Güncel Yazılar

Uİ (a)

Abluka (blockade)

Savaş halinde olan devletlerden birinin, diğerinin kıyılarındanbiri bölümüne veya tümüne giriş ve çıkışı engellemeyi amaçlayan savaş önlemlerinden birisidir. Devletlerin birbirlerine karşı geniş çapta ekonomik bağımlılıkları olmasından dolayı abluka modern savaş aracı olarak etkili bir silah vazifesi görür. Genel olarak abluka yazılı olan veya olmayan uluslararası hukuk kuralları ile düzenlenir. Abluka öncesinde tarafsız devletlere notayla bildirimde bulunmak ve her devlete eşit muamelede bulunmak zorunludur. Abluka ihlallerinde cezai müeyyide olarak gemiye el konabilir fakat zarar verilemez.Uygulama yönünden ablukaları çeşitli sınıflara ayırmak mümkündür. 18 ve 19. yy.’da yaygın olan kağıt ablukasında sadece ablukanın ilanıyla yetinilmiştir, hukuki bir işlevi yoktur. Çoğunlukla savaş zamanında başvurulana abluka (BM’nin 1990’da Irak’a karşı uyguladığı gibi) savaş olmaksızın da sözkonusu olabilir. (1962 yılında ABD’nin Küba’ya uyguladığı gibi). Ayrıca abluka Irak’a uygulandığı gibi denizden olabileceği gibi, 1948 yılında Berlin’e uygulanan abluka gibi karadan ve havadan olabilir. Ayrıca abluka Amerikan İç Savaşı esnasında Kuzey’in Güney’in limanlarını ablukaya alması sonucu savaşı sona erdiren önemli bir etken olmuştur. Sonuç olarak abluka uluslararası arenada etkinliğini ve işlevselliğini korumaktadır.

AB iletişim ağı-Coreu

Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile AB Komisyonu arasındaki iletişim ağı. Çoğunlukla dış politika alanındaki iş birliğinde kullanılır. Acil durumlarda kararların hızlı alınmasını kolaylaştırıcı bir unsurdur.

Acheson Planı

Kıbrıs sorununun tırmandığı 1963-1964 döneminde A.B.D.’nin özel temsilcisi Dean Acheson tarafından önerilen çözüm yolu. Buna göre Kıbrıs adası her ikisi de NATO üyesi olan Türkiye ve Yunanistan arasında ikiye bölünerek paylaştırılacak, böylece iki müttefik ülkeyi savaşın eşiğine getiren bir sorun çözülmüş olacak ve NATO dışındaki güçlerin adaya müdahalesi engellenecekti. Plan adanın iki ülke arasında nasıl bölüştürüleceğini açıklığa kavuşturmuyordu. Hem Türkiye hem de Yunanistan’dan destek görmeyen bu plan bir sonuç getirmedi.

Açık Belge Teorisi-Clear Act Theory

1964 yılında Fransız Danıştayı tarafından oluşturulan uluslararası hukuk teorisi. Buna göre, ulusal mahkemeler Avrupa hukukuyla ilgili bir sorunu, herhangi bir yorumlama sorusu doğmadığı takdirde otomatik olarak Adalet Divanına göndermek zorunda değildir. Teoriye taraf olanlar, ulusal mahkemelerin üstünlüğünü ve yetkisini savunurlarken, karşı görüşte olanlar ise, yorumun merkezileştirilmesini ve Adalet Divanının üstünlüğünü savunmaktadırlar.

Açık Deniz (High seas)

Hiç bir devletin egemenliği altında olmayan uluslararası deniz alanları. Bir devletin karasuları ya da içsuları olmayan bu alanlardan bütün devletler uluslararası hukukun izin verdiği ölçüde yararlanırlar. Uluslararası kamu alanı olarak kabul edilen açık denizdeki özgürlük sejimi, seyrüsefer, yapay adalar inşa etme, bilimsel araştırmalar yapma balık avlama, deniz altı kablo ve boruları döşeme ile uçuş serbestliğini kapsar. Devletlerin tekelci yetkilerinin olmadığı bu uluslararası denizlerde düzen, bayrak yasası ve devletler arasında kamuya ilişkin imzalanan sözleşmeler ile sağlanır.

Açık Diplomasi (Open diplomacy)

Gizli diplomasiye tepki olarak ortaya atılan diplomasi anlayışı. Bu anlayışa göre, diplomatik görüşmelerle ilgili tarafların yüklenecekleri hak ve sorumlulukların kamuoyunun bilgi ve denetimine sunulması gerekir. Gizli diplomasiye en büyük tepki ABD başkanı olan W. Wilson’dan gelmiştir. Savaş sonucunda yayınladığı “Ondört Nokta”nın birincisinde “açık görüşmeler sonunda varılacak açık sözleşmeler” ilkesini iler sürmüştür. Bu diplomasi anlayışının gelişmesini etkileyen iki ana etkendensözedilebilir. İlk olarak, genel anlamda katılımcı demokrasinin sınırlarının gelişmesi hem kitlelerin meclislerini, hükümetlerini denetleme ve yönlendirme olanağını nisbeten artırmış, hem de kamuoyunu çeşitli baskı gruplarına ait örgütler yolu ile yöneticileri etkileme mesaj iletme kanallarının açılması, açık diplomasiyi belirli bir ölçüde de olsa zorunlu kılmıştır. İkinci olarak da özellikle konferans diplomasisi, parlamenter diplomasi gibi gizli biçimde yürütülmesi pek de kolay olmayan diplomasi türlerinin yaygınlaşması açık diplomasiyi kaçınılmaz hale getirmiştir.

Bu tür diplomasinin asıl amacı, iki veya daha fazla devletin aralarında gizlice anlaşarak, bir başka devletin temel hak ve yetkilerine yönelik bir eyleme hazırlanmalarını engellemeye çalışmaktır.

Fakat iki dünya savaşı arasındaki dönemde ayıp sayılmış olan kapalı ya da gizli diplomasi yöntemine son savaştan bu yana yoğun bir biçimde dönülmüş bulunuyor.

Açık Kapı Politikası (open door policy)

ABD’nin, Çin’in toprak ve yönetim bütünlüğünün sağlanması, Çin’le ticari ilişkileri olan ülkeler arasında eşit ayrıcalıkların korunması için ilan ettiği ilkeler bildirgesi (1899-1900). Bu amaçla bu devletin kendi toprakları üzerinde diğer devletlere serbestçe ticaret yapma özgürlüğü tanınması. Bu politika ABD’nin yaygın olarak benimsenmiş ve uzun bir süre ABD dış politikasının temeli olmuştur. Bildirge ABD Dışişleri Bakanı John Hay tarafından Büyük Britanya, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Rusya’ya gönderilen sirküler bir mektup şeklinde hazırlanmıştır. Bildirge şu maddeleri içeriyordu: 1)Her ülke, antlaşmayla dış ticarete açılan herhangi bir limanı serbestçe kullanacak ya da kendi nüfuz bölgesindeki başka kazanılmış haklardan serbestçe yararlanacak, 2)Ticaret üzerinden alınan vergiler yalnızca Çin Hükümeti toplayabilecek, 3)Nüfuz bölgesine sahip ülkeler liman ücreti ve demiryolu resmi ödenekten muaf tutulmayacak. Açık kapı politikası Japonya’nın II. Dünya Savaşı’nda yenilgiye uğraması ve Çin İç Savaşı’nda komünistlerin kazandığı zaferde (1949) anlamını yitirerek son bulmuştur.

Açılma Politikası (infitah policy)

Mısır’da Nasır’dan hemen sonra iktidara gelen Enver Sedat tarafından 1974’te uygulamaya konulan devlet politikası. Nasır’ın daha önceki sosyalist devletçi deneyimi başarılı olmamıştı ve dünya da yumuşama (détente) dönemine girmişti. Mısır’a dış yardım sağlayabilmek, komşu Arap sermayesinin ve yabancı yatırımların Mısır’a gelmesini kolaylaştırmak amacıyla bu yeni açık kapı ekonomi politikası uygulandı.

Ad absurdeo

Uluslararası anlaşmaların  yorumlanmasında kullanılan yöntemlerden biri. Buna göre bir anlaşmanın yorumunun anlamsız ve saçma olmaması gerekir.

Adana Görüşmesi, 30 Ocak 1943

Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile İngiltere Başkanı Winston Churchill arasında 30 Ocak 1943 tarihinde Adana’da yapılan gizli görüşme. Adana Görüşmesi, II. Dünya Savaşı’nın Almanya’nın aleyhine döndüğü bir sırada gerçekleşti. O zamana kadar Müttefikler, Türkiye’yi Almanya’nın Ortadoğu’ya inmesine bir engel olarak kabul ediyor ve savaşın dışında kalmasını yeterli görüyorlardı. Ancak 1942 sonlarında Avrupa’da ikinci bir cephenin açılması gündeme gelince bu cephenin Balkanlar’da açılmasını isteyen Churchill, Türkiye’nin de Müttefikler tarafından savaşa katılmasını düşünüyordu. Sovyet yayılmasından çekinen Türkiye ise zaten güçsüz olan ordusunun yıpranmaması için savaşa girmek istemiyordu. Görüşme sonrasında Türk-İngiliz ilişkilerinde gelişme sağlanmasına rağmen, Churchill Türkiye’yi savaşa girmeye ikna edemedi. Churchill’in çabaları ile Türk-Sovyet ilişkilerinde bir düzelme sağlanırken bu gizli görüşmeyi öğrenen Almanya ile ilişkiler bozuldu.

Adem-i merkeziyetçilik-Decentralization

Yönetim sorumluluğunu dağıtmak, bir merkezden yönetmek yerine, yetkiyi yerel yönetim örgütlerine bırakmak.

Addis Ababa Konferansı, 22-25 Mayıs 1963

Afrika Birliği Örgütü (OAU)’nün kurulduğu uluslararası konferans. Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’nin çağrısı üzerine 1963 Mayısında bu ülkenin başkentinde toplanan konferansa o zamanki bağımsız yirmi Afrika ülkesinin devlet veya hükümet başkanı düzeyindeki temsilcileri katılmıştı. Sömürgeciliğe ve ırkçılığı karşı mücadele konularının ağırlıklı olarak ele alındığı konferansta Güney Afrika Birliği (Güney Afrika Cumhuriyeti) ve Mozambik’e yönelik boykot uygulanması da kararlaştırılmıştı.

Ad hoc

Devamlı olmayan, geçici. Belli bir amaca matuf, belli bir konuyla sınırlı.

Afganistan Sorunu

Afganistan’da komünist hükümet ile anti-komünist Müslüman gerillalar arasında başlayan iç savaşa, Sovyetler Birliği’nin hükümet kuvvetlerine yardım adı altında bu ülkeye asker gönderip müdahele etmesi ile uluslararası boyut kazanan bunalım. Savaşın kökeni 1978 Nisanında merkeziyetçi Afgan hükümetinin bir sol darbeyle devrilmesinde yatar. Askerlerin daha sonra iktidarı devrettiği iki Marxist-Leninist parti, ülkenin adını değiştirdi (Afganistan Demokratik Halk Cumhuriyeti) ve Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler kurdu. Yeni hükümetin başlattığı sosyal ve ekonomik reformlar ise büyük ölçüde Müslüman ve anti-komünist olan halkta tepkiyle karşılandı ve 1978 yazında ilk başkaldırı Nuristan eyaletinde başladı. Kendilerine “Mücahid” diyen Müslüman gerillalar ülkenin her yanında yönetime karşı silahlı mücadeleye giriştiler. Hükümet-içi anlaşmazlıklar ve başlayan iç savaş komünist hükümeti zor durumda bırakıyordu ve 1979 Aralık ayının sonunda Sovyetler Birliği, 1978 yılında iki ülke arasında imzalanan andlaşmayı ve hükümetin davetini öne sürerek Afganistan’a askeri birlik gönderip bu ülkeyi işgal etti. Bir iki ay içinde ülkede Sovyet askeri sayısı 100.000’i buldu. Sovyet müdahalesi Batılı devletler ve İslam ülkeleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı, birçok ülke bu işgali protesto etmek için 1980 Moskova Olimpiyatları’nı boykot etti.

Sovyet birlikleri şehirlerde kontrolü elde tutarken kırsal kesimdeki Mücahitlerle baş edemediler. Mücahitlere karşı pek çok savaş taktiği uyguladılar ama Mücahitlerin sivil halktan aldıkları destek sonucu bu girişimlerin hepsi başarısızlığa uğradı. Bunun üzerine Sovyet birlikleri bu halk desteğinin yoğun olduğu bölgelerde sivil halka karşı da operasyona giriştiler. Sonuçta 2.8 milyon Afganlı Pakistan’a, 1.5 milyon Afganlı’da İran’a kaçmak zorunda kaldı. Bu arada ABD Pakistan aracılığıyla mücahitlere silah yardımında bulunmaya başladı.

Yaklaşık 9 yıl süren savaş sonucu Sovyetler mücahitleri yenilgiye uğratamadılar, savaş deneyimi kazanan mücahitler ise Sovyet birliklerine ağır kayıplar verdirdiler. 1988 yılına gelindiğinde Sovyetlerin asker kaybı 15.000’den fazlaydı. Sovyetler Birliği 1988 sonunda Afganistan’dan çekileceğini açıkladı. Birleşmiş Milletler’in arabuluculuğu ile varılan bu anlaşma ile başlayan geri çekilme 1989 Şubatında tamamlandı. Sovyet çekilmesinden sonra hemen devredileceği sanılan komünist Necibullah hükümeti üç yıl daha ayakta kalmayı başardı ama 28 Nisan 1992’de Kabil’e giren mücahitler yönetimi devraldılar. Ama bu sefer de farklı görüş ve isteklere sahip, farklı etnik ve mezhepsel temellere dayanan mücahit gruplar arasında silahlı mücadele başladı.

Afrika Birliği-African Union

Temmuz 2002 tarihinde kurulan ve 53 Afrika ülkesini bir araya getiren bölgesel örgüt. Kendilerine Avrupa Birliği Entegrasyonunu örnek alan Afrika ülkeleri arasında ekonomik ve siyasal alanda ileri düzeyde bir entegrasyon oluşturmayı amaçlayan örgütün genel merkezi Etiyopya’dadır. Ortak Afrika parlamentosu, Afrika para birimi ve Afrika merkez bankasının sembolize ettiği tam bütünleşme nihai hedeftir.

Afrika Karaib Pasifik Ülkeleri Grubu-African Caribben Pacific Satates Group

Afrika, Karaib ve Pasifik bölgesindeki geri kalmış ülkeler arasında sürekli işbirliği oluşturmak üzere 6 Haziran 1975 tarihinde kurulan birliktir. Amacı, üye devletler arasında ekonomik, ticari, kültürel bağları geliştirmek ve kalkınmayı sağlamaktır.

Afyon Savaşları

XIX yüzyıl ortalarında yapılan ve Batılı devletlerin Çin’de bizim tarihimizdeki kapitülasyonlar benzeri ticari ve hukuki ayrıcalıklar kazanmaları ile sonuçlanan iki savaş.
1939 yılında Çin hükümetinin, İngiliz tüccarların gerçekleştirdiği yasadışı afyon ticaretini durdurma girişimi ve bir İngiliz denizcinin yargılanması konusunda doğan hukuki anlaşmazlığın doğurduğu gerginlik sonucu I. Afyon Savaşı patlak verdi. Küçük ama güçlü İngiliz kuvvetleri kısa sürede zafer kazandılar. 1842’de imzalanan Nanjing ve 1843’te imzalanan Bogue Ek Antlaşmaları ve Çin’in önemli bir miktarda tazminat ödemesi, ticaret ve yerleşim amacıyla beş limanın ve İngilizlere bırakılması ve İngiliz yurttaşlarının İngiliz mahkemelerinde yargılanmaları konuları karara bağlandı. Öteki Batılı devletler de hemen Çin hükümetine istekte bulunup benzer ayrıcalıklar elde ettiler.

“Ok Savaşı” olarak da bilinen II. Afyon Savaşı, ticari ayrıcılıklarını arttırmak isteyen İngilizlerin Ok adlı gemideki İngiliz bayrağının indirilmesini bahane ederek 1856 yılında başlattıkları savaştır. Bir Fransız misyonerinin öldürülmesini bahane eden Fransa da İngiltere yanında savaşa girdi. Savaş sonucunda İngiltere ve Fransa 1858 yılında Çin hükümetini Tianjin Andlaşması’nı imzalamaya zorladır, ancak Çin andlaşmayı onaylamayı reddedince savaş yeniden başladı ve 1860 Pekin Sözleşmesi’yle Çin, Tianjin Andlaşması’na uyması kabul etti. Bu andlaşmaya göre yabancı elçiler Pekin’de yerleşebilecek, birçok yeni liman ticaret ve yerleşim için Batılılara açılacak, yabancılar Çin’in iç bölgelerine seyahat edebilecek ve Hıristiyan misyonerlere hareket serbestisi tanınacaktı. Ayrıca 1858’de Shang-hai da yapılan görüşmelerle Çin’e yapılan afyon ihracatı yasallaştı.

Çin’in XIX. yy.’da ve XX. yy’ın başında Batılı devletlerle yaptığı Tianjin benzeri egemenlik ve toprak bütünlüğünden büyük ödünler verdiği andlaşmalar “Eşitsiz Andlaşmalar” olarak da alınır.

Aggression

Uluslararası ilişkilerde yasal dayanağı bulunmayan her türlü militarist saldırı, taarruz.

Agarianism

Tarım reformu savunuculuğu. Zaman zaman değişik ülkelerde gündeme gelen ve küçük çiftçilere toprak tahsisi başta olmak üzere bir dizi iyileştirme çalışmasını savunan siyasal hareket.

Agreman vermek-Agreation

Gönderilen elçiyi kabul etmek. Her devletin, ülkesinde görev yapacak kişileri kabul edip etmeme hakkı vardır. Agreman, bu sürecin işlemesidir. Elçilikler aracılığı ile işleyen süreçte, atama yapmak isteyen ülke, söz konusu diplomatik görevlinin hayatı hakkında bilgilerin de bulunduğu atama mektubunu karşı ülkeye verir. Diğer ülkenin cevabı bir aydan daha uzun süre olmamak üzere bildirilir. Eğer karşı ülke bu atamayı kabul etmemiş ise, bunun gerekçelerini bildirmek zorunda değildir.

AGRIBANK/STAT

Dünya Gıda ve Tarım Örgütünün/FAO, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki tarım sektörü çalışanlarına önemli bilgileri sağlamak üzere geliştirdiği bilgilendirme sistemi

AGRIS

Dünya Gıda ve Tarım Örgütünün/FAO tarımla ilgili literatür konusunda oluşturduğu Uluslararası Enformasan Sistemi. 1975 yılından beri yürürlükte olan AGRIS, üç milyona yakın kaynak referansı bir araya toplamıştır.

Ahali Mübadelesi Sorunu

30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da imzalanan Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol’e göre Türkiye’deki Rum-Ortodokslar ile Yunanistan’daki müslümanların (Türk olmayanlar dahil) büyük bölümünün karşılıklı olarak yer değiştirmesi. Buna göre Batı Trakya’da yaşayan müslüman ahali ile İstanbul’da yaşayan Rumlar dışında nüfus yer değiştirecekti. Daha sonra Lozan Barış Andlaşması ile Gökçeada ve Bozcaada’daki Rumlar da değişim dışında tutuldu. Değişim konusu olan ahali bir daha geri dönemeycek, yanında götürebildiği kadar taşınır mal götürecek, taşınmaz malları ise oluşturulmuş karma komisyon gözetiminde altın değerine göre tasfiye edebilecekti. Karma Komisyon Ekim 1923’te çalışmalarına başladı. İlk yıl karşılıklı olarak belli bir sayıda yer değiştirme olduktan sonra sorunlar ortaya çıkmaya başladı. En önemli sorun “Etabli” (yerleşmiş) deyiminin kimleri kapsadığı sorunu oldu. Yunanistan İstanbul’da oturan bütün Rumlar’ın “etabli” sayılmasını isterken, Türkiye bunun Türk yasalarına göre belirlenmesi gerektiğini savundu. Milletler Cemiyeti’ne oradan da Uluslararası Sürekli Adalet Divanı’na sevkedilen sorun, Türkiye’nin görüşüne yakın bir şekilde karara bağlandıysa da, Yunanistan buna uymadı ve Batı Trakya’daki Türklerin mallarına el koyarak bunları Rum göçmenlere dağıtmaya başladı. Türkiye de buna karşılık İstanbul’daki Rumların mallarına el koydu. Bu biçimde tırmanan anlaşmazlık ilişkilerde bir gerginliğe dönüşünce taraflar bunu 1 Aralık 1926’da imzaladıkları bir andlaşma ile çözmeye çabaladılar. Ancak bu andlaşma uygulanamadı ve Türk Yunan ilişkileri bir kez daha gerginleşti. Daha sonra ise Yunanistan Başkanı Venizelos’un girişimi ile 10 Haziran 1930’da imzalanan andlaşma ile sorun çözüldü ve iki ülke arasındaki ahali mübadelesi resmen sona erdi. Bu son andlaşma ile yerleşme tarihleri ve doğum yerlerine bakılmaksızın İstanbul’daki Rum-Ortodokslar ve Batı Trakya’daki Müslüman ahalinin tamamı “etabli” sayıldı ve mübadele dışı tutuldu.

Airborne

1.Uçakla taşınan kara kuvvetleri.

2.Piyade askerlerin hava yoluyla nakli

Airborne troops

Hava yoluyla nakledilen birlikler

Airbus sanayii-Airbus industry

Hava otobüsü anlamına gelen Airbus, 1970’li yılların başından itibaren Amerikan Boeign uçaklarına karşı Avrupa tarafından geliştirilen yolcu uçağıdır. Çalışma; Almanya, Fransa, İngiltere ve İspanyanın ortak çabaları ile başlamıştır. Bugün sivil havacılık pazarının yaklaşık yüzde otuzunu elinde tutmaktadır.

Aix la Chapelle Protokolü-Aix la Chapelle Protocol

Diplomatik protokolleri düzenlemek üzere, Avrupa ülkeleri tarafından 1881 yılında imzalanan protokol. 1815 tarihli Viyana Anlaşmasının tamamlayıcısı ve devamıdır. Bu protokol ile diplomasi temsilcileri, dört sınıf olarak belirlenmiştir; Büyükelçi, ortaelçi, yerleşik elçi ve maslahatgüzar. Söz konusu diplomatik protokoller nihai şekli 1961 tarihli Viyana Konferansı ile verilmiştir.

Anlaşma-Agreement

İmzacı tarafından üzerinde ittifak ettikleri konularda, söz konusu taraflara, anlaşmanın mahiyetine göre, siyasi, hukuki, askeri ya da ekonomik bir takım yükümlülükler getiren sözleşmedir. Ulusal parlamentoların onayından sonra kesinlik kazanır ve yürürlüğe girer. Diğer anlaşma türleri olan uzlaşmadan/accord biraz daha bağlayıcı, anlaşmadan/treaty ise gevşektir.

Anlaşma uzlaşma-Accord

Diplomasi dilinde hukuki bağlayıcılığı görece düşük olan bir bağdaşma biçimidir. Treaty olarak adlandırılan ve imzacı devletler arasındaki bağlayıcılığı yönünden aşağı statüdedir.

Akdeniz Paktı (Akdeniz İttifakı) 

II. Dünya Savaşı öncesi dönemde İtalya’nın Akdeniz’de oluşturduğu tehdit karşısında İngiltere ile Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan arasında herhangi bir saldırı durumunda karşılıklı askeri yardımlaşma sözlerine dayalı güvenceler sistemi.

1935 Ekiminde İtalya Habeşistan (bugünkü Etiyopya)’a saldırınca, Milletler Cemiyeti Konseyi aldığı bir kararla bu ülkeyi saldırgan olarak ilan etti ve İtalya’ya karşı üye devletlerin zorlama tedbirleri-bütün ticari ve parasal ilişkilerin kesilmesi gibi -almalarını kabul etti. Bu ortamda İngiltere, İtalya’nın Habeşistan’a yerleşmesinin, imparatorluk yolu açısından taşıdığı tehlikeli dikkate alarak, İtalya’nın 1935 Kasımında zorlama tedbirlerine katılan devletleri tehdit etmesi üzerine, Aralık ayında İspanya, Yugoslavya, Yunanistan ve Türkiye’ye askeri güvence verdi. İspanya dışındaki devletler 1936 Ocağında bu güvenceye kabul ettiklerini açıkladılar. İngiltere’nin verdiği güvenceye göre, zorlama tedbirlerine katılmalarından dolayı bu devletler İtalya’nın saldırısına uğrarlarsa, İngiltere kendilerine askeri yardımda bulunacaktı. Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan da buna karşılık olarak İngiltere’ye aynı güvenceyi verdiler. İtalya’nın Akdeniz’de yarattığı tehdit karşısında ortaya çıkan bu güvenceler sistemine siyasi tarihte “Akdeniz Paktı” (Akdeniz İttifakı) adı verilir.

Akdeniz Paktı ile Türkiye, İtalya tehdidi karşısında güvenliğini sağlama açısından İngiltere’ye dayanmaya başlamıştır. Bu, Türkiye’nin İngiltere ile ilişkilerinde bir dönem noktası sayılabilir. İki devlet arasındaki bu yakınlaşma, üç yıl sonra, II Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde bir ittifaka kadar varacaktır.

AKKA (AKKUM), 19 Kasım 1990

Avrupa’da konvansiyonel kuvvetlerin sınırlandırılması görüşmeleri. Görüşmeler ilk olarak Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’nın Viyana’daki izleme toplantısında 1989 yılında gündeme geldi. 1987 Aralık ayında ABD ile SSCB arasında imzalanan orta menzilli nükleer füzelerin karşılıklı olarak imha edilmesini öngörüne INF Antlaşması (Orta Menzilli Nükleer Silahların Sınırlandırılması Antlaşması) gündeme konvansiyonel silahların indirimini de getirdi. Bu alandaki çalışmaların iki ülke yerine pakt arasında yapılması öngörüldü. Bu çalışma için 1975’ten bu yana konvansiyonel silahsızlanma görüşmelerinin merkezi olan Viyana seçildi. Görev yönergesinin 1989 Ocak ayında kabul edilmesi ile 9 Mart 1989’da “AKKUM” diye adlandırılan görüşmeler başladı.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) onaltı ve Varşova Paktı’nın Demokratik Almanya’yı da kapsayan yedi ülkesinin Viyana’da biraraya geldikleri AKKUM’un 3 temel amacı vardı. a)Konvansiyonel silahlarda daha alt düzeylerde güvenli ve istikrarlı bir dengenin sağlanması, b)İstikrarı ve güvenliği tehdit eden eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, c)Sürpriz taarruza geçme ve geniş kapsamlı saldırı başlatma yeteneğinin öncelikli olarak ortadan kaldırılması.

Bu görüşmeler sonucunda Avrupa Konvansiyonel Kuvvet Antlaşması (AKKA) 19 Kasım 1990 tarihinde yirmi iki ülkenin lideri tarafından imzalandı. Antlaşma Avrupa bazında ve merkezi Avrupa’dan birbirinin içine geçecek dışarı doğru açılan 4. bölgeye uyarlanarak yapıldı. Türkiye, Yunanistan, Norveç, Bulgaristan, Romanya, Sovyetler Birliği’nin altı askeri bölgesi aynı kapsamda ele alındı.

Antlaşma her dört bölgedeki ülkeler için öngörülen sayısal sınırların bölge içerisinde yeniden pay edilmesi ile taraf ülkeler açısından hukuki yükümlülükler belirlendi. Buna göre global tavanlar NATO ve Varşova Paktı için tank ve toplarda 20.000 olarak saptanırken, zırhlı savaş araçlarında 30.000, savaş uçaklarında 6800, saldırı helikopterlerinde 2000 rakamında anlaşıldı. Bu çerçevede Türkiye’nin elinde Güneydoğu Anadoluyu kapsayan uygulama içinde 279 tank, 3120 zırhlı savaş aracı, 3523 top 750 savaş uçağı bulunacaktır. Bu tavanların dışında eldeki silahlar ise antlaşmaya göre imha edilecektir. Öngörülen indirimler iki pakta da “asimetrik” biçimde uygulanacağı için Varşova Paktı saptanan tavanlar çerçevesinde silah düzeyini NATO’ya eşitlemek amacı ile daha çok imha işlemi gerçekleştirecektir.
Antlaşmanın getirdiği en önemli unsur, iki pakta birbirlerinin silah miktar ve yerlerini etkin biçimde denetleme olanağını vermesidir.

Aktif Halk (Active population)

Sistemi düzeltmek, değiştirmek için çaba harcayan ve siyasal sistemle yakından ilgilenip ona faal olarak katılan halk grubu Aktif kişiler ya düzenden yana olurlar ve onun bütün güçleriyle destekler, ya da düzene karşı çıkarlar ve düzeni değiştirmeye, gerekirse yıkmaya çalışırlar. Bu halk grubu dış politika konularında bilgi sahibidir ve sosyal-eğitimsel yapıda üst düzeyde bulunurlar. Aktif halk grubu tüm halkın %9-11 gibi küçük bir kısmını teşkil eder.

Aktivist okul/ekol-Activist school

Uluslararası hukuk normların aslında gelişmiş batılı ülkelerin çıkarlarını yansıttığını savunan üçüncü dünyacı teorisyenlerin oluşturduğu grup.

Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı, 24 Ağustos 1939

Sovyetler ve Batılılar arasında yapılmaya çalışılan ortak cephe ya da “barış cephesi” görüşmelerinden olumsuz sonuç çıkması üzerine, Stalin zaman ve alan kazanmanın Hitler’le doğrudan anlaşarak gerçekleşebileceğine karar verdi. 10 Mart 1939’da Stalin Batılıları bir Alman-Sovyet çatışmasının gerçekleştirmeye çalışmakla suçladı. Hitler de bir Batı-Sovyet yakınlaşmasından endişeleniyor ve bunu bozmak istiyordu. Hitler, 20 Ağustosta Stalin’den Alman Dışişleri Bakanı Ribbentrop’u kabul etmesini istedi ve 23 Ağustos’da Moskova’da Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalandı. Tipik bir saldırmazlık paktı olan bu anlaşmanın gizli maddesinde Doğu Avrupa’da ve özellikle Polonya ile Baltık bölgelerinde Almanve Sovyet etki alanları belirlendi. Bunu izleyecek Polonyanın işgali ile birlikte 2. Dünya Savaşı başlayacaktır.

Alman Ulusal Birliği, 1871

XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar bugünkü Almanya sınırlarında onlarca bağımsız prenslik yer alıyordu. Bu prensliklerin sayıları Viyana Kongresi’nden sonra azaltılmıştı ve bir Germen Konfederasyonu kurulmuştu. Bugün Almanya’nın doğusu ve Polonya toprakları üzerinde kurulu olan Prusya güçlenerek bu prenslikleri birleştirip Almanya Ulusal Birliği’ni oluşturmaya çalışıyordu. Bu yolda Prusya’nın en önemli rakibi Avusturya’ydı. Prusya’nın Alman Ulusal Birliği’ni kurabilmesi için Danimarka ve Fransa ile de savaşması gerekliydi. 1964 yılında iki Alman dükalığı olan Schlezwig ve Hollestein’i ele geçirmek amacıyla German Konfederasyonu adına Prusya ve Avusturya Danimarka’ya savaş açtı. Savaştan sonra bu iki dükalığın yönetimi konusunda Prusya ve Avusturya arasında anlaşmazlık çıktı. Prusya Başbakanı Bismarck, Fransa ve Rusya’nın tarafsızlığını sağladıktan sonra Avusturya’ya savaş açtı ve 1866’da bu ülkeyi Sadowa’da yenilgiye uğrattı. Bundan sonra 1867’de Prusya’nın denetiminde Kuzey Germen Konferedasyonun kuruldu. Bismarck Avusturya’dan sonra Fransa’nın da gücünü kırmak istiyordu. Be sefer Avusturya ve Rusya’nın tarafsızlığını sağladıktan sonra Fransa’ya savaş açtı.

1870’te Sedan Savaşı’nda yenilen Fransa’nın böylece Katolik Alman prenslikleri üzerindeki denetimi kırılmış oldu. Prusya 1871 Frankfurt Barışı ile Alsace-Lorraine’i de ilhak etti. Bundan sonra Mein akarsuyunun güneyindeki Katolik Alman devletçikleri Prusya’ya katıldılar ve böylece Alman Ulusal Birliği kurulmuş oldu. Prusya Kralı Alman İmparatoru, Bismarck da Alman Şansölyesi ünvanını aldılar.

Almanya’nın Birleşmesi, 3 Ekim 1990

Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin siyasi varlığını sona erdirerek II. Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünmüş Almanya’nın Federal Almanya Cumhuriyeti çatısı altında birleşmesi olayı. Birleşme, “Birleşme Antlaşması”nın imzalanarak yürürlüğe girdiği 3 Ekim 1990 tarihinde gerçekleşmiştir.

Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile yumuşayan uluslararası ortamda Soğuk Savaş’ın simgesi olan Almanya’nın bölünmüşlüğünün de sona ermesi yönünde sesler sınırın her iki tarafında da yükselmeye başladı. Özellikle Doğu Alman kentlerinde yoğun sokak gösterileri oldu. Kamuoyu baskısına dayanamayan Demokratik Alman hükümeti birleşme için Federal Almanya ile görüşmelere başlamayı kabul etti. İki Alman devleti arasında ilk olarak 18 Mayıs 1990’da “Birinci Devlet Anlaşması” imzalandı. Bu anlaşma ekonomik, parasal ve sosyal birliği içeriyordu, Federal Alman Markı Doğu’da da geçerli para birimi oluyor ve Demokratik Almanya pazar ekonomisine geçişi sağlayan yasalarını hazırlamayı kabul ediyordu.

Daha sonra II. Dünya Savaşı’nın galibi dört müttefik ülke İngiltere, Fransa, A.B.D., S.S.C.B. ile iki Almanya arasında “2+4” görüşmeleri yapıldı ve 3 Ekim 1990’da imzalanan “Birleşme Andlaşması” ile iki Almanya resmen birleşti. 2 Aralık 1990’da yapılan ilk ortak seçimlerle de Birleşik Alman Parlamentosu oluştu. Parlamento daha sonra aldığı bir kararla birleşik Almanya’nın başkentinin Berlin olmasına karar verdi.

Alfabetik düzen-Alphabetical order

Diplomatik törenlerde öncelik ya da oturum başkanlığı makamı gibi önemli koltukların sahibinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntem. BM, AB ve İKÖ gibi uluslararası kuruluşlarda, birçok idari düzenleme, delege koltuklarının tayini ve evrak düzenlemeleri ve hatta giriş kapısının önündeki bayrakların dizilişinde İngiliz alfabesindeki sıralama esas alınırken; Dünya Posta Birliği gibi Fransızcanın resmi dil olarak kullanıldığı kurumlarda ise, her türlü tasnif ve idari düzenlemede Fransız alfabesi esas alınır.

Allowance

Devletin yasama organınca, bütçe yoluyla yürütme organına verdiği harcama miktarı.

Alternat uygulaması-Alternat

Uluslararası bir anlaşmaya imza atan ülkelerin ve yetkililerin isim sıralamasında kullanılan yöntem. Buna göre, resmi kopyalardan her birine, o nüsha hangi ülkeye ait ise, o ülke yetkilisinin isim ve imzası diğer imzacıların en üstünde olacak şekilde sıralanır.

Alternative delegate

Alternatif temsilci, asıl temsilcinin yerine vekâlet eden delege.

Amalgamate

İki ya da daha fazla kurumun birbirine katılması.

Ambassador extraordinary and plenipotentiary

Kendi devlet başkanı adına, diğer devlet başkanı nezdinde akredite olan ve kendi devlet başkanının kişisel temsilcisi durumunda bulunan diplomatik görevli.

Amerikan Ambargosu, 1975-1978

A.B.D.’nin Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Şubat 1975’ten itibaren Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu. Amerikan yöntemi, 1971’de Nihat Erim tarafından konulan haşhaş ekim yasağını kaldıran Ecevit hükümetine karşı bir soğukluk duyuyordu ve A.B.D.’nin bütün engelleme çabalarına rağmen gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı da Türkiye’nin bu ülke ile ilişkilerini iyice gerginleştirdi. Harekat sonrası Kongre’de bir grup üye Türkiye’ye karşı silah ambargosu uygulanması yönünde girişime başladılar. Bunun için de A.B.D.’nin Türkiye’ye savunma amacıyla verdiği silahları Kıbrıs’ta kullanmış olmasına sebep olarak gösterdiler. Bu arada Kongre’de çıkacak herhangi bir ambargo kararını veto edeceğini ifade etmiş olan Başkan Nixon ise Watergate Skandalı yüzünden istifa etmişti. Sonuçta Amerikan Kongresi 5 Şubat 1975’te Türkiye’ye yönelik silah ambargosu kararını aldı. Türkiye’nin buna ilk yanıtı bir hafta sonra Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğunu ilan etmek oldu. Daha sonra 25 Temmuz 1975’te Türkiye A.B.D.’ye verdiği bir nota ile 1969 tarihli Türkiye-A.B.D. Savunma İşbirliği Anlaşması’nı (Defence Cooperation Agreement) askıya aldığını ve ülkedeki bütün Amerikan üs ve tesislerinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “kontrol ve gözetimi” altına girdiğini açıkladı. Bu gelişme sonucu başlayan görüşmelerde iki ülke arasında yeni bir uzlaşmaya varıldı ve 26 Mart 1976’da yeni bir Savunma İşbirliği Anlaşması imzalandı, ama bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi silah ambargosunun kalkması şartına ve Kongre’nin onayına bağlanmıştı. Temmuz 1978’de KTFD Başkanı Rauf Denktaş’ın Maraş bölgesine 35.000 Rum göçmenin kabul edileceğini açıklamasıyla yumuşayan hava ve Başkan Jimmy Carter’in girişimleri sonucu ambargo 26 Eylül 1978’de kaldırıldı.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi (American Declaration of Independence), 4 Temmuz 1776

Kuzey Amerika’daki 13 İngiliz sömürgesinin bağımsızlıklarını ilan edip Amerika Birleşik Devletleri’ni kurduklarını bütün dünyaya duyuran belge. Bildirinin hazırlanması görevi Philadelphia’da toplanan Kongre tarafından 7 Haziran 1776’da John Ademo, Benjamin Franklin ve Thomas Jefferson’un denetimindeki bir kurula verilmişti. Kurulun hazırlayıp Jefferson’un kaleme aldığı belge 4 Temmuz 1776’da Kongre’de kabul edildi. Bildirgenin özü işi idi: Bütün insanlar özgür doğarlar ve özgür yaşarlar; devlet ancak bu özgürlükleri korumak ve bunlardan herkesi eşit derecede yararlanmasını sağlamak için vardır; bu özgürlüklere dokunan devlet, kendi varlık nedenini yitirir; böyle bir devlete karşı ayaklanmak hem hak hem de ödevdir; İngiltere Hükümeti, Amerikalıların özgürlüklerini çiğneyerek onları kendisine bağlayan temel sözleşmeyi bozmuştur; bu suretle serbest kalan Amerikan halkı, yeni bir hükümet kurmaya karar vermiştir.

Amerikan Devrimi (American Revolution)

1774’te başlayan Amerika’daki İngiliz kolonilerinin İngiltere’ye karşı yürüttükleri bağımsızlık hareketi. Kuzey Amerika’ya XVII. yüzyıldan itibaren Britanya Adaları’ndan göçler başlamıştı. İlk göç edenler üzerindeki dini baskıdan kaçan Prütenlerdi. Onları daha sonra pekçok sebepten birçok grup izledi. Burada yeteri kadar nüfus birikince, bazı birimler özerk devletler haline gelmeyi, bir anayasa hazırlamayı ve eşit haklara dayalı bir birlik kurmayı kararlaştırdılar. Kolonilerde bu yönde bir gelişme olurken Fransa ile yaptığı Yedi Yıl Savaşları’ndan dünyanın en büyük sömürge imparatorluğu ve denizlere hakim devleti olarak çıkan İngiltere, artık çok genişlemiş olan bu imparatorluğa bir çekidüzen vermek ve sömürgeler ile bağlarını güçlendirmeyi istiyordu. Ayrıca Yedi Yıl Savaşları’nın masraflarını da bu sömürgelerden çıkartmak niyetindeydi. İngiltere’nin yeni vergiler koyması Kuzey Amerika’daki kolonilerde tepkiye yol açtı. Özellikle çay vergisi bardağı taşıran son damla oldu ve Boston limanında İngiltere’ye ait çayların denize dökülmesiyle bağımsızlık hareketi başladı. İngiltere’nin rakibi Fransa’nın desteği ile 4 Temmuz 1776’da Amerikan bağımsızlık mücadelesi resmen ilan edildi. İngiltere ile başlayan askeri çatışma sonucu 1782’de İngiltere Amerika Birleşik Devletleri’ni tanımak zorunda kaldı.

Amerikan İç Savaşı (American Civil War), 1861-1865

Amerika Birleşik Devletleri’nde 1861-1865 yılları arasında Kuzey ve Güney eyaletleri arasında yapılan savaş. Savaş köleliğin kaldırılmasını isteyen Kuzey eyaletleri ile köleliğin sürmesini savunan Güney eyaletleri arasında olmuştur. Görünüşte insancıl bir sebep olmasına rağmen savaşın bir de ekonomik boyutu vardı. Kuzey eyaletleri zenci kölelerin bağımsızlık kazandıktan sonra Kuzey’e gelip oradaki sanayi kuruluşlarında ucuz emek olarak çalışacaklarını umuyorlardı. Ayrıca Kuzey, Güney ile İngiltere arasındaki ticari ilişkilerden de rahatsızdı. İngiltere Güney eyaletlerine Afrika’dan zenci köle sağlıyor, karşılığında pamuk alıyordu. Kuzey eyaletleri pamuğu hem kendi endüstrileri için istiyorlardı, hem de pamuğun ucuza dışarı satılmasına karşıydılar. Sonuçta köleliği kaldırmak istemeyen 13 Güney eyaleti Amerika Konfedere Devletleri adı altında A.B.D.’den ayrılmaya karar verdiler. Bunun üzerine 1861’de başlayan savaşı 1865’te Kuzey kazandı ve o tarihten sonra A.B.D.’de kölelik yasaklandı.

Amerikan Planı (White Plan), 1944

Bretton Woods uluslararası para sisteminin kuruluş çalışmalarında A.B.D.’nin görüşlerinin toplandığı plan. Plan 1944’teki Bretton Woods Konferansı’nda Harry D. White tarafından hazırlanmış ve bazı değişiklikler dışında aynen kabul edilmiştir. Bretton Woods görüşmelerinde White’in planının yanında İngiltere’nin görüşlerini yansıtan Keynes Planı da tartışılmıştır. Görüşmelerde, II. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası değer taşıyan paralara istikrar kazandırmanın yolları aranmış, ortak bir para biriminin oluşturması konusu tartışılmıştı. White Planı bu iki sorunu Birleşmiş Milletler İstikrar Fonu ve Dünya Bankası’nın kurulması şeklinde çözümlenmiştir.

A.B.D. ve İngiltere arasındaki görüşmelerde Keynes Planı ile birlikte ele alınan White Planı, Nisan 1944’te Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kuruluşuna ilişkin Ortak Bildiri’de önemli yer tutmuştur.

Amerikan liderliği modeli teorisi-American leadership model theory

Uluslararası sistemdeki aktörlerin işbirliği ve sorumluluklarını yerine getirme gibi her türlü eylemlerinin, ABD’nin liderliği ve inisiyatifine bağlı olduğu yönündeki görüş.

Amerikan satış fiyatı-American selling price

ABD de kullanılan gümrük koruma tekniğidir. Buna göre, gümrük fiyatı olarak FOB/Free on Board fiyatı değil, benzer ürünün ABD deki fiyatı esas alınır. Bu işlem özellikle kimyevi maddelerde uygulanır.

Amerikan Süper 301 Maddesi-American Super 301 clause

Amerikan Ticaret Yasasında bulunan bir maddedir. Buna göre, ABD, korumacılık yapan ticari ortaklarını yüzde yüz gümrük vergisi koyarak cezalandırabilmektedir.

Amerikancılık-Americanism

Amerikaya ya da onun kurumlarına bağlılık, hayranlık ve onlar gibi olma arzusu.

Amnesia/socially

Toplumsal hafıza kaybı. Bir toplumun yaşamış olduğu acı tecrübeleri unutması.

Amfibik Harekat (amphibic operation)

Stratejide, deniz ve kara müşterek harekatına denir ve daha ziyade denizden karaya asker ve zırhlı araçlar çıkarılmasını kapsar. Bu alanda özel olarak hazırlanmış deniz piyadesi birlikleri ile denizden yüzen tank ve zırhlı araçlar yapılmıştır.

Kıbrıs olaylarının 1963’ten beri ciddi bunalımlar göstermesi karşısında silahlı kuvvetlerimiz amfibik harekata girişme kapasitesi elde etmişlerdir. Nitekim 1974 Temmuz’unda girişilen Barış Harekatımız çok başarılı olmuştur.

Amfibi saldırı-Amphibious attack

Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin ortak taarruzu.

Amfibi birlik-Amphibious troops

Hem karada hem de denizde savaşabilen birlik.

Anakronizm, tarih hatası-Anachronism

Bir olayın ya da şahsın gerçek zamanından başka bir zamanda olmuş ya da yaşanmış gibi gösterilmesi.

Anarşizm (anarchism)

Anarşizm, kural tanımamazlık. Bir ülkede veya milletlerarası alanda çeşitli amaçlarla ve türlü yollarla kargaşalık ve huzursuzluk yaratılması çabalarına ve olaylarına anarşizm denir. Anarşizm, mevcut düzeni sarsmak ve yıkmak, ekonomik, politik ve sosyal karışıklar çıkarmak gibi amaçlara yöneliktir. Menfi propaganda faaliyetleri şekliyle olanlara karşı kanuni ve fiili tedbirler alırlar.

XIX. yüzyılda ortaya çıkmış olan ve her türlü kural ya da otoriteye karşı olan siyasal ve toplumsal akım. Birey ve toplumun kurtuluşunun ancak, olumsuzlukların kaynağı olan devletin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağını savunur.

Andean Paktı-Andean Pact

Güney Amerika ülkelerinden Kolombiya, Peru, Venezüella, Ekvador ve Bolivya arasında imzalanmış bölgesel ekonomik pakt. Mayıs 1988 tarihinde kurulan paktın amacı, üye ülkeler arasında ekonomik entegrasyonu gerçekleştirmektir.

Anglikanlık-Anglicanizm

1547 yılından beri İngiltere’nin resmi dini. Protestanlığın genel ilkelerini benimsemekle birlikte, Katolikliğin ibadet şeklini esas almıştır.

Anglo American

  1. Angloamerikan, İngiliz ve Amerikan yönetimlerine ait, olanlara özgü.
  2. Bu iki ülke kültür ve siyasetinin ortak özelliklerine dayanan.
  3. ABD ye özgü

Anglophone

Anglophone, İngilizce konuşan milletler. İngiltere, ABD, Kanada ve Avustralya halkları.

Anglo Sakson-Anglo Saxon

Anglo-Amerikan kavramıyla benzer anlamdadır. Uluslararası ilişkilerde Anglo-Saksonluk, İngiliz-Amerikan ortak anlayış ve politikalarını ifade eder. İngiliz ve Amerikan topluluğunu belirtir. Diplomaside, bu iki ülkenin kendilerine özgü milli çıkarları olsa da, çoğu olayda, bir nevi akrabalık, kader birliği ve manevi yakınlık hissi politik yakınlaşmada etkili olmaktadır.

Animus Belli

“Savaş amacı” anlamına gelen latince terimdir.

Animus occupandi ilkesi

Bir devletin herhangi bir toprak parçası üzerinde hak iddiasına ilişkin yasal hüküm. Buna göre böyle bir iddiada olan devletin, o toprak parçası içinde egemenlik güçlerini uygulama niyetinde olduğunu söz ve davranışları ile göstermesi gereklidir.

Ankara Andlaşması-Ankara Agreement

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında ortak üyelik statüsü kuran andlaşma. Türkiye, Topluluğa ilk kez 31 Ağustos 1959’da başvurmuş, sözkonusu andlaşma 12 Eylül 1963’de imzalanarak ilgili ülkelerin parlamentolarında onaylandıktan sonra 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmiştir. Ankara Andlaşması’nın temel amacı, Türkiye ile Topluluk arasında aşamalı bir biçimde gümrük birliğinin kurulmasıdır. Nihai amacın ise, Batı Avrupa ile hem ekonomik, hem de siyasal yönden bütünleşme olduğu ileri sürülebilir.

Andlaşma uyarınca, gümrük birliği birbirini izleyen üç dönemde gerçekleştirilecektir. Bunlar:

a) Hazırlık Dönemi (5 yıl),

b) Geçiş Dönemi (22 yıl),

c) Son Dönem (ya da tam üyelik dönemi)’dir.

Hazırlık döneminde Türk ekonomisinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için Topluluğun Türkiye’ye bazı gümrük kolaylıkları tanıması ve finansal yardımlarda bulunması öngörülmüştür. Geçiş Dönemi fiilen 1 Eylül 1971 tarihinde başlamıştır. Bu dönemde Topluluk ile Türkiye arasında sanayi malları alanında gümrük birliğinin sağlanması amaçlanmıştır. Tarımsal ürünler arasında bu dönemde gümrük birliği sözkonusu değildir; ancak Topluluğun tarım ürünleri alanında Türkiye’ye bazı gümrük kolaylıkları tanıması öngörülmüştür. Üretim faktörlerinin serbest dolaşımı ise andlaşmaya göre 1976-1986 arasında gerçekleştirilmiş olacaktır. Ayrıca, Topluluk, Türkiye’nin tam üyeliğini kolaylaştırmak için finansal yardımlar sağlayacaktır. Türkiye’deki yasal mevzuatın ve iktisat politikalarının Toplulukla uyumlulaştırılması da geçiş döneminde gerçekleştirilmesi öngörülen konulardandır. Son (yani tam üyelik) döneminin ise 1995’ten itibaren başlaması öngörülmüştür. Ankara andlaşmasına göre, geçiş döneminde bu son dönemde tarım ürünlerinin de serbest dolaşımı sağlanmış olacak; diğer yandan Türkiye’de izlenen iktisat politikaları da Toplulukla uyumlu duruma getirilmiş bulunacaktır.

Ankara İtilafnamesi, 20 Ekim 1921

TBMM ile Fransa arasında imzalanan antlaşma (20 Ekim 1921). Mondros Mütarekesi’nden sonra Fransa, Ermeniler ile işbirliği yaparak güney bölgelerimize hakim olmaya çalıştıysa da ummadığı bir dirençle karşılaştı. Fransa 1921 ortalarında TBMM hükümeti ile temas girişimlerinde bulundu. Bunda Yunanlılara karşı kazanılan askeri başarılar, Sovyetlerle imzalanan antlaşmalar, İtalyanların Anadoluyu terke başlaması, Ren bölgesinin geleceği konusunda İngiltere’nin Fransayı desteklememesi gibi nedenler de rol oynadı. Fransa Franklin Bouillon’u 9 Haziran 1921’de TBMM hükümeti ile gayri resmi bir temas kurmak üzere Ankara’ya gönderdi. Görüşmeleri M. Kemal Paşa yönetti. Sakarya Meydan Savaşının kazanılması Fransa’nın tereddütlerini giderdi. Türk temsilcisi Yusuf Kamil Bey (Tergirşenk) ile Fransız temsilcisi Franklin Bouillon arasında Ankara İtilafnamesi imzalandı. Antlaşmayla Türkiye ile Fransa arasındaki savaş durumu sona erdi. Türkiye Suriye sınırını çizdi. İskenderun ve Antakya Türk özerkliği kabul edilmek şartıyla ve korunmak şartıyla Fransa’ya bırakıldı. Böylece Fransa Anadolu’nun işbirliği yaptığı dostlarından ayrıldı. Güney cephesinin tasfiyesi ile batı cephesinin güçlendirilmesi sağlandı. Daha sonra Lozan’da bu anlaşma koşulları kesinlik kazanacaktır.

Anlaşmaları değiştirme-Amendment of treaties

Uluslararası ilişkilerde kimi anlaşmalar ya da bu anlaşmaların bazı maddeleri, zaman içinde kullanışsız hale gelebileceği gibi, anlamını kaybederek günün ihtiyaçlarını karşılayamayabilir. Rebus sie standibus/zamanın değişimi ile hükmün değişmesi ilkesi gereği tüm tarafların rızası ve katılımı ile anlaşmalar değiştirilebilir. Ancak bu değişikliklerin haddinden fazla olması durumunda, diplomaside genel uygulama, eski anlaşmanın tamamen iptal edilerek, koşullara uygun yeni bir anlaşma yapılmasıdır.

Annan Planı-Annan Plan

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıslı Türk ve Rum taraflara 11 Kasım 2002 tarihinde sunduğu kapsamlı barış planı. Şubat 2003’te revize edilerek yayınlanan plan, Kıbrıslı Türk ve Rum tarafları, tek bir devlet çatısı altında ama eşit yetkilere sahip iki ayrı parça devlet olarak birleşmeyi öngörmektedir. Birleşik Kıbrıs Devletinin temel nitelikleri ve kurumlarını ayrıntılı biçimde ortaya koyan plan, Kıbrıs Sorununun Kapsamlı Çözümü adlı temel bir anlaşma ile bağlı 5 ana bölüm altında 47 alt ekten oluşmaktadır. Toprak paylaşım, mülkiyet ve göçmenler konusundaki  anlaşmazlıklar sebebiyle Kıbrıs barışı için görüşme zemini olması konusundaki tartışmalar, Türkiye ve Avrupa Birliği zeminine sıçramış ve oldukça uzun bir pazarlık sürecini başlatmıştır. Planın ana bölümleri:

Ek A: Kuruluş Anlaşması,

Ek B: Sonuçlandırılma Sürecine Eşlik Edece ve Yardımcı Olacak Düzenlemeler,

Ek C: Kıbrıs, Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık/İngiltere Arasında Kurulacak Yeni Düzen ile İlgili Anlaşma,

Ek D: Karar için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine Sunulacak Hususlar,

Ek E: Kıbrıs’ın Avrupa Birliğine Katılımı Konusunda Avrupa Birliğinden Talepler.

Annuit coeptis

ABD büyük mührünün arkasında bulunan ve Tanrı yardımcımızdır anlamına gelen simge.

Anomik grup-Anomic group

Herhangi bir konuda duyulan kaygılar üzerine, kendiliğinden oluşan çıkar grubu. Herhangi bir ön çatışma ve örgütlenme söz konusu değildir.

Anschluss, 12 Mart 1938

Almanca “Birlik”. Avusturya ile Almanya’nın siyasi birleşmesini öngören ve 1938 Martında Hitler Almanyasının Avusturya’yı ilhakı ile gerçekleşen siyasi düşünce.

İlk kez 1919’da ortaya atılan “Anschluss” fikri, 1933’e kadar Avusturyalı sosyal demokratlarca desteklenmiş, 1933’te Almanya Nazilerinin iktidara gelmesi ile çekiciliğini kaybetmiştir. Hitler “bir ulus-bir devlet” ideali doğrultusunda “Anschluss”u gerçekleştirmek için 1934 Temmuz’unda Avusturya’da Nazilerin iktidarı ele geçirme çabasını desteklemiş, ama bu başarısızlıkla sonuçlanınca bunu bir süre ertelenmiştir. 1937’de Almanya İtalya ile anlaştıktan sonra Avusturya üzerindeki baskılarını yoğunlaştırmış ve Almanya’ya davet ettiği Avusturya Şansölyesi Schuschnigg’e bağımsız bir devletin kabul edemeyeceği isteklerde bulundu. Schuschnigg bu isteklerin çoğunu yerine getirdi ama Anschluss’u halk oyuna sunmak istedi. 13 Mart 1938 olarak tespit edilen plebisit tarihinden bir gün önce 12 Mart’ta Alman birlikleri Avusturya’ya girdi ve iki ülkenin birleşmesi bir oldu bitti ile gerçekleşti.

Versailles Andlaşması’nın açık bir şekilde ihlali olan Anschluss, Avrupa’nın II. Dünya Savaşı’na doğru ilerlemesinin ilk sinyallerinden biriydi.

Antarktika Antlaşması-Antarctic Treaty

1959 yılında imzalanan ve Haziran 1961 tarihinde yürürlüğe giren çok taraflı antlaşma. Söz konusu antlaşma ile hiçbir ülkenin Antarktika’da bilimsel araştırmalar dışında herhangi bir askeri faaliyet ya da egemenlik iddiasında bulunamayacağı hükmü getirilmiştir.

1 Aralık 1959 tarihinde Washington’da imzalanan ve Antartika kıtasının silahlandırılmasını önlemeyi amaçlayan andlaşma. Aralarında ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa’nın da bulunduğu on iki devlet tarafından imzalanan andlaşma Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği tarafından imzalanan ilk silahsızlanma andlaşması olması bakımından önemlidir. Ayrıca nükleer silahlarla ilgili olarak imzalanan ilk andlaşma olma özelliğini de taşır. Andlaşma Antartika’da askeri üslerin kurulmasını, silahların denenmesini, askeri tatbikatların yapılmasını bölgede radyoaktif atıkların bulundurulması ve nükleer patlamalara yol açılmasını yasaklamıştır. 23 Haziran 1961’de yürürlüğe girmiştir.

Antebellum

Savaştan evvel, çatışma öncesi.

Anti balistik füze-Anti balistic missile

Nükleer başlık taşıyabilen balistik füzeleri havada iken vurarak hedefe varmadan yok eden füze. Orta ve uzun menzili olabileceği gibi, denizaltından ya da havadan atılan türleri de vardır.

Anti balistik füze sistemi-Anti balistic missile system

Saldırı halindeki bir uçağın ya da füzenin hedefe varmadan yok edilerek hedefin korunmasını sağlayan sistem. İlk defa 1960’ların başında Sovyetler Birliği tarafından Moskova’yı korumak için kurulmuştur.

Nükleer silahlara karşı geliştirilen, düşman balistik füzesini yok etmeye ya da etkisiz hale getirmeye çalışan savunma sistemi. Saldırı halindeki bir uçak ya da füzenin hedefine varmadan yok edilerek hedefin korunması amacıyla kullanılan sistem, yok edilmek istenen saldırı araç ya da füzesinin hangi aşamada yok edilmek istenişine göre çeşitlilik gösterir. Balistik füzelerin ortaya çıkmasıyla kent, sanayi merkezleri ve füze depoları büyük ölçüde tehlike oluşturuyordu. ABD ve Sovyetler Birliği bu tehlikeyi bertaraf etmek için ABM savunma sisteminin kurulmasını tasarladılar. Aynı zamanda bu sistem çok iyi işleyen bir erken uyarı sisteminin varlığını gerektirmekteydi. Kurulması ve devam ettirilmesi çok yüksek maliyetlere mal olan bu sistem, 26 Mayıs 1972’de ABD ve SSCB arasındaki Salt-I antlaşmaları çerçevesinde büyük ölçüde sınırlandırıldı. 1975 yılından bu yana ABD’de hiç bir ABM Savunma Sistemi çalışmamaktadır. SSCB’de ise Moskova çevresinde “Galoş” tipi 64 füze savardan oluşan sistem bulunmaktaydı.

Anti-Balistik Füze Sistemlerinin Sınırlandırılması Andlaşması ve Ek Protokol (Treaty on The Limitation of The Deployment of Anti-Ballistic Missile Systems and Protocol), 3 Ekim 1972

Stratejik silahların sınırlandırılması görüşmeleri çerçevesinde (SALT) A.B.D. ve Sovyetler birliği arasında 26 Mayıs 1972’de Moskova’da imzalanan anti-balistik füze sistemlerini sınırlandıran andlaşma. 3 Ekim 1972’de yürürlüğe girmiştir.

Onaltı (16) maddelik bu andlaşma ile her iki tarafın anti-balistik füze (ABM) sistemleri nicelik, nitelik ve coğrafi bakımdan geniş sınırlamalara tabi tutulmakta, böylece her iki taraf için “ilk darbe” girişimi rasyonel bir politika olmaktan çıkarılmaya çalışılmaktaydı. Ayrıca, andlaşma ile bir sürekli Danışma Komitesi kurulmakta, bu komite ile Andlaşma hükümlerinin uygulanmasının kolaylaştırılması hedeflenmekteydi. Andlaşma doğrultusunda A.B.D. ve Sovyetler Birliği topraklarında sadece ikişer tane ABM savunma sistemi kurabileceklerdi. Bu sistemlerden biri ülkelerin başkentleri çevresinde ötekisi de bir kıtalararası balistik füze (ICBM) koruganı çevresinde olacaktı. Alan savunmasını önlemek amacıyla da her iki sistem arasında en az 1300 km uzaklık olması kararlaştırılmıştı. Her ABM sisteminin en az 1300 km uzaklık olması kararlaştırılmıştı. Her ABM sisteminin en fazla 100’er rampa ve füzeden ve gerekli radar ağından oluşacağı hükme bağlanmıştı. Ayrıca taraflar kendi ülke toprakları dışında başka ülkelerde ABM sistemi kuramayacaklardı.

Moskova’da 3 Temmuz 1974’te imzalanan bu andlaşmaya ek protokol ile tarafların sahip olabileceği ABM sistemi sayısı ikiden bire indirilmişti. Bu protokol 24 Mayıs 1976’da yürürlüğe girdi.

Anti damping yasası-Anti dumping code

Dünya Ticaret Örgütü tarafından benimsenmiş olan ve dampingli malların ticaretine engeller getiren yasal düzenleme.

Anti damping prosedürü-Anti dumping procedure

Avrupa Birliği içindeki şirket ya da şahısların üçüncü ülke kaynaklı dampingli ve sübvansiyonlu mal ithalatı yaptığının saptanması halinde başvurulan işlemler. Buna göre, önceden komisyon nezdinde dava açılır ve bir rapor hazırlanır. Bu rapor çerçevesinde, Avrupa Komisyonu harekete geçerek Birliğin ticari yasalarını uygular.

Antiemperyalizm, emperyalizm karşıtlığı-Anti imperialism

Bir devletin kendi sınırlarının dışındaki halklar üzerinde onların rızası olmaksızın siyasal, ekonomik ya da kültürel olarak hâkimiyet kurma politikalarına karşı gelme.

Anti-Komintern Paktı, 25 Kasım 1936

Görünüşte Komünist Enternasyonal’i ama asıl Sovyetler Birliği’ni hedef alan andlaşma. 25 Kasım 1936’da Almanya ile Japonya arasında imzalandı. Daha sonra 6 Kasım 1937 tarihinde Pakt’a İtalya da katıldı. Pakt’ın hazırlanmasına Hitler önderlik etmiştir. Hitler kendi kurmak istediği Büyük Almanya’ya Avrupa’da en büyük engel olarak Sovyetleri görüyordu. Japonya ise Çin’e karşı giriştiği savaşta Sovyetlerin tutumundan ve Çin’e savaş açacağı ve askeri malzeme satmasından rahatsızdı. Pakt biri açık diğeri gizli olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı. Açık bölüm Komintern (Komünist Enternasyonal)’in faaliyetlerini hedefleyen bir siyasi anlaşma görünümündeydi. Gizli bölümde ise askeri içerikli maddeler ağırlıktaydı ve Sovyetler Birliği ile gerçekleşebilecek bir çatışmada tarafların nasıl tutum alacakları ele alınıyordu.

Antiliberalizm,liberalizm karşıtlığı-Anti liberalism

Ekonomik ve politik anlamda liberalizme düşman olma. Ekonomik açıdan serbest piyasa ekonomisi anlayışını, siyasal olarak da, liberal siyaset görüşünü reddetme. Ekonomik olarak himayecilik ve devletçiliği savunurken, siyasal olarak da, özgürlüklerin kısıtlandığı kapalı rejimi savunur.

Anti militarizm-Anti militarism

  1. Uluslararası ilişkilerde askeri güç kullanımına karşı olma.
  2. Yönetimde tamamen sivilleşmeyi savunma.

Anti-Semitizm (anti-Semitism)

Yahudi ırkına karşı duyulan düşmanlık. İlk çağlarda Musevilerin putperestliğe karşı çıkışının nedeninin ülkelerine bağlı olmamaları biçiminde yanlış anlaşılması sonucu, anti-semitizmin temelini din farklılıkları oluşturuyordu. Fakat 19. yy.’da milliyetçilik akımının Avrupa’yı etkisi altına alması sonucu anti-semitizmin dayanağı dinsel nitelikten ırkı üstünlüğe kayarak kitlelerden büyük destek görmüştür. Anti-semitizm bazı devletlerin devlet politikası haline gelmiş. Örneğin Orta Çağ’da Rusya’da Çarlık dönemi boyunca devlet politikasının bir parçası olarak süre gelmiştir. Yahudilerin özellikle Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde çok iyi koşullarda yaşamaları, milliyetçilik akımının etkisiyle Yahudileri birinci hedef haline getirmiştir. 1933’te Almanya’da Adolf Hitler’in iktidara gelmesiyle anti-semitizm çığrından çıkarak tüm dünyaya yayılmıştır. II. Dünya Savaşı boyunca Almanlar tarafından altı milyon yahudi öldürülmüştür. İslam ülkelerinde anti-semitizm ehli kitap sayılan Yahudiler’in zımmilik statüsüne tabi tutulması sonucu bir sorun oluşturmamıştır.

Musevilere karşı düşmanca duygular besleme. Musevi düşmanlığı tarihin derinliklerinden gelmektedir. Hz. İsa’yı Çarmıha Musevilerin gerdirdiğine inanan Hristiyan gruplar tarih boyunca Musevilere karşı şiddet eylemlerinde bulunmuş, onlara karşı ayrımcılık yapmışlardır. Bunun Orta Çağ’daki en uç örneği İspanyol Engizisyon’unun Musevilere karşı tutumu olmuş, bu dini terk etmeyenler zorla İspanya’dan çıkarılmıştır. XIX. yüzyılın ortalarından itibaren özellikle Orta Avrupa’da yükselen milliyetçilikle beraber anti-semitizme ırkçı bir nitelik de eklendi, özellikle Almanya ve Avusturya’da zengin Musevi kesim milliyetçi akımların hedefi haline geldi. Sonunda 1933’te Almanya’da Nasyonel Sosyalistlerin işbaşına gelmesi ile anti-semitizm doruğa çıktı. Önce Museviler ayrı gettolarda yaşamaya zorlandı, daha sonra II. Dünya Savaşı’na kadar pekçok Musevi ülkeden ya sınırdışı edildi ya da göçe zorlandı. Savaş sırasında ise Almanya’nın çeşitli yerlerinde ve Alman işgalindeki ülkelerde -özellikle Polonya’da- kurulan toplama kamplarında milyonlarca Musevi soykırıma tabi tutuldu. Savaş sonrasında ise Musevilere bir ulusal yurt kurmak amacıyla 1948’te İsrail devleti kuruldu ve anti-semitizm daha başka bir biçim kazandı.

ANZUS

Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD arasında 1952 yılında kurulan üç taraflı güvenlik anlaşması.

Aparthayd (apartheid)

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 1994 yılına kadar yürürlükte kalan ve beyaz olmayan ırklar arasında yasal olarak bir ayrımı öngören politika. Apartheid rejimi Avrupalı azınlığın ülkenin yönetimini kontrol etmesi için düzenlenmiştir. Böylece ülke nüfusunun sadece %15’ini oluşturan beyazlar ülkenin siyasal liderliğini ellerinde tutuyorlar ve ülke ekonomisini de istedikleri şekilde yönlendiriyorlardı. Apartheid düzeni 1950 tarihi Nüfus Kayıt Yasası’na dayanıyordu. Bu yasaya göre Güney Afrika vatandaşlarıBantu (bütün zenciler), Renkliler (melezler) ve Beyazlar şeklinde üçe ayrılıyorlardı. Bu ayrıma daha sonra Asyalılar (Hindistan ve Pakistan kökenliler) de eklendi.

Apartheid rejimi ile beyaz yönetim, beyaz olmayanların siyasi haklarını meslek seçme, ibadet ve evlenme özgürlüklerini kısıtlıyordu. Zenciler devletçe belirlenen özel bölgelerde yaşamaya zorlanıyordu. Bunun üzerine 1963’ten itibaren zenciler yönetime karşı pasif direnişe başladılar. Bu hareketin liderliğini Afrika Ulusal Kongresi yaptı. Bu arada Apartheid uluslararası alanda da tepki görüyordu. 1961’de Güney Afrika Cumhuriyeti İngiliz uluslar Topluluğu’ndan çıkartıldı. Birleşmiş Milletler’in çağrısı üzerine bu ülkeye yönelik çeşitli ambargolar uygulanmaya başlandı.

1980’lere gelindiğinde ülkede bir yumuşama havası hakim olmaya başladı. 1986’da bazı yasaların iptali ile Apartheid biraz daha esnek duruma getirildi. Apartheid’a karşı mücadele eden Afrika Ulusal Konseyi’nin lideri Nelson Mandela’nın 27 yıllık bir hapisten sonra Şubat 1990’da serbest bırakılması ile Apartheid’in yıkılmasına yönelik çabalar hız kazandı. 1990 ve 1991 yılında da Klerk hükümeti aralarında 1950 Nüfus Kayıt Yasası’nın da bulunduğu pek çok ayrımcı yasayı yürürlükten kaldırdı. 1992 ve 1993 yılında hükümet ile Afrika Ulusal Kongresi arasında yapılan görüşmeler sonucunda 27 Nisan 1994’te ülkede ilk kez bütün ırklardan kişilerin tek oya sahip olacağı eşit ve adil seçimlerin yapılması kararlaştırıldı. 27 Nisan 1994’te yapılanseçimlerde Afrika Ulusal Konseyi büyük bir başarı elde etti ve Nelson Mandela Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı oldu.Aynı tarihte yürürlüğe giren yeni anayasa ve haklar anayasası ile Apartheid rejimi tarihe karışmış oldu.

Apolitical

  1. Siyasetten uzak, siyaset ile ilgisiz, apolitik.
  2. Siyasal etki ve nüfuzu olmayan.

Appeasement

Yatıştırma politikası uygulama. Bir saldırının oluşması ya da bir saldırı tehdidinin ortaya çıkması halinde, saldırgan devlete karşı uygulanan pasif politika. Yatıştırma politikası, soruna çözüm bulunmasını kolaylaştırabileceği gibi, saldırgan tarafı cesaretlendiren bir sonuca da yol açabilir.

Applicable international instruments

Uygulanması mümkün uluslararası belgeler. Tatbik edilebilir, uluslararası diplomatik dokümanlar.

Aday ülke-Applicant country

Herhangi bir uluslararası ya da bölgesel örgüte üye olmak için başvurulmuş olan ülke.

Apply for membership

Üyelik başvurusu yapma, herhangi bir uluslararası örgüte üyelik talebinde bulunma.

Appreciate

Bir ülke tarafından alınan herhangi bir kararın karşı tarafça anlayışla karşılanması.

Approve

Kanun maddesini kabul etmek, meclisten geçirmek.

AQUASTAT

Dünya Gıda ve Tarım Örgütünün/FAO dünyadaki su durumuna ilişkin bilgileri bir araya getirdiği küresel enformasyon sistemi.

Arabuluculuk (mediation)

Uluslararası bir anlaşmazlıkta, taraflar arasındaki anlaşmazlığa çözüm aramak veya kesin görüş ayrılıklarını azaltmak amacıyla üçüncü bir tarafın yardımına başvurulmasına dayanan bir uzlaştırma yöntemi. Arabulucu, önce tarafları buluşturup görüşmelerini sağlar. Görüşmelere kendisi de katılır. Ancak, arabulucunun önerileri taraflarca kabul edilmeyebilir, bu durumda arabuluculuk durumu da sona ermiş olur.

Arap İşbirliği Konseyi-Arab Cooperation Council

1980’li yılların başından itibaren Ürdün, Irak, Mısır ve Kuzey Yemen arasındaki ikili işbirliği anlaşmaları ile başlayan ve 1989 yıllında bölgesel bir örgüte dönüşen siyası yapılanma. Amacı, üye ülkeler arasında bütün alanlarda işbirliğini güçlendirmek ve bölgesel bir blok oluşturmaktı. Tüm yeni üyelere açık olduğunu duyuran Konsey, 1991 yılındaki Körfez Savaşından sonra dağıldı.

Arap Avrupa Diyalogu-Arab European Dialogue

1973 Savaşı ardından yaşanan petrol krizi ile birlikte, Arap ülkelerine biraz daha yakınlaşma ihtiyacı hisseden Avrupa ülkeleri ile Arap ülkeleri arasında 1974 tarihinde başlayan işbirliği süreci. Kapsamlı toplantıların ilki 1982 yılında başlayarak, iki yılda bir tekrarlandı. 1993 ten itibaren toplantıların mahiyeti ekonomik ve güvenlik alanlarına yoğunlaştır.

Arap-İsrail Savaşları

İsrail ile çeşitli Arap devletleri arasında meydana gelen çatışmalar. Bunların en önemlileri 1948-1949, 1956, 1967, 1973 ve 1982 savaşlarıdır.

Balfour Bildirisi ile Filistin’de bir “ulusal yurt” sözü alan Yahudiler bölgenin I. Dünya Savaşı sonunda İngiltere’nin eline geçmesi ile bu ülke üzerindeki baskıyı artırdılar. Manda yönetimi sırasında bölgeye olan Yahudi göçü sonucu da Filistin’deki Yahudi nüfusu arttı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kasım 1947’de Filistin’de biri Arap diğeri Yahudi iki devletin kurulması yönündeki karar doğrultusunda 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin ilanı ile ilk Arap-İsrail savaşı başladı. Mısır, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Irak güçleri bu ülkeye saldırdı. Yaklaşık bir yıl süren savaş sonucu İsrail, sınırlarını ikiye katlayarak uluslararası tanınan sınırlarına ulaştı.

İkinci savaş Mısır Devlet Başkanı Abdulnasır’ın Temmuz 1956’da Süveyş Kanalı’nı millileştirdiğini açıklaması sonucu doğan bunalım sonrasında başladı. İngiltere ve Fransa Mısır’ın bu kararını tanımadıklarını bildirdiler. Ekim ayında Londra’da toplanan konferanstan da bir sonuç çıkmayınca İngiltere ve Fransa İsrail ile anlaştı ve Ekim ayının sonunda İsrail kuvvetleri Sina Yarımadasına girmeye başladı. Ama A.B.D. ve Sovyetler Birliği’nin baskısı ile ateşkes ilan etmek zorunda kaldı ve kuvvetlerini 6 Kasım’da geri çekmeye başladı. Bu arada İngiliz ve Fransız paraşütçü birlikleri çatışmalar bittikten sonra bölgeye indirildi. Savaş sonucunda Mısır-İsrail sınırına Birleşmiş Milletler Gücü yerleştirildi ve İsrail Akabe Körfezi’ne bir çıkış kazanmış oldu.

1967 yılında Abdulnasır BM Gücünün artık çekilmesini istedi ve İsrail gemilerinin Akabe Körfezi’ne girmesini önlemeye başladı. Daha önce ise İsrail-Suriye sınırında çeşitli çatışmalar oluyordu. İsrail kendisinden daha fazla kuvvete sahip olduğunu anladığı Arap devletlerinin ani bir saldırısını önlemek amacıyla ilk saldırıyı gerçekleştirmeye karar verdi. 5 Haziran’da İsrail Hava Kuvvetleri’nin Mısır Hava Kuvvetleri’nin bulunduğu üslere saldırısı ile başlayan savaş altı gün sürdü ve “Altı Gün Savaşı” olarak anıldı. Bu savaş sonunda İsrail Mısır’dan Gazze Şeridi ve Sina Yarımadası’nı Ürdün’den Şeria Nehrinin batı yakasını ve Suriye’den Golan Tepeleri’ni aldı.

Altı Gün Savaşı Arap devletlerinde büyük bir kızgınlığa yol açtı. Diplomatik çabalar İsrail’in işgal ettiği toprakları geri vermeyi reddetmesi ile sonuçlandı. Bunun üzerine Ekim 1973’te Yahudilerin kutsal ayı olanYom Kippur’da Mısır ve Suriye birlikleri eşgüdümlü bir sürpriz saldırı gerçekleştirdiler. İsrail, Golan ve Sina’da ilk başta gerilemek zorunda kaldı ama ikinci haftanın sonunda Galon Tepelerini geri aldı ve Mısır birliklerini Sina’dan püskürttü. Bu savaş ile İsrail’in yenilmezlik miti sarsıldı.

5 Haziran 1982’de İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında tırmanan gerginlik sonucu İsrail F.K.Ö kamplarının bulunduğu Beyrut ve Güney Lübnan’ı bombaladı. İsrail birlikleri Lübnan’ın güneyini işgal etti ve Beyrut’un kenar mahallelerine kadar ilerledi. Kentteki Filistinli mülteciler kenti terk ederek mülteci kamplarına gönderildi. İsrail kentten çekildikten sonra 14 Eylül’de tekrar Beyrut’a girdi. 16 Eylül günü İsrail destekli Falanjist gerillalar Beyrut’taki Sabra ve Şatilla kamplarına girerek yüzlerce Filistinli mülteciyi öldürdüler.

Arap milliyetçiliği-Arab nationalism

İlk defa 1847 yılında Lübnan’da Arap edebiyatını canlandırmayı amaçlayan kültürel bir hareket olarak ortaya çıkan, XIX. Yüzyılın sonlarında siyasal örgütlenmeye giderek, I. Dünya Savaşı ve sonrasında bağımsız Arap devletlerinin kurulmasında rol oynayan milliyetçi düşünce. Arap milliyetçiliğinin ikinci evresi. 1943 yılında Suriye’de kurulan Sosyalist Baas Partisinden sonra başlamıştır.

Arap Zirveleri

Arap ülkelerinin liderlerinin bir araya geldikleri, sorunları tartıştıkları zirve toplantıları. Bu toplantıların büyük çoğunluğu Arap Birliği çerçevesinde olmuştu.

Bu zirve toplantılarından ilki 5-11 Eylül 1964 tarihleri arasında 13 Arap devletinin katılımı ile Kahire’de yapıldı. Yemen sorununun tartışıldığı bu toplantı herhangi bir sonuç elde edilemeden sona erdi. Ağustos 1967’deki Hartum Zirvesi’nde 1967 Arap İsrail Savaşı’nın sonuçları ile Yemen’deki Mısır askerlerinin geri çekilmesi konuları ele alındı. Zirve sonunda Mısır ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Hartum Andlaşması’yla Mısır askerlerinin 1967 sonuna kadar Yemen’den ayrılması kararlaştırıldı. Zirvede ayrıca İsrail ile hiçbir şekilde antlaşma yapılmamasına ve Filistinlilerin haklarının sonuna kadar savunulmasına karar verildi. Üçüncü Arap zirvesi 25 Kasım 1978 tarihleri arasında yapılan Bağdat zirvesi oldu. Zirvenin toplanması için girişimi Mısır’ın İsrail ile Camp David Antlaşmaları’nı imzalamasına tepki gösteren Arap devletleri yaptı. Zirvede Mısır Camp David Andlaşması’nı iptal ederek diğer Arap devletleriyle ortak hareket etmeye davet edildi.

1990 Haziran’ında yine Bağdat’ta Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat’ın çağrısıyla yapılan dördüncü Arap zirvesinde İsrail işgali altındaki topraklara yapılan Yahudi göçü konusu ele alındı. Zirvede ayrıca Türkiye’nin GAP çerçevesinde Fırat’ın sularını bir süre tutması ve bu projenin geleceğinden duyulan kaygılar, İsrail, Ürdün ve Suriye arasındaki Ürdün nehrinin durumu, Mısır’a akan Nil sularının azalması ve bundaki “İsrail etkisi” de görüşüldü. Zirvede Sovyetler Birliği’nden İsrail’e, ayda yaklaşık 10.000 kişiyi bulan Yahudi göçü kınandı ve bu göçe yardımcı olan ülkelerle olan ilişkilerin gözden geçirilmesi çağrısında bulunuldu. Sonuç bildirgesinde bu göç için “insan haklarının köklü bir ihlali ve Arap ulusuna yönelik bir tehdit” ifadeleri yer alıyordu. Zirvede ayrıca Mısır’ın Camp David Andlaşması’nın imzalanmasından sonra Tunus’a taşınan Arap Birliği örgütünün merkezinin tekrar Kahire’ye alınmasına ve zirvenin her sene olağan bir şekilde Kahire’de toplanmasına karar verildi. Ama Irak’ın Kuveyt’i işgali üzerine Beşinci Arap Zirvesi olağanüstü bir şekilde 10-12 Ağustos 1990’da Kahire’de toplandı. Zirvede bir araya gelen 21 Arap ülkesi lideri Irak’ın Kuveyt’i işgali sonucu doğan bunalımı görüştüler. Suudi Arabistan’ın olası bir Irak saldırısına karşı bir Birleşik Arap Gücü kurulması önerisi sert tartışmalara yol açtı. Sonuçta 12 leyhte oy ile bu gücün kurulmasına karar verildi. Bu olay Arap Birliği’nin tam bir parçalanmanın eşiğine geldiğini göstermiştir.

Aristokrasi-Aristocracy

Yönetimde soyluların egemen olduğu, devlet yönetiminde sosyal statü bakımından seçkinler grubunun söz sahibi olduğu siyasal sistem.

Asya Krizi-Asian Crisis

1997 yılı Temmuz ayında Tayland da başlayan ve ilerleyen haftalarda Güney Kore, Malezya, Endonezya ve son olarak da 1998 Ağustos ayında Rusya’yı vurarak büyük iflaslara yol açan zincirleme kriz. Ekonomik boyutları muazzam olan kriz ardından birçok ülkede sosyal çalkantılar ve iktidar değişiklikleri meydana gelirken, Uluslararası Para Fonunun/IMF kalkınma programlarına yönelik ağır eleştiriler gelmiştir.

Asimilasyon-Assimilation

Güçlü bir toplum ya da kültürün, daha zayıf toplum ve kültürleri kendi içinde dönüştürerek eritmesi, kendine eklemesi.

Asimetrik federalizm-Asymmetrical federalism

Eyaletler arasında güç ve iktidar yetkisinin eşit olmayan bir şekilde bölüşüldüğü federasyon biçimi. Bu bazı eyaletlerin daha geniş sorumluluk üstlenmesi biçiminde olabileceği gibi, bazılarının özerklikten daha fazla yararlandırılması biçiminde uygulanır.

Atanmış elçi-Ambassador designate

Büyükelçi olarak tayin edildiği halde, henüz görev yeminini etmemiş -dolayısıyla vazifesine başlamamış- olan elçi.

Atatürk’ün Dış Politikası

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün izlediği dış politika. Üç döneme bölünerek incelenebilir: i. Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki Türk Dış Politikası, ii. Lozan Andlaşması’ndan 1930’a kadar olan dönem, iii. 1930’dan Atatürk’ün ölümüne kadar ki dönem.

Birinci dönemde Atatürk’ün amacı en kısa sürede ve tam bir şekilde ülkenin düşman işgalinden kurtarılmasıydı. Bu işgalin sona ereceği sınır ise son Osmanlı Mebusan Meclisince belirlenen Misak-ı Milli sınırları idi. Ayrıca Misak-ı Milli ilkeleri bu dönem dış politikasını temelini oluşturuyordu. Bu dönemde Türkiye yeni kurulmuş Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurarak bu devletten yardım almış ve gerek bu devleti Batılı devletlere gerekse de Batılı devletleri Sovyetlere karşı kullanarak kendi hedeflerine ulaşmaya çalışmıştır. Ayrıca Atatürk Müttefik devletler arasındaki menfaat çatışmalarından doğan ayrılıkları da kullanmasını iyi bilmiştir.

Lozan’dan sonra Türkiye’nin gerçekçi bir dış politika izlediği söylenebilir. Her ne kadar Lozan’dan arta kalan sorunlar çözülmek isteniyorsa da-Hatay, Musul, Boğazlar gibi- bu dönemde Türkiye Lozan’la elde ettiği statükoyu koruma çabasındadır. Sovyetler Birliği ile dostça ilişkiler sürmekle beraber bu ülke artık Türkiye’nin dayandığı tek devlet olmaktan çıkmaktaydı. Bu arada 1925’te Musul sorununun Türkiye’nin aleyhine bir şekilde çözülmesi ile Türk-İngiliz ilişkilerinde bir soğukluk yaşanmıştır.

Son olarak 1930-1938 döneminde Türkiye bütün devletlerle iyi ilişkiler kurmaya çalışmış ve Türk dış politikasının temelini belirleyen “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözü bu dönemde söylenmiştir. 1932’de Milletler Cemiyeti’ne giren Türkiye, Yunanistan ve diğer Balkan devletleri ile kurulan sıcak ilişkiler doğrultusunda bu devletlerle Balkan Antantını imzalamıştır. 1937 yılında da aynı barışçı politika doğrultusunda Türkiye İran, Irak ve Afganistan ile Sadabat Paktı’nı kurmuştur. Türkiye bu dönemde de statükocu bir politika izlemiştir. Montreux Sözleşmesi ve Hatay’ın Türkiye’ye katılması bu statükoculuktan kayış gibi değerlendirilse de bu gelişmelerin barışçı ve meşru yollardan sağlanması Türkiye’nin statükocu dış politikasının sürdüğünün göstergesidir.

Atlantik Bildirisi (Atlantic Charter), 14 Ağustos 1941

II. Dünya Savaşı sırasında, İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile o sırada henüz savaşa girmemiş olan ABD’nin Başkanı Franklin Roosevelt arasında Kanada açıklarında bir savaş gemisinde yapılan ve beş gün süren görüşmeler sonucunda 14 Ağustos 1941’de yayınlanan ortak bildiri. 8 maddelik bu bildiri bir bakıma Wilson’un 14 noktası’na benzemektedir. Bu bildiri ile A.B.D.’nin tarafsızlık politikasını terk ettiği açıkça ortaya çıkmıştır. Bildirinin maddeleri özetle şöyledir: i.Savaştan sonra toprak kazanılmayacak ii.ilgili halkın onayı anılmadan toprak değişikliği yapılmayacak, iii.Uluslar kendi geleceklerini kendileri saptayacaklar (self-determination), iv.Uluslararası işbirliği gerçekleştirilip geliştirilecek, v.Temel hammaddelerden eşit biçimde faydalanılacak, vi.İnsanlar korku ve açlıktan kurtarılacak vii.Açık denizlerde ticaret serbestliği gerçekleştirilecek, viii.Mihver devletleri silahtan arındırılacak ve savaştan sonra topyekün silahsızlanmaya gidilecek. Bu maddeler daha sonra Birleşmiş Milletler Andlaşması’nın içine de alındı.

Atlantik Paktı-Atlantic Alliance

4 Nisan 1949 tarihinde Washington da imzalanan ve NATO’yu kuran Kuzey Atlantik Anlaşmasının/North Atlantic Treaty diğer ismidir.

Atlantik Yasası-Atlantic Charter

1941 yılı ağustos ayında İngiliz Başbakanı Winston Churchill ile ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasında imzalanan ve ileride BM Yasasının da temelini oluşturacak olan ortak bildiri. Bu ortak beyannamede, özgürlük ve demokrasinin korunması, devletlerin zora başvurarak toprak genişletme çabalarının kınanması ve insanlığın korkulardan uzak yaşaması vurgulanıyordu. Beyannamenin bir diğer anlamı da o sırada henüz II. Dünya Savaşına girmemiş olan ABD’nin, açık biçimde müttefikleri desteklediğinin ilanı olmasıydı.

Ataşe-Attache

Ülke dışındaki elçiliklerde, kendi uzmanlık alanına göre raporlar hazırlayıp temsilcilik yapan, diplomatik misyona bağlı teknik uzman. Ataşeler siyasi, askeri, ekonomik, basın, tarım ya da kültürel alanlardaki uzmanlardan oluşabilir. Ataşelerin görevleri arasında, kendi alanı ile ilgili olarak ülkesini temsil etme, bilgi toplama ve ilişkileri geliştirme gibi konular bulunmaktadır. Ataşelerin bir kısmı dışişlerine bağlı olarak görev yaparlarken, diğer bir kısmı da farklı hükümet organlarının diplomatik misyonlarının uzantısı konumundadırlar.

Bir ülkenin yabancı ülkelerdeki diplomatik misyonlarında belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili olarak temsil ve bilgi toplama fonksiyonunu gören diplomatik görevli. Siyasal memur statüsündeki bu görevli, bulunduğu yabancı devletin durumunu ve davranışlarını kendi yetki alanında kalmak koşuluyla izler ve hükümetine bildirir. Bazılarına göre onun bilgi toplama hareketi casusluk olarak kabul edilir. Ataşeler çeşitli hizmet alanlarında görev yaparlar. Örneğin askeri ataşeler (ataşe militer) bağlı oldukları ulusal ordunun komutanlığının temsilcisi sıfatıyla hem elçiliğin askeri danışmanıdır, hem de kendi ülkeleri için haber toplarlar. Basın ataşeleri basın, film, radyo ve televizyon gibi alanlarda uzmanlaşmış danışmanlardır. Ticaret ataşeleri, bulundukları yabancı ülkelerle kendi ülkeleri arasındaki ticaret ilişkilerini izleyen, ticaret anlaşmalarının hazırlanmasında rol alan ve kendi ülkelerinin ekonomik çıkarlarının korunması doğrultusunda danışma görevi yapan görevlilerdir. Kültür ataşeleri ise bulundukları yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kültürünü tanıtmaya ve iki ülke arasındaki kültür bağlarını geliştirmeye çalışırlar.

Ateşkes (cease fire-truce)

İki ya da daha çok taraf arasındaki çarpışmalara son vermek için yapılan antlaşma. Ateşkes antlaşmasının koşulları, kapsadığı alan ve süresi, genellikle antlaşmayı yapan taraflarca belirlenir. Ateşkes antlaşması ölülerin toplanması gibi özel amaçlarla, bölgesel ya da geçici olarak yapılabilir. Buna bölgesel ateşkes ya da mütareke denir. Bu antlaşmayla savaş durumu sona ermez. Bu tür antlaşmaların en önemli fonksiyonu, çatışan taraflara aralarındaki sorunu görüşmeler yoluyla çözme konusunda yeni bir fırsat oluşturmasıdır. Son zamanlardaki eğilim, ateşkes antlaşmasının kapsamını genişleterek biçim ve içerik açısından bir ön barış antlaşmasına dönüşmesini sağlamak yönündedir.

Ateşkes antlaşmasına ilişkin genel kurallar 1907 Lahey Barış Konferansı’nda saptanmış ve Lahey Kara Savaşı Yönetmeliği’nde yer almıştır. Bu yönetmeliğin koşullarına göre, bir ateşkes antlaşmasının yeterince açık olmaması, savaşın yeniden başlamasına sebep olabilir. Kasıtlı ilerlemeler, bir birliğin hattı dışındaki noktalara el koyması ve birliklerin istenmeyen ya da zayıf bir noktadan geri çekilmeleri, ateşkes antlaşmasının bozulmasını doğuran davranışlar arasındadır.

Atmosferde, Dış Uzayda ve Su Altında Nükleer Denemeleri Yasaklayan Andlaşma, 5 Ağustos 1963

Atmosferde, uzayda ve su altında nükleer denemelerini barışçı ya da askeri-yapılmasını yasaklayan andlaşma. 5 Ağustos 1963’te Moskova’da imzalanan andlaşma 10 Ekim 1963’te yürürlüğe girdi. Toprak altında nükleer deneme yapılmasını yasaklamadığı için “Sınırlı Deneme Yasağı Andlaşması” olarak da bilinir. Andlaşma metninde nükleer silah denemelerinin yanısıra “herhangi başka nükleer patlama” şeklinde barışçıl denemelerin de yasaklandığı belirtilmektedir.

Atom Bombası (atomic bomb)

Plütonyum 239 ya da uranyum 235 izotopları gibi ağır element çekirdeklerinin bölünmesiyle açığa çıkan enerjiden kaynaklanan büyük patlayıcı güce sahip nükleer salih. Bu bölünme, çok hızlı bir zincirleme tepkime içinde bölünebilir çekirdeklerin nötronlarla bombardımanıyla başlatılır. Bir atom bombasının gücü, kimyasal patlayıcılarla yapılmış aynı boyuttaki bir bombayla karşılaştırılamayacak kadar büyüktür. Patlama sırasında, şok dalgaları ve rüzgar basıncıyla yarattığı etkinin yanı sıra ısı, ışık ve öldürücü ışınlar radyasyon yayar.

İlk atom bombaları, II. Dünya Savaşı sırasında ABD’de Manhettan Projesi adıyla bilinen bir program çerçevesinde ve iki farklı türde üretildi. Plütonyumlu atombombası 16 Temmuz 1945’te New Mexico eyaletindeki Alamogordo’da denendi. Uranyumlu ilk atombombası ise, 6 Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı ve kentin büyük bölümünün yerle bir olmasına, 200 binden çok kişinin ölümüne neden oldular. Bu çapta bir yıkıma yol açan ikinci bir plütonyum bombası da, 9 Ağustos’ta Nağazaki’ye atıldı. 1950’lerin ilk yıllarında termonükleer bombanın geliştirilmesiyle, atom bombaları ve silahları stratejik silahlar olmaktan çıkıp taktik silahlar sınıflardan sayılmaya başlandı.

Audiovizuyel politika-Audiovisual Policy

Avrupa Birliğinin 1986 da kabul ettiği Avrupa çapında audiovizuyel ortam kurma çalışmaları. Buna göre üye ülkeler arasında, programların serbest dolaşımını sınırlayan hukuki ve teknik engellerin kaldırılması, üretilen programlara Avrupa içeriği verilmesi ve telif haklarının yaygınlaştırılması ve bu yönde bir sanayi alt yapısı kurulması öngörülmüştür.

Augsburg Barışı, 1555

Almanya’da Lutherciliğin varlığını kabul eden ilk kalıcı yasal düzenleme. Augsburg’da toplanan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu Dieti tarafından 25 Eylül 1555’te ilan edilmiştir. Buna göre imparatorluğun üyesi hiçbir devlet dinsel gerekçelerle bir başka üye devlet ile savaşa giremeyecek ve mezhepler silaha başvurmadan yeniden birleşene dek barış geçerli olacaktı. Ayrıca imparatorluğun her topluluk diliminde sadece bir mezhep tanınıyor -Katolik veya Luthercilik- böylece prenslerin seçtiği mezhep uyruklarını da bağlıyordu. Öteki mezhepten olanlar mülklerini satarak, bağlı oldukları mezhebin tanındığı prensliklere göç edebilirlerdi. Augsburg Barışı, eksikliklerine rağmen yarım yüzyılı aşkın bir süre Kutsal Roma-German İmparatorluğu’nu ciddi bir iç çatışmadan korudu.

Avrosantrizm Diplomasisi (eurocentric diplomacy)

Uluslararası ilişkilerdeki yaklaşım biçimlerinden birisidir ve Avrupa’yı önem ve öncelik bakımından en ön planda ve bütün işlerin ve olayların merkezi olarak görmek ve bunu kabullenmektedir. ABD’nin İkinci Dünya Savaşı öncesi yıllardaki kabuğuna çekilme politikası nedeniyle ve Sovyetler Birliğinin içerdekomünizmi yerleştirip pekiştirmek için meşgul bulunuşu sonucu Avrupa daima en önemli diplomasi odağı olarak göze çarpmıştır. Savaş sonrası yıllarda ABD ve Sovyetler’in iki süper devlet oluşları dünya politikasını iki kutuplu hale getirmiş, zamanla Çin’in ve Üçüncü Dünya denilen gelişmekte olan ülkelerin gruplaşmaları ile çok kutuplu (multipolar) bir durumda söz edilmeye başlanmıştır. Bu arada Avrupa kendi birliğini kurma yolunda bazı önemli adımlar atmış ve AET (Ortak Pazar veya Avrupa Ekonomik Topluluğu) çerçevesinde önce 6 sonra 9 ülke ekonomik birliğe yönelmiş ve diplomatik alanda ortak ve uyumlu bir dış politika amaçlanmakta ve sürdürülmektedir. Böylece bir çok önemlidünya sorunlarında ve olaylarında bunlar birarada hareket ile avronsantrizm diplomasisini güçlendirmekte ve iki süper güç arasında önemli bir pozisyon sağlamaktadır. Avrupa ülkelerinin ekonomik ve teknik gelişmeleri ile ortak diplomasileri bu durumunu sürdürmesinin başlıca etkenleri olacaktır. Türkiye’nin de avrosantrik gelişmeleri iyi izlemesi ve bir rol alması, üzerinde önemle durulan bir husustur.

Avrupa İmar Programı (European Recovery Programme)

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ekonomileri büyük bir yıkıma uğramıştı. Savaştan sonra bu ülkeler yoğun bir ekonomik anırıma giriştiler. Onarım için gerekli araç ve gereçlerin sağlanabileceği tek kaynak ABD idi. Fakat bu da o ülkelerin kapasitelerini aşan altın ve döviz rezervi gerektiriyordu. 1947 yılında ABD Dışişleri Bakanı George C. Marshall önderliğide, Batı Avrupa ülkelerinin onarımı amacıyla hazırlanan bir Avrupa İmar Programı ortaya çıktı. Bu programın finansmanı için ABD’nin yaptığı yardımlar Marshall Yardımları diye bilinir. 1947’de bir miktar yardım dağıtılmakla birlikte, programın asıl uygulanışı 1948’de olmuştur. Programın başlatılmasından sonraki dört yıl içerisinde 17 Avrupa ülkesine toplam 12 milyar dolar tutarında hibe veya kredi şeklinde kaynak transferi yapılmıştır. Türkiye de az da olsa bu yardımlardan yararlanmıştır.

Avrupa Uyumu-Concert of Europe

1815 ile 1914 yılları arasında Avrupa çapında hakim olan siyasal uyum politikası. Napolyon’u mağlup eden devletlerin, Napolyon öncesi Avrupa’nın yeniden inşası ve her türlü ayaklanmayı bastırma ve statükoyu koruma amacına yönelik imzaladıkları Viyana Kongresinin kararları doğrultusunda giriştikleri sıkı işbirliği ortamı. Sistem daha çok, büyük devletlerin toprak sorunlarında birbirine danışmaları biçiminde sürmüştür. Belirli bir örgütsel yapısı olmayan sistem, Birinci Dünya Savaşının patlak vermesi ile sona erdi. Avrupa Uyumu Sistemi Avrupa’da siyasi istikrara büyük katkıda bulunmuştur. Büyük güçlerin birliğinin bozulması Avrupa’yı doğrudan I. Dünya Savaşı’na sürükledi.

XIX. yüzyılda Avrupa’da barışı tehdit eden önemli olaylar karşısında büyük güçlerin kurduğu ad hoc bir karşılıklı danışma sistemi. Avusturya, İngiltere, Fransa ve Prusya’ya daha sonra Almanya ve İtalya katılmış, geri kalan küçük devletler ise kendileriyle doğrudan ilgili bir olay durumunda sisteme dahil olmuşlardır. Uyum sistemi genellikle büyük devletlerin barışın tehdit edildiğine inandıkları anda topladıkları konferanslar şeklinde yürüyordu. Sonuçta büyük güçlerin hegemonyası egemen oluyordu. Sistem büyük güçlerin Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf şeklinde iki kutupta kamplaşmasına kadar sürmüştür.

Avrupa Güvenlik İşbirliği Konferansı AGİK-Conference on Security and Cooperation in Europe

İlk defa 1954 yılında gündeme getirilen; ancak, ciddi çalışmalarına 1971 yılında başlayarak, 1994 yılına kadar sürdüren 20 aşkın konferans dizisi. Tüm Avrupa ülkeleri, Kanada ve ABD’den oluşan 37 ülkenin katıldığı hükümetler arası konferansın başlıca iki amacı vardı: Avrupa da bloklar arası gerilim nedeniyle tehlikede bulunan istikrarı sağlamak ve Avrupa ülkelerinin demokratik, insan haklarına saygılı yönetimlere kavuşmaları. 1975 yılında Nihai Senet imzalanmış ve Helsinki İzleme Komitesi kurularak alınan kararların ciddi biçimde uygulanması amaçlanmıştır. Konferansların en önemli kazanımı, bloklar arası gerilimi yumuşatan bir platform olmasıydı. 1990 yılında imzalanan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması AKKA, ile bu yönde ciddi adımlar atan AGİK, yine 1990 da kabul ettiği Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı ile kurumlaşma kararı almış ve 1994 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı adını almıştır.

Avrupa Silahsızlanma Konferansı-Conference on the Disarmement of Europe

Avrupa’da askeri anlamda yumuşamaya doğru önemli adımların atıldığı konferanstır. Stockholm’de 1984-1986 yılları arasında 12 defa toplanmıştır. Çoğu kez Stockholm Konferansı olarak da anılır. Avrupa’da karşılıklı güven, emniyet, silahsızlanma konuları görüşülmüş ve sonunda Stockholm Anlaşması imzalanmıştır. Bu yönüyle, Doğu-Batı ile bütün Avrupa’da konvansiyonel askeri güçleri konu eden ilk anlaşmadır. Anlaşmayla ülkelerin bir-birlerine büyük askeri hareketlerini haber vermeleri esası konmuştur.

Anayasa-Constitution

Bir devletin temel siyasi ve idari organizasyonu ile vatandaşların temel hak ve ödevlerini belirleyen temel kanun. Bu yönüyle anayasa bir ülkede tüm kanunların temel dayanağıdır. Anayasa, bir ülkenin egemenlik unsurlarından biri olduğu için, çiğnenmesi her ülkede ağır suçtur.

Akdeniz’in Korunması Sözleşmesi-Convention for the Protection from Marine Pollution of the Mediterranean

Adına Barcelona Sözleşmesi de denir. 1976 yılında Arnavutluk dışında Akdeniz’e kıyısı olan 18 ülke tarafından imzalanmış ve Şubat 1978 de yürürlüğe girmiştir. Daha sonra üç protokol ile tamamlanmıştır. AB’nin de taraf olduğu bu protokol ve sözleşmeler, BM Çevre Koruma Programına dahildir.

Avrupa Konseyi-Council of Europe

1949 yılında imzalanan Londra Anlaşması ile kurulmuş devletler arası örgüt. Amacı, insan haklarını, bireyin temel özgürlüklerini ve hukukun üstünlüğünü kabul eden üyeleri arasında siyasi, hukuki, kültürel ve sosyal alanlarda işbirliğini geliştirmek ve inandığı bu ilkeleri koruyup geliştirmektir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu otuz üyesi vardır. Örgütün organları: Bakanlar Komitesi, Parlamenterler Asamblesi ve Sekreterliktir. Bakanlar Komitesi, üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşurken, Parlamenterler Asamblesi, ülkelerin nüfusuna göre düzenlenmiş kontenjan adedi kadar parlamenterden oluşur. Parlamenterler, ülkelerini değil kendilerini temsil ederler. Çok sayıda alt birimden oluşan Konseyin en önemli birimlerinden biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir. Konseyin merkezi Fransa’nın Strasbourg kentindedir. Konseyin AB ile doğrudan hiçbir yapısal bağlantısı yoktur. AB’nin karar organı olan Avrupa Birliği Konseyi /Council of European Union/ ile karıştırılmamalıdır.

Avrupa Birliği Konseyi-Council of European Union

Avrupa Birliğinin karar organıdır. Merkezi Brüksel dedir ve AB üyesi ülkelerin bakanlarından oluşur. Konsey, toplantı gündemini oluşturan konudaki bakanların düzenli toplantılarından oluşur. Örneğin ekonomi ile ilgili konularda AB üyesi ülke ekonomi bakanları, tarımla ilgili konularda AB üyesi ülke tarım bakanları bir araya gelerek Konseyi oluştururlar. AB mevzuatını hazırlar ve yas yapma konusunda Avrupa Parlamentosu ile eşgüdüm halinde çalışır.

Avrupa Adalet Divanı-Court of Justice/EU

Avrupa Birliği sınırları içindeki anlaşmaları, yasa ve kararları inceleyen, birlik kurumlarının üye ülkelerle, birbirleri ile ya da özel kişi ve kurumlarla ihtilaflarına bakan çok uluslu mahkeme. Divan 16 yargıçtan oluşur ve 6 yıllık bir süre için AB Bakanlar Konseyince atanır. Yargıçlar kararları basit çoğunluk ile alırlar. Kararları bağlayıcıdır ve temyiz imkanı bulunmamaktadır. Davalar bu mahkemenin önüne gelmeden önce ilk Aşama Mahkemesinde görülür.

Avrupa Konseyi Kültür İşbirliği Konseyi-Cultural Cooperation Council of Council of Europe

Avrupa Konseyinin eğitim ve kültür politikalarını geliştirmek ve uygulamasını izlemek üzere kurulmuş olan birimi.

Atlantik İlişkileri Bildirisi-Declaration on Atlantic Relations

19 Haziran 1974 tarihinde kabul edilen ve değişen dünya koşulları göz önünde bulundurularak, NATO içindeki ilişkilerin yeniden düzenlenmesini öngören bildirge. On dört maddeden oluşan belge, Soğuk Savaş dengelerinin korunmasını ima etmekle birlikte, Doğu-Batı ilişkilerinde gerekli olan pozitif tutumun benimsendiği dile getirilmiştir.

Askerden arındırılmış bölge-Demilitarized zone

Bir savaş sırasında, tarafların aralarında uzlaşarak karşılıklı askerlerini çekip boşalttıkları yerler. Söz konusu durum, savaş içinde veya savaş sonrasında olabileceği gibi, savaş olmaksızın bazı bunalım bölgelerinde de başvurulabilir.

Avrupa Birliği Anlaşma Projesi-Draft Treaty for European Union

14 Şubat 1984 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ve Avrupa’daki entegrasyon sürecinin ekonomik alanın yanı sıra siyasal temele de dayanması için çalışmalar yapılmasını öngören proje. İtalyan parlamenter Altiero Spinelli 1907-1986 öncülüğünde hazırlanan proje, Avrupa Topluluğunun Avrupa Birliğine dönüştürülmesi yolunda önemli bir dönüm noktası olmuştur. 1980 yılında kurduğu -Corocodile Kulübü – ile bu yönde çalışmaları başlatan Spinelli, 1982 yılında AP’ye Avrupa Birliğine gitmek için daha önceki anlaşmanın reformunun gerektiğini bildirmiş, 1983te ön proje sunmuş ve 1984 yılında AP tarafından kabul edilmesini sağlamıştır. Ama söz konusu proje zaman içinde sönük kaldıysa da 1989’dan sonra başka isimler ve inisiyatifler altında AB sürecinin bu günlerine gelmesinde ciddi katkısı olmuştur.

Ambargo-Embargo

Uluslar arası ilişkilerde, siyasal, stratejik ya da ekonomik amaçlarla bir kısım malların, bazı ülkelerce diğerlerine ihracının, satışının ya da naklinin devlet gücü kullanarak yasaklanması. Ambargo, genelleştirilerek her türlü ihtiyaç maddesini kapsadığı zaman ablukaya dönüşür. Ambargoda, bir ülkeyi ekonomik ya da siyasi açıdan zor duruma düşürmek için o ülke ile ekonomik ilişkisi bulunan ülke ya da ülkenin buraya mal ve hizmet satımlarının engellemek üzere önlemler alması söz konusudur. Uluslar arası ilişkilerde bir yaptırım aracı olarak kullanılan ambargo, özellikle savaş durumlarında önem kazanmaktadır. Ambargonun amacına ulaşabilmesi için, hedef ülkenin gereksinme duyduğu malı alabileceği alternatif pazarlara sahip olmaması gerekir.

Ekonomik politikanın yaptırım araçlarından bir tanesi. Bir ülkeyi ekonomik açıdan zor duruma düşürmek için ticaret gemilerinin ve diğer malların giriş çıkışının, ithalat ve ihracatın yasaklanması. Ambargo etkili olabilmesi için sadece denizden değil, havadan ve hatta karadan da uygulanmalıdır. Ambargo sivil ve uluslararası olmak üzere iki türlüdür. Sivil ambargo, bir devletin kendi gemilerini yabancı devletlerin yağmasından korumak ya da malların belli bir ülkeye ulaşmasını engellemek amacıyla kendi limanlarında alıkoymasıdır. Uluslararası ambargo ise yabancı devlet gemilerinin ve mallarının alıkonulmasıdır. Ambargo amaç yönünden siyasal içerikli yahut misilleme türünde olabilir. Siyasal amaçlı ambargo savaş ya da ayaklanma içinde olan devletlere silah ve savaş malzemesi ihracını engellemek amacıyla uygulanır. İspanyol İç Savaşı sırasında ABD’nin tarafsızlığını belirtmek amacıyla uyguladığı 1937 yılındaki ambargo bu türe bir örnektir. Misilleme türünde ambargo; devletler hukukuna ilişkin yükümlülüklerini çiğnediği düşünülen bir devlete karşı kullanılır. İngiltere ve Fransa’ya konulan 1807 ABD ambargosu bu niteliktedir. Ayrıca ABD’nin en gözde devlet olan SSCB’ye uygulamış olduğu kısıtlama da “de facto ambargo” olarak tanımlanır.

Antant-Entente

İki ya da daha fazla ülke arasında belirli bir süre için yapılan ve çok fazla karşılıklı yükümlülükler getirmeyen zayıf bağdaşma. Anlaşma, siyasi anlaşma. Devletler arasında bir veya birkaç anlaşmanın imzalanması ile oluşan ittifaklara verilen ad. Antant kelimesi tarih boyunca bazı devletlerarası anlaşma ve birleşmelerin özel adı olarak kullanılmıştır. 1959’da dört Afrika devleti (Fildişi Sahili, Dehemey, Nijer ve Yukarı Volta) tarafından kurulan Antant Kurulu 1904’te Fransa-İngiltere yakınlaşmasını simgeleyen Entente Cordiale, 1920 ve 1921’de Romanya, Yugoslavya ve Çekoslavakya, arasında imzalanan iki taraflı anlaşmalar sonucu doğan”Küçük Antant”, 1898-1905 yılları arasında Fransa, İngiltere ve Rusya’nın aralarında imzaladıkları anlaşmalarla oluşturdukları “Üçlü Antant” tarihte en bilinen antant örnekleridir.

Avrasya-Eurasia

Avrupa ve Asya. Batıda Atlas Okyanusundan başlayıp, doğuda Çin Denizi ve Pasifik Okyanusuna kadar devam eden Avrupa ve Asya ana kara kütleleri. Dünya nüfusunun yarıdan fazlasını, enerji kaynaklarının yüzde 75’ini dünya GSMH’sının yüzde 60’ını barındıran bölge, siyasal, ekonomik, kültürel ve stratejik açıdan uluslar arası siyasetin en önemli alanlarından biridir.

Avrasya güçleri-Eurasian powers

Avrasya kara kütlesi üzerinde yer alan Almanya, Çin, Hindistan, Rusya, Türkiye gibi siyasal ve ekonomik açıdan etki sahibi ülkeler.

Avrasya Geçiş Koridoru-Eurasian Transit Corridor

Londra’dan başlayarak Güney Çin Denizi ve Japonya’ya kadar uzanan alanda güvenli bir ticaret güzergâhı oluşturulması öngörülen ve İkinci İpek Yolu olarak adlandırılan proje. Proje anlaşması 1993 yılından Avrupa Birliği ile bölge ülkeleri arasında imzalanmıştır.

Avrupa-Arap diyalogu-Euro-Arab dialogue

Arap Birliği ülkeleri ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında ekonomik temelli olarak başlayan; ama sonra siyasal alanda ve özellikle barış süreci konusunu da kapsayacak şekilde gelişen diyalog. Bu işbirliği ilk defa 1973 petrol ambargosu ardından, dönemin Avrupa Topluluğu üyelerinin Orta Doğudaki durumla ilgili olarak aldıkları karar üzerine başlamıştır. 1974te kurulan Avrupa-Arap Genel Komisyonu, düzenli toplantılarına 1976 yılından sonra başlamıştır.

Avrupa komünizmi-Euro communism

1970li yıllarda bazı Avrupa komünist partileri içinde Sovyet komünizmi çizgisinden bağımsızlaşma ile ortaya çıkan Avrupa tarzı komünizm. Başlıca özelliği, tüm komünist partilerin tek bir öğreti ve merkeze uyum göstermesini öngören Sovyet görüşünü reddetmesidir. Bunun yerine, her partinin kendi ülkesinin yapısına, kültürüne ve gereksinimlerine göre yönünü çizmesini öngörür; Batılı anlamda çoğulcu demokrasi kavramını kabul eder ve sosyalizmin serbest seçim yoluyla kurulmasını ister.

Avrupa merkezci diplomasi-Eurocentric diplomacy

Uluslar arası ilişkilerde Avrupa’yı ön plana alıp tüm işlerini Avrupa merkezli olarak düzenlemeyi öngören diplomasi.

Avrupalılar Avrupa’sı-Europe of the Europeans

Avrupa’yı Amerikan hegemonyasından kurtarmak ve Amerika yanlısı bir model üzerine kurulmasını önlemek amacıyla 1950’li ve 60’lı yıllarda Fransız lider Charles de Gaulle tarafından savunulan görüş.

Avrupa Ordusu Projesi-European Army Project

İlk defa 1952 tarihli Paris Anlaşmasıyla gündeme gelen ama soğuk savaş koşulları nedeniyle işlerlik kazanmayan Avrupa’nın kendi ordusunu oluşturma projesi. Paris Anlaşmasında özgün bir Avrupa ordusu kurulması çabaları, 1953 yılında Fransa’nın itirazları üzerine gerçekleşmemiş ve Avrupa’nın savunması 1990 yılların başına kadar NATO çerçevesinde sınırlı kalmıştır. Ancak 1992 yılından itibaren Avrupa’nın kendi ordusuna sahip olması gerektiği yönündeki görüşlerin ağırlık kazanması, çabaları yoğunlaştırmış ve 2003 yılına kadar, ordunun ilk nüvesini oluşturacak çalışmaların tamamlanması kararlaştırılmıştır.

Avrupa Bakaloryası-Europen Baccalaureate

Avrupa okullarında lise bitirme diplomasını esas alan sınavdır. Üye ülkelerdeki Avrupa okullarında yapılan bu sınavları aynı esasa bağlamak üzere Avrupa Konseyinin ilk yönetmeliği 1957 de yayınlanmıştır.

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu-European Coal and Steel Community

1951 yılında imzalanan Paris Anlaşması ile kurulmuş olan ve Avrupa Birliğinin ilk nüvesini teşkil eden yapılanma. Adına Schuman Planı da denmektedir. Amacı, kısa vadede Fransa ve Almanya’yı ekonomik anlamda birbirine yakınlaştırarak İkinci Dünya Savaşına neden olan kömür ve çelik sektörlerinde işbirliği yapmalarını sağlamaktı. Uzun vadede ise ekonomik ve siyasi alanlarda birleşmiş bir Avrupa’nın oluşturulmasıydı. Kurucuları Jean Monnest ve Robert Schuman idi. 1970lerdeki petrol ve çelik krizinden olumsuz etkilenene yapının işlerlik süresi 2002 yılına kadar uzamış ve Avrupa entegrasyonunda önemli rol oynamıştır. 1967 yılında yürütmelerin birleştirilmesi ile üç Avrupa topluluğunun tek bir komisyon, tek bir konsey ve tek bir parlamentoya sahip olmasıyla bağımsızlığını yitirmiş, 1978 yılında Avrupa Parlamentosunun aldığı bir kararla ismi de terk edilerek tüm Avrupa örgütlenmelerinin Avrupa Topluluğu adı altında buluşması kararlaştırılmıştır.

Avrupa Komisyon u-Europen Commission

Avrupa Birliğinin yürütme organıdır. 20 üyeden oluşan komisyonun başlıca dört işlevi vardır: 1-AB’nin yürütme organı olarak politikaları uygulamak ve yönetmek, 2-Mevzuata ilişkin öneriler hazırlamak, c-AB yasalarının eş güdümlü bir şekilde tüm üye ülkelerde uygulanmasını ve korunmasını sağlamak, 4-AB uluslar arası alanda temsil etmek, Komisyon, belli bir inisiyatif hakkına sahip olmasına karşın, AB politikalarına ve önceliklerine ilişkin temel kararları kendi başına alamaz. Bu yükümlülük, üye hükümetlerin bakanlarından oluşan Avrupa Birliği Konseyi ile Avrupa Parlamentosunun sorumluluğundadır. Avrupa kurulmalarının en büyüğü olan Komisyon, yaklaşık on beş bin personel, yirmi üç genel müdürlük ve on beş uzmanlık servisinden oluşur. Komisyon üyesi yirmi kişi, haftada bir kez toplanır. Komisyon toplantılarında, her gündem maddesine ilişkin söz konusu politika alanından sorumlu komisyon üyesi sunuş yapar ve kararlar gerekirse oy çokluğu sistemiyle alınır. Komisyon başkanı, Avrupa devlet başkanlarınca seçilir. Üyeler, birlik üyesi ülkelerce Komisyon Başkanına danışılarak aday gösterilir ve parlamento tarafından onaylanarak göreve başlar.

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu-European Commission of Human Rights

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kurduğu soruşturma ve uzlaştırma kurumu. Görevi, bu sözleşmeye aykırı davranıldığını öne süren birey ve devletlerin dilekçelerini incelemektir. Bireysel başvurularda, dostça çözüm bulmaya çalışır. Bu olmaz ise, sorun Avrupa İnsan Hakları Divanına yollanır ve dava burada görülür. Şayet hakkında şikayet olan devlet, Divanın yargılama yetkisini kabul etmeyen bir ülke ise, o zaman görüşünü bir raporla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine bildirir. Bağımsız yargıçlardan oluşur ve kararlarının bağlayıcılığı yoktur.

Avrupa Toplulukları-European Communities

Dönemin üç temel Avrupa Kurumu olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu AKÇT Avrupa Ekonomik Topluluğu AET ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’na EURATOM verilen kapsayıcı isim. 1967 yılında yürütmelerin birleştirilmesi ile bu üç topluluk tek bir komisyon, tek bir konsey ve tek bir parlamentoya sahip olmuştur. 1978 yılında Avrupa Parlamentosunun aldığı bir kararla isim olarak kullanılması terk edilmiş ve Avrupa Topluluğu kurulmuştur.

Avrupa Topluluğu-European Community

1951 tarihli Paris Anlaşması ile kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu 1957 yılındaki Roma Anlaşması ile kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu adlı üç topluluğun birleştirilmesi ile kurulan örgüt. 1967 yılında yürütmelerin birleştirilmesi ile bu üç topluluk tek bir komisyon, tek bir konsey ve tek bir parlamentoya sahip olmuştur. 1978 yılında Avrupa Parlamentosunun aldığı bir kararla isim olarak da değişmiş ve Avrupa Topluluğu ismi benimsenmiştir. Oluşturulan topluluğun tek bir piyasa şeklinde bütünleşmesi ve görülen-görülmeyen tüm sınırların ortadan kaldırılması için yeni çabalar gerekmiş; bu amaçla hazırlanan Avrupa Tek Senedi, topluluğun sınırları dahilinde bütünlüğü sağlamak üzere 1993 yılını hedef olarak belirlemiştir. Bu hedefler çerçevesinde gerekli alt yapı oluşturulduktan sonra, 1992 yılında imzalanan Maastricht anlaşması ile Avrupa Topluluğuna resmen son verilerek örgütlenmenin adı Avrupa Birliği olmuştur.

Avrupa Kongresi-European Conference

Winston Churchill 1874-1965 tarafından Lahey’de 1948 yılında toplanan ve Avrupa’nın yeniden ayağa kalmasına destek olacak temelleri atan kongre. Bunun ardından Avrupa Hareketi, Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Divanı kurulmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi-European Convention of Human Rights

4 Kasım 1950 yılında Roma’da imzalanan ve Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe giren insan haklarını ve temel özgürlükleri korumaya ilişkin sözleşme. Bireyin medeni ve siyasal haklarını güvence altına almayı amaçlayan anlaşma, kişilerin bireysel başvuru hakkını tanımış olan herhangi bir devle aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurma imkanı getirmektedir.

Avrupa Konseyi-European Council

Avrupa Birliğinin en üst karar organı. 10 Aralık 1974 yılında kurulmuştur. Avrupa Birliği devlet ya da hükümet başkanlarından oluşur. Her altı ayda bir, dönem başkanı olan ülkenin başkentinde toplanır. Topluluğun makro politikaları ile gündemdeki önemli hususlarda karar alır. Ortak dış politika ve güvenlik politikalarını belirler. Merkezi Strasbourg’ta bulunan Avrupa Konseyi ile karıştırılmamalıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-European Court of Human Rights

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1959 yılında kurduğu uluslar arası bir yargılama kurumudur. Sözleşmenin uygulanması ve yorumlanması ile ilgili tüm davalara bakar. Yargı görevinin yanı sıra danışma görevi de vardır. Avrupa Konseyine üye ülkelerin birer yargıcından oluşur. Bireyler doğrudan bu mahkemeye başvuramazlar. Başvurular öncelikler Avrupa İnsan Hakları Komisyonu veya ilgili devlet tarafından yapılır. Sadece üye devlet yurttaşları tarafından yapılan bir başvuru, Komisyon tarafından bu mahkemeye götürülebilir.

Strasbourg Avrupa Mahkemesi-European Court of Strasbourg

Avrupa İnsan Hakları Divanına verilen diğer isim. Strasbourg’ta bulunan Avrupa Adalet Divanı ile karıştırılmamalıdır.

Avrupa Kültür Merkezi-European Culture Center

1950 yılında kurulan ve Avrupa Birliğinin kurulması için eğitsel ve kültürel sorunları inceleyen kurum. Merkezi Cenevre’dedir.

Avrupa Kültür Anlaşması-European Culturel Agreement

1954 yılında Avrupa Konseyi üyesi ülkelerce imzalanan ve Avrupa’nın ortak kültürel varlığını kurumayı amaçlayan anlaşma.

Avrupa para yılanı-European currency snake

Uluslar arası para sisteminde yaşanan bunalıma karşı 1972 ile 1979 yılları arasında uygulanan döviz dalgalanma tekniği. 1971 yılında Washington da yapılan anlaşma uyarınca, her paranın değerinin dolara karşı en fazla yüzde 2.23 oynamasına izin veren bir tünel oluşturulması kararlaştırılmıştır. Böylece her Avrupa ülkesindeki merkez bankası, kendi parasının değerini diğer üyelerin paralarına karşı bu sınırlar içinde tutmakla görevlendirilmiştir.

Avrupa Günü-European Day

İki farklı gün Avrupa günü olarak kutlanmaktadır. Bunlardan ilki, Avrupa Konseyi Statüsünün Londra’da imzalandığı gün olan 5 Mayıs 1949 günü; ikincisi de, Avrupa bütünleşmesinin temellerinden biri olan Robert Schuman Bildirinin yayınlandığı 9 Mayıs 1950 günü.

Avrupa Savunma Topluluğu-European Defence Community

27 Mayıs 1952 Paris Anlaşması ile kurulması öngörülen savunma topluluğu projesi. Bunu gerçekleştirmek için Avrupa Topluluğu yönetimi altında bir Avrupa ordusu kurulması düşünülmüştür. Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün karşı çıkması üzerine 1954 yılına savunma topluluğu projesi hayata geçirilmeden yok olup gitmiştir.

Avrupa Ekonomik Topluluğu-European Economic Community

Avrupa’da ekonomik entegrasyon sürecinin ilk başlangıcı olan ve 1 Ocak 1958 de yürürlüğe giren Roma Anlaşması ile kurulan topluluk. Kuruluş amacı, üye altı ülke Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda arasında bir ortak Pazar kurmaktı. Bunun için gümrük, ekonomik ve parasal birliğin kurulması gerekiyordu. Gümrük birliği 1968 yılında yürürlüğe girdiyse de, 1970’li yıllarda yaşanan ekonomik bunalımlar entegrasyon sürecini geciktirdi. Diğer büyük Avrupa örgütlenmeleri Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ile 1967 yılından itibaren birleştirilerek adı önce Avrupa Toplulukları daha sonrada tamamen Entegre edilerek Avrupa Topluluğu halini aldı.

Avrupa Bayrağı-European Flag

21 Nisan 1986 tarihinde resmen kabul edilen ve mavi fon üzerinde 12 sarı yıldızdan oluşan bayrak. Tüm Avrupa’yı kapsayacak şekilde bir bayrak fikri 1923 ten beri gündemde bulunmuştur. 1923 tarihinde Comte Richard de Coundenhove tarafından kabul edilen Pan Avrupa bayrağının yanı sıra, 1948 yılında Avrupa Hareketinin kabul ettiği beyaz fon üzerine yeşil E harfinin bulunduğu bayrak belirli münasebetlerle kullanılmıştır. Ancak, bugün de kullanılan mavi bayrak 1986 da tümünün yerini almıştır.

Avrupa Serbest Ticaret Birliği-European Free Trade Association

EFTA. Dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğuna rakip olarak İngiltere tarafından, bir grup Batı Avrupa ülkesi ile birlikte 1959 yılında kurulan örgüt. İngiltere, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Norveç ve Portekiz den oluşan birliğin bazı üyelerinin Avrupa Ekonomik Topluluğuna üye olmaları nedeniyle, EFTA ile AT arasında imzalanan anlaşmalarla 1977 yılında aşamalı olarak başlayan Avrupa Serbest Ticaret bölgesi, 1984 yılında tamamlanmış ve bugün daha geniş bir Avrupa ortamı oluşturulmuştur. 1991 yılında imzalanan ve 1994 yılında yürürlüğe giren anlaşma ile de, AB ve EFTA arasında serbest dolaşım sağlanarak bu işbirliği derinleştirilmiştir. Merkezi Cenevre’de ve halen 7 üyesi, Avusturya, Finlandiya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Norveç ve Liechtenstein olan EFTA’nın en büyük ticari ortağı yine Avrupa Birliğidir.

Avrupa Para Sistemi-European Monetary System

1978 yılında kabul edilen ve 13 Mart 1979 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa para stabilizasyon tekniğidir. Amacı parasal birliği kurmaktı. 1989 yılına kadar tüm Avrupa ülkeleri arasında parasal bir istikrar kurulması başarılı olmuş, on bir defa ayarlama yapılmış ve para kurlarındaki bozulmalar azaltılmıştır. Bu sisteme bağlı her ulusal para için, Avrupa para birimine bağımlı bir temel kur vardır.

Avrupa Parlamentosu-European Parliament

Avrupa’nın supranasyonal yasama organı. Önceleri, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun ortak meclisi olan organ, 1958 Roma Anlaşması ardından kurulan başka bir meclis ile birleştirilerek kurulmuş ve Avrupa ülkelerinden gelen temsilcilerce ilk defa 1958 yılında toplanmıştır. Resmi adını 1962 yılında almıştır. Parlamento vekilleri, ilk önceleri üye ülkelerin ulusal parlamentolarından atama yoluyla seçilirken, 1979 yılından itibaren üye ülke vatandaşlarınca doğrudan seçilmektedir. Parlamenterler beş yıllık bir süre için seçilir. Başkanının yanı sıra, on dört başkan yardımcısı, bir divan ve çok sayıda komisyon ve siyasi grup bulunmaktadır. Parlamento toplantıları Strasbourgta, Genel Sekreterlik toplantıları Lüksemburgta komisyon ve siyasi grupların toplantıları ise Brüksel’de yapılır. Yasam görevini AB Konseyi ile paylaşmıştır. Konular, parlamento ve konseyde ikişer defa ele alınır. AB politikaları ile ilgili her konuyu inceleyebilir, yönetmelik saptar, bütçeyi kabul eder ya da değiştirir, katılmak isteyen ülkeleri onaylar. Konsey kararlarını reddetme ve değiştirme hakkına sahiptir.

Avrupa Siyasal Topluluğu Projesi-European Political Community Project

10 Mart 1953 tarihinde ortaya atılan federal anlayışta bir siyasal topluluk projesidir. Avrupa Savunma Topluluğu projesinin reddedilmesi, bu projenin de iptal edilmesine neden olmuştur.

Avrupa siyasi işbirliği-European political coorperation

1970 yılında Davignon Raporuyla ortaya atılan ve Avrupa ülkeleri arasında dış politika alanında işbirliğini öngören proje. 1987 yılındaki Avrupa Tek Senedinden sonra fiilen uygulanmaya başlamıştır. Avrupa bütünleşmesi süreciyle birlikte 1992 yılından itibaren bunun yerine Ortak dış politika ve güvenlik politikaları terimi kullanılmaktadır.

Avrupa Acil Mücadele Gücü-European Rapid Reaction Force

Avrupa ordusunun ilk nüvesini oluşturması planlanan 60 bin kişilik Avrupa ordusu. 1999 yılında yapılan Helsinki Zirvesinde varılan karar uyarınca 2003 yılı başından itibaren operasyonel hale gelen Avrupa Acil Müdahale Gücünün, ABD kontrolü altında kriz yönetimi operasyonlarına katılmasına karar verilmiştir. Aynı kararda, Avrupa gücünün iki ay içinde olası kriz bölgelerine gönderilmesi ve bir yıl süreyle bu bölgede muhafaza edilmesi amaçlanmıştır. AB’nin yakın bir gelecekte bu gücü, savaşan bir orduya dönüştürme iradesinde olduğu dile getirilirken, teknik açıdan oldukça yetersiz olması çalışmaları yavaşlatmaktadır.

Avrupa Bölgeler Konseyi-European Regions Council

Avrupa kuruluşları nezdinde bölgelerin temsil edilmelerini güçlendirmek üzere Fransız siyasetçi Edgar Faureun girişimleriyle kurulmuş olan ve üye kuruluşlar aracılığıyla Avrupa Konseyine ait üye ülkelerin yüz otuz bölgesini bir araya getiren konseydir. Merkezi Strasbourgtadır.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası-European Security and Defence Identitiy

Avrupa Birliği’nin entegrasyon sürecinin önemli dönüm noktalarından birini oluşturan ve ileride ortak Avrupa ordusunun kurulmasını beraberinde getirecek olan ortak savunma anlayışı. Soğuk savaş dönemi boyunca savunması NATO tarafından sağlanan Avrupa, 1990lı yıllarla birlikte Batı Avrupa Birliğini aktif hale getirerek kendi savunma kimliğini oluşturmayı denedi. 1992 yılında yapılan Roma Bakanlar Konseyi toplantısında BAB’ın teşkilat yasası uluslar arası gelişmeler dikkate alınarak yeniden tanzim edilmiştir. Ama Avrupa ortak savunma politikası için asıl dönüm noktası 1993’te yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması oldu. Anlaşma ile ortak güvenlik politikasının amaçları belirlenmiştir. 1996 Haziranında yapılan NATO Bakanlar Konseyi toplantısında Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliğinin NATO içinde geliştirilmesi kararlaştırılırken, 1997 de imzalanan, 1999 da yürürlüğe giren Amsterdam Anlaşması ile, ortak güvenlik politikasının amaçlarından birinin ortak stratejiler olduğu belirtilerek, ortak dış politika ve güvenlik politikasından sorumlu olarak bir başkan atanmıştır. 1998 de İngiltere ve Fransa liderleri arasında St. Malo kentinde yapılan toplantıda, Amsterdam Anlaşmasında yer alan ortak güvenlik politikasının uygulamaya aktarılması kararı alınmış ve gerekli adımlar sıralanmıştır. 2000 yılında AB Genelkurmayı kurulmuş ve Askeri Komite oluşturulmuştur. Ortak savunma politikasının oluşum sürecinde 2003 yılına kadar 60 bin kişilik çekirdek bir ordu oluşturulması kararlaştırılmıştır. ABD’nin NATO’nun marjinalize olması tehlikesi nedeniyle pek sıcak bakmadığı süreç, halen sürmektedir.

Avrupa tek pazarı-European single market

Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında, malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının kısıtlayan her türlü engelin kaldırılarak tek bir iç pazarın kurulması. 1958 yılında AET’nin kurulmasıyla başlayan bu çabalar, olgunlaştırılarak Komisyonun 1985te hazırladığı Beyaz Kitap ile ciddi bir sürece girmiştir. Bu rapor sayesinde, bir iç Pazar oluşturulması için gerekli ortak politikalar saptanmış; standartlaşmadan, sınırların kaldırılmasına kadar birçok konu için 1993 yılı hedef konmuş ve bunda başarı sağlanmıştır.

Avrupa Birliği-European Union

Avrupa devletlerinin bir çatı altında siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak bütünleşmelerine paralel olarak egemenliklerinin bir bölümünü bu supronasyonel yapıya devretmeleri ile oluşan entegrasyon. Avrupa Topluluğunun 1991 Aralık ayında Maastrich kendinde yapılan zirvesi ardından alınan kararla, topluluğun yeniden biçimlendirilerek yapılandırılması konusunda ortak karara varılmış ve Avrupa Birliği Anlaşması imzalanmıştır. Böylece 1950 yılların başından itibaren başlayan birlik düşüncesi gerçekleştirilmiş oldu. Üye ülkeler, Almanya, Avustralya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs Cumhuriyeti, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan. Avrupa Birliğinin organları ise şunlardır:

a-Temel Kurumlar-Basic Institutions

Avrupa Parlamentosu-European Parliament, Avrupa Birliği Konseyi-Council of the European Unnion, Avrupa Başkanlığı-Presidency, Avrupa Komisyonu European Commission, Avrupa Birliği Adalet Divanı-Court of Justice of the European, Avrupa Sayıştayı-European Court of Auditors, Avrupa Ombudsmanı-European Ombudsman

b-Ekonomik Organları-Financial bodies

Avrupa Merkez Bankası-European Cenral Bank, Avrupa Yatırım Bankası-European Investmen Bank, Avrupa Yatırım Fonu-European Investment Fund.

c-Danışma Organları-Advisory bodies

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi-European Economic and Social Committee, Bölgeler Komitesi-Committee of the Regions.

d-Kurumlararası Organları-ınterinstitutional bodies

Avrupa Toplulukları Resmi Yayınlar Ofisi-Office for Official Publications of the European Communities, Avrupa Toplulukları Personel Seçim Ofisi-European Communities Personel Selection Office.

e-Avrupa Birliği Merkez Dışı Organları-Decentralised bodies of the European Union

Avrupa Topluluğu Ajansları-Agencies of the European Community, Ortak Kış Politika ve Güvenlik Siyaseti-Common Foreign and Security Policy, Asayiş Konularında Polisiye ve Adliye İşbirliği-Police and Judicial Cooperation in Criminal Matters.

Avrupa Birliği Hukuku-European Union Law

Bütünleşmiş Avrupa’nın yazılı ve yazılı olmayan kaynaklardan oluşan yasal yapısı. Yazılı kaynaklar: a- AB anlaşmaları, b-Türetilmiş hukuk, c-Adalet Divanı kararları, d-Uluslar arası anlaşmalar. Yazılı olmayan kaynaklar: gelenekler ve teamüllerdir.

Avrupa Bilgeleri Komitesi-European Wisemen Committee

1978 yılında kurulan ve amacı, Avrupa birliği yolunda ilerlemeler sağlanması için yönetim yapısında yapılması gereken değişiklikleri ve uyumları düşünmek ve öneriler vermek olan komite.

Avrupalılaştırmak-Europeanise

Gerek siyasal ve gerekse ekonomik olarak Avrupa Birliği tarafından geliştirilmiş olan anlayışı benimsetme, Avrupa’nın oluşturduğu standartlara uyumlu kılma.

Avrupa anayasası-Europes constitution

Avrupa Birliğini yapısal olarak tek bir hukuki varlık haline getiren anayasa. Avrupa Birliği liderlerinin 2000 yılındaki Nice zirvesinde, Avrupa’nın geleceğini şekillendirme çağrısı ardından Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard dEstaing liderliğinde 108 kişilik bir konvansiyon oluşturularak başlayan çalışmalar, yaklaşık 16 aylık bir süreç ardından Haziran 2003 Selanik zirvesinde kabul edildi. Oluşan ilk Avrupa anayasası taslağı; Avrupa Birliğine yeni bir başkanın ve dışişleri banının atanması, Avrupa Komisyonunun küçültülmesi ve Avrupa Parlamentosunun yetkilerinin genişletilmesini öngörüyor. Yeni anayasa taslağı, daha önce Roma, Amsterdam, Maastricht ve Nicede imzalanan tüm anlaşmaları aynı çatı altında toplayarak, bir bakıma onların yerini aldı.

Avrupa Polis Ofisi-Europol

Avrupa Birliğine üye ülkeler arasındaki ortak polis yapılanması. 1995 yılında kabul edilen ve 1998de yürürlüğe giren Europol anlaşmasıyla, üye ülkelerin uluslar arası örgütlü suçlarla, terörizmle ve uyuşturucu kaçakçılığı ile ortak mücadelesi öngörülmüştür.

Ayrımcılık-Discrimination

Bir devletin kendi sınırları içinde yaşayan etnik unsurlara farklı muamelesi. Ayrımcılık, ırk, renk, etnik köken ve dini inançlara göre olabileceği gibi, başka bir devletin uyruklarına yönelik de olabilir. Böyle bir durumda, iki ülke arasında etnik gerilimin doğması kaçınılmazdır. Her türlü ayrımcılık BM tarafından yayınlanan çeşitli evrensel beyannameler ile yasaklanmıştır.

Irk ayrımının yanısıra, bir kısım ülkelerde bazı başka devlet uyruklarına da maksatlı olarak ayrım politikası (discrimination) uygulanır. Genellikle sosyal durum, din ve ırk, köken yönünden bu ayrım göze çarpar. Örneğin, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türkler’e uyguladığı politika böyledir. Kağıt üzerinde bütün vatandaş haklarına sahip gözükmekle beraber Türkler çeşitli formalitelerle birçok haklarından fiilen yoksundurlar ve ayrıma uğramaktadırlar.

Az gelişmişliğin gelişmesi-Development of underdevelopment

Uluslar arası bağımlılık kuramcılarından Andre Gunder Frank’ın 1929 az gelişmişlik teorisi. Buna göre, az gelişmişlik; uydu konumundaki fakir ülkeler ile, merkez konumdaki gelişmiş ülkeler arasında, kapitalizmin dünya çapında genişlemesiyle başlayan ve bugün de devam eden ekonomik ilişkilerin tarihsel bir ürünüdür.

Sermayenin nüfusa ve mevcut gelir kaynaklarına göre yetersiz olması. Ekonomik kalkınmışlığın göstergesi olan sanayileşmeyi sağlayamamış, ulusal geliri ve dolayısıyla tasarruf düzeyi sanayileşmeyi gerçekleştirecek yatırımların finansmanına yetmeye ülkeler, azgelişmiş ülkeler olarak adlandırılır.İlk kez BM Genel Kurulu’nda kullanılan bu terim, kişi başına düşen reel gelir düzeyi ve üretim kapasitesi ile tanımlanmıştır. Bunların ortak özellikleri, 1)düşük tasarruf ve yatırım hacmi, 2)döviz gelirinin büyük kısmının tarım kesimindensağlanması, 3)Emek yoğun bir üretime dayanma ve bunun çoğunun da tarım kesiminde istihdamı, 4)yetersiz alt-yapı, 5)bozuk gelir dağılımı, 6)düşük okuma-yazma oranı, 7)hızlı nüfus artışı, yetersiz beslenme, yüksek çocuk ölümleri. Hızlı nüfus artışı durumu daha da kötüleştirmektedir.

Bu ülkeler genellikle dünyanın geri kalan kısmından işlenmiş ürünler ithal eder ve onlara sınai veya zirai ilk madde ihraç ederler. Görünmeyen hizmetler (navlun, turizm, sigorta vb.) mübadelesinden kar sağlama imkanları yoktur. Ödünç sermaye alırlar ve faiz, yıllık borç taksiti, temettü ödemek zorunda kalırlar. Bu da onları zengin ülkeler ve borç verenlere bağımlı kılar. Azgelişmiş ülkeleri dünya kapitalist sisteminin gelişme sürecinde ve bu süreç içinde aldıkları roller çerçevesinde inceleyen kuramlar, az gelişmişliği dünya, kapitalist sistemi ile bağımlılık ilişkisine göre tanımlarlar. Kurama göre azgelişmişlik “uydu” ya da “çevre” ya da merkez gelişmiş ülkeler arasında kapitalizmin dünya çapında genişlemesiyle başlayan ve bugün de sürmekte olan ekonomik ilişkilerin tarihsel ürünüdür. Azgelişmenin gelişmesi ise, dünya kapitalizminin gelişme sürecinde, dünya işbölümü ile bütünleşme biçimlerine bağlıdır.

Azınlık Grubu (minority group)

Bir toplumda, nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan gruptan din, dil, etnik köken vb. yönlerden farklı özellikler gösteren topluluk. Yerleşik azınlığın çoğunlukla eşitliğini sağlayıcı kurallar genillikle şu konulardan konulmaktadır; 1) Yaşama hakkı, 2) Özgürlüklerden yararlanma, 3) Medeni ve siyasal haklardan yararlanma. Azınlıkların farklı kimliklerini sürdürmelerine ilişkin kurallar ise genellikle şu konularda kabul edilmektedir. 1) dillerini kullanma ve kendi ibadetlerini serbestçe yapma, 2) Özel kültürlerini sürdürme. Bu haklardan yararlanma, azınlığa mensup kişilerin bireysel düzeyde yararlanmaları ve uyrukluğunu taşıdıkları devlete bağlılık göstermeleri ile gerçekleşir. Halen, herkesçe kabul edilmiş bir azınlıklar rejimi olmadığı gibi, azınlıklar konusu bir azınlıklar rejimi olmadığı gibi, azınlıklar konusu çözümlenmesi çok zor bir uluslararası sorun olarak varlığını sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir