Güncel Yazılar

AB (d-e)

Dahilde İşleme Rejimi (Inward Processing Regime)

Dahilde işleme rejimi*, firmalara dahilde işleme izin belgeleri kapsamında ihraç edecekleri ürünlerin üretiminde kullanılacak girdileri, gümrük vergisi, fon, vb. mali yükler teminata bağlanmak suretiyle ithal etmelerini sağlayan bir rejimdir. Dahilde işleme rejimi aşağıda sıralanan üç unsurdan oluşmaktadır:

  • İthalatta şartlı muafiyet sistemi;
  • Eşdeğer eşya kullanımı;
  • İthalat esnasında alınan vergilerin geri ödenmesi.

İthalatta şartlı muafiyet sistemi, firmalara dahilde işleme belgeleri kapsamında ihraç edecekleri malların üretiminde kullanacakları girdileri her türlü vergiden muaf olarak ithal etme olanağı sağlamaktadır. Eşdeğer eşya kullanımıyla, üretim girdisi olarak ithal eşyanın yerine serbest dolaşımda bulunan bir malın kullanılması sonrasında yapılacak ihracatı takiben, üretimde kullanılan girdileri her türlü vergiden muaf olarak ve teminat alınmaksızın ithalat etme imkanı sağlanmaktadır. Geri ödeme sisteminde ise, tüm ithalat vergileri ödenerek serbest dolaşıma giren malların, girdi olarak kullanılmasıyla üretilen ürünlerin ihraç edilmesi halinde, ithalat esnasında tahsil edilmiş olan vergiler geri ödenir.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi dahilde işleme rejimi bir tür ihracat teşviğidir. Ancak söz konusu vergi muafiyetleri, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği çerçevesinde yalnızca üçüncü ülkelere yapılan ihracat için geçerlidir. Üçüncü ülkelerden ithal edilen girdilerin kullanımıyla üretilen malların AB ülkelerine ihraç edilmeleri durumunda ise bu malların üretiminde kullanılan girdiler için Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) oranında fark giderici vergi ödenmesi gerekmektedir. AB menşeli girdiler ile üretilen malların AB’ye ihracatında ise vergi ödenmemektedir.

* 25.12.1995 tarihli ve 95/7615 sayılı kararla Resmi Gazete’de yayınlanarak belirlenmiştir.

Değişken Geometrili Avrupa (Europe of Variable Geometries)

Bkz. Çok Vitesli Avrupa

Demokrasi Açığı (Democratic Deficit)

Demokrasi açığı, Avrupa Birliği’nin yeterince demokratik olmadığı ve işleyiş yöntemlerinin karmaşıklığı nedeniyle sade vatandaşlardan giderek uzaklaştığı görüşünü temel alan bir kavramdır. Bu görüşe göre Topluluk kurumsal yapısı, yasama ve yürütme yetkilerine sahip bir organ olan Konsey ile demokratik meşruiyeti olmayan bir organ olan Komisyon’un (Komisyon üyelerinin Avrupa Parlamentosu’nun onayı alınarak üye ülkeler tarafından atanması ve Parlamento’ya karşı ortak sorumluluklarının olmasına rağmen) egemenliği altındadır.

Topluluğun demokrasi açığının Amsterdam Antlaşması ile azalacağı öngörülmüştür. Antlaşma’da, Avrupa Parlamentosu’nun yetkilerinin artırılması ve ulusal parlamentoların bilgiye düzenli erişiminin sağlanması için çeşitli düzenlemeler yer almaktadır. Bunun yanısıra Antlaşma’da, “kararların mümkün olduğu ölçüde açık ve vatandaşlara yakın düzeyde alınması yoluyla, Avrupa hakları arasında daha sıkı bir birlik kurulması yönünde yeni bir aşama” oluşturulduğu belirtilmektedir. Topluluğun demokrasi açığının azaltılması, Antlaşmaların basit ve anlaşılır hale getirilmesi, Avrupa mimarisinde ulusal parlamentoların konumu Avrupa Konvansiyonu’nun ve 2004 Hükümetlerarası Konferansı’nın gündeminde yer almaktadır.

Derinleşme (Deepening)

Derinleşme, Avrupa Birliği sistemi içinde bazı ortak politikaların güçlendirilmesi anlamında kullanılan terimdir. Derinleşme süreci, bazen ortak politikaların güçlendirilmesinin yanısıra Avrupa bütünleşmesini kolaylaştıracak yapısal reformların uygulanmasını da iç değerlendirilmektedir.

DG’ler (Genel Müdürlükler) DG’s (Directorate General)

DG kısaltmasıyla bilinen Genel Müdürlükler (Directorates General) AB Komisyonu’nun belirli bir konu üzerine uzmanlaşmış yönetim birimleridir. Her DG bir Genel Müdürün sorumluluğunda faaliyet gösteren daimi personelden oluşur ve Müdürlükler ile daha alt birimlere ayrılır. Konuları itibariyle DG’ler, o alandan sorumlu tek bir Komiser’e bağlıdır, ancak Komisyon’un kollektif sorumluluğu ilkesi uyarınca diğer Komiserlere karşı da sorumludurlar. Genel Müdürler ve bağlı oldukları Komiserlerin farklı milletlere mensup olmalarına dikkat edilir. Tüm DG’lerin alt müdürlükleri bulunmaktadır. Eylül 1999 tarihinde yapılan düzenleme ile o tarihe kadar geçerli olan DG’lerin numaralandırılmasına son verilmiştir. Halihazırda faaliyet gösteren 24 DG ve sorumlu oldukları alanlar şunlardır:

  • Tarım
  • Rekabet
  • Ekonomik ve Mali İşler
  • Eğitim ve Kültür
  • İstihdam ve Sosyal İşler
  • Enerji ve Ulaştırma
  • Girişim ve İşletmeler
  • Çevre
  • Balıkçılık
  • Sağlık ve Tüketicinin Korunması
  • Bilgi Toplumu
  • İç Pazar
  • Ortak Araştırma Merkezi
  • Adalet ve İçişleri
  • Bölgesel Politika
  • Araştırma
  • Vergilendirme ve Gümrük Birliği
  • Kalkınma
  • Genişleme
  • Dış İlişkiler
  • Ticaret
  • Bütçe
  • Mali Kontrol
  • Personel ve Yönetim

Dilekçe Hakkı (Right of Petition)

Tüm Avrupa Birliği vatandaşları ile üye ülkelerden birisinde ikamet eden ya da kayıtlı ofisi bulunan tüm gerçek ve tüzel kişilerin AB nezdinde dilekçe hakkı vardır. Dilekçe hakkı, Topluluk yetkisi dahilindeki konulardan vatandaşları doğrudan ilgilendiren alanlarda, Avrupa Parlamentosu’na istek ya da şikayetlerin bildirilmesi için verilen haktır.

Avrupa Parlamentosu bünyesinde oluşturulan Dilekçeler Komitesi, bu isteklerin kabul edilir olup olmadıklarını değerlendirir. Gerekli görülen durumlarda Avrupa Uzlaştırıcısı’nın (Ombudsman) görüşlerine de başvurulur. Dilekçeler Komitesi, bir başvurunun kabul edilir olup olmadığı kararını vermeden önce Komisyon’dan, karar için gerekli bilgi ve dokümanları kendisine sunmasını talep edebilir.

Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte her AB vatandaşı, Bölgeler Komitesi, Ekonomik ve Sosyal Komite ya da Avrupa Uzlaştırıcısı da dahil olmak üzere tüm AB kurumlarına, resmi dillerden birisinde (İrlandaca dahil) yazılı başvuruda bulunabilecek ve bu başvuruya aynı dilde cevap verilecektir.

Direktif (Directive)

Bkz. Topluluk Hukuki Araçları

Dolaylı ve Doğrudan Vergiler (Direct and Indirect Taxes)

Doğrudan vergiler (dolaysız vergiler), vergi mükellefi ile ödeyicisinin aynı olduğu, kişi ve kurumlardan elde ettikleri gelir düzeyine göre alınan vergilerdir. Bu vergilerde vergi mükellefinin, kendisine düşen vergi yükünü başkalarına yansıtma olanağı bulunmamaktadır. Gelir vergisi, kurumlar vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi doğrudan vergilere örnektir.

Dolaylı vergiler, mal ve hizmet kullanımından kaynaklanan vergilerdir. Vergiye tabi mal ya da hizmetlerden yararlanan herkes, gelir düzeyi ne olursa olsun aynı oranda vergi öder. Bu vergilerde vergi mükellefi ile ödeyicisi farklıdır. KDV ile özel tüketim vergisi, dolaylı vergiler arasında yer alır.

Roma Antlaşması’nın 95-98. Maddelerinde AB üyesi ülkelerin, ithal ettikleri Topluluk mallarına kendi mallarına uyguladıklarından daha yüksek oranda iç vergi (doğrudan ve dolaylı vergi) uygulayamayacağı ilkesini belirlemiştir. Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği’ni kuran 6 Mart 1995 tarihli ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararının 50. Maddesi’ne göre de taraflar, diğer tarafın mallarına kendi mallarına uyguladıklarından daha yüksek oranda dolaylı ve dolaysız vergi uygulayamazlar.

DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) (World Trade Organisation-WTO)

DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü), GATT’ın 15 Aralık 1993 tarihinde sona eren Uruguay Round müzakereleri sonrasında 1995 yılında kurulan ve halihazırda GATT’a taraf olan tüm ülkelerin üye olduğu bir kurumdur. Sekreteryası Cenevre’de bulunan DTÖ’nün temel görevleri, üyeleri arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve gelecekte gerçekleştirilecek çok taraflı ticaret müzakereleri için bir platform oluşturulmasıdır. Yalnızca malların ticaretini konu alan ve sağlam bir yasal temeli olmayan GATT’ın aksine DTÖ, hizmetler, yatırım, fikri ve sınai mülkiyet gibi farklı alanları da kapsar. DTÖ’nün kurulmasından sonra GATT, DTÖ kapsamında yer alan birçok anlaşmadan biri halini almıştır.

DTÖ’nün faaliyete geçmesinin ardından örgütün en yüksek karar alma organı olan Bakanlar Konferansı 9-13 Aralık 1996 tarihlerinde Singapur’da toplanmıştır. Bu toplantıyı 18-20 Mayıs 1998 tarihlerinde yapılan Cenevre ve 30 Kasım-3 Aralık 1999 tarihlerinde yapılan Seattle Bakanlar Konferansları takip etmiştir. Söz konusu toplantılarda daha ileri liberalizasyon sağlanmasına yönelik çalışmalar sonuçsuz kalmıştır.

9-14 Kasım 2001 tarihlerinde Doha’da gerçekleştirilen DTÖ IV. Bakanlar Konferansı’nda liberalizasyon konusunda uzlaşma sağlanmıştır. Toplantı sonucunda kabul edilen Bakanlar Deklarasyonu ve Deklarasyonun içeriğini oluşturan Çalışma Programı çerçevesinde;

  • Ticaret-çevre, ticaretle bağlantılı fikri mülkiyet hakları, sanayi ürünlerinde tarife indirimleri konularındaki müzakerelerin başlatılması;
  • Anti-damping, Sübsvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşmaları ile Anlaşmazlıkların Halline İlişkin Mutabakat Metninin müzakereye açılması;
  • Bölgesel Ticaret Anlaşmalarına ilişkin DTÖ hükümlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla müzakere edilmesi,
  • Ticaret-yatırım, ticaret-rekabet, kamu alımlarında şeffaflık ve ticaretin kolaylaştırılması konularında ise bir hazırlık sürecine girilmesi ve müzakerelerin V. Bakanlar Konferansı ile başlatılması kararlaştırılmıştır.

e-Avrupa (e-Europe)

Avrupa Komisyonu Aralık 1999 tarihinde, e-Avrupa girişimini, Avrupa’yı dünyadaki en dinamik ve rekabet gücü en yüksek piyasa haline getirmek amacıyla üye ülkelerde internet alanında yeni ekonomi için gerekli alt yapıyı kurmak üzere başlatmıştır. 23-24 Mart 2000 tarihlerinde Lizbon’da yapılan Avrupa Konseyi Zirvesi’nde AB, Avrupa’nın gelecek on yılda “dünyadaki en rekabetçi ve dinamik bilgi tabanlı ekonomisi” haline gelmesi hedefini belirlemiştir. Bu doğrultuda Avrupa’nın bilgi tabanlı ekonominin ve internetin sağladığı imkanlardan daha fazla yararlanması gerektiği vurgulanmış ve 19-20 Haziran 2000 tarihinde yapılan Feira Zirvesi’nde e-Avrupa 2002 Eylem Planı kabul edilmiştir.

Herkes için bilgi toplumunu amaçlayan e-Avrupa, okullarda, iş yerlerinde, evlerde ve idari yapılarda interneti yaygınlaştırmak, dijital okuryazarlığı geliştirmek ve Avrupa vatandaşlarının internet erişimlerini kolaylaştırmak gibi konulara öncelik vermektedir.

Komisyon, Barselona Zirvesi’nde alınan kararların ardından, “e-Avrupa 2005: Herkes için Bir Bilgi Toplumu” başlıklı yeni Eylem Planı’nı ise 29 Mayıs 2002 tarihinde kabul etmiştir. e-Avrupa 2002’den daha kapsamlı olarak nitelenen yeni Eylem Planı’nın amaçlarının, özel sektör için elverişli yatırım ortamları yaratarak yeni iş imkanları oluşturmak, verimliliği artırmak, özellikle eğitim alanındaki kamu hizmetlerini modernleştirmek ve son olarak da herkese küresel bilgi toplumunda yer alma şansını vermek olduğu açıklanmıştır.

23-24 Mart 2001 tarihlerinde Stockholm Zirvesi’nde de, AB’ye aday ülke konumundaki ülkelerde de bilgi toplumu oluşturma yönündeki eylem planlarını içeren e-Avrupa+ Girişimi onaylanmıştır. Türkiye’nin katılım başvurusunda bulunduğu e-Avrupa+ Girişiminin temel hedefleri daha ucuz, daha hızlı ve güvenli internet yapısının kurulması, insan kaynağına yatırım yapılması ve internet kullanımının yaygınlaştırılmasıdır. Nisan 2001 tarihinden itibaren e-Avrupa+ kapsamında Türkiye’de çalışmalara başlanmış, Haziran 2001’de taslak eylem planı hazırlanmıştır.

ECU (European Currency Unit)

Avrupa Para Birimi olan ECU (European Currency Unit) Avrupa Para Sistemi’nin kurulduğu 1979 yılında oluşturulmuş, 1981 yılında Birliğin bütçe hesaplarında kullanılan Avrupa Hesap Birimi’nin (European Unit of Account-EUA) yerini almıştır. ECU Birliğe üye ülkelerin ulusal para biriminin belirli ağırlıklar oranında katıldıkları bir sepetten oluşmuştur. Üye ülke para birimlerinin sepet içindeki ağırlıkları, ülkelerin Birliğin gayri safi milli hasılası ve iç ticareti içindeki paylarına göre belirlenmiştir. Ekonomik ve Parasal Birliğin üçüncü aşamasında, 1 Ocak 1999 tarihinde Euro’nun kaydi para birimi olarak kullanılmaya başlanmasıyla ECU (Avrupa Para Birimi) yürürlükten kaldırılmıştır.

EFTA (European Free Trade Association)

Avrupa Serbest Mübadele Alanı (EFTA) 1960 yılında Stockholm’de imzalanan bir anlaşma ile kurulmuştur. Avrupa Topluluklarının kuruluş yıllarında, esas itibariyle Ortak Gümrük Tarifesini kabul etmek istemeyen veya milletlerarası siyasal statüleri AET’ye katılmaya olanak vermeyen tarafsız bazı Avrupa ülkeleri (Avusturya, Danimarka, Norveç, Portekiz, İsveç, İsviçre ve İngiltere), İngiltere’nin önerisiyle EFTA’yı kurmuşlardır. EFTA ülkeleri kendi aralarında sanayi ürünlerinde gümrük ve eş etkili vergilerle diğer kısıtlamaları kaldırmışlar, ancak üçüncü ülkelere ulusal mevzuatlarını uygulamayı sürdürmüşlerdir. Zamanla iki kuruluş arasındaki ilişkileri giderek artmış ve 1994 yılında Avrupa Ekonomik Alanı’nın kurulması sonucunu doğurmuştur. Üyelerinin bir kısmının AET’ye katılmasıyla EFTA eski önemini yitirmiştir. Halen EFTA üyeleri İzlanda, Liechtenstein, Norveç ve İsviçre’den ibarettir.

Eğitim, Mesleki Eğitim ve Gençlik Politikaları (Education, Vocational Training and Youth Policies)

Avrupa Topluluğu’nun eğitim, mesleki eğitim ve gençlik alanlarındaki faaliyetleri, Avrupa Topluluğu Kurucu Antlaşması’na Maastricht Antlaşması’yla eklenen 126. ve 127. Maddelere dayanmaktadır. Ancak, hukuki dayanağın eksikliğine rağmen Topluluk, 1976’tan beri eğitim alanında faaliyetlerde bulunmaktadır. 1993’ten bu yana Topluluğun eğitime ilişkin hedefleri şunlardır:

  • Eğitimin Avrupa boyutunun, özellikle üye ülkelerin dillerinin öğretimi yoluyla geliştirilmesi (ör: Lingua programı);
  • Ülkeler arasında öğrenciler ve öğretmenlerin hareketliliğinin sağlanması, diplomaların ve eğitim sürelerinin akademik olarak tanınmasının desteklenmesi (ör: Erasmus programı);
  • Öğretim kurumları arasında işbirliğinin geliştirilmesi (ör: Comenius programı);
  • Üye devletlerin öğretim sistemlerinin ortak sorunları üstüne bilgi ve deneyim aktarımının desteklenmesi (ör: Arion programı, Eurydice bilgi ağı);
  • Gençler ve eğitmenlerin ülkeler arasında değişiminin desteklenmesi (ör: Youth for Europe)
  • Açık öğretim ve uzaktan öğretimin geliştirilmesi (ODL);
  • Üçüncü ülkeler ve başta Avrupa Konseyi olmak üzere yetkin uluslararası kurumlar ile eğitim konusunda işbirliğinin geliştirilmesi (ör: Tempus programı).

Eğitim konusunda Konsey, Ekonomik ve Sosyal Komite’ye danıştıktan sonra ortak karar alma yöntemi çerçevesinde hareket eder.

Mesleki eğitim alanında Topluluğun temel görevi teknolojik gelişmelere uyum sağlama kapasitesinin geliştirilmesi ile temel/sürekli mesleki eğitimin iyileştirilmesi ve mesleki eğitime erişim olanaklarının artırılması (ör: Eurotecnet, Force ve Petra programları) yoluyla gençlerin ve çalışanların işgücü piyasasına entegre edilmesinin desteklenmesidir. Bu alanda diğer hedefler ise mesleki eğitim kurumları ve işyerleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi (ör: Comett programı) ile ülkeler arasında bilgi ve deneyim aktarımının artırılmasıdır. Ayrıca, eğitimde olduğu gibi bu alanda da uluslararası işbirliği özendirilmektedir.

Mesleki eğitim konusunda Konsey, Ekonomik ve Sosyal Komite’ye danıştıktan sonra işbirliği yöntemi çerçevesinde karar alır. Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesini takiben bu alanda kararlar, eğitim konusunda olduğu gibi Ekonomik ve Sosyal Komite’ye danışıldıktan sonra ortak karar yöntemine göre alınacaktır.

Mesleki eğitim konusunda Topluluğun yanısıra 1975 yılından bu yana varlığını sürdüren Mesleki Eğitimi Geliştirme Merkezi (Cedefop) de karar alma yetkisine sahiptir. Bu kurumun hedefi hayat boyu mesleki eğitimin geliştirilmesi ile Avrupa düzeyinde hareketliliğin ve değişimlerin desteklenmesidir.

1995 yılında eğitim ve mesleki eğitim programları yeniden kategorize edilmiş ve bazı programlar, daha iyi eşgüdüm sağlanması amacıyla geliştirilmiştir. Halihazırda dört program bulunmaktadır:

  • Eğitim alanında Socrates (Arion, Comenius, Erasmus, Naric programlarıyla Lingua programının bir bölümü ve Eurydice ağını kapsamaktadır);
  • Mesleki eğitim alanında Leonardo da Vinci (Comett, Eurotechnet, Force, Petra, Iris programlarıyla Lingua programının diğer bölümünü kapsamaktadır);
  • Gençler ve eğitmenlerin değişimi alanında Youth for Europe (yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda üçüncü Youth for Europe programı başlatılmıştır)
  • Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri (MDAÜ), eski Sovyetler Birliği’ne mensup ülkeler ile Moğolistan için özel olarak düzenlenen Tempus programı.

Son olarak Avrupalı gençlerin çeşitli projelere, Avrupa ile gelişmekte olan ülkelerdeki örgütler ve yerel yönetimlere katılımının sağlanması amacıyla bir gönüllü hizmet programı da oluşturulmuştur.

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) eğitim ve gençlik programlarına (Leonardo, Socrates, Gençlik) katılmak için girişimlere 1995 yılında başlamış ve 1999 yılında AB programlarının Türkiye’nin katılımına açılmasını kararlaştırmıştır. AB adaylığının onaylanmasının ardından Türkiye, sözkonusu üç programa katılımı, adaylık perspektifinde değerlendirerek Ulusal Program’da kısa vadeli öncelikler kapsamına almıştır.

Programlara katılan diğer aday ve üye ülkeler gibi Türkiye’nin de üç programın tanıtımından, işleyişinden, izlenmesinden ve değerlendirilmesinden sorumlu olacak bir Ulusal Ajans kurması gerekmektedir. Bu çerçevede özerk bir yapı olması öngörülen Ulusal Ajans’a ilişkin hazırlık çalışmalarını yürütmek üzere 29 Ocak 2002 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde bir Ulusal Ajans Dairesi kurulmuştur. Türkiye, eğitim programlarına katılım için öngörülen hazırlık süreci kapsamında yürütülecek çalışmalar ve finansmana ilişkin dört anlaşmayı 27 Aralık 2002 tarihinde AB Komisyonu ile imzalamıştır. Leonardo, Socrates ve Gençlik programlarının herbiri için Hazırlık Tedbirleri Anlaşmaları ve Socrates Programı Pilot Uygulamaları Anlaşmaları imzalayan Türkiye, 2003 Aralık ayına kadar hazırlık çalışmalarını sonuçlandırmayı öngörmektedir. Hazırlık sürecinde söz konusu üç programın ülke genelinde tanıtım çalışmalarının tamamlanması, Ulusal Ajans’ın özerk bir kurum olarak işlerlik kazanması hedeflenmektedir.

Ekonomi Politikası (Economic Policy)

Avrupa Birliği’nin temel hedefleri arasında yer alan istikrarlı ve dengeli büyüme, fiyat istikrarı, yüksek düzeyde istihdam, ödemeler dengesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi, dengeli kamu harcamaları gibi hedeflerin gerçekleştirilmesi için üye ülkelerin ekonomi politikalarının koordinasyonu gerekmektedir.

Roma Antlaşması’yla ekonomi ve para politikalarının yönetimi üye ülkelere bırakılmış, ancak üye ülkelerin, başta döviz kuru politikaları olmak üzere ekonomi ve para politikalarını Topluluğun ortak çıkarı doğrultusunda dengeli biçimde yönetmeleri gerektiği belirtilmiştir. Bu alanda gerekli koordinasyonun sağlanabilmesi için Ekonomi Politikası, Bütçe Politikası, Orta Vadeli Ekonomi Politikası, Bütçe Politikası vb. alanlarda komiteler kurulmuştur.

Ancak öncelikle 1992 yılı sonunda Tek Pazar’ın kurulması, bunu takiben Maastricht Antlaşması’yla birlikte Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) temel hedeflerden biri halini almasıyla birlikte, Roma Antlaşması’yla oluşturulan koordinasyon mekanizmaları yetersiz kalmıştır. Bu nedenle Maastricht Antlaşması’nda EPB’nin başarılı biçimde tamamlanması amacıyla ekonomi politikasında yeni düzenlemelere yer verilmiştir.

Öncelikle üye ülkelerin, tüm Topluluğun ortak çıkar konusu olarak kabul edilen ekonomi politikalarını yönetmeleri için somut ilkeler ve hedefler belirlenmiştir. Bu çerçevede üye ülkelerin ekonomi politikalarını, Konsey tarafından belirlenecek genel yönlendirici ilkelere (broad economic policy guidelines) uygun biçimde idare etmeleri gerekmektedir. Yönlendirici ilkeler taslağı, Komisyon’un önerisi üzerine nitelikli çoğunlukla Konsey tarafından hazırlanmakta, daha sonra Avrupa Zirvesi’nde onaylanmasını takiben üye ülkelere iletilmektedir. Üye ülkelerin bu ilkelere uymamaları durumunda Konsey, üye devletlere politikalarını düzeltme yönünde tavsiyelerde bulunabilmektedir.

Bunun yanı sıra EPB için belirlenen makro-ekonomik kriterler çerçevesinde (Bkz. Makro-ekonomik yaklaşım kriterleri; İstikrar ve Büyüme Paktı) üye ülkelerin bütçe dengelerini korumaları, ekonomi politikasının en fazla vurgulanan unsurları arasındadır. Para politikasının aksine bütçe politikasının yönetimi üye ülkelere bırakılmış, ancak yüksek düzey kamu açıklarının engellenmesi amacıyla aralarında mali kısıtlamaların da bulunduğu (kredi imkanlarının sınırlanması, Topluluğa vadesiz mevduat verilmesi, para cezası vb.) bazı yaptırımlar öngörülmüştür.

Ekonomik Entegrasyon (Economic Integration)

Tarafların ekonomik faaliyetlerinin bütünleştirilmesi anlamına gelen ekonomik entegrasyonun, bütünleşme derecelerine göre farklı şekilleri bulunmaktadır:

  • Serbest Ticaret Alanı: Taraf ülkeler aralarında tüm gümrük tarifeleri ve miktar kısıtlamalarının kaldırılmasını kabul ederler. Ancak taraflar üçüncü ülke kaynaklı ithal mallara karşı ulusal gümrük tarifeleri uygulama hakkına sahiptirler.
  • Gümrük Birliği: Taraflar, aralarındaki gümrük tarifleri ve miktar kısıtlamalarını kaldırmanın yanısıra üçüncü ülkelere karşı Ortak Gümrük Tarifesi uygular.
  • Ortak Pazar: Gümrük Birliği’nde geçerli olan malların serbest dolaşımının yanısıra üretim faktörlerinin (işgücü, sermaye, işletme) serbest dolaşımını içerir.
  • Ekonomik ve Parasal Birlik: Ortak Pazar unsurlarının yanısıra mali politikalar ve para politikalarının bütünleştirilmesi anlamına gelir.

Ekonomik ve Parasal Birlik-EPB (Economic and Monetary Union-EMU)

Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB) üye devletler arasında tek paranın kullanımının sağlanması amacıyla, bu ülkelerin ekonomik ve parasal politikalarının uyumlaştırılması amacını güden bir süreçtir.

EPB üç aşamadan oluşur:

Birinci aşama: (1993 Aralık ayında son bulmuştur) Üye devletler arasında sermayenin serbest dolaşımı ekonomi politikaları arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve Merkez Bankaları arasındaki işbirliğinin yoğunlaştırılması;

İkinci aşama: (1994 Ocak ayından 1 Ocak 1999’a kadar yürürlükte kalmıştır) Fiyat istikrarı ve sağlıklı bir kamu finansmanı sağlamak amacıyla, üye devletlerin ekonomik ve parasal politikalarının birleştirilmesi;

Üçüncü aşama: 1 Ocak 1999 tarihinden bu yana yürürlükte bulunan süreçtir. Avrupa Merkez Bankası’nın kurulması, döviz kurlarının tespiti ve tek paranın yürürlüğe girmesini içerir.

Ekonomik ve Sosyal Bütünleşme (Economic and Social Choesion)

Ekonomik ve sosyal bütünleşme, Avrupa Topluluğu Kurucu Antlaşması’na Tek Senet ile eklenen ve AB üyesi ülkeler ile AB içerisindeki tüm bölgeler arasında dayanışmayı simgeleyen bir kavramdır. Bu dayanışmanın temelini ise dengeli ve sürdürülebilir bir kalkınma, ülkeler ile bölgeler arasındaki yapısal farklılıkların azaltılması ve fırsat eşitliğinin geliştirilmesi oluşturmaktadır. Uygulamada bu hedeflere, başta Yapısal Fonlar olmak üzere çeşitli parasal mekanizmalar yoluyla ulaşılmaya çalışılmaktadır.

Avrupa Komisyonu her üç yılda bir, ekonomik ve sosyal bütünleşme yolunda kaydedilen ilerlemeler ile Antlaşma çerçevesinde oluşturulan çeşitli mekanizmaların bu yönde ne şekilde katkı sağladıklarını değerlendiren bir rapor hazırlamakla yükümlüdür.

Ekonomik ve sosyal bütünleşmenin geleceği, büyük ölçüde bütçe üzerindeki etkileri nedeniyle (2003 bütçesinin %30’unu oluşturan bu unsur, Ortak Tarım Politikası harcamalarından sonra ikinci büyük kalemdir), Gündem 2000 kapsamında tartışılan temel konular arasında yer almıştır. 24-25 Mart 1999 tarihli Berlin Zirvesi’nde alınan kararla, Yapısal Fonların öncelikli hedeflerinin azaltılması gibi bir dizi girişimle bu alanda harcamaların 2006 yılına dek dengede tutulması kararlaştırılmıştır.

Ekonomik ve Sosyal Komite (Economic and Social Committee)

Ekonomik ve Sosyal Komite üç gruba ayrılan 222 üyeden oluşmaktadır. Bu gruplar işverenler, işçiler ve belirli sektörlerin (çiftçiler, zanaatkarlar, tüketici temsilcileri, bilim ve öğretim grupları, kooperatifler, çevre hareketleri vb.) temsilcileridir. Birçok alanda karar alınmadan önce danışılan bu Komite, kendi inisiyatifi doğrultusunda görüş de bildirebilmektedir.

Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra Ekonomik ve Sosyal Komite’ye farklı alanlarda da (yeni istihdam politikası, toplumsal sorunlar, kamu sağlığı) danışılmaktadır.

Ekonominin Globalizasyonu (Küreselleşme) (Globalisation of the Economy)

“Ekonominin Globalizasyonu” (küreselleşmesi) olgusu, dünya çapında gelişen bir ekonomik entegrasyon sürecini ifade etmektedir. Karşılıklı etkileşimlerle birbirlerini kuvvetlendiren üç unsur, küreselleşme sürecinin itici gücünü oluşturmaktadır. Bu unsurlar:

  • Uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi ve sermaye hareketleri,
  • Teknolojik gelişmelerin hızlanması ve bilgi toplumunun gelişimi,
  • Devletin, ekonominin birçok alanından çekilmesiyle beliren deregülasyondur.

Teknolojik gelişmeler uluslararası ticaretin hareketlenmesini sağlamakta, dünya ticaretinin gelişimi ise teknolojik gelişmelerin yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Buna paralel olarak deregülasyon, yeni teknolojilerin gelişmesini ve ticaret engellerinin kaldırılmasını teşvik etmektedir.

Enerji Politikası (Energy Policy)

Avrupa Birliği’nin enerji politikasının amacı, güvenli, sürekli, ucuz, sağlık açısından tehlikesiz, çevreyi kirletmeyen enerji sağlamak, yeni enerji sistemleri geliştirmek ve enerji iç pazarını tamamlamaktır.

Enerji politikası yasal temelini, kömürle ilgili olarak AKÇT, nükleer enerjiyle ilgili olarak EURATOM Antlaşmalarından almaktadır. Ancak AT’yi kuran Antlaşma’da diğer alanlardaki düzenlemelere ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle Topluluğun enerji politikasının tam anlamıyla oluşumu ancak 1974 yılından sonra gerçekleşmiştir. 1973 petrol krizinde, tüketilen enerjinin % 67’sinin petrolden sağlandığının ve yeni bir kriz ya da OPEC ülkelerinin muhtemel bir boykotu halinde büyük sıkıntıya düşebileceğini farkeden Topluluk, petrole olan bağımlılığını azaltmak amacıyla kullanılan enerji kaynaklarını çeşitlendirme kararı almış ve nükleer santrallerin yapımına girişmiştir. Bunun yanı sıra bütün Batılı sanayi ülkeleri 1974 yılında kurulan Uluslararası Enerji Ajansı (AİE) çerçevesinde ortak rezervler oluşturmaya başlamışlardır. 1983 yılında daha kapsamlı ve uzun vadeli hedefler içeren bir politika oluşturulması gündeme gelmiş ve 1988 yılında Komisyon “Enerji İç Pazarı” oluşturulmasına ilişkin bir rapor sunmuştur. Bu raporun kabulünden sonra enerji alanında daha liberal bir politika izlenmeye başlanmıştır.

Tek Pazar’ın kurulmasıyla birlikte, bazı ülkelerin ucuz enerji kullanım avantajından yararlanması bir sorun olarak görülmeye başlanmış ve enerji sektörü dahil edilmeden tam anlamıyla bir Tek Pazar’a ulaşılamayacağı fikri hakim olmuştur. Bu nedenle başta elektrik ve doğal gaz olmak üzere enerji kaynaklarının liberalizasyonu konusunda çalışmalar hızlandırılmıştır. Halen süren çalışmalar, üye ülkelerin çoğunluğunun enerji kaynaklarını “doğal tekel” olarak görmeleri sebebiyle yavaş ilerlemektedir. 15-16 Mart 2002 tarihlerinde yapılan Barselona Avrupa Konseyi Zirvesi’nde 2004 yılına kadar ev kullanımına yönelik elektrik ve doğal gaz piyasalarının serbestleştirilmesi kararlaştırılmıştır. Elektrik ve doğalgaz piyasalarının tamamının 2007 yılına kadar serbestleştirilmesi hedeflenmektedir.

Bu gelişmelerin yanı sıra, Aralık 1994 tarihinde AB ülkeleri ile Türkiye de dahil olmak üzere 50 ülke arasında imzalanan Enerji Şartı Anlaşması, taraflar arasında enerji alanında işbirliğini ve özellikle eski Sovyetler Birliği kaynaklı enerji arzını garanti altına almayı öngörmektedir. Kısacası kendi içerisinde AB bir enerji İç Pazarı oluşturmaya çalışırken, bu alanda uluslararası alanda işbirliğini geliştirmeye çalışmaktadır.

ERM-II (Döviz Kuru Mekanizması-II) (Exchange Rate Machanism II)

ERM-II sistemi, EPB’ye ilk etapta katılan üye ülkelerle, daha sonra katılacak olan üye ülkelerin paraları arasında istikrar sağlanması amacıyla düzenlenmiştir. Bu sistem çerçevesinde Euro alanında yer alan ülkeler ile diğer üye ülkelerin paraları arasındaki dalgalanma marjı %15 olacak ve Euro alanında yer almayan ülkelerin ERM-II’ye uyumu zorunlu kılınacaktır. Üye ülkelerin makro-ekonomik yaklaşım kriterlerine uyum yönünde ilerleme kaydetmesiyle birlikte bu marj daraltılabilecektir.

Eş Etkili Vergiler (Customs Duties and Charges Having Equivalent Effect)

Gümrük Birliği çerçevesinde malların serbest dolaşımının sağlanması amacıyla karşılıklı olarak kaldırılması gereken gümrük vergileri yanında, bunlara eş etkili sayılan vergi ve resimlerin de kaldırılması gerekmektedir. Bunlar arasında en önemlilerini ithalat ve ihracatta alınan fonlarla, üretim vergisi, rıhtım vergisi ve damga resmi oluşturmaktadır.

Eşik Fiyatı (Threshold Price)

Ortak Tarım Politikası’nın bir unsurunu teşkil eden eşik fiyat (threshold price), tarım ürünlerinin AB’ye ithalatında kabul edilen asgari fiyatlardır. İthal edilen ürünün fiyatının eşik fiyattan daha düşük olması durumunda, ürünün fiyatı gümrük vergileri yoluyla eşik fiyat düzeyine yükseltilir. Eşik fiyatlarının amacı, AB ülkelerindeki çiftçileri yabancı rekabete karşı korumaktır.

ETSI (Avrupa Telekomünikasyon Standartlar Komitesi) (European Telecommunication Standards Committee)

Kısa adı ETSI olan Avrupa Telekomünikasyon Standartlar Komitesi, Avrupa düzeyinde standardizasyon alanında çalışmalarda bulunan üç kurumdan biridir (Bkz. CEN ve CENELEC). ETSI, telekomünikasyon, televizyon ve radyo yayıncılığı ile bilgi teknolojisi alanlarında standardizasyon çalışmalarında bulunmaktadır.

Euratom (Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu) (Euroatom (European Atomic Energy Community)

Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu Antlaşması, Avrupa Ekonomik Topluluğu Antlaşması ile birlikte 25 Mart 1957 tarihinde Roma’da imzalanmıştır. EURATOM, AET ve AKÇT ile beraber Avrupa Topluluklarını oluşturan üç Topluluktan biridir. EURATOM bugüne kadar olan faaliyeti çerçevesinde, nükleer enerji alanındaki faaliyetlerin gelişmesine çalışmış, sivil amaçlar için nükleer enerji kullanan kurumlara kredi vermiş, Topluluk içerisinde tüketilen nükleer maden ve akaryakıtın tedarikini kolaylaştırmış, nükleer enerjinin denetimi ve merkezlerde çalışanların güvenliği ile gerekli önlemlerin alınmasını sağlamıştır.

Fransa ve İngiltere gibi Topluluk üyesi ülkelerin savunma politikalarının EURATOM’un dışında tutulması ve ayrıca kamuoylarının nükleer enerjiye karşı gösterdikleri duyarlılık “Atom enerjisi iç pazarı”nın kurulmasını engellemiştir.

Euro (Euro)

Euro, Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB) dahil olan ülkelerin kullandıkları ortak para birimidir. EPB’nin üçüncü aşamasının başladığı 1 Ocak 1999 tarihinden 1 Ocak 2002 tarihine kadar kaydi para birimi olarak kullanılan Euro, banknotlar ve madeni paraların basılmasıyla birlikte 1 Ocak 2002’den itibaren resmen tedavüle girmiştir. 1 Ocak 2002-28 Şubat 2002 tarihleri arasındaki iki ay süresince Euro’nun yanı sıra ulusal para birimleri de tedavülde bulunmayı sürdürmüş, geçiş döneminin sonunda ulusal para birimleri tedavülden kalkmış ve Euro, EPB’ye dahil üye ülkelerde tek yasal para birimi olmuştur. Euro banknotları 5, 10, 20, 50, 100, 200 ve 500’lük banknotlar halinde, madeni paralar ise 1, 2 euro ile 1, 2, 5, 10, 20 cent olarak basılmıştır.

Euro’nun kaydi para birimi olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, Avrupa Para Sistemi’nin kurulmasından bu yana üye ülkelerin ulusal para biriminin belirli ağırlıklar oranında katıldıkları bir sepetten oluşan ECU (Avrupa Para Birimi) yürürlükten kaldırılmıştır. Euro, 1998 sonuna dek kullanılan ECU ve 1981 yılına dek kullanılan Avrupa Hesap Birimi (AHB)’nin aksine bir para sepeti değil, EPB’nin içerisinde yer alan ülkelerin kullandıkları tek bir para birimidir.

Eurochambres (Eurochambres)

Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (Eurochambres) 1958 tarihinde kurulmuştur. Günümüzde 15 AB ülkesi ve AB ile doğrudan bağlantıları olan EFTA ve diğer ülkelerin ulusal sanayi ve ticaret odalarını kapsayan aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 37 üyesi vardır. Eurochambres bünyesinde AB üyesi ülkeler “asil üye”, EFTA ülkeleri, MDAÜ’ler, Türkiye, Malta, Kıbrıs, Rusya ve İsrail ise “üye” statüsüyle yer almaktadır. Eurochambres’ın ayrıca Çin ve Güney Kore ile işbirliği anlaşmaları bulunmaktadır. Üye ülke kurumları aracılığıyla Eurochambres 15 milyonu aşkın Avrupa işletmesini içine alan 1500 sanayi ve ticaret odasını temsil etmektedir. Avrupa’nın en büyük “çok uluslu” iş ağıdır.

Eurochambres, Brüksel’deki Merkez Bürosu aracılığıyla, Avrupa Komisyonu nezdinde üyelerinin sesini duyurmak ve çıkarlarını korumakla görevlidir.

Eurochambres, üyesi bulunan odaların değişen ihtiyaçlarına cevap vermenin yanı sıra, onların Tek Pazar kapsamındaki amaçlarının gerçekleşmesine yardımcı olur. Çeşitli bölgelere dağılmış olan Odalar, bölgesel politikaların oluşturulmasında önemli rol oynar.

Eurochambres Genel Kurul toplantıları, biri Brüksel’de, diğer üye devletlerden birisinde olmak üzere yılda iki kez yapılır.

Eurocontrol (Eurocontrol)

Kısa adı Eurocontrol olan Avrupa Havacılık Güvenliği Kurumu, 1960 yılında Havacılık Güvenliği için İşbirliği Konvansiyonu ile Brüksel’de kurulmuştur. Ulusal hava sahaları dışında ve 25.000 feet’in üzerindeki sivil ve askeri hava trafiğini izleme ve yönlendirme amacı taşıyan kuruma AB ülkelerinin yanısıra Arnavutluk, Bulgaristan, Hırvatistan, GKRY, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Makedonya, Malta, Moldovya, Monako, Norveç, Romanya, Slovakya, Slovenya, İsviçre ve Türkiye üyedir.

Eurocorps (Eurocorps)

21-22 Mayıs 1992 tarihlerinde 59. Fransız-Alman Zirvesi’nde kurulan Eurocorps’a günümüze dek üç ülke daha katılmıştır (Belçika, İspanya ve Lüksemburg). Pegasus-95 tatbikatı sonrasında 30 Kasım 1995’te faaliyetlerine başlayan Eurocorps’un, 50.000 kişiden oluşması öngörülmektedir.

Eurocorps, Batı Avrupa Birliği’ne (BAB) karşı sorumlu kuvvetlerin (Forces Answerable to the Western Europeean Union-FAWEU) parçasıdır. Bu çerçevede BAB ya da NATO içerisinde faaliyette bulunabilen Eurocorps, Birleşmiş Milletler ile AGİT bünyesinde oluşturulan insani misyonlar, üye devletlerin vatandaşlarının bir ülkeden çıkarılmasına ilişkin misyonlar ve barış operasyonlara katkıda bulunabilir. Eurocorps’un BAB’ın siyasi kontrolü altında bulunma taahhüdü 24 Eylül 1993, NATO yetkisinde yer alma taahhüdü ise 21 Ocak 1993 tarihli anlaşmalarla düzenlenmiştir.

Halen uygulamada 3000 kişilik bir güç oluşturan Eurocorps Strasbourg’da konuşlandırılmış bulunmaktadır. 3 Eylül 2002 tarihinde, Türkiye, Yunanistan ve Polonya’nın Strasbourg’da bulunan Eurocorps Çokuluslu Karargahına personel atamasına onay verilmiştir. İngiltere ve Hollanda’nın daha önce irtibat subayı ile katılımda bulundukları kuruma İtalya’nın da bir irtibat subayı ataması beklenmekte ve Avusturya ve Finlandiya’nın da katılımlarıyla toplam katılımcı sayısının 13’ü bulması öngörülmektedir.

Eurofor/Euromarfor (Eurofor/Euromarfor)

İspanya, Fransa ve İtalya’nın bir kara kuvveti (EUROFOR) ve deniz kuvveti (EUROMARFOR) oluşturma kararı, Batı Avrupa Birliği’nin (BAB) 15 Mayıs 1995 tarihli Lizbon Deklarasyonu ile onaylanmıştır. Bu kuvvetler BAB’a karşı sorumlu kuvvetlerin bir unsuru olacak ve Avrupa’nın Petersberg Deklarasyonu kapsamında gerçekleştirdiği misyonlara katkıda bulunacaktır. Bu kuvvetlerin BAB çerçevesinde kullanılması ve BAB üyesi ülkelerin ortak savunma tutumuyla çelişmemesi halinde, Portekiz de EUROFOR ile EUROMARFOR’a katılma kararı almıştır.

Europol (Europol)

Avrupa Polis Ofisi oluşturulması yaklaşımı, ilk kez Haziran 1991 tarihli Lüksemburg Zirvesi’nde gündeme gelmiştir. Bu çerçevede, üye ülkeler arasında başta uluslararası organize suç olmak üzere, terör, uyuşturucu ticareti, vb. ile mücadele amacıyla polisiye alanlarda işbirliği oluşturulmasını sağlayacak yeni bir organ kurulması öngörülmüştür. Bu çerçevede Europol’ün kurulmasına ilişkin Konvansiyon, Temmuz 1995’de imzalanarak 1 Ekim 1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Maastricht Antlaşması’nın VI. Bölümü kapsamında yer alan polisiye alanlarda işbirliğinin hızlandırılabilmesi amacıyla, Ocak 1994 tarihinde Europol bünyesinde kurulan geçici “uyuşturucu” birimi Konvansiyon’un yürürlüğe girmesiyle birlikte kaldırılmıştır. Ocak 1994-Ekim 1998 arasında faaliyet gösteren bu birimin öncelikli hedefleri, uyuşturucu ticareti ve ona bağlı olan kara para aklama ile mücadele olarak belirlenmiştir. Bunlara daha sonra, nükleer ve radyoaktif madde ticareti ile mücadele, yasadışı göç, insan ticareti, vb. ile bu tür suçlarla bağlantılı sermaye aklama hareketlerine karşı mücadele eklenmiştir. Europol’ün sorumlulukları da geçici “uyuşturucu” birimi ile aynıdır. Ancak Europol’e, 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere terörizmle mücadele alanında da yetkiler verilmiştir.

Amsterdam Antlaşması Europol’e aşağıda sıralanan görevleri yüklemiştir:

  • Üye ülkelerin ulusal yönetimlerince alınan özel önlemlerin koordinasyonu ve uygulanması;
  • Üye ülkelerin organize suç alanında gerçekleştirdikleri araştırmalara yardımcı olmak üzere bu alanda uzmanlık geliştirilmesi;
  • Organize suçla mücadele konusunda uzmanlaşmış savcı ve araştırmacılarla bağlantı kurulması.

Eurostat (Eurostat)

Eurostat, merkezi Lüksemburg’da bulunan Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin kısaltılmış şeklidir. Düzenli istatistiki analizler ve tahminler yayınlayan Eurostat, istatistiki analizin mümkün olduğu AB’yi ilgilendiren tüm konularda AB kurumları, ulusal yönetimler ve kamuoyuna veri sağlar. Bunun yanısıra Eurostat, ulusal istatistiki verilerin bir örnek ve karşılaştırılabilir kılınması amacıyla bütünleştirme ve koordinasyon çalışmalarının yapıldığı bir merkezdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir