istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Türk Dış Politikası Ve Güç Kullanım Seçeneği Desteği | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Türk Dış Politikası ve Güç Kullanım Seçeneği Desteği

Dünyamızdaki uluslararası sorunların çözümünde özellikle ABD, salt siyasal çözümden ziyade siyasal çözümle askeri çözümü bir arada kullanma eğilimindedir. Kısacası günümüzde “Güçlü olan haklıdır.” kavramı geçerlilik kazanmaktadır.

Yeni dünya düzeninin bu gerçekleri, gelişmiş ülkelerin güvenlikleri açısından stratejik çevre ve konumlarının köklü şekillerde değiştirilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır. Bu da, konvansiyonel caydırıcılık veya güç kullanma gibi kavramların stratejik bir düşünce şekli olarak oluşmasını sağlamıştır. Bu bağlamda, silah ve ekipman kapasiteleri ve bunların kullanıma hazır olması ile stratejik koşullara uygunluğu da değerlendirme konusu olmaktadır. Yani artık güçlü olmak isteyen ülkeler, çevrelerindeki tehdit potansiyelini sık sık değerlendirerek uygun önlemler alıp, değişiklikler yapma durumundadırlar. İki kutuplu dünya koşulunun sona ermesiyle, yeni düzen “Gücü olan başının çaresine baksın.” gibi bir yaklaşımı geçerli kılmakta ve buna göz yummaktadır. Bu nedenle orduların değeri, soğuk savaş dönemindekinden farklı bir boyutta ortaya çıkmaktadır. Özellikle terör tehdidinin arttığı günümüzde, teknolojik açıdan çok sofistike ve hareket kabiliyetine sahip orduları yönlendirecek bir siyasi irade ve milli dış politikanın yokluğunda güçlü orduların da ulusal çıkarlara yararı olamayacağı açıktır.

18. Yüzyılda, Prusya Kralı Büyük Frederik, “Silahsız diplomasi enstrümansız müzik gibidir.” demiştir. Büyük Frederik’in görüşü, diplomasinin silah ve asker desteği olmadan bir işe yaramayacağı şeklindeydi. Bu, zamanımızın koşullarında da giderek geçerlilik kazanmaktadır. Her ne kadar, diplomaside güç kullanma desteği veya zorlayıcı diplomasi her koşulda başarılı olmasa da yakın tarih gösteriyor ki Türkiye ve ABD açısından başarılı sonuçlar vermiştir.

Güç Kullandığımız Örnekler
Türkiye’nin güç kullanma tehdidini diplomatik olarak dile getirdiği veya sınırlı şekilde ve geniş ölçüde güç kullanma seçeneğini değerlendirdiği örnekler yakın tarihimizde genelde hep olumlu sonuçlanmıştır. Bu bağlamda;
• İtalyan Büyükelçisinin 1936’da Antalya ile ilgili taleplerini ima etmesi üzerine Atatürk’ün sivil kıyafetle başladığı görüşmeyi yarıda keserek çizmeleri ile mareşal üniformasını giyip gelmesi ve Büyükelçi’ye, “Buyrun sizi bekliyoruz gelip alabiliyorsanız alın.” demesi üzerine İtalyanların geri adım atmaları diplomaside güç kullanma irade ve seçeneğin güzel bir örneğidir.
• Yine Hatay’ın Anavatan’a katılması için Atatürk’ün hasta halinde Adana’ya gitmesi ve asker kullanma tehdidinde bulunması da diplomaside askeri güç kullanarak karşı tarafı zorlamanın en iyi örneklerindendir.
• 1974 yılında Nikos Samson’un gerçekleştirdiği darbe ile Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması girişimi, geniş ölçekli ve hatta Yunanistan ile savaşı göze alacak bir güç kullanımı ile engellenmiştir.
• Kıbrıs’a Türkiye’nin çıkarlarını tehdit edici S-300 füzelerinin yerleştirilmesi, diplomatik yola ek olarak güç kullanma tehdidiyle önlenmiştir.
• Azerbaycan karasuları ve hava sahasının İran tarafından ihlali, Türkiye’nin Azerbaycan’a “Türk Yıldızları” jet akrobasi filosunu göndermesiyle, diplomatik yolla ve fakat güç kullanım seçeneğinin de söz konusu olduğu mesajıyla engellenmiştir.
• Kardak krizinde, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki adacıklara sahip çıkarak ileride bunları hukuki dayanak yaparak, karasuları ve denizaltı doğal kaynaklarına sahip çıkmasını engellemek üzere, güç kullanımı seçeneği kararlı bir şekilde deklare edilmiş ve diplomatik yollara, hele kısa bir sürede çözümlenemeyecek bir sorun, bir gün içinde sonuçlandırılmıştır.
• PPK terör örgütü başının yıllardır Suriye’de barındırılması, ona ve örgütüne Suriye tarafında sahip çıkılması, kararlı bir şekilde irade beyanıyla ve güç kullanımı seçeneğinin açık bir şekilde belirtilmesiyle bir hafta zarfında çözümlenmiştir. Bu kararlılık, terör örgütü başının diğer ülkelere sığınmasına izin vermeyecek boyutlarda da sürdürülmüş, senelerdir onbinlerce şehidimize mal olmuş sorun kısa sürede çözümlenmiştir.

Güç Kullanmanın Kuralları
Yine diplomaside güç kullanımı desteğinin seçenek olarak ele alınması, son 15 yıl zarfında çeşitli ülkelerce de ve özellikle ABD tarafından çoğu zaman başarıyla uygulanmıştır. Kuveyt’in Irak tarafından işgali güç kullanarak sona erdirilmiş, yine Somali, Bosna, Kosova ve Haiti’de kısmi veya geniş ölçüde güç kullanılarak sorunlar çözümlenmiştir. Ayrıca ABD’nin Kuzey Kore’ye, Güney Kore ile ve Çin Halk Cumhuriyeti’ne Tayvan ile olan ilişkilerinde ileri gitmeleri halinde güç kullanma seçeneğine başvuracağını kararlı bir şekilde deklare etmiş olması da diplomasinin askeri güç kullanma seçeneğinden destek almasının örneklerindendir.

Bütün bunlar, güç kullanmanın caydırıcı etkisi nedeniyle, askeri birlik kaydırmaları şeklinde tehdit unsuru olarak kullanılabileceği gösteriler niteliğinde olabileceği gibi, sınırlı veya ciddi güç kullanma yöntemleriyle sorunların çözümlenebileceğinin örnekleridir. Ancak burada en önemli husus, hedef ülkenin direnme noktasının hesabıdır. Bu hesap, karşınızdaki ülkenin, sizin isteklerinize boyun eğmekte uğrayacağı kaybın, harple edineceği zarardan daha fazla olabileceğini düşünmesi durumuna bağlıdır. Eğer hedef ülke harbe girmemekle uğrayacağı zararın, girmekle elde edeceğinden fazla olacağına inanırsa o zaman sizin de topyekun bir harbe girmeniz kaçınılmaz olacaktır. Bu durum doğal olarak devlet adamları ve diplomatların gelişme ve olasılıkları serin kanlılıkla ve gerçekçi yaklaşımlarla değerlendirmelerini gerektiren bir husustur.

Dünya tarihinde diplomaside güç kullanma desteği seçeneğinin sıklıkla kullanılmış olduğu bir olgudur. Bu seçeneğin kullanılmasının her zaman olumlu sonuçlar vermemiş olduğu da doğrudur. Ancak, kimi zaman olumlu sonuç vermeyen bu seçeneğin başarı kazanması için gerekli olan koşulların da her zaman gerektiği şekilde sağlanamamış olduğu da bir gerçektir.

Önleyici veya önalıcı güç kullanma seçeneğini diplomaside yararlı bir şekilde kullanmak, oyunu kuralına göre oynamakla başarı kazanır. Oyunun kuralı ise, kararlı bir şekilde, karşı tarafa onun gücünün çok üstünde bir güçle ani ve krizin ilk safhalarında cevap vermektir. Bu güç kullanımının tatbiki, politik ve askeri bütün olanakların olumlu sonuç alınana kadar kullanılacağı mesajını vermekle daha başarılı olur. Bu takdirde savaş göze alınarak ve güç kullanımında gösterilecek kararlılık,örneğin PKK’ya karşı Suriye’ye verilen mesajdaki gibi olumlu sonuç verir.

Pasif Türk Dış Politikası
Maalesef, dünyanın sayılı ve çok deneyimli birkaç ordusundan birine sahip olmamıza rağmen, dış politikamızı belirleyen bürokratların refleks gösterme ve stratejik davranma yeteneklerinin azlığı, ülkemizin çıkarlarını çoğu zaman iş işten geçtikten sonra gündeme getirmiş ve ulusal çıkarlarımızın kaybına neden olmuştur. Bunun en somut örneği PKK terörüne karşı, Sovyetler Birliği’nin parçalanmasından sonra yalnız kalan Suriye’ye 8 yıl bekledikten sonra tepki koymamızdır. Bugün, Irak’ın Kuzeyinde daha aktif rol oynayabilecek ve Kerkük ve Musul’da Türkmen kardeşlerimize sahip çıkabilecek iken, kararsız tutum ve dış politika eksikliği nedenleriyle ortaya çıkan yanlışlar dizisi, bizi kararlı ve uzun vadeli politikasızlığımızın sonuçlarına maalesef katlanır hale getirmiştir.

Yine bu günlerde, “Parlamenter dış politika yapıyoruz” iddiasıyla söz konusu olan, kuvvetler ayırıma ilkesine de çok ters düşen, ilginç ve siyasal literatüre geçecek bir yaklaşım sonucu Yunanistan ile olan ilişkilerimizde ortaya çıkan taviz verir tarzdaki tavır, sadece güç kullanımından anlayan bir Yuananistan’a karşı elimizi zayıf bir konuma getirecektir. Bugüne dek Türkiye üzerindeki emellerine diplomasi ve AB ile ABD yardımıyla ulaşan Yunanlılar güç kullanma seçeneğini kararlı bir şekilde ortaya koyduğumuz her zaman geri adım atmışlardır.

Yunan Tehditleri Bir Olgudur
Ege’nin halen %44’üne sahip Yunanlılar, karasularını gene aynı diplomatik oyun ve desteklerle 12 mile çıkardıkları durumda Ege Denizi’nin yaklaşık %76’sına sahip konuma erişeceklerdir. Bu hal bizim uluslararası denizlere ancak onlardan izin alarak çıkmamızı gerektirecek vahim bir olguyu söz konusu edecektir. Yunanlıların Ege Adaları’nı tepeden tırnağa silahlandırmaları ve 12 mil talepleri sürmektedir.

Yanı başımızdaki adaların çoğunda sivil halktan ziyade asker bulunmaktadır. Örneğin; Rodos Adası’nda 15.000 askerlik, biri mekanize /zırhlı olmak üzere iki tugay (ki bu kuvvet diğer güvenlik güçleriyle 25.000 kişiyi bulmaktadır), İstanköy Adası’nda, ikisi tank taburu, 4’ü piyade taburu ve biri destek tabur olmak üzere bir tugay, Sisam Adası’nda bir tugay, Sakız Adası’nda bir tugay, Midilli Adası’nda bir tümen ve Limni Adası’nda tugay üzerinde bir kuvvet şeklinde yanı başımızdaki adalarda takriben toplam 60 bin kişinin üzerinde kuvvet vardır. Bu söz konusu kuvvetin toplamı dünyadaki bir çok devletin ordusundan fazladır.Kıbrıs Rum kesiminin silah altındaki asker sayısının bile takriben 12.000 olduğu düşünülürse Adalarda bulunan kuvvetin boyutlarının ciddiyeti ortaya çıkar. Gene bütün bu adalar Lozan Antlaşmasına aykırı olarak askeri amaçlara dönük havaalanlarına sahiptir ve adalara ciddi boyutlarda yerden havaya, yerden denize ve karaya atılabilecek füze üsleri yerleştirilmiştir. Bu füzeler askeri güçlerimizi hemen yanı başımızda tehdit ettiği gibi bütün sivil deniz ve hava ulaştırma olanaklarımızı da sınırlamakta ve tehdit etmektedir. Özellikle Limni Adasına, bizzat Yunan kaynaklarının belirttiği üzere tepeden tırnağa füze sistemleri yerleştirilmiştir.Bunların arasında PAC-3 Patriot , TOR-M1, CROTALE-NG gibi çok gelişmiş hava savunma sistemleri olduğu gibi gemilere karşı kullanılabilen EXOCET füze sistemleri de vardır. Bu bağlamda, son zamanlarda Yunanistan’ın, bizim tanımadığımız 10 millik hava sahasına giren bütün savaş uçaklarımıza bu savunma sistemlerini tehdit eder biçimde ateşe hazır durumda kilitlemeye başladığına değinmekte de yarar vardır. Bu sorumsuz davranışlar sonunda kilitlenen bu füzelerin herhangi bir şekilde ateşlenmesi, tanımadığımız 10 mil sınırlaması nedeniyle, özellikle çok sık bir şekilde Limni Adası civarında Türk ve Yunan hava güçlerinin gerçekleştirdikleri it dalaşları sırasında vahim sonuçlar ortaya çıkarabilecektir.

Hal böyle iken, TBMM’nin 1995’de almış olduğu “Casus belli” (savaş nedeni) kararının kaldırılması yönündeki önerinin hangi mantığa sığdığını anlamak olası değildir. Savaştan ve güç kullanımından anlayan bir topluma, diplomatik yaklaşımlarımızı bile her seferinde askeri güç kullanımı seçeneğini öne sürerek göstermemiz bütün yukarıdaki yorumlarımızın ışığında kaçınılmazdır. Pasiflikten kurtulan, anında refleks gösterebilen, elimizdeki güçleri ve kozları değerlendirebilen bir dış politika uygulama çizgisi, dünya dengelerini de hesaba katarak davrandığımız takdirde bizi milli çıkarlarımıza uygun güçlü bir konuma getirecektir. Bu olgu Türk milleti’nin bekası için önemli bir koşuldur.

Yazar: Ali KÜLEBİ

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Suriye Krizi Sonucu Türkiye Rusya İlişkileri

Darbe sonrası halk oylamasıyla devlet başkanı seçilen Hafız Esed ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiştir. Hafız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan