Güncel Yazılar

AB (f-g)

Fark Giderici Vergi (Compensatory Tax)

Fark giderici vergi (compensatory tax), döviz kuru dalgalanmalarına bağlı fiyat farklılıklarının etkisini ortadan kaldırmak ve bu şekilde ortak fiyatların istikrarını korumak amacıyla bazı tarım ürünlerinin ithalatı sırasında alınan vergilerdir. Ortak Tarım Politikası (OTP) çerçevesinde, dünya fiyatlarının eşik fiyatın altında olması durumunda alınan ve tarım ürünlerindeki fiyat dalgalanmalarını yansıtacak biçimde günlük olarak belirlenen bu vergiler vasıtasıyla, AB’nin tarım üreticileri korunmaktadır.

Fırsat Eşitliği (Equal Opportunities)

Fırsat eşitliği, temel unsurları Avrupa Topluluğu’nu kuran Antlaşma’nın 6. Maddesi (milliyete dayalı ayırımcılığın yasaklanması) ve 119. Maddesi’nde (kadın ve erkeğe eşit ücret ödenmesi) yer alan genel bir ilkedir. Fırsat eşitliğinin özellikle ekonomik, sosyal, kültürel yaşam ve aile hayatı olmak üzere tüm alanlarda uygulanması hedeflenmektedir.

Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, fırsat eşitliğiyle yakından bağlantılı olan ayırımcılığın engellenmesi ilkesi, Kurucu Antlaşma’ya eklenmiştir. Yeni madde çerçevesinde Konsey, cinsiyet, ırk, etnik köken, din, inanç, yaş, fiziksel/zihinsel özür, cinsel tercihe dayalı tüm alanlarda ayırımcılıkla mücadele için gerekli tedbirleri alma hakkına sahiptir.

Fikri ve Sınai Mülkiyet (Intellectual and Industrial Property)

Hukuki açıdan korunmaya değer görülen fikir, zeka ve beceri ürünleri fikri ve sınai mülkiyet kapsamında değerlendirilir. Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün (WIPO) tanımı çerçevesinde fikri mülkiyet; sınai mülkiyet ve telif hakları olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Sınai mülkiyet kapsamında temel olarak buluşlar, markalar, sınai tasarımlar, coğrafi işaretler ile know-how ve ticari sırlar yer alırken, edebi ve ilmi eserler, güzel sanatlar, sinema ve müzik vb. eserleri telif hakları çerçevesinde değerlendirilir. Fikri ve sınai mülkiyet AB’nin rekabet hukuku kapsamında yer alır ve daha çok bu hakların ticari yönüne ağırlık verecek biçimde düzenlenmiştir. AB mevzuatı çerçevesinde fikri mülkiyet hakları; patentler, tasarım, ticari markalar, telif hakları, ticari sırlar ve yarı iletkenlerin topografyası gibi piyasa düzenini doğrudan etkileyen unsurları kapsamaktadır.

GATS (General Agreement on Trade in Services)

Uruguay Round çerçevesinde müzakere edilen ve 1 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe giren GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) uluslararası hizmet ticaretini düzenleyen ve yaptırım gücü bulunan ilk çokuluslu anlaşmadır. GATS dünya hizmet ticaretinin kurallarını belirlemeyi ve serbestleşmeyi sağlamayı hedeflemektedir. Tüm Dünya Ticaret Örgütü üyeleri GATS’a taraftır.

GATS bünyesinde hizmetler “hükümetlerin ticari amaç dışında ve herhangi bir hizmet sunucusuyla rekabet etmeksizin sundukları hizmetler” dışında kalan bütün sektörlerdeki tüm hizmetler olarak tanımlanmıştır. Bu çerçevede GATS’da uluslararası hizmet ticareti esas olarak onbir ana başlık altında düzenlenmektedir. Bunlar; profesyonel hizmetler, iletişim hizmetleri, mühendislik ve müteahhitlik hizmetleri, dağıtım hizmetleri, eğitim hizmetleri, çevre hizmetleri, mali hizmetler, sağlık ve sosyal hizmetler, kültürel hizmetler, turizm ve seyahat ile ilgili hizmetler, ulaştırma hizmetleri ve diğer hizmetler (enerji dağıtımı gibi) olarak belirlenmiştir.

GATT (General Agreement on Tariffs and Trade)

GATT (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya ticaretine ivme kazandırılması amacıyla 1947 yılında imzalanan ve temel hedefi, başta gümrük vergileri ve miktar kısıtlamaları olmak üzere ticaret engellerinin kaldırılması yoluyla dünya ticaretinin serbestleşmesini sağlamak olan bir anlaşmadır. 1986 yılında başlatılan Uruguay Round ile birlikte gerçekleştirilen müzakerelerin kapsamı, ticaret engellerinin yanısıra hizmetler sektörü, fikri ve sınai mülkiyet hakkı, ticareti etkileyen yatırımlar gibi farklı alanları da içerecek biçimde genişletilmiştir. Uzun yıllar süren müzakereleri takiben 15 Aralık 1993 tarihinde sona eren Uruguay Round ile bu alanlarda yetki yeni kurulan ve 1995 yılında faaliyete geçen DTÖ’ye (Dünya Ticaret Örgütü) devredilmiştir. Günümüzde dünya ticaretinin %90’ı, halihazırda GATT’a taraf olan 144 ülke tarafından gerçekleştirilmektedir.

Roma Antlaşması’nın 113. Maddesi çerçevesinde AB üyesi ülkeler, uluslararası ticarete ilişkin müzakerelerde AB Komisyonu tarafından temsil edilirler. Buna uygun olarak Komisyon, Konsey tarafından kendisine verilen yetki çerçevesinde 1963-67 arasında düzenlenen Kennedy Round’dan bu yana GATT bünyesinde gerçekleştirilen müzakerelerde, bu alanda yetkin bir Komite’ye (Madde 113 Komitesi) de danışmak suretiyle üye ülkeleri temsil etmektedir.

Geçiş Dönemi (Transitional Stage)

Türkiye-AET Ortaklığının Ankara Anlaşmasında öngörülen ikinci aşamasıdır. Bu dönem Katma Protokol’de saptanan hükümlerle yönlendirilmiştir. (Bkz: Katma Protokol.)

Genel Ekonomik Yarar Hizmetleri (Services of General Economic Interest)

Genel ekonomik yarar hizmetleri, vatandaşların genel yararları gözönüne alınarak sürdürülmesi gereken ticari hizmetleri kapsamaktadır. Bu hizmetler, üye devletler tarafından kamu yararına belirli yükümlülüklere bağlanmıştır (AT Kurucu Antlaşması’nın 90. maddesi). Bu hizmetler özellikle ulaştırma, enerji, haberleşme şebekelerini kapsamaktadır.

Genel İşler Konseyi (General Affairs Council)

AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımı ile toplanan Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, Genel İşler Konseyi olarak nitelendirilmektedir. Genel İşler Konseyi her ay toplanmaktadır. Diğer konseylerin sayısının ve toplantıların artması ve Ekonomik ve Parasal Birliğin ardından ekonomi ve maliye bakanlarının oluşturduğu Ecofin Konseyinin önem kazanması Genel İşler Konseyi’nin Birliğin ilk dönemindeki ağırlığını azaltmıştır. Ancak konsey grupları arasında en üst konuma sahiptir ve diğer konseylerde üzerinde anlaşma sağlanamayan konular Genel İşler Konsey’inde görüşülmektedir.

21-22 Haziran 2002 tarihlerinde yapılan Sevilla Avrupa Zirvesi’nde Genel İşler Konseyi’nin işleyişine yönelik yeni düzenlemeler kabul edilmiştir. Genel İşler Konseyi’nin adı Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi olarak değiştirilmiş, Konsey’in sorumlu olduğu alanlar;

  • Avrupa Konseyi toplantılarına yönelik hazırlıkların yapılması,
  • Avrupa Konseyi toplantı sonuçlarının uygulanmasının takibi,
  • Birlik ile ilgili kurumsal ve idari konular,
  • Birliğin birden fazla politikasını etkileyen konular,
  • Ekonomik ve Parasal Birliğin işleyişi ile ilgili olarak Avrupa Konseyi tarafından sorumluluk verilen konular,
  • Ortak Dışişleri ve Savunma Politikası, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası, dış ticaret, kalkınma işbirliği ve insani yardım dahil olmak üzere AB’nin tüm dış politika eylemleri olarak belirlenmiştir.

Genel Yarar Hizmetleri (General Interest Services)

Genel yarar hizmetleri, ticarî olsun ya da olmasın, kamu yetkili makamları tarafından “genel yarar” kapsamında sayılan ve bu nedenle kamu yönetiminin özel yükümlülüğü altında yer alan hizmet faaliyetlerini içerir. Ekonomik olmayan hizmetleri (zorunlu eğitim sistemi, sosyal korunma, vb.), egemenlik haklarıyla ilgili hizmetler (güvenlik, adalet vb.), ve genel ekonomik yarar hizmetlerini (enerji, haberleşme, vb.) kapsar.

Genelleştirilmiş Tercihler (Preferanslar) Sistemi (Generalized System of Preferences)

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS), gelişmekte olan ülkelerin AB’ye ihraç ettikleri sanayi malları ve işlenmiş tarım ürünlerinde tercihli tarifelerden yararlanmalarını sağlayan bir sistemdir. Tercihli tarifeler, bazı durumlarda kotalarla da desteklenen tarife indirimleri ya da muafiyetleri gibi özel gümrük düzenlemelerinden oluşmaktadır. 1968 yılında Yeni Delhi’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD)’nın tavsiyelerine istinaden 1971 yılında yürürlüğe koyulan GTS, sanayi oluşumlarını henüz tamamlayamamış ve gelişmiş ülke pazarlarına girmekte güçlük çeken gelişmekte olan ülkelerin karşılaştıkları zorlukları bir ölçüde hafifletmek amacıyla oluşturulmuştur. Daha fazla ayrıcalığın sunulduğu Lomé Konvansiyonu’na dahil olan Afrika-Karayip-Pasifik (AKP) ülkelerinin haricinde 160’ın üzerinde ülkeyi kapsayan GTS’de, en az gelişmiş ülkelere (LDCs) özel ayrıcalıklar tanınmaktadır.

Zaman içerisinde GATT çerçevesinde gerçekleştirilen müzakerelerle tarifelerin kademeli olarak azaltılması sonucu, GTS ile tanınan bu ayrıcalıklar eski önemini yitirmiştir. Sistemi daha etkin kılma yönünde sürdürülen çalışmalar, Lomé Konvansiyonu’na dahil ülkelerin ayrıcalıklı konumunu zedeleyeceği düşüncesiyle tepki görmektedir. Bunun yanısıra GTS, başta Uzak Doğu ülkeleri olmak üzere yeni sanayileşmiş devletler (NICs) ile en az gelişmiş ülkeler arasında (LDCs) yeterince ayırım gözetilmemesi nedeniyle de eleştirilmektedir.

Uygulanmaya başlandığı tarihten itibaren sürekli yenilenen GTS’nin halihazırda yürürlükte olan çizelgesi, 1995-2004 dönemini kapsamaktadır. Bu dönem içerisinde yukarıda sıralanan eleştiriler çerçevesinde getirilen yenilikler sonucu, en az gelişmiş ülkelerin ihracatları tüm gümrük vergilerinden muaf tutulmaktadır. Ancak buna karşılık bazı durumlarda ilgili ülkenin, uyuşturucuyla mücadele için bazı önlemler almayı kabul etmesi gerekmektedir.

GTS Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamında üstlenmesi gereken otonom rejimler arasında yer almaktadır. Türkiye 1 Ocak 2002 tarihinde GTS rejimini, rejim çerçevesinde tavizlerden yararlanan ve fert başına milli geliri Türkiye’den yüksek olan 12 ülke (Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Güney Kıbrıs, Güney Afrika Cumhuriyeti, Kuveyt, Lübnan, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Şili ve Tayland) ile Ermenistan haricindeki tüm ülkeler bakımından ve yerli üretimi olmayan hammadde ve yarı mamul niteliğindeki mallardan oluşan sınırlı sayıda ürün itibariyle (12’li bazda 2070 ürün) yürürlüğe geçirmiştir.

Genişleme (Enlargement)

Genişleme, Topluluğa yeni üye ülkelerin katılımıyla sonuçlanan ve birbirini takip eden dört dalgayı tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Günümüze dek Avrupa Topluluğu’nun altı kurucu üyesine (Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda) aşağıda belirtilen 9 ülke katılmıştır:

1973: Danimarka, İrlanda, İngiltere

1981: Yunanistan

1986: İspanya, Portekiz

1995: Avusturya, Finlandiya, İsveç

Devam eden genişleme sürecinde 13 aday ülke (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovakya, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovenya, GKRY, Malta, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye) yer almaktadır. 13 aday ülkeden 10’u (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovakya, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovenya, GKRY ve Malta) katılım müzakerelerini 12-13 Aralık 2002’de gerçekleştirilen Kopenhag Zirvesi’nde tamamlamışlar ve 16 Nisan 2003 tarihinde Atina’da Katılım Antlaşması’nı imzalamışlardır. Söz konusu 10 ülke 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren AB’ne tam üye olacaktır. Bulgaristan ve Romanya’nın Birliğe 2007 yılında katılımı öngörülmektedir.

Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyen ülkelerin sayısının artmasıyla birlikte genişleme kavramı farklı bir boyut kazanmıştır. Bunun temelinde yatan neden, Avrupa Birliği kurumlarının ve bazı AB politikalarının reformu olmaksızın, Roma Antlaşması’yla oluşturulan sistemin üye sayısının 25-30’a yükselmesiyle birlikte etkin biçimde işleyemeyeceği inancıdır. Bu yöndeki tartışmalar “genişleme” ve “derinleşme” kavramları çerçevesinde bir kutuplaşmaya sebep olmuştur. “Derinleşme” taraftarları, AB’nin işleyiş biçimi ve kurumların yapısı tümüyle yeniden gözden geçirilmediği sürece üyelerin sayısının artırılmaması gerektiğini savunmaktadır. “Genişleme” taraftarları ise bu hedefin öncelikli olduğunu ileri sürmektedirler. Genişlemeyi savunanların bu görüşlerinin ardında yatan, ancak açık biçimde dile getirilmeyen bir düşünce de, AB’nin siyasi alandaki yetkilerinin artması yönündeki isteksizliktir.

15 Temmuz 1997 tarihinde Komisyon, XXI. Yüzyıl’da AB’nin gündeminde yer alacak tüm sorunları ele alan ve genişlemeyle yakından bağlantılı bir metin olan Gündem 2000’i kabul etmiştir. 24-25 Mart 1999 tarihlerinde gerçekleştirilen Berlin Zirvesi’nde Gündem 2000 üzerinde uzlaşmaya varılarak, genişlemenin Topluluk üzerindeki olası mali etkilerini azaltmak amacıyla, Topluluk bütçesinde bir dizi reform kabul edilmiştir. 26 Şubat 2001 tarihinde imzalanan Nice Antlaşması ile genişleme sonrası AB kurumlarının alacağı yeni yapılanma belirlenmiştir.

Genişleme süreci kapsamında AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlar Şubat 2000’de oluşturulan Hükümetlerarası Konferans (HAK) ve Aralık 2000’de gerçekleştirilen Nice Zirvesi’nde ele alınmıştır. 19 Ekim 2001 tarihinde Belçika’nın Gent şehrinde yapılan AB Konseyi Zirvesi’nde ise, kurumsal reformlara ilişkin çalışmaları 2004 yılında sonuçlandıracak olan Hükümetlerarası Konferansla ilgili bir “Konvansiyon”un oluşturulması görüşülmüştür. İlk toplantısını 28 Şubat 2002 tarihinde gerçekleştiren Konvansiyon Haziran 2003 tarihine kadar bir AB Anayasası taslağı çerçevesi hazırlayarak üye devlet başkanlarına iletecektir. 2003 sonunda veya 2004 başında yapılacak Hükümetlerarası Konferansta yeni bir anayasanın veya anayasal antlaşmanın imzalanması hedeflenmektedir.

Görüş (Opinion)

Bir kararın alınmasından önce Topluluk organları tarafından verilen görüş (opinion/avis), genelde tavsiye niteliği taşır ve bağlayıcılığı yoktur. Görüşlerin hangi şekilde uygulanacağı genelde üye ülkelerin tercihine bırakılır.

Özel bir görüş biçimi olan uygun görüş (avis conforme) ise Topluluğa katılım, üçüncü ülkelerle ortaklık anlaşmaları yapılması kararlarının alınmasından önce, Avrupa Parlamentosu’nun onay yöntemi çerçevesinde salt çoğunlukla aldığı görüştür.

Güçlendirilmiş Nitelikli Çoğunluk (Reinforced Qualified Majority)

Genişlemiş bir Avrupa Birliği’nde oybirliği ilkesinin sürdürülmesinin, Topluluğun hareket kabiliyetini giderek ortadan kaldıracağı düşüncesi, başta Komisyon olmak üzere bir çok üye ülkenin ortak görüşüdür. Bu sorunun çözülmesi amacıyla “güçlendirilmiş nitelikli çoğunluk” yaklaşımı ortaya atılmıştır. Buna göre, oybirliği ilkesinin uygulandığı kararlar için nitelikli çoğunlukta geçerli olan %71 oy ağırlığından daha fazla bir ağırlık uygulanması suretiyle güçlendirilmiş nitelikli çoğunluk sağlanarak kararların alınması kolaylaştırılmak istenmektedir. Bu çerçevede Nice Antlaşması’nda yer alan Genişleme Hakkındaki Protokol ile yeni bir düzenleme belirlenmiştir. 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girecek yeni sistemle nitelikli çoğunluğun sağlanması için 255 (345 oyda, %73) oy olması ve üye ülkelerin çoğunluğunun kararı desteklemesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca bir üye ülkenin kararı kabul eden ve nitelikli çoğunluğu oluşturan ülkelerin nüfus toplamının AB nüfusunun %62’sini oluşturup oluşturmadığının kontrol edilmesini önerme hakkı bulunmaktadır.

Gümrük Birliği (Customs Union)

Gümrük Birliği, çeşitli gümrük alanlarının bir araya getirilmesidir. Devletlerin gümrük mevzuatlarının uygulandığı toprakların herbiri bir gümrük alanı oluşturur. Gümrük Birliği ile bu alanların bir araya getirilmesi ve aynı mevzuatın uygulanması söz konusudur. Serbest Mübadele Alanının aksine Gümrük Birliğinde taraf ülkeler, üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalata kendi ulusal gümrük tarifelerini değil, ortak gümrük tarifesini uygulamak zorundadırlar. Avrupa Birliği içinde sanayi mallarında gümrük birliği 1 Ocak 1968, tarım ürünlerinde ise, 1 Ocak 1970 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Böylece üye devletlerin gümrük alanları, tek bir gümrük alanı haline gelmiştir.

Avrupa Birliği içinde uygulandığı şekliyle üye devletler arasında gümrük vergileri ve eş etkili vergiler kaldırılmıştır. Malların dolaşımı serbest hale getirilmiştir. Üçüncü ülkelere Ortak Gümrük Tarifesi ve tarım ürünlerinde prelevman uygulanmaktadır. Avrupa Birliği’ne sonradan katılan ülkelerin gümrük birliğine uyum sağlamaları için bu ülkelere bir geçiş dönemi tanınmaktadır. Ortak gümrük alanını korumak amacıyla damping uygulamalarına karşı koruyucu önlemler, menşe kuralları saptanmış, serbest bölgelerin işleyişi düzenlenmiş ve üçüncü ülkelerle ticaret müzakereleri Topluluk organlarına bırakılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği süreci 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol ile başlamış ve malların serbest dolaşımının en erken 12, en geç 22 yıl sonra gerçekleşmesi öngörülmüştür. 6 Mart 1995 tarihli Ortaklık Konseyinde Taraflar, sanayi mallarında Gümrük Birliğine geçiş koşullarının yerine geldiğini saptayarak ortaklığın son döneminde Gümrük Birliğini düzenleyecek olan 1/95 sayılı kararı kabul etmişlerdir. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında malların serbest dolaşımı, 31 Aralık 1995 tarihinde gerçekleşmiştir.

Gümrük Birliği Ortak Komitesi (Customs Union Joint Committee)

Türkiye-AT Gümrük Birliği Ortak Komitesi, Ortaklık Konseyi’nin 1/95 tarihli kararı ile kurulmuştur (Madde 52 ve 53). Ayda en az bir kez toplanması öngörülen Gümrük Birliği Ortak Komitesi’nin amacı, taraflar arasında bilgi ve görüş alışverişini sağlamak, Ortaklık Konseyi’ne tavsiyelerde bulunmak ve Gümrük Birliği’nin düzgün işleyişini teminen görüş bildirmektir.

Gümrük İşbirliği Komitesi (Customs Cooperation Committee)

Türkiye-AT Gümrük İşbirliği Komitesi, Ortaklık Konseyi’nin 2/69 sayılı kararı ile kurulmuş teknik bir komitedir. Görevi, Ortaklık Anlaşmalarının gümrüklerle ilgili hükümlerinin doğru ve yeknesak bir şekilde uygulanması amacıyla taraflar arasında idarî işbirliğini sağlamak ve Ortaklık Komitesi’nin gümrük alanında kendisine vereceği her türlü görevi yapmaktır. Üye ülkeler gümrük uzmanları ve Komisyon’un gümrük konuları ile ilgili memurları ve Türk gümrük uzmanlarından oluşur.

Gündem 2000 (Agenda 2000)

Gündem 2000, AT Komisyonu tarafından 15 Temmuz 1997 tarihinde kabul edilen belgedir. Komisyon, bu belgeyi AB Konseyi tarafından kendisine yöneltilen AB’nin genişlemesi, ortak politikaların reformu, 31 Aralık 1999 tarihinden sonra Avrupa Birliği’nin mali çerçevesinin nasıl olması gerektiği sorularına yanıt olarak hazırlamıştır. Komisyon’un üyelik başvuruları için hazırladığı görüşlerin (avis) de eklendiği belge, XXI. Yüzyılın başında AB’nin gündeminde yer alacak sorunların tümünü kapsamaktadır.

Gündem 2000 üç bölümden oluşmaktadır:

Birinci bölüm kendi içerisinde üç kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım AB politikalarının desteklenmesi ve yenilenmesi ile ilgilidir, özellikle Ortak Tarım Politikası ve Ekonomik ve Sosyal uyum için gösterilen çabalar bu bölümde incelenmektedir. İkinci kısım, genişleme konusunda AB’nin yeni hedeflerine ulaşabilmesiyle ilgili önerileri kapsamaktadır. Üçüncü kısımda ise 2000-2006 yılları arası dönemi kapsayacak yeni bir mali çerçeve oluşturulması önerilmektedir.

Gündem 2000’in ikinci bölümünde güçlendirilmiş bir üyelik-öncesi stratejisi önerilmektedir. Bu strateji iki yeni unsuru kapsamaktadır: katılım ortaklıkları ve aday ülkelerin Topluluk programları ile Topluluk müktesebatının uygulanmasına ilişkin mekanizmalara çok yönlü katılımı.

Son bölümde ise genişlemenin AB politikaları üzerindeki olası etkileri incelenmektedir.

Uzun süren müzakereler sonucunda 24-25 Mart 1999 tarihlerinde Berlin’de düzenlenen olağanüstü Zirve’de üye ülkeler Gündem 2000 üzerinde uzlaşmaya varmış ve AB bütçe harcamalarının dengelenmesi amacıyla bir dizi reformu kabul etmiştir.

Güvenlik Güçleri ve Adalet Alanında İşbirliği (Police and Judicial Cooperation in Criminal Matters)

Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı oluşturulmuş ve Maastricht Antlaşması’nın VI. Bölümü (“Adalet ve İçişleri alanında işbirliği” ya da “üçüncü sütun” olarak adlandırılan bölüm) tamamen değişmiştir. VI. Bölüm, “Suça ilişkin konularda güvenlik güçleri ve adalet alanında işbirliği” olarak yeniden adlandırılmış ve hedef, aşağıda sıralanan alanlarda sorunların önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesi olarak saptanmıştır:

  • ırkçılık, yabancı düşmanlığı;
  • terörizm;
  • insan ticareti ve çocuklara karşı işlenen suçlar;
  • uyuşturucu ticareti;
  • silah ticareti;
  • hile ve yolsuzluk

Antlaşma kapsamında yer alan bu yeni bölüm, güvenlik güçleri, gümrük ve adalet yetkilileri arasında gerek doğrudan, gerek Avrupa Polis Ofisi (Europol) aracılığıyla daha sıkı işbirliği geliştirilmesine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca gerekli görülen durumlarda üye ülkelerin cezai mevzuatlarının yakınlaştırılması da bu çerçevede mümkün olabilecektir. Bu temel kapsamında Konsey öncü görevini sürdürmekte, ancak kullanımına sunulan araçlardan bazıları değişmektedir. Ortak tutum ve sözleşme gibi araçlar kalırken, ortak eylemin yerine “karar” ve “çerçeve karar” olmak üzere iki yeni araç oluşturulmaktadır. Bunların yanısıra, bazı üye ülkelerce hükümetlerarası çerçevede oluşturulan ve güvenlik güçleri ve adalet yetkililerinin işbirliğini de kapsayan Schengen müktesebatı, Avrupa Birliği çerçevesine dahil edilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir