktadır.

İran nükleer silahlarında Türkiye üzerinde tehdit oluşturacak şekilde baskı yoluna gitmemiştir. Türkiye diğer Avrupalı devletler gibi İran’a sert bir tavır takınmamıştır. Batı ile ilişkileri geliştireceği düşünülen Ruhani hükümeti, İran’da ekonomik kalkınmayı düzenleyeceğini ve ülkesine yönelik petrol ve doğalgaz ambargosunun kaldırması için çaba göstereceğini vurgulamıştır.

Gezi Olayları ile Birlikte Türk Baharı

Geçtiğimiz aylarda yaşanan Gezi Parkı olayları gerek Suriye politikasında gerekse Türkiye’nin Suriye politikasından rahatsızlık duyan aktörler arasında bir fırsat niteliğine bürünmüştür. Türkiye içindeki AKP karşıtları ile Türkiye’nin uyguladığı Ortadoğu politikasından rahatsızlık duyan aktörler arasında bir paralellik oluşmuş ve mücadele olgusu gelişmiştir. İran, Suriye, Lübnan’da Hizbullah ve Irak’ta Maliki hükümetleri Türkiye’nin izlediği Suriye politikasından rahatsızlık duymaktadırlar.

Gezi Parkı protestoları nedeni ile Türkiye’nin bölgesel konumunun zayıflamasını ve içe kapanmasını fırsat bilen aktörler içinde en etkili olanı Suriye hükümetinin tepkisidir. Türkiye’deki halk ayaklanmalarına karşı güç kullanılması demokrasi olgusunun yayılmasını teşvik eden Türkiye’nin demokrasisi sorgulamaya başlanmıştır. Suriye hükümeti içişleri fazlaca karışan Türkiye hükümetine karşı resmi TV kanallarında protesto gösterilerini bolca yayınlamış ve sert tepkiler göstermiştir.

İran hükümeti Türkiye’nin Suriye politikasından memnun kalmadığını gayet net bir şekilde sorgulama yoluna gitmiştir. İran Dışişleri Bakanı sözcüsü Abbas Irakçı, Gezi  Parkı olaylarına ilişkin “Türkiye’deki protesto olaylarının ülkenin iç meselesi olduğunu ve yabancıların bu olaya karışma hakkın olmadığını söylemiş, sorunun Ankara yönetimi ve protestocuların karşılıklı sağduyu anlayışı çerçevesinde barışçıl yöntemlerle çözülmesi dileğinde bulunmuştur.” Bu şekilde İran Türkiye’ye destek verir gibi gözükmektedir fakat Suriye iç meselelerine Türkiye’nin karışmaması gerektiği mesajını vermiştir.

Lübnan ve Irak hükümetlerinde de aynı şekilde Gezi Parkı olayları eleştirilmiştir. Arap Baharına karşı “Türk Baharı” şeklinde adlandırılma yapılmış demokrasiye karşı diktatörlüğün hakim olduğu rejim üzerinde eleştiriler yoğunlaşmıştır. Benzer şekilde Irak hükümeti Türkiye’deki yaşanan çatışmayı başbakan Erdoğan’ın aşırı baskıcı politikasından kaynaklandığı şeklinde görüşlerini öne çıkarmıştır. Hükümetin “Müslüman kardeşliği modeliyle” özgürlükleri kısıtladığı ve Türkiye’nin yaşanan sorunlara karşı uyguladığı politikanın aynısının Türkiye üzerinde diğer aktörlerce itham edilmeye başlandığı belirtilmiştir.

Sonuç

Türkiye Ortadoğu’daki çıkan gerilimlere karşı gücünü ve imkânını hesaba katmadan diplomatik ilişkilerde sert eleştiriler yaparken bölgede devletlerin karşı cephe almasına neden olmuştur. İran, Irak ve Suriye Türk dış politikasının hareketlerinden rahatsızlık duymuş ve birlikte hareket etmişlerdir. Ülkemizde meydana gelen iç karışıklıklar bölge ülkelerce fırsat niteliğindedir. Arap Baharı süresince iç karışıkların artması sınır güvenliği ve ekonomik bağlılık konularında sıkıntılar yaratmıştır. Türkiye bölgesel güç konumunu korumada  aktörler arası dengeyi kurmalı, geçekçi ve acele etmeden politik kararlarla jeopolitik konumu da dikkate alacak şekilde yol haritası çizmelidir.

Yazar: Nurcan AKKAYA, Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 2. Sınıf Öğrencisi.

23 Şubat 2014

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir