ankara escort
Güncel Yazılar

Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan İşbirliği ve Gürcistan Türkleri

Türk medyasına pek yansımasa da, Azerbaycan ile Gürcistan arasında Kasım 2004 ortalarından itibaren başlayan düşük düzeyli gerginlik devam etmektedir. Son gerginlik, iki ülke arasındaki demiryolu taşımacılığındaki sorunlardan ve Gürcistan Türklerine (Gürcistan’daki Azerbaycan Türklerine) karşı yapılan haksızlıklardan kaynaklanmaktadır. Bunlardan ilki, yeni döneme ilişkin bir sorun olmakla beraber, ikinci sorun uzun zamandan beri var olan, fakat ilgili tarafların önemsemedikleri bir sorundur.

4 Kasım 2004 tarihinden itibaren Azerbaycan, Gürcistan’a giden trenleri durdurarak bu trenlerdeki malların son varacağı adreslere ilişkin araştırma başlatmıştır. Azerbaycan’ı buna iten neden, Azerbaycan’dan demiryolu ile Gürcistan’a giden malların bir kısmının Ermenistan’a gönderildiği iddiası olmuştur. Bu iddia, hem Azerbaycan’dan hem de Orta Asya’dan gelip Azerbaycan üzerinden Gürcistan’a giden mallar için söz konusu olmuştur. Aslında, toprakları Ermenistan tarafından işgal altında tutulan Azerbaycan’ın böyle bir uygulamaya nasıl müsaade ettiği konusu yıllardan beri, Azerbaycan medyası ile beraber Türk medyasında da tartışılmaktadır. Azerbaycan’ın Gürcistan’la imzaladığı taşımacılık anlaşmalarının, Azerbaycan üzerinden transit olarak geçen malların Ermenistan’a ulaştırılmasını açıkça yasaklamasına rağmen, bu konuya fazla hassasiyet gösterilmemekteydi. İlk defa 4 Kasım 2004’te Azerbaycan Devlet Gümrük Komitesi, varacağı adresler netleşmemiş olan vagonların geçişini durdurmuştur. Bunun üzerine Azerbaycan-Gürcistan sınırında binlerce vagon birikmiş ve Gürcistan tarafı transit geçişleri zorlaştırdığı gerekçesiyle Azerbaycan’ı suçlamıştır. Kasım sonlarına doğru gerginlik basına yansımış, Azerbaycan’ın Gürcistan Büyükelçisi Ramiz Hesenov, Gürcistan Dışişleri Bakanlığı’na davet edilerek bilgi istenmiş, ardından Gürcistan Devlet Demiryolu İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Ramaz Georgadze yetkililerle görüşmek üzere Bakü’ye gitmiştir. Azerbaycan yetkilileri yaptıkları açıklamalarda, bu adımların Gürcistan’a karşı olmadığını, varacakları son adresler kesinleşmeyen vagonların sınırdan geçişlerine müsaade edilmesinin söz konusu olamayacağını, Ermenistan’a gideceği belirlenen vagonların ise geri yollanacağını ifade etmişlerdir. Nitekim, yapılan araştırmaların ilk sonuçlarının alınmasıyla birlikte, 28 Kasım 2004’ten itibaren Ermenistan’a gidecek olanlar dışındaki vagonların Gürcistan’a geçişine müsaade edilmiştir. Fakat, halen sıkı kontroller yapılması sebebiyle geçişler sınırlı şekilde gerçekleştirilmektedir.

Demiryolu gerginliği sürerken, Gürcistan’da Türklerin yoğun olarak bulundukları Kvemo-Kartli (Borçalı) bölgesinde başka bir gerginlik yaşanmıştır. 4 Aralık 2004’te, bölgedeki Aşağı Kullar köyünde toprak ve şirket sahibi Gürcü kökenli kişilerin yerel hakla yaşanan gerginlik sırasında ateşli silah kullanmaları sonucunda yaşlı bir bayan öldürülmüş, bir kişi ise yaralanmıştır. Bölge halkı olaya sert tepki vermiş, bölgede, Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te ve Bakü’de gösteriler yapmıştır. Bu olayı, Gürcü tarafının, Azerbaycan’ın demiryolundaki sınırlamalarına karşılık olarak yaptığını iddia edenler de olmuştur. Fakat, aslında Gürcistan’daki Türklerin sorunları köklüdür.

İhmal Edilen Gürcistan Türkleri
Gürcistan, Türklerin en büyük ikinci etnik grup oldukları az sayıdaki ülkelerden birisidir. Bu ülkede çok eski dönemlerden beri Ahıska Türkleri, Azerbaycan Türkleri olarak nitelendirilen Türk grupları yaşamaktadır. Sovyetler Birliği döneminde sürgün edilen Ahıska Türklerinin tamamına yakını Gürcistan dışında bulunmakta ve AGİT’in kararlarına rağmen Gürcistan onların yurtlarına dönüşünü bir türlü sağla(ya)mamaktadır.

Gürcistan’daki Azerbaycan Türklerinin sayısına ilişkin çeşitli rakamlar ortaya konmaktadır. 2002 nüfus sayımında sayıları 284761 kişi ya da başka bir deyişle ülke nüfusunun % 6.5 olarak tespit edilmesine rağmen, bağımsız kaynaklar bu rakamın 400 binin üzerinde olduğunu ve sosyo-ekonomik sorunlar yüzünden çoğu kişinin Gürcistan dışında bulunduğunu belirtmektedirler.

Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde ve sonrasında Gürcistan’daki tüm azınlıklar Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü tehlikeye atacak faaliyetler içerisine girerken, Türkler her zaman için devlete en sadık topluluk olarak nitelendirilmişlerdir. “En sadık topluluk” genelde tarım yoğunluklu ekonomik faaliyetler içerisinde bulunup, sosyal-siyasal yaşamdan büyük ölçüde uzak durduğu için sürekli “ödül”lendirilmiştir (!). İlk “ödül”lerini radikal milliyetçi Gürcistan Devlet Başkanı Gamsahurdiya zamanında göçe zorlanmak suretiyle alan Türkler, Şevardnadze döneminde de yaşadıkları yerlerin isimlerinin zorla Gürcüleştirilmesi ve toprak reformlarında kendilerine haksızlık yapılması suretiyle “ödül” yağmuruna tutulmuşlardır.

Azerbaycan yetkililerinin ve Gürcistan’daki Azerbaycan Büyükelçisi’nin Kasım 2003’te Gürcistan’da yaşanan iç siyasi gerginlik sırasında Şevardnadze’yi açıkça desteklemesi ve şu anda yönetimde olan Gürcü muhalefetine sert suçlamalar yönetmesi, Azerbaycan-Gürcistan ilişkilerini olduğu kadar Gürcistan’daki Türklerin durumunu da tehlikeye atmıştır. Aynı günlerde Saakaşvli’nin bir söyleşisinde, Azerbaycan Türklerini “en sadık taraftarları” ve “Gürcistan’ın milli serveti” olarak nitelendirmesi, bazı olumlu gelişmelerin işaretlerini taşımışsa da, bu açıklamaların pratik anlamda çok az sonucu olmuştur.

Gürcistan’ın demokratikleşmeye başladığı bu yeni dönemde, Türkçe ve Gürcüce yayınlanan “Yeni Düşünce” isimli gazetenin siyasi baskılar nedeniyle yayıma ara verdiği açıklanmıştır. Eğitim alanında bazı girişimlerde bulunulmuşsa da, bu çabalar gerekli olanın çok altında kalmıştır. Türkler parlamentoda Şevardnadze döneminde altı milletvekili ile temsil edildikleri halde, yeni dönemde parlamentoya sadece üç Türk girebilmiştir. Olumlu gelişmelere örnek olarak ise, 1947’den bu yana kapalı tutulan Azerbaycan Tiyatrosu’nun Saakaşvili’nin iktidarı döneminde yeniden açılması gösterilebilir.

Gürcistan’daki Türkler açısından en önemli sorun ise, mevcut toprak yasasının onların toprak sahibi olmasını engellemesi konusudur. Mevcut yasa Gürcistan vatandaşı olan Türklerin yaşadıkları topraklardan, sadece Gürcü asıllı toprak sahiplerinden kiralama yoluyla yararlanabilmesini öngörmektedir. Bu Gürcistan’daki soydaşlarımızın ayrımcılığa tabi tutulmasının göstergesi olmakla beraber, toprak sahibi Gürcülerin, zaman zaman Türklerle gerginlik yaşamalarına neden olmaktadır.

Kafkasya’da stratejik çizgilerin belirginleşmeye başladığı ve Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan üçlüsünün ilişkilerini her geçen gün daha da yoğunlaştırdıkları bir dönemde, Gürcistan’daki Türklerin sadık vatandaş konumlarını sürdürmeleri elbette beklenmesi gereken bir davranış tarzı olacaktır. Fakat, onların bu tutumlarının karşılığı, Gürcistan’daki diğer topluluklara nazaran daha az siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik hak sahibi olmaları olmamalıdır. Bu durumun, Gürcistan Türklerini sürekli ihmal eden Türkiye ve Azerbaycan yetkilileri tarafından fark edilmesi ve bu topluluğa yönelik olarak özel politikalar izlenmesi gerekmektedir. Burada “özel politikalar”dan, Gürcistan’daki Türk nüfusun örgütlenerek ayrılıkçı hareketlere yönlendirilmesi kastedilmemektedir. Fakat, unutulmaması gerekir ki, “daimi dostlukların değil, daimi çıkarların” geçerli olduğu dünyamızda, Gürcistan Türkleri Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan işbirliğinin güvencesi de olabilirler.

Araz ASLANLI, TUSAM, KAFKASYA Araştırmaları Masası
Kaynak: tusam.net/makaleler.asp?id=136&sayfa=21

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Fırat Kalkanı Harekâtı küresel güçlere karşı mı yapılıyor?

Hükûmet, “FIRAT KALKANI OPERASYONU NEDİR? EL-BAB NEDEN ÖNEMLİDİR?” başlığı altında bir açıklama yayınladı. (1) Açıklama, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir