Güncel Yazılar

AB (n-o)

NATO (Kuzey Atlantik Paktı) (North Atlantic Treaty Organization)

NATO (Kuzey Atlantik Paktı), Sovyetler Birliği tehdidine karşı Pakta üye ülkelerin güvenliğini korumak amacıyla 1949 tarihli Washington Antlaşması’yla kurulan bir askeri ittifaktır. Üyeleri; Almanya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İtalya, İspanya, Lüksemburg, Macaristan, Polonya, Portekiz, Yunanistan, Kanada, ABD, İzlanda, Norveç ve Türkiye’dir.

Merkezi Brüksel’de olan NATO’nun temel sivil karar alma organları; dışişleri bakanlarından oluşan Kuzey Atlantik Konseyi, savunma bakanlarından oluşan Savunma Planlama Komitesi ile yine savunma bakanlarının oluşturduğu Nükleer Planlama Grubu’dur. Üç organ da düzenli olarak daimi temsilciler (büyükelçiler) düzeyinde toplanır. En yüksek düzeydeki askeri otorite, üye ülkelerin Genelkurmay Başkanlarından oluşan Askeri Komite’dir. NATO’nun ayrıca uluslararası sivil ve askeri görevlilerden oluşan bir personeli vardır. Demokratik denetim ise 1955 yılında kurulan ve üye ülkelerin parlamenterlerinden oluşan Kuzey Atlantik Asamblesi tarafından sağlanır. 188 üyesi bulunan Asamble yılda iki kez toplanır.

Soğuk Savaşın sona ererek Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra NATO’nun geleneksel rolü sorgulanmaya başlamıştır. Özellikle nükleer silahlar ile üye ülkelerin savunma harcamalarının azaltılması ve Varşova Paktı’nın dağılması sonucu NATO’nun yeni bir görev anlayışı benimsemesi zorunlu hale gelmiştir. Yeni süreçte eski Sovyet Cumhuriyetleri ve MDAÜ’ler başta olmak üzere üçüncü ülkelerle işbirliği kurulması ile barış ve insani operasyonlara katılımın artırılması öncelikli unsurlardır.

Kasım 1991 tarihinde Roma’da gerçekleştirilen Zirve sonrasında bu öncelikler daha da belirginleşmiş ve Aralık 1991’de 16 NATO üyesi ile 22 MDAÜ ve eski Sovyet Cumhuriyeti’ni biraraya getiren Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi kurulmuştur. Mart 1999 tarihinde ise eski Varşova Paktı üyeleri arasında yer alan Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya NATO üyesi olmuştur. Bir başka önemli değişiklik Rusya ile ilişkilerde yaşanmış, 28 Mayıs 2002 tarihinde Roma’da yapılan NATO-Rusya Zirvesi’nde Rusya ile sürekli ve istikrarlı bir ortaklık oluşturmaya yönelik olarak NATO-Rusya Konseyi kurulmuştur. 21-22 Kasım 2002 tarihlerinde ise Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya ile üyelik müzakereleri başlatılmıştır.

Ayrıca Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma alanlarındaki politikasını güçlendirme amacı doğrultusunda 16 Aralık 2002 tarihinde varılan anlaşma ile AB’nin NATO imkan ve yeteneklerini kullanımına onay verilmiştir.

Nice Antlaşması (Nice Treaty)

7-9 Aralık 2000 tarihlerinde yapılan Nice Zirvesi’nde AB üyesi ülkeler, genişleme süreci kapsamında AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlarla ilgili olarak Şubat 2000’de oluşturulan Hükümetlerarası Konferans (HAK) çerçevesinde varılan sonuçlar temelinde Kurucu Antlaşmalarda değişiklik getiren bir Antlaşma üzerinde uzlaşmaya varmışlardır. 26 Şubat 2001 tarihinde imzalanan Nice Antlaşması, tüm üye ülkelerde onaylanmasının ardından 1 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Nice Antlaşması’nda yer alan önemli değişiklikler şunlardır:

Nitelikli Çoğunluk Oylama Sistemi ile Karar Alınacak Konular: Nice Antlaşması ile oybirliği ilkesinin uygulandığı yaklaşık 70 Antlaşma maddesinden 29’unda nitelikli çoğunluk sistemine geçilmesi kararlaştırılmıştır. Nitelikli çoğunluk sistemine geçilen alanlar arasında vatandaşların serbest dolaşımı, sanayi politikası ve üçüncü ülkelerle ekonomik, mali ve teknik işbirliği yer almaktadır. Yapısal fonlar ve uyum fonu alanında ise 2007 itibariyle veya en geç söz konusu fonlarla ilgili yeni dönem mali perspektiflerin onaylanmasının ardından nitelikli oy çoğunluğuna geçilecektir.

Madde 7 ile ilgili düzenleme: Nice Antlaşması ile AB Antlaşması’nın “üye devletlerin ortak ilkeleri olan hürriyet, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin” bir üye devlet tarafından ihlal edilmesi halinde uygulanacak yaptırımlarla ilgili 7. maddesinde değişiklik yapılması kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda bir üye devletin söz konusu ilkeleri ihlal etmesine yönelik açık bir risk olduğunun kararlaştırılması için üye ülkelerin beşte dördünün (eski hüküm üçte biri) bu görüşte olması, Parlamento’ya danışılması ve ilgili üye ülkeye söz hakkı tanınması gerekmektedir. Ayrıca aynı oranda üyenin katılımı ile alınacak bir kararla “akil adamlar komitesi” oluşturulup söz konusu ülke ile ilgili durum konusunda inceleme yapılabilecektir.

Güçlendirilmiş İşbirliği: Bazı üye ülkelerin ilerlemek istedikleri konularda, çekincesi olan diğer ülkelerin ilgili alanlardaki gelişmelerin dışında kalmasına izin veren “güçlendirilmiş işbirliği” Ekonomik ve Parasal Birlik ve sınır kontrolleri (Schengen Konvansiyonu) konularında uygulanmaktadır. Bu çerçevede Nice Zirvesi’nde Ekonomik ve Parasal Birlik ile Adalet ve İçişleri alanlarında mevcut sisteme devam edilmesi, Ortak Dışişleri ve Savunma Politikası alanındaki işbirliğinin bir ortak tutuma dayandırılarak, bu tutumun en az sekiz ülke tarafından uygulanabilmesi ve karşı çıkan bir üye devletin veto kullanması sonucunda, Avrupa Konseyi tarafından da söz konusu ülkenin ulusal çıkarlarının tehdit altında olabileceği onaylandıktan sonra ilgili uygulamanın askıya alınabilmesi hususu kararlaştırılmıştır.

Genişleme ile İlgili Protokol: Nice Antlaşması’na eklenen protokol ile Konsey, Komisyon ve Parlamento’nun genişleme sonrasındaki yapıları ve karar alma prosedürleri belirlenmiştir.

Temel Haklar Şartı: Nice Zirvesinde Avrupa Parlamentosu’nun, Konsey ve Komisyon başkanları tarafından imzalanan ve açıklanan Temel Haklar Şartı’nın yaptırım gücü konusunda anlaşmaya varılamamış ve Antlaşmalara dahil edilmemiştir. Temel haklar Şartı’nın hukuki statüsü 2004 yılında düzenlenecek yeni Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde ele alınacaktır.

Nitelikli Çoğunluk (Qualified Majority)

Hukuki dayanağını Roma Antlaşması’nın 148. Maddesinin 2. Paragrafının oluşturduğu “Nitelikli Çoğunluk”, Konsey tarafından bir kararın alınması için gereken oy sayısını ifade etmektedir. Buna göre, nitelikli çoğunluğun oluşabilmesi için 87 oyun 62 si gerekmektedir (%71). Genişlemenin ardından Konsey’de oy ağırlıkları Nice Antlaşması’nda yer alan Genişleme Hakkındaki Protokol ile belirlenmiştir. 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girecek yeni sistemle nitelikli çoğunluğun sağlanması için 255 (345 oyda, %73) oy olması ve üye ülkelerin çoğunluğunun kararı desteklemesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca bir üye ülkenin kararı kabul eden ve nitelikli çoğunluğu oluşturan ülkelerin nüfus toplamının AB nüfusunun %62’sini oluşturup oluşturmadığının kontrol edilmesini önerme hakkı bulunmaktadır.

Nice Antlaşması’nda yer alan Genişleme Hakkındaki Bildirim’de belirlenen üye ve aday ülkelerin Konsey’deki oy dağılımları aşağıda verilmektedir.

Nice Antlaşması ile Belirlenen Oy Dağılımı    Yürürlükteki Oy Dağılımı
Almanya    29 (10)
İngiltere    29 (10)
Fransa    29 (10)
İtalya    29 (10)
İspanya     27 (8)
Polonya    27
Romanya  14
Hollanda    13 (5)
Yunanistan   12 (5)
Çek Cumhuriyeti   12
Belçika  12 (5)
Macaristan   12
Portekiz    12 (5)
İsveç    10 (4)
Bulgaristan   10
Avusturya 10 (4)
Slovakya  7
Danimarka 7 (3)
Finlandiya 7 (3)
İrlanda 7 (3)
Litvanya 7
Letonya  4
Slovenya 4
Estonya 4
GKRY    4
Lüksemburg  4 (2)
Malta    3

Onaylanmış Kurum (Notified Body)

Test raporları ve teknik dosyaların hazırlanması gibi faaliyetleri gerçekleştirme yetkisi bulunan, teknik özellikler, altyapı, organizasyon vb. kriterlere uygun kurumlara yetkin kurum (competent body) adı verilmektedir. Bu kurumların ürün ya da AB yönergesi bazında yetkin olduğu alanlar, AB üyesi ülkeler tarafından belirlenir. Onaylanmış kurumlar ise (notified body), çeşitli yönergeler ile gerekli kılınan sertifikaların (örneğin ürün güvenliği) hazırlanması açısından yetkinliği AB Komisyonu tarafından onaylanan kurumlardır. Onaylanmış kurumlar da yetkin kurumlar gibi yönerge ya da ürün bazında yetkindirler. Uyumlaştırılmış standartlara uygunluğunu (EN 4500 serisi) akreditasyon sertifikası ya da başka bir yazılı belge sunarak ispat edebilen yetkin kurumların yönerge şartlarına uygun oldukları kabul edilir. Onaylanmış kurumların listesi Avrupa Topluluğu Resmi Gazetesi’nde yayınlanır.

Organize Suça Yönelik Üyelik-öncesi Paktı (Pre-accession Pact on Organised Crime)

AB’nin genişleme hazırlıkları çerçevesinde AB üyesi ve aday ülkelerin Adalet ve İçişleri Bakanları, 28 Mayıs 1998 tarihinde organize suça yönelik üyelik-öncesi Paktı kabul etmişlerdir. Söz konusu Paktın amacı:

  • aday ülkelerin AB’nin öncelikli faaliyetleri kapsamına alınması;
  • aday ülkelerin Topluluk müktesebatının adalet ve içişlerine ilişkin bölümlerini kabul etmelerine yardımcı olunması;
  • suça karşı AB’nin teknik ve mali desteğinin faydalı olacağı ortak projelerin geliştirilmesi.

Aday ülkeler, özellikle suçluların iadesi (1957 tarihli Avrupa Konvansiyonu), uyuşturucu ticareti (Birleşmiş Milletler Konvansiyonu), terörizm (1977 tarihli Avrupa Konvansiyonu) konularında olmak üzere süratle bu alandaki uluslararası sözleşmeleri kabul etmeye başlamışlardır. Taraflararası bilgi aktarımının değişim programları aracılığıyla desteklenmesi ve AB ile ortakları arasındaki faaliyetlerin önceliklerinin belirlenmesi amacıyla Europol ile de anlaşmalar yapılması planlanmaktadır.

Ortak Balıkçılık Politikası (Common Fisheries Policy)

Roma Antlaşması’nın Tarım Politikası’na ilişkin bölümü kapsamında yer alan Ortak Balıkçılık Politikası’nın hedefleri, balıkçılık sektöründe faaliyet gösterenlerin yaşam standartlarının yükseltilmesi, fiyat istikrarı ve arz garantisi sağlanması, tüketicilere elverişli fiyatlarla ürün sunulması ve balık kaynaklarının korunmasıdır.

Başlangıçtan itibaren Roma Antlaşması’nda yer almasına rağmen, Ortak Balıkçılık Politikası’na ilişkin mevzuat ancak 1970 yılından itibaren oluşturulmaya başlanmış, 1973 yılında Danimarka, İngiltere ve İrlanda’nın üyeliğiyle birlikte Topluluğun kuzeye doğru genişlemesi, Balıkçılık Politikasının önemini artırmıştır. Ortak Balıkçılık Politikası’nı desteklemek amacıyla Topluluk düzeyinde oluşturulan tüm mali araçlar, 1994 yılında Yapısal Fonlar kapsamında belirlenen ve tüm kıyı bölgelerine yönelik olan Balıkçılık İçin Mali Araç (IFOP) kapsamında birleştirilmiştir.

Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP) (Common Foreign and Security Policy)

Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP), Maastricht Antlaşması’nın V. bölümü (J.1-J.11) ile kurulmuştur ve bu bölüm hükümleriyle yönetilir. ODGP zaman içinde ortak bir savunma politikasının tanımlanmasını öngörmektedir.

Birliğin bu ikinci temel sütununun amaçları, J.I maddesinde tanımlanmıştır ve Konsey’de oybirliği ile kabul edilmiş olan kendisine özgü hukuksal araçlar aracılığıyla izlenmektedir (ortak tutum, ortak eylem). Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra, bu alanda “ortak strateji” adı verilen yeni bir araç daha oluşturulmuştur (Madde J.2).

Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası’nın etkinliğini artırmak için Kasım 1999’da ODGP Yüksek Temsilcisi görevine beş yıllık süre için Javier Solana atanmıştır. 1 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe giren Nice Antlaşması’nda yer alan ODGP ile ilgili hükümler, nitelikli oy çoğunluğu ile karar alınan alanları artırmış, kriz yönetiminde Siyasi ve Güvenlik Komitesi’nin yetkilerini güçlendirmiştir.

Ortak Eylem (Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği) (Joint Action (Cooperation in the Fields of Justice and Home Affairs))

Üye devletlerin, AB çerçevesinde veya AB adına birbirleriyle eşgüdüm içinde gerçekleştirdikleri eylemdir. Üye devletler, kendi başlarına hareket etmektense AB hedeflerine ulaşmakta, hedefin boyutları veya yaratacağı sonuçlar açısından ortak eylem içinde bulunmayı uygun gördüklerinde bu yola başvurabilirler.

Amsterdam Antlaşması yürürlüğe girmesiyle, ortak eylemin yerini “karar” ve “çerçeve karar” adlı iki yeni araç almıştır.

 Ortak Eylem (Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası) (Joint Action (Common Foreign and Security Policy))

Maastricht Antlaşması’nın V Bölümünde adı geçen hukuki bir araçtır. Buna göre AB’nin altı ayda bir toplanan Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi’nde belirlenen genel ilkelere uygun olarak AB Bakanlar Konseyi somut hedefler saptar. Bu hedeflere ulaşılabilmesi için üye devletlerin bütün kaynaklarını (insan kaynakları, know-how, mali kaynaklar, lojistik, vb.) seferber ettikleri eşgüdümlü bir eylem gerçekleştirilir. Bu eyleme Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası işleyişinde Ortak Eylem adı verilir.

Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) (Common Customs Tariff)

Bkz. Gümrük Birliği

Ortak İzleme Komitesi (Joint Monitoring Committee)

Ortak İzleme Komitesi, aday ülkeler ile AB arasındaki mali işbirliğinin adem-i merkeziyetçi bir temelde etkin ve düzenli işlemesini sağlamak için her aday ülkede oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’da (Decentralized Organization) yer almaktadır. Ortak İzleme Komitesi, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi, Mali İşbirliği Komitesi ve Avrupa Birliği Komisyonu temsilcilerinden oluşur. İzleme raporları kapsamında Finansman Protokollerinde yer alan hedeflerin gerçekleşmesinin değerlendirilmesi ve belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için önceliklerde değişiklik, programlar arasında kaynak aktarımı ve gerekli hallerde program bazında ilave mali kaynak önerisinde bulunulması Ortak İzleme Komitesi’nin sorumluluğu altındadır.

Ortak Karar (Maastricht Antlaşması Madde 189 B’de Öngölüren Yöntem) (Co-decision Procedure (Article 189 B of the Maastricht Treaty))

Ortak karar yöntemi (Madde 189 B), Maastricht Antlaşması’yla kabul edilmiştir ve Avrupa Parlamentosu’na Konsey’le birlikte karar alma yetkisi verir. Uygulamada Avrupa Parlamentosu’nun yasama yetkisini güçlendirmekte ve işçilerin serbest dolaşımı, yerleşme hakkı, hizmetler, iç pazar, eğitim, kültür ve sağlık alanlarında teşvikler, tüketiciler, Trans-Avrupa ağları (yönlendirmeler), çevre (genel nitelikli faaliyet programları) ve araştırma (çerçeve-program) gibi alanlarda veto hakkı vermektedir.

Komisyon, ortak kararın uygulama alanı ile ilgili olarak Temmuz 1996 tarihli raporunda, madde 189 B’de öngörülen yöntemin Topluluğun yasama faaliyetinin tümünü kapsamasını önermiştir.

Amsterdam Antlaşması, ortak karar yönteminin daha hızlı, etkin ve şeffaf duruma getirilmesi amacıyla bazı sadeleştirmeler öngörmüştür. Antlaşma’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, kamu sağlığı ve Topluluğun mali çıkarlarını zedeleyen, hile ile mücadele gibi konularda alınacak kararlarda da ortak karar yöntemi kullanılmaya başlanmıştır.

Ortak Karar Yöntemi şeması için tıklayınız.

Ortak Savunma Politikası (Common Defence Policy)

Avrupa Birliği’nin Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP), bir Ortak Savunma Politikasının tanımını da içermektedir. Bu çerçevede AB, Batı Avrupa Birliği’nden (BAB) savunmaya ilişkin (Maastricht Antlaşması’nın J.4 maddesi) girişim ve kararların hazırlanması ve yürürlüğe koyulmasını istemiştir.

Ortak Savunma Politikası, geniş anlamda güvenlik politikasının bir unsurunu oluşturur. Amacı, üye ülkelerle AB’nin ortak değerleri ve temel çıkarlarını tehdit eden tehlikeleri azaltmak ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne, Helsinki Nihaî Senedi’ne, Washington Antlaşması’na (NATO) ve değiştirilmiş Brüksel Anlaşması’na (BAB) uygun olarak barışın sağlanması ve güçlenmesine katkıda bulunmaktır.

Ortak Savunma Politikasının ilkesi, NATO ve BAB içinde kurulmuş olan işbirliği temeline dayanarak, çıkarların derinlemesine incelenmesinden sonra, ortak bir girişimde bulunmaktır. Avrupa kıtasının yeni güvenlik kıstaslarına ve Atlantik ötesi işbirliğinin gösterdiği gelişmeye uygun olarak Merkez ve Doğu Avrupa’nın ortak partönerleri de bu savunma düşüncesi içine alınmışlardır. Ayrıca, Rusya ve Ukrayna ile de bilgi alış verişi ve diyalog geliştirilmektedir (14 Kasım 1994 Noordwijk BAB Konseyi kararlarının giriş bölümü).

Amsterdam Antlaşması, Ortak Savunma Politikası’na önemli bir yenilik getirmiştir. Bu çerçevede Petersberg görevleri (insani misyonlar, kurtarma ve barış misyonları ve kriz yönetiminde mücadele güçlerinin kullanılması) adı verilen misyonlar, Kurucu Antlaşma’ya eklenmiş, J.4 Maddesi ise J.7 Maddesi ile değiştirilmiştir.

Ortak Strateji (Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası) (Common Strategy (Common Foreign and Security Policy))

Ortak strateji, Amsterdam Antlaşması’yla Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP) kapsamına alınan yeni bir araçtır. Yeni J.3 Maddesi uyarınca AB Konseyi’ne, ODGP için genel yönlendirici ilkeleri tanımlama ve üye ülkelerin önemli ortak çıkarlarının söz konusu olduğu durumlarda AB’nin uygulaması gereken ortak stratejileri belirleme görevi verilmektedir.

Ortak stratejinin hedefleri ile süresi ve bu çerçevede üye ülkeler ile AB’ye tanınan imkanlar, uygulamada belirlenecektir. Ortak stratejiler, özellikle ortak eylemler ile ortak tutumlar vasıtasıyla AB Bakanlar Konseyi tarafından hayata geçirilecektir. Bunun yanısıra Bakanlar Konseyi’nin, AB Zirvelerinde tartışılmak üzere AB Konseyi’ne ortak strateji önerme yetkisi de bulunmaktadır.

Ortak Tarım Politikası (OTP) (Common Agricultural Policy (CAP))

Avrupa Birliği’nin en önemli politikalarından biri olan Ortak Tarım Politikası (OTP), münhasıran Topluluğun yetkisindedir ve Roma Antlaşması’nın 39. maddesinde yer alan amaçların gerçekleşmesine, özellikle tarım piyasalarının ortak biçimde düzenlenmesine yöneliktir. Tarım giderleri, Topluluk bütçesinin %45’ini oluşturmaktadır. OTP’nin hazırlanması ve yürütülmesi, Konsey’in nitelikli çoğunlukla karar almasını ve Avrupa Parlamentosu’na danışılmasını öngören bir yönteme bağlıdır.

Genişleme perspektifi içerisinde, bugün yürürlükte olan OTP’nin reformuna ilişkin bir tartışma süreci başlatılmıştır. Komisyon tarafından Temmuz 1997’de sunulan ve XXI. yüzyılın başında AB’nin gündeminde yer alacak sorunların tümünü kapsayan Gündem 2000’de, OTP’nin reformu önemli yer teşkil etmektedir. Bu alanda sunulan uygulamaya yönelik tedbirler, 24-25 Mart 1999 tarihlerinde düzenlenen Berlin Zirvesi’nde değerlendirilerek, 2006 yılına dek hayata geçirilecek OTP reformu üzerinde uzlaşmaya varılmıştır. Bu alanda gerçekleştirilecek reformlar, OTP’nin bütçe payının söz konusu süre içerisinde mevcut düzeyde tutulmasını sağlamaya ve 1999 yılında DTÖ çerçevesinde başlayan yeni tur müzakerelerinde AB’nin pozisyonunu güçlendirmeye yöneliktir.

Ortak Ticaret Politikası (Common Commercial Policy)

Ortak Ticaret Politikası münhasıran Topluluğun yetkisindedir (Maastricht Antlaşması’nın 113. Maddesi). Bu politika, Topluluk üyesi devletler arasında bir gümrük birliğinin gerçekleşmesini sağlamıştır ve özellikle üçüncü ülkelerle ticaret ve tarife anlaşmaları yapılmasında, ithalat ve ihracat politikasında, standart ilkeler üzerine kurulmuştur. Ortak Ticaret Politikası çerçevesinde kararlar, Konsey’de nitelikli çoğunlukla alınır.

Amsterdam Antlaşması’yla 113. Maddede değişiklikler yapılarak, Ortak Ticaret Politikasının kapsamı, hizmetler ve fikri mülkiyet hakkına ilişkin uluslararası müzakereler ve anlaşmaları da içerecek biçimde genişletilmiştir.

Ortak Tutum (Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği/Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası) (Joint Position (Cooperation in the Fields of Justice and Home Affairs), (Common Position (Common Foreign and Security Policy))

Adalet ve İçişlerini ilgilendiren alanlarda ortak tutum, Konsey’in AB’nin hedeflerinin gerçekleşmesi yönünde işbirliği sağlamasını temin eden hukuksal araçtır. Bu suretle üye devletler, gerek iç gerek dış politikalarında Konsey toplantılarında oybirliği ile kararlaştırılmış olan tutum doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdürler.

Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası çerçevesindeki ortak tutumun amacı, işbirliğini daha düzenli ve sistematik bir hale getirmektir. Üye devletler, Konsey toplantısında oybirliği ile kabul ettikleri bu tutumları izlemek ve savunmak zorundadırlar.

Ortak Ulaştırma Politikası (Common Transport Policy)

Ortak Ulaştırma Politikası, bir üye devlet toprağından çıkan ya da oraya giden ya da bir veya bir kaç üye devletin toprağından geçerek yapılan uluslararası taşımalarda ortak kuralların yerleşmesi amacını gütmektedir. Bir üye ülkede ikamet etmeyen nakliyecilerin bir üye devlet ulusal ulaştırma sistemi içine kabulü koşullarının saptanması da bu politika kapsamındadır. Ulaştırma güvenliğinin iyileşmesine olanak sağlayacak önlemler de bu çerçevede yer almaktadır.

Topluluğun bir Ortak Ulaştırma Politikası oluşturmasının ana nedeni, Ortak Pazar’ın temel unsurları arasında yer alan mallar, hizmetler ve kişilerin serbest dolaşımının, ancak kara, hava ve deniz yollarındaki yolcu ve araç taşımacılığının serbestliğiyle mümkün olabileceği düşüncesidir. Bu çerçevede Roma Antlaşması’yla yasal temeli belirlenen Ortak Ulaştırma Politikası kapsamında ilk dönemlerde yalnızca demiryolu, karayolu ve içdeniz ve nehir taşımacılığı konuları yer almaktaydı. Avrupa Tek Senedi’yle Bakanlar Konseyi’ne, politikanın kapsamını deniz ve hava taşımacılığını kapsayacak biçimde genişletme hakkı verilmiştir. 1993 yılında Tek Pazar’ın oluşturulmasıyla birlikte, üye devletlerden birinde ulaştırma sektöründe faaliyette bulunanların, diğer üye ülkelerde de hizmet sunmasına imkan tanınmıştır. Trans-Avrupa ağlarının oluşturulmaya başlaması sonucunda ise, ulaştırma altyapılarının Topluluk düzeyinde planlanması ve ulusal ağların birbirine bağlanarak ulaştırma altyapısının geliştirilmesi gündeme gelmiştir.

Amsterdam Antlaşması’yla ulaştırma alanındaki tüm kararlar, ortak karar yöntemine göre alınmaktadır.

Ortaklık (Association)

Avrupa Birliği, Maastricht Antlaşması’yla değiştirilmiş olan Roma Antlaşması’nın 238. Maddesine göre bir veya bir kaç devlet veya Milletlerarası kuruluşlarla karşılıklı hak ve yükümlülük esasına dayalı olarak Ortaklık Anlaşmaları yapabilir. Bu anlaşmalarda ortak eylemler ve özel yöntemler öngörülebilir.

Ortaklık anlaşmalarının müzakereleri genel olarak AB Komisyonu tarafından yürütülmekte ve Konsey tarafından onaylanıp Avrupa Parlamentosu’nun uygun görüşünün alınmasından sonra geçerlilik kazanmaktadır.

Ortaklık Anlaşmaları, AB üyesi olmayan üçüncü ülkelerle yapılmaktadır.

Ortaklık Komitesi (Association Committee)

Ortaklık Komitesi, Ankara Anlaşması’nın 24. Maddesinin 3. Paragrafının Ortaklık Konseyi’ne verdiği yetkiyle kurulmuştur. Görevi, Ortaklık Konseyi’ne yardım etmek ve özellikle, Anlaşma’nın yürütülmesi için gerekli işbirliğinin devamlılığını sağlamaktır.

Ortaklık Komitesi teknik bir organdır. Üye devletler, Türkiye, Konsey ve Komisyon yetkililerinden oluşur. Ortaklık Komitesi’nde Başkanlık, Ortaklık Konseyi’nde olduğu gibi altışar aylık sürelerle Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından sıra ile yapılır.

Ortaklık Konseyi (Association Council)

Ortaklık Konseyi Ankara Anlaşmasının 23. Madde hükmü uyarınca kurulmuştur. Ortaklık Konseyi’ne AB üyesi devletler ve Türkiye Hükûmeti temsilcileriyle, Konsey ve Komisyon yetkilileri katılır. Bakanların toplantıya katılamadığı hallerde Ortaklık Konseyi Büyükelçiler düzeyinde de toplanabilir. Kararlar oybirliği ile alınır. Türkiye’nin ve AB’nin birer oy hakkı vardır.

Ankara Anlaşması’nın 22. Maddesine göre, Anlaşma ile belirtilen amaçların gerçekleşmesi için Anlaşma’nın öngördüğü hallerde Ortaklık Konseyi’nin karar yetkisi vardır. Taraflar, kararların uygulanması için gerekli tedbirleri alırlar. Ortaklık Konseyi tavsiyelerde de bulunabilir. Bu tavsiyeler yasal metinlerde yer almayan ama Ortaklığın işleyişi ile doğrudan ilişkisi bulunan alanları da kapsayabilir.

Ortaklık Konseyi, Anlaşma’nın hedeflerini göz önünde tutarak ortaklık rejimi sonuçlarını belli aralıklarla inceler. Ortaklık Konseyi başkanlığı, altışar aylık sürelerle, Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından sıra ile yapılır. 2003 yılında Avrupa Birliği-Türkiye Ortaklık Konseyi’nin 42. toplantısı gerçekleştirilmiştir.

Ortaklık Konseyi her yıl Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu’na bir faaliyet raporu sunar.

Oybirliği (Unanimity)

Oybirliği, Topluluk Konseyi’nde bir önerinin kabul edilebilmesi için bütün üye devletler tarafından varılması gereken uzlaşma anlamına gelir. Avrupa Tek Senedi’nden bu yana oybirliğinin uygulama alanı eskiye oranla önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Böylece günümüzde, Topluluğun birinci temeli çerçevesinde nitelikli çoğunlukla oy verme genel kuralı oluşturmaktadır. Bunun aksine ikinci ve üçüncü temellerde ya hükümetlerarası yönteme başvurulmakta ya da oybirliği ile oy verme yoluna gidilmektedir

Özel Tüketim Vergisi (Private Consumption Tax)

Avrupa Birliği ülkelerinde sigara, tütün, alkollü içkiler, benzin, mazot vb. ürünlerden tüketimin yapıldığı ülkede ve tüketim aşamasında alınan vergilerdir. Sözkonusu ürünlerin tüketiminin kamu harcamalarını artırdığı (sigara ve alkollü içkilerin tüketiminin sağlık harcamalarını, benzin mazot gibi akaryakıt tüketiminin çevre kirliliği, karayolları vb. harcamaları artırdığı) yaklaşımından hareketle KDV’ye ilaveten alınan bu vergilerin amacı, bu ürünlerin tüketimini azaltmak ve bunları tüketen kişilerin ek kamu harcamalarının finansmanına katkıda bulunmalarını sağlamaktır.

Özgürlük, Güvenlik ve Adalet Alanı (Area of Freedom, Security and Justice)

1993 yılından itibaren adalet ve içişleri alanında işbirliği konusunda kaydedilen gelişmeler, Amsterdam Antlaşması’yla bu konuda daha ileri hedefler belirlenmesine zemin hazırlamıştır. Bu çerçevede kişilerin AB içerisinde her açıdan serbest dolaşımının sağlanması ve organize suç ve hile ile daha etkin mücadele edilmesi amacıyla bir “özgürlük, güvenlik ve adalet alanı” oluşturulması kararlaştırılmıştır.

Amsterdam Antlaşması, Maastricht Antlaşması’nın VI. Bölümünde yer alan (üçüncü sütun) ve hükümetlerarası yönteme göre ele alınan adalet ve içişleriyle ilgili konuları, birinci ve üçüncü sütunlar arasında paylaştırmaktadır.

Topluluk yöntemine göre ele alınan birinci sütun kapsamında Roma Antlaşması’na yeni bir bölüm (IIIa-vize, sığınma, göç ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin diğer politikalar) eklenmiştir. Maastricht Antlaşması’nın VI. Bölümü ise artık daha az sayıda alanı kapsamakta, ancak bu çerçevedeki hedefler daha açık biçimde tanımlanmaktadır. Polis, gümrük ve adalet yetkilileri ile adli makamlar arasında daha sıkı işbirliği öngörülmektedir.

Üçüncü sütun kapsamında yer alan hükümler için, yetki alanlarının üye ülkelerce VI. Bölümden, IIIa Bölümü’ne aktarılmasını sağlayacak “Geçiş Köprüsü” imkanı bulunmaktadır.(*) Söz konusu aktarma yöntemi çok karmaşık olmasına ve günümüze dek hiç uygulanmamasına rağmen bu yöntemin varlığı, zaman içerisinde adalet ve içişleri kapsamındaki alanların Topluluk çerçevesine alınabileceğine işaret etmektedir.

Üye devletlerden bazılarının, belirli alanlarda daha hızlı ilerlemek ve daha sıkı işbirliği oluşturmak istemeleri durumunda, VI. Bölüm kapsamında yer alan yeni K.12 Maddesi çerçevesinde buna izin verilmektedir. Bu ülkelerin Schengen alanında olduğu gibi ayrı bir yasal sistem oluşturmaları gerekli değildir.

Topluluk Geçiş Köprüsü, hükümetlerarası yönteme göre ele alınan (ikinci ve üçüncü sütunlarda yer alan Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası ile Adalet ve İçişleri) bazı konuların, Topluluk yöntemi (birinci sütun) ile ele alınabilmesini sağlayan bir mekanizmadır. Bu sayede kararlar oybirliğiyle değil, oy çokluğuyla alınabilmektedir. Bu imkâna başvurabilmek, Konsey’de oybirliğini ve her üye devletin ulusal anayasal hükümlerine göre onayını gerektirir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir