Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Türk Tarihinde Juan Juanlar

Bugüne kadar Juan Juanlar ile ilgili yapılan çalışmalarda Türk Tarihini derinlemesine incelememiz açısından bize yeterince ip ucu verememektedir. Türklüğün eski çağları içerisinde oldukça önemli bir konuma sahip olan Juan Juanlar hakkında ayrıntılı bir inceleme yapmak ve bu konudaki farklı görüşleri iyi bir şekilde harmanlamak gerekmektedir. Bu çalışmada söz konusu olan Juan Juanların tarihimiz  açısından önemi araştırılmaya çalışılmış ve bu halkın  yaşam tarzı ele alınmıştır.

Hiong-nu’ların yok oluşu, kavimlerin Çin’e göçü, Sienpilerin yetersizliği sonucunda Bozkırlarda kimsenin hakim olamadığı bir dönem başladı. Ama bu durum çok uzun sürmedi. Juan Juan olarak adlandırılan halkın kurduğu imparatorluk bu boşluğu doldurdu. Ancak bu imparatorluk korku salmasına ve büyük güç kazanmasına rağmen tarihte çok az iz bırakmak gibi bir ikilem yaşadı. Bunların tarih açısından önem kazanması yapılacak arkeolojik buluntular sayesinde oldu[i].

Juan Juanlar, Orta Asya kökenli bir kavimdir. Dördüncü yüzyılın sonunda yeni bir boy birliği olan Juan Juanlar, Doğu İç Asya’da imparatorluk kurdular ve Göktürk iktidarının devraldığı 6. yy.’ın ortasına kadar bölgede hüküm sürdüler. Hiungnu, Sienpi ve Topa gruplarının iktidarı ele geçirmek ve paylaşmak için mücadele ettiği 4. yy.’daki karmaşanın ardından, 5. Yy’ın başlarında, merkezi bugünkü Moğolistan olan yeni bir güçlü göçebe imparatorluk ortaya çıkmıştır.

Yeni boy birliği ismi konusunda çeşitli iddialar mevcuttur. Çin kaynaklarında çoğunlukla Joujan ve Juan Juan biçiminde geçmesine rağmen, büyük ihtimalle bu iki tabirin dışında da birkaç fonetik varyasyon daha vardır. Kavim isimlerinin etimolojik olarak çarpıtılması Çin kaynaklarında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Çincede ‘Juan Juan’, çabukça büyüyeni heryeri saran böcekler anlamına gelmektedir[ii]. Çinliler yabancı kavim ismini kaydetmek için genellikle pejoratif anlam taşıyan Çince yazı karakterleri seçiyorlardı. Örneğin Juan Juanların isimlerini kaydetmek için çoğunlukla anlamı ‘kaynaşan kurtçuk’ olan iki yazı karakteri kullanılmıştır. Bununla beraber ‘kurtçuk’ anlamına gelen bir barbar kavim isminin Çince çevirisiyle karşılaşabilmemiz de muhtemeldir. Bu varsayım, Bizans ve İran kaynaklarında muhafaza edilen gelenekleri esas alarak deneyebiliriz fakat son kaynakların çarpıtılmış bir Çince isim biçimi hakkında bilgi sahibi oldukları ihtimalini de göz ardı edemeyiz.[iii]

Juan Juanların kökeni hakkında pek çok farklı görüş mevcuttur. Kimilerine göre Juan juanlar Hiungnulardan ayrılmış, diğerine göre Tunghuların yani doğulu barbarların soyundan gelmektedirler.Bazı kaynaklarda ise Ordos bölgesindeki Sienpi gruplarından ayrılmışlardır.Tüm göçebe imparatorluklarda olduğu gibi Juan Juan imparatorluğu da birçok unsurdan meydana geldiğinden ve çok çeşitli kavimleri etkisi altına  aldığından mesele oldukça karışıktır.

Juan Juan-Avar özdeşliği aleyhine kanıtlar mevcuttur. Çin kaynaklarında, Juan Juan gruplarının batıya kaçmış olabileceğine ilişkin bilgi mevcut değildir. Juan Juanlarla Avarların özdeş olmadığını belirten görüşün en önemli kanıtlarından birisi Göktürk kitabeleridir. Göktürk kitabelerine göre Kül Tigin’in cenazesine Avar isimli bir kavimin katılmış olması dikkat çekicidir.Bu durumda Avarların, Juan Juanların kalıntısı olduğunu düşünemeyiz.

Bazı aşiret bilimcilere göre Juan Juanlar, tıpkı Sienpi’ler gibi Moğol aslındandır. Bunların önderlerinden Şö-luen(Tolun) adındaki hükümdar, Kobdo ve Urungu tarafından bulunan, Töleş ve Uygur Türklerinin atalarını temsil ettiği sanılan Kao-kiyü denen bir kabileyi 402’de boyundurluk altına alarak kabilesinin kaderini çizmiştir. O zaman Juan Juanlar bütün kuzey Gobi boyunca doğuda, Kore sınırında Leao-ho ırmağından, batıda yukarı İrtiş ve Karaşahr yakınlarına kadar uzanan bir sahaya hükmediyorlardı.[iv]

Göçebe güçlerden biri olan Topalar Çin’in kuzey kısmını işgal ettiğinde ve 386’da Topa Kuy’un şahsında ilk Vey imparatoru tahta çıktığında Juan Juanlar İç Asya’da egemenlik kurdu. Juan Juanların hızla yayılması muhtemelen Topaların Çin’e çekilmesini mümkün kılmıştı.Juan Juan imparatoru Şö-luen 394’ten sonra ilk olarak Ordos’taki Hiungnular ve Sienpiler hakimiyeti altına aldı, ardından Topalarla yapılan sürekli savaşlar karşısında Gobi’nin kuzeyine yürüdü ve 402 civarında Karaşahr havalisinde Kaoküleri yenilgiye uğrattı.Juan Juanların sınırı kuzeyde Baykal Gölü, doğuda Hingan Dağları, batıda ise Karaşahr’ın kuzeyindeki sahaya kadar uzanıyordu.

Bu yeni göçebe imparatorluğua karşı Kuzey Çin’in Wei veya Tabgaç kralları bir sürü önleyici tedbir almak zorunda kalmıştır. Topa Kueyi(386-409) Juan Juan kağanı Şö-luen’i Sarı Nehrin büyük kıvrımının ötesine atan seferi bu duruma örnek teşkil etmektedir. Topa Sseu(409-423) Juan Juanlara karşı Büyük Çin Seddi’nin yakınlarında kuzey tarafında korumaya devam ederken Güney Milli Çin İmparatorluğu’ndan Honan ile birlikte büyük Lo-yang şehrini alarak(423) güneye doğru genişlemeye başlamıştır. Babası Topa Sseu’dan sonra tahta geçen Topa Tao(423-452), 425’te Juan Juanlara karşı bir akın düzenleyerek bu tehdidi savuşturmuştur. Kuzey Çin’i birleştiren Topa Tao Gobi’de  Juan Juanlara karşı büyük muharebelere girişerek Juan Juanlara büyük kayıplar vermiştir.445’te Tabgaç ordusu, Batı yolunu kapadığı için Lob-nor’u cezalandırmaya gitmiş ve 448’de Tabgaç generali Wan Tu-kueyi Karaşahr ve Kuça’yı vergiye bağlamıştır.449’da Juan Juanların peşine  düşen  Topa Tao Gobi’ye üçüncü bir sefer daha tertip etmiştir.

Tabgaçların Çinlileşmesi ve Buda dinine dönmesi bir müddet daha onlarda Türk enerjisini örtememiştir. Topa Siyün’ün döneminde(452-465) Tabgaçlar Hami sahasını işgal etmişler(456) ve Gobi’de Juan Juanlara karşı bir akın daha düzenlemişlerdir(458). Diğer taraftan Juan Juanların Turfan’ı işgal ettikleri, oradaki Tsu-kiyü hanedadını tahttan indirip kendilerine tabi bir aileyi tahta oturttukları da bir gerçektir(460). Topa Hong döneminde (465-471) Tabgaçların fetihleri güneydeki Çin İmparatorluğunun aleyhine olmuştur. 466’da Peng-çeng’in fethi, 467’de Huai-ho havzasının fethi, 469’da Şan-tong’un fethi gibi.

Juan Juanların Çin ile olan bu kadar savaşına rağmen ve geçici Çin zaferlerine rağmen Juan Juanları kendi topraklarında ezmek asla mümkün olmamıştır. Her zamanki gibi içerden meydana gelen dağılmalar imparatorluğun sonunu getirmiştir. Dağılma 520’li yıllarda başladı. Daha önceki bir Kaokü saldırısı dolayısıyla Çinlilerden himaye istemiş olan bu yeni hükümdar Polomen, Anakuy’u sürgüne gönderdi. Bu seferde Anakuy yardım için Çinlilere başvurdu. İmparatorluğun merkezini  Huangho’nun büyük kıvrımının kuzeyinde bulunan doğu yarısını Anakuy aldı. Polomen’e Kuku-nor merkez olmak üzere batı yarısı düştü. Ancak Polomen bu durumu kabullenemedi ve batı komşuları olan Heftalilerden ittifak talep etti. Heftali hükümdarı, ittifakın nişanesi olarak Polomen’in üç kız kardeşini eş olarak  aldı, fakat ittifak kısa ömürlü oldu. Çünkü Çinliler Polomen’i yakaladılar.

Anakuy eş olarak Çinli bir prenses almıştı, ablası ise Çin imparatoru Siao Vuti’nin karısı oldu. Bu olaylar artık inisiyatifin Çinlilerin lehine geliştiğini işaret ediyordu.Juan Juanların uyruğu durumundaki Göktürk hükümdarı Tumen 546’da Anakuy’dan bir eş istedi. Kendi uyruğundan birinin bu ricası Juan Juan hükümdarını öfkelendirdi ve haklı olarak evlilik teklifinin arkasında siyasi planlar olduğunu düşündü. Tumen, ricasının reddedilmesi üzerine Çinlilere yöneldi ve onlar 551’de kendisine Çinli bir gelin gönderdiler. Sonraki yıl içinde 552’de Göktürkler Anakuy’un ordularını yenilgiye uğrattı ve mağlup juan juan hükümdarı intihar  etti. Yenilgiye uğrayan Juan Juanların bir kısmı ölen hükümdarın oğlu Anlocen önderliğinde Çin’e kaçtı. Ne var ki kısa bir süre sonra Çinliler kaçkınları Göktürklere teslim etti ve hepsi öldürüldü. Böylece Juan Juan imparatorluğu tarihe gömüldü.

Juan Juanların ordu düzeni, aynı Hiungnularda ve Topalarda olduğu gibi onlu sistem üzerine kuruluydu. Orduyu on, yüz, bin ve on bin atlıdan mürekkep birlikler oluşturuyordu. Savaş kuvvetleri süvari birlikleri üzerine kuruluydu. Asilleri at zırhı ve altın koşum takımı da  kullanıyorlardı. İlk Juan Juan hükümdarı Şölun, 402’de kağan unvanını aldı. Bu unvan Sienpiler tarafından kullanılıyordu. Fakat bir yönetici unvanı olarak ilk defa Juan Juanlar yaygın olarak kullanmıştı.Bu unvan daha sonraları Göktürklerden Moğollara kadar ulaştı ve İç Asya hükümdarlarınca çok yaygın olarak kullanılan bir unvan haline geldi. Kısaltılmış şekli olan han biçimi bu yüzyıla kadar Asya’nın çeşitli yerlerinde kullanılmıştır. Bu unvan Orta Asya Türk hanlıklarından başlayarak İran ve Kuzey Hindistan Müslüman dünyasına kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Kağanın yanında bir de kağan hanım bulunuyordu.Bu unvan ise İç Asya’da Sienpilar tarafından kullanılmaktaydı. Bu kelime zaman zaman ‘hatun’ şeklinde muhafaza edilmiştir.

Çinliler, Juan Juanları tipik bir göçebe kavim olarak tasvir etmiştir. Sürekli olarak otlak değiştiren, avcılık ve hayvancılıkla uğraşan insan topluluğu tanımı kullanılmıştır. Göçebeliğin bir sonucu olarak at ve koyun yetiştirmeleri idi. En önemli ticaret metaları ise hediye ve vergi olarak da kullandıkları samur kürküydü. İklimle bağlantılı olarak yuvarlak Keçe çadırlarda hayatlarını devam ettiriyorlardı. En önemli gıdaları kımız ve et idi. Bu temel gıdaların yanı sıra haşlanmış taze buğday, darı ve kendir tohumuydu.

Vaktiyle Juan Juanlarda insanın hafızasını kaybetmesine yol açan bir işkence usulünden söz edilmektedir. Önce esirin başı kazınarak saçları tek tek kökünden çıkarılırmış. Bir kasap aracılığıyla bir devenin derisi yüzülürmüş. Boyun kısmından alınan deriyi parçalara ayırır, taze taze esirin başına sımsıkı sarılırmış. Böyle bir işkenceye maruz kalan tutsak ya acılar içinde kıvranarak ölür veya hafızasını tamamen yitiren , ‘Mankurt’ adı verilen bir köle olurmuş. Deri geçirilen tutsağın boynuna bir tahta kalıp bağlar, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye uzak, ıssız bir yere götürürlermiş.

Mankurt burada aç, susuz, güneş altında birkaç gün bırakılırmış. Sonra Mankurt adı verilen köle çölden getirilir, boynundaki kalıbı çıkarır ve ona yemek verilirmiş. Annesini, babasını, doğduğu yeri unutan tutsak artık kendisini sadece karnını doyurmaya çalışan bir varlık olarak görmeye başlamıştır. Sahibi olarak gördüğü kişi, ona sıkça yemek verip onu kendine  bağlarmış. Artık bir Mankurt olan bu kişi, sahibinin sözünden çıkamayacak, emirleri eksiksiz yerine getirecek bir ‘robot’tan farksızdır. Sahibi ne kadar zorlu, sıkıntılı işler verse de mankurt onları yapmayı çoğu zaman başarmıştır. Juan Juanların bir tutsağı mankurt yaptıkları duyulur, öğrenilirse, artık onu en yakınları bile kurtarmak istemezmiş, çünkü geri dönüşü yokmuş[v].

Juan Juanların çeşitli boylardan oluşan çok milliyetli bir topluluk olduğunu yazının başında belirtmiştik. Bu durumun çeşitli sosyolojik yansımaları mevcuttur. Boy reisleri her yıl aynı tarihte kağan liderliğinde Tunhuang’ın kuzeyindeki daimi bir yerde bir araya geliyorlardı. Burada yaptıkları törenlerle kurbanlar adıyorlar ve çeşitli istişarelerde bulunuyorlardı. Gök’e tapınıyorlardı fakat ilkel monoteizm dışında ruhlara da inanıyorlardı. Boy dininin rahibi, ruhlar ve insanlar arasında aracılık yapıyordu. Budizm belli oranda etkiliydi ki Çin’de tam da bu sıralarda 5 yy. da yayılmaya başlamıştı.

Kağan unvanı babadan oğla geçen bir kavramdı. Hatun unvanının büyük bir iktidar gücü vardı, özellikle taht kavgaları sırasında kağan hanımın rolü çok büyüktü. Juan Juanlarda yazıyla yürütülen idare şeklinin ortaya çıkışı, her halükarda imparatorluğun devlet olma eşiğine eriştiğini gösteriyor. Juan Juanların dili hakkında kesin bir şey söyleyemeyiz fakat Juan Juanların Sienpilerle ve Topalarla olan ilişkileri ve Çin yazısıyla kaydedilmiş, Juan Juan dilindeki kelimelerin özellikleri esas alınırsa, Juan Juan dilinin bir erken Moğol dili olduğunu düşünen Paul Pelliot muhtemelen haklıdır.

Yazar: Çağdaş DUMAN

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü


[i] Jean-Paul Roux, Orta Asya Tarihi ve Uygarlığı

[ii] Jean-Paul Roux, Orta Asya Tarihi ve Uygarlığı

[iii] Eski İç Asya’nın Tarihi, Istvan Vasary, Ötüken Yayınlarıi Sayfa 72

[iv] Bozkır İmparatorluğu, Rene Grousset, Ötüken Yayınları, Sayfa 91

[v] Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asla Bedel, Ötüken Yayınları, 1991

KAYNAKLAR

Istvan Vasary, Eski İç Asya’nın Tarihi, Ötüken Yayınları

Jean-Paul Roux, Orta Asya Tarih ve Uygarlık, Kabalcı Yayınları

Cristopher I. Beckwith, İpek Yolu İmparatorlukları Bronz Çağı’ndan Günümüze Orta Asya Tarihi, ODTÜ Yayıncılık

Rene Grousset, Bozkır İmparatorluğu, Ötüken Yayınları

Peter Golden, Türk Halkları Tarihine Giriş, Ötüken Yayınları

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Antik Yunan Demokrasisi ve Modern Demokrasinin Karşılaştırılmas

Demokrasi yaklaşık 25 yüzyıl önce Antik Yunan’da icat edilmiş bir kavramdır. Geçen zaman içinde toplumsal, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle