Güncel Yazılar

Suriye Sorununda İran’ın Yaklaşımı

Sistemin kontrol mekanizmalarının gevşediği bölge ülkelerinde rejimlerin otoritelerinin sarsılması, İran açısından daha geniş manevra alanı anlamına geliyor. Ve İran, bu ortamda değişik kanallardan kamuoylarını etkilemek adına yoğun bir propaganda faaliyeti yürüterek zaten etkin olan nüfuzunun daha derinlere uzanmasına çabalıyor. İran kendisini sınırların dışında kurduğu bir savunma hattı ile koruyor. Böylece, çoğunlukla bölgesel istikrarsızlıklardan olumsuz etkilenmiyor; hatta kimi zaman bilinçli bir şekilde istikrarın bozulmasını hedefliyor.

Bahreyn’de yaşananları sert bir üslupla eleştiren İran, dalga genişleyip Suriye’yi de etkisi altına almaya başladığı ilk günden beri Suriye’de yaşanan olayları Batılı ülkelerin planlanmış senaryoları olarak nitelendirmekte tereddüt etmiyor. Suriye’de olanların İran’da 2009’da yaratılan fitnenin bir benzeri olduğunu düşünüyor. İran, eylemcilerin dış güçler için çalıştığını ve ABD ile İsrail’in bölgesel planlarına karşı çıkan ve direnen Suriye rejimini devirmek için dışarıdan emirler aldığını iddia ediyor. “İsyanların” bastırılması için Baas’a her türlü desteği sağlayan İran’ın savunduğu argümanların daha fazla yaygınlık kazanması için yoğun bir propaganda yaptığı da görülüyor.

Suriye’deki rejimin değişmesi ile birlikte İran büyük kayıplar yaşayabilir. Hatta bu kayıpların 1979 Devrimi’nden beri İran’ın yaşayacağı en yüksek maliyetli kayıpları olması muhtemeldir. Özellikle eğer Suriye’deki rejim devrilirse bu, İran’ın Arap bölgesindeki nüfuzunun dramatik bir şekilde Filistin’den başlayıp, Lübnan, Irak, Körfez bölgelerinden geçerek ve İran’ın kendi toprakları içerisinde son bularak gerilemesine neden olabilecektir.

İran’ın öncelikli hedefi, bölgede kurduğu Şii eksenini korumak… Son dönemde söz konusu etkinlik alanına Suriye ve Lübnan’a ilave olarak ABD müdahalesi sonrası Irak da katıldı. Ayrıca belirtilmelidir ki bu Şii ekseni, mezhepsel bir ortak paydada buluşmanın değil, çıkarların maksimize edilmesi adına girişilen stratejik ve siyasi bir nüfuz alanı oluşturmanın adıdır.

Suriye’deki otoriter yönetimin değişmesi, bölge ve Suriyeli Müslümanlar adına yararlı olabilir fakat İran adına hiç de iyi olmayacaktır. Hal böyle olunca, İran’ın, stratejik müttefiki olan Suriye rejiminin kolayca düşmesine izin vermesi beklenmemelidir. Nitekim aylardır süren mücadelenin halen bir netice vermemesinin en temel müsebbiplerinden birisinin İran olması bu nedenledir.

Türkiye aleyhine yoğun olarak sürdürülen psikolojik harekât, iftira ve yalanlara rağmen, aslında İran’ın Türkiye’ye isnat edilen bütün gayri ahlaki ve İslam dışı metotlarla yoğun olarak Baas rejimine destek olduğu ve Suriye’deki rejimin İran’dan gelen gizli birlikleri ayaklanmaları bastırmak için kullandığı da biliniyor. Birçok İranlı görevliye Suriye hükümetine ait sivil kimlikler verildiği ve bunların sivil kıyafetler ile görev yaptığı yerel halk tarafından bilinen bir durum. Diğer bir ifade ile bu bilgiler yerelden alınan görüşlerle de kolaylıkla teyit edilebiliyor. Hâlihazırda sayıları yaklaşık 15.000 civarında olan İranlı silahlı gruplar, rejime desteklerini devam ettiriyor.

İran, reel politiğe uygun davranarak kendi siyasetini yürütüyor ve duygusal savrulmalara kapılmadan bölgedeki gücünü ve etkinliğini artırma hedefine matuf gayret sarf ediyor. İdeolojik ve mezhepsel kimlik, çoğu zaman İslami duyarlılığın önüne geçebiliyor.

Kısacası, 1982 Hama katliamında olduğu gibi bugün de Suriye’de yaşanan zulme ses çıkarmayan hatta aleni destek olan İran, Baas yönetimine sağladığı teknik, mali ve askeri yardımlarla rejiminin yanında yer alan pozisyonunu en başından beri sürdürüyor. Filistin meselesinde olduğu gibi İslam’ın birçok davasında Batı’ya diklenen, İslam’ın savunuculuğunu üstlenen İran’ın, bölgede yaşanan kargaşadan kendine siyasi kazanımlar devşirme ve etki alanını genişletme gayretinde olduğu açıkça görülüyor.

İran sadece rejime silahlı destek vermekle yetinmiyor farklı yöntemler kullanarak da nüfuzunu arttırmaya çabalıyor. Bu kapsamda İran, fırsattan istifade Şiileştirme politikalarına da hız vermiş durumda. Örneğin Halep yakınında bulunan bir kabilenin yüzde 25’inin, Kamışlı yakınlarında ise bütün bir kasabanın Şiileştiridiği yerel unsurlar tarafından dile getirilen örneklerden sadece bir kaçı. İranlı Şii misyonerler en iyi yöntemlerini kullanarak halkı yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Örneğin fakir Arap (Sünni) ve Kürt (Sünni) gruplara para vererek ikna etme çabası içindeler. Bu noktada belirtilmesi gerekir ki İran Şiiliği kendi Pers siyasal amaçlarının gerçekleştirilmesine perde yapıyor. Bir diğer ifade ile dini alet ederek kendi siyasal nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Pers kültürünün ve siyasal anlayışının ihyası adına Şiilik malzeme yapılıyor. İran’ın maalesef bu bölgede özellikle bu tür konularda kullanabileceği çok fazla kartı bulunuyor.

İran’ın Suriye konusundaki tavrının değişmesi zor gözüküyor. Ancak bu İran’ın pozisyon değiştirmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmiyor. Batı tarafından güçlü bir çözüm iradesi ortaya konulduğu takdirde, Rusya’nın da ikna edilmesi ile birlikte İran Esed’e olan desteğinin çekebilecektir. Bu noktada İran tarafından Esed’e verilen siyasal desteğin çekilmesi, İran’ın bu ülkede etkili olamayacağı sonucunu doğurmaz. Elbette ki İran için bu durum büyük bir kayıp demektir ancak İran’ın bu bölgede sahip olduğu nüfuz araçları bakımından en müessir güçlerden biri olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca İran zaten bütün ihtimalleri hesaba katan uzun mesafe koşucu bir ülke olarak stratejilerini alternatifleri ile birlikte hazırlıyor. Bu açıdan tabloya baktığımızda Esed’den vazgeçilse bile İran’ın alandaki varlığı devam edecektir. Buna ek olarak İran Esed sonrası Suriye’de siyasal anlamda söz sahibi olabilme adına farklı muhalif gruplarla temasa uzun süredir zaten devam ediyor. Son olarak böylesi bir kayıp yaşayan İran’ın farklı ülkelerde farklı problemlere neden olabileceği de her daim akılda tutulmalıdır. Suriye’deki mevcut rejim düştüğü takdirde eğer hazırlıklı olunmaz ise Irak, Türkiye, Lübnan, Körfez ülkeleri veya Gazze’de İran’ın hamleleri farklı problemler oluşturulabilir ve İran fırsattan istifade Suriye’deki etkinliğin güçlendirmek adına faaliyetlerine devam edebilir.

Yazar: Osman Bahadır Dinçer

05 Nisan 2012

Kaynak

Print Friendly

Nedir uiportal

ULUSLARARASI İLİŞKİLER PORTALI, Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Tartışma Platformu

İlginizi Çekebilir

Saddam Hüseyin Sonrası Irak’taki Türkiye İran Mücadelesi

Türkiye ve İran; Ortadoğu’da devlet geleneğine sahip, birbirlerine komşu, rekabet halinde olan, farklı etnik yapıya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir