ankara escort
Güncel Yazılar

Ticari Küreselleşmenin Ortaya Çıkardığı Dünya Ticaret Örgütü

Büyüme oranını artırdığı genel kabul gören ülkeler arasında ticaretin serbestleştirilmesi adına başlatılan çok taraflı ticari çalışmalar 1947’deki görüşmelerle başlasa da asıl olarak anlaşmaların temeli 1960’lardaki Kennedy Görüşmeleri’ne dayanıyor. Bunu 1980’lerde Tokyo, 1990’larda Uruguay ve son olarak 2001 yılında başlayan Doha Görüşmeleri takip ediyor. Küreselleşmeyi tabana yaymak ve çok taraflı ticaret anlaşmaları sayesinde zenginleşmek isteyen ülkeler kısıtlamaları bir engel olarak görüp bunları kaldırmaya yönelik pek çok girişimde bulunuyor.

Ekonomik olduğu kadar siyasi, sosyal ve kültürel yönleri de olan küreselleşme özellikle 1980’lerden sonra yaygın olarak kullanılmaya başlayan bir kavram. Çok taraflı ticaret anlaşmaları ise 1986 yılında Uruguay Görüşmeleri başlayana kadar sadece sanayileşmiş ülkelerce telaffuz edilmiş. Bu dönemde ticaret bir anlamda “Yeni Dünya Düzeni”nin amacına hizmet eden bir enstrüman halini almaya başlamış. Çok taraflı ticaret anlaşmaları ticari küreselleşmenin başladığı 1947 yılında imzalanan GATT (General Agreement on Tariffs and Trade) çerçevesinde gümrük tarifeleri ve kotaların kaldırılması suretiyle uluslararası ticaretin küresel anlamda serbestleştirilmesi ile başlamış. GATT görüşmelerinin en kapsamlısı olarak tarihe geçen Uruguay Görüşmeleri, tarife ve tarife-dışı engellerin kaldırılmasının amaçlanması bakımından büyük önem arz ediyor.

Tarife, çeşitli mal-mal gruplarına uygulanacak vergi oranlarını gösteren listeyi ifade eder. Gümrük vergileri gibi tarife uygulamalarında amaç devletin hazinesine gelir sağlamak ve yerli sanayiyi dış rekabetten korumaktır. Tarife-dışı araçlar ise ithalatın kısıtlanmasına yönelik olup gümrük vergilerinden ayrı olarak uluslararası mal ve hizmet akımlarının gelişme seyrini etkileyen her türlü politika ve uygulamaları ifade ediyor. (Prof. Dr. Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, İstanbul, 2003, s. 160)

Uruguay süreci ve DTÖ
GATT çerçevesinde yapılan çok taraflı ticaret görüşmelerinin sekizincisi olan Uruguay Görüşmeleri (Uruguay Raund) 1986 yılı Eylül ayında Uruguay’ın Punta del Este kentinde başlamıştır. Mal ve hizmet ticaretinde serbestleşmenin yanında özellikle dünya tarım ürünleri ticaretinin artırılması için tarım kesimine verilen sübvansiyonların azaltılması ve dış rekabetin artırılmasına yönelik kararlar tartışıldı. Bunun yanında uluslararası hizmet ticaretinin artırılması için de ulusal kısıtlamaların kaldırılmasının istendiği görüşmeler 1994 yılında Fas’ın Marakeş kentinde imzalanan anlaşma ile sona ermiştir. Tarımsal sübvansiyonlar ve hizmet ticaretinin serbestleştirilmesinin yanında 1 Ocak 1995 yılında faaliyete geçen Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bu görüşmelerde alınan kararlar neticesinde kurulmuştur.

GATT’ın geliştirilen ve örgütsel bir yapıya kavuşturulan halini temsil eden DTÖ, 27 Temmuz 2007 tarihi itibariyle 151 üyeye sahip oldukça geniş bir yapıya sahip. Yine 2007 yılı itibariyle DTÖ’nün bütçesi 182 milyon İsviçre Frankı. Bütçe içindeki en büyük payı 82 milyon 528 bin 400 İsviçre Frankı ile yıllık çalışmalar kaleminde yer alan maaş ödemeleri oluşturuyor. Pascal Lamy’nin liderliğindeki örgüte Türkiye, 26 Mart 1995 yılında resmen üye olmuştur.

GATT’tan DTÖ’ye
Sanayileşmiş ülkelerin dünya ticaretini serbestleştirme çabaları ile oluşturulan GATT ve ardından gelen DTÖ ile amaç ticari küreselleşmenin içine gelişmekte olan ülkelerin de dahil edilmesiydi. 1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından uygulanan koruyucu ekonomik programlarla daralan dünya ticaret hacminin artırılması birincil amaç olmuştu. O dönem için Prof. Dr. Halil Seyidoğlu şu değerlendirmeyi yapıyor: “Ülkeler, içinde bulundukları dış ödemeler açığı ve işsizlik sorunlarını çözümlemek için bireysel hareket etmekte, bu da rekabetçi devalüasyonlara ve karşılıklı tarife yükseltmelerine yol açmaktaydı. Böylece dış ticaret, ikili anlaşmalar kanalıyla yürütülmekte ve uluslararası ticaret de en düşük düzeylere inmiş bulunmaktaydı.” Görüldüğü gibi uluslararası ticaretin yaygınlaştırılması ve uygulanan gümrük tarifelerindeki farklılığın ortaya çıkardığı eşitsizliğin giderilmesi için çok taraflı ticaret anlaşmaları kaçınılmazdı. Bu amaçla oluşturulan GATT’tan DTÖ’ye devrolan iki kural ise DTÖ’nün en çok tartışılan özelliği oldu: “En çok kayrılan ülke” ve “ulusal işlem” kuralları.

Serbest ticaret bölgeleri ile gümrük birliklerinin haricinde uygulanan “en çok kayrılan ülke kuralı”, üye ülkeler tarafından diğer DTÖ üyesi ülkelere karşı ayırımcılık yapılmamasını, bir ülke hizmet sunucusuna tanınan haklardan diğer üye ülke hizmet sunucusunun da yararlandırılmasının gerekliliğini ifade eder. “Ulusal işlem kuralı” ise yurt içinde uygulanan vergi gibi müdahalelerde fark gözetmeksizin yerli mallar ile yabancı malları bir tutma anlamına gelir. Bu kurallar çerçevesinde, ticarette engellerin kaldırılması ve dış pazara ihtiyaç duyan sanayileşmiş ülkelerin pazar ihtiyacını ortadan kaldırmak adına ticari küreselleşmenin ortaya çıkardığı DTÖ, önem kazanıyor. Küreselleşmenin ticarileşmeye başladığı 1980’lerden sonra net özel sermaye akımlarındaki bölge değişikliği de zaten bu durumu özetliyor. 1980 sonrasında bilhassa Asya pazarlarına doğru gerçekleşen sermaye akımı, sanayileşmiş ülkelerin her kıtada aktif olmak istediğini gösteriyor.

GATT’tan devralınan anlaşmaların işleyişinden sorumlu olan DTÖ, ticareti serbestleştirme bağlamında yeni anlaşmalar yapma, üyeler arasındaki anlaşmazlıkları giderme, eşitsizlikleri ortadan kaldırma, üye ülkelerin uyguladığı dış ticaret politikalarını değerlendirme ile IMF ve Dünya Bankası gibi çok uluslu şirketlerle işbirliği halinde olma gibi sorumluluklara sahip. Zaten ticari küreselleşmenin parçası olan DTÖ’nün ekonomik küreselleşmenin maşalarından IMF ve Dünya Bankası ile koordinasyon içinde olmaması düşünülemez. Nitekim bu kuruluşlardaki ABD egemenliğini göz önünde bulundurarak DTÖ üzerindeki hakimiyet baskısını da hissetmemek mümkün değil. Bu görüşmeler ve anlaşmaların ortaya çıkardığı bir gerçek var ki, o da ABD’nin küresel liderlik yada egemenlik isteğiyle ortaya çıkan Amerika ile Avrupa arasındaki küresel rekabet şüphesiz. Öyle ki bu iki tarafın uluslararası ticarete müdahalesi çıkarları doğrultusunda büyüyor. Dünya ticareti büyük güçlerin rekabetine sahne oluyor, gelişmekte olan ülkeler de bu rekabetten paylarına düşeni almaya çalışıyor.

GATT(DTÖ) Konferansları

1947 Cenevre (İsviçre)
1949 Annecy (Fransa)
1950-1951 Torquay (İngiltere)
1955-1956 Cenevre (İsviçre)
1961-1962/ Dillon Cenevre (İsviçre)
1964-1967/ Kenedy Cenevre (İsviçre)
1974-1979/ Tokyo Cenevre (İsviçre)
1986-1994/ Uruguay Punta del Este (Uruguay)
2001-……/ Doha Doha (Katar)

Yazar: Aybike Koca

Kaynak: http://www.tusam.net/makaleler.asp?id=1020&sayfa=0

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

NATO, master of the world

Meeting in Washington for the 50th anniversary of the North Atlantic Treaty Organisation, the member …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir