Güncel Yazılar

AB (t-u)

TACIS

TACIS (Bağımsız Devletler Topluluğu ve Moğolistan için teknik destek), eski Sovyet Cumhuriyetleri ile Moğolistan’a teknik destek sağlanması için 1990 yılında oluşturulan bir AB programıdır. TACIS kapsamında verilen yardımlar hibe şeklinde olup, eğitim, enerji, ulaştırma, gıda üretimi ve dağıtımı ile sınai ve ticari işletmelere destek sağlanması olmak üzere beş alanda yoğunlaşmaktadır. 2000-2006 dönemi bütçesi 3 milyar 100 milyon Euro’dur.

Tahkim (Arbitration)

Devletler, aralarında çıkabilecek anlaşmazlıkların ne suretle çözümlenebileceğini aralarında yapıkları anlaşmalarla saptayabilirler. Bu çerçevede, mahkeme yerine hakeme başvurmayı önceden karşılıklı olarak kararlaştırırlarsa, anlaşmanın bu hükmüne “tahkim şartı” adı verilir. Bu durumda taraflar, anlaşmazlığı çözmek için bilgi ve deneyimine güvendikleri bir kişiyi hakem olarak belirlerler. Tarafların ön anlaşmasıyla atanmış olan hakemin kararı kesindir. Bazı hallerdeyse, – daha çok ticarî ilişkilerde – her iki taraf birer hakem tayin eder ve bu iki hakem bir araya gelip soruna çözüm ararlar. İki hakemin anlaşamadığı hallerde, taraflar üçüncü bir hakem atar ve bu üçüncü hakemin kararı kesin olur.

Toplulukları ve Avrupa Birliği’ni kuran anlaşmalarda esas, anlaşmazlıkların Avrupa Adalet Divanı’na götürülmesi ve Avrupa hukuku çerçevesinde çözümlenmesidir. Roma Antlaşması’nın 181. Maddesi tahkim kurumuna izin vermekle beraber bu konudaki yetkiyi gene Avrupa Adalet Divanı’na bırakmıştır.

Türkiye-AT arasındaki anlaşmazlıkların esas olarak Ortaklık Konseyi’nde ve oybirliği ile çözülmesi gerekir. Konsey, alacağı bir kararla anlaşmazlığı Adalet Divanı’na götürebileceği gibi, mevcut başka bir mahkeme ya da yargı organına da havale edebilir. (Ortaklık Anlaşması, m.25) Ortaklık Anlaşması, (m.25/4) ortaklığın geçiş ve son dönemlerinde Akit tarafların tahkim veya başka bir yargı yöntemini kararlaştırabileceklerini de hükme bağlamıştır. Ortaklık Konseyi’nin 1/95 sayılı kararında yer alan tahkim (arbitrage) düzenlemesi de Ortaklık Anlaşması’nın 25/4. Maddesi uyarınca yapılmıştır.

13 Ağustos 1999 tarihli 4446 sayılı Kanun ile yapılan Anayasa değişikliği ile uluslararası tahkim hususları 125. maddede düzenlenmiş ve ulusal ve uluslararası tahkim kavramına Türkiye Anayasası’nda yer verilmiştir. Anayasa değişikliğine paralel olarak çıkartılması gereken uyum yasaları kapsamında 21 Ocak 2000 tarihinde, 4501 sayılı “Kamu Hizmetleri İle İlgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun” yürürlüğe konularak kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz sözleşmelerinde, bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesi durumunda, taraflarca sözleşme yapılırken uyulması gereken ilke ve esaslar belirtilmiştir.

TAIEX (Technical Assistance Exchange Office)

Kısa adı TAIEX olan teknik yardım değişim ofisi (Technical Assistance Exchange Office), Mayıs 1995 tarihli ve AB üyeliğine aday Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerini (MDAÜ) AB Tek Pazarı’na hazırlama konulu Beyaz Kitap’a istinaden oluşturulmuştur. AB Komisyonu’nca yönetilen bu ofisin ilk aşamada amacı, entegrasyonu kolaylaştırmak amacıyla MDAÜ’leri Tek Pazar mevzuatı konusunda bilgilendirmektir. Ancak Aralık 1997 tarihli Lüksemburg Zirvesi’nde alınan karar uyarınca TAIEX, tüm aday ülkelere yönelik çalışmalar yapmaya başlamıştır. Türkiye de adaylığının onaylanmasının ardından TAIEX yardımlarından faydalanmaya başlamıştır.

Bu çerçevede TAIEX üye ve aday ülkelerdeki kamu idareleriyle çalışmalar yürütmektedir. Bunun yanı sıra Topluluk müktesebatının yasal metinlerine erişim sağlamakta, eğitim seminerleri düzenlemekte ve istenildiği taktirde uzmanların bu ülkelere ziyaretler gerçekleştirmesini sağlamaktadır. Aday ülkelerin mevzuatlarının Topluluk müktesebatına uyum yönünde hangi durumda olduğunun incelendiği izleme sürecinde (screening) TAIEX’in önemli rolü vardır. Phare programından bağımsız olmasına rağmen TAIEX’in faaliyetleri, mali yönden Phare kapsamında desteklenebilmektedir.

Türkiye Ekim 2001 tarihinden itibaren TAIEX imkanlarından resmen yararlanmaya başlamış ve 15 Mart 2002 tarihinde TAIEX bütçesine dahil edilmiştir. 2002 yılı için 6 milyon Euro tutarında kaynak ayrılmıştır. TAIEX ofisinin faaliyetleri ile ilgili koordinasyon Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından yürütülmektedir.

Tamamlayıcı Protokol (Complementary Protocol)

Topluluğun ilk genişlemesinin AET-Türkiye ortaklığına yansıması ve Türkiye-AET ortaklığının genişlemiş Topluluğa uyumunu sağlamak üzere oluşturulan Tamamlayıcı Protokol, Türkiye-AET Ortaklık Konseyi’nin 30 Haziran 1973 tarihli toplantısında imzalanmıştır. Tamamlayıcı Protokol Topluluk tarafından 28 Kasım 1977, Türkiye tarafından ise, iç politika nedenleriyle ancak 1 Mart 1986’da onaylanabilmiştir.

TARIC (Integrated Customs Tariff of the European Communities)

TARIC (Avrupa Toplulukları Bütünleştirilmiş Gümrük Tarifesi), 2658/87 sayılı Tüzük ile kabul edilen Kombine Nomenklaturası esasına bağlı olarak AT Komisyonunca 1987 yılında hazırlanan bir gümrük tarifesidir. AB’nin 11 resmi dilinde hazırlanan ve 15.000’e yakın tarife çizgisini kapsayan TARIC, tüm üçüncü ülkelere uygulanan vergi oranları ile tercihli vergi oranlarının yanısıra, Topluluğun Ortak Ticaret Politikası kapsamında yer alan tüm önlemleri de kapsamaktadır.

Uygulamaya ve bilgi vermeye yönelik bir araç olan TARIC’in kendi yasal statüsü bulunmamaktadır. Üye ülkelerin yürürlükteki tarifelerinin (working tariff) hazırlanmasına doğrudan temel oluşturan TARIC kodlarının uygulandığı bir başka alan da otomatize gümrükten çekme (automated customs clearance) işlemleridir. AB ülkeleri ile üçüncü ülkeler arasındaki gümrük ve istatistiksel deklarasyonlarda TARIC kodlarının kullanımı zorunludur. TARIC her yıl AT Resmi Gazetesi’nde (C serisi) yayınlanır.

Tarife Dışı Engel (Non-Tariff Barrier)

Tarife dışı engeller, tarifeler ve miktar kısıtlamalarının dışında kalan ve ticareti kısıtlayan fiziki, teknik ve mali nitelikli her türlü kural ya da uygulamadır. Farklı ürün standartları, ayırımcı kamu alımı politikaları, kısıtlayıcı fiyatlar ya da dağıtım anlaşmaları, vergilendirme farklılıkları, patent ya da telif haklarının çıkarılması prosedürlerinin zorlukları vb. tarife dışı engellere örnektir. Tarifelerin indirildiği ve miktar kısıtlamalarının giderek kaldırıldığı günümüzde, dünya ticaretini kısıtlayan en önemli uygulamalar olan tarife dışı engellerin kaldırılması, GATT kapsamındaki müzakerelerde ele alınan en önemli sorunlar arasındadır.

1968 yılında tarifeler ile miktar kısıtlamalarının kaldırılmasıyla birlikte Topluluk’ta gümrük birliği tamamlanmış, ancak zaman içerisinde gümrük birliğinin malların serbest dolaşımı için yeterli olmadığı görülmüştür. Bu nedenle Topluluk, özellikle 1985-1992 yılları arasında tarife dışı engellerin kaldırılması yoluyla Tek Pazar’ın kurulması hedefini benimsemiştir. 1992 yılı sonunda Tek Pazar’ın kurulmasıyla birlikte Topluluk içi ticarette tarife dışı engeller büyük ölçüde kaldırılmıştır, ancak üçüncü ülkelerin rekabetine karşı bunlar halen uygulanan önemli kısıtlamalardır.

Tarife Kontenjanları ve Tarife Kotaları (Tariff Quotas)

AB’nin üçüncü ülkeler ya da ülke grupları ile imzaladığı tercihli anlaşmalar kapsamında uyguladığı kısıtlama tedbirleridir. AB, Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi çerçevesinde gelişmekte olan ülkelerin ürünlerine tanıdığı tek taraflı tavizlerin bir bölümü de dahil olmak üzere, imzaladığı tüm tercihli anlaşmalarda bu tür tedbirleri uygulamaktadır. Bu çerçevede Tarife Kontenjanı/Tarife Kotası, bir mal veya mal grubunun ithalatında uygulanmakta olan gümrük vergisi oranlarında, belli bir miktar veya değer için indirim yapılması veya muafiyet sağlanmasıdır.

Tek Çerçeve Tüzüğü (Single Framework Regulation)

AB Konseyi tarafından 17 Aralık 2001 tarihinde kabul edilen Tek Çerçeve Yönetmeliği (Single Framework Regulation) Türkiye’ye katılım öncesi strateji kapsamında sağlanacak hibe nitelikli yardımları tek bir çerçeve altında toplamaktadır. Tek Çerçeve Yönetmeliği ile kullanımı düzenlenen üç yardım kaynağı bulunmaktadır.

  • MEDA-II programı (2000-2006 döneminde yılda ortalama 127 milyon Euro)
  • Ekonomik ve toplumsal gelişmenin desteklenmesi (2001-2003 döneminde yılda yaklaşık 45 milyon Euro)
  • Türkiye-AB Gümrük Birliğinin güçlendirilmesi (2000-2002 döneminde yılda yaklaşık 5 milyon Euro)
    Tek Çerçeve Yönetmeliği ile söz konusu üç kaynağın kullanımı diğer adaylarla aynı prosedürlere bağlanmakta ve yardımların sadece Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yer alan öncelikler için kullanılması amaçlanmaktadır. Ayrıca Tek Çerçeve Yönetmeliği Türk firmalarının PHARE, ISPA, SAPARD, CARDS ve TACIS fonları kapsamında açılan ihalelere katılımına imkan tanımaktadır

Tek Kurumsal Çerçeve (Single Institutional Framework)

Tek kurumsal çerçeve, Avrupa Birliği’nde yalnızca tek bir kurumsal yapı olduğu ilkesini belirtmek için kullanılan terimdir. Buna göre daha fazla yakınlaşmak ya da işbirliğinde bulunmak isteyen üye ülkeler, ortak kurumlar çerçevesinde hareket ederler. Bunun yanısıra Avrupa Birliği’nin bağlarını kuvvetlendirecek eylemlerde ortak kurumların kullanılması, herhangi bir mekanizmaya katılmamayı tercih eden üye ülkeler tarafından da kabul edilir. Sosyal Protokol ve Sosyal Anlaşma buna örnek olarak verilebilir.

Tek Merkezli İçiçe Geçen Halkalar (Concentric Circles)

Tek Merkezli İçiçe Geçen Halkalar, farklı bütünleşme düzeylerine sahip üye devletlerin oluşturduğu altgruplardan meydana gelen bir Avrupa yapılanmasını tanımlamak için kullanılan terimdir. Avrupa Birliği’nin bütünleşme yapısını yansıtan bu tanım, zaman içerisinde genişletilmiştir. Bu çerçevede daha sıkı işbirliğini tanımlamak amacıyla “ortak hukuksal halka” (circle of shared law- AB üyesi ülkeler), “komşu halka” (adjacent circle- AB üyeliğine aday ülkeler), “seçkin halkalar” (more select circles- ortak para halkası, güvenlik halkası vb.) terimleri kullanılmaktadır.

Tek Tip Seçim Yöntemi ve Avrupa Parlamentosu’nun Oluşumu (Uniform Electoral Procedure and Composition of the European Parliament)

Avrupa Topluluğu’nu kuran Antlaşma’nın 138. Maddesi, Avrupa Parlamentosu üyelerinin, her üye devlette aynı tip yöntemle doğrudan seçimine olanak sağlayacak projeler hazırlamasını öngörmektedir. Böyle bir yöntem, Avrupa’daki çeşitli siyasal eğilimlerin Avrupa Parlamentosu’nda daha iyi temsilinin güvencesi olacaktır. Halen, somut önerilerin karşısına , ulusal seçim gelenekleri çıkmaktadır.

Bugüne kadar, Avrupa Parlamentosu’nda her devlete verilen sandalye sayısı, nüfusu az olan ülkelere aşırı bir temsil hakkı tanınmak suretiyle, nüfus yoğunluğu ve üye devletler arasında eşitlik ilkesi arasında bir uzlaşmaya varılmasına imkân vermiştir.

Temel Haklar Şartı (Charter of Fundemental Rights)

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı Avrupa vatandaşlarının ve AB’de ikamet eden herkesin medeni, siyasi, ekonomik ve sosyal haklarını belirtmektedir. Temel Haklar Şartı’nın oluşturulması 3-4 Haziran 1999 tarihinde yapılan Köln Zirvesi’nde gündeme gelmiş, ve Temel Haklar Şartı’nın bir konvansiyon tarafından hazırlanması kararlaştırılmıştır. AB üyesi ülkelerin hükümet ve ulusal parlamentolarının yanısıra Avrupa Parlamentosu’nun temsilcilerinden oluşan 62 kişilik konvansiyon Aralık 1999 tarihinde ilk toplantısını yapmış hazırladığı taslak metni ise 2 Ekim 2000 tarihinde kabul etmiştir. 13-14 Ekim 2000 tarihinde yapılan Biarritz Zirvesi’nde onaylanan taslak Avrupa Komisyonu’na ve Avrupa Parlamentosu’na gönderilmiştir. Avrupa Parlamentosu 14 Kasım 2000 tarihinde, AB Komisyonu 6 Aralık 2000 tarihinde onaylamıştır. 7 Aralık 2000 tarihinde Nice Zirvesi’nde Avrupa Parlamentosu’nun, Konsey ve Komisyon başkanları tarafından imzalanmış ve açıklanmıştır.

Temel Haklar Şartı saygınlık, özgürlükler, eşitlik, dayanışma, yurttaşların hakları ve adalet bölümlerinden oluşmaktadır. Temel Haklar Şartı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, AB üye ülkelerinin anayasal gelenekleri, Avrupa Konseyi Sosyal Şartı, AB İşçilerin Temel Sosyal Hakları Şartı ile AB ve üye ülkelerin taraf oldukları uluslararası sözleşmeler temel alınarak hazırlanmıştır.

Temel Haklar Şartı’nın hukuksal statüsü, AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlar kapsamında Avrupa’nın Geleceğine İlişkin Konvansiyon’da ele alınmaktadır. Konvansiyon’da belirlenen görüşler çerçevesinde Şart’ın hukuki bağlayıcılığı hakkındaki karar 2004 yılında gerçekleştirilecek Hükümetlerarası Konferans’ta (HAK) alınacaktır.

Tercihli Gümrük Tarifesi (Preferential Customs Tariff)

AB’nin tercihli ticaret anlaşmaları veya otonom rejimleri kapsamında, tercihli ticaret ilişkisi içinde bulunduğu veya Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi çerçevesinde tek taraflı taviz tanıdığı ülkelerden yaptığı ithalatta uyguladığı gümrük vergileri indirimi ya da muafiyetlerdir.

Terörle Mücadele Politikası (Policies to Fight Against Terrorism)

Maastricht Antlaşması’nın K.1 maddesi, terörle mücadelenin Europol koordinasyonunda gerçekleştirilmesini öngörmüştür. Europol’ü oluşturan konvansiyonun 1 Ekim 1998 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesiyle birlikte bu konudaki faaliyetlerin, 1 Ocak 1999 itibariyle Europol kanalıyla yürütülmesi kararı alınmıştır.

Amsterdam Antlaşması’yla üye ülkelere, terörle mücadele alanında daha sıkı işbirliği geliştirilmesi amacıyla ortak tutum, karar, çerçeve karar ve sözleşmeler kabul etme yetkisi verilmiştir.

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’ye yapılan terörist saldırıların ardından 21 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen özel Avrupa Konseyi toplantısında terörle mücadelede adli ve polisiye işbirliğinin artırılması kararlaştırılmıştır. Bu çerçevede ortak soruşturma ekiplerinin ve ortak terör örgütü listelerinin oluşturulması, Europol bünyesinde özel ekiplerin kurulması, Europol ile ABD kurumları arasında işbirliğinin güçlendirilmesi ve Eurojust’ın faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar başlatılmıştır.

TERRA (Turkish Earthquake Rehabilitation and Reconstruction Assistance Facility)

Deprem sonrası rehabilitasyon ve yeniden yapılanma için Avrupa Konseyi’nin girişimi ile 29 Kasım 1999 tarihinde oluşturulan Avrupa Yatırım Bankası özel kredi paketidir. TERRA paketi kapsamında 2000-2003 döneminde, depremden zarar gören İzmit, Adapazarı, Yalova ve Bolu kentlerinin ulaşım, haberleşme, enerji ve çevre altyapılarının, konutların ve sanayi işletmelerinin imarı amacıyla 600 milyon Euro kredi verilmesi kararlaştırılmıştır.

TERRA Paketi, TERRA-I ve TERRA-II olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. 450 milyon Euro tutarındaki TERRA-I’in 300 milyon Euro’luk kısmı altyapı ve konut projelerine yöneliktir. TERRA-I kapsamında 150 milyon Euro ise geriye dönük (retroactive) finansman şeklinde, Türkiye Halk Bankası tarafından deprem sonrasında bölge esnafını desteklemek amacıyla açılan kredilerin karşılanmasında kullanılacaktır. 150 milyon Euro’luk TERRA-II ise depremden zarar gören küçük ve orta boy işletmelerin zararlarını karşılamaya yönelik olarak aracı bankalar tarafından kullandırılmaktadır.

Ticari Nitelikli Devlet Tekelleri (State Monopolies of Commercial Character)

Roma Antlaşması’nın 37. Maddesine göre üye devletler, belirlenen geçiş süresi sonrasında ticari nitelikli devlet tekellerinin (alkol, sigara, kibrit üzerindeki tekeller) üye ülke vatandaşları arasında malların üretimi ve piyasaya sürümü açısından ayırımcılığa neden olmayacak biçimde düzenlenmesiyle yükümlüdür.

1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 42. Maddesi’nde belirtildiği biçimde, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’nin de ticari nitelikli devlet tekellerini, mevcut malların üretim ve pazarlamasına ilişkin koşullar açısından AB ile Türkiye vatandaşları arasında ayırımcılığa sebep olmayacak biçimde düzenlemesi gerekmektedir.

Topluluğun Öz Kaynakları (Own Resources)

Topluluğun öz kaynakları, giderlerini finanse edebilmesi amacıyla üye ülkeler tarafından AB’ye verilen gelirlerdir. Bu kaynaklar Topluluk bütçesini oluştururlar. Halihazırda söz konusu kaynakların Topluluk GSMH’sının %1.27’sini aşmaması gerekmektedir. Topluluğun kurulmasını takip eden ilk yıllarda, Topluluk bütçesi üye ülkelerin mali katkılarından oluşmaktaydı. Ancak 21 Nisan 1970 tarihinde kabul edilen bir kararla Topluluğa mali özerklik tanınmış ve 1 Ocak 1978’den bu yana bütçe, tümüyle Topluluğun öz kaynaklarıyla finanse edilmiştir. Halihazırda öz kaynaklar, aşağıda sıralanan dört unsurdan oluşmaktadır:

  • Tarım vergileri ile şeker ve isoglükoz resimleri: Bu kaynak temel olarak tarım vergileri ve şeker pazarlarının ortak organizasyonu çerçevesinde şeker ile isoglükoz için belirlenen üretim ve depolama resimlerinden oluşmaktadır.
  • Gümrük vergileri: Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) uyarınca üçüncü ülkelerden alınan vergilerdir.
  • KDV’den alınan pay: Üye ülkeler elde ettikleri KDV gelirinin bir bölümünü, belirlenen sabit bir oran çerçevesinde AB’ye verirler (2002 ve 2003 yılları için belirlenen oran, en fazla GSMH’nın %50’si temelinde belirlenen KDV matrahının %0,75’idir, 2004 yılından itibaren %0,5’i olacaktır).
  • GSMH’ya bağlı ek kaynak (“dördüncü kaynak”): 1988 yılında düzenlenen bu ek kaynak, bütçenin temel gelir kaynağını oluşturan ilk üç kaynağa göre belirlenir. Tüm diğer kaynakların kullanımından sonra arta kalan miktar, bütçe prosedürü uyarınca belirlenen bir oran temelinde üye ülkelerin GSMH’larından karşılanır.

AB’nin 2002 yılı toplam geliri 95 milyar Euro olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamın %43’i GSMH kaynakları, %38’i KDV gelirleri, %14.8’i gümrük vergileri ve %1,8’i tarım vergilerinden elde edilmiştir

Topluluk Belgelerinin Hierarşisi (Hierarchy of Community acts)

Topluluk belgelerinin hiyerarşisi konusu, Maastricht Antlaşması’na ekli bir bildiri kapsamında ele alınmıştır. Sözkonusu bildiri, Hükümetlerarası Konferans’da farklı düzenleme kategorileri arasında bir hiyerarşi oluşturulabilmesi için Topluluk belgelerinin ne şekilde yeniden sınıflandırılabileceğinin incelenmesini öngörmüştür.

Böyle bir hiyerarşi oluşturulmasının temel amacı, yasama kuvvetine sorunların ayrıntısından çok siyasi yönlerine önem vermesi imkânını tanımaktır. Bu çerçevede, Topluluğun karar alma mekanizması içinde anayasal düzenlemelerin yasal düzenlemelere, yasal düzenlemelerin de uygulamaya dönük düzenlemelere oranla daha kapsamlı bir karar sürecine tabi olması öngörülmüştür. Buna göre anayasal düzenlemelerde oybirliği, kuvvetlendirilmiş nitelikli çoğunluk, ortak görüş vb. mekanizmalar; yasal düzenlemelerde ortak karar mekanizması; uygulamaya dönük düzenlemelerde ise Komisyon’a kurumsal yetki verilmesi gibi yöntemlerin kullanımı hedeflenmiştir.

1990 yılında “ortak karar” mekanizmasının Kurucu Antlaşma kapsamına alınması konusuna ilişkin tartışmalar sırasında belgelerin hiyerarşisi konusu da gündeme gelmiştir. Bu tartışmaların temelinde ikincil derecede önem taşıyan bazı konuların gereksiz yere, ağır ve zor işleyen karar süreçlerine tabi olarak, Topluluk karar mekanizmasının giderek tıkanmasına yol açmasına çözüm getirmektir. 1991 yılında Maastricht Antlaşması’na ilişkin müzakereler sırasında Topluluk belgelerine ilişkin hiyerarşik bir düzenleme yapılması konusunda getirilen öneriler (Antlaşma, yasa, ikincil belgeler veya uygulamalar), üye ülkelerin geleneksel ulusal hukuk anlayışlarıyla ters düşmeleri nedeniyle kabul edilmemiştir.

Topluluk Hukuki Araçları (Community Legal Instruments)

Topluluk Hukuki Araçları, Topluluk kurumlarının Avrupa Birliği’nin birinci temeli çerçevesinde ve yetki ikamesi (subsidiarité) ilkesi doğrultusunda görevlerini yerine getirebilmelerini sağlayıcı yasal unsurlardır.

Tüzük (regulation): Bağlayıcıdır. Tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya koyulur ve üye ülke vatandaşlarına ulusal yasalarda olduğu gibi hak ve yükümlülükler getirir.

Direktif-Yönerge (directive): Tek bir üye ülkeyle ilgili olabileceği gibi tüm üye ülkeleri bağlayıcı da olabilir. Uygulanabilmesi için ulusal hukuka uyarlanması gerekir.

Karar (decision): Muhatabını bağlayıcıdır. Üye ülkeleri, gerçek ve tüzel kişileri muhatap alabilir.

Tavsiye kararı ve görüş (recommendation, opinion) : Bağlayıcı değildir. İlgili konuda benimsenebilecek bir tutum önerir ya da görüş bildirir.

Topluluk Hukuku (Community Law)

Topluluk hukuku, Kurucu Antlaşmalar (birincil mevzuat) ile Topluluk kurumlarının bu Antlaşmaları temel alarak geliştirdikleri yasal araçlardan (ikincil mevzuat) oluşmaktadır.

Daha geniş bir tanım çerçevesinde Topluluk hukuku, Adalet Divanı’nın içtihat hukuku, Topluluğun dış ilişkilerinden kaynaklanan hukuki düzenlemeler, sözleşmeler kapsamında yer alan tamamlayıcı hukuk ve Antlaşma hükümlerini hayata geçirebilmek amacıyla üye ülkeler arasında imzalanan buna benzer anlaşmalar da dahil olmak üzere Topluluğun yasal düzeni çerçevesinde kabul edilen tüm kuralları kapsar.

Topluluk Hukukunun Uygulanmasının Denetimi (Monitoring the Application of Community Law)

Topluluk hukukunun uygulanmasının denetimi Kurucu Antlaşmaların koruyuculuğunu üstlenen Komisyon’un görevidir. Bu denetim özellikle, Avrupa Birliği’nin hukukun üstünlüğüne dayalı olduğunu belirtmek ve AB’nin temel amacı olan, üye ülkelerin hukuk kurallarına riayet etmeleri ve bu kuralların uygulamalarını sağlamak açısından gereklidir. Bu konuda denetleme görevi Komisyon’a aittir.

Topluluk hukukunun uygulanmasının denetimi aşağıda belirtilen biçimlerde olabilir:

· Şikayetleri takiben ya da olayların normal gidişatı sırasında ortaya çıkan davalarda ihlal takibatı(infringement proceedings) başlatılması;

·  Diğer kurumlara karşı dava açılması;

·  Üye devlet tarafından verilen yardımın kanuna uygun olup olmadığının tesbit edilmesi;

·  Bazı anlaşmalar, kararlar ve ortak uygulamaları (concerted practice) yasaklayan ilkeler ile hakim durumun kötüye kullanılmasına karşı oluşturulan ilkelere uyulup uyulmadığının denetlenmesi.

Topluluk hukukunun uygulanmasına ilişkin yıllık Komisyon raporları, hukuksal uygulamalarda da şeffaflığın hedeflendiğinin bir göstergesidir.

Topluluk Müktesebatı (Acquis Communautaire)

Topluluk Müktesebatı, üye devletlerin tümünü Avrupa Birliği’ne bağlayan hak ve yükümlülükler ortak temelinin bütününü tanımlar. Esas olarak Roma Antlaşması ve onu tamamlayan diğer metinler (Tek Senet, Maastricht Antlaşması, Amsterdam Antlaşması) ile bu Antlaşmalardan doğan geniş ikincil hukuku içerir. Topluluk Müktesebatı, temelinde Ortak Pazar ve onu oluşturan malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı kavramlarına, bu kavramları destekleyen ortak politikalara (ortak tarım politikası, dış ticaret politikası, rekabet politikası, ulaştırma politikası, vb.) ve göreceli olarak az gelişmiş bölge ve topluluklara verilen yardım mekanizmalarına dayanmaktadır.

Avrupa Birliği, Topluluk müktesebatını olduğu gibi korumayı ve geliştirmeyi kendisine hedef olarak almıştır. Topluluk Müktesebatının oluşturduğu hukuki çerçevenin dışına çıkan kalıcı veya geçici istisnaların sayısı ve kapsamı sınırlıdır.

Katılım sürecinde AB aday ülkelerin Topluluk müktesebatına uyum sağlanmasını beklemektedir. Katılım müzakerelerinin daha kolay ve etkin yürütülebilmesi için AB Topluluk müktesebatını aşağıda yer alan 31 konu başlığına ayırmıştır.

1 –   Malların serbest dolaşımı
2 –   Kişilerin serbest dolaşımı
4 –   Sermayenin serbest dolaşımı
3 –   Hizmetlerin serbest dolaşımı
5 –   Şirketler hukuku
6 –   Rekabet
7 –   Tarım
8 –   Balıkçılık
9 –   Ulaştırma Politikası
10 – Vergilendirme
11 – Ekonomik ve Parasal Birlik
12 – İstatistik
13 – Sosyal Politika ve İstihdam
14 – Enerji
15 – Sanayi Politikası
16 – KOBİ’ler
17 – Bilim ve Araştırma
18 – Eğitim ve Öğretim
19 – Telekom ve Bilgi Teknolojileri
20 – Kültür ve Görsel-İşitsel politika
21 – Bölgesel Politika
22 – Çevre
23 – Tüketiciyi Koruma ve Tüketici Sağlığı Politikası
24 – Adalet ve İçişleri
25 – Gümrük Birliği
26 – Dış Ekonomik İlişkiler
27 – Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikaları
28 – Mali Kontrol
29 – Maliye ve Bütçe
30 – Kurumlar
31 – Diğer

Topluluk Yöntemi ve Hükümetlerarası Yöntem (Community Method and Intergovernmental Method)

Topluluk yöntemi, Avrupa Birliği’nin birinci sütununun işleyiş biçimini belirler. Yetki ikamesi (subsidiarité) ilkesi çerçevesinde bir entegrasyon anlayışına dayanan bu yöntem, aşağıdaki temel unsurlar etrafında şekillenmektedir.

  • İnisiyatif hakkı Komisyon’un tekelindedir;
  • Konsey’de nitelikli çoğunluğa dayalı oylama sistemi kullanılır;
  • Avrupa Parlamentosu karar alma sürecinde aktif rol alır (görüşler, öneriler, değişiklik önergeleri, vb.);
  • Adalet Divanı’nın güvencesi altında, Topluluk hukuku yeknesak biçimde yorumlanır.

Hükümetlerarası yöntem ise, Avrupa Birliği’nin hükümetlerarası işbirliğine dayanan ikinci ve üçüncü sütunlarının kurumsal işleyiş biçimini benimser. Bu yaklaşımın temel unsurları ise şunlardır:

  • Komisyon’un inisiyatif hakkı, üye ülkelerle paylaşılmaktadır ve bazı özel alanlarla sınırlıdır;
  • Konsey’de oybirliğine dayalı oylama sistemi benimsenir;
  • Avrupa Parlamentosu yalnızca danışmanlık rolü üstlenir;
  • Adalet Divanı’nın rolü sınırlıdır.

Topluluklaştırma (Communautarisation) (Communitisation)

Topluluklaştırma, AB’nin kurumsal çerçevesi içerisinde hükümetlerarası yöntem (ikinci ve üçüncü sütunlar) kapsamında ele alınan bir hususun Topluluk yöntemine (birinci sütun) uyarlanmasıdır.

Topluluk yöntemi, ancak Topluluk kurumlarının karar alma mekanizması çerçevesinde görevlerini yetki ikamesi (subsidiarité) ilkesini de gözetmek suretiyle tam olarak yerine getirmeleri durumunda, AB vatandaşlarının çıkarlarının en iyi şekilde korunabileceği düşüncesini temel almaktadır.

Amsterdam Antlaşması’yla, Adalet ve İçişlerinde işbirliği (üçüncü sütun) kapsamında yer alan kişilerin serbest dolaşımına ilişkin konular, Topluluk yöntemi çerçevesine alınmıştır.

Trans-Avrupa Ağları (Trans-European Networks (TENs)

Trans-Avrupa ağları, Tek Pazar ile yaratılan imkanların tam anlamıyla değerlendirilmesi yönünde olan sınırötesi ulaştırma, enerji, haberleşme ve çevre altyapısının geliştirilmesi amacıyla düzenlenen bir girişimdir.

Maastricht Antlaşması ile Roma Antlaşması’na eklenen XII Bölüm (Madde 129 B-C-D) ile hukuki çerçevesi düzenlenen Trans-Avrupa ağları, bu alanlardaki altyapı çalışmalarının Topluluk düzeyinde planlanmasını ve ulusal ağların birbirine bağlanmasını öngörmektedir. Topluluğun merkezden uzak bölgelerinin merkezi bölgelerle bütünleştirilmesini sağlaması nedeniyle Topluluğun bölgesel politikalarına da katkıda bulunan Trans-Avrupa ağları çerçevesinde oluşturulan projeler, Uyum Fonu tarafından desteklenmektedir. Son yıllarda MDAÜ’lerle ilişkilerin geliştirilmesine verilen öneme paralel olarak, Trans-Avrupa ağlarının AB ile bu ülkeleri bütünleştirecek biçimde düzenlenmesine ağırlık verilmektedir.

Trevi Grubu (Trevi Group)

Uluslararası terörizm ve uyuşturucu trafiği ile mücadele amacıyla AB üyesi ülkelerin adalet ve içişleri bakanları arasında 1975 yılında oluşturulan ve 1976’dan bu yana faaliyet gösteren gayri resmi işbirliğidir. Ulusal güvenlikten sorumlu bakanların yılda iki kez bir araya geldiği grup toplantılarında işbirliği imkanları ve ortak stratejiler tartışılır. Trevi grubu söz konusu alanlarda üçüncü ülkelerle de işbirliği yapar. 1993 yılından bu yana Trevi Grubu, AB’nin üçüncü temeli olan Adalet ve İçişleri alanında işbirliği kapsamında yer almaktadır.

TRIPs Anlaşması (Agreement on Trade Related Aspects of Intellectual Property Rights)

Uruguay Round kapsamında imzalanan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPs Anlaşması) Dünya Ticaret Örgütü’nün hukuk sisteminin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. TRIPS Anlaşması Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü’nün (WIPO) geliştirdiği fikri mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin anlaşmaları tamamlamaktadır. TRIPs Anlaşması 5 temel alanı içermektedir:

  • Ticaret sisteminin ve uluslararası fikri mülkiyet anlaşmalarının temel ilkelerinin uygulanma şekli,
  • Fikri mülkiyet haklarına yeterli derecede koruma sağlanması,
  • Anlaşmaya taraf olan ülkelerin söz konusu hakları uygulamaya geçirmesi,
  • Fikri mülkiyet hakları konusunda Dünya Ticaret Örgütü üyeleri arasında oluşan anlaşmazlıkların çözümü,
  • Yeni sistem yürürlüğe girinceye kadar geçerli olacak geçici düzenlemeler.

Fikri mülkiyet hakları, telif hakları (kitap yazarları ve diğer sanatsal çalışmaların yaratıcılarının haklarını) ve patentleri (icat yapan kişilerin haklarını) ve sanayi tasarımını (ornamental dizaynlara ilişkin hakları) içermektedir. Söz konusu haklar, ticari marka ve ticaret yapan kişilerin kendi ürünlerini diğerlerinden ayırmak için kullandıkları diğer sembolleri de kapsamaktadır.

Troyka (Troika)

Troyka, Konsey başkanlığını elinde bulunduran üye devletle, kendisinden önce bu görevi yürüten üye devlet ve kendisinden sonra Başkanlığı üstlenecek olan üye devleti içermektedir. Komisyon’un da hazır bulunduğu Troyka, Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP) konularında Birliği temsil eder.

Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte Troyka, yerini yeni bir sisteme bırakmıştır. Bu sistem çerçevesinde Troyka, AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı üstlenen üye ülke, 6 ay sonra bu görevi üstlenecek olan üye ülke ile Konsey Genel Sekreteri’nden (Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası’ndan sorumlu Yüksek Temsilci sıfatıyla) oluşmaktadır.

Tüketicinin Korunması Politikası (Consumer Protection Policy)

Tüketicinin korunması, AT’yi kuran Antlaşma’ya Maastricht Antlaşması’yla eklenen Madde 129 A’da ele alınmaktadır. Söz konusu madde tüketicilerin sağlığı, güvenliği, ekonomik ve yasal haklarının yanısıra, bilgiye erişim haklarının da korunmasını hedeflemektedir.

Madde 129 A’da sıralanan hedeflerin hayata geçirilebilmesi için bir başka yasal temele (Madde 100 A-ortak karar) atıfta bulunulmaktadır. Tüketicinin korunmasının da bir unsur olarak yer aldığı iç pazarın tamamlanması amacıyla, üye devletlerin mevzuatlarını yakınlaştırmak için alacakları tüm tedbirler, bu çerçevede yer almaktadır. Ayrıca üye ülkelerin uyguladığı politikaları tamamlayıcı ya da destekleyici nitelikli özel tedbirlerin, Ekonomik ve Sosyal Komite’ye danışıldıktan sonra ortak karar yöntemine göre alınması imkanı da sağlanmaktadır.

Bunun yanısıra Kurucu Antlaşmalar ile çelişmediği ve Komisyon’a bilgi verildiği sürece üye ülkelerin, Topluluğun tüketiciyi koruma tedbirlerinden daha sıkı önlemler almasına izin verilmektedir.

TÜRKAK (Turkish Accreditation Authority)

Uygunluk değerlendirmesi hizmeti veren laboratuar, muayene ve belgelendirme kuruluşlarının nitelikleri ve çalışmalarının yeterliliği, uluslararası ticarette ve DTÖ kuralları çerçevesinde büyük öneme sahiptir. Uygunluk değerlendirmesi alanında çalışan kuruluşların ortak teknik ilke ve prosedürlere uyumlu olması ve söz konusu kuruluşlarca verilmiş uluslararası kriterlere uygunluğu tespit eden belge ve raporların kabul edilmesini sağlamak amacıyla birçok ülke uygunluk değerlendirmesi alanını düzenleyen akreditasyon birimleri oluşturmuştur. Bu bağlamda Türkiye’deki uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterliliklerinin onaylanması -akredite edilmesi- için 4 Kasım 1999 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 4457 sayılı kanun ile TÜRKAK-Türk Akreditasyon Kurumu kurulmuştur. Kasım 2002’de Avrupa Akreditasyon Birliği Türkak’ın tam üyelik başvurusunu onaylamıştır.

TÜRKAK ile laboratuar, belgelendirme ve muayene hizmetlerini yürütecek yurtiçi ve yurtdışındaki kuruluşların akredite edilmesi ve kuruluşların belirlenen ulusal ve uluslararası standartlara göre çalışmasının sağlanarak ürün/hizmet, sistem, personel ve laboratuar belgelerinin ulusal ve uluslararası alanda kabul edilmesi amaçlanmaktadır

Türkiye-AB Mali Protokolleri (Turkey-EU Financial Protocols)

Ankara Anlaşmasının giriş bölümünde taraflar, “Türkiye’ye bir ekonomik yardım yapılması gerekliliği” üzerinde durmakta, Anlaşma’nın 3. Maddesi de “Hazırlık döneminde Türkiye, geçiş dönemi ve son dönem boyunca kendisine düşecek yükümleri üstlenebilmek için, Topluluğun yardımı ile ekonomisini güçlendirir” hükmünü getirmektedir.

Bu hüküm çerçevesinde 1963–1995 yılları arasında dört malî protokol imzalanmış, Ortaklık Konseyi’nin Gümrük Birliği ile ilgili 95/1 sayılı kararının alındığı 6 Mart 1995 tarihli toplantısında da malî yardımla ilgili bir deklarasyon kabul edilmiştir. Bunlardan 1981 yılında imzalanan IV. Mali Protokol ile Deklarasyon, Yunanistan vetosu karşısında işlerlik kazanamamıştır.

Hazırlık dönemi ile birlikte yürürlüğe giren I. Malî Protokol ile Türkiye’ye 170 milyon, Katma Protokol ile birlikte yürürlüğe giren II. Malî Protokol ile 220 milyon ve 1 Mayıs 1979 tarihinde yürürlüğe giren III. Malî Protokol ike 310 milyon hesap birimlik uzun vadeli (30 veya 40 yıl), uzun ödemesiz süreli (8 veya 10 yıl) ve düşük faizli (% 1, 2.5 veya 4.5) krediler sağlanmış, Türkiye bu kredileri genel olarak altyapı ve sanayi yatırımlarında kullanmıştır. Krediler Avrupa Yatırım Bankası tarafından sağlanmıştır.

Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu (Turkey-EEC Joint Parliamentary Committee)

Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu (KPK), Ankara Anlaşmasının 27. Maddesi uyarınca, Avrupa Parlamentosu ve TBMM’nin 1965 yılında aldığı kararlar ve Ortaklık Konseyi’nin 1/65 sayılı kararı ile kurulmuştur. Amaç, Avrupa Parlamentosu ile TBMM arasındaki işbirliği ve teması kolaylaştırmaktır. KPK, Ortaklığın demokratik denetim organıdır.

TBMM ve Avrupa Parlamentosundan seçilen 18 üyeden olmak üzere toplam 36 kişiden oluşan KPK, yılda iki kez toplanır. KPK Başkanlık Divanı da ayrıca bir kez toplanabilir. Görevi, Ortaklık Konseyi tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporlarını incelemek ve ortaklığın işleyişine ilişkin konularda görüş alışverişinde ve tavsiyelerde bulunmaktır.

KPK tarafından kabul edilen tavsiye metinleri Avrupa Parlamentosu’nda görüşülerek onaylanır.

Türkiye-AET Ortaklığı (Turkey-EEC Association)

Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu’na ortaklık başvurusunu 31 Temmuz 1959 tarihinde yapmıştır. AET, Türkiye’nin başvurusuna 11 Eylül 1959 tarihinde yanıt vermiş ve görüşmeler 28 Eylül 1959 tarihinde Türkiye Dışişleri Bakanlığı heyeti ile AET Komisyonu heyeti arasında Brüksel’de başlamıştır. İkinci görüşmeden sonra, Türkiye’deki 27 Mayıs 1960 askerî hareketi nedeniyle temaslar kesilmiştir. Üçüncü görüşmelerin yapıldığı 14-21 Ekim 1960 tarihlerinden sonra temaslar birbirini izlemiş ve 20 Haziran 1963 tarihinde düzenlenen onuncu görüşmede taraflar Ankara Anlaşması ve ekleri üzerinde görüş birliğine varmışlardır.

Ankara Anlaşması 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da TBMM’nin tören salonunda Altılar ve Türkiye Dışişleri Bakanları tarafından imzalanmıştır. Ankara Anlaşması onay işlemlerinin tamamlanmasından sonra 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir. (Bkz. Ankara Anlaşması, Katma Protokol, Gümrük Birliği).

Twinning

Twinning (eşleştirme) Programı, aday ülkelerin AB müktesebatını etkin şekilde uygulayabilmeleri ve kurumsal yapılarının güçlendirilmesi amacıyla 1998 yılında oluşturulmuş bir teknik destek programıdır. Twinning Programı çerçevesinde üye ülkelerin kamu kurum ve kuruluşlarından uzmanlar aday ülkelerde ilgili kurumlarda AB müktesebatının uygulanmasına yönelik projelerde görev almaktadır. Twinning ile aday ülkelerdeki idari yapılanmanın güçlendirilmesi ve AB müktesebatının uygulanmasındaki zorlukların giderilmesi hedeflenmektedir. PHARE bütçesinden finanse edilen Twinning Programından AB Adayı 10 Merkez ve Doğu Avrupa ülkesi faydalanmaktadır.

UCLAF (Hile ile Mücadele Koordinasyon Birimi) (Fraud Prevention Task Force)

Avrupa Birliği bütçesinde yolsuzluk yapılmasını engellemek amacıyla 1988 yılında kurulan UCLAF, AB Komisyonu bünyesinde faaliyet gösteren, ancak araştırmaları ve çalışmaları itibariyle Komisyon’dan bağımsız hareket eden bir birimdir. UCLAF, Komisyon’un ilgili birimleri ile üye ülkeler arasında hile ve yolsuzlukla mücadele edilmesi amacıyla koordinasyon sağlar. UCLAF, üye ülkelerin yetkili birimlerine yolsuzluklar konusunda araştırma yapma çağrısında bulunabileceği gibi, kendisi de bu konularda araştırma yaparak raporlar sunar.

AB Komisyonu 17 Mart 1999 tarihinde sunduğu bir tüzük önerisiyle UCLAF’ın yerine, Avrupa Hile ile Mücadele Ofisi (OLAF) kurulmasını teklif etmiştir. İlgili karar 1 Haziran 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. OLAF, AB’nin mali çıkarlarının korunması amacıyla tüm AB kurum ve organlarının yanı sıra, yolsuzluğa ilişkin AB mevzuatına uymak şartıyla üye ülkelerde de araştırmalar yapma yetkisine sahiptir. UCLAF gibi OLAF’ın bağımsız bir tüzel kişiliği yoktur ve Komisyon bünyesinde faaliyet göstermektedir. Ancak araştırmaları sırasında hiçbir şekilde Komisyon’dan talimat almaması ve yalnızca kendi inisiyatifi doğrultusunda araştırma başlatması açısından OLAF’ın yetkileri UCLAF’a oranla daha fazladır.

Ulusal Ajans (National Agency)

Avrupa Birliği’nin eğitim alanındaki Socrates, Leonardo ve Gençlik programlarına katılan ülkeler, programların tanıtımı, izlenmesi ve katılımı kolaylaştıracak bilgi akışının sağlanmasından sorumlu bir Ulusal Ajans kurmak zorundadır. Programlar kapsamında yer alacak projelerin seçiminde rol alan Ulusal Ajans, programlar çerçevesinde sağlanan desteklerin yönetimi konusunda da önemli görevler üstlenmektedir.Özerk bir yapı olması öngörülen Ulusal Ajans’a ilişkin hazırlık çalışmalarını yürütmek üzere 29 Ocak 2002 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde bir Ulusal Ajans Dairesi kurulmuştur.

Türkiye, eğitim programlarına katılım için öngörülen hazırlık süreci kapsamında yürütülecek çalışmalar ve finansmana ilişkin dört anlaşmayı 27 Aralık 2002 tarihinde AB Komisyonu ile imzalamıştır. Leonardo, Socrates ve Gençlik programlarının herbiri için Hazırlık Tedbirleri Anlaşmaları ve Socrates Programı Pilot Uygulamaları Anlaşmaları imzalayan Türkiye, 2003 Aralık ayına kadar hazırlık çalışmalarını sonuçlandırmayı öngörmektedir. Hazırlık sürecinde Ulusal Ajans’ın özerk bir kurum olarak işlerlik kazanması hedeflenmektedir

Ulusal Fon (National Fund)

Aday ülkeler ile AB arasında mali işbirliğinin etkin ve düzenli işlemesi için her aday ülkede oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’nın (Decentralized Organization) bir parçası olan Ulusal Fon, Topluluk fonlarının, yardımın yapıldığı ülkeye aktarımını sağlayan ve yardımların muhasebesini tutan merkezi hazine birimidir. Türkiye’de Ulusal Fon Hazine Müsteşarlığı sorumluluğunda işleyecektir .

Ulusal Mali Yardım Koordinatörü (National Aid Coordinator)

Ulusal Mali Yardım Koordinatörü katılım sürecinde aday ülkeler ile AB arasında mali işbirliğinin etkin ve düzenli işlemesi için aday ülkelerde oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’da (Decentralized Organization) yer almaktadır. Ulusal Mali Yardım Koordinatörü Türkiye’nin AB’ye katılım süreci ile AB’nin sağladığı mali kaynaklar arasındaki ilişkinin sağlanması ile AB kaynaklarının izlenmesi ve değerlendirilmesinden sorumludur. Başbakanlık Genelgesi ile Avrupa Birliği ile ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Ulusal Mali Yardım Koordinatörü olarak görevlendirilmiştir. Ulusal Mali Yardım Koordinatörünün başlıca görevleri arasında aşağıdakiler yer almaktadır:

  • Topluluk mali yardımının katılım süreci ile ilişkilendirilmesi ve fonların sadece bu amaç için kullanılması amacıyla gerekli koordinasyonun sağlanması,
  • Mali İşbirliği kapsamında değerlendirilecek projelerin Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Programda yer alan öncelikler doğrultusunda yönlendirilmesi, seçilmesi, uygulanması ve izlenmesinin sağlanması,
  • Yıllık Finansman Protokollerinin, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi ve ilgili Bakanlıklar ile bağlantılı olarak hazırlanması ve koordine edilmesi,
  • Programların izlenmesi ve değerlendirilmesinin koordinasyonunun sağlanması.

Ulusal Program (National Program for the Adoption of Acquis)

Her aday ülke Katılım Ortaklığı Belgesi’nde belirtilen önceliklerin yerine getirilmesi ve AB müktesebatına uyumun sağlanması için detaylı bir Ulusal Program hazırlamaktadır. Ulusal Program belirlenen önceliklerin gerçekleştirilmesi ve alınması gereken önlemlere yönelik belirli bir takvim ile bu amaçlar için gerekli insan ve mali kaynakları içermektedir. Adaylık sürecinde Ulusal Programlar gelinen aşamalar ve oluşan ihtiyaçlar kapsamında belirli dönemlerde gözden geçirilerek yenilenmektedir.

AB tarafından Katılım Ortaklığı Belgesi’nin ve Türkiye’ye sağlanacak mali desteğin hukuki temelini oluşturan Tüzüğün onaylanmasının ardından “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” tamamlanmış ve Program 19 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmıştır. 14 Nisan 2003 tarihinde Komisyon tarafından açıklanan Gözden Geçirilmiş Katılım Ortaklığı  Belgesi doğrultusunda Ulusal Program revize edilmesi öngörülmektedir.

Ulusal Yetkilendirme Görevlisi (National Authorising Officer)

Ulusal Yetkilendirme Görevlisi katılım sürecinde aday ülkeler ile AB arasında mali işbirliğinin etkin ve düzenli işlemesi için aday ülkelerde oluşturulan Merkezi Olmayan Yapılanma’da (Decentralized Organization) yer almaktadır.

Ulusal Yetkilendirme Görevlisi, Topluluk fonlarının, yardımın yapıldığı ülkeye aktarımını sağlayan ve yardımların muhasebesini tutan Ulusal Fon’un bağlı bulunduğu bakan/müsteşar düzeyindeki sorumlu kişidir. Başbakanlık Genelgesi ile Ulusal Fonu yönetmek üzere Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ulusal Yetkilendirme Görevlisi olarak atanmıştır. Ulusal Yetkilendirme Görevlisinin sorumlulukları arasında; Komisyon’dan mali kaynakların transferini talep etmek, Finansman Protokolü’nde geçen ulusal ve diğer mali kaynakların akışını sağlamak, AB mali yardımları için mali raporlama sistemi oluşturmak ve Finansman Anlaşması’nda belirtilen usule uygun olarak mali kaynakları Merkezi Finans ve İhale Birimi’ne aktarmak bulunmaktadır.

Uluslararası Organize Suçlar ve Kara Para Aklamayla Mücadele Politikaları (Fight Against International Organized Crime and Money-laundering)

Uluslararası organize suçlar ve kara para aklama ile mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler, üye ülkeler arasında bilgi alışverişinin ve polis ve gümrük alanlarında işbirliği sağlanmasının güvence altına alınması amacıyla Europol’ün “Uyuşturucu” birimince yürütülmekteydi. Ancak 1 Ocak 1998 tarihinde Europol Konvansiyonu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, 1994 yılında kurulan bu geçici birimin yetkilerini Europol devralmıştır.

Amsterdam Antlaşması’yla uluslararası suçla mücadele, Maastricht Antlaşması’na eklenen yeni VI. Bölüm kapsamında yer alan alanlar arasına alınmıştır. Bu konunun Antlaşma kapsamında açıkça ifade edilmesi, üye ülkelerin bu alanda bilgi alışverişinin ötesinde bir işbirliğine geçebilmelerini sağlayacaktır. Bu sayede üye ülkelerin K.6 Maddesiyle oluşturulan yeni araçları (ortak tutum, karar, çerçeve karar, sözleşme) kullanabilmeleri ve uluslararası organize suçla ciddi anlamda mücadele edebilmeleri için açık bir yasal dayanak oluşmaktadır.

UNICE (UNICE (Union of Industries of the European Community))

1959 yılında kurulan UNICE (Avrupa Topluluğu Sanayileri Birliği), AB üyesi devletlerin yanısıra, EFTA ve OECD üyesi ülkelerin sanayicileri ve işveren konfederasyonlarını biraraya getirmektedir. UNICE, söz konusu kurumların Avrupa meselelerine ilişkin tutum ve görüşlerinin, özellikle Avrupa kurumları nezdinde koordinasyonu görevini üstlenir.

Uygun Görüş Yöntemi (Assent (avis conforme))

Uygun görüş yöntemi Avrupa Tek Senedi ile kurulmuştur. Çok önemli bazı kararların alınmasında, Konsey’in Avrupa Parlamentosu’nun onayını (üyelerinin mutlak çoğunluğu) almasını gerektirir. Avrupa Parlamentosu öneriyi kabul ya da reddetmekte serbesttir, ancak değişiklik getiremez.

Uygun görüş esas itibariyle yeni üye devletlerin katılımı ile bazı uluslararası anlaşmalarda söz konusu olmaktadır. Ayrıca vatandaşlık, Avrupa Merkez Bankasına özgü görevler, Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankalarının statülerinde yapılacak değişiklikler, yapısal fonlar, uyum fonları ile Avrupa seçimleri için tek tip yöntem uygulanmasına ilişkin konularda da bu yöntem gerekmektedir.

Amsterdam Antlaşması’yla yeni bir alanda daha Parlamento’nun uygun görüşü gerekli kılınmıştır. Bu çerçevede temel hakları düzenli olarak ve ciddi ölçüde ihlal eden üye devletlere karşı cezai müeyyideler uygulanabilmesi için Parlamento’nun uygun görüşü gerekmektedir (Antlaşma’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte Madde 7 olarak adlandırılan F.1 Maddesi).

Uyuşturucu ile Mücadele Politikası (Policy to Fight Against Drugs)

Uyuşturucu ile mücadele, başta uyuşturucu bağımlılığı ve uyuşturucu ticareti ile mücadele olmak üzere birçok farklı boyutu içermektedir. Uyuşturucu bağımlılığının önlenmesi konusu, Maastricht Antlaşması madde K.1 (4) de, ceza hukuku, gümrük ve polisiye alanlarda işbirliği (7, 8, 9) kapsamına girmeyen hallerde bir ortak sorun olarak tanımlanmakta, AT Kurucu Antlaşması’nın 129. Maddesinde ise kamu sağlığına ilişkin bir konu olarak ele alınmaktadır.

Uyuşturucu ticareti ile mücadele konusu, Europol’ün “uyuşturucu” birimi tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamda üye ülkeler arasında gümrük ve polisiye alanlarda daha iyi bir işbirliği sağlanabilmesi için uyuşturucu ticareti ile ilgili bir istihbarat birimi oluşturulmuştur. Bu alandaki polisiye işbirliği konusu da aynı şekilde Maastricht Antlaşması’nın adalet ve içişleri alanında işbirliğini düzenleyen “K” hükümleri çerçevesinde Madde K.1 (9) da yer almaktadır.

Komisyon, uyuşturucu ile mücadele konusunda çeşitli boyutları içeren (uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele, uyuşturucu ticaretinin önlenmesi, uluslararası girişimler, vb.) 1995-99 dönemi eylem planına, hukuki dayanak olarak K.1 maddesini almıştır. Bununla birlikte Komisyon, bağımlılığın önlenmesine ilişkin gelecek eylem planı için daha kısıtlayıcı yetkiler içeren 129. Maddeyi temel almakla yetinmiştir.

Amsterdam Antlaşması’yla Madde K.1, (VI Bölümü kapsamında yer alacaktır) uyuşturucu ticaretiyle mücadelede yasal temel olarak benimsenmiştir.

Uzlaşma Komitesi (Conciliation Commitee)

AT Kurucu Antlaşması’na Maastricht Antlaşması ile eklenen Madde 189 B(4)’e göre, ortak karar alma yöntemi çerçevesinde Konsey ve Parlamento arasında bir Uzlaşma Komitesi oluşturulabilir. Söz konusu Komite, Konsey üyeleri ya da bu üyelerin temsilcileri ile eşit sayıda parlamenterden oluşur ve ortak karar alma yöntemi sonucunda iki kurum arasında bir anlaşmazlık olması durumunda, iki taraf için de kabul edilebilir bir metin üzerinde uzlaşma amacı taşır.

Hazırlanan ortak metin taslağının altı hafta içerisinde Konsey tarafından nitelikli çoğunluk, Parlamento tarafından ise salt çoğunluk ile kabul edilmesi gereklidir. Öneri, kurumlardan biri tarafından reddedilmesi durumunda kabul edilemez.

Uzlaşma Komitesi (Conciliation Commitee)

Avrupa Birliği terminolojisinde üçüncü ülke tanımı, AB üyesi olmayan ülkeler için kullanılır. AB’nin diğer ülkelerle gerçekleştirdiği ortaklık anlaşmaları (Avrupa Anlaşmaları, Türkiye-AET Ortaklık Anlaşması vb.) kapsamında ise üçüncü ülke terimi, AB ülkeleri ile ortak ülke dışındaki ülkeler için kullanılmaktadır.

Üçüncü Ülke (Third Country)

Avrupa Birliği terminolojisinde üçüncü ülke tanımı, AB üyesi olmayan ülkeler için kullanılır. AB’nin diğer ülkelerle gerçekleştirdiği ortaklık anlaşmaları (Avrupa Anlaşmaları, Türkiye-AET Ortaklık Anlaşması vb.) kapsamında ise üçüncü ülke terimi, AB ülkeleri ile ortak ülke dışındaki ülkeler için kullanılmaktadır.

Üyelik Kriterleri (Membership Criteria)

Bkz. Kopenhag Kriterleri

Üyelik-öncesi Stratejisi (Pre-accession Strategy)

Üyelik-öncesi stratejisi, AB üyeliğine aday ülkeler için Aralık 1994 tarihli Essen Zirvesi’nde oluşturulan, aşağıda sıralanan unsurlara dayalı bir mekanizmadır:

  • Aday ülkeler ve AB kurumları arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesi (Parlamento ve hükümetler düzeyinde diyaloğun artırılması);
  • Avrupa Anlaşmalarının geliştirilmesi;
  • Phare kapsamında sağlanan mali desteğin uyumlaştırılması;
  • Aday ülkelerin Tek Pazar’a entegrasyon yönünde hazırlanması.

Üyelik-öncesi strateji çerçevesinde, aday ülkelerin katılım için gerçekleştirmeleri gereken hazırlık çalışmalarını desteklemek amacıyla yeni mali ve hukuki araçlar oluşturulmuş, 1998 yılında ise üyeliğe aday 10 MDAÜ ile katılım ortaklıkları başlatılmıştır.

Aday ülkelerden Kıbrıs için aşağıda sıralanan unsurlara dayalı farklı bir üyelik-öncesi stratejisi hazırlanmıştır:

  • İdari ve kurumsal kapasitenin artırılması ve adalet ile içişleri alanlarında hedeflenen eylemlere katılım;
  • Bazı Topluluk kurumları ve programlarına katılım (diğer aday ülkeler için de geçerlidir);
  • Mevzuatın Topluluk kurallarıyla uyumlaştırılmasını desteklemek amacıyla TAIEX’e (teknik yardım değişim ofisi) katılım.
    10-11 Aralık 1999 tarihlerinde yapılan Türkiye’nin AB adaylığının teyid edildiği Helsinki Zirvesi kararlarında Türkiye’nin diğer aday ülkeler gibi bir Katılım Öncesi Stratejisinden faydalanacağı ifade edilmiştir. Bu çerçevede Helsinki Sonuç Bildirisinde aşağıdaki konular yer almıştır:
  • Türkiye’nin Topluluk programları ve ajansları ile, aday ülkeler ile Birlik arasında, katılım süreci çerçevesinde yapılan toplantılara katılımı;
  • Önceki AB Konseyi kararları çerçevesinde bir katılım ortaklığı hazırlanması, bu ortaklığın aynı zamanda, siyasi ve ekonomik kriterleri ile, üye ülke olmanın gerektirdiği yükümlülükler ışığında ve AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin Ulusal Program ile bir arada, katılım hazırlıkları üzerinde yoğunlaşması;
  • Komisyon’un Türk mevzuatının Topluluk müktesebatıyla uyumlaştırılması amacıyla, müktesebatın analitik incelenmesi sürecini hazırlaması;

Katılım öncesine yönelik mali kaynakların eşgüdümü için tek bir çerçeve sunulması.
Helsinki Zirvesi’nin ardından 11 Nisan 2000 tarihinde AB müktesebatının analitik incelemesini gerçekleştirmek amacıyla 8 alt-komite kurulmuştur. Komisyon diğer adaylara olduğu gibi Türkiye için de hazırladığı Katılım Ortaklığı Belgesini 8 Mart 2001 tarihinde yayınlamıştır. Bunu takiben Türkiye üyelik yükümlülüklerini üstelenmesine ilişkin Ulusal Programı’nı 19 Mart 2001 tarihinde kabul etmiştir. Katılım Stratejisi çerçevesinde yapılacak hibe nitelikli yardımların tek bir çerçeve altında toplanması amacıyla hazırlanan Tek Çerçeve Yönetmeliği 17 Aralık 2001 tarihinde AB Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Helsinki Zirvesi’nin sonuçları uyarınca, Türkiye’nin aday ülkelere açık bulunan tüm Topluluk programlarına katılımına dair Çerçeve Anlaşma 26 Şubat 2002 tarihinde Brüksel’de imzalanmış, 28 Haziran 2002 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir