kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
SSCB Sonrası Orta Asya ve Avrupa Birliği'nin Bölgeye Bakışı | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

SSCB Sonrası Orta Asya ve Avrupa Birliği’nin Bölgeye Bakışı

SSCB’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını ilan eden Orta Asya Cumhuriyetleri (Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan), 15. yılı geride bıraktılar. SSCB’den ayrılan diğer ülkeler gibi, Orta Asya ülkelerinin de bağımsızlık sonrası evrede Rusya ile ilişkileri tamamen kopmadı. Eski rejim döneminde kurulan bağımlılık ilişkilerinin düzeyi azalarak varlığını korudu. Bunun en belirgin örneklerinden biri de, Rusya’da 1990’lı yılların sonunda meydana gelen ekonomik krizin Orta Asya Cumhuriyetlerini etkilemiş olmasıdır.

Orta Asya Cumhuriyetleri, günümüzde piyasa ekonomisi ve demokratikleşme yolunda ilerleme çabasındadırlar. Bağımsızlıktan bugüne kadar geçen sürede çok partili parlamenter sistem tesis etmek yolunda kaydedilen ilerlemeler beklentilerin gerisinde kalmış ise de, hedef olarak önemini yitirmemiştir. Bölgede bulunan devletlerin fiili durumu, parlamenter sistemin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği ülkelere tam uyarlık göstermemektedir. Bu durumda anılan ülkelerin halen geçiş döneminde bulunmaları ve zaman alevlenen siyasi gerilimler yaşamalarının rolü olduğu kuşkusuzdur. SSCB’nin dağılmasının ardından bağımsızlık kazanan Orta Asya Cumhuriyetlerinin ortak özelliklerinin başında yoksulluk gelmektedir.

Kırsal bölgelerde daha belirgin olmak üzere, SSCB sonrası dönemde aşağı yukarı bölgedeki tüm devletlerde hayat düzeyi eskiden geriye gitmiştir. Bölgede yoksulluğun azaltılması; ekonomik kalkınma, reformların sürdürülmesi, nüfusun eğitimi ve istihdam düzeyi gibi bir dizi faktöre bağlıdır. Bölge ülkeleri bağımsızlıktan sonra aynı anda pek çok şeyi başarma yükümlülüğü altına girmişlerdir. Bir yandan eski rejim zamanında kurulan bağımlılık ilişkilerinden kurtulma, öte yandan egemen bir devlet olarak uluslararası toplumda kendi ayakları üzerinde durma ve eşitlik temeline dayalı ilişkiler tesis etmeye çaba göstermişlerdir.

Bölge genelinde Rus hakimiyetinin geçmişi 1860’lara kadar uzandığı için bağımsızlıktan hemen sonra eski rejim zamanında tesis edilen ekonomik bağımlılık ilişkisi sona ermemiştir. Rusya, günümüzde eskiye kıyasla azalmış olsa bile Orta Asya Cumhuriyetlerinin başta gelen ticaret ortağıdır. Bununla birlikte, bağımsızlık sonrasında Orta Asya Cumhuriyetleri hem İran, Çin, Türkiye ve Hindistan gibi bölge ülkeleriyle, hem de ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, Japonya gibi bölge dışı sanayileşmiş ülkelerle yakın siyasi ve ekonomik ilişki kurmuşlardır.

Ulusüstü bir örgüt olarak ekonomik ve siyasi birlik hedefine evrilen Avrupa Birliğinin Orta Asya bölgesine bakışı ve bölgedeki gelişmeler karşısında tutumu nedir ? Mevcut koşullarda Avrupa Birliğinin kapsamlı bir Orta Asya politikası olduğunu söylemek güçtür. Bununla birlikte Birliğin bölge ülkelerine yönelik bir stratejisi ve perspektifi olduğu açıktır. 2004 Mayıs ayında 10 yeni ülkenin Avrupa Birliğine katılmasının ortaya çıkardığı sinerji, Avrupa Birliğinin Orta Asya’ya bakışını etkilemiştir. İki taraf arasındaki ticaret hacmi günden güne yükselmektedir. Genişleyen Avrupa Birliğinde enerji ihtiyacının artması, bölgeyi AB nezdinde daha da önemli kılmaktadır. Bununla birlikte Orta Asya Cumhuriyetleri ile AB arasındaki ilişkiler, bölge ülkelerinin günün birinde Avrupa bütünleşmesine dahil olmasını hedefleyen ilişkiler değildir. İlişkilerin hedefi tam üyeliği öngörmemektedir.

Avrupa Birliğinin Orta Asya stratejisi, aslında, Batı Avrupa’da bütünleşme yönünde kaydedilen ilerlemenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bugüne kadar “ekonomik dev-siyasi cüce” olarak kabul edilen Avrupa Birliği, günümüzde eksik kalan boyutlarını takviye etme, siyasi ve askeri alanda da işbirliğini ilerletme çabası içerisine girmiştir. Avrupa Birliği Orta Asya politikasını bu genel çerçeve içerisinde dünyanın diğer bölgeleri ile yakın siyasi ilişki kurma çabasının uzantısı olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Bu anlamda Avrupa Birliğinin Orta Asya bölgesine ilgisi, örneğin Latin Amerika politikasından farklıdır. Öncelikle Latin Amerika politikasının geçmişi daha gerilere gitmektedir. Orta Asya Cumhuriyetleri ise ancak 1990’ların başında bağımsız devlet olarak uluslararası arenaya çıkmış olmaları gecikmede etkili olmuştur. İkinci olarak, Avrupa Birliği üyeleri arasında Birliğin dikkatinin Orta Asya üzerinde yoğunlaşmasını sağlayacak İspanya-Latin Amerika örneğine benzeyen bir üye devlet bulunmamaktadır. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin AB ile müzakerelerde kaydettiği ilerlemeye bağlı olarak, bölgeye yönelen AB ilgisinin artacağını söylemek mümkündür. Bu çalışma, Avrupa Birliğinin Orta Asya’ya bakışını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde bağımsızlıktan sonra Orta Asya Cumhuriyetlerinin karşılaştığı temel sorunlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise son yıllarda uluslararası politikada yeni bir aktör olarak öne çıkan Avrupa Birliğinin Orta Asya’ya yönelik stratejisi ele alınacaktır.

Orta Asya Cumhuriyetlerinin Aktüel Sorunları

Orta Asya Cumhuriyetlerinin günümüzde karşı karşıya oldukları sorunların, tarihin mirası olduğu kuşkusuzdur. Geneli itibariyle bölge üzerindeki Rus hakimiyetinin geçmişi 19. yüzyılın ortalarına kadar gitmektedir. Bölge ülkelerini günümüzde birbirinden ayıran sınırlar ve zaman zaman yaşanan gerilimler, bölgenin geçmişindeki Rus hakimiyetinden kaynaklanmaktadır. Bölge ülkelerini birbirinden ayıran sınırlar, SSCB döneminde 1920’li ve 1930’lu yıllarda kabile, soy, mezhep ve coğrafya ayrımlarının hiçbiri dikkate alınmadan belirlenmiştir. Kafkasya’daki Abazya, Güney Osetya ve Dağlık Karabağ sorunları boyutlarında olmasa bile, Orta Asya ülkeleri arasında da zaman zaman siyasi gerilimler yaşanmaktadır. Gelir dağılımı bozukluğu, bölgenin en önemli sorunlarından biridir.

Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile çevrili Fergane vadisi, coğrafi bakımdan Orta Asya topraklarının % 5’ini oluşturmasına karşılık, Orta Asya’daki toplam nüfusun % 20’si bu bölgede yaşamaktadır. Günümüzde Orta Asya’nın temel sorunlarını ekonomik, siyasi ve kültürel olarak üç ana başlık altında ele almak mümkündür. Ekonomik sorunların başında, eski rejim döneminden miras kalan merkezi ekonomiden ve Rusya’ya bağımlılık ilişkisinden kurtularak piyasa ekonomisine geçmenin yarattığı sıkıntılar gelmektedir. SSCB döneminde bölgenin zenginlikleri olan doğalgaz, kömür, petrol, alüminyum, bakır ve altın, işlenmek üzere Rusya içerisine gönderilmiş ve bölge ülkeleri tek tip üretime mahkum edilmişti. Orta Asya’nın en önemli kaynağı olan pamuk, Sri Derya ve Amu Derya nehirlerinin yataklarının değiştirilip tarlalara yönlendirilmesiyle sağlanıyordu. SSCB döneminde yerel halk, tarımda çalışmaya ve kırlık bölgelerde ikamete mahkum edilmişti. Kalifiye işgücünü oluşturan Rus azınlık ise, genelde kentlerde yoğunlaşmaktaydı. SSCB döneminde sistem, Rusya’nın merkezde, diğer Cumhuriyetlerin çevrede yer alması esasına dayanıyordu. Çevrenin merkeze bağımlılığı, komünist rejimin resmi politikası olmuştur. Bağımsızlıktan sonra Orta Asya Cumhuriyetleri eski rejim zamanında kurulan bu yapıyı değiştirmek ve kendi ayakları üzerinde uluslararası sistemde var olabilmek için olağanüstü çaba göstermişlerdir. Orta Asya Cumhuriyetleri, tüm kurum ve kurallarıyla işleyen bir devlet örgütlenmesinin tesis edilmesi, buna paralel olarak uluslararası toplumla eşitlik temelinde ilişkiler kurulması ve komşu ülkeler başta olmak üzere dünya ülkeleriyle ikili siyasi-ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için çaba göstermişlerdir. Bölge ülkelerinin hepsini etkileyen ortak sorunlarının varlığına ilave olarak, her ülkenin özel koşulları da problem yaratabilmektedir. Herhangi bir Orta Asya Cumhuriyetinin gelecek tasarımı çoğu kez diğerlerinin yaklaşımı ile çelişmektedir.

Kazakistan, bölgenin en geniş coğrafyaya sahip ülkesi olarak, yeni dönemde bölgesel işbirliği çabalarının liderliğini yürütmek istemektedir. Zengin doğal kaynakları bulunan Kazakistan’ın en önemli sorunu, etnik bakımdan homojenlikten uzak görünüm taşımasıdır. Genelde ülkenin kuzeyinde yoğunlaşan Rus azınlık, Kazakistan toplam nüfusunun üçte birinden fazlasını oluşturmaktadır. Bölgesel liderlik yarışında kendini öne çıkaran bir başka ülke de Özbekistan’dır. Özbekistan’da demografik yapı dikkat çekmektedir. Toplam 55 milyonluk Orta Asya nüfusunun yarısı Özbekistan’da yaşamaktadır. Özbekistan ayrıca tüm Orta Asya Cumhuriyetleri ile sınırdaş olmasının kendisine bölge liderliği bakımından avantaj sağladığı görüşündedir. Türkmenistan, bağımsızlıktan sonra aktif tarafsızlık politikası izleme politikası benimserken; Kırgızistan, tüm enerjisini hafif sanayi dallarında uzmanlaşma ve turizm üzerinde yoğunlaştırmıştır. Bağımsızlıktan sonra siyasi çatışmalar ve iç savaşla karşı karşıya kalan Tacikistan ise, diğerlerinden daha geride kalmanın sıkıntılarını yaşamaktadır. Bölge ülkelerinin siyasi sorunları, her ne kadar birbirinden farklılık göstermekte ise de, tüm ülkeleri ilgilendiren ortak sorunlar da vardır. Bunların başında SSCB sonrası dönemde ulus oluşturma projesini tamamlamak ve bu süreç devam ederken siyasi istikrarı korumak gelmektedir. Orta Asya Cumhuriyetlerini birbirinden ayıran sınırlar, 1930’lu yıllarda SSCB döneminde çizilmiştir. Bu sınırların çizilmesinde bölgenin demografik yapısına, kabile, soy, dil, lehçe bağlantılarına dikkat edilmemiştir. SSCB döneminde belirlenen sınırlar içinde yaşayan halklar, bir çok alanda asgari müşterekleri bulunmasına rağmen zamanla birbirlerinden kısmen de olsa farklılaşmışlardır. Bölgenin Türk-İslam tarihinde adı Türkistandır. Hatta Batı Türkistan deyimi daha doğru bir tanımlamadır. Zira Türkistan coğrafyasının Çin tarafından işgal edilen bölümünün adı Doğu Türkistan’dır. Batı Türkistan içinde yaşayanlar arasında temel ayrım kabile, boy, mezhep farklıllıklarına dayanmaktadır. Etnik bakımdan ise, Tacikistan istisna olmak kaydıyla bölge ülkelerinin tamamı Türk kökenlidir. Ne var ki, SSCB yönetimi tarafından çizilen sınırlar ve dayatılan farklılıklar nedeniyle, bölge halkları birbirinden farklılaşmıştır. Günümüzde Orta Asya Cumhuriyetlerinde benzerliklere vurgu yapan, ayrılıkları öne çıkaran yeni bir milliyetçilik resmi görüş olarak kabul görmekte ve ulus devlet oluşumu için kullanılmaktadır. Bölge devletleri, bir yandan ulus oluşumu ( nation building ) ameliyesini yürütürlerken, öte yandan bölgesel istikrar tesisi için kendi aralarında işbirliği yapmaya çaba göstermektedirler. Özellikle Afganistan, Pakistan ve Tacikistan’da yaşanan siyasi gelişmeler, bölgede işbaşında bulunan rejimlerde endişe yaratmıştır. Orta Asya rejimleri, kimi dönemlerde radikal İslamla mücadele adı altında halka eski rejim dönemini anımsatan baskılar uygulamaktadırlar.

Şimdilerde bu niteliği ile öne çıkan ülke Özbekistan’dır. Kültürel bakımdan Orta Asya bölgesi, halen geçiş dönemi özellikleri taşımaktadır. Bir çok ülkede aksi yönde düzenlemeler yapılmış olmasına karşılık, Rusça günümüzde müşterek konuşma-anlaşma dili olarak bölge genelinde varlığını korumaktadır. Daha önceden de belirtildiği üzere, Orta Asya Cumhuriyetlerinde yaşayan halklar, ezici çoğunluk itibariyle Türk kökenlidir. Bölgede Fars dili konuşan ve kültürel bakımdan kendini İran’a yakın gören tek ülke Tacikistan’dır. Öte yandan bölge ülkelerinde, sayıları her bir ülkede farklılık gösteren Rus azınlık yaşamaktadır. Rusların en yoğun bulunduğu ülke Kazakistan’dır. Ülkenin kuzey bölgesinde yoğunlaşan Ruslar arasında zaman zaman ayrılıkçı görüşler telaffuz edilmektedir. Bu yöndeki girişimlerin önünü kesmek için 1990’lı yılların ortalarında başkent, Almatı’dan 1000 km. kuzeye, Rus nüfusun yoğun yaşadığı Astana’ya taşınmıştır. Bölgesel işbirliğini, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan zorunlu görmektedir. Adı geçen ülkeler, SSCB’nin dağılmasından sonra bölgesel düzeyde bir takım girişimlerde bulunmuşlardır. Bunun ilk örneği, 1994 yılı Ocak ayında, bu üç ülkenin hükümet başkanları tarafından imzalanan Almatı deklarasyonu olmuştur. Bu deklarasyona göre, bü üç ülke arasında sermaye, mal ve işgücü serbestçe dolaşacak, ayrıca fiyatlar, vergiler, krediler alanında ortak projeler üretilecektir. Aynı yılın Temmuz ayında Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan parlamentoları arasında oluşturulan bir Konsey, yukarıda belirtilen işbirliği alanlarında karar almaya yetkili kılınmıştır. Böylece Orta Asya Birliğinin temelleri atılmıştır. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, kendi aralarında bölgesel işbirliğinin yanında, komşu ülkelerle yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler tesis etme çabasındadırlar. Tükiye, İran ve Çin gibi bölge ülkeleri ile, bağımsızlıktan sonra kurulan ilişkiler, günümüzde oldukça ilerlemiştir. Orta Asya Cumhuriyetleri, Türkiye’nin de çabasıyla Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na (ECO) üye olmuşlardır. 1997 yılında, Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında Şanghay Beşlisi adı ile bir örgüt kurulmuş; 2001’de Özbekistan’ın katılımıyla, örgütün adı, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne dönüşmüştür. Bölgesel düzeyde siyasi işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan bu örgütün temel ilgi alanı, bölgedeki rejimlerin tehlike olarak gördükleri illegal örgütlenmelerle mücadele etmek, tedhiş ve terör eylemlerine karşı kollektif hareket etmektir. Öte yandan, Orta Asya Cumhuriyetlerinin ABD ve Avrupa ülkeleriyle yakın siyasi ve ekonomik ilişkileri artarak devam etmektedir. Orta Asya Cumhuriyetleri, Rusya’ya olan bağımlılıklarını azaltmak istemektedirler. Bunun bir yolu da, enerji ihracında Rusya’ya bağımlılığın azaltılması, yani alternatif boru hatları tesis etmektir. Ancak bunun kısa sürede başarılması mümkün gözükmemektedir. Zira Rusya, bölgedeki varlığını ve etkinliğini kaybetmek istememekte, Orta Asya’yı kendi arka bahçesi olarak görmektedir. Günümüzde bölgede hakimiyet kurmak isteyen ülkeler arasında kıyasıya rekabet devam etmektedir.

19. yüzyılda Çarlık Rusyası ile İngiltere arasında oynanan “Büyük Oyun”un yeni versiyonu, içinde bulunduğumuz dönemde bölgede yeniden sahnelenmektedir. Bağımsızlık sonrası dönemde bölge üzerindeki rekabetin baş aktörleri ABD ve Rusya’dır. Rusya, eski rejim zamanından kalan hakim konumunu sürdürme çabasındadır. Yeni koşullarda bölge genelinde ABD hakimiyetini engellemek için Çin ve Hindistan ile işbirliğine gitmeyi hedeflemektedir. ABD ise, bölgedeki hakimiyetini arttırmak için Rusya’yı tamamen dışlamak veya karşısına almaktan çekinmektedir. ABD, bölge üzerinde etkili olmasının zaman meselesi olduğunun farkındadır. Rusya’yı tamamen karşısına almak yerine, işbirliği yaparak etki alanını genişletmek istemektedir. 2001 Haziran ayında işletmeye açılan Tengiz-Novorossisk boru hattı, bu anlayışın uzantısıdır. ABD kökenli şirketlerin inşa ettiği boru hattıyla, Kazakistan’ın Tengiz bölgesinden çıkarılan petrol, Rusya üzerinden uluslararası piyasalara arz edilmektedir.

Türkiye’nin bölge üzerindeki etkisi ise, 1990’lı yıllardan farklı olarak, içinde bulunduğumuz dönemde oldukça düşük bir profil ortaya koymuştur. İlk yıllarda ilişkilerin geleceği konusunda ileri sürülen iyimser görüşler, zamanla netleşmiş ve taraflar arasında pek çok alanda asgari müşterek ve işbirliği imkanı bulunmasına rağmen, Türkiye’den ve bölge ülkelerinden kaynaklanan sebepler nedeniyle, ortak faaliyet alanları sınırlı kalmıştır. 1979 yılında İslam devrimini yaşayan İran ise, SSCB’nin dağılmasından sonra Orta Asya Cumhuriyetleri üzerinde kesif bir propoganda başlatmıştır. Ancak, bölge ülkelerinde yaşayan halkların yüz yıldan daha uzun süreli olarak Rus hakimiyeti altında kalmalarından kaynaklanan sosyo-kültürel yapı nedeniyle, bu propaganda etkili olmamıştır. Günümüzde İran’ın bölge ülkelerinden en yoğun işbirliği yaptığı ülke Fars dilini konuşan Tacikistan’dır.

Orta Asya, günümüzde ayrıca çevre felaketi ile karşı karşıyadır. Bu konuda en çarpıcı örnek, Aral Gölünün durumudur. Bir zamanlar dünyanın en büyük göllerinden biri olan Aral Gölü, günümüzde buharlaşıp yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Amu Derya ve Sri Derya nehirleri, suları dev sulama ağları ile pamuk tarlalarına yönlendirildiği için, Aral Gölüne 1970’den beri su ulaşmamaktadır. Eskiden göl kenarında bulunan balıkçı kasabalarının günümüzde göle uzaklığı 75 kilometreye çıkmıştır. Ayrıca rüzgar, buharlaşan gölden çevreye tonlarca tuz taşımaktadır. Bu durum ekilebilir alanları işe yaramaz hale getirmekte ve ölümcül hastalık riskini arttırmaktadır. Bir diğer çevre felaketi ise, Kazakistan’daki nükleer kirlenmedir. Kazakistan’da bulunan Semipalatinsk (Semey) nükleer santralında SSCB döneminde pek çok nükleer deneme yapılmış ve denemeler çok ürkütücü boyutlarda çevre kirliliği yaratmıştır. Örneğin Aktöbe bölgesinde çocukların % 40’ı çeşitli sakatlıklarla doğmaktadır. Netice olarak, bağımsızlık sonrası dönemde Orta Asya Cumhuriyetlerinin ekonomik, siyasi ve kültürel bakımdan bir düzineye yakın sorunla karşı karşıya kaldıkları ve halen bu sorunlara çözüm arayışının devam ettiği görülmektedir.[newpage][b]Avrupa Birliği-Orta Asya İlişkileri Temelleri[/b] 1951 Paris ve 1957 Roma Antlaşmalarına dayanan Avrupa Birliği (AB), başlangıçtan günümüze bir yandan işbirliği alanlarının artması anlamında derinleşmiş; öte yandan, üye sayısının artması yoluyla genişlemiştir. 2004 Mayıs ayında 10 yeni ülkenin katılımı ile 25 üyeli dev bir bütünleşme hareketi olan AB’nin, günümüzde en sofistike uluslararası örgüt olduğuna kuşku yoktur. Üye ülkeler arasında başlangıçta gümrük birliği tesis etmeyi amaçlayan Avrupa bütünlemesi hareketi, bu hedefe 1968 yılında ulaşmıştır. Ardından üretim faktörlerinin hiçbir kısıtlamaya uğramadan serbest dolaşımını öngören ortak Pazar, yeni hedef olarak belirlenmiş ve AB, 1992 yılı sonunda malların, kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımının mümkün olduğu ortak pazar aşamasına ulaşmaya muvaffak olmuştur. 7 Şubat 1992’de imzalanan ve 1 Kasım 1993’de yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması’nda, Avrupa bütünleşmesinin yeni hedefleri tanımlanmıştır. Buna göre, bir yandan ekonomik bütünleşmenin düzeyi parasal birlik olarak belirlenirken, öte yandan dış politika ve güvenlik alanlarında, ayrıca içişleri ve adalet alanlarında bütünleşmenin gelecekte ulaşması gereken yeni hedefler tespit edilmiştir. Tüm bu gelişmeler, üye sayısının artmasına paralel bir seyir takip etmiştir. Günümüzde AB, önemli bir uluslararası aktör olarak dünyanın hemen her bölgesi ile ilişki içindedir. Dünya genelinde 100’den fazla ülkede AB temsilciliği bulunmaktadır. Orta Asya coğrafyası da, AB’nin ilgi alanı dışında kalmamıştır. AB’nin Orta Asya Cumhuriyetlerine ilgisi, SSCB’nin dağılmasından sonra başlamıştır. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)’na Teknik Yardım Programı (TACIS), AB’nin bölge ile yakınlaşmasının temelini oluşturmaktadır. TACIS kanalıyla BDT ülkelerine 1991-1999 yılları arasında 4.226 milyon dolar yardım yapılmıştır. TACIS programının 2000-2006 bütçesi ise 3.238 milyar Euro’dur. Öte yandan ülkeler bazında bakıldığında neredeyse tamamı AB üyesi olan Batı Avrupa ülkelerinin Orta Asya Cumhuriyetleri ile ticari-ekonomik ilişkilerinde, yıldan yıla önemli ilerlemeler kaydedildiği görülmektedir. Daha geniş bir çerçeveden ele alındığında, şunu söylemek yanlış olmayacaktır: Orta Asya Cumhuriyetlerinin dış ticaretinde Rusya’nın payı azalırken, bununla ters orantılı olarak Avrupa devletlerinin payı yükselmektedir. Mevcut koşullarda AB, Orta Asya Cumhuriyetlerinin başta gelen ticaret ortağıdır. SSCB’nin dağılmasının ardından AB, bölge ülkelerinde siyasi ve ekonomik reformlara destek vermiştir. İkili düzeyde imzalanan Ortaklık ve İşbirliği anlaşmaları, AB’nin bölge ülkeleri ile yakın siyasi ilişki kurmasına zemin hazırlamıştır. 2004 Mayıs ayında 10 yeni üyenin katılımı ile birlikte AB’nin genişlemesi dış dünya ile ilişkilerine yansımıştır. Öte yandan, AB’nin ikinci sütununu oluşturan Ortak Dış ve Güvenlik Politikasının bir alt birimi olarak 2004 yılında gündeme gelen Avrupa Komşuluk Politikası da, her ne kadar doğrudan bölge ülkelerini kapsamına almamış olsa da, bölge ülkeleri ile AB arasında yeni işbirliği imkanları için zemin hazırlamıştır. Günümüzde bölgede AB kanalıyla yürütülen faaliyetlerin ana gövdesini TACIS programı oluşturmaktadır. Bu program çereçvesinde bölge ülkeleriyle AB arasında nükleer güvenlik, sınır güvenliği ve gümrük alanlarında ulusal ve bölgesel faaliyetlerin koordine edilmesi amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Öte yandan bölge ülkelerine AB İnsani Yardım Ofisi (ECHO) ve Gıda Güvenliği Programı kanalıyla kanalıyla ekonomik yardım yapılmaktadır. AB, ayrıca bir uluslararası örgüt olarak Orta Asya’nın önde gelen kentlerinde temsilcilik açmıştır. AB’nin halen Kazakistan’ın başkenti Almatı’da, Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te temsilcilikleri vardır. Öte yandan Bakü ve Taşkent’te henüz temsilcilik statüsü kazanamayan Avrupa Evleri açılmıştır. AB’nin bölge ülkeleri ile ikili siyasi ilişkileri yıldan yıla gelişme kaydetmektedir. Orta Asya Cumhuriyetlerin herbirinin sorunları diğerinden farklılık göstermektedir. Bölgedeki ülkelerin tamamını ilgilendiren müşterek sorunlar ise şunlardır: demokratik gelişmelerin yavaş seyretmesi, insan hakları konusunda uygulama sorunları, radikal akımlardan duyulan endişeler, kitle imha silahlarının yaygınlaşması, sosyal hizmetlerin gelişimini olumsuz yönde etkileyen nüfus artışı, piyasa ekonomisine yönelik yasal değişikliklerin sembolik uygulamaları, yabancı sermaye rejiminin yetersizliği, gelir dağılımı bozukluğu ve yoksulluk. Orta Asya Cumhuriyetlerinin tamamını etkileyen ve devletlerin işbirliği yaptığı alanları ise, uluslararası suçlarla mücadele, sınır güvenliği, bölgesel ticaretin arttırılması, dünya pazarlarına ulaşma, doğal kaynakların rasyonel kullanımı olarak saymak mümkündür. Orta Asya Cumhuriyetlerine AB’nin teknik yardımı, bölgeye gelen diğer yardımları bütünleyen ve katma değer yaratan karakter taşımaktadır. AB yardımlarının temel hedefi, bölge ülkelerinde siyasi istikrarı arttırmak, siyasi ve sosyal gerilimleri azaltmak, yoksulluğu azaltmak ve bölge genelinde yatırım ve ticaret ortamını iyileştirmektir. Bu genel hedefler doğrultusunda öncelik bölgesel işbirliği programlarına verilmektedir. Orta Asya Cumhuriyetleri arasında taşımacılık, enerji, doğal kaynakların rasyonel kullanımı ve çevreye ilişkin sözleşmelerin uygulama faaliyetlerine destek sağlanmaktadır. Bunu bütünleyen bir başka faaliyet de ulusal düzeyde hükümetlerin yürüttüğü eğitim, kültür ve sağlık projelerinin desteklenmesidir. Ayrıca seçilen bazı pilot bölgelerde yoksullukla mücadele adı altında kırsal kalkınmaya destek sağlanmaktadır. Orta Asya’da bulunan Cumhuriyetlerin günün birinde AB’ne tam üye olarak katılmaları beklenmemektedir. Ne bölge ülkelerinin mevcut ekonomik sosyal göstergeleri buna uyarlık taşımaktadır, ne de coğrafi uzaklık nedeniyle Orta Asya Cumhuriyetlerinin AB’ne katılmaları mümkündür. Öte yandan Orta Asya Devletleri, AB’nin ikinci sütununu oluşturan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası içinde yeni bir aşama olarak, 2004 yılında öne çıkan Avrupa Komşuluk Politikası çerçevesine de dahil değildirler. Zira coğrafi faktörler nedeniyle bölge ülkeleri AB üyelerine ve halen AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayan veya müzakere arifesinde bulunan gelecekte tam üye olarak katılması beklenen ülkelere komşudurlar. Bununla birlikte AB’nin bölge ile yakından ilgilendiği bir vakıadır. SSCB’nin dağılmasının ardından TACIS programı ile başlayan, ikili düzeyde imzalanan Ortaklık ve İşbirliği anlaşmaları ile gelişen ilişkilerin temel hedefi, bölge ülkelerinin Avrupa Komşuluk Politikası rejimine benzer şekilde istikrar içinde tutulmalarıdır. AB, çeşitli programlar kanalıyla Orta Asya Cumhuriyetlerini hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler, siyasi istikrar ve pazar ekonomisi bakımından desteklemektedir. AB’nin bölgeye yönelik politikasının temel parametreleri, Orta Asya Strateji belgesinde yer almaktadır. AB stratejisi bölgede yaşayan halkların en başta mülkiyet hakkına sahip olmasını, ardından asgari düzeyde de olsa varlığını sürdürebileceği ekonomik imkanlar elde etmesini öngörmektedir. Bu genel hedef çerçevesinde hükümetlerin yürüttüğü reform faaliyetleri desteklenmekte, siyasi istikrar sağlamak için hukuk devleti ilkesinin ve kanun hakimiyetinin tesisi zorunlu görülmekte ve yolsuzluklarla mücadele çabalarına destek verilmektedir. Bunun dışında AB, organize suçlar ve uyuşturucu ile mücadeleye, terör ve güvenliği tehdit eden diğer eylemlere karşı mücadelelerinde bölge hükümetlerini desteklemektedir.

Sonuç 

Orta Asya Cumhuriyetlerinin ulus oluşturma ameliyesi çerçevesinde yürüttüğü faaliyetler, AB’nin hedefleriyle kesişmektedir. AB, bölge devletlerinde siyasi ve ekonomik bütünleşmeyi takviye edecek faaliyetlere katkı sağlamaktadır. Öte yandan Orta Asya bölgesinin istikrar kazanması ve bölgede yaşayanların radikalizmden uzaklaşması desteklenmektedir. Bu yöndeki faaliyetlerin uzun vadede bölgeden Avrupa’ya yönelecek yasadışı göç eğilimini azaltacağı, bölge devletlerinin demokratikleşmesine katkı sağlayacağı ve insan haklarının gelişimini olumlu yönde etkileyeceği öngörülmektedir. Ayrıca bölge ülkeleri ile yakın siyasi ilişkiler, AB’nin gelecek perspektifi ve enerji kaynaklarına bağımlılığı bakımından da önem taşımaktadır. 11 Eylül 2001’den sonra meydana gelen olaylar, Orta Asya bölgesinin stratejik önemini gözler önüne sermiştir. Yeni konjonktürde, gerek tek tek Batı Avrupa ülkeleri ve gerekse AB, Orta Asya ülkelerine eskiye kıyasla yakın ilgi göstermişlerdir. Bölge ülkelerinin kendi aralarında ve komşu ülkelerle işbirliği yapmak suretiyle tesis ettiği örgütlerin (BDT, Avrasya Ekonomik Topluluğu, Orta Asya İşbirliği Teşkilatı, Şangay İşbirliği Örgütü) faaliyet hedefleri, çoğu kez AB’nin bölge hakkındaki hedefleriyle keşişmektedir. Öte yandan, AB’nin faaliyetleri, ABD, Japonya, İngiltere başta olmak üzere sanayileşmiş ülkelerin ve BM’ye bağlı uzmanlık teşkilatlarının Orta Asya’ya ilişkin çok çeşitli proje, plan ve faaliyetleriyle bütünlük taşımaktadır. AB, bölgeye yönelik strateji planı ile keşişmesi koşuluyla tüm bu faaliyetleri desteklemektedir. Esasen AB’nin bölgedeki çalışmaları da, diğer örgütlerin faaliyetlerini destekleyici karakter taşımaktadır.

BİBLİYOGRAFYA

AKMALOV, Shoislam, “The Shanghai Cooperation Organization and Regional Security Problems” , http://www.ca_c.org/journal/2005-02/eng/15.akmprimen.shtml/

ANDİCAN, Ahad, Değişim Sürecinde Türk Dünyası , Emre Basın Yayın, İstanbul, 1997.
AYDIN, Mustafa, Küresel Politikada Orta Asya , Nobel Yayın Dağıtım, İstanbul, 2005 BONIN, John, “Europe and Central Asia after the May 2004 EU Enlargement: A Brief Synthesis”, Economic System , Volume 29, Issue 1, Pages 1-15 (March 2005)
GRETSKY, Sergei, “Russia’s Policy Towards Central Asia” http://www.ca-c.org/dataeng/GRETSKY.shtml/
HOPKIRK, Peter, The Great Game: The Struggle for Empire in Central Asia , Kodansha International, 1992.
ROY, Oliver, The New Central Asia -The Creation of Nations, New York University Press, New York, 2000
SMITH, Karen, European Union Foreign Policy in a Changing World , Polity Press, Cambridge, 2003.
SPECHLER, Martin C., “Central Asia Between West and East” http://www.ca-c.org/journal/2005-05-eng/07.shpprimen.shtml/ ÜLKÜ, İrfan, Moskova’yla İslam Arasında Orta Asya , Kum Saatı Yayıncılık, İstanbul, 2003 http://cesww.fas.harvard.edu/ http://www.europahouse.uz/en/strategy/ http://www.stradigma.com/english/september2003/vision.html www.eu.int/comm/external_relations/ceeca/rsp2/ www.eu.int/comm/external_relations/ceeca/tacis/ www.state.gov/www/regions/nis/collins.html

İrfan Kaya ÜLGER (Kocaeli Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi)

Kaynak: jeopolsar.com/4.htm

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Soğuk Savaş Sonrası Gürcistan’daki Güç Mücadelesi

SSCB’nin Aralık 1991’de çöküşü ile birlikte ciddi bir boşluk doğmuştur. Daha önceleri Doğu Avrupa, Orta …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle