Güncel Yazılar

Türkiye–Azerbaycan İlişkileri

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, çok boyutlu ve doğal olarak hakkında pek çok şey yazılabilecek bir konudur. Biz bu kısa değerlendirmemizde, Azerbaycan’ın 1991’de bağımsızlığına kavuşmasını takiben, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin genel çerçevesi üzerinde durmaya çalışacağız.

Türkiye ve Azerbaycan toplumları uzun yıllar boyunca aynı çatı altında yaşamışlardır. Fakat, devletleşme sürecinde tarihin belli dönemlerinden itibaren bu iki toplum farklı devletler kurmuş, farklı siyasi hakimiyetler altında yaşamaya başlamışlardır. Özellikle Osmanlı ve Safevi döneminde bu iki toplum arasında ciddi kopukluk, hatta, toplumsal düzeyde değilse de devlet düzeyinde çatışma yaşanmıştır. 20. yüzyılın başlarında, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçilmiş ve Kuzey Azerbaycan topraklarında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ömrünün kısa olması dolayısıyla bu iki devlet arasında ciddi bir ilişki gelişememiştir. Ama, Türkiye topraklarında Azerbaycan Türklerinin ideolojik anlamda, Azerbaycan topraklarında Türkiye Türklerinin, bağımsızlığın pekiştirilmesine ve toprak bütünlüğünün sağlanmasına katkı anlamında önemli çalışmaları olmuştur. Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği’nin işgali altında bulunduğu 1991 yılına kadar, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkiler tamamen kopmasa da, çok sınırlı olmuştur. Genellikle ilişkinin temelini hasret duyguları ve gizli faaliyetler oluşturmuştur.

Bağımsızlık sonrası ikili ilişkiler
1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığına kavuşması sürecinden itibaren, iki toplum arasındaki ilişkiler yeniden gelişmeye, güçlenmeye başlamıştır. Bağımsızlık mücadelesi döneminde Azerbaycan’ın, en çok yardımı Türkiye’den gördüğü herkesçe bilinen bir gerçektir. Aslında, Türkiye’nin hiçbir şey yapmayıp, sadece devlet olarak varolması bile Azerbaycan’daki mücadele açısından çok önemli olmuştur.

Azerbaycan bağımsızlığına kavuştuğunda ilk olarak Türkiye tarafından tanınmış, Ermenistan’ın saldırılarına uğradığında yine en çok desteği Türkiye’den görmüştür. 7 Haziran 1992’de, Azerbaycan’daki ilk devlet başkanlığı seçimlerini kazanan bağımsızlık mücadelesi lideri Ebülfez Elçibey, Azerbaycan petrollerine ilişkin konsorsiyum projesinde, Rusya ve İran’a yer vermezken, Azerbaycan’dan sonra en büyük payı, büyük devletlerin ve dev petrol şirketlerinin itirazlarına rağmen Türkiye’ye vermiştir. Tüm bunlar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin başlangıç noktası için iyi örnekler olarak dikkat çekmektedir.

Fakat, bazı yetkililerin aşırı çekingenliği, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin daha başlangıçta istenilen noktalara taşınamamasına neden olmuştur. Bunun en önemli örneğini, Azerbaycan’ın yoğun taleplerine rağmen 1992-1993 döneminde Türkiye siyasi yönetiminin askeri işbirliği anlaşmasına yanaşmamış olmasıdır. Ermenistan’ın Rusya ile benzer bir anlaşma imzaladığı bir dönemde, Türkiye yetkililerinin bu tür bir anlaşmayı “maceraya atılmak” olarak yorumlamaları, kanımızca Ermenistan’ı Azerbaycan’a yönelik saldırılarında cesaretlendirmiştir. Türkiye-Azerbaycan ilişkileri açısından bu konunun olumsuz anlamda önemi, ilişkilerin gelişmesine karşı olanların bu durumu koz olarak kullanmaya çalışmaları olmuştur.

Azerbaycan’ın bağımsızlığına kavuşmasından bu yana geçen 10 yılı aşkın süreye göz attığımızda, iki ülke arasındaki ilişkilerin önemli mesafe katettiğini söyleyebiliriz. İlişkiler başlangıçta duygu ve ideoloji yoğunluklu bir dönem geçirmiştir. Bu iki ülke açısından da geçerli olmuştur. İkinci aşamada kişisel ilişkiler ön planda olmuştur. Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev arasındaki ilişkiler bunun örneği olmuştur. Hem Azerbaycan’da, hem de Türkiye’de konuyu sadece komşuluk ilişkileri çerçevesinde değerlendiren kesimler olmuştur. Bunlar daha çok liberal ideolojiye sahip kesimler olmuştur.

Günümüzdeki iki ülke arasındaki ilişkilerin boyutuna dikkat ettiğimizde, ilişkilerin salt ideolojik, salt kişisel boyutlardan sıyrıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İlişkilerin gelişmesini kıskançlıkla karşılayan, bunu kendi ideolojik çıkarlarıyla çatışan durum olarak gören kesimlerin bile durumu kabullendiklerini, hatta birçok boyutuyla desteklediklerini görmekteyiz.

Karşılıklı olarak her iki toplum birbirlerinin sorunlarına duyarlılıklarını devam ettirmektedirler. Hem Türkiye’de, hem de Azerbaycan’da yapılan kamuoyu araştırmalarında, iki ülke halkının “kendinize en yakın halk olarak kimi görüyorsunuz” sorusuna cevap olarak bir birlerini göstermeleri de şaşılacak bir durum değildir.

İlişkilerin durumu potansiyelinin altında
İki ülke arasındaki ilişkilerin, önemli düzeyde bulunmakla beraber, halen potansiyelinin çok altında bulunduğu rahatlıkla söylenebilir. Özellikle ekonomik ilişkilerin bir türlü istenen seviyeye yaklaşamaması kaygı verici olmuştur. Son yıllarda Azerbaycan’a giden Türkiyeli yetkililerin, Rusya ve İran şirket ve işadamlarına oranla Türkiye şirket ve işadamlarına daha ağır şartlar oluşturulduğu şeklinde şikayetlerde bulunmaları bunun göstergelerindendir. Ekonomik ilişkiler açısından olumlu örnekler olarak, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum (Şahdeniz) Doğalgaz Boru Hattı gösterilmektedir. Her iki projenin oldukça büyük olması ve kaderinin sadece Türkiye ile Azerbaycan’ın elinde olmaması dikkate alınmakla beraber, bu projelerin, ilişkilerin 13. yılında halen bitirilememiş olması eleştirilerimizi doğrular niteliktedir.

Hem Türkiye’nin, hem Azerbaycan’ın jeopolitik durumunu göz önünde bulundurduğumuzda, bu iki ülkenin karşılıklı yakınlaşma, entegrasyon konusunda atması gereken çok adım bulunduğunu söyleyebiliriz. Geride bırakılan 13 yıl içerisinde Azerbaycan’da daha yoğunluklu olmak üzere, her iki ülkede entegrasyon süreçlerine ilişkin çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. Bunlar içerisinde, bu iki devletin ya ortak bir devlette, bir federasyon ya da konfederasyon çatısı birleşmesi gerektiğini söyleyenler de olmuştur. Günümüz uluslararası sistemi ve ülkelerin iç dinamikleri de dikkate alındığında bunlardan hangisinin olabileceğini kesin olarak söylemek çok zordur. Ama, iki ülke arasındaki entegrasyon sürecinin hızlandırılmasının iki ülke sorunlarının ortak kaynaklar ve diğer ortak olanaklar aracılığıyla çözülmesinin, Azerbaycan ve Türkiye’nin ortak çıkarları doğrultusunda önemli adımlar olacağı unutulmamalıdır. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geliştirileceği çerçeve, Türkiye’nin bölgesindeki diğer ülkelerle de geliştireceği ilişkiler açısından model teşkil edebilir.

Araz ASLANLI, TUSAM, KAFKASYA Araştırmaları Masası
Kaynak: tusam.net/makaleler.asp?id=93&sayfa=23

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Fırat Kalkanı Harekâtı küresel güçlere karşı mı yapılıyor?

Hükûmet, “FIRAT KALKANI OPERASYONU NEDİR? EL-BAB NEDEN ÖNEMLİDİR?” başlığı altında bir açıklama yayınladı. (1) Açıklama, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle