Güncel Yazılar

AB (a)

A La Carte Avrupa (Europe A La Carte)

Bu kavram, üye ülkelerin AB politikaları arasında istediklerini seçerek, bu politikaları her açıdan uygulamalarını içeren homojenlikten uzak bir bütünleşme modelini tanımlamak için kullanılmaktadır. Ancak yine de üye ülkelerin belirli sayıda ortak hedef ve politikaya uyması gerekmektedir.

Acil Müdahale Gücü (Rapid Reaction Force)

10-11 Aralık 1999 tarihlerinde gerçekleştirilen Helsinki Zirvesi’nde Petersberg görevlerini yerine getirebilecek bir askeri birliğin kurulması temel hedef olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda, kolordu düzeyinde 60 bin kişilik Avrupa Acil Müdahale Gücü’nün Aralık 2003 tarihine kadar kurulması ve desteklenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmiştir. Ayrıca, bu orduya altmış gün içersinde konuşlandırılabilme ve bir yıla kadar harekat bölgesinde yerleştirilebilme yeteneğinin kazandırılması öngörülmüştür. Aralık 2001’de yapılan Laeken Zirvesi’nde Birliğin bazı kriz yönetimi operasyonlarını yapabilecek düzeye ulaştığı ancak daha zorlu operasyonlar için varlık ve yeteneklerin güçlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda Avrupa’nın kriz yönetimi kapasitesini güçlendirmek için Avrupa Kapasitesi Faaliyet Planı yürürlüğe konmuştur. Plan ile üye ülkelerin savunma faaliyetlerinin eşgüdümünün sağlanması ile askeri kapasitenin artırılması hedeflenmektedir.

Acil Önlem Gerektiren Durum (Cases that Require Immediate Action)

Acil önlem gerektiren durum, 6 Mart 1995 tarihli 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararının 58. Maddesi’nde yer almaktadır. Bu madde çerçevesinde Gümrük Birliği’nin işleyişini doğrudan etkileyen bir alanda, Taraflar arasındaki mevzuat ya da uygulama farklılıkları nedeniyle malların serbest dolaşımının engellenmesi ya da bu yönde bir tehdit söz konusu olması, bir ticaret sapması oluşması ya da ekonomik sorunların meydana gelmesi durumunda, olumsuz yönde etkilenen taraf, bir acil önlem alınmasını gerekli görebilir. Söz konusu taraf, gerekli koruma önlemlerini alarak Gümrük Birliği Ortak Komitesi’ne (GBOK) bilgi verebilir. Komite, alınan önlemleri inceleyerek bu önlemlerin değiştirilmesine ya da kaldırılmasına karar verebilir. Acil önlem gerektiren durumlarda, Gümrük Birliği’nin işleyişini mümkün olduğu ölçüde az etkileyen önlemlere öncelik verilmesi öngörülmüştür.

Adalet Divanı (Court of Justice)

Adalet Divanı, üye ülkelerin üzerinde uzlaşmaya vardığı ve altı yıl için atanan 15 yargıç ile onlara yardımcı olan 9 savcıdan oluşur. Adalet Divanı’nın iki temel işlevi vardır: Avrupa kurumları ve hükümetlerinin kullandıkları araçların Kurucu Antlaşmalar ile çelişkili olup olmadığını denetlemek ve bir ulusal mahkemenin isteği üzerine Topluluk hukuku hükümlerinin geçerliliğini teyid etmek ya da bu hükümlere ilişkin yorum yapmak. Adalet Divanı, Birinci Derece Mahkemesi tarafından desteklenir. Bu mahkemenin temel görevi ise Avrupa kurumları arasındaki idari uzlaşmazlıklar ve rekabet kurallarından doğan anlaşmazlıkları çözümlemektir.

Topluluk kurumları ile Topluluk üyesi ülkelerin Adalet Divanı’na başvurma hakkı vardır. Komisyon ya da üye ülkelerden biri, herhangi bir üye devletin Kurucu Antlaşmalardan doğan yükümlülüklerine aykırı davrandığı görüşünde olması halinde Adalet Divanı’na başvurabilir. Ayrıca herhangi bir Topluluk kurumunun Kurucu Antlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle, üye ülkeler ya da diğer bir Topluluk kurumu Adalet Divanı’nda dava açabilir. Ayrıca, üye ülke mensubu gerçek ve tüzel kişilerin, Topluluk kurumlarının kendilerini doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren kararları hakkında Adalet Divanı’na başvurma hakkı vardır. Bunların yanısıra, ön karar yöntemi çerçevesinde üye ülkelerin yargı organları, Topluluk hukuku metinlerinin yorumlanması için Adalet Divanı’na başvurabilir. Adalet Divanı’nın aldığı kararlara karşı temyiz olanağı yoktur.

Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği (Cooperation in the Fields of Justice and Home Affairs)

Adalet ve İçişleri, Maastricht Antlaşması ile geliştirilen yeni bir güçlendirilmiş işbirliği alanıdır. Bu işbirliği, AB’yi kişilerin serbest dolaşımı ilkesinin uygulandığı bir özgürlük ve güvenlik alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır.

Bu kapsamda:

  • Mülteci politikası,
  • Üye ülkeler dış sınırlarının aşılmasına ilişkin kurallar,
  • Göç politikası,
  • Uyuşturucu ile mücadele,
  • Uluslararası hile ile mücadele,
  • Ceza hukuku ve medeni hukuk alanlarında işbirliği,
  • Gümrük alanında işbirliği,
  • Polisiye alanlarda işbirliği

öngörülmektedir.

Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği’ne İlişkin Sözleşme (Convention on Cooperation in the Fields of justice and Home Affairs)

Adalet ve İçişleri alanında işbirliği çerçevesinde Konsey, sözleşmeler hazırlayarak üye ülkelere bu sözleşmeleri kabul etme önerisinde bulunabilir. Maastricht Antlaşması’nın K.3 maddesine göre hazırlanan Sözleşmeler, madde 220 temelinde hazırlanan sözleşmelerden farklılık gösterirler. Temel fark K.3 maddesi çerçevesinde düzenlenen sözleşmelerin Konsey tarafından hazırlanması ve daha fazla konuyu kapsayabilmesidir (K.1 maddesinde sıralanan tüm alanlar). Bu sözleşmeler, Adalet Divanı’na ilgili sözleşme hükümlerini yorumlama ve uygulamada karşılaşılacak uzlaşmazlıklara ilişkin karar alma yetkisi verebilir. Adalet Divanı’nın bu alandaki yasal yetkileri, sözleşmeye taraf olan devletlerin önceden anlaşmasına bağlıdır.

Amsterdam Antlaşması’yla, adalet ve içişlerine ilişkin hükümler tadil edilmiştir. Bu değişiklikler sonucunda sözleşmeler, yalnızca suça ilişkin konularda güvenlik güçleri ile adalet alanında işbirliğini kapsamakta ve yeni bir hüküm olan K.6 maddesine göre kabul edilmektedir. Ayrıca Sözleşmeler konusunda Avrupa Parlamentosu’na da danışılmakta ve Adalet Divanı’na sözleşmeleri yorumlama yetkisi verilmektedir.

Adalet ve İçişlerinde Koordinasyon Komitesi (Madde K.4 Komitesi) (Committee on Coordination in Justice and Home Affairs (Article K.4 Committee))

Üst düzey yetkililerden oluşan Koordinasyon Komitesi, Maastricht Antlaşması’nın K.4 Maddesi çerçevesinde, adalet ve içişleri alanlarında Konsey müzakerelerinin hazırlık çalışmalarını yürütmek amacıyla kurulmuştur. Esasen K.4 Komitesi, uygulamada Aralık 1988 tarihinde gerçekleştirilen Rodos Zirvesi’nden bu yana varlığını sürdürmektedir. Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte madde K.4, madde K.8 olarak değiştirilmiş, ancak maddenin içeriğinde bir değişiklik yapılmamıştır.

Aday Ülkeler (Candidate Countries)

Maastricht Antlaşması’nın O maddesine göre her Avrupa ülkesi AB’ye üye olmak için başvurabilir. Yakın dönemde AB’ye üye olmak için başvuran ülkeler şunlardır:

Türkiye– 14 Nisan 1987;
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi– 3 Temmuz 1990;
Malta– 16 Temmuz 1990;
İsviçre– 20 Mayıs 1992 (İsviçre’nin, 6 Aralık 1992 tarihli referandumla Avrupa Ekonomik Alanı’na katılımı reddetmesiyle adaylığı askıya alınmıştır);
Liechtenstein– 28 Eylül 1992 (İsviçre’nin Avrupa Ekonomik Alanına katılımı reddetmesiyle Liechtenstein’ın adaylığı askıya alınmıştır);
Macaristan– 31 Mart 1994;
Polonya– 5 Nisan 1994;
Romanya: 22 Haziran 1995;
Slovakya: 27 Haziran 1995;
Letonya– 13 Ekim 1995;
Estonya– 24 Kasım 1995;
Litvanya– 8 Aralık 1995;
Bulgaristan– 14 Aralık 1995;
Çek Cumhuriyeti– 17 Ocak 1996;
Slovenya: 10 Haziran 1996.

Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovakya, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovenya, GKRY ve Malta Aralık 2002’de gerçekleştirilen Kopenhag Zirvesi’nde katılım müzakerelerini tamamlamışlar ve 16 Nisan 2003 tarihinde Atina’da Katılım Antlaşması’nı imzalamışlardır. Söz konusu 10 ülke 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren AB’ne tam üye olacaktır.

Akreditasyon (Accreditation)

Akreditasyon, laboratuarlar, belgelendirme ve test/muayene kuruluşlarının üçüncü bir tarafça belirlenen teknik kriterlere göre çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanmasıdır. Akreditasyon sisteminde AB seviyesinde kullanılan araç, EN 45000 uyumlaştırılmış standartlar serisidir. Bu standartlar laboratuarlar, belgelendirme ve test/muayene kuruluşlarını akredite eden kurumların uymaları gereken standartların yanısıra, laboratuar ve belgelendirme kuruluşlarının işletilmesi için gereken teknik kriterleri de içerir. İhtiyari bir sistem olan akreditasyon, yalnızca iki ürün grubu için zorunludur: “Tıbbî Cihazlar” ve “Vücuda Yerleştirilebilir Aktif Tıbbî Cihazlar” yönergeleri kapsamında yer alan ürünler. Akreditasyon kurumu denetlediği ve onayladığı kurumları AB Komisyonu’na bildirir. Bu kurumların Komisyon’ca uygun bulunması ve Avrupa Topluluğu Resmi Gazetesi’nde yayınlanması durumunda, söz konusu kurumlar “onaylanmış kurum” (notified body) olarak kabul edilir.

Alt Komiteler (Sub-committees)

10-11 Aralık 1999 tarihinde düzenlenen Helsinki Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Türk mevzuatının AB müktesebatı ile uyumlaştırılması kapsamında AB müktesebatının analitik incelenmesine yönelik bir sürecin hazırlanması kararlaştırılmıştır. 11 Nisan 2000 tarihinde, Lüksemburg’da yapılan Türkiye-Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi’nde alınan karar ile AB müktesebatının analitik incelemesini gerçekleştirmek amacıyla 8 alt komite kurulmuştur.

· Tarım ve Balıkçılık Alt Komitesi

·  İç Pazar ve Rekabet Alt Komitesi

·  Ulaştırma, Çevre ve Enerji Alt Komitesi

·  Bölgesel Kalkınma, İstihdam ve Sosyal Politika Alt Komitesi

·  Ekonomik ve Mali Konular, Sermaye Hareketleri ve İstatistik Alt Komitesi

·  Teknolojik Yenilik, Eğitim ve Araştırma Programları Alt Komitesi

·  Ticaret, Sanayi ve Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) Ürünleri Alt Komitesi

·  Gümrükler, Vergilendirme, Uyuşturucu Trafiği ve Kara Para Aklanmasının Önlenmesi Alt Komitesi

Alt komitelerin ilk tur toplantıları Haziran 2000 tarihinde başlamış, üçüncü tur toplantılar 2002 yılında tamamlanmıştır. Alt komite toplantılarında AB müktesebatı ayrıntılı olarak incelenmekte, müktesebatın uyarlanması ve uygulanması yönünde Türkiye’de sürdürülen çalışmalar değerlendirilmektedir. Alt komitelerin karar alma yetkileri bulunmamakla birlikte çalışmaları konusunda Ortaklık Komitesi’ne rapor sunmak zorundadırlar. Türkiye ile tarama süreci başlamamış olmakla birlikte, yapılan alt-komite çalışmaları tarama sürecine yakın bir işleve sahiptir (Üyelik müzakerelerinde AB, aday ülke tarafından AB müktesebatına uyum için gerekli yasa ve mevzuatın kabulü ve bunları uygulayacak idari kapasitenin oluşturulmasına önem vermektedir. Aday ülkelerin sağladığı uyum tarama süreci ile izlenmektedir).

Altılar (the Six)

Avrupa Topluluklarını kuran altı ülkeyi ifade eder: Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg. Bu sayı daha sonra İngiltere, İrlanda ve Danimarka’nın katılımıyla dokuz’a (1973), Yunanistan’ın katılımıyla ona (1981), Portekiz ve İspanya’nın katılımıyla onikiye (1986) ve Avusturya, Finlandiya ve İsveç’in katılımıyla onbeşe (1995) yükselmiştir.

Amsterdam Antlaşması (Treaty of Amsterdam)

29 Mart 1996 tarihinde Torino Zirvesi’yle başlatılan Hükümetlerarası Konferans süreci sonucunda hazırlanan Amsterdam Antlaşması, 16-17 Haziran 1997 tarihli Amsterdam Zirvesi’nde onaylanmış ve 1 Mayıs 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yasal açıdan Amsterdam Antlaşması, Avrupa Birliği’ni kuran Maastricht Antlaşması ve Avrupa Toplulukları Kurucu Antlaşmalarının yanısıra, bazı ilgili kararları tadil etme amacı taşımaktadır. Bu çerçevede Amsterdam Antlaşması, Kurucu Antlaşmaların yerine geçmemiş, ancak onları tamamlamıştır. Amsterdam Antlaşması’nda yer alan temel değişiklikler şunlardır:

Konsey’de oy hakkının askıya alınması: Amsterdam Antlaşması’yla ilk kez, Kurucu Antlaşmalara üyelik için gerekli görülen bazı yeni koşullar eklenmektedir. Bu çerçevede temel hak ve özgürlükler ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne riayet etmek, tam üyelik için bir koşul olmaktadır. Bu ilkelere aykırı davranma eğilimini sıklıkla gösteren ülkelerin AB Konseyi’ndeki oy hakkı, diğer üyelerin üçte birinin teklifi ve oybirliğiyle karar alması sonucu askıya alınabilecektir.

Topluluk Politikaları: AB’yi kuran Antlaşma’ya istihdama ilişkin yeni bir bölüm eklenmekte, kamu sağlığı ve tüketicinin korunması gibi politikalar ise geliştirilmektedir. Ayrıca dengeli ve sürdürülebilir kalkınma taahhüdünün gereği olarak, tüm Topluluk politikalarının tanım ve uygulamasına çevre boyutu entegre edilmektedir. İngiltere’nin çekincesini sona erdirmesiyle birlikte Sosyal Politika da Topluluk mevzuatının bir parçası haline gelmektedir.

Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP): Savunma alanında askeri girişimlerin hedefleri yeniden tanımlanarak Petersberg Deklarasyonu çerçevesindeki misyonlar, AB savunma politikasının kapsamına alınmaktadır. Komuta ve kontrol fonksiyonlarının toplandığı Konsey Genel Sekreteri’ne ODGP Yüksek Temsilcisi ünvanı verilerek, bu görev bürokratik olmaktan çok siyasi bir konuma yükseltilmektedir. Dış politika alanında ise, Topluluğun dış ticaret müzakerelerindeki yetki alanı hizmetler ve fikri mülkiyet gibi yeni alanları kapsayacak biçimde genişletilmektedir.

Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği (AİAİ): Özellikle iltica ve göç konularıyla ilgili koordinasyonun güçlendirilmesi öngörülmekte, bu nedenle bu alanda üçüncü temel kapsamında yer alan ve halihazırda hükümetlerarası yöntemle ele alınan bazı konular, Topluluk politikaları (AB’yi kuran Antlaşma’ya yeni eklenecek IIIa Bölümü-vize, sığınma, göç ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin diğer politikalar) kapsamına alınmaktadır. Ayrıca yeni Antlaşma’yla Schengen mevzuatı, AB müktesebatı kapsamına dahil edilmektedir.

AB Kurumları ve Karar Alma Prosedürü: Topluluk faaliyetlerinin şeffaflığının artırılması amacıyla tüm Topluluk kurumlarının çalışmalarına ilişkin dokümanlara erişim kolaylaştırılmaktadır. Karar alma mekanizmasında ise ortak karar yönteminin uygulama alanı artırılarak, yasama yöntemi basitleştirilmektedir. Avrupa Parlamentosu’nun yalnızca Topluluk politikaları açısından değil, ikinci ve üçüncü temeller (bkz. Maastricht Antlaşması) çerçevesindeki rolü de artırılmaktadır. Ayrıca Komisyon Başkanı’nın atanması için Parlamento’nun uygun görüşü gerekli kılınmaktadır.

Ankara Anlaşması (Ankara Agreement)

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da imzalanarak 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren “Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında bir Ortaklık yaratan Anlaşma”dır. Anlaşma, o tarihte AET üyesi olan altı ülke (Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg) ile Türkiye arasında imzalanmıştır. Geleceğe yönelik bir çerçeve Anlaşma’dır. Ortaklığın aşama aşama geçeceği dönemleri (hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve son dönem) ve bu dönemlerin çerçevesini çizmekte, hukuksal araçları belirlemektedir. Ankara Anlaşması 33 maddeden, Anlaşma eki ise, iki Protokol (Geçici Anlaşma ile Malî Protokol), bir Son Senet ve imza sırasında teati edilen iki mektuptan oluşur.

Ankara Anlaşması Geçici Protokolleri (Provisional Protocols of Ankara Agreement)

Ankara Anlaşmasına ekli iki geçici Protokol bulunmaktadır. 1 sayılı Protokol geçiş döneminin bir Katma Protokolle şart, usul, sıra ve sürelerinin saptanacağını belirtir ve Katma Protokolle ilgili diğer teknik konuları ele alır. 2 sayılı Protokol, Türkiye’nin Topluluğa ihraç ettiği geleneksel tarım ürünlerine açılan kontenjanları belirler, ayrıca Ortaklığın işleyişine ilişkin de bazı teknik hükümleri içerir.

Anti-Damping (Anti-Dumping)

GATT çerçevesinde damping, “bir ürünün benzer bir ürünün ihracatçı ülkede tüketim için satışa sunulan fiyattan daha düşük fiyatla ihraç edilmesi” şeklinde tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle, eğer ihraç fiyatı ile ihracatçı ülkedeki iç tüketim fiyatı arasındaki karşılaştırma sonrasında, ikincisinin daha yüksek olduğu anlaşılırsa ürün dampingli kabul edilir. Damping suçlamalarının geçerli sayılabilmesi için, ithal ülkesindeki yerel sanayi üzerinde somut ve tespit edilebilir zarar meydana geldiğinin kanıtlanması gereklidir.

AB, GATT Anlaşması’nın hükümlerine paralel olarak bu alanda kendi mevzuatını geliştirmiştir. AB’nin Ortak Ticaret Politikası çerçevesinde Komisyon, damping suçlamalarının haklılığını araştırmakla yetkili kılınmıştır. Herhangi bir AB üyesi ülke ya da AB içerisindeki bir firma ya da kuruluş damping yapıldığını iddia eder ve bunun AB içerisinde faaliyette bulunan herhangi bir sektöre zarar verdiğini delillerle ortaya koyarsa, Komisyon tarafından bir damping soruşturması açılır. Bu dönem içerisinde eğer ihracatçı ülke fiyatları yükseltmeyi kabul ederse (price undertaking) soruşturma durdurulur. Soruşturma sonucunda bir damping marjı saptanırsa, Komisyon tarafından eşit düzeyde anti-damping vergisi belirlenir. Söz konusu vergiler, bir tüzük vasıtasıyla Konsey tarafından onaylanmasını takiben yürürlüğe koyulur. Anti-damping kararlarına karşı, Adalet Divanı ve Birinci Derece Mahkemesi’ne başvurulabilir.

Araştırma-Geliştirme Politikası (Research and Development (R&D) Policy)

AB’nin araştırma ve geliştirme politikası üç Kurucu Antlaşma’yla (AKÇT, EURATOM ve Avrupa Topluluğu’nu kuran Antlaşma’nın XV. Bölümü) belirlenen hükümlere dayanmaktadır. “Teknoloji” kavramı Avrupa Tek Senedi ile birlikte Topluluk hukukuna eklenmiş, Maastricht Antlaşması ise bu alandaki Topluluk hedeflerini geliştirmiştir. Bu alanda Topluluğun öncelikleri, Avrupa sanayiinin rekabet gücünün desteklenmesi ve teknolojik gelişmelere adapte olabilmek amacıyla araştırmaların yoğunlaştırılmasıdır.

Ar-Ge alanında Topluluk düzeyindeki girişimlerin koordinasyonu çeşitli araçlara dayanmaktadır:

  • Araştırma ve teknolojik gelişme alanında çerçeve program: Birden fazla yılı kapsayan ve ilk kez 1984 yılında oluşturulan bu programlar, bilgi ve haberleşme teknolojisi, çevre, biyoloji, enerji (nükleer enerji dahil), ulaştırma ve araştırmacıların hareketliliği gibi çok farklı konularda oluşturulan spesifik programları koordine etmektedir. AB adayı ülkelerin katılımına açık olan 2002-2006 döneminde uygulanacak Bilimsel ve Teknolojik Gelişme Alanında 6. Çerçeve Programı’na Türkiye de katılmaktadır. Türkiye, programa katılıma dair Mutabakat Zaptı’nı, diğer aday ülkelerle birlikte 29 Ekim 2002 tarihinde Brüksel’de imzalamıştır. Mutabakat Zaptı 10 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
  • Ortak Araştırma Merkezi (JRC) ve EURATOM Tedarik Ajansı: Ortak Araştırma Merkezi, Komisyon’un belirli ihtiyaçlarını karşılayan sekiz araştırma enstitüsünden oluşmaktadır. Nükleer enerji (özellikle nükleer güvenlik) alanında etkin faaliyet gösteren kurum çevre, endüstriyel risk vb. alanlarda uzmanlaşan birimlerden kuruludur.
  • COST: 1971 yılında oluşturulan bu işbirliği programının amacı, Avrupa’da ulusal araştırma önceliklerinin koordinasyonunun sağlanmasıdır. COST’un halihazırda 25 üyesi (AB üyesi onbeş ülke, İzlanda, Norveç, İsviçre, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovakya, Slovenya ve Türkiye) vardır.
  • EUREKA: AB üyesi ülkeler, Rusya, İsviçre ve Türkiye dahil 26 ülkeden oluşan hükümetlerarası bir örgüttür. 1985 yılında kurulan örgütün amacı, iş yerleri ve araştırma kurumları arasında özellikle ileri teknoloji alanında ortaklıkların desteklenmesidir.

Ar-Ge alanında belirli programların tanımlanması ve ulusal eylemlerin koordinasyonu için Konsey, Komisyon’un önerisi üzerine Avrupa Parlamentosu ile Ekonomik ve Sosyal Komite’ye danıştıktan sonra nitelikli çoğunlukla karar alır. Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, çerçeve programlar da bu yönteme göre onaylanmaya başlanmıştır.

Askıya Alma Hükmü (Suspension Clause)

Askıya Alma Hükmü, Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması’na eklenmiştir. Bu hüküm çerçevesinde, üye devletlerden herhangi birinin, AB’nin kuruluş temelini oluşturan ilkeleri (özgürlük, demokrasi, insan hakları, temel özgürlükler, hukuk devleti) ihlâl etmesi durumunda, bazı hakları askıya alınabilir (Konsey’de oy verme hakkı gibi). Buna rağmen, ülkenin üyelik çerçevesindeki yükümlülükleri bağlayıcı olmayı sürdürür.

Avrupa Anlaşmaları (Europe Agreements)

Avrupa Anlaşmaları, AB ile Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri (MDAÜ) arasında imzalanan özel ortaklık anlaşmalarıdır. İnsan haklarına saygı, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve pazar ekonomisine dayalı olan bu anlaşmaların amacı, taraf ülkeyi AB üyeliğine hazırlamaktır. Günümüze dek Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya ile Avrupa Anlaşmaları imzalanmıştır.

Avrupa Anlaşmaları aşağıda belirtilen unsurlardan oluşmaktadır:

  • ortak çıkara ilişkin konularda ikili ya da çok taraflı danışma ortamı sağlayan siyasi unsur;
  • serbest ticaret alanı kurulmasını amaçlayan ticari unsur;
  • ekonomik, kültürel ve mali alanlarda işbirliği;
  • özellikle fikri mülkiyet ve rekabet kuralları açısından mevzuat uyumu.

Kurumsal düzenlemeler açısından incelendiğinde her Avrupa Anlaşması’nın genel idaresi bir Ortaklık Konseyi tarafından üstlenilir. Ortaklık Konseyi, bir yanda AB Konseyi ve Komisyonu yetkilileri, diğer yanda ise anlaşmanın imzalandığı ülkenin hükümet temsilcilerinden oluşur. Ortaklık Konseyi üyelerinden meydana gelen bir Ortaklık Komitesi ise alınan kararların işleyişini izler ve Ortaklık Konseyi toplantılarını hazırlar. Avrupa Parlamentosu ile Anlaşma’nın imzalandığı ülkenin ulusal parlamentosunun temsilcilerinden oluşan bir Ortak Parlamento Komitesi de Ortaklık Konseyi’ne tavsiyelerde bulunur.

Avrupa Birliği Ajansları (European Union Agencies)

AB Ajansları Birliğin faaliyetlerine ademi merkeziyetçi bir yaklaşım getirerek ortak politikalar çerçevesinde karşılaşılan sorunları çözümlemeye yönelik kurumlardır. Aşağıda belirtilen, Birliğin 12 ajansı AB hukukuna göre tüzel kişi sayılmalarına karşın, AB kurumları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir.

  • Avrupa Çevre Ajansı
  • Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi
  • Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı İzleme Merkezi
  • Avrupa Topluluğu Patent Ofisi
  • Avrupa Topluluğu Bitki Çeşitliliği Ofisi
  • Avrupa Tıbbi Ürünleri Değerlendirme Ajansı
  • Avrupa Mesleki Eğitimi Geliştirme Merkezi
  • Avrupa İş ve Yaşam Koşullarını İyileştirme Vakfı
  • Avrupa İşyerinde Güvenlik ve Sağlık Ajansı
  • Avrupa Mesleki Eğitim Vakfı
  • Avrupa Birliği Organları Çeviri Merkezi
  • Avrupa Yeniden Yapılandırma Ajansı

1997 yılından itibaren Birlik Ajansları aday ülkelerin katılımına açıktır. Türkiye’nin adaylığının teyit edildiği 10-11 Aralık Helsinki Zirvesi’nde Birlik ajanslarına katılabileceği belirtilmiştir. Türkiye’nin, Avrupa Çevre Ajansı’na katılımına dair anlaşma, diğer aday ülkelerle eşzamanlı olarak 9 Ekim 2000 tarihinde imzalanmıştır. Türkiye’nin Avrupa Çevre Ajansı’na katılımı ile ilgili karar 28 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye yakın zamanda Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi, Avrupa İşyerinde Güvenlik ve Sağlık Ajansı ve Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı İzleme Merkezi’ne katılmayı amaçlamaktadır.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (General Secretariat for EU Affairs )

ABGS, Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlanması çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarının gerçekleştireceği çalışmalarda iç koordinasyonu sağlamanın yanı sıra, uyum çalışmalarının plan ve programlara uygun olarak gerçekleştirilmesi amacı ile Başbakanlığa bağlı olarak 4 Temmuz 2000 tarihinde kurulmuştur. 21 Mart 2003 tarihinde 25055 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan teskere ile ABGS Dışişleri Bakanlığı’na bağlanmıştır.

4 Temmuz 2000 tarih ve 24099 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ABGS Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da, ABGS’nin Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Dışişleri Bakanlığı’nca yürütülen dış ilişkilerin koordinasyonu ve katılım müzakereleri dahil tüm dış temas ve müzakereler kapsamında aşağıda belirtilen görevleri yürüteceği belirtilmiştir:

  • Ulusal Program çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülecek iç uyum çalışmalarında plan ve programlara uygun olarak koordinasyonun sağlanması,
  • Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanması amacıyla oluşturulacak kurul ve komitelerin sekretarya hizmetlerinin yürütülmesi ve söz konusu kurul ve komiteler tarafından alınan kararların uygulanmasının yönlendirilmesi,
  • Hükümetin ve oluşturulacak kurul ve komitelerin kararları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması,
  • Görev alanına giren konularda sözleşme ile yurt içi veya yurt dışında gerçek ve tüzel kişilere araştırma, etüt ve tercüme işlerinin yaptırılması,
  • Yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetlere ilişkin olarak tebliğ, genelge ve benzeri düzenleyici işlemlerin Başbakanlık vasıtasıyla yapılması.

Avrupa Birliği Komisyonu (European Union Agencies)

Avrupa Birliği Komisyonu girişim, uygulama, yönetim ve denetim yetkilerine sahip bağımsız bir organdır. Kurucu Antlaşmaların yürütme organı ve Topluluk çıkarlarının koruyucusudur. Yasa önerisinde bulunma, yasaları uygulama ve Antlaşmaların belirttiği hallerde karar alma yetkisi vardır. Komisyon (Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere’den iki, diğer üye ülkelerden birer Komiser) 20 üyeden oluşur. Üye ülkeler arasında anlaşma ile beş yıl için seçilen Komisyon’un atanması için Avrupa Parlamentosu’nun onayı gereklidir. Komiserler, 24 genel müdürlük ile uzmanlaşmış departmanlardan oluşan bir yönetim kadrosu tarafından desteklenirler. Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Parlamentosu’na karşı sorumludur. Parlamento’nun nitelikli çoğunluğu ile istifaya davet edilebilir. Avrupa Parlamentosu, üye devletlerin Komisyon Başkanı olarak atamak istedikleri kişinin yanısıra, Komisyon’u da bir bütün halinde onaylamak hakkına sahiptir.

Nice Antlaşması’nda yer alan Genişleme ile ilgili Protokol’de AB’nin 27 üyeli hale gelmesinden sonra Antlaşma’nın 231(1) maddesinin, Komisyon üye sayısının AB üye ülke sayısından az olması nedeniyle, eşitlik ilkesi çerçevesinde rotasyon sistemi kullanılacağı ve bu sistemin uygulama esaslarının Konsey’de oybirliği ile kabul edileceğinin eklenmesi ile değiştirileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, Komisyon üye sayısının da Konsey tarafından oybirliği ile belirleneceği belirtilmiştir ve Antlaşma’da yapılacak olan her iki değişikliğin Birliğe 27. üye de katıldıktan sonra gerçekleşeceği vurgulanmıştır.

Avrupa Birliği Konseyi (Council of the European Union/Council of Ministers)

Bakanlar Konseyi olarak da adlandırılan Avrupa Birliği Konseyi, AB’nin temel karar alma kurumudur. Avrupa Birliği Konseyi yasama ve yürütme görevlerine sahiptir. Yasama yetkilerini Avrupa Parlamentosu ile, yürütme yetkilerini Avrupa Birliği Komisyonu ile beraber uygular. AB Konseyi Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği ile Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası konularında Ortak Tutum belirler. Birliğe üye olmayan ülkelerle görüşmelere karar verilmesi, izlenmesi ve sonuçlandırılması AB Konseyi’nin sorumluluğu altındadır.

AB’nin yasama sürecinde basit görüş/danışma (consultation), işbirliği (co-operation) ve ortak karar (co-decision) olmak üzere üç yöntem kullanılmaktadır. Yasama yöntemlerindeki temel farklılık Avrupa Parlamentosu’nun yetkilerinden kaynaklanmaktadır.

AB Konseyi kendi içinde oybirliği, nitelikli çoğunluk ve basit çoğunluk ile karar alır. Basit çoğunluk seyrek kullanılan bir yöntemdir. Oybirliği, AB Konseyi’nde bir kararın alınması için bütün üye devletlerin uzlaşmasını gerektirmektedir. AB’nin gelişimi içersinde oybirliğinin uygulama alanı önemli ölçüde sınırlandırılmıştır.

Nitelikli çoğunluk ise Konsey tarafından bir kararın alınması için gereken oy sayısını ifade etmektedir. Her üye ülkenin belirli sayıda oyu vardır. Buna göre, nitelikli çoğunluğun oluşabilmesi için 87 oyun 62 si gerekmektedir (%71). Genişlemenin ardından Konsey’de oy ağırlıkları Nice Antlaşması’nda yer alan Genişleme Hakkındaki Protokol ile belirlenmiştir. (bkz. Nitelikli Çoğunluk)

Halihazırda üye ülkelerin AB Konsey’indeki oy dağılımı aşağıda verilmektedir.

Yürürlükteki Oy Dağılımı
Almanya 10
İngiltere 10
Fransa 10
İtalya 10
İspanya 8
Hollanda 5
Yunanistan 5
Belçika 5
Portekiz 5
İsveç 4
Avusturya 4
Danimarka 3
Finlandiya 3
İrlanda 3
Lüksemburg 2

Haziran 2002 tarihinde yapılan Sevilla Avrupa Konseyi toplantısında AB Konseyi formasyonlarının;

  • Genel İşler ve Dış İlişkiler,
  • Ekonomik ve Mali İşler,
  • Adalet ve İçişleri,
  • İstihdam, Sosyal Politika, Sağlık ve Tüketici Konuları,
  • Rekabetçilik (İç Pazar, Sanayi, Araştırma)
  • Ulaştırma, Telekomünikasyon ve Enerji,
  • Tarım ve Balıkçılık,
  • Çevre,
  • Eğitim, Gençlik ve Kültür alanlarını kapsaması kararlaştırılmıştır.

AB üyesi her ülke, sırayla Konsey Başkanlığını altı ay süresince üstlenir. Konsey toplantıları üye ülkelerin Daimi Temsilcilerinden oluşan Komite (COREPER) tarafından hazırlanır. Bu süreç esnasında üye devletlerin ulusal kamu görevlileri, COREPER’e yardımcı olur. Konsey ise Genel Sekreterliği tarafından desteklenir.

Avrupa Birliği Programları (European Union Programs)

Avrupa Birliği Programları Birliğin politikalarının kapsadığı alanlarda üye ülkeler arasında işbirliğini geliştirmeye yönelik olarak belirli dönemlerde uygulanmak üzere oluşturulan faaliyetlerdir. AB Komisyonu’nun ilgili Genel Müdürlükleri altında yürütülen programlar eğitim, sağlık, araştırma-geliştirme, çevre, adalet ve İç Pazar gibi pek çok alanda uluslararası işbirliği olanakları yaratmaktadır. Birlik politikalarının uygulanmasına ve Birliğin karşılaştığı sorunlara ortak çözümler yaratılmasına önemli katkılar sağlayan programların finansmanına, AB bütçesinden mali katkıda bulunulmaktadır.

1997 yılından itibaren aday ülkeler AB Programlarına katılabilmektedirler. 2002 yılı itibariyle aşağıdaki AB Programları aday ülkelerin katılımına açıktır.

  • Sosyal Dışlanma ile Mücadele (2001-2005)
  • İstihdamın Teşvik Edilmesi (2001-2005)
  • Ayrımcılık ile Mücadele (2001-2006)
  • Leonardo (2000-2006)
  • Socrates (2000-2006)
  • Gençlik (2000-2006)
  • Medya Plus (2001-2005)
  • Kültür 2000 (2000-2006)
  • Daphne (2000-2003)
  • Cinsiyetlerarası Eşitlik (2001-2005)
  • 6. Çerçeve Programı (2002-2006)
  • 6. Çerçeve Euratom 2002-2006)
  • LIFE (2000-2004)
  • Avrupa için Akıllı Enerji (2003-2006)
  • Fiscalis (2003-2007)
  • Gümrükler 2007 (2002-2007)
  • IDA (1998-2004)
  • Girişim ve Girişimcilik (2001-2005)
  • Dijital Ürünler ve Dil Çeşitliliği (2001-2005)
  • E-Güvenlik (2003-2004)
  • Kamu Sağlığı Alanında Topluluk Girişimi (2001-2006)
  • Marco Polo (2003-2006)
  • Sivil Koruma Mekanizması (2002)
  • Çevre Koruma Sivil Toplum Kuruluşları (2002-2006)
  • Dünya Erasmus’u (2007-2008)
  • Medeni Hukuk Alanında İşbirliği Çerçeve Programı (2002-2006)
  • Pericles (2002-2005)
  • Trans-Avrupa Telekomünikasyon Ağlarının Oluşturulması (2002-2006)

Programlara katılım için aday ülkelerin ulusal katkı payı ödemesi ve programın öngördüğü mekanizmaları kurması gerekmektedir.

Helsinki Zirvesi’nin sonuçları uyarınca, Türkiye’nin aday ülkelere açık bulunan tüm Topluluk programlarına katılımına dair genel esasları belirleyen Çerçeve Anlaşma 26 Şubat 2002 tarihinde Brüksel’de imzalanmıştır. Anlaşma TBMM tarafından onaylanmış ve 28 Haziran 2002 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Çerçeve Anlaşma’nın yürürlüğe girmesi ile Türkiye’nin katılmak istediği Birlik programları için, AB Komisyonu ile katılım koşullarını ve ödenecek katkı payını belirleyen müzakereler yapması ve her bir program için, bu hususları karara bağlayan ayrı birer Mutabakat Zaptının imzalaması gerekmektedir.

Türkiye; Leonardo, Socrates, Gençlik, Çok Yıllı İşletmeler ve Girişimcilik, 6. Çerçeve (Araştırma-Geliştirme), IDA-II (İdareler Arası Karşılıklı Bilgi Değişimi), e-Europe (Dijital İçerik), Gümrükler 2007, Kamu Sağlığı Alanında Topluluk Girişimi, İstihdamı Teşvik Tedbirleri, Kadın-Erkek Eşitliği, Ayırımcılık ile Mücadele ve Sosyal Dışlanma ile Mücadele Programlarına katılım talebinde bulunmuştur.

Türkiye’nin katılım için resmi başvuruda bulunduğu programlar arasında, 6. Çerçeve Program ve Çok Yıllı İşletmeler ve Girişimcilik Programı’na dair Mutabakat Zabıtlarının onay işlemleri tamamlanmıştır. Çok Yıllı Programa dair Mutabakat Zaptı 6 Ocak 2003; 6. Çerçeve Programa ilişkin Mutabakat Zaptı da 10 Ocak 2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Türkiye, Leonardo, Socrates ve Gençlik eğitim programlarına katılım için öngörülen hazırlık süreci kapsamında yürütülecek çalışmalar ve finansmana ilişkin dört anlaşmayı 27 Aralık 2002 tarihinde AB Komisyonu ile imzalamıştır. Leonardo, Socrates ve Gençlik programlarının herbiri için Hazırlık Tedbirleri Anlaşmaları ve Socrates Programı Pilot Uygulamaları Anlaşmaları imzalayan Türkiye, 2003 Aralık ayına kadar hazırlık çalışmalarını sonuçlandırmayı öngörmektedir. Türkiye’nin katılım talebinde bulunduğu diğer programların anlaşmalarının imzalanması ve onaylanması Nisan 2003 itibariyle devam etmektedir.

Avrupa Birliği’ne Yeni Üyelerin Kabulü (Maastricht Antlaşması’nın 0 Maddesi) : Accession of New Members to the European Union (Article 0 of the Maastrich Treaty)

Maastricht Antlaşması’nın O maddesi, AB’ye yeni üyelerin kabulünü düzenlemektedir. AB’ye üyelik başvurusunda bulunan bir ülkeyle katılım (üyelik) müzakerelerinin başlatılması için Konsey’in, Komisyon’a danıştıktan ve Avrupa Parlamentosu’nun uygun görüşünü aldıktan sonra oybirliğiyle karar alması gereklidir. Üyeliğin kabulü için gereken koşullar, geçiş süreleri, Kurucu Antlaşmalar üzerinde yapılacak değişiklikler, aday ülke ile üye ülkeler arasında imzalanacak bir antlaşmaya tâbidir. Tüm taraf ülkelerin anayasal düzenlemeleri uyarınca onaylanmasını takiben söz konusu antlaşma yürürlüğe girer.

Avrupa Birliği’nin Başkanlığı (Dönem Başkanlığı) : Presidency of the European Union (rotation of Presidency)

Avrupa Birliği’nin başkanlığı, altı ayda bir dönüşüm sistemi esas alınarak düzenlenmiş olup, her üye devlet bu süre boyunca Başkanlığı elinde bulundurur. Başkanlık bir görev olmasının yanısıra, her üye devletin Topluluk kurumlarının iyi işleyişine katkısını sağlar. Bugünkü durumda her üye devlet, yedi buçuk yılda bir dönem başkanlığı yapmaktadır. Avrupa Konseyi Başkanlık sistemi Avrupa için bir Anayasal Antlaşma (Anayasa) hazırlamakla görevli Konvansiyon’un üzerinde çalıştığı en önemli ve tartışmalı konulardan birini oluşturmaktadır. Sözkonusu başkanlığın yapısı, işleyişi ve süresine ilişkin detaylar, Konvansiyon çalışmalarının bitimini takiben gerçekleşecek olan Hükümetlerarası Konferans’ta kabul edilmesi planlanan Antlaşma ile nihai şeklini alacaktır.

Avrupa Birliği’nin Hukuki Kişiliği (Legal Personality of the European Union)

Avrupa Birliği’nin hukukî kişiliği sorunu, özellikle Avrupa Topluluğu’nun sözleşmelere katılma ve Antlaşmalar yapmak konusundaki ehliyetiyle bağlantılıdır. Gerçekten de, herbirinin hukukî kişiliği bulunan üç Topluluğu (AT, AKÇT ve EURATOM) ve hükümetlerarası nitelikte iki alanı (Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası, Adalet ve İçişlerinde İşbirliği) kapsayan Birliğin, uluslararası hukukta adına “treaty making power” denilen üçüncü devletlerle anlaşmalar yapma yetkisi yoktur. Hukukî kişilikle ilgili tartışmalar, AB’nin dışarıda daha etkin ve uyumlu bir şekilde hareket etmesini sağlayacak gerekli araçlarla teçhiz edilmesinin uygun olup olmadığına ilişkin görüşmeler çerçevesinde yer almaktadır.

Avrupa Birliği’nin Üç Sütunu (Three Pillars of the European Union)

Bu terimle, Avrupa Birliği Antlaşması’nın (Maastricht Antlaşması) aşağıdaki üç sütunu kastedilmektedir.

  • Topluluk boyutu: Avrupa Topluluğu’nu kuran Antlaşma’da yer alan hükümlere tekabül eder: Birlik vatandaşlığı, Topluluk politikaları, Ekonomik ve Parasal Birlik v.b. (birinci sütun)
  • Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası: Maastricht Antlaşması’nın V. Bölümü kapsamındadır. (ikinci sütun)
  • Adalet ve İçişleri Alanlarında İşbirliği: Maastricht Antlaşması’nın VI. Bölümü kapsamındadır (üçüncü sütun).

Amsterdam Antlaşması, üçüncü sütun kapsamında yer alan bazı alanların “Topluluk Geçiş Köprüsü” adı verilen bir aktarım yoluyla birinci sütun kapsamında ele alınmasını mümkün kılmaktadır. Bu sayede suça ilişkin konularda polisiye ve adli işbirliği Topluluk boyutunda (birinci sütun) ele alınabilmektedir.

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ÜÇ SÜTUNU şeması için tıklayınız

Avrupa Çevre Ajansı (European Environment Agency)

Üye ülke hükümetleri ve Topluluk organlarının yanısıra, kamuoyunun da çevre ile ilgili konularda doğru bilgiye düzenli olarak ulaşabilmesi amacıyla, 1990 yılında Avrupa Çevre Ajansı kurulmuştur. Merkezi Kopenhag’da bulunan Avrupa Çevre Ajansı’nın başlıca işlevleri şunlardır:

  • Üye ülkelerle birlikte Avrupa çapında çevre konulu bir bilgi ve gözlem ağı oluşturulması,
  • Çevre ile ilgili verilerin kaydedilmesi, toplanması, değerlendirilmesi ve dağıtımı,
  • Çevreye ilişkin istatistiki verilerin Avrupa düzeyinde birbirleriyle karşılaştırılabilir kılınmasının desteklenmesi,
  • Çevre ile ilgili gelişmelerin önceden tahmin edilmesine yönelik tekniklerin geliştirilmesi ve uygulanması alanındaki faaliyetlere ivme kazandırılması.

Tüzel kişiliğe sahip olan Ajans, Topluluk çevre mevzuatı kapsamındaki tüm alanlarda araştırma ve incelemeler yaparak yıllık raporlar yayınlar. Bunun yanısıra Topluluğun çevre politikası, bu alandaki çeşitli uygulamalar, kullanılan araçlar vb. konularda kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla elektronik ortamda ve basılı olarak yayınlar yapmaktadır. Aday ülkelerin ve uluslararası işbirliği çerçevesinde üçüncü ülkelerin Ajans’ın çalışmalarına katılımına izin verilmektedir. Türkiye diğer aday ülkelerle eşzamanlı olarak Avrupa Çevre Ajansı’na katılım anlaşmasını 9 Ekim 2000 tarihinde imzalamıştır. Türkiye’nin Avrupa Çevre Ajansı’na katılımı ile ilgili karar 28 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Avrupa Ekonomik Alanı (European Economic Area)

AET üyesi devletlerle EFTA üyesi devletlerin Bakanları ve Avrupa Komisyonu, 9 Nisan 1984 tarihinde Lüksemburg’da kabul ettikleri bir bildiriyle Avrupa Ekonomik Alanı (A.E.A.) kurulmasını kararlaştırmışlardır. AET ile EFTA arasında 1973 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’ndan bu yana sanayi ürünleriyle bazı işlenmiş tarım ürünleri esasen serbestçe dolaşabiliyordu. EFTA ülkeleri, 1 Ocak 1988 tarihinde Topluluğun bütünleştirilmiş gümrük tarifesini (TARİC) ve uygulama kurallarını da kabul etmişlerdi. Ürünlerin menşei ile ilgili ortak kurallar da saptanmıştı.

2 Şubat 1988 tarihli Brüksel Bakanlar toplantısında Avrupa Ekonomik Alanı’nın amaçları şöyle saptanmıştır:

  • EFTA üyelerinin Avrupa Tek Pazarına katılmalarının sağlanması (ticarette teknik engellerin kaldırılması, formalitelerin basitleştirilmesi, rekabet, kamu piyasaları ve devlet yardımlarının denetimi ile ilgili bazı Topluluk kurallarının daha uygun biçimde uygulanması)
  • Topluluk politikalarının (ulaştırma, araştırma ve geliştirme, tarım ve balıkçılık, enerji, çevre, meslekî eğitim, eğitim, fikrî mülkiyet) EFTA ülkelerini kapsayacak biçimde genişlemesi.

Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması, 2 Mayıs 1992 tarihinde Porto’da imzalanmış ve 1 Ocak 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir (İsviçre referandum sonucu Anlaşmaya katılmayı reddetmiştir).

Avrupa Ekonomik Topluluğu-AET (European Economic Community-EEC)

Avrupa Ekonomik Topluluğu, 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması ile kurulmuştur. Topluluk, Altı kurucu üye arasında, ekonomi politikalarının yaklaştırılmaları yoluyla bir ortak pazarın kurulmasını, ekonomik faaliyetlerin uyum içinde gelişmesini, dengeli ve sürekli bir gelişme sağlanmasını, istikrarın artmasını, Topluluk üyesi ülkeler arasındaki ilişkilerin daha sıkılaştırılmasını öngörmektedir .

Bu amaca ulaşmak için AET Antlaşması, yürürlük tarihinden (1 Ocak 1958) itibaren 12 yıllık bir geçiş dönemi içinde malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlanmasını ve sosyal Avrupa’nın kurulmasını öngörmüştür. Geçiş döneminde ortak tarım ve ulaştırma politikaları saptanacak, üye devletlerin ekonomi politikaları ve gerekli ulusal mevzuatları yakınlaştırılacak ve rekabetin bozulmamasına ilişkin önlemler alınacaktır.

AET Antlaşması’yla, Topluluğun işlemesi için gerekli organlar da (Avrupa Parlamentosu, Topluluk Konsey ve Komisyonu ve Adalet Divanı) kurulmuştur.

Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ile, Avrupa Topluluklarını oluşturan üç Topluluktan biridir.

Birleşme (Füzyon) Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle (1 Temmuz 1967) AET’nin yürütme organları diğer iki Topluluğun yürütme organlarını da içine almıştır.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (European Security and Defense Identity)

Son yıllarda Avrupa’nın doğusundaki bazı bölgelerde (Bosna Hersek, Kosova, Çeçenistan) birbirini izleyen istikrarsızlıklar yaşanmıştır. ABD’nin savunma alanında Avrupa’ya yönelik yükümlülüklerinin göreceli olarak ortadan kalkmasıyla beliren boşluk, Avrupa tarafından doldurulamamıştır. Uluslararası platformda son yıllarda ortaya çıkan bu tür sorunlar, NATO gibi öncelikle dış tehditlere karşı oluşturulan ittifakların yetersizliğini ortaya koymuştur.

Avrupa’nın güvenlik ve savunma alanında ortaya çıkabilecek sorunlarının çözümü için ortak çıkarların korunması bilinciyle desteklenmiş siyasi bir anlayışa ihtiyaç duyulması nedeniyle, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği’nin oluşturulması yoluna gidilmiştir.

Bu çerçevede NATO Konseyi, Ocak 1994 tarihinde Brüksel’de güvenlik ve savunma alanında özgün bir Avrupa Kimliği tanımlanmasının önemini benimsemiştir. Bu yaklaşım, 3 Haziran 1996 tarihinde Berlin’de gerçekleştirilen NATO Konseyi’nde, 1994 Ocağında İttifak Bakanlarınca onaylanan ve NATO’nun askeri kapasitesinin BAB tarafından yürütülen operasyonlarda BAB’ın siyasi denetimi ve stratejik yönetimi altında kullanımına imkan tanıyacak çok uluslu ordulararası kuvvet birlikleri (Combined Joint Task Forces-CJTF) kavramının geliştirilmesi ile somutlaşmıştır. Buna ek olarak Avrupalılar NATO’nun askeri yapısı içinde komuta görevlerine hem NATO hem Avrupa’yı temsil edecek şekilde “çift kimlikli” askeri personel atayacaklardır. Bu Avrupalı komuta düzenlemelerinin, etkin ve uygun bir askeri harekat kuvvetinin süratle oluşturulabilmesi için iyi tanımlanmış ve yapılanmış olması büyük önem taşımaktadır.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (European Security and Defense Policy)

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası, AB’nin Ortak Dışişleri ve Savunma Politikası’nın bir parçasıdır. Avrupa dış politikasına askeri bir yön veren bu politika diğer AB politikalarına göre göreceli olarak yeni bir oluşumdur. Bazı AB üyeleri AB içinde tam anlamıyla bir savunma politikası oluşturulmasına karşı olmuşlardır. Ancak zaman içinde AB’nin ortak savunmadan çok sınırlı ölçüde askeri operasyonlar için askeri imkanlar ile donatılması konusunda üye ülkeler uzlaşmışlardır.

Balkanlarda yaşanan etnik çatışmaların tecrübesi ile birlikte AB, ABD’nin bir anlaşmazlığa müdahale etmemesi veya bir başka yerde operasyon yürütmesi durumunda kendi yakın çevresinde gelişen olaylara müdahale edebilmek için askeri bir güç oluşturmayı kararlaştırmıştır. Bu bağlamda Aralık 1999’da yapılan Helsinki Zirvesi’nde Acil Müdahale Gücü’nün kurulması hedef olarak belirlenmiştir. Acil Müdahale Gücü, BAB tarafından 1992 yılında belirlenen Petersberg görevlerini yerine getirecektir. Helsinki Zirvesi’nde güvenlik ve savunma konusunda ortak Avrupa politikasını güçlendirme ve AB’de askeri olmayan kriz yönetimlerine dair iki rapor kabul edilmiştir. Rapor ile AB Konseyi bünyesinde üç daimi organ oluşturulmuştur; Siyasi ve Güvenlik Komitesi, Avrupa Askeri Komitesi ve Avrupa Askeri Personeli. Söz konusu üç organ Mart 2000’de faaliyete başlamıştır.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası kapsamında AB’nin karşılaştığı temel sorun askeri yeteneklerini geliştirmek ve NATO bünyesindeki imkan ve yeteneklere erişim olmuştur. 16 Aralık 2002 tarihinde AB ile NATO arasında Brüksel’de sağlanan Türkiye’nin de destek verdiği anlaşma çerçevesinde, AB’nin düzenleyeceği operasyonlarda NATO’nun planlama ve lojistik imkanlarına ulaşımına onay verilmiştir. Böylece;

  • AGSP çerçevesinde AB, NATO’nun AB üyesi olmayan tüm üyelerine mümkün olan en geniş katılım imkanını tanımıştır.
  • NATO ise Washington Zirvesi’nde alınan kararlar çerçevesinde, AB’nin planlama imkanlarına ulaşımına onay vermiştir.

AGSP kapsamındaki ilk faaliyet 1 Ocak 2003 tarihinde Bosna-Hersek’te AB Polis Misyonu’nun başlatılması olmuştur. AB üyesi 15 ülke dışında 18 ülkenin katıldığı bu misyon, daha önce Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen görevi devralmıştır. 18 Mart 2003 tarihinde ise Birlik AGSP bünyesinde ilk askeri operasyonu başlatma kararı almış, NATO’nun Makedonya ‘daki barışı koruma görevini üstlenmiştir.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (European Bank of Reconstruction and Development)

14 Nisan 1991 tarihinde Londra’da kurulan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin pazar ekonomisine geçişini destekler nitelikli ticari yatırımlar ile altyapı projelerinin finansmanı için kredi sağlamaktadır. Bu açıdan Avrupa Yatırım Bankası’yla (AYB) benzerlik taşıyan kurumun kurucuları Avrupa Birliği ile Birlik üyesi ülkelerdir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (European Court of Human Rights)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1959 yılında Avrupa Konseyi (Council of Europe) bünyesinde kurulmuştur. Merkezi Strasbourg’da bulunan Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde insan hakları ihlallerine ilişkin davalara bakar. Bunun yanı sıra mahkeme, Sözleşme ve ilgili protokoller üzerinde öneri niteliğinde görüş bildirir. Mahkeme’de Avrupa Konseyi’nin üye ülkeleriyle eşit sayıda yargıç bulunmaktadır. Altı yıl için seçilen yargıçlar herhangi bir üye ülkeyi temsil etmezler, bu nedenle bir ülkeden birden fazla sayıda yargıç görev yapabilir.

Ülkeler ya da bazı durumlarda şahıslar, bir üye ülkenin insan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Mahkeme nezdinde dava açabilmek için ulusal düzeydeki bütün yasal yolların tüketilmesi ve ulusal mahkemenin aldığı kararın üzerinden en çok altı ay geçmiş olması gereklidir. Yakın bir geçmişe dek dava başvuruları, öncelikle Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na iletilmekteydi. Komisyon başvuruyu inceleyerek kabul edilip edilmeyeceğine karar vermekte, başvurunun kabul edilmesi durumunda Komisyon tarafından hazırlanan rapor üzerine Mahkeme’de dava açılmaktaydı. Ancak 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe giren 11. Protokol, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ile Mahkemesini birleştiren tek bir yapı oluşturarak, bu sistemi önemli ölçüde değiştirmiştir.

Günümüzde Mahkeme dört ayrı bölümden meydana gelmekte, her bölümün içerisinde ise üç yargıçtan oluşan Komiteler ile yedi yargıçtan oluşan Mahkemeler (Chambers) bulunmaktadır. Yeni sistemde başvurular bölümlerden birine iletilmekte, burada bir raportör tarafından yapılan inceleme sonucu, bir Komite ya da doğrudan bir Mahkeme tarafından ele alınıp alınamayacaklarına karar verilmektedir. Komiteler, daha önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun üstlendiği başvuruları inceleme görevini gerçekleştirmektedir. Komitelere iletilen başvurular, incelenmelerini takiben gerekli görüldüğü takdirde bir Mahkeme’ye iletilmektedir. Mahkeme’de görülen dava sonucunda oyçokluğuyla karar alınmaktadır. Üye ülke, alınan karara itiraz etmek için onyedi yargıçtan oluşan Yüksek Mahkeme’ye (Grand Chamber) üç ay içinde başvurma hakkına sahiptir. Yüksek Mahkeme’nin aldığı karar nihaidir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları üye ülkeler üzerinde bağlayıcıdır. Dava sonucunda bir üye ülkenin insan haklarını ihlal ettiği kararı alınırsa, bu ülkeye ihlale son vermesi ve zararı telafi edici önlemler alması için uyarıda bulunulur, gerektiği taktirde zararın tazminine yönelik para cezası belirlenir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi-AİHS (European Convention on Human Rights-ECHR)

4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, kişilere, haklarının korunması amacıyla mahkemelere başvurma hakkı tanımak suretiyle, ilk kez insan haklarının uluslararası düzeyde korunmasını öngören bir sistem oluşturmuştur. Sözleşme çerçevesinde Strasbourg’da aşağıda sıralanan üç denetim organı kurulmuştur:

  • Şahıslar ve üye devletlerin başvurularını incelemekle görevli bir Komisyon,
  • Komisyon ya da Komisyon’un hazırladığı bir rapor üzerine üye ülkelerin davalarını ilettikleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (yasal çözüm durumunda),
  • AİHS’nin koruyuculuğunu üstlenen ve bir olayın siyasi çözümü durumunda başvurulan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi.

Avrupa Birliği’nin AİHS’ne taraf olması konusu çok sık gündeme gelmektedir. Ancak Adalet Divanı, 28 Mart 1996 tarihli görüşüyle bu olasılığın mümkün olmadığına karar vermiştir. Gerekçe olarak ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Adalet Divanı’nın yasal yetkileri arasında uzlaşmazlıklar olabileceği gösterilmiştir. Bu konudaki tartışmalar Avrupa’nın Geleceğine İlişkin Konvansiyon çerçevesinde devam etmekte olup, 2004 Hükümetlerarası Konferansı’nda ele alınacaktır.

Avrupa Kalkınma Fonu (European Development Fund)

Avrupa Kalkınma Fonu, Avrupa Birliği’nin Lomé Konvansiyonu kapsamında yer alan Afrika-Karayip-Pasifik (AKP) ülkeleriyle işbirliği sağlanması ve bu ülkelerin kalkınmasına destek olunması amacıyla oluşturduğu temel mali araçtır. Fon, hazırlanan yardım programları çerçevesinde kullanılmaktadır.

İlk aşamada her AKP ülkesine Fon’dan ayrılan yardım oranı ve yardımın kullanım koşulları belirlenir. Bunu takiben her AKP ülkesi için “ülke raporları” hazırlanır ve uzmanlardan oluşan bir heyetin her ülkeyi ziyaret etmesinden sonra tüm ülkelerin yardım programları belirlenir. Ülkeler, bu programlar çerçevesinde belirlenen çeşitli proje tekliflerini AB Komisyonu’na iletirler. Genel olarak Fon’dan yararlanan projeler, altyapı, tarım, fizibilite çalışmaları, mesleki eğitim programları gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır.

Avrupa Konferansı (European Conference)

Avrupa Konferansı, AB üyesi ülkelerle aday ülkeleri biraraya getirmek ve gelecek birkaç yıl süresince genişleme sürecinin çerçevesini belirlemek amacıyla 1997 Lüksemburg Zirvesi’nde oluşturulmuştur. Genel çıkarlara ilişkin konularda çok taraflı bir siyasi müzakere platformu olan Konferans’ta, müzakereler özellikle şu alanlarda yoğunlaşmaktadır:

  • Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası,
  • Adalet ve İçişleri,
  • Ekonomik ilişkiler ve bölgesel işbirliği.

Fransa’nın Ekim 1997 tarihli girişimi sonucunda, Aralık 1997’de gerçekleştirilen Lüksemburg Zirvesi’yle başlatılan Konferans, bir kez Devlet ve Hükümet Başkanları ile Komisyon Başkanı, bir kez de Dışişleri bakanları düzeyinde olmak üzere yılda iki kez toplanır. Konferans’a Konsey Dönem Başkanlığı’nı üstlenen ülke başkanlık eder.

İlk kez 12 Mart 1998 tarihinde Londra’da toplanan Avrupa Konferansı bu oturumda, başta Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere, Avrupa toplumları için giderek daha önemli bir sorun haline gelen organize suçtan sorumlu olacak bir ortak uzmanlar grubu kurulmasına karar vermiştir. Konferans’ın Dışişleri bakanları düzeyindeki ilk toplantısı ise 6 Ekim 1998 tarihinde Lüksemburg’da gerçekleştirilmiştir. Türkiye, kendisine AB’ye aday ülke statüsü verilmediği için bu toplantılara katılmamıştır. Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye aday statüsünün verilmesi sonucunda Türkiye 23 Kasım 2000 tarihinde Sochaux-Montbeliard’da (Fransa) gerçekleştirilen Avrupa Konferansı ile birlikte Avrupa Konferansları’na katılmaya başlamıştır.

Avrupa Konseyi (Council of Europe)

Avrupa Konseyi, kıtanın en eski ve Avrupa’nın en çok sayıda demokratik ülkesini bir araya getiren Hükûmetlerarası örgütüdür. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupasında siyasal birliği ve işbirliğini güçlendirmek amacıyla 1949 yılında kurulmuştur. Merkezi Strasbourg’da bulunan Avrupa Konseyi’nin halen kırk dört üyesi bulunmaktadır. Avrupa Konseyi’nin:

  • Bakanlar Komitesi, örgüte üye kırk dört devletin Dışişleri Bakanları ve örgüt nezdinde akredite daimî delegelerinden oluşur.
  • Hükümetlerarası nitelikte 12 kadar Komite Avrupa Konseyi’nin çeşitli faaliyet alanlarında çalışır: insan hakları, hukuk alanında işbirliği, ekonomik ve sosyal konular, eğitim, kültür ve spor, gençlik, sağlık, çevre ve yerel yönetimler.
  • Avrupa Parlamenter Asamblesi, üye devletlerin ulusal parlamento temsilcilerinden oluşur. 306 üyesi bulunan Parlamento’da çalışmalar siyasal gruplar çerçevesinde yürütülür.

Avrupa Konseyi faaliyet alanına giren konularda Avrupa Anlaşmaları hazırlamış ve bunlar büyük ölçüde üye devletlerin Parlamentolarında onaylanmıştır. Bağlayıcı kararlar alamadığından, önerdiği düzenlemeler ancak üye devletlerce kabul edildikleri zaman geçerli olmaktadır. Özellikle insan haklarının korunmasına ilişkin alanlarda Konsey’in önemli bir rol oynadığı söylenebilir. İnsan Hakları Avrupa Komisyonu ve İnsan Hakları Avrupa Divanı bu amaca yönelik olarak kurulmuştur.

Avrupa Konseyi Zirvesi (European Council Summit)

Avrupa Konseyi Zirvesi, her bir Konsey Dönem Başkanlığı’nın son ayında üye ülkelerin Devlet ve Hükümet Başkanları ve Komisyon Başkanı’nın katılımıyla gerçekleştirilen toplantılardır. Avrupa Konseyi Zirve toplantıları gerek siyasi alanda gerek politikaların oluşturulmasında yönlendirici ilkelerin belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Gündemin gerektirmesi durumunda olağanüstü Zirve toplantıları da düzenlenebilmektedir. Haziran 2002’de gerçekleştirilen Sevilla Zirvesi’nde zirvelerin 6 ayda iki defa olmak üzere yılda dört defa toplanması kararlaştırılmış, Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi zirve hazırlıklarının yürütülmesi ile görevlendirilmiştir.

Avrupa Konseyi yasal anlamda Avrupa Tek Senedi ile tanınmış, resmi statüsü ise Maastricht Antlaşması ile oluşturulmuştur.

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu-AKÇT (European Coal and Steel Community-ECSC)

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT), 18 Nisan 1951 tarihli Paris Antlaşması’yla altı ülke arasında (Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda) kurulan ilk Avrupa Topluluğu’dur.

AKÇT’nin kurulması yönünde ilk girişim, 9 Mart 1950 tarihli Schuman Planı’dır. Jean Monnet’nin önerisi üzerine Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman tarafından hazırlanan Schuman Planı, Fransa ile Almanya’nın demir-çelik kaynaklarının devletlerüstü bir otoritenin yönetimine devredilmesini öngörmekteydi. Bu sayede gerek uluslararası güvenlik gerek ekonomik büyüme açısından anahtar konumda bulunan demir ve çelik kaynaklarındaki menfaatlerin birleştirilerek, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yeni bir savaşın engellenmesini hedeflemekteydi. 1951 tarihli Paris Anlaşması’yla hayata geçirilen bu girişim sonrasında, yalnızca Almanya ve Fransa’nın değil, İtalya, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda’nın da demir-çelik kaynakları birleştirilerek, bu altı ülke arasında ortak bir demir-çelik pazarı oluşturulmuştur.

Bakanlar Konseyi, Yüksek Otorite, Ortak Asamble ve Adalet Divanı olmak üzere dört organdan oluşan AKÇT’nin temel karar alma organı, idari açıdan bağımsız olan Yüksek Otorite’dir. Ortak Pazar’ın yönetimine ilişkin tüm yetkiler bu organa verilmiştir. Bu açıdan değerlendirildiğinde AKÇT’nin daha sonra kurulan diğer iki Topluluktan temel farkı, Yüksek Otorite’ye devletlerüstü yetkiler verilmiş olmasıdır.

AKÇT’nin kurulmasıyla birlikte demir-çelik pazarlarının birleştirilmesiyle elde edilen başarı, diğer alanlarda entegrasyon fikrini yeniden gündeme getirmiştir. Bunun sonucunda ise Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) ile Avrupa Ekonomik Topluluğu kurulmuştur. 1 Temmuz 1967’de yürürlüğe giren tarihli Birleşme (füzyon) Antlaşması’yla AKÇT’nin yürütme organları diğer iki Topluluğun yürütme organlarıyla birleştirilmiştir. Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) ile Avrupa Ekonomik Topluluğu Antlaşmaları süresiz olmasına rağmen AKÇT Antlaşması 50 yıllık bir süreye sahiptir ve 23 Temmuz 2002 tarihinde sona ermiştir.

Avrupa Merkez Bankası (European Central Bank-ECB)

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Ekonomik ve Parasal Birliğin üçüncü aşamasına geçiş sürecinde Haziran 1998’de kurulmuştur. Avrupa Para Enstitüsü kaldırılarak yerine kurulan Avrupa Merkez Bankası, AB’nin para politikasını uygulamakla görevlidir. AMB’nin karar alma organlarının (Guvernörler Konseyi ve Direktuar) başlıca işlevi ulusal merkez bankalarından oluşan bir sistemi yönetmek, bu sistem içinde kambiyo işlemlerini yürütmek, üye devletlerin rezervlerini korumak ve işletmek, para hacmini yönlendirmek ve ödemeler sistemlerinin aksamadan çalışmasını sağlamaktır.

Avrupa Mimarisi (Architecture of Europe)

Bu terim, Avrupa bütünleşmesi çerçevesinde ortak çıkarların birlikte tartışılarak çözümlerin üretildiği AB kurumlarının tümünü kapsamaktadır. Avrupa Mimarisi, AB kurumlarının yanı sıra, AB ile ilgili örgütlenmeleri, Kurucu Antlaşmaları ve geleneksel ilişkileri de içine alan geniş bir kavramdır.

Avrupa Mimarisi’nin temeli büyük ölçüde Avrupa Birliği’ni kuran Maastricht Antlaşması’na dayanır. Bu Antlaşma, AB’nin üç sütun üzerinde yükseleceğini öngörmüştür: Bunlar Avrupa Topluluğu, Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP) ve Adalet ve İçişleri Alanlarında İşbirliğidir (AİAİ). İkinci ve üçüncü sütunlar (Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası ile Adalet ve İçişleri Alanlarında İşbirliği) Avrupa Topluluğu kurumlarınca, yani Avrupa Zirvesi, Bakanlar Konseyi, Komisyon, Avrupa Parlamentosu vb. tarafından ele alınırlar. Ancak karar alma süreci hükümetlerarası görüşmeler aracılığıyla hayata geçer ve kararlar oybirliğiyle alınır.

Avrupa Para Enstitüsü (European Monetary Institute-EMI)

Avrupa Para Enstitüsü, Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) ikinci aşamasının başladığı 1 Ocak 1994’te kurulan ve AB üyesi ülkelerin Merkez Bankası Başkanlarından oluşan bir kurumdur. Temel işlevi EPB’nin üçüncü aşamasına başarılı biçimde geçilmesini sağlamak ve Euro’nun tek para olarak benimsenmesine dek Avrupa Para Sisteminin işleyişini denetlemek olan APE, 1 Ocak 1999 tarihinde EPB’nin üçüncü aşamasına geçilmesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın kurulmasıyla birlikte ortadan kalkmıştır.

Avrupa Parlamentosu (European Parliament)

Avrupa Parlamentosu, 370 milyon Avrupa vatandaşının temsilcilerinden oluşur. 1979 yılından beri doğrudan oyla seçilen bu temsilcilerin sayısı 626’dır ve dağılımı üye devletlerin nüfus yoğunluğuna göre yapılmaktadır. Amsterdam Antlaşması’na göre en fazla 700 olabilen parlamenter sayısı, Nice Antlaşması ile yapılan değişiklikle 732’ye çıkarılmıştır. Günümüze dek 1979, 1984, 1989, 1994 ve 1999 yıllarında olmak üzere beş kez doğrudan seçim yapılmıştır. Bir sonraki seçim ise 2004 yılı Haziran ayında gerçekleştirilecektir. Avrupa Parlamentosu üyeleri, mensup oldukları ülkelerden çok, belirli siyasi eğilimleri yansıtmaktadır. Bu eğilimler ise AB ülkelerindeki çeşitli siyasi partilerin aralarında kurdukları ittifaklar ile oluşmuş gruplar aracılığıyla temsil edilmektedir.

Parlamento’nun Nisan 2002 itibariyle söz konusu gruplar arasındaki dağılımı aşağıda belirtilen şekildedir:

PPE-CD (Avrupa Halk Partisi-Hristiyan Demokrat Grup) 233
PSE (Avrupa Sosyalistler Partisi Grubu) 179
ELDR (Avrupa Liberal, Demokrat ve Reform Partisi Grubu) 53
Verts/ALE (Yeşiller/Avrupa Bağımsız İttifakı) 45
GUE/NGL (Avrupa Birleşik Sol/Kuzey Yeşil Sol Konfederasyonu) 44
UEN (Milletler Avrupası Birliği) 22
EDD (Demokrasiler ve Farklılıklar Avrupası Grubu) 18
Bağımsızlar 32

Avrupa Parlamentosu’nun başlıca görevleri şunlardır:

  • Komisyon’un önerilerini inceler. Konsey’le birlikte çeşitli konularda (ortak karar alma usulleri, işbirliği usulleri…) yasama sürecine katılır.
  • Komisyon’un atanmasını onaylar (görevden alma imkânı da vardır), ayrıca Komisyon ve Konsey’e yöneltebileceği yazılı ya da sözlü sorularla, Avrupa Birliği faaliyetleri üzerinde denetim yetkisini kullanır.
  • Yıllık bütçeyi onaylamak ve uygulanmasını denetlemek suretiyle Konsey’le birlikte bütçe yetkisini paylaşır.

Avrupa Parlamentosu, Topluluklar organ ve faaliyetlerinin icraatındaki uygulamalarla ilgili olarak Birlik vatandaşlarının şikâyetlerini dinlemekle yetkili bir aracı (Avrupa Uzlaştırıcısı-Ombudsman) atamıştır. Ayrıca Avrupa Parlamentosu, geçici soruşturma komisyonları kurabilir; bu komisyonların yetkileri, Topluluk kurumlarının faaliyetleriyle sınırlı kalmayıp, Topluluk politikalarının uygulanmasıyla ilgili olarak üye devletlerin icraatını da kapsar.

Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte farklı yasama prosedürleri sadeleştirilmiştir. Bu çerçevede ortak karar yöntemi daha farklı alanlarda da uygulanmaya başlamış ve EPB ile ilgili birkaç konu dışında işbirliği yöntemi tamamen ortadan kalkmıştır. Bu durum Maastricht Antlaşması’yla Avrupa Parlamentosu’na tanınan yetkileri daha da genişletmiş, karar alma mekanizmasında Avrupa Parlamentosu’nun AB Konseyi karşısındaki konumunun güçlenmesine sebep olmuştur. 26 Şubat 2001 tarihinde imzalanan Nice Antlaşması’nda ortak karar alma prosedürünün 7 yeni alanda daha uygulanması kararlaştırılmıştır.

Nice Antlaşması’nda yer alan AB’nin Genişlemesi Hakkındaki Bildirim ile üye ülkelerin ve katılım müzakerelerine başlamış aday ülkelerin Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilci sayıları belirlenmiştir.

Nice Antlaşması ile Belirlenen Temsilci Sayısı Yürürlükteki Temsilci Sayısı
Almanya 99 (99)
İngiltere 72 (87)
Fransa 72 (87)
İtalya 72 (87)
İspanya 50 (64)
Polonya 50
Romanya 33
Hollanda 25 (31)
Yunanistan 22 (25)
Çek Cumhuriyeti 20
Belçika 22 (25)
Macaristan 20
Portekiz 22 (22)
İsveç 18 (18)
Bulgaristan 17
Avusturya 17 (21)
Slovakya 13
Danimarka 13 (16)
Finlandiya 13 (16)
İrlanda 12 (15)
Litvanya 12
Letonya 8
Slovenya 7
Estonya 6
GKRY 6
Lüksemburg 6 (6)
Malta 5

AB’nin Genişlemesi Hakkındaki Protokol’de Avrupa Parlamentosu’nun mevcut yapısının 1 Ocak 2004 tarihine kadar korunacağı, katılım antlaşmalarını imzalayarak Birliğe tam üye olacak aday ülkelerin katılması ile 2004-2009 dönemindeki Parlamento üye sayısının mevcut üyeler ve yeni katılan üyelerin temsilcileri şeklinde genişletileceği ifade edilmiştir.

Avrupa Patent Ofisi (European Patent Office)

Merkezi Münih’te bulunan Avrupa Patent Ofisi’nin başlıca görevi, Avrupa düzeyinde tek tip patent uygulamasının sağlanması amacıyla, Avrupa Patent Konvansiyonu’nu imzalayan tüm ülkelerde patent çıkarılması ve korunması için gerekli yöntemleri uyumlaştırmaktır. Bir AB kurumu olmamasına rağmen, Avrupa Patent Ofisi’nin verdiği patentler, 1975 yılında dokuz AT ülkesinin kabul ettikleri Avrupa Patent Konvansiyonu ile birlikte Ortak Pazar için geçerli sayılmıştır. Kuruma yapılacak tek bir başvuru, bir patentin Konvansiyon’a taraf 24 ülkede geçerli sayılması için yeterli olmaktadır.

Avrupa Savunma Topluluğu (European Defence Community)

Avrupa Savunma Topluluğu’nun kurulması ilk kez 24 Ekim 1950 tarihinde Fransa Başbakanı René Pleven tarafından önerilmiştir. Pleven Planı olarak bilinen bu öneriyle Fransa Hükümeti, bütünleşmiş bir Avrupa savunma sistemi isteyen Amerika Birleşik Devletleri’nin istemi doğrultusunda bir Avrupa Ordusu kurulmasını tasarlıyordu. Bu Avrupa Ordusu içerisinde İkinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış olan Federal Almanya da yer alacaktı. Topluluğun kurulması ile ilgili Antlaşma 27 Mayıs 1957 tarihinde Paris’te AKÇT üyesi altı ülke tarafından imzalandı. Diğer beş üye Antlaşma’yı onaylarken, Fransa Millet Meclisi’nde başlayan görüşmeler siyasal partiler arasında derin görüş ayrılıkları olduğunu ortaya çıkardı. Sonuçta, Almanya’nın yeniden silâhlanacağı korkusu nedeniyle Antlaşma, Fransa Millet Meclisi’nde reddedildi.

Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması’nın reddi, Avrupa’nın bütünleşme hareketinin bir süre durmasına neden olmuştur. Avrupalılık hareketi, Roma Antlaşması’nın hazırlanmasına karar verilen Haziran 1955 tarihli Messina Konferansı’nda yeniden başlamış, bir kaç ay sonra Paris Anlaşmaları ile Almanya’nın silâhlanması kabul edilmiş ve Almanya, NATO ve Batı Avrupa Birliğine (BAB) alınmıştır.

Avrupa Siyasi İşbirliği (European Political Cooperation)

Avrupa Siyasi İşbirliği, gayrı resmi olarak 1970 yılında başlatılmış ve Avrupa Tek Senedi ile 1987 yılından itibaren geçerli olacak şekilde resmi hale getirilmiştir. Avrupa Siyasi işbirliğinin amacı, dış politika konularında üye ülkelerin birbirlerine danışmasını sağlamaktır. Böylece, üye ülkelerin Avrupa Parlamentosu’nun da görüşünü dikkate almaları ve uluslararası örgütlerde ortak tavır benimsemeleri öngörülmüştür. Maastricht Antlaşması’yla birlikte Avrupa Siyasi İşbirliği’nin yerine Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası geçmiştir.

Avrupa Şartı (European Charter)

Avrupa siyasi sisteminin temelini oluşturan ana ilkelerin, net, anlaşılabilir ve erişilebilir biçimde açıklandığı bir metin hazırlanması gereğinden hareketle oluşturulan Avrupa Şartı’nın, Birlik düzeyinde kurumsal örgütlenme ve kurumlar ile Birlik vatandaşları arasındaki mevcut ilişkilerin ana ilkelerini içermesi öngörülmüştür. Buna paralel olarak hazırlanacak ayrı bir metin ise Birliğin yetki alanları ve bu yetkilerin hangi şekilde kullanıldığına ilişkin mevcut antlaşmaları kapsayacak ve sıralayacaktır.

Avrupa Tek Senedi (Single European Act (SEA)

1 Temmuz 1987 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi ile Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar, ilk kez kapsamlı biçimde tadil edilmiştir.

Avrupa Tek Senedi aşağıdaki hususları kapsamaktadır:

  • Yeni ortak politikaların saptanması, mevcut olanların geliştirilmesi: Bu çerçevede, Roma Antlaşması’na, parasal kapasite, sosyal politika, ekonomik ve sosyal uyum, teknolojik araştırma ve geliştirme ve çevre konularında yeni maddeler eklenmiştir.
  • Avrupa Parlamentosu ile Konsey arasında işbirliğinin kurumsallaşması: Bu şekilde Avrupa Parlamentosu’nun Topluluk mevzuatı üzerindeki etkisi artırılmaktadır. İşbirliği yöntemi adı verilen bir sistem çerçevesinde Avrupa Parlamentosu’na, Komisyon’un yasa koyma önerilerini “ikinci kez değerlendirmek” suretiyle yasama sürecini daha yakından etkileme imkânı verilmiştir. İşbirliği yöntemine göre alınacak kararlarda Konsey, mevzuata getirilen değişiklik tekliflerini ancak Parlamento’nun ikinci değerlendirmesinden sonra reddedebilmektedir.
  • Avrupa Parlamentosu’nun uygun görüş bildirmesi: Genişleme ve ortaklık anlaşmaları ile ilgili olarak Konsey’in kararından önce Avrupa Parlamentosu’nun uygun görüş bildirmesi zorunluluğu vardır.
  • Konsey’de nitelikli çoğunlukla oy verilmesi: Daha önce oybirliğinin gerekli olduğu, ortak gümrük tarifesinde değişiklik yapılması, hizmetler, sermayenin serbest dolaşımı, ortak ulaşım politikaları konularında alınan kararların nitelikli çoğunluğa dayanması kararlaştırılmıştır. İç pazar, sosyal politika, sosyal ve ekonomik uyum, araştırma ve geliştirme ve çevre konularında da nitelikli çoğunluk geçerlidir.
  • Dış Politika Alanında İşbirliği: Üye devletler ortak bir Avrupa dış politikasını yürürlüğe koyabilmek için gayret sarf etmeleri gerekmektedir.

Avrupa Topluluğu’nun Dış Sorumlulukları (External Responsibilities of the European Community)

Avrupa Topluluğu’nun dış sorumlulukları, Topluluğun dış ilişkilerinde çeşitli alanlardaki sorumlulukların Topluluğa ya da üye ülkelere verilmesine bağlı olarak belirlenir. Sorumluluğun yalnızca Topluluğa ait olduğu durumlarda (Ortak Tarım Politikası gibi) “özel” (exclusive), üye ülkelerle ortaklaşa uygulandığı durumlarda (Ulaştırma politikası gibi) ise “ortak” (mixed) sorumluluk şeklinde adlandırılır. Adalet Divanı’nın içtihat hukukuna göre tanımlanan bu farklılık, dış sorumluluğun iç sorumluluğun varlığından kaynaklandığı “zımni sorumluluk” (implicit responsibility) esasına dayanmaktadır. AB Kurucu Antlaşması, yalnızca iki durumda (Madde 113-Ortak Ticaret Politikası; Madde 238-Ortaklık Anlaşmaları) Topluluğun dış sorumluluğunu açıkça tanımlamaktadır.

Hükümetlerarası yönteme göre belirlenen (ikinci sütun) Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası, Avrupa Birliği’nin dış ilişkileri kapsamında yer almasına rağmen, Topluluğun dış sorumlulukları çerçevesinde değerlendirilmemektedir.

Topluluğun faaliyet alanlarındaki artış (Tek Pazar’ın oluşturulması), dünya ticaretindeki gelişmeler ve daha az belirgin içtihat hukuku (less clear-cut case law), uluslararası temsilin bütünlüğü açısından işbirliği ve koordinasyonu giderek daha gerekli hale getirmektedir. Buna rağmen dış yetkilerin uygulanması zamanla daha güçleşmektedir.

Amsterdam Antlaşması ile, Topluluğun dünya ekonomisindeki köklü yapısal değişikliklere uyabilmesini sağlamak ve Dünya Ticaret Örgütü’ne verilen kapsamlı sorumlulukları yansıtabilmek amacıyla AB Kurucu Antlaşması’nın 113. Maddesi tadil edilmiştir. Böylece Konsey’e, Ortak Ticaret Politikası’nın kapsamını, hizmetler ile fikri mülkiyet konularında uluslararası müzakereler ve anlaşmaları içerecek biçimde oybirliğiyle genişletme hakkı tanınmıştır.

Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency)

Avrupa Uzay Ajansı, uzay araştırmaları ve teknolojisi alanında Avrupa’da gerçekleştirilen faaliyetlerin desteklenmesi ve Amerikan uzay ajansı NASA ile Avrupa kuruluşlarının işbirliğinin sağlanması amacıyla 1975 yılında kurulmuştur. Tamamen barışçı amaçlar için faaliyet gösteren kurum, kendi uydu teknolojisi ve uzay laboratuarı sistemini geliştirmiştir. Kurumun 15 üyesi şunlardır: Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Norveç ve Portekiz.

Avrupa Uzlaştırıcısı (Avrupa Ombudsmanı) (Ombudsman)

Avrupa Parlamentosu tarafından her seçimden sonra, o dönemin sonuna kadar geçerli olacak şekilde atanan Avrupa Uzlaştırıcısı (Ombudsman), AB vatandaşlarının veya üye ülkelerde ikamet eden gerçek ve tüzel kişilerin Topluluk organlarının (Adalet Divanı ve Birinci Derece Mahkemesi dışındaki) uygulamaları ile ilgili şikayetleri konusunda başvurabilecekleri bir mercidir. Şikayete konu olan kurumla ilgili olarak olumsuz bir durum saptaması halinde Uzlaştırıcı, bir soruşturma başlatır ve sorunun çözümü için girişimlerde bulunur. Gerekli hallerde, soruşturmaya muhatap olan kuruma ilişkin tavsiye kararları oluşturur. Bu durumda, sözkonusu kurum ayrıntılı görüşünü içeren bir cevap vermek zorundadır.

Uzlaştırıcı, her yıl Parlamento’nun çalışma döneminin bitiminde yıllık bir rapor sunar.

Avrupa Vatandaşlığı (Citizenship of the Union)

Herhangi bir üye devletin uyruğunu taşıyan herkes, aynı zamanda “Avrupa Vatandaşı” sayılır. Avrupa Vatandaşlığı çerçevesinde yurttaşlara, Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması’nda sıralanan haklar ve yükümlülüklerin yanısıra, aşağıda belirtilen dört özel hak verilmektedir:

  • Üye devletlerin toprakları üzerinde serbest dolaşım ve ikamet etme hakkı,
  • İkamet edilen üye devletin yerel seçimleri ile Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanma ve seçilme hakkı,
  • Uyruğunda olduğu devletin temsil edilmediği üçüncü ülkelerin topraklarında, herhangi bir üye devlet yetkililerinin diplomatik ve konsolosluk korunmasından yararlanma hakkı,
  • Avrupa Uzlaştırıcısı (Ombudsman) nezdinde şikayet hakkı.

Avrupa Vatandaşlığı, ulusal vatandaşlığın yerine geçmek değil, bunu tamamlama amacı taşımaktadır. Bu sayede vatandaşların AB’ye daha somut bir aidiyet hissiyle bağlanması öngörülmektedir.

Avrupa Yardım ve İşbirliği Ofisi (Europe-Aid Co-operation Office)

Avrupa Yardım ve İşbirliği Ofisi AB Komisyonu’nun dış yardımların yönetiminin yeniden düzenlenmesi çalışmaları çerçevesinde 1 Ocak 2001 tarihinde kurulmuştur. Ofisin görevi, Komisyon’un AB bütçesi ve Avrupa Kalkınma Fonu tarafından finanse edilen dış yardım programlarının yürütülmesidir. Bu kapsamda AB’nin Akdeniz, Balkan, Latin Amerika, Afrika-Karayip-Pasifik ülkelerine yönelik yardım programları Ofis’in sorumluluğu altındadır. Katılım öncesi yardım programları olan PHARE, ISPA ve SAPARD, insani yardımlar, makro-ekonomik yardımlar ve Ortak Dışişleri ve Savunma Politikası Ofis’in çalışma alanları arasında yer almamaktadır. Avrupa Yardım ve İşbirliği Ofisi yardım programları kapsamında finanse edilen projelerin tüm sürecinden sorumludur. Bu kapsamda projelerin belirlenmesi, finansman kararlarının hazırlanması, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi Ofis tarafından gerçekleştirilir.

Avrupa Yatırım Bankası (European Investment Bank)

1958 yılında Roma Antlaşması’nın hükümleriyle kurulan Avrupa Yatırım Bankası (AYB) AB çerçevesinde yer alan bağımsız bir kurumdur. Merkezi Lüksemburg’da bulunan AYB, temel olarak Topluluğun dengeli büyümesine katkıda bulunacak yatırım projelerini finanse etmek amacıyla kredi sağlamaktadır. AYB ayrıca, AB ülkelerinin yanısıra başta Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri (MDAÜ), Akdeniz ülkeleri ile Lomé Konvansiyonu ülkelerindeki yatırım projelerinin finansmanını da desteklemektedir. Roma Antlaşması çerçevesinde kâr amacı gütmeyen bir kurum olan AYB’nin sermayesi üye ülkeler tarafından karşılanır ve üye ülkelerin maliye bakanları AYB Yönetim Kurulunu oluşturur.

AYB’nin finanse ettiği projelerin önemli bölümü, AB içerisinde ekonomik açıdan geri kalmış bölgelerin kalkınması amaçlı projelerdir. Bu açıdan AYB kredileri, başta Yapısal Fonlar olmak üzere Topluluğun diğer mali araçlarını destekler nitelik taşımaktadır. Gerek kamu sektörü, gerek özel sektör projelerinin yararlanabildiği AYB kredileri, ağırlıklı olarak ulaştırma, haberleşme, çevre, enerji, sanayi, tarım ve hizmetler sektörüne verilmektedir. Desteklenecek projelerin sınır-ötesi niteliğe sahip olması tercih edilmekte ve kredi oranı genel olarak projenin toplam yatırım maliyetinin %50’sini aşmamaktadır. Halihazırda AYB’nin Akdeniz ülkelerine yönelik Avrupa-Akdeniz Ortaklığı ve Akdeniz Ortaklığı kredi paketleri, aday ülkelere yönelik Katılım Öncesi Yardım İmkanı, TERRA ve Gümrük Birliği’ni Desteklemeye Yönelik Kredi paketi Türkiye’nin kullanımına açıktır.

Avrupa Yatırım Fonu (European Investment Fund)

Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Birliği ve Birlik üyesi ülkelerin finans kuruluşlarının ortak olduğu Avrupa Yatırım Fonu 1994 yılında kurulmuştur. 2000 yılında yapılan düzenleme sonrasında AYF’nin 2 milyar Euro tutarındaki sermayesinin %61’ini Avrupa Yatırım Bankası, %30’unu AB ve %9’unu Avrupa finans kuruluşları karşılamaktadır.

Avrupa Yatırım Fonu’nun temel faaliyet alanları, KOBİ’lere kredi veren bankalar, leasing şirketleri, garanti kurumları, karşılıklı garanti fonları ve diğer mali kurumlara portföy garantisi sağlamak ve yenilikçi, büyüme potansiyeline sahip KOBİ’lere kaynak sağlayan risk sermayesi fonlarına katılmaktır.

Avrupa’nın Geleceğine İlişkin Konvansiyon (Convention on the Future of Europe)

Genişleme süreci kapsamında AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlar Şubat 2000’de oluşturulan Hükümetlerarası Konferans (HAK) ve Aralık 2000’de gerçekleştirilen Nice Zirvesi’nde ele alınmıştır. 19 Ekim 2001 tarihinde Belçika’nın Gent şehrinde yapılan AB Konseyi Zirvesi’nde ise, kurumsal reformlara ilişkin çalışmaları 2004 yılında sonuçlandıracak olan Hükümetlerarası Konferansla ilgili bir “Konvansiyon”un oluşturulması görüşülmüştür. Konvansiyon’un hazırlık sürecine üye ülkelerin ulusal parlamento ve hükümet temsilcileri, Avrupa Parlamentosu üyeleri, Komisyon temsilcileri ve sivil toplum örgütlerinin katılması ve aday ülkelerin de Konvansiyon’a davet edilmesi kararlaştırılmıştır. Konvansiyon çalışmalarının Temel Haklar Şartı’nın statüsü, ulusal parlamentoların rolü, AB kurumları ve üye ülkeler arasındaki yetki paylaşımı, AB Antlaşmalarının sadeleştirilmesi ve bu çerçevede yeni AB anayasası veya Anayasal Antlaşmanın hazırlanması konularına odaklanması öngörülmüştür.

Konvansiyon’un statüsü Laeken Zirvesi’nde yayınlanan bir Bildiri ile belirlenmiştir. Aday ülkelerin de üye ülkelerle aynı statüde Konvansiyon’a katılması ancak, aday ülkelerin, üye devletler arasında oluşabilecek görüş birliğini engelleyemeyeceği kararlaştırılmıştır. Türkiye Konvansiyon’a tüm üye ve aday ülkeler gibi biri hükümet temsilcisi, ikisi Parlamento üyesi olmak üzere üç temsilci ile katılmaktadır. İlk toplantısını 28 Şubat 2002 tarihinde gerçekleştiren Konvansiyon, bir yıl sürecek çalışmanın ardından Avrupa Konseyi’ne, Hükümetlerarası Konferans’ta yararlanılması için tavsiye niteliğinde kararlar sunacaktır.

Avrupa-Akdeniz Ortaklığı (Euro-Mediterranean Partnership)

1992 yılında Lizbon Zirvesi’yle şekillenmeye başlayan Avrupa-Akdeniz Ortaklığı 1995 tarihli Cannes Zirvesi’nde kabul edilmiş ve Kasım 1995’te Barselona Bildirgesi’yle uygulanmaya başlamıştır. AB ülkeleri ile Akdeniz ülkelerinin (Cezayir, Fas, Filistin Yönetimi, İsrail, Kıbrıs, Lübnan, Malta, Mısır, Suriye, Ürdün, Tunus ve Türkiye) taraf olduğu Ortaklığın amacı, Barselona Bildirgesi çerçevesinde uygulanacak çalışma programları aracılığıyla bölgede refah, barış, güvenlik ve istikrar sağlanmasıdır.

Ayırımcılık Yapmama İlkesi (Non-discrimination Principle)

Ayırımcılık yapmama ilkesi, kişiler arasında, milliyeti, ırkı, dini, yaşı, cinsel eğilimi, siyasal görüşleri, muhtemel fiziksel eksiklikleri ne olursa olsun muamele eşitliğini güvence altına almayı amaçlar.

Milliyet nedeniyle ayırımcılık yapılmaması ilkesi, Roma Antlaşması’nda yer almaktadır. Ancak bu ayırımcılık yapmama ilkesini genişletmek ve şeklen de Antlaşma’nın içine koymak amacıyla iki formül önerilmiştir: Avrupa Birliği’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine katılması veya Avrupa vatandaşlarının temel haklarının bir liste halinde Antlaşma’ya eklenmesi. Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle (Madde 6a), ayırımcılık yapmama ilkesi kapsamında yer alan diğer alanlar da (cinsiyet, ırk, etnik köken, din ve inanç, fiziksel/zihinsel özür, yaş ve cinsel tercihe dayalı ayırımcılığın kaldırılması) AT Kurucu Antlaşması kapsamına alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir