Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Türkiye-İran İlişkilerinde Ulusal Güvenlik Kaygısı

Türkiye ve İran, Ortadoğu coğrafyasında köklü geçmişe ve önemli stratejik konuma sahip iki devlettir. Bu iki devlet, tarihsel süreç içerisinde büyük bir düşmanlığa sahip olmamakla beraber birbirleri ile bölgesel rekabet içinde bulunmaktadırlar. Türkiye ve İran’da taban bulan Kürt ayrılıkçı hareketi iki ülke ilişkilerinde oldukça önemli bir konuma sahiptir. Bu durumdan dolayı iki ülkenin ulusal güvenlikleri tehlike altındadır.

İran, yaklaşık olarak 5 milyon Kürt nüfusu içinde barındırmaktadır. Kürdistan, Kirmanşah ve İlim gibi illerde Kürt nüfus çoğunluktayken Batı Azerbaycan, Loresta ve Horosan illerinde azınlıktadırlar. Kürtler arasında lehçe ve mezhep farklılıkları bulunmaktadır. Batı Azerbaycan ve Horosan’da Kırmançi, Kürdistan’da Sorani lehçesi konuşulmaktadır. Kürtlerin %30’u Şii iken diğer Kürtler genellikle Şafi mezhebine mensuptur. Kürtlerin lehçe, mezhep ve coğrafi dağılımları siyasi eğilimlerini de etkilemektedir. Kürdistan eyaletindeki Sünni Kürtler Kuzey Irak Kürtlerine, Batı Azerbaycan’daki Kırmançi Kürtler ise Türkiye’deki Kürtlere yakınlık göstermektedir.[i] Bu durum Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden PKK terörünü İran olmadan analiz etmemizi imkansız kılmaktadır.

Bölücü terör örgütünde meydana gelen misyon değişiklikleri İran’ı denklemin içerisine çekmiştir. Özellikle terörist başı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra örgütün geleceği belirsiz bir hal almıştır. Bu aşamada Abdullah Öcalan tarafından ‘Demokratik-ekolojik toplum’ ve ‘demokratik konfederalizm’ tezi ortaya atılmıştır. Bu girişimin paralelinde örgüt yapısal olarak birtakım değişikliklere gitmiştir.2003 yılında Kongra-Gel terör örgütü bu değişimin bir ürünüdür. Bu çatı örgüt altında Kürtlerin yaşadığı dört ülkede kendilerine özgü örgütlenme ve parti kurma düşüncesi gündeme gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’de KADEK, İran’da PJAK, Irak’ta Demokratik Çözüm Partisi, Suriye için ise Demokratik Birlik Partisi kurulması kararı alınmıştır.[ii]

Bu durumun sonucunda PJAK 2004 yılında ilk kongresini gerçekleştirerek faaliyetlerine başlamıştır.[iii] PKK’nın strateji değişimi ve PJAK’ın kurulmasının ABD-İran gerginliğinin tırmandığı bir döneme denk gelmesi PJAK’ın bölge denkleminde önemli bir yer edinmesine fırsat vermiştir. PJAK, PKK’yı ‘Kürt tarihindeki en büyük hareket’ olarak belirtmekte ve ideolojilerini ‘Apoizm’ olarak tanımlamaktadır. Amacını ‘İran Federal Demokratik Cumhuriyeti’ kurmak olarak açıklayan örgüt, tüzüğünde Kongra-Gel’i ‘ana çatı örgüt olarak tanımlamakta ve bu örgütle aynı çizgiyi takip etmeyi bir zorunluluk olarak görmektedir.[iv]

Bu mevcut tabloya rağmen Türkiye ile İran Kürt ayrılıkçı hareketine karşı uzun yıllar ortak bir tavır sergileyememiştir. Hatta İran uzun yıllar PKK’nın faaliyetlerine göz yummuştur. Bölücü terör örgütünün halen İran sınırları içerisinde Şehidan, Kozareş, Danbat, Türeş ve Kuran olmak üzere beş kampı mevcuttur. İran, PKK’yı İKDP ve KOMULE gibi diğer Kürt partilerine karşı denge unsuru olarak kullanmıştır. İran’daki PKK varlığı yüzünden iki ülke sık sık karşı karşıya gelmiştir. Özellikle 1993-95 yılları arasında iki ülke adeta savaşın eşiğinden dönmüştür. PKK’nın İran’daki kampından sınır karakollarımıza saldırılar düzenlenmiş, çok sayıda Mehmetçik şehit düşmüştür. Bu durum üzerine İran sınırı içindeki PKK kamplarına operasyon yapılması gündeme gelmiştir. İran’a askeri operasyonu değerlendirmek için toplanan olağanüstü MGK toplantısında dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in muhtemel bir operasyonun iki ülke ilişkilerine zarar vereceğini düşünerek ağırlığını koyması sonucu operasyon askıya alınmıştır.

İran’ın terörle mücadelede iyi bir sicile sahip olmamasına rağmen bölgede değişen dengelere paralel olarak İran’ın tutumunda da değişiklikler yaşanmıştır. Amerika’nın Irak’a yerleşmesi ve İsrail destekli Kuzey Irak’taki Kürt yapılanmasının İran karşıtı hareketlere yönelme ihtimali İran’ın tutumunun değişmesinde etkili olmuştur. PKK geleneksel destekçileri olan İran ve Suriye’den uzaklaşmaya başlamıştır. İran ve Suriye’den uzaklaşmaya başlayan PKK, bölgedeki varlığını devam ettirebilmek için ister istemez Amerika çizgisine yaklaşmaya başlamıştır.

İran’ın terör konusunda Türkiye ile işbirliğine girmesinin bir diğer önemli sebebi ise Halkın Mücahitleri Örgütü olmuştur. Marksist ve İslami argümanlara sahip söz konusu örgüt 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra rejime karşı silahlı mücadeleye başlamıştır. Özellikle Saddam rejiminden ciddi derecede destek alan örgütün Irak sınırları içinde 5 bin silahlı militanı bulunmaktadır. İran’ın Saddam rejimi devrildikten sonra örgütün Irak’tan çıkarılması konusunda yaptığı girişimler başarısız olmuştur. İran’ın mevcut durumu terör konusunda Türkiye ile işbirliğini kaçınılmaz kılmıştır. Gelişen ilişkiler çerçevesinde 2004 yılında iki ülke karşılıklı olarak Halkın Mücahitleri Örgütü ve PKK’yı terör örgütü listelerine almıştır.

Önümüzdeki günlerde Türkiye-İran ilişkilerinde ABD faktörünün daha etkili olduğu görülmektedir. Amerika ile İran arasındaki soğuk savaşın önümüzdeki günlerde sıcak çatışmaya dönebileceğine yönelik sinyaller mevcuttur. Böyle bir durumda Türkiye, İran’ın Kürt bölgesinde ikinci bir Kuzey Irak muammasıyla burun buruna gelebilir. Türkiye’nin böyle bir durumla karşılaşmaması için bölgedeki gelişmelere her zamankinden fazla yön vermesi gerekmektedir. Aksi takdirde Türkiye’nin jeostratejik konumu nedeniyle içinde bulunduğu ulusal güvenlik kaygısı çok değişik boyutlar alabilir. Türkiye’nin ABD ile İran arasında arabulucu rol üstlenmesinin tartışıldığı şu günlerde bu konuda daha somut adınlar atması için uygun zemin mevcuttur. Kamuoyunda ‘Demokratik Açılım’ olarak adlandırılan süreçte tıpkı Suriye ile olduğu gibi İran devletiyle de işbirliği yapma ihtiyacı mevcuttur. Aksi takdirde oluşan durum PKK’nın İran’a kaymasına zemin hazırlayacaktır. İran-ABD gerginliğinin sıcak bir çatışmaya dönüşmesinden önce PKK-PJAK terör örgütünün İran’daki varlığına son vermesinin sağlanması Türkiye açısından oldukça önemlidir.

Yazar: Çağdaş DUMAN

Kaynak: caspianweekly.org


[i] Arif Keskin, PKK’nın Bölgedeki Yeni Misyon arayışı:PJAK

[ii] Hosrov Kortpur, Hezb-e Pjak Der Kordestan-e erag, 29 Ekim 2007, www.voanews.com/persian

[iii] PJAK ilk kongresinde Almanya vatandaşı olan Abdularahman Haciahmedi’Yİ başkan seçmiştir..

[iv] Bütün bu bilgiler PJAK’ın Farsça yayımladığı tüzükten alınmıştır.Bkz. PJAK’ın tüzüğü, 1 Kasım 2007, http://garela.blogfa.com/85081.aspx.

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Suriye Krizi Sonucu Türkiye Rusya İlişkileri

Darbe sonrası halk oylamasıyla devlet başkanı seçilen Hafız Esed ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiştir. Hafız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret